Aylık Arşiv: Şubat 2009

Bat “a” ristler (!)

Lan yutüpünde boşboş gezerken buldum. Süperler yeminle. Yani bu enstrümanın bu tip amaçlarla kullanılması hoş bir durum. Benden tüm davulcu arkadaşlara ve Savaşalp’e gelsin. Aa dur lan, Alper’e de gelsin. Alpo, kıymetimi bil be:) Şimdi ben TOP3 listesi yaptım kendi nacizane değer yargılarımla:

3. Numara: Baterist değişimi

2. Numara: Baterist Emre

1. Numara: Baterist Harun

Ayrıca bu arkadaşa doyamayanlar için daha “PURE” bir video geliyor:

Statik Dersi ve Ben

Kalırım gibi geliyor ya, hadi hayırlısı. Dersten bazı başlıklar vererek devam ediyorum;

:: Hoca sınavları hakkında şunu söyledi, “Benim sınavlarımın notları bellidir zaten. 0, 25, 50, 75 ve 100. 100 almanız inanın çok kolay. Ben bu dersi bunca yıldır veriyorum birkaç kişi 100 aldı yani.”

:: “Sonuca puan veririm.” demesi üzerine hocaya gidiş yoluna neden puan vermediğini sorduk. O da sırasıyla şu örnekleri verdi:

  • İdama giderken ister gül bahçesinden geçin; ister dikenlerin arasından. Nasıl gittiğiniz önemli değil, isterseniz gülerek gidin, sonunda ölüm var her türlü.
  • Bunu da İngilizce anlattı. Bir adam bir gökdelenin 50. katından atlamış. 20 katta camları silen bir adam, bu atlayana “Naber ?” diye sormuş. Bizimki de, Henüz birşey olmadı, demiş. Bu. Bitti.

:: “Her hafta quiz yaparım, başka türlü çalışmıyorsunuz siz.”

Ama şimdi yiğidi öldür hakkını yeme! Hoca cidden iyi anlatıyor ve iyice anladığımızdan emin olmak istiyor. Ve her türlü soruya açık. Yani o açıdan cidden çok bilgili olduğunu söylemeliyim.

Flash Belleğimi Buldum

Lan o kadar sevinçliyim ki anlatamam sana sevgili okurum :) Yaradan dualarımı duydu; onu bana geri verdi. Bende sözümü tuttum ve 20 rekat namaz kıldım. Şükür namazı :) Şerefsiz bellek, eski bir siyah kot pantolonum vardı, çok severim, onun cebindeymiş. Lan bu yoklukta bir de flash bellek alacaktık be. İyi oldu valla. Çok mutluyum lan :)

Saadet Partisi vs Ceza

Lan Fark Var! Yemin ediyorum var:) Duydum ve gördüm abi bunu! Saadet Partisi bayrağı olan bir minibüs üzerinde dört adet hoparlör dün Üniversite Caddesi’nden Ceza’nın bu son dönemde patlayan şarkısı “fark var” ile şöyle bir fark yaratarak geçti. Lan arkadaşın evindeydim, yeminle camda gülme krizine girdim. Hemen internetten araştırdım. Meğer gerçekmiş! Ama Ceza izin vermemiş kullanılmasına. Ceza bilmiyorum okur musun birgün ama, abi ben duydum be:) Baya baya çalıyordu şarkın. Ulan CHP’nin ki de açılım mı be:) Al sana açılım!

Mikrobiyoloji Yerim Seni

Çok enterasan bir başlık oldu bu. Bugün Mikrobiyoloji Laboratuvarı kapsamında ilk defa mikroskop kullandık. Vee, daha önceden duyduğum işin püh noktası olan “İki Gözle Tek Görüntü Görebilme” olayını iki denemede kaptım! Süper be:) Önce Selma’nın saç telini inceledim. Sonra da hep birlikte “Soğan Zarı” inceledik. Eğlenceli olacağa benziyor, dur bakalım. Zaten Hicran Hoca’nın da asistan olması ayrıca güzel oldu :) Öle işte, bir de üstüme bir mikroskop zimmetlediler. Kırıp dökmesek bari…

Nasıl Bir Laboratuvar Lan Bu?

Lan bu gün belki de hayatımın en saçma laboratuvarına girdim: Çevre Kimyası 2 Laboratuvarı. Yani dersin geneli için konuşmuyorum. Sadece bugün yaptığımız deneyde olanları düşünerek yazdım bu cümleleri. Deney asistanı Akif Hoca, daha yeni Araştırma Görevlisi olmuş. Valla benim gördüğüm kadarıyla süper birisine benziyor ama tabi şu andan kesin konuşmak ta istemiyorum. Ama yanılmayacağım gibi geliyor, neyse. Abi herşey güzel başladı aslında.  Ama ne zaman ki quiz kağıdı geldi önüme, aha dedim Mesut bittiğin andır. Hakikaten de 3 sorundan sadece 1 tanesini ki “What is  heavy metal? Give four examples” gibisinden bir soruydu, yaptım verdim. Moralim haliyle öpüştü yerlerle. Sonra deneye başladık. Lan ne güzel; tarttık,  ölçtük, biçtik koyduk materyali fırına. Şimdi deneyin ne deneyi olduğundan falan bahsetmeyeceğim. Neyse, abi sen tak! Elektrik kesil… Ee, hocam ne olacak falan, hocamız dedi ki, sabah yapan grubun numunelerini inceleyin artık. Biz tuttuk tüm tüpleri yıkadık. Hoca yanımıza geldi ve bir buçuk saat sonra gider, inceleriz makinada dedi. Tam o esnada elektrik geldi.  Biz de dedik hocam madem vaktimiz var, hazırlayalım yeniden. Neyse abi, başladık hazırlamaya. Fırına koyduk. 15 dakika 175 C’de pişirdik :) Neyse, 5 dakikalık bir soğuma süresi başladı. Lan fırının ekranında şöyle yazdı: “Press Any Key!” Şimdi ben dedim lan bak 2 dakikadır soğuyor hala 175 derece. Bence bir herhangi bir tuşa basalım abi. Neyse biraz daha geçti 1 dakika kaldı, ben dayanamadım “5″ numaralı tuşa bastım. Lan alet durdu! Tabi bizim grupta bir bağrışma bir çağrışma. Lan n’oluyo be :) Görsen okurum, labda asistanlar dahil herkes bana böyle nasıl bakıyor! Hele bir de yan gruptan laf maf söylediler acayip canım sıkıldı. Neyse, hocayı çağırdık. Hafif fırça attı bize. Sonra durdurdu falan. Tüpleri aldık içinden. Bekledik saat 17:00′de bitmesi gereken labtan 17:43′te çıktık. Geberdim yorgunluktan. Hele hele bu deneyin raporunu düşündükçe…

Flash Belleğim Yine Kayıp

Bak bu yazıyı tüm arkadaşlarıma yönelik yazıyorum: Alper, Volkan ve daha niceleri, 4 GB’lık kingston flash belleğim kayıp. Bak, sizlerden birisinin evinde düşürmüş olma ihtimalim yüksek. Gözünüzü seveyim, bi arayın lan.

Aslında bellek kaybetme bende hastalık oldu. Daha önce de 1 GB lık olanı yitirmiş, sonradan alakasız bir pantolonun cebinden bulmuştum. Dua ediyorum, bu sefer de öyle olsun diye ama. Hatta kendime; yardımcı olsun diye Allah’a da söz verdim, adak adadım. Hadi bakalım, bekliyorum.

Merlin 2008

Merlin 2008

Hayatımda izlediğim en güzel serilerden birisi diyebilirim. Bu benim fantastik filmlere olan ilgimden kaynaklanıyor tabiki. BBC One güzel bir iş yapmış tebrik etmek lazım adamları.

Şimdi diziyi güzel yapan en önemli etken hep bildiğimiz Merlin hikayesinin bambaşka bir şekilde anlatılıyor olması. Merlin karakteri alışılmışın dışında, öyle sakalı göbeğinde değil bu dizide :) Bildiğiniz kepçe kulaklı, yumurta gibi bir çocuk. Merlin’in gençliği yani.

Dizide başrolde oynayan iki eleman ki bunlar Merlin ile Arthur, öyle çok meşhur elemanlar değil. Hatta tüm dizi cast’i için aynı şeyi söyleyebilirim. Yalnızca Uther ile Gaius’u daha önce görmüştüm. Bu tip dizileri ben daha çok seviyorum aslında. Gerçek oyunculuğu görebiliyor insan bu sayede. Mesela, Merlin efsanesinde geçen bir Gunivere vardır. Güzelliği dillere destandır. Ama dizide bu karakter gayet ortalama hatta çirkin sayılabilecek bir oyuncu tarafından canlandırılmış:) Yapımcılara sorunca nedenini adamlar mükemmel oynadığı için seçtik diyorlar. Helal olsun. Şimdi bi karakterlere göz atalım:

Uhter - Arthur - Merlin - Gaius - Morgana - Gunivere

Colin Morgan (Merlin): Olay bunun etrafında dönüyor. Büyücü, aynı zamanda prensin hizmetçisi. Camelot’ta büyü yasak olduğu için büyücü olduğunu saklamak  zorunda.

Bradley James (Arthur): Prens bu işte. Çok cesaretli, dürüst ama salak!

Anthony Head (Uther): Kral, adamım :) Çok cesaretli, büyüden nefret ediyor. Her seferinde göt oluyor ama yine de ders çıkarmıyor aptal herif. Çok katı, anlayışsız bir kişiliği var. Ee, kral olmak kolay değil.

Richard Wilson (Gaius): Merlin’e sahip çıkan saray doktoru, eski büyücü. Az üçkağıtçı değil :) Ama çok bilgili ve Merlin’i çok seviyor.

Katie McGrath (Mogana): Valla çok sağlam bir hatun. Prenses değil ama kralın koruması altında. İlerleyen bölümlerde kötülük tarafına geçeceğini bilmek üzüyor.

Dizi her bölümde ayrı bir macera işliyor. Bazı bölümlerde ise önceki bölümlerde olan olaylarla bağlantılar kuruluyor. O yüzden baştan izlemek şart. Şu an dizinin ikinci sezonu da bitti. İkinci sezon ilk sezona göre çok daha güzeldi yalnız.

Haa neredeyse unutuyordum. Aşağı yukarı her bölümde ortaya çıkan bir ejderha var. Bütün olaylara hakim bu yaratık ve Merlin’e acayip yardım ediyor. Lakin ileride çok şaşırtıyor bizi. Bir bölümde Merlin aşık oluyor bir kıza. Kral Uther bir trole aşık oluyor. Dizinin senaryosu hem komik, hem fantastik, hem gerilimli. Yani mutlaka bir ucu size hitap edecektir.

Eskiden Zeyna, Herkül vardı. Bu dizi de aynı tadı veriyor. Büyü, gizem, efsanevi yaratıklar falan.  Güzel yani. BBC One‘ın en çok izlenen dizilerinden birisiymiş. Biz de CNBC-e veriyor. Cumartesileri İngiltere’de yeni bölümü çıkıyor.

Dizide kral Uther Pendragon karakteri, ki kendisi kral ve Arthur’un babasıdır, büyüden nefret ediyor ve her daim büyü ile savaş içerisinde. Laakin gelin görün ki kendi oğlu da büyü sayesinde dünyaya gelmiştir. Ancak karısı ölünce suçu büyücülere atmıştır. Camelot’un başına gelen her türlü kötülükten büyücüleri sorumlu tutmaktadır. Ama halen farkına varamamıştır ki kendisi de çok iyi bir insan değildir. Sadece şüphe duyduğu için bile onlarca insanı büyücü diye öldürmüştür. Aslında herkesin istediği tek bir şey vardır. Uther’in ölmesi. Böylelikle Arthur kral olacak ve Merlin ile birlikte yazılan kaderi onun çok büyük bir kral olmasını sağlayacaktır. Neredeyse her bölümde Merlin Arthur’un başını beladan kurtarır, ama büyücü olduğunu gizlemesi gerektiği için bunu söyleyemez ve beceriksiz Merlin sıfatını taşımaya devam eder.

Dizinin birkaç bölümünü Metin Hüseyin isminde İngiltere’de doğmuş büyümüş bir Türk yönetmen de yönetti.

Dizinin IMDB linki burada:  http://www.imdb.com/title/tt1199099/

Şunlar da çıkan bölümlerin listesi:

Sezon 1

Episode 1 ~ Dragon’s Call

Episode 2 ~ Valiant

Episode 3 ~ The Mark Of Nimueh

Episode 4 ~ The Poisoned Chalice

Episode 5 ~ Lancelot*

Episode 6 ~ A Remedy To Cure All Ills

Episode 7 ~ The Gates Of Avalon

Episode 8 ~ The Beginning Of The End*

Episode 9 ~ Excalibur*

Episode 10 ~ The Moment Of Truth

Episode 11 ~ The Labyrinth Of Gedref

Episode 12 ~ To Kill The King

Episode 13 ~ Le Morte d’Arthur

Sezon 2

Episode 1 ~ The Curse Of Cornelius Sigan

Episode 2 ~ The Once And Future Queen

Episode 3 ~ The Nightmare Begins

Episode 4 ~ Lancelot And Guinevere

Episode 5 ~ Beauty and The Beast, Part One*

Episode 6 ~ Beauty and The Beast, Part Two*

Episode 7 ~ The Witchfinder*

Episode 8 ~ The Sins Of The Father

Episode 9 ~ The Lady Of The Lake*

Episode 10 ~ Sweet Dreams*

Episode 11 ~ The Witch’s Quickening*

Episode 12 ~ The Fires Of Idirsholas*

Episode 13 ~ The Last Dragonlord*

*’lı olanlar çok kral bölümlerdir.

NOT: Bu yazıyı daha önceden yazmıştım. Ancak gelen tepkilere baktığımda be nde farkettim ki çok kötü bir yazı olmuş. O yüzden elimden geldiğince yeniden düzenleyip yayınlıyorum. Umarım bu sefer güzel olur.

Vaveyla Konseri

Birazdan anlatacağım bu konsere de 19 Şubat Perşembe günü ZIBAR’da dahil olduk:) Zira bizim grubumuzun vokalisti Corc, bu grupla bir seferliğine sahneye çıkıyormuş. Dedik biz de seyredelim. Gittik, epey de kalabalık gittik. Gecenin sonunda 11 kişiydik. Volkan, Savaşalp ve Sercan’ın arkadaşı Saba sonradan dahil oldular. İyiydi Vaveyla. Gitaristi Oğuz, çok iyi çaldı. Basçılarını biraz pasif buduk ama güzel gitti. Ya bi klarnet mevzusu oldu, çalamadı arkadaş. Zira cihaz bozukmuş. Sonradan tekrar denedi. Yok, verim alamadı bıraktı. Eğlendik. Bizim ayrılmamıza yakın Piiz’in iki elemanıyla Kaset grubunun basçısı ve gitaristi galiba, sahneye çıktılar birkaç şarkılığına. Dinleyemeden ayrıldık. Neyse, Corc’a olan vefa borcumuzu ödedik. Umarım mutlu olmuştur. Çaldıkları şarkılara gelince, valla liste tutmadım. Ama eski yeni karışık yaptılar. Yavuz Çetin çaldılar, Ajda Pekkan çaldılar, Demir Demirkan çaldılar, Erkin Koray çaldılar. Öle işte.

Açık İlköğretimi Bıraktım!

Açık ilköğretim dedim bilerek yanlış yazdım. Eski yazıları okuyanlar hatırlayacaktır. Hayatımda vermekte acele ettiğim kararlardan biri olduğunu sonradan anladım ama yapacak bişey yoktu. Evet, ikinci dönem taksitini yatırmayarak resmen bıraktım  kısa bir süre önce başladığım Açık Öğretim Muhasebe programını. Hayırlısı olsun diyorum. Yapacak bir şey yok. Ya aslında derslere falan baktım, dedim abi benim ne alakam var bunlarla ya :) Bir de yemedi açıkçası, iki dersten fazla kalınca o yılın hikaye oluyormuş. Neyse, aklınızda başlamak varsa bunları iyi düşünün. Bak tavsiye ederim, zira bu çift diploma olayı iyi yani. Lan o değil de, geçen bir arkadaşım dedi, ben pek inanmasam da, Açık Öğretim Diplomaları’nın üzerinde iki tane nokta oluyormuş, Örgün Diplomanın ise üç tane oluyormuş. Tek fark buymuş. Pek inandırıcı gelmedi ama…