Seçime Doğru – 1

09/11/2009 at 20:48 (Deneyimler & Projeler, Devamlı Seriler) (, , )

Mini bir seriye başlayayım dedim.

Bugün Perşembe ya da Cuma yapılacak seçimlerden önce propaganda yapabilmek için kalan çok az zamanın ilk günüydü.

Öğleden sonra bastırdığım tanıtım kartlarını dağıttım. Çok beğenen de oldu, gülen de oldu, şaşıran da oldu. Hatta Atihan, “Senin işin gücün yok mu” diye sordu. Ne bileyim tepkiler çok acayipti yani.

Bugün aday fotoğraflarımız asıldı. Ulan o kadar korkunç çıkmışım ki! Abicim verdiğim vesikalık o kadar kötü değildi be. Hortlak gibi çıkmışım. Gerçi Murat’da çok komik çıkmış. Sonra ikinci sınıflardan bazı arkadaşlar bizim fotoğraflara gülüyorlardı. Yanlarına gittim, dondu çocuklar :)

Birinci sııftakiler haklı olarak neden Mesut’un kendisi gelip bildirilerini dağıtmıyorlar gibisinden bir şikayette bulunmuşlar. Yarın hepsinin bir arada olduğu Kimya dersini bekliyorum :)

Valla dürüst konuşmak gerekirse kesin olarak bakamıyorum sonuca. Herşey olabilir. Ama şurası kesin ki eğlenceli olarak.

Seçimlerin cumaya alınması gibi birşey olabilir. Ama bu durumda 1. sınıflar oy veremezler, adamların dersleri yok o gün. Dur bakalım.

Bugünün tek moral bozucu olayı Doğa ve Çevre Kulübü‘nün logosunu bildirilerime koyduğum için itiraz ettiğini öğrenmek oldu. Beni şikayet edebilirlermiş ve hatta haklı bile çıkabilirlermiş. Şu anda bunda ne kötülük olduğunu anlayabilmiş değilim. Üyesi olduğum bir grubun logosunu koyabilmeliyim. Bu  onların da işlerine gelmez mi? Dur bakalım yarın niyetleri belli olacak.

Heyecanlıyım. Evet.

NOT: Lan bu arada evlenmedim tabiki manyaklaşmayın.

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Resmi Olarak Adayım!

08/11/2009 at 22:10 (Deneyimler & Projeler) ()

Evet, fakültenin sayfasında da duyurulmuş. Hayırlı uğurlu olsun :)

Tüm bölümlerin adayları

Yakışıklı bir fotoğraf eşliğinde ben!

Seçimler 12 Kasımda sabah 9′dan akşam 5′e kadar, bölüm sekreterliklerinde yapılacakmış.

Kalıcı Bağlantı 4 Yorumlar

Domuz Gribi de Neymiş?

08/11/2009 at 21:57 (O An Yaşananlar) (, , )

Bone & Ağızlık

Bu olayı az önce yaşadım.

Kardeşim yüksekten düşmek suretiyle belini incitmiş. Bizde tabi hemen hastane’nin Acil Servisi’ne gittik.

Arada olanları anlatmıyorum. Yine aynı Levent Kırca skeci oynadı gözümün önünde. Kardeşim ve bazı hastalar ağrıdan ayakta duramıyorlar ama Acil’de yer olmadığı için sırada beklemek zorundalar falan.

Neyse, sıra falan azaldı muayeneye girdik. Gerekli tedavi yapıldı. İğnedir, tahlildir falan.

Acil’de yemin ederim hiç yoksa 20 kişi inliyordu. Hepsinin şikayeti de aynı ama. Yüksek ateş, grip. Ve en son kadının biri dayanamayıp dillendi: Ben domuz gribiyim, kızıma da bulaştı!

Lan cidden o an hissettiğim tırsmayı sormayın gitsin. Doktora sordum, her yerde var zaten diye bir cevap aldım. Lan?

Tüm hastane personeli olması gerektiği gibi ağızlık ve gerekli tedbiri almıştı. Ancak hiçbir hastada ağızlık vs yoktu. Biz de dahil. Yahu bu virüsün havadan bulaştığı söylenmiyor mu hep? Abi acile gelen adamın her türlü derdi olabilir. Kesiği, açık yarası ya da ne bileyim sapasağlam olabilir sadece başı ağrıyordur. Tüm bu hastalara, hastaneye girenlere birer ağızlık verielmesi çok mu zor?

Oradaki görüntü bana adeta, bu hastalığın bulaşması ve yayılması için özel çaba sarfedildiğine inandırdı.

Önlem almak kolaydır değil mi?

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

1. Vize Haftasının Ardından

06/11/2009 at 22:45 (Kategorisiz, Öylesine) (, , , , , , , , , , , )

Tanıdık geldi mi:)

Bu yazıyı yazmak için erken aslında. Zira vize haftası halen daha bitmedi. Yarın Almanca I sınavı var. Ama Sertan Hoca’nın bir krallık yapacağını umduğum için o sınavın fazla zorlayacağını sanmıyorum.

Sürekli okurun bileceği üzere kardeşiniz her vize ve sınav haftalarından sonra o haftanın ve sınavlarının yorumunu yapar. Bu yazıda da bunu bulacaksınız.

Pazartesi ilk sınavım olan Akışkanlar Mekaniği sınavı vardı. Deyim yerindeyse hatta evet yerinde, çuvalaldım. Baya baya hemde. Çalışmadım yeteri kadar. Ayrıca sınava girince herşey allak bullak oldu beynimde. 20′yi geçeceğimi zannetmiyorum. Bu sınavdan sonra aynı gün Su ve Toprak Kirliliği sınavım vardı. Akışkanlar’da s.çtığım için hırslanıp bu sınava o arada baya çalıştım. Evet, sınav güzel geçti. Serdar Hoca epey kıl tüy sormuş ama olsun. Fena değildi. 60′ın altında alırsam ayıp olur.

Salı günü sınav yoktu ama çarşamba günü en baba sınavım vardı: Temel İşlemler ve Süreçler. Bu sınava çok çalıştım. Baya çalıştım. Yani çalıştım evet. Sonra girdim sınava. Başta çok kötü oldum lan. Korkudan yeminle. Sonradan kendimi sakinleştirip çözmeye başladım. Her soruya cevap verdim. Cidden bende merakla bekliyorum. Çok iyi gelmeyecek ama heralde ortalama bişey gelir.

Perşembe Hidroloji sınavım vardı. Bu derse de çalıştım ama heralde yeteri kadar çalışmadım ki sınav çok da iyi geçmedi. ama bir soruyu çok acayip bir şekilde çözdüm. Bakalım hoca puan verecek mi lan. Merakla bekliyorum

Bugün diğer bir kazık sınav vardı. Bizim MATLAB dediğimiz Bilgisayar Programlama dersi sınavı. Erdem Hoca‘nın sınavları meşhur olduğundan sınavdan önce “İyi çalışın, kalakalırsınız” demişti. Lan o kadar çok çalıştım ki buna. Hatta bilgisayara MATLAB kurdum evde. Ordan uygulama yaptım. Sınava girdim. Sonuç? KALAKALDIM…

Bakalım sevgili okur, yarın ne olacak Almanca ‘da.

Bu hafta malum sınav falan, yoğunluktan yazamadım. Güzel şeyler oldu bu hafta. Bölümümde Öğrenci Temsilciliği’ne aday oldum. Bakalım lan, kazanabilecek miyim. Bununla ilgili detaylı bir yazımı şuradan okuyunuz.

Yarın Merviş’in doğum günü. Önümüzdeki hafta seçim propagandası yapmamız lazım. Bugün bir selam beni ne kadar mutlu etti öyle :) Bir de bugün hayal mi gördüm, yoksa eski bir tanıdık bizim kampüse hazırlık mı okumaya geliyor?

Yanıtlar bir sonraki sayıda. Öperim hepinizi :)

Kalıcı Bağlantı 5 Yorumlar

Öğrenci Temsilcisi Adayı Oluyorum

06/11/2009 at 22:30 (Deneyimler & Projeler) ()

Hatta resmi olarak oldum.

Bu sene Çevre Mühendisliği Bölümü Öğrenci Temsilcisi adayı oldum lan. Seçilirsem temsilci olacağım.

Süper olacak lan. Aklımda var epey bir şey. Seçilememek o kadar üzmez beni, ama gruplaşma yüzünden kaybedersem çok koyar orası kesin.

Şikayet ettiğimiz çok şey var aslında. Yaşadığımız tüm eksiklikleri, deneyimsizlikleri bizden sonrakiler yaşamasın diye ve kaliteyi biraz daha yükseltebilmek için tamamı menfaatsiz pek çok proje var kafamızda.

Ama hiç birşey yapamazsak bile şu gruplaşma, her olaya, her aktiviteye sadece belirli kişilerin katılması, duyuruların iyi yapılmaması durumuna bir çözüm getireceğiz.

Bu yazı giderek bir seçim bildirisine dönüşmeye başladı. O işi okulda yapacağım için buraya taşımaya gerek yok.

Ama bu yazıyı okuyorsanız, Anadolu Üniversitesi’nde Çevre Mühendisliği okuyorsanız, birilerinin gewrçekten birşeyler yapmasını istiyorsanız oyunuza talibim.

Sevgilerle.

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

G.t Oldum :)

30/10/2009 at 22:01 (O An Yaşananlar) (, )

Eskişehir

Başlığımın kusuruna bakmayın. Bir insan g.t olduğuna bu kadar sevinir mi? Evet sevinir. Dün epey dertli yazdığım şu yazıdan sonra az önce şu haberi okuyunca keyfim yerine geldi ve dün yazdığım yazının özellikle ilgisizlik kısmında ne kadar haksız olduğumu gördüm.

Meğer dün Eskişehir’de büyük bir Cumhuriyet Yürüyüşü yapılmış lan. Ne güzel. Detay yazmıyorum, şu adresten haberin tamamını okuyunuz:

“Cumhuriyet Kenti”

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

En Büyük Bayram 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun

29/10/2009 at 20:03 (Bakış Açılarım, O An Yaşananlar) (, , , , , )

Mustafa Kemal Atatürk

Başlığı Mert’in iletisinde gördüm ve çok hoşuma gitti:)

Cumhuriyete çok daha sıkı bağlanmamız gereken bu tarihi günlerde, tüm bu rezilliklerin malesef yaşandığı ve büyük bir talihsizlik eseri tam da bizim jenerasyonumuza, bizim gençliğimize denk gelmesinin üzüntüsü ayrı bir koyarken benim tahminim bu seneki Cumhuriyet Bayramı‘nın coşkuyla kutlacağı yönündeydi. Ama bu nereden çıktığı belli olmayan domuz gribi muhabbeti ayağına okullarda bile doğru dürüst kutlanamadı. Öncesinde verilen (tamam işime geliyor ama bunun sebebini halen anlayamadım) 1 günlük 28 Ekim tatiliyle millet birleştirip 5 gün tatil yapmış oldu.

Şunu farkettim, giderek yatmaya alışmaya başladık. Yani şu son 4 – 5 senedir dini bayramların yanında artık resmi bayramlarımız da giderek önemsizleşmeye, protokol bayramı olmaya başladı. Lan acaba eskiden çocuktuk da o yüzden mi her 29 Ekimi, 23 Nisanı, 19 Mayısı iple çeker, gider stadyumda izlerdik? Ne bileyim mahalli kurtuluş günlerini bile coşkuyla kutlardık. Ve o günler okul tatil olmazdı lan. Gayet de törenden sonra ders işlerdik.

Bu bilinçli bir politika mı? Millet olarak değişiyor muyuz yoksa değiştiriliyor muyuz?

Bugün çarşıda bir yürüyüş vardı. İnsanlar Türk bayrakları almışlar yürüyorlardı, arada anlayamadıklarım da olsa sloganlar atıyorlardı. Önce katılayım bende dedim. Sonra tedirgin oldum birden. Daha sonra dikkatli bakınca yürüyüşün ilgililerce kameraya alındığını gördüm. Anlayanlar anladı. Biraz daha dikkat edince bazı yüzleri bu olayla tamamen farklı başka olaylarda da gördüğümü hatırladım. Kafamda bazı sorular belirdi, bu yürüyüşlere katılanların kaçı ne için yürüdüğünü biliyor? Yürüyenlerin kaçı gerçekten bağırıp çağırdığı şeyler için yürüyor? Böyle yürüyüşleri organize etmek, bu yürüyüşlere katılmak için illaki bir gruba mı üye olmak gerek?

Neyse o ana kadar içimdeki herşeyi kenara bırakıp bende gruba dahil oldum. Biraz yürüdüm alkışladım. Sonra koptum gruptan. Belki de gerçekten herkesin niyeti iyiydi.

Yozlaşma diyor herkes. Ama kimse kendi yozluğundan yakınmıyor. Turkcell bayisine girdim kontor almak için. Adamlar kendi aralarında dert yanıyorlardı. İşte memleket şöyle elden gidiyor, başbakan şöyle kötü böyle iyi, PKK’nın Allah belasını versin falan. Dikkat ettim, bu adamlar çarşının göbeğinde esnaflar ve cidden Türkiye’nin de iyi bir markası sonuçta. Ulan dükkanda bir tane bayrak asılı değil. Sadece onlar mı? Nereyse esnafın, mağazaların çoğu sallamış Cumhuriyet Bayramı’nı. Haa, “Bayrama özel indirim” yazılarını unutmamışlar bak haklarını yemeyeyim şimdi. Neden acaba bu markalar Ramazanlarda müslüman olur, ramazan indirimi yapar? 23 Nisanda çocuk olur çocuk indirimi yapar? 19 Mayısta genç olur? Ne bileyim kabotaj bayramında denizci olur? Anneler gününde anne olurlar?

Sizi bilmem ama bana inandırıcı, samimi gelmiyor bunlar.

Bazen diyorum ne zamana kadar böyle sürecek. Hatta bazen abartıp diyorum ki ulan biri çıksa vursa yumruğu masaya. Atatürk gibi bu gidişe bir dur dese be. Olur mu lan? Olur evet, akıl, mantık ve halkın gücü ile yapılırsa olur.

Levent Kırca’nın bu arada dağdan inenlerle ilgili yaptığı başından sonu belli olan ama yine de güzel bir skeci var izleyin.

Yaa böyle işte. Cumhuriyet’in 86. yılı da böylece kutlanıp gitti. Şimdi bir hesap yaptım, 36 yaşına geldiğimde Cumhuriyet’in 100. yılını kutlayacağız. Eğer o zamana kadar ölmezsem ve küçükken bir tarafıma top falan da çarpmadıysa çocuğum olacak muhakkak. Ona bu yazıyı okutacağım lan. Evet. Ve yazıyı başlığı ile bitiriyorum. En Büyük Bayram 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun!

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

Bilgisayarım Bozuldu

29/10/2009 at 00:50 (O An Yaşananlar, WEB & PC Mevzuları) (, , , , , , , , , , )

Kasam!

Kasamdan Bir Görünüş

Dün yaşadığım makine faciasının üzerine bu sabah yaşadığım bu kötü süpriz tüm günümü mahvetti. Dün gece uyku sersemliği ile bilgisayarı kapat diyip hemen fişini çektim. Sabah açmaya çalıştığımda hayatımda daha önce görmediğim duymadığım birşey oldu:

Bilgisayar başladı, Windows XP yazısının altından trenler geçti vee küt! Disk gözden geçirmesi yapmak istedi. İzin verdim. Bittiğinde kullanıcı seçimi yaptığımız sayfa geldi. Fakat orada herhangi bir kullanıcı adı vs yoktu. Bomboştu lan bildiğin. Lan ne oldu nasıl oldu falan ağlayacaktım neredeyse. Sonra sırasıyla şunları yaptım. Bu arada işleme saat sabah 10:00 civarı başladım. Şu an saat 23:00 bitti gibi.

  • C‘nin kurulu olduğu 160 GB’lık harddiskten hariç 80 GB’lık bir harddiskim daha var. 80 GB’lık hardiskimde filmlerimin bir kısmı duruyordu. Makineye sadece bu harddiski bağlayıp XP’yi kurdum.
  • Daha sonra bu harddisk ile makineyi açıp diğer harddiskin içine girebildim. Diğer harddiskte ani kapanmadan dolayı hata oluşmuştu. Zira Windows yine disk denetim uyarısı vermişti.
  • Hatalı olan kısımdaki herşeyi ve Windows kurduğum 80′lik harddiskteki filmleri harici diskime taşıdım.
  • Daha sonra bozuk kısmı biçimlendirdim. Çünkü hemen öncesinde format diskini takmıştım onarma yapmak için ve dosya sistemi bozuk olduğu için bir noktadan sonra hata vermişti.
  • Bende makineyi yeniden 80′lik harddisk ile çalıştırıp windowsun kurulu olduğu dizine baktığımda Documents and Settings altındaki kullanıcı klasörüne ulaşamadığımı gördüm.
  • Bu esnada ne olur ne olmaz diye eski windows’un kurulu olduğu diske bir yedekleme yaptım. Yine harici diskime attım.
  • Windows Onarma’yı denedim. Olmadı. Çalışmadı.
  • Yaklaşık 3 saat kadar dışarı çıktım, kafamı dağıttım. Aklımda yeni düşüncelerle eve geldim.
  • 80 GB’lık harddiski çıkardım makineden. Sadece eski bozuk windowslu harddiski taktım. Üç kulhuvallah bir elham okuyup Win XP SP2 cd’sini bir daha taktım. Bu sefer de format atacakmış gibi başladım. Tam üzerine kurulacak işletim sistemini seçince “Onar” komutunu verdim.
  • Makine kurulu Windows’tan bazı dosyalar silip yenilerini yüklemeye başladı.
  • Bu noktadan sonra klasik format sonrası başladı. Windows yeniden yüklendi. Tabi doğal olarak benim iki yıldır mis gibi kullandığım lisanslı Windows XP‘im de buhar oldu.
  • Makineye yeniden windows kurunca bir de ne göreyim! Tüm verilerim duruyor, silinmemiş ama bilgisayarda benim eski ayarlarımdan eser yok! Bir de baktım ki kullanıcı klasörü değişmiş.
  • Benim normalde “pc” olan klasörümünün yanına “pc.PC.0534566464″ gibi bir kullanıcı klasörü gelmiş. Dolayısı ile benim eski ayarlarımın hepsi Windows’un kullanamadığı pc klasöründe kalakalmış.
  • Neredeyse ağlayacktım. İnternetten küçük bir arama ile Windows’un kullanıcı klasörü olarak “pc” klasörünü görmesini sağlayınca tüm ayarlarım geri geldi :)
  • Bu sefer de bazı programların çalışmadığını ve eski sürümlerine döndüklerini gördüm. Media Player, IE8 gibi programlarım eski versiyon olmuşlardı. Ayrıca Photoshop çalışmıyor, Office‘ler hata veriyor, Winrar, Winamp gibi programların Explorer uzantıları çalışmıyordu.
  • Önce daha önceden edindiğim Service Pack 3 cdsi ile güncelleme yaptım.
  • Sonra Internet Explorer 8‘i yükledim. Lan! Hayatımda duymadığım bir hata daha gördüm. Makinede masaüstü gelmedi ve şu hata dongladı:
    522 sıra sayısı, iertutil.dll dinamik bağlantı kitaplığında bulunamadı.
  • Önce Windows’u Türkçe’ye çevirenlere sövüp, sonra araştırdım neymiş diye. Adı geçen dll dosyasını indirip değiştirdim. Tüm bu işlemleri masaüstünü göremeden yaptım. Baya zor oldu. Ama nafile, olmadı. Görev yöneticisini açıp CCleaner programı ile IE8′i kaldırdım.
  • Bilgisayar düzeldi:)
  • Şimdi halen daha ufak tefek sorunları düzeltmeye çalışıyorum. Media Player 11′i kurdum. Photoshop’u falan kuracağım bakalım.

İşte bu beklenmedik hata bana bir güne böyle mâl oldu. Allah bir daha göstermesin. Amin:) Neredeyse 12 saattir uğraşıyorum ama değdi. Veri kaybım neredeyse sıfır oldu. Bu vesileyle harddiskler de toparlanmış oldu. İnşallah yine bir sorun çıkmaz.

Kalıcı Bağlantı 2 Yorumlar

Dolandırılmadım; Dolandırdım!

29/10/2009 at 00:17 (Deneyimler & Projeler) (, , , , )

Makinenin Silinmemiş Hali

Yazının öncesi için lütfen bir önceki yazıyı okuyun. Spotçu, tahmin ettiğim ve tahmin ettiğiniz üzere bugün de gelmedi. Dün anası, avradı, 11 yaşındaki kızı üzerine yemin eden; namusu, şerefi üzerine söz veren, hatta az gelip yanındakileri de kendisine ortak eden spotçu bugün gelmedi. Dolayısı ile elimizdeki bozuk makine ile kalakaldık. Ne sağlam makine geldi ne de paramızı alabildik.

Olayın bizi demoralize eden kısmı işte buraya kadardı. Bu noktadan sonrası da dar gün dostu, büyük fikirlerin adamı babamın tavsiyeleri ile şekillenen olayının başka bir yönü. Şimdi abicim elimizdeki bozuk makinenin problemi şu:

Makine suyu alıyor, çeviriyor sağlı sollu, sıkıyor ama suyu boşaltamıyor. Yani pompası bozulmuş ya da tıkanmış. Makineyi internetten araştırdım. Makinenin markası ve modeli: Ariston Margherita 2000. Aynı makinenin 2. eline birisi 230 lira istemiş. Bir diğeri de 180 lira demiş. Peki biz kaça aldık? 110 lira! Evet. Şimdi bu durumda insanın aklına hemen “Ulan yaptırabilir miyiz acaba?” sorusu geliyor. Benim de geldi :) Eskişehir’de iki tane Ariston yetkili servisi var. Aradım ikisini de. İlkinde direk usta ile konuştum. Adam gayet açık, pompa arızalıdır, 50 lira tutar, dedi. İkinci servisi aradım. Orada da telefona bakan bayan sağolsun şu tavsiyeyi verdi: Makinenin altındaki su tahliyesini açın, muhtemelen tıkanmıştır, bir şey sıkışmıştır. Motor pompalayamıyordur. Hortumu da kontrol edin. Temizleyip tekrar çalıştırın. Sorun devam ederse bizi arayın. Değiştirme ücreti 80 liraymış.

Şimdi makine almaya karar verdiğimizde bu iş için ayırdığımız miktar 150 lira civarıydı. Pompa bozuksa ve yaptırırsak 160 liraya süper bir makinemiz olmuş olacak. Evet, şimdi düşünüyorum da lan biz dolandırdık herifi.

Ve durmadım, biraz daha araştırdım. Meğer insanlar özellikle bizim yaptığımızı yapıyorlarmış. Özellikle spotçular alıp tamir edip üç dört katına satıyorlarmış.

Sevgili okurum bu olaydan şunları çıkardım kendimce:

1. Dolandırıldığını anlamak gerçekten can sıkıcı bir durum.

2. En can sıkıcı durumu bile kendine lehine çevirebilmek, insanı inanılmaz mutlu ediyor.

3. Klasik ama, olaylara hep iyi yönünden bakabilmek lazım.

4. Spotçudan mobilya hariç birşey alma.

5. Şerefi ve namusu üzerine söz vermenin de artık geçerliliği kalmadı. Eskiden senet gibiydi lan.

5. Bu tip konularda sıkışınca babandan tavsiye al :) (Babam: Üniversite okuyon bi de, ulan makinenin zaten demiri 110 lira eder. Bırak sen arama, herif seni arasın. Uyanık ol azcık oğlum uyanık ol.)

Bunu da çok beğendiğim için veriyorum:

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

Dolandırılmış Olabilirim

27/10/2009 at 22:55 (O An Yaşananlar) (, )

Lan galiba dolandırıldım. Dur bakalım yarın saat 16:00′da anlayacağım ama büyük ihtimalle dolandırıldım ya. Çarşıda Haller Tren Geçidini geçince Cengiz Topel Caddesi üzerindeki sağdaki ilk sokakta (Örs Öğrenci Yurdunun olduğu sokak) bir spotçudan çamaşır makinesi almıştık. 110 lira verdik lan makineye. Makineyi kurduk bozuk çıktı. Neredeyse 15 gündür adam ne yeni makine veriyor ne de parayı. Sürekli oyalıyor falan.

Dur bakalım yarın belli olacak. Yarın bu yazının devamını okuyacaksınız.

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

Next page »