1989 Yılında Proofhead

Tam olarak bu fotoğrafta görüldüğü gibiymişim. Farkedebileceğiniz üzere tombiş, şişman, pofuduk mofuduk bişeymişim. Çömeldiğim zaman bacaklarımın yanlarından etler pörtler çıkarmış. Acayipmişim.

Farkedebileceğiniz üzere yine kafam normallere göre epey büyükmüş. Zaten halen de büyüktür gerçi. Neyse, işte o zamanlardan beri ben düştüğüm zaman kafam hep yaralanırmış. Annemler sonraları korkmuşlar bu çocuğun başında ur falan olmasın diye. Gitmişler doktora. Yokmuş ur falan. Başım büyükmüş sadece. Tosun olmak başa bela.

Biraz daha götü başı toplayıp yavaştan yürümeye falan başlayınca daha bir acayip olmuşum. Popomun ağırlığını farkedip bunu kullanmaya başlamışım. Mesela ezan okunurken “eppetteminna” diyerekten önce popomu koyarmışım yerden az yüksek bir minderin üzerinde. Onun yarattığı ağırlıkla ve yer çekimi etkisiyle savrularak mindere yerleşirmişim. Annemin anlattığı böyle.

İzmir‘de üç yaşına kadar kalmışız. Bu şişmanlık günlük hayatımı da zorlaştırıyormuş. Hep daha büyük yaşlara ait olan elbiseleri, tulumları falan giydirmişler. Ayakkabı mevzısı hep sıkıntı olmuş ayağımın üzerindeki löp etlerden dolayı. Hamur gibi birşeymişim. Ama sevimliymişim. İzmir’in İzmir olduğu zamanlarda İzmir’de yaşamışım. Şu anda en küçüğü 40 yaşında olan ama o zamanlar 15 yaşında olan mahallenin kızları, İzmir’in güzelleri, annemle beni görünce hemen gelir beni öperlermiş.

Arçelik’in ilk cd çalan müzik setlerinden vardı o zaman bizde. 6-7 yaşındayken galiba, Kayahan‘ın Üsküdar şarkısını açar, kendi etrafımda dönerek dinlermişim, sonra başım döner, düşermişim yere. Tipik salak çocuk hareketidir ama izleyenleri güldürür.

Bu şişmanlık tabi sürdü bir yedi sene kadar. İlkokul 2 gibi yavaş yavaş ayarımı buldum. Ama bu fotoğraflarım hep o sevimli yıllarıma dair bir hatıra olarak kaldı. Bugün de hazır vaktim varken yazayım dedim. Hem dünden sözüm vardı, onu da yerine getirmiş oldum. Sevgiyle kalın üşümeyin.

Two Eyes One Island

Aralık’ta gerçekleştirdiğim İtalya yolculuğuna dair yazacağım son yazı da bu olacak. Aslında buraya da çok fazla birşey yazmayacağım. Sadece İtalya’da çektiğim videolardan özel olanlar haricindekileri gayet amatörce birleştirdim. Basit de bir kurgu oluşturdum. Bu akışa soundtrack olabilecek tek parça da City Soul idi. Yani aklıma başka bir ihtimal gelmedi. Dolayısı ile videoyu hazırlarken de City Soul’un klibinden bir takım aşırmalar yaptım. Hoş görün. Bazı yerlerde video çok sallanıyor, bazı yerlerde hızlı geçiyor. Bunların bir kısmı kontrolüm dışında oldu, bir kısmını ise ben ayarladım.

Two Eyes One Island

Cagliari‘de yer alan kalenin içinde ve civarında geçiyor videodaki görüntüler. Ayrıca sokaklarını da hızlı bir şekilde görebiliyorsunuz. Bu arada videonun adı da “Two Eyes One Island” yani “İki Göz Bir Ada” oldu. Bu adı pek çok yönden kendim de beğendim. İki göz bir oda der gibi de oluyor, acayip oldu ama bence güzel oldu.

Umarım bir nebze de olsa beğenirsiniz. Şimdiden sağolun.

Kardeşimi Elektrik Çarptı

Aslında üzerinden epey de zaman geçti ama bugün parmağının son durumunu görünce en azından diğer insanlar dikkatli olsunlar iş yaparken diye yazayım dedim.

Kardeşim Murat, elektrik elektronik mezunudur liseden. Dolayısı ile devrelerle falan arası fena değildir. Gerçi biz henüz adam akıllı tamir edip önümüze koyduğu bir cihaz görmedik ama olsun yine de iyidir. Geçenlerde bir arkadaşına ait bir cihazın devresini tamir etmeye çalışıyormuş yine. Murat’ın parmağında çok ince gümüş zincirden yapılmış bir yüzük vardı. Bizimki devreyle uğraşırken bu yüzük araya bir girmiş! Malum iletken olduğundan anında ısınıvermiş ve kısa devre yapmış. Tabi metal ısındığında da bizimkinin parmağına eriyip geçmiş. Zor bela parmağından fırlatmış yüzüğü. Söylediğine göre düştüğü halıyı da eritmiş yüzük.

Hemen en yakın hastaneye koşturmuşlar. Parmakta ikinci derece yanık oluşmuş tabi. Gerekli tedaviyi pansuman falan yapıp o gün eve yolladılar. Sonrasında plastik cerrahilik bir durum olur mu diye uğraştık birkaç gün. Allahtan çok da gerek kalmadı.

Neyse, sonra yine gittik geldik falan. O kısımlar çok önemli değil. Önemli olan, eğer bu tip işlere ilginiz varsa aman Murat’ın yaptığı hatayı yapmayın. Üzerinizdeki metal aksamı bir kenara bırakın. Yalıtımlı malzemeler kullanın, böyle bir tehlike anında mühadelenin kolay olabileceği şekillerde çalışmaya özen gösterin. Elektrik işlerinden kaynakları yanıklar, yangınlar hiç de az değildir. Ben kendim bizzat havya ile kaç defa parmağımı, halıyı falan yaktım. Elektrikle uğraşırken en önemli nokta dikkat etmektir. Sonra da ne yaptığın hakkında bir fikrin olmasıdır.

Aşağıdaki fotoğraflar bazılarınızu ürkütebilir, şimdiden özür diliyorum.

Yüzüğün parmakta bıraktığı iz belli oluyor. Bu hali aradan geçen birkaç haftada iyileşmiş halidir. Parmağın orta kısmında çıkarırken zincirlerin bıraktığı izler görülüyor.

Elektrikle çalışırken dikkatli olmalıyız.

Son Dönemde Benden Hediye Kazananlar

Geçen gün yazdığım Mezun Oldum yazım epey uzun olduğu için sonuna kadar okuyup yorum yazan ilk beş kişiye Proofhead My Resort Kupası hediye edeceğim vaadinde bulundum. Evet sözümde duracağım. Aşağıda adı yazılı arkadaşlar tatil dönüşünde kupalarını alacaklar:

  1. Volkan Vardar
  2. Alper Uğurluoğlu
  3. Merve Keçeci
  4. Uğur Yamanoğlu
  5. Ahmet Ali Mert
Hayri ile Gürültü

Ayrıca Hayri İle Gürültü her programında dinleyicilerine hediyeler veriyor. İlk hafta yayınında “Fire and Forget – Operation: Freedom” albümü kazanan şanslı dinleyici:

  • Ezgi Sarıgil

Hayri İle Gürültü’den ikinci hafta yayınında “Eskirock Metal Fest Vol. IV” konserine davetiye kazanan şanslı dinleyici:

  • Orcan Eker

Hayri İle Gürültü’den üçüncü hafta yayınında “The Road – Yol” filmi orjinal DVD’si kazanan şanslı dinleyici:

  • Sercan Sezen

Tüm bu arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Sevgi ve saygılarımla hepsini kucaklıyorum.

İlk Çok Boyutlu Sinema Deneyimim

Yağızhan, Ufuk ve Nil‘in bana hazırladığı bir süpriz oldu bu. Yani bir mezuniyet süprizi diyelim :)

Espark‘ın üst katında bir yer var hemen Media Markt‘ın yanında. Çok boyutlu kısa animasyon filmler gösteriyorlar falan. Bilirsiniz böyle yerleri. Tabelasında 8D, 9D ya da 10D yazar. Bu yer de o tarz bir yerdi.

Neyse, biletlerimizi alıp sıramızı bekledik. Dört kişi girecektik. Zaman geldi ve içeri aldılar. Bir tür korku filmine girdik. Üçerli iki sıra vardı. Gözlükleri falan taktık. Windows XP ile çalışan bir sistemden ayarlamaları yaptılar ve animasyon film başladı!

Eskişehir'deki 10D Sinema

Yani o ana kadar tırt olacağını düşündüğüm bu atmosfer cidden eğlenceliymiş. yani sallanıp sarsılıp, suratımıza çarpan rüzgarlar falan olunca epey eğlendik. Seçtiğimiz filmde de habire cin, şeytan, hayalet, iskelet oradan buradan fırlıyor, çığlık mığlık atıyorduk. Baya sövdük heyecandan. Malum biz bir şeyi beğenince ya da heyecanlanınca söveriz, baya çığlık çığlığa sövdük. Aşağı yukarı 10 dakika sürdü eğlence ve bitti.

Eğlencenin en saçma kısmı da dışarıdakilere içeride olup biteni izletme olayı. Yani dışarıda bir televizyondan herkes sizin maymunluklarınızı izleyip gülüyor, ama içinden de ulan birazdan ben de gireceğimi bu kadar maymun olmayayım bari diyor. Yani bu sektörün de kendine has oluşturduğu racon bu olmuş.

Yağız’a, Ufuk’a ve Nil’e bu güzel süprizleri için teşekkür ediyorum :)

Kill Bill II Soundtrack Plağı

Kill Bill II Soundtack Vinyl

Geçen gün hepsiburada.com‘dan alamayınca çok içime oturmuştu. Ama şans yüzüme güldü ve yakın bir fiyatta başka bir yerden buldum bu plağı. Hemen sipariş ettim ve bugün geldi.

Herhalde aldığım plaklar arasında beni en çok mutlu edenlerden birisi bu olmuştur. Zira benim için Kill Bill I ve II‘nin soundtrackleri çok çok değerlidir. Özellikle Kill Bill II’nin soundtracki her biri birbirinden süper parçalar içerdiği ve Ennio Morricone‘nun efsanevi L’ Arena parçasını içerdiği için çok daha değerlidir.

Aldığım plak sıfırdı yani iğne değmemişti. Dolayısı ile sesteki kayıp sıfırdı. Hemen taktım plakçalara eve geldiğimden beri dinliyorum. Özellikle L’ Arena’yı belki 5 kere dinlemişimdir. Dediğim gibi o kadar mutluyum ki böyle bir plağı nacizane arşivime katabildiğim için anlatamam!

İleride biraz param olursa Kill Bill I’in de soundtrack plağını arayıp bulacağım ve alacağım sevgili okur. Ve sen o zaman da bunu görebileceksin. Neyse şimdi bu yazının şerefine belki sonsuz kere bir L’ Arena diyoruz ve bu yazıyı bitiriyoruz:

Mezun Oldum!

İki günlük sevinç gösterisinden sonra nihayet yazabiliyorum. Bu başlığı atabilmeyi tam 4 senedir bekliyordum lan! Evet, 20 ocak 2012 cumartesi günü, Anadolu Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü‘nden teorik olarak mezun oldum. Diplomamı falan daha almadım ama.

1. Sınıfta ben

Bu yazı sizlere benim normalde 8 dönem yani dört sene ama benim için 9 dönem süren Çevre Mühendisliği eğitimim hakkında bilgi vermek için hazırlanmıştır. İçerisinde çeşitli bilgi ve değerlendirmeler olacaktır. İlk olarak bu 9 dönem ve 4 yaz okulu boyunca aldığım dersleri listeledim aşağıya. Dersin adının önünde yazan kredisidir. Üzeri kırmızı ile çizgiliyse o dönem o dersten kalmışım demektir. Eğer dersin adı koyu ile yazılı ise o dersi AA ya da AB ile geçmişim demektir.

2007-2008 Güz Dönemi

  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Lanet ders.
  • 3,0    Technical Eng.I (Tek.İng.I): Ozan Hoca ile bu ders sayesinde tanıştım.
  • 6,0    Fizik I: Fizikten zaten nefret ederdim, bu dersle nefretim tavan yaptı.
  • 1,5    Fizik Laboratuvarı I: Resmen bir kabustu. Asistanlar bize pislikmişiz gibi davranıyorlardı.
  • 6,0    General Chemistry I( Genel K.): Eftade Hoca ile tanışma sebebimdir. Kimyayı hep sevmişimdir.
  • 2,0    Kültürel Etkinlikler: Hayatımın en kültürel dönemidir.
  • 4,0    Türk Dili: İhsan Oktay Anar‘ı bu ders sayesinde tanıdım.
  • 2,0   Atatürk İlke. ve İnk. Tar. I: Tarihi hep severdim, yine sevdim. Şaduman Halıcı‘ya hayran oldum.

2007-2008 Bahar Dönemi

  • 3,0 Introduction To Environmental Eng.: Garip bir dersti ama sevmiştim.
  • 6,0    Fizik II: Fizikten tamamen soğumuştum. Lanet etmiştim.
  • 1,5    Fizik Laboratuvarı II: Kabus Part. II idi. Gene aynı davranışlara maruz kalıyorduk.
  • 1,5    General Chemistry Laboratory: Çok sakardım lan ben.
  • 6,0  General Chemistry II(Genel K.): Kimyayı hep sevdim. Bu biraz zordu ama.
  • 4,5  Teknik Resim: Zakir Poyraz hocamın ellerinden öperim. Gayet keyifle geçtim bu dersi.
  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Ucu ucuna kalmıştım.
  • 2,0   Atatürk İlke. ve İnk. Tar. II: Şaduman Hoca bir efsanedir. Tarih II ise daha keyiflidir.
  • 4,5    Bireylerarası İletişim: Bu dersi AA ile geçmek hiç de zor değildi. Taa ki o talihsiz ana dek.

2007-2008 Yaz Dönemi

  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Param boşa mı gitti lan diye üzülmüştüm.

2. Sınıfta Alper ben Emre

2008-2009 Güz Dönemi

  • 2,0  Türk Sanat Müziği: Danyal Mantı hocamıza buradan sevgiler. Sağolsun varolsun.
  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): İllallah dedim!
  • 4,5    Fundamental of Infor.Tech: Hehe çok kolaydı lan :)
  • 2,0    Technical English II (Tek.İng.: Evet, yavaş yavaş mühendis mi olıuyorum sorusunu sormaya başlamıştım.
  • 3,0  Çevre Kimyası Laboratuvarı I: İşte. İşte benim en sevdiğim derslerden birisi. O raporlar meğer gelecek yılların habercisiymiş.
  • 4,5    Çevre Kimyası I: Çok iyi, çok sıkıntısız geçtim. Savaş Hoca‘ma saygılarımı iletiyorum.
  • 3,0  Economics (Genel İktisat): Mükemmel bir ders daha. Halen aklımdadır hocanın verdiği örnekler.
  • 3,5   Materials Science: Emrah Hoca bu okuldaki en kral hocalardan birisidir.
  • 3,0    Topluma Hizmet Uygulamaları: 100′den değil de 90′dan AA aldığıma üzüldüğüm tek derstir.

Topluma Hizmet Uygulamaları dersi için şarkı hazırlarken

2008-2009 Bahar Dönemi

  • 4,5    Çevre Mikrobiyolojisi: Mikrobiyolojiyi seviyorum.
  • 2,5  Çevre Mikrobiyolojisi Lab.: Mikrolaboratuvarını da sevdim. Yalnız bir kere hasta oldum Eşerşiya yiyerek.
  • 4,5   Environmental Chemistry II: Bu dersin kitabını çok severdim garip bir şekilde.
  • 3,0 Environ. Chemistry Lab. II: Laboratuvarları hep sevmişimdir. Bunu da sevdim.
  • 4,5    Ekoloji: Arzu Hoca ile tanışmamı sağlayan ders.
  • 4,5  Statics Strength of Materials: Turgut‘un çok büyük desteği ile geçtim. İlk vizeden sıfır alıp ikincisinden 60 alıp da geçtim.
  • 4,5 Linear Algebra and Numerical Methods: Ucu ucuna tırmalayarak, ite kaka geçtim. Ama geçtim! Erdem Hoca ile bu derste ilk defa tanıştık.

2008-2009 Yaz Dönemi

  • 6,0   Fizik II: Metin Hoca‘nın sayesinde fiziğe yeniden saygı duydum.
  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Sedat Hoca kraldır.
3. Sınıfta Murat ile girdiğimiz seçim

3. Sınıf Matra Projesi toplantısı

2009-2010 Güz Dönemi

  • 3,5   Computer Program. in Engineering: Matlab‘ı çok sevdim, çok  da rahat geçtim.
  • 6,0  Unit Operations and Proces. I: Çok zor geldi, öyle böyle zor gelmedi yani.
  • 4,0   Su ve Toprak Kirliliği: Serdar Hoca‘yı işte bu derste sevdim.
  • 3,0   Temel İşlemler ve Süreç. Lab.I: Laboratuvarları çok sevdim. Bu laboratuvar epey zorladı ama geçtim.
  • 3,0   Fotoğrafçılık: Güzel bir ders, tavsiye ederim.
  • 4,5  Hidroloji: Malesef bu derste birşey öğrenemedim. Ucu ucuna ancak geçebildim.
  • 6,0 Akışkanlar Mekaniği: Mantığını çözdüğümde final sınavı bitmişti.
  • 4,0    Almanca I: Sertan Gür‘ü bu sayede tanıdım. Ich bin Mesut.

Volkan'la birlikte aldığımız yegane ödül

2009-2010 Bahar Dönemi

  • 4,5    Su Temini ve Atıksu Uzaklaştırma: Yılmaz Muslu ve kitapları.
  • 3,0 Temel İşlem. ve Süreç. Lab. II: Efsane olup zirvede bıraktım, laboratuvar defterini kapattım.
  • 4,5 Air Pollution (Hava Kirliliği): Hava derslerini çok zor anlayabildiğimi keşfettim.
  • 4,5   Çevre Mühendis. Bilişim Tekno.: Serdar Hoca’dan tez almaya bu ders sayesinde karar verdim.
  • 4,5  Enerji Üretiminden Kaynaklanan Çevre Sorunları: Okul hayatım boyunca aldığım en iyi derslerden biriydi. Çok araştırıp çok şey öğrendim.
  • 3,0    İstatistik: Zorlanırım diye korkuyordum ama rahat geçtim.
  • 4,5   Termodinamik: Çok zor oldu ama geçebildim. Tabloların hastası oldum. Ayrıca Yunus Çengel‘in kitabına da hayran oldum.
  • 6,0    Temel İşlemler ve Süreçler II: Çok ağır geldi. Acayip geldi bu ders.

3. Sınıf Yaz Okulu Savaşalp Volkan Seval

2009-2010 Yaz Dönemi

  • 7,5    Calculus II (Genel Mat. II): Yazık oldu. Üzüldüm.

4. Sınıfın en yoğun zamanları

2010-2011 Güz Dönemi

  • 6,0  Unit Operations and Proces. I: Zorlandım ama affetmedim, çaat diye geçtim.
  • 6,0  Akışkanlar Mekaniği: Mantığını anladığımı söylemiştim. Rahat geçtim.
  • 6,0    Katı Atık Yönetimi: İşte en zorlayıcı ama bana en faydalı olan derslerden biri daha. Çok iyi bir deneyim oldu bana.
  • 4,5  Air Pollution Control: Hava derslerini anlayamadığımı keşfettim. Ama suç kitaptaydı ben de değil.
  • 4,0    Su Arıtımı Projesi: Zevkli derslerden birisiydi. Yusuf Hoca‘ya baba demeye başladık.
  • 4,5    Environmental Modelling: İlk vizeden 20 alıp ikinci vizeden 85 aldım. Öyle geçtim.
  • 3,5    Wastewater Engineering: Ben sevdim bu dersi sizi bilemem.
  • 3,0    Çevre Müh. Bitirme Projesi I: Hehe.
  • 3,0  Küçük Ölçekli Atıksu Arıtma Sistemleri: Bir diğer faydalı seçmelilerdendi bu ders de. Herkese tavsiye ederim.

Volkan ve Savaşalp

2010-2011 Bahar Dönemi

  • 4,5  Differential Equations): Tek seferde çaatt diye geçtim. Laplace ve Yılmaz Dereli sağolsun.
  • 6,0    Temel İşlemler ve Süreçler II: Affetmedim bu sefer. Çok onurlu geçtim.
  • 4,0    Atıksu Arıtımı Projesi: Bu ders de iyiydi.
  • 6,0   Çevre Yönetimi: Proje kısmı çok zorladı. Arcgis öğrendik biraz da, o açıdan iyiydi.
  • 3,5  Tehlikeli Atık Yönetimi: Fena değildi. Ama Katı Atık kadar sevemedim.
  • 3,0    Suların Yeniden Kullanımı: Kolay bir dersti. İkili dağıtım sistemi mantığını aklıma soktu.
  • 6,0    Çevre Müh. Bitirme Projesi II: Hahaha.
  • 4,5  Computer Aided Engineering Design: Kesinlikle alınması gereken bir ders. Otoket herkese lazım.
  • 4,5    Çevre Politikaları: Ethem Torunoğlu‘nu tanıma şansını elde ettim.

2010-2011 Yaz Dönemi

  • 7,5    Calculus II (Genel Mat. II): Ölüyordum az daha. havale geçirdim.

2011-2012 Güz Dönemi

  • 7,5    Calculus II (Genel Mat. II): Efsane oldum.

Buradaki tabloya baktığımda en başarılı yılımın son sınıf olduğu görülüyor. Hatta öyle ki son sınıfın ikinci dönemini 3.06 ortalama ile bitirmişim. O yaz Calculus II’den kalmasaymışım Onur Belgesi bile alabiliyormuşum. Her sene yaz okuluna gelmişim ama bir tek ikinci sınıfın yaz okulunun faydasını görmüşüm. Calculus I ve Fizik II derslerini bu yaz vermişim. Ayrıca ilk stajımı da o yaz yapmıştım. Son stajımı da 4. sınıfın yazında yapmıştım. Arkadaşlara tavsiyem stajlarını 2. ve 3. sınıfın yaz aylarında yapmalarıdır. Son senelerini mezuniyet telaşına bıraksınlar.

Bu dört yılda beni zorlayan dersler Calculus I, Calculus II, Temel İşlemler I ve Temel İşlemler II olmuştur. Bu dört ders benim dengemi o dönemlerde altüst etmiştir.

Serdar Hocamızla

Aşağı yukarı her hocamla aram çok iyidir. Her birine burada saygı ve sevgilerimi iletiyorum. Ancak danışman hocam olması sebebiyle Ülker Hoca‘nın, sonsuz yardımlarından dolayı Ozan Hoca’nın, yapı olarak çok benzediğimizi düşündüğüm için Serdar Hoca’mın yeri bende çok ayrıdır. Müfide Hoca‘nın da kimsenin açıkça dile getirmediği herşeyi üzerine basa basa söylemekten hiç çekinmediği ve mesleğimizi bu kadar savunduğu için yeri ayrıdır. Bölümümüzde

Ozan Hocamızla

istisnasız tüm hocalarımı sever, saygı duyarım. Şu dört senede en az sevdiğim dersler Fizik I, Fizik II, Calculus I, Calculus II, Hidroloji, Bireylerarası İletişim ve Hava Kirliliği Kontrolü dersleridir. Bu dersleri sevemeden geçtim. Kendimi olayın tamamen dışında hissettiğim tek ders ise Diferansiyel Denklemler dersi olmuştur. Zaman zaman Hava Kalitesi Kontrol dersinde de bu şekilde hissettiğim anlar oldu.

Bu dört yılda en keyif alarak geçtiğim dersler bitirme tezi, Katı Atık Yönetimi, Çevre Yönetimi’nin proje kısmı, Temel İşlemler Laboratuvarı II’nin projesi, Fotoğrafçılık, Almanca I, İnkilap Tarihi I ve II, Türk Dili, Teknik Resim, Temel Bilgi Teknolojileri, Türk Sanat Müziği, İktisat, Topluma Hizmet Uygulamaları, Mühendislikte Bilgisayar Uygulamaları, Bilgisayar Destekli Tasarım, Enerji Üretiminden Kaynaklanan Çevre Sorunları dersleri oldu. Unuttuğum bir iki ders olabilir.

Eğitimimi su konuları ağırlıklı olarak aldım. Tezimi de yine su ile çalışarak yaptım. Dolayısı ise sucu oldum. Sucu olmasam belki Katı Atık konularıyla çalışabilirdim.

2009 Bahar Şenliği

Okuldaki 5 senemde de Bahar Şenlikleri‘ne katıldım. Bunların son 3 senesinde çeşitli aksiyonlara girdik. Eğlendik epey. 201120102009 Son yılımızda yaptığımız tramvay halen bölümde durur :)

Beş buçuk yıllık üniversite hayatımın en süper zamanı hazırlık zamanıydı. Bir yıl boyunca hiçbir şey yapmadım. Hiçbir şey yapmadım diyorum! En zor ve

2010 Bahar şenliği: Sercan Merve ben

sıkıntılı zamanı da dördüncü sınıf zamanıydı. Çünkü zaten zor olan dördüncü sınıf derslerine ilaveten alttan Temel İşlemler ve Süreçler dersi ile Akışkanlar Mekaniği dersleri alıyordum. Yaz geldiğinde zihnen ve bedenen bitmiş tükenmiş durumdaydım.

2011 Bahar Şenliği Seda Ben Tramvay Alper Ahmet

Ben Akif Hoca Alper Volkan

Asistanlarımızın hepsi ile aram iyi olmuştur. Ancak halen daha Akif Hoca‘nın yeri bende ayrıdır. Hatta Alper’de de ayrıdır. Akif Hoca bizim Akif Abi’mizdir.

Bizim dönemin tek derli toplu fotoğrafı

Dört yıl içinde teknik gezilerimiz de oldu elbette. Bunlar içerisinde en iyileri İzaydaş Teknik Gezisi ile barajlara yaptığımız teknik gezi oldu.

Dört yılda en çok utandığım an Tehlikeli Atık vizesinden 5 aldığım zaman ile Kimya II dersinde Eftade Hoca’nın yerine o derslik Malzeme Mühendisliği’nden gelen bir hocanın bana kızması oldu. Öldüm yerin dibine geçtim.

2011 Mezuniyet Emre Turgut Ben Alper En İyi haber fotoğrafı ödülü.

En mutlu olduğum an ise Alper ve Emre ile birlikte Çevre Yönetimi dersinin sunumunda birinci olduğumuz an oldu. Emre’yi o kadar mutlu ve kontrolden çıkmış olarak görebileceğim bir başka an daha yoktur. Öğrenciliğimizin en mutlu dönemleri Alper, Selma ve Emre ve Turgut’la kantinde langırt oynadığımız zamanlardı. İş yükü olarak en yoğun olduğumuz zaman dördüncü sınıfın ikinci döneminde ilk vizelerden sonraki dönemdi. Benim moral olarak en bitik olduğum zaman dördüncü sınıfın yaz okulu zamanıdır.

2006 Yılı Hazırlık Ergin Ben Mert

Üniversite hayatımın en eski arkadaşları sırasıyla Mert, Ergin ve Volkan’dır. Birinci sınıfta da Alper’le tanıştım. İkinci sınıfta da Sercan’la ve Koray’la tanıştım. Sercan o zaman şişmandı.

Çevre Mühendisliği eğitimi öyle akılsız salakların söylediği “çevrede okusam 5 ortalama yaparım” gibi birşey değilmiş bunu gördüm sevgili okur. Zor yani hakikaten emek istiyor, hata kabul etmiyor. Sürekli çalışman lazım. Boşlasan olmuyor, bir vizeden düşük alsan sıkıntı oluyor, üstelik bizim bölümde devamsızlık da çok ciddi sorun. Adamın gözünün yaşına bakmıyor.

Mezuniyet için 240 kredi gerekiyor. Benim 255 kredim var. Bunu da ekstradan aldığım seçmelilere borçluyum. Evet, ben mezun oldum. Vatana millete hayırlı olsun.

Halkı selamlayarak bitiriyorum.

Yazdığım uzun yazılardan birisi oldu bu farkındayım. Hepsini okuyana da helal olsun :) Yorum olarak hepsini okudum yazan ilk beş kişiye Proofhead My Resort kupası vereceğim. Buraya kadar sıkılmadan okuyan eşe dosta okura sonsuz teşekkürler.

EKLEME: Facebook’tan da sevincime ortak olan herkese teşekkürler.

Herkes sağolsun varolsun

Nihayet Calculus II’yi Geçtim!

Aslında mezun da oldum. Ama şu an şu durumda Calculus II‘yi geçmek benim için çok daha onurlu ve gurur duyulacak bir durum oldu. Ben bir tabuyu yıktım. Evet, Calculus II’den geçilebiliyormuş.

Adam's Calculus

Hazırlıktayken bir gün Mertler’e gitmiştik. O zaman birinci sınıfta olan Mert’in ev arkadaşı ve kuzeni Alper‘in Calculus kitabını görerek hayatıma Calculus olgusunu sokmuş oldum. Nereden bilebilirdim ki bu ders benim tüm üniversite hayatım boyunca başımın belası olacaktı…

Birinci sınıfın ilk döneminde Calculus I dersini ilk defa aldım. Dersin ilk haftasında hayatım boyunca öğrendiğim matematiği özet geçtik. Dersin İngilizce olması, sanal sınıf denilen bence o saçma sistem falan derken dersten inanılmaz soğudum ve korktum. Dersin sıkıcılığı yetmezmiş gibi bir de cumartesi günleriydi. Dolayısı ile iyice işkenceydi bizim için. O dönemin sonunda tüm arkadaşlarım gibi ben de bu dersten kaldım.

Birinci sınıfın ikinci dönemi dersi bu sefer başka bir hoca, Ömer Hoca verdi. Bu sefer de dersleri akşam 5-7 arası koymuşlardı. Akşamın bir köründe dersten çıkıyorduk. Bu dönemde de hiç beklemediğim bir şekilde bir vizeden sıfır almıştım. Bu dönemin sonunda ben bu Calculus I dersinden yine kaldım.

O sene yaz okulu ilk yaz okulum olacaktı. Sadece Calculus I aldım. her gün okula geldik gittik o yaz. Dersi Ömer Hoca açmıştı o zaman, ama ilk vizeden sonra hoca değişince ben yine afalladım ve o yaz da kaldım. O yaza dair unutamadığım bir şey, hocanın final günü koridorun bir ucuna geçip oturması ve sınavdan çıkanlara bakmasıydı. Rezil olmuştum yine.

İkinci sınıf başlamıştı tabi dolayısıyla. İkinci sınıfın ilk dönemi yine şans eseri hiçbir dersimle çakışmadığı için Calculus I’yi yine aldım. Ama bu dönem ne oldu ne bitti hiç hatırlamıyorum, kaldım yine.

O günden sonra bir daha dönem içerisinde Calculus almamaya yemin ettim. Bu esnada Lineer Cebir ve Sayısal Yöntemler dersini geçmiştim. İkinci sınıfın yaz okulunda bu sefer yine Calculus I dersi aldım. Bu yaz okulunda Calculus I’yi Sedat Hoca verdi. Hayatımda ilk defa Calculus dersi beni bu kadar sıkmadı, boğmadı ve ben Sedat Hoca’nın tüm sınıfa hediye ettiği o üç puanın sayesinde dersi nihayet DD ile geçtim. O zaman ki mutluluğumu şu yazımda yazmıştım. Dersi nihayet 5. alışımda geçebilmiştim.

O yazdan sonra akıllanıp artık sadece yaz okullarında Calculus almaya karar verdim. Üçüncü sınıfın yaz okulunda Calculus II’yi ilk defa aldım. İlk vizeye kadar dersi bambaşka bir hoca veriyordu, Nuray Hoca. İlk vizeden nasıl oldu naptım ne ettim bilmiyorum sıfır aldığımı görünce benim moralim, adaptasyonum faan kayboldu gitti. Vizeden sonra dersi yine  benim efsane hocam Sedat Hoca vermeye başladı. Her ne kadar kurtarmaya çalışsam da olmadı. Kaldım dersten sevgili okur. Şu yazımda da o zaman kaldığımda hissettiklerimi yazmışım.

Bir sonraki yaz, yani geçen yaz, yine yaz okulunda yine Calculus II alıyordum. Bu yaz okulunda dersi Nuray Hoca veriyordu. Yaz okuluna çok umutlu başlamıştım. Ara sınavdan düşük alınca epey bir depresyona girdim. Çünkü okul uzayacaktı böyle giderse. O dönem yaşadıklarımı şu yazımda ve şu yazımda anlatmışım. Sonuç malesef hüsran olmuştu ve ben yine Calculus II’den kalmıştım. Bu lanet ders hayatımı mahvediyordu, üstelik okulumu da uzatıyordu.

Bu sene ilk dönem mezun olabilmek için geriye tek dersim kaldığından sadece Calculus II dersi aldım. Ayrıca özel öğrenci olarak yüksek lisansa da yavaştan başlayabilmek adına iki ders de yüksek lisanstan almıştım. Neyse dönem başladı. Dersleri çok büyük titizlikle dikkat ediyor ve çalışıyordum. Dersi de en çok çekindiğim hoca veriyordu. Ne olduysa olmuştu ve yine ben bu dersin ilk vizesinden 13 almıştım. Bu kötü haberden kısa bir süre sonra da almayı beklediğim onur belgesini Calculus II yüzünden alamadığımı öğrenince ben yine bir depresyona girdim.

Ama bu iş artık çığrından çıkmıştı ve kontrol altına almam gerekiyordu. İkinci vizelere giremeyince rapor alıp telafi sınavına girdim. Telafi sınavı normal sınavdan farklı olarak yazılı oluyordu. Bu sınava çalıştım epey. Ama bu sefer çok kontrollü çalıştım. Sağolsun dersin asistanı Mehmet Hoca da beni epey cesaretlendirdi. Çok büyük bir heyecanla telafi sınavına girdim. Bu sınavdan 41 almıştım ve özgüvenim tavan yapmıştı. Artık yavaş yavaş bu dersi geçebileceğime inanıyordum ama hala geçen yazdan dolayı tedirgindim. Bu arada dönem içerisinde olduğumuz kısa sınavlar da fena değildi. İlk iki kısa sınavdan da 42 almıştım. Son kısa sınava ikinci vizeden aldığım notun gazıyla girdim ve tam 85 aldım! Bugüne kadar Calculus’a dair hiçbir şeyden bırak 85′i, 45′ten yukarı not alamamıştım. Bu şekilde hesaplayınca tam 20 puanım oluyordu. Hocanın geçme notu olan DD’yi de ortalama 30 civarına vereceğini hesaplıyordum. Zira sınıfın da ortalaması çok kötü idi. Bu durumda geçebilmek için  %45 etkili final sınavından 25 alsam ucu ucuna yetiyordu. Korkarak ve büyük bir tedirginlikle ders çalışmaya başlamıştım. Daraldığım zamanlarda dört yıl boyunca geçtiğim zor dersleri, Diferansiyel Denklemler dersini tek seferde geçtiğimi falan düşünüyordum. Gitar çalıyor, Sabhankra dinliyordum. Sınav gecesi uyuyamadım.

Sınav sabahı titreyerek yerime oturdum. Mert‘le gözgöze geldik. Deniz‘le helalleştik ve sınav başladı. Kağıda baktım ve önce biraz afalladım. Sonra yavaş yavaş açıldım lan. 20 soru vardı. İçimden “6 tanesini çöz, mezunsun olum” diyordum. Yaklaşık bir saat bu gazla yola devam ettim. 11 soru çözmüştüm ama korkuyordum lan yanlış manlış olmasın diye. İşte o noktada da imdadıma sınava asistan olarak giren iki hocam koştu. Çok gerginleşip artık ağlamaklı olduğumu görmelerinden midir nedir, Esra Hoca önce geldi sakin ol dedi. Sonra sınav bitti artık diyerek çıkmaya yeltenince Zerrin Hoca gözleri ile oturmamı ve devam etmemi işaret etti. İyi ki de etmiş! Oturunca çözemediğim bir soruyu başka bir yöntemle çözmeyi denedim ve oldu! Ve başka bir soru daha çözdüm formülü hatırlayıp. Dolayısı ile Zerrin Hoca’nın o hareketi bana iki soru daha kazandırdı. Artık sınavın sonuna doğru kağıdımda 13 soru işaretli olarak teslim ettim. Herkesle helalleşip çıktım.

Üstte duran iki kitap benim geçen yaz ve bu dönem tuttuğum ders notlarımdan, çözdüğüm açıklamalı sorulardan, uygulama sorularından, çözümlü quiz sorularından ve notlardan çıkardığım kısa notlardan oluşmaktadır. Alttaki kitap ise dersin kendi kitabıdır.

Tam bir hafta süründüm sevgili okur. Aklımda o sınav ızdırabıyla takılmaya çalıştım. Sonra cuma günü öğlen okulda durakta beklerken Yalçın‘ın telefonundan Mert aradı ve müjdeyi verdi: Sınavda 13 sorumdan 3 tanesi yanlış olmuş, bende 50 almışım ve harf notum da CC düşmüş. Yani bir Calculus vizesinden aldığım en yüksek notu alarak Calculus II’yi geçmişim. Hem de CC ile! Bu haberi de bana üniversitedeki ilk arkadaşım, Calculus illetiyle ilk defa beni tanıştıran insan, Mert vermiş oldu. Mert’in kendisi de benimle birlikte geçmiş ve bu defteri kapatmış oldu.

Şimdi durup düşünüyorum ve bu dersleri geçme sürecinde bana en büyük yardımı dokunan arkadaşım Levent‘e; Sedat Hoca’ya (verdiği güvenden ötürü), Nuray Hoca’ya (geçen seneki yardımlarından dolayı) ve Mehmet Hoca’ya (cesaretlendirdiği için) teşekkür ederim. Ben Calculus II’yi geçtim sevgili okur.

Hepsiburada.com İle Bir Alışveriş

Geçen gün öyle boş boş hepsiburada.com‘da dolaşırken birden Kill Bill II Soundtrack albümünün plak versiyonunun 32 lira olduğunu gördüm. Tek bir saniye düşünmeden sepete attım. Ödeme kısmına geldim hemen. Taksit maksit yapıp alacaktım. Bir de baktım ki sipariş tutarı 50 TL’nin altında olunca taksit olayı olmuyor. Haydaaa diyerek iyi bari alacağım birkaç şey daha vardı onlarla 50′ye tamamlarım diyip birkaç parça birşey aldım. Böylece kargo margo dahil işte yaklaşık 60 liralık bir fiyat çıktı ortaya.

İlk siparişlerim (tıklayınca büyür)

Kill Bill II OST Vinyl

Olsun dedim, sonuçta Kill Bill II’nin soundtrackleri efsaneydi, üstelik plaktaydı! Hem de 32 lirayaydı! Alışverişi bitirip heyecanla beklemeye başladım. Aşağı yukarı bir gün boyunca ürün tedarikçiden bekleniyor durumunda kaldı siparişim.

Sonraki gün hepsiburada.com’dan bir mail geldi. Mail de Kill Bill II plağının tedarikçiden sağlanamadığımı, istersem bu ürünün siparişini iptal edebileceğimi, istersem de iptal etmeyip hediye çeki olarak kullanabileceğimi söylediler. Ben de cevaben plağı iptal etmek istediğimi ve paramı geri almak istediğimi söyledim. Bana bu işlemimi sipariş listesindeki iptal butonuna basarak yapabileceğimi söylediler. Ancak şöyle bir sıkıntı vardı ki sipariş listemde iptal butonu yoktu!

İptal teklifi (tıklayınca büyür)

Dekont iade (tıklayınca büyür)

Bakın bu noktada hepsiburada.com’un farkı işte ortaya çıkıyor. Tamam siparişler geç geliyor, bazen pahalı olabiliyor ama adamlar çok ciddi anlamda sizi kaale alıyorlar. Ben ekran görüntüsü alıp o butonun olmadığını söyledim ve ekran görüntüsünü yolladım. Ardından onlar bu iptal işlemini kendileri yaptılar ve bu plakın ücretini aynı anda kredi kartına yansıttılar. Kredi kartının dönem içi hareketlerini incelediğimde üst kısımda 60 liralık alışverişin 6 taksitinin ilki, bunun hemen altında da hepsiburada.com tarafından iptal ettiğim plağın geri ödemesinin ilk taksidi yer alıyordu.

İptal edlen sipariş

Yani evet, adamların hakkını yemiyorum, sorun çıktı ama kısa sürede çözüp paramı iade ettiler. Ancak kazançlı çıkan yine onlar oldu. Çünkü ben bir plağı taksitle alabilmek için yanına ıvır zıvır başka şeyler de aldım. Ve sonuç olarak hiç hesapta yokken plağı iptal etsem bile bunları yine almış oldum.

Eskişehir Çok Soğuk

Bu kış Eskişehir, efsane olabilecek kadar soğuk sevgili okur. Dün Ezgi‘nin attığı bir mesajdan sonra dank etti bana da. Ezgi’nin dediğine göre son 5 yılın en soğuk kışıymış. Hakikaten de benim kışın şiddetini bu derece ağır hissettiğim son zaman ben lise 3‘e giderken ki seneydi. Yani 2006′nın ocak aylarında.

Servisçimiz vardı Mehmet Abi kulakları çınlasın. Servisten inerdik, okula gidene kadar burnumun içinde sümüğüm donardı. Sınıf arakadaşlarımından bazıları okula yürüyerek gelirdi. Onlar da gelip donmuş sümüklerini gösterirlerdi. Burnumuzun içindeki tüyler donardı lan soğuktan. Hatta galiba o zaman yine bu aşırı soğuktan, yani kardan falan değil, soğuktan dolayı okul tatil olmuştu. O zaman tek tük çıkan sakalımızdan bıyığımızdan buz sallanırdı lan.

İşte bu kış da aynı işte sevgili okur. Eskişehir’deysen zaten biliyorsundur da, bilmeyenler için cidden bu kış Eskişehir’de çok soğuk. Bakın ben hastalandım mesela, ağır bir kırgınlık yorgunluk var üzerimde. Ama kışı çok soğuk geçen yılda yazın armutlar çok lezzetli olurmuş. Yani en azından bu armut durumunu düşündükçe mutlu oluyorum.

Eskişehir’in bu hali bana cennet vatan Norveç‘i anımsatıyor. Yani Norveç’te de bu kadar ayaz var mıdır lan? Vardır kesin. Bu arada Devlet Meteoroloji İşleri‘nin sitesinden Eskişehir’de ölçülen en düşük sıcaklıkların ne olduğuna baktım. İnanamadım! Merkezde ölçülen en düşük sıcaklık – 16 derece olmmuş. Şöyle ki;

Çifteler soğuklukta Türkiye rekoru kırmış (Tıklayın büyüsün)