Artık Demokrasiye İnanmıyorum – Yeni Rektörümüz Atandı
Artık demokrasiye inanmıyorum. En azından bu memlekette inanmıyorum. İsimleri ve siyasi görüşleri bir kenara bırakalım şimdi. Bilmeyenler için bu sene Anadolu Üniversitesi‘nde rektörlük seçimleri yapıldı. Bu seçimlerde üniversitemiz akademisyenleri yani bizim hocalarımız oy kullandılar. Bu seçimlerin sonucunda da yeniden aday olan eski rektörümüz en yüksek oyu (334 oy) aldı. İkinci adayımız 295 ve üçüncü aday da 95 oy aldı. Üniversitemiz alınan bu oy miktarını göz önünde tutarak bu skandalın mimarı Y.Ö.K. e bir liste sundu.
Eski Rektörümüz Prof. Dr. Fevzi SÜRMELİ
Şimdi normal ülkelerde yani hukukun ve demokrasinin, adaletin işlediği ülkelerde şöyle oluyormuş: Y.Ö.K üniversiteden gelen oy miktarlarına bakarak üniversitede hangi adayın istendiğine bakıyormuş. Bu durumda eski rektörümüzün aldığı oy sayısından %50′ye yakın olduğu görülüyor. Daha sonra Y.Ö.K., adayların akademik kariyerine bakıyormuş. Eski rektörümüzün akademik kariyerine baktığımızda Fransa’dan Şövalyelik Ünvanı aldığını bile görürüz
Bu incelemenin sonunda Y.Ö.K., Cumhurbaşkanımıza sunmak üzere bir liste hazırlar. Bu listede ilk sırayı elbetteki en çok istenen ve en başarılı aday alır. Ama işte bu noktada ülkemizde şöyle oluyor. En düşük oyu alan aday ilk sıraya yazılıyor. Evet.
Şimdi de isim vererek devam ediyorum. Eski rektörümüz Fevzi Sürmeli Hoca’mızın başarıları yukarıda da dediğim üzere belirlidir ve üniversite seçimlerinde en çok oyu almıştır. İkinci sırada oy alan Hasan Mandal Hoca‘mız da şu an Avrupa Seramik Derneği Başkanı‘dır ve dünyanın en başarılı bilim adamları arasındadır. Akademik kariyerini merak edenler de yazının sonunda ilgili linki bulabilir. Üçüncü sırada çıkan Davut Aydın Hoca’mızın adını açıkçası bugün bu saçma atama yapılana kadar duymadık. Zaten aldığı oy mikarından da fazla iddialı biraday olmadığını görmekteyiz.

Yeni Rektör Prof. Dr. Davut AYDIN
Peki tüm oklar Fevzi Hocamızı gösterirken neden Cumhurbaşkanı en az oyu alan adayı seçiyor? Bunun anlamı üniversite seçimlerinde oy veren hocalarımıza “Siz ne biliyosunuz lan kendi üniversitenizi? Kimin daha iyi rektör olacağını ben bilirim.” demek değil midir? Öyledir evet. Madem seçim yapmanın hiçbir anlamı yok, yeni rektör Y.Ö.K.’ün insafına ve lütfuna göre seçiliyor, aday bile olmasın kimse. O sene Y.Ö.K. gelsin, rektörü seçsin gitsin.
Demokrasiye inanmıyorum artık. Önceki yazılarımda hep diyordum bu sene okulun da Eskişehir’in de tadı kalmadı artık diye. Bu seçimler de tuz biber oldu buna. Cumhurbaşkanı, Osmangazi Üniversitesi ve pek çok üniversite için de aynısını yapmıştı. Buradan da üniversitelerimizin yavaş yavaş tek çatı altında toplanıldığını görmekteyiz. Çatının adını vermiyorum.
Bu yönetimle ve anlayışla evet, gelecek çok hızlı gelecek ve büyük ihtimalle bize bir şey getirmeyecek. Yazık, çok yazık. Dediğim gibi bu olaya ben isimler açısından bakmıyorum. Belki yeni rektörümüz çok daha kral olur. Ama demokratik yollarla mı gelmiş olacak yönetime? Sanmıyorum.
- Prof. Dr. Fevzi Sürmeli akademik kariyer
- Prof. Dr. Hasan Mandal akademik kariyer
- Prof. Dr. Davut Aydın akademik kariyer
Bu konu ile yazılmış haber başlıkları:
- Köşk ataması Anadolu’yu karıştırdı
- Üniversitemize ve demokrasiye haksızlıktır
- Prof. İnsel: Atama aşağılayıcı, boykot edilmeli
EKLEME: Bu yazıyı yazıp yayınladıktan sonra şu kaynaktan aldığım diğer bir habere göre de okulumuzun 250 Milyon Lirası’na (eski parayla 250 trilyon) el koymuşlar. Bu para hazineye aktarılacakmış. Amaç açıkça belli oluyor tabiki.
Hz. Ali ve Facebook
Facebook hatayı düzeltmeden hemen sizde deneyin.
Google’a facebook yazıp aratın. Facebook’u bulduğunda alttaki önerilere bakın. 3. sırada HZ. ALİ (R.A) diye birşey çıkıyor
Tıkladığınızda sizi yine facebook’un anasayfasına yönlendiriyor. Artık google’ın ve facebook’un nasıl gözünden kaçar bilemiyorum. Acaba bende mi bir problem var diye arkadaşıma da denettim. Onda da aynı şey çıkmış

Neler İzliyorum Ben Böyle?
Madem tatili bulduk dedim, başladım bir sürü filmdir, dizidir izlemeye. Sürekli olarak izlediğim dört dizi var şu anda.

Crusoe
Bunlardan ilki Crusoe diye tek sezonu çekilmiş ve bitirilmiş bir dizi. Adından tahmin edebileceğiniz üzere dizinin konusu ıssız bir adada mahsur kalan Robinson Crusoe‘nun hayatı. Dizi fena değil ama senaristlerin iki de bir de geçmişe dönmesi falan çok sıkıcı oluyor izlerken. Bir an önce bitsin de şimdiki zamana dönelim diyorsunuz izlerken. Sonra Robinson’un adası aynı anda pekçok yerinde pek çok olayın döndüğü bir ada. Yani aynı anda sahilde korsanlar gemi tamir ediyor, başka bir yerde yamyamlar insan yiyor ve Robinson’la Cuma- evet Cuma’da var- oyun oynuyor. İzleyince anlayacaksınız demek istediğimi. Şu an dizinin 8. bölümündeyim ve 5 tane kadın göründü dizi boyunca. Bunların birisi çocuk, diğer dört kadın da çok güzel laf aramızda. Neyse özetle, izlediğim kadarından bir çıkarım yaparsam 10 üzerinden 6,5 veririm. Evet.

Merlin
İzlediğim diğer üç dizi de Merlin, South Park ve How I Met Your Mother. Bu dizileri pek çoğunuz gibi bende haftalık takip ediyorum. Bunlardan favorim elbette South Park
Ama ne yalan söyleyeyim Merlin’i bu sezonunu ilk sezondan daha çok sevdim ben. How I Met Your Mother ise hafiften sıkmaya başladı. Artık sadede gelseler hiç fena olmaz kanımca. Ancak yukarıda da dediğim gibi South Park süper gidiyor
Dizinin galiba bir sezonu daha yapılıp bitirilecekmiş. İnanın 13 sezonu var ve ben halen daha doyamıyorum
Mutlaka izlemediğim bir bölümle ilgili Facebook‘ta hergün videolar çıkıyor. Merve‘yi

South Park
de South Park’la tanıştırdım o süper oldu ama
Son zamanlarda izlediğim filmlere gelince onların sayısı çok fazla değil. Yeni filmler değil, sadece vakitsizlikten izleyemediğim filmler. Tamamı Blu-Ray kalitede olduğundan keyif alarak izledim.

Crank 2
Crank 2 – High Voltage, G. I. Joe Rise Of The Cobra, Ice Age Dawn Of The Dinosaurs ve The Recruit. Bunlardan ilki olan Crank 2′de olayı fazlaca abartmışlar. Ayrıca ne bileyim bu filmde biraz küfürü ve cinselliği abartmışlar gibi geldi. Sevemedim. İkinci film G.I. Joe’yu ise istemeye istemeye izlemeye başladım. Ama film görsel efekt açısından süper çıktı. Sevdim yani. Ice Age yine aynı Ice Age
Sıkılmadan izledim.

The Recruit
Bilerek en sona yazdığım The Recruit – Çaylak ise neden şimdiye kadar izlemedim diye kendime sövdüren bir film oldu. Sercan’dan almıştım bunu. Ve izledikten sonra Al Pachino‘ya bir kere daha hayran oldum lan. Harika bir filmdi harika! Hakkını yemeyim Colin Farrell‘de 10 numara oynamış. Bu arada filmdeki Layla karakterini canlandıran Bridget Moynahan‘a aşık oldum. Yeni favorilerimden birisidir kendisi artık. Her neyse, izlemediyseniz izleyin. The Great Al Pachino döktürmüş yine!
Son olarak neyi izledim biliyor musunuz? Şu fragmanı. Siz de izleyin. Sinemaya gelince de hep beraber izleriz
Süper olacak!
Anadolu Üniversitesi Porsiyonları Büyütsün!

Tabldot
Cuma günü yemekhaneye erkenden gittik. Baktık ki orada çalışan işçiler almışlar yemeklerini yiyorlar. Biz de yemek saatinin gelmesini beklemeye başladık. Bu arada menüde salçalı köfte, pilav, roka salatası ve kadayıf vardı. Şunu farkettik, orada yemek yiyen personelin, işçilerin tabağında üçer dörder köfte, tepeleme pilav ve salata, gayet iri dilim kadayıf vardı. Biz de sevindik, ulan dedik bugün baya bol koyuyorlar helal olsun valla. Zira bu senenin başından beri yemek porsiyonlarında gözle görülür bir azalma vardı. Biz bunu öğrenci sayısının çokluğuna bağlıyorduk. Gerçi alakası yok. Sonuçta eğer fazla öğrenci varsa da ona göre para veriliyor. Sonuçta bu bir bahane olmazdı.
Neyse işte sıra bize geldi. Yemeği aldığımızda şok olduk! Nerede bize koydukları yemek, nerede personele verdikleri yemek? Bize koyulan porsiyon 2 köfte + yarım kepçe pilav + az salata + ve yemin ediyorum azcık tatlı.(Lan böyle yazınca insanın canı da çekiyor yav)
Normalde olsa bu koymazdı bize. Sonuçta sene başından beri böyle koklaya koklaya yiyoruz. Ama bizden önce işçilere koyulanla bize koydukları porsiyonlar arasındaki bu bariz fark bizi çileden çıkardı.
Yemekten sonra Dekan Yardımcımız çok sevgili Tuncay Hoca‘mıza durumu ilettik Alper’le birlikte. O da sağolsun fakülte sekreteri aracılığıyla ilgili yerlere ulaştı. Bunun garantisini aldık.
Bakalım pazartesi nasıl olacak porsiyonlar? Haksızlık sürecek mi? Şimdi bu noktada sevgili okur bizi rahatsız eden iki nokta var. Birincisi neden önceki senelere göre az az veriliyor bu yemek? İkincisi de hadi az veriyorsunuz, neden çalışan personele kıyak geçiyorsunuz?
Burada kesinlikle çalışanları suçlamıyorum. Zira bizim de pek çok arkadaşımız var yemekhanede çalışan. Ama samimi olarak söylüyorum aradaki o farkı görseniz siz de isyan ederdiniz.
Bu sene sabah 9 akşam 5 okulda olduğumuzdan mı daha çok acıkıyoruz anlamadım ki! Hazırlıkta, birinci ve ikinci sınıfta ne güzeldi lan. Zaten bu sene cidden ne okulun ne de Eskişehir’in tadı kalmadı sevgili okur. Bizim okul ve Eskişehir öyle Es Es dizisinde gösterdikleri gibi değil. Trafik yalan oldu, kampüs yalan oldu her tarafı çamur, hastalık mastalık yayıldı. İyice berbat oldu lan.
Harbi ya bak şimdi düşünüyorum da n’oluyo yav bu Eskişehir’e?
Dostluk Kazandı!

Ben ve Murat
Başlıktan da anlayacağınız üzere ben kaybettim
Evet, bir süredir devam eden Öğrenci Temsilciliği seçimlerinin 2. ayağı bugün yapıldı ve kardeşiniz seçimi kaybetti.
Seçimin sonunda toplamda 140 oy kullanılmıştı. Oy sayısı olarak seçim yine geçersizdi. Çünkü 340 kişilik bölüm olarak %50 çuğunluk sağlanamamıştı. Biz de Murat’la sandık açılmadan anlaştık. Kimin oyu daha az çıkarsa sayımdan sonra bir dilekçe ile adaylıktan çekilecekti ve 3. bir tura gerek kalmayacaktı.
Sandık açılıp oylar sayıldı. 61 oy bana ve 79 oy da Murat’a çıktı. Bunun üzerine ben de anlaştığımız gibi bir dilekçe yazıp adaylıktan çekildim ve üçüncü turun yapılmasına gerek kalmadan Murat bu yıl ki öğrenci temsilcimiz oldu. Hayırlı uğurlu olsun
Evet, geçen haftaki yazıma yorum olarak Kişisel Yazın‘dan Mustafa kardeşim “Eski kardeş Mesut daha iyi olacak senin adına” demiş. Öyle de oldu.
Eski kardeşiniz Mesut inanın hiç üzülmedi bu duruma
Destek verenlere ve oy kullanan herkese teşekkür ederim.
NOT: Bugün 1. sınıflardan bir çocuğun aptalca düşüncesi, her ne kadar saygı duymam gerekse de, inanın canımı sıktı. Bizi temsil edecek insanları bilerek ve isteyerek seçmiyorsak kaderimizi de kabulleniyoruz demektir. İtiraz hakkımızı kendi elimizle çöpe atıyoruz demektir.
Bırak Güneş Gülsün

Dungeon Master's Guide II - The Saltmarsh Barracks does double duty as a jail
Güneş gülerdi gözlerimize,
Ellerimizden tutardı rüzgârlar
Kötülüğü kovardık şehrimizden,
Saygı görürdü değerli olanlar
Yağmur gibi aniden geldiniz,
Yarattıklarımızı silip süpürdünüz,
Acımadan, sızlanmadan marifetinizle
Sizler güneşi söndürdünüz.
Ateşleriniz yakarken yüreğimizi,
Kül etti içimizdeki sevgiyi,
Merhameti alıp götürmeye
Yemin ettik,
Güneşi yeniden güldürmeye…
Korkuyu unutmuş gözlerimizde gördünüz;
Kendi sonunuzu, siz korktunuz!
Kendi ülkeniz çok büyüktü
Kontrol edemiyordunuz.
Şimşekler gibi çaktık üzerinize,
Kabus olduk sizler gibi,
Karanlığı delip geldik almaya,
Kaybettiğimiz o güneşi.
NOT: Okuyacağını biliyorum. İşte işaret bu.
Seçim Sonuçları
Tam da tahmin ettiğim gibi %60′lık çoğunluk sağlanamadığı için seçimler Pazartesi günü yapılacak olan 2. Tur’a kaldı.
Tahminim pazartesi günü bu iş bitmiş olur. Cidden uzadımı insanın canı sıkılıyor. Bu konu da beni zaten fazlasıyla yorduğu için sadece merak edenlere yazıyorum bu yazıyı. Pazartesi günü 2. tur seçimleri olacak.
Seçime Doğru – 3
Bu da bu yazı dizisinin son yazısı olacak. Zira seçimler yarın.
Bugün çok stratejik bir hata yaptım ve malesef yine 1. sınıfları denk getirip de konuşamadım.
Bugün canım o kadar sıkıldı ki gelişmelere. Ciddi anlamda soğudum lan bu işten. Aday olduğuna pişman ediyorlar insanı. Dün blog (hatta bu hafta) okunma rekorları kırıyor. Ama keşke böyle saçma sapan bir şey için değil de yazdığım daha önemli yazılar için okunsaydı.
Bu blogu 3 seneye yakındır yazıyorum ve daha bugüne kadar bir şey silmedim. Hata elbette yaptım ama hataları silmedim. Yazının altına veya hatanın yanına parantez içinde hatamı yazdım.
Bugün Doğa ve Çevre Kulübü‘nden aldığım mail aslında biraz üzdü beni, keşke acele etmeseymişim. Dün yazmıştım ya benim projemi yapmayı düşünüyorlarmış diye. Sevgili okurum meğer bu proje Yapı Kulübü‘nün bir projesiymiş. Valla bak. Etrafta benim gibi düşünen insanların olduğunu görmek mutlu etti. Atatürkçü Düşünce Kulübü‘ne attığım Küresel Isınmaya Karşı Fidan Dik projesi için teşekkür mailinin bir benzerini de Yapı Kulübü’ne atacam lan. Belki benim havuz projesini daha da geliştirebiliriz bu sayede.
Dediğim gibi bugünün son gün olması iyi oldu yoksa daha fazla tahammül edemeyecektim bu işe. Herkesin sana nefret dolu gözlerle bakması çok garip bir duygu lan. Ne bileyim selam verince yarım ağızla cevap vermeleri falan çok garip. Yoksa ben mi garibim?
Bugün 1. sınıflardan bir kızla konuştum. Adını bilmiyorum. Birinci sınıfların benden haberdar olmadıklarını öğrendim. Çok kötü oldu bu.
Sevgili okurum, yarın bu saatlerde ya yeni Öğrenci Temsilcisi olarak ya da eski kardeşin Mesut olarak hayatıma devam ediyor olacağım.
Herşey için sağol
Süper Banka Promosyonu

Kredi Kartı Alırsanız Bunlardan Birisi Sizin Olabilir
Ulan bu memlekette üniversite öğrencilerini becermeye çalışmayan bir Allahın kulu da yok mu be?
Bugün Yunus Emre Kampüsü’nde bir banka stand kurmuş kredi kartı dağıtıyor. Yav o kadar komik ki! Kendin başvurunca T-Box‘un sıkıştırılmış tişörtünü veriyor, eğer sen başvurduktan sonra bir arkadaşını daha getirip başvurdurursan da bu sefer termos bardak veriyorlar.
Lan bu resmen göz boyamadır! Üç kuruşluk oyuncaklarla belki de yüzlerce liralık borçların altına girmeye bir davettir. Hiç bir ekonomik güvencesi olmayan öğrencileri resmen tuzağa düşürüyorlar.
Biz de el ele verip onları tuzağa düşürdük. Nokta.









