Aylık Arşiv: Mart 2009

Zilimi Yaptırdım :)

Mikrotek Kaynak

Mikrotek Kaynak

Evet, bir süre önce “Küfür ettim çünkü;” kısmında da yazdığım çatlayan Crash zilimi tamir ettirdim. Bu noktada Selma’ya inanılmaz bir minnet borcum var. Sağolsun hem İstanbul’a götürdü hem de tamir ettirip getirdi. Bir tanıdığı yapıyormuş bu kaynak işini. Daha önce de hihat zilimi tamir etmişti. Ben kapattılar sanıyordum. Hatta uzun süre Eskişehir’de aradım nerede yaptırsam diye ama Selma sağolsun halletti yine. Ben de belki ufakta olsa bir yardımım olur diye yaptırdığım yerin reklamını koyuyorum bak. Ziliniz miliniz çatlar bir şey olur, çok temiz yapıyorlar yeminle. Atom Kaynağı yapıyormuş. Ya da buna benzer bir şeydi. Ama çok kaliteli oluyor ve zilin sesini bozmuyor.

Durum Hikayesi Denemesi: Işıklar Parlıyor

Gözlerim kamaşıyor! Seçemiyorum da ne olduğu. Birden parlamaya başlayan bir kıvılcım görüyorum. Sonra herşey yavaş yavaş aydınlanıyor. Yalnız başıma olduğum bu daracık oda genişlemeye başlıyor, önce ayağa kalkıyorum yavaşça. Her tarafım uyuşmuş. Bir el uzanıyor kaldırmak için beni. Ve bir başkası daha.  Sonra o gözlerimi kamaştıran ışık hareket ediyor, önüme gelip duruyor. Gülümsemeye başlıyorum. Dost yüzler beliriyor dört bir tarafımda. Onlar biraz kızgın ama kurtulduğum için içten içe sevinen gözlerle bakıyorlar bana. Birisi önce gözlerini çeviyor bana, sonra boynuma sarılıyor. Bir diğeri gördüğü rüyayı anlatıyor bana. Rüyalara inanma diyorum ona da. Işık yeniden hareket etmeye başlıyor. Bir parlıyor, bir sönüyor. Sonra rüzgar çıkıyor. Bu sefer sonsuz çölün ortasında buluyorum kendimi. Işık çok uzaklarda beni gözlüyor. Rüzgar aman vermiyor ama yürüyorum ışığıma. Zor olacak diyorum, ama olacağını da biliyorum içimden. Aradan yıllar geçiyor, ben o ışığın altında otururken aklıma geliveriyor bu günler. Gülümsüyorum sadece. Işığımda parlıyor biraz daha. Çok uzaklarda tarlalarda ekinler baş sallıyor, katılıyorlar sevincime.  Uzakta deniz katılıyor kahkalarıma dalgalarıyla. Işığım ve ben yükseliyoruz. Aşağıda parlıyor diğer ışıklar sevecenlikle :)

3-D Film Muhabbeti

Gidemedim henüz ama gideceğim ayın 7′sinden sonra. Bugün Mert’le Özden’i gördüm. Onlar gidiyorlarmış. Mert pek bir ballandırarak anlattı ya hadi hayırlısı. Bilmeyenler için 3 boyutlu filmi izlerken özel bir gözlük kullanıyorsunuz. Ayrıca bu filmin güzel yani genelde 3 boyutlu filmler kısa olur ama bu 111 dakikaydı yanılmıyorsam. Filmin adı: Sevgililer Günü Katliamı. Bakalım ayın 7′sini bekliyoruz.

Ha Ha Büyükerşen :)

İşe yaramadı evet :) Yılmaz Hoca başına vura vura aldı Büyükşehir Belediyesi’ni yine. Galiba Türkiye rekoru da oldu bu. 3 dönem ardarda seçilen var mıdır bilmiyorum. Ben bu satırları yazarken Tepebaşı Belediyesi’ni de DSP almıştı. Ama Odunpazarı’nda büyük bir çekişme vardı.  Mutluyum lan :) Bugün seçimlerde 3. defa oy kullandım. (Daha önce genel seçimlerde ve referandumda oy kullanmıştım.)

İşin güzel tarafı artık insanların neyin doğru neyin yanlış olduğunu görmesi. Aslında bu yanlış bir cümle oldu. İnsanların kimin ne yaptığını yapmadığını görmesi. Evet, bu cümle doğru oldu :) Yani hani n’oldu bas bas bağırıyordular? Neyse dur, bu yazı giderek başka bir hal almaya başladı. Burada bir son veriyorum. Ama mutluyum. Şimdi benim tahminimce Eskişehir’i ilerleyen günlerde şunlar bekliyor;

:: Batıkent ve Çamlıca’ya tramvay hattı döşenecek.
:: AK Parti artık Eskişehir’e hiç bir yatırım yapmayacak. Bu hızlı tren projesinin devamı gelmeyecek.
:: Eskişehirspor, uzun bir süre transfer yapamayacak. Bak bu kötü olacak işte.

Valla dua ediyorum iyi dileklerim doğru çıksın diye. Kötü dileklerim konusunda da umarım yanılırım, göt olurum. Evet, bu yazı bitti.

Zübeyde Hanım Çocuk Hastanesi

Geçen geçe küçük kardeşim aniden fenalaşınca çocuk havale geçiyor sandık ve apar topar Yunus Emre Devlet Hastanesi’nin Acil ünitesine gittik.  Lan o ne? Doktor dedi, Yok bakamayız çocuk 18 yaşından küçük. Haydaa! Aldık çocuğu o ateşlebir daha Zübeyde Hanım Çocuk Hastanesi’ne yetiştirdik. Lan hastanenin acil girişini resmen saklamışlar! Neyse girdik içeri. Oha! Kimse yok acilde. Bir güvenlik görevlisiyle bir hademe oturmuşlar acilde muhabbet ediyorlar. Lan dedik kimse yok mu, hademe oraya oturmamızı, çocuğun üzerini çıkarmamızı söyledi. Biz şaşkın şaşkın birbirimize bakıyoruz, kardeşimde ateşin etkisiyle bir yandan titriyor, bir yandan da sayıklıyordu. Çocuk bir süre sonra ne yaptığını bilemez hale geldi. Sandalyenin üzerine çıktı falan. Neyse, hemşire hanım gelebildi. Gayet sakin yavaş yavaş içeri gitti, bir derece aldı, kardeşimin kolunun altına koyup bulmaca çözmeye başladı. Daha sonra küçük bir kız geldi. O da ateşlenmiş. Neyse aynı yavaşlık ve sakinlikle resmen ayaklarını sürüye sürüye o kıza da bir derece koydu. Neyse doktor geldi heralde, kardeşim titriyor falan hala, hemşire dedi önce kız çocuğunu alalım. Hadi! Alalım peki ama hızlı olsanız biraz? Küçük kız girdi. 3 dakika sonra doktor çıktı hala acilde oturmakta olan hademeye çocuğun kustuğunu, temizlemesini söyledi. Hademe yavaş yavaş muhabbet ede ede gitti geldi, gitti geldi. Neyse 15 dakika sonra nihayet bize sıra geldi. Bu ara kardeşim artık yorgunluktan ve titremekten bayılmak üzereydi. Doktor çocuğun halini görünce hemşireyi br azarladı. Neyse, baktı baktı kardeşime. Ne yapacağını bilemedi. Telefonla başka bir doktoru aradı. O, bu doktora ne yapacağını anlattı. Neyse kardeşime serum verildi ve o geceyi hastanede geçirdi. O yüksek ateşle biz beynine bir zarar gelir diye korktuk. Çok şükür bir şey olmadı. Hastane personeli bizi çileden çıkardı o gece. Lan millet ölü gibi. Ya bak sevgili okurum sana durumu anlaman içinşu örneği vereyim: Hani Levent Kırca’nın skeçlerinde hastaneler olurdu ya, hademeleri doktor gibi falan. Aynısı lan! Yolun düşerse bir gece git bak acile :)

Benzerlikler & Çakmalıklar: Verenpisara vs Mor ve Ötesi

Evet sevgili okurum, bir çakmalıkla bir benzerlikle daha karşındayım :) Bugün Mehmet Ayrancı sayesinde keşfettim bunu da. Buna da çakmalık diyemedim kendi içimde. Sen dinle ve kararını ver arak mı esinlenme mi?

Bu yazıya konu olan benzerlik bugün Amorphis diye bilinen grubun üyelerinin yan projeleri olan Verenpisara grubunun bir şarkısıyla Mor ve Ötesi grubumuzun bir şarkısı arasındaki ilginç benzerlik olacak.  Verenpisara grubunun 2003 yılında çıkan Happosadetta adlı albümlerinin Juomarahat adlı parçasının introsu Mor ve Ötesi’nin en popüler parçalarından birisi olan Bir Derdim  Var‘ın introsuna acayip benziyor. Ve sıkı durun: Mor ve Ötesi bu albümü 2004′te çıkardı! Ben ilk dinlediğimde dedim “Aha kesin arak!” Tabi daha sonra insan sakin kafayla dinleyince “Lan acaba esinlenmişler midir?” diyor. Neyse sevgili okurum sen dinle ve karar ver bakalım. Dosyaların boyutları küçük merak etme. Ayrıca sana bir ipucu: Fareni şarkı adının üzerine getir ama tıklama. Bir pencere çıkacak o pencereden direk indirmeden dinleyebilirsin.

Verenpisara – Juomarahat | Mor ve Ötesi – Bir Derdim Var

Baya benziyorlar değil mi :)

1. Vizeler Bitti

Lan bu başlığı kaç defa attım, daha kaç defa atarım bilmiyorum :) Evet, 1. Geleneksel Vize Haftası bitti. Toplam 5 sınava girdim. İyi geçen sınavım yok. Statik’ten boş kağıt verdim kendi salaklığım yüzünden. Çevre Kimyası’ndan 40 üzeri; Lineer Cebir’den 30 üzeri; Mikrobiyoloji’den 50 üzeri; Ekoloji’den de 50 üzeri bekliyorum. Artık ne gelir ne olur bilemem. Dün gece Alperler’de geç saate kadar çalıştık. Bu grup işi epey sarıyor hadi hayırlısı. Bugün de uzun bir aradan sonra Mehmet Ayrancı ile bulaşacağım. Özlemişim valla. Baya bir arşiv gelecek elime, hadi bakalım :)

Western Coşkusu !

Lan bilmiyorum neden, iki üç gündür malum vizelere çalışırken beni bir

The Good, The Bad and The Ugly

The Good, The Bad and The Ugly

western tutkusudur sardı! Elimdeki en güzel western soundtrack’lerini dinleyip dinleyip duruyorum. Gözlerimi kapatıp kendimi o çölün ve kaktüslerin ortasında hayal ediyorum :) Lan süper oluyor. Valla şu an torrent’te 5 tane western filmi iniyor. 2 tanesi blu-ray hem de :) Lan çok mükemmel bir olay bu kovboyluk ya :) Yani beni iki üç gündür iyi götürüyor. Ve iyi haber: Artık sende bu havayı yaşayabilirsin sevgili okurum! Nasıl mı? Aşağıdaki linke tıklayıp indireceğin, o beni günlerdir alıp götüren film müzikleri ile! Valla filmler çok eski, o yüzden telif hakkı derdi falan yok. İndirin abicim :) İyi, Kötü ve Çirkin‘in de soundtrack i full versiyonuyla mevcuttur.

Rapidshare’a yükledim. İndirmeyi bilmeyenler, arama kutusuna “download” yazıp önceki yazılarımdan öğrenebilirler.

DOWNLOAD

Büyükerşen Ahlaksız, Peki ATV ?

Büyükerşen vs ATV

Büyükerşen vs ATV

Şahsen bir Yılmaz Büyükerşen hayranı olduğumu söyleyerek başlıyorum yazıma. Onun partisi, savunduğu siyasi görüş falan umrumda değil. Ben, gözümün gördüğü, Eskişehir’de yaşadığımız değişimin mimarı olduğu için; okuduğum Anadolu Üniversitesi’ni gerçek bir üniversite yaptığı için kendisine hayranım. Baştan söyleyeyim, ben bu yazıyı yazmakla herhangi bir gelir elde etmeyeceğim. Bu yazımla herhangi bir siyasi kurum ya da kuruluşa destek vermek de istemiyorum. Aynı şekilde bu yazımda hiçbir kuruluşu karalamak da istemiyorum. Ben sadece gördüğümü yazıyorum. Yorum yaparken lütfen bunu göz önünde bulundurun; küfür etmeyin, üzmeyin beni.

Bu yazımda, sadece ATV kanalının dün akşamki (23 Mart 2009) Ana Haber Bülteni’nde Yılmaz Büyükerşen’e yaptığı haksızlıktan bahsedeceğim. Bunu da tamamen tarafsız ve kendi gördüğüm, şahit olduğum gerçeklerle destekleyeceğim. Dün ana haber bülteninin haber kesitlerinde “Yılmaz Büyükerşen Neyi İtiraf Etti? Yaptığı Resmen Suç Olan Yılmaz Büyükerşen Kendini Nasıl Savundu? Az Sonra” diye bir kısım görünce, ekrana kilitlendim. Neyse, söz konusu haber çıktı. Doğru mu yanlış mı bilemem, Yılmaz Hoca belediyenin bazı işlerini belirli bir reklam şirketine yaptırıyormuş ve bu reklam şirketinde onun da hisseleri varmış falan filan. Olayın haber boyutuna pek girmek istemiyorum. İnternetten bulabilir, okuyabilirsiniz. Ancak ATV haber nedense Yılmaz Hoca’yı anlatırken o kadar düşmanca ifadelerle konuşuyor, Yılmaz Hoca’ya öyle ithamlarda bulunuyordu ki gerçekten inanamadım. Yılmaz Hoca suçludur ya da değildir, bunu bilemem. Buna karar veremem, olay mahkemede çözülür. Adalet karar verir, ama ATV’ nin yaptığında ben kendi kanaatimce taraflı bir habercilik gördüm. Haberde kullanılan ve aklımda kalan birkaç alıntı; “Eskişehir’de Büyükerşen İmparatorluğu”, “İletişim yeteneğini kullanarak Eskişehir’in Avrupa reklamını yapan”, “Açıkça yalan söylüyor”, “Kötü laflarını ATV haber olarak iade ediyoruz”, “Şıracının şahidi bozacı”, “Yaptığı ahlaksızlıktır” ve aklıma gelmeyen onlarca anlatım. Yani spikerin haberi anlattığından bariz Yılmaz Hoca’ya karşı bir öfke ile hareket edildiği çıkarılıyordur. İzleyenleriniz varsa anımsayacak, “Evet ya hakikaten” diyeceklerdir.

Şimdi gelelim Yılmaz Hoca’ya “AHLAKSIZ” diyen ATV haberin benim gözüme batan çıkıntılarına. Bir kere haberin seçime bir hafta kala çıkması bana biraz garip geldi. Madem tarafsız habercilik, araştırmacı habercilik diyorsunuz neden bunu daha önce farkedemediniz? Ha, elimizde belge yoktu diyorsunuz. Seçime bir hafta kala o kadar belgeler nereden temin edildi peki? Şey, biz kendimiz bulduk. Bu ülkede herkes, şirketlerin hesaplarını, belediye hesaplarını elini kolunu sallayıp bulabiliyor mu? Acaba bunda başka birilerinin parmağı olamaz mı? Haberde şahit gösterdiğiniz o kişi kimdi? “Açıkça suç” diyordu o şahıs bu olanlar için. Neden o kişinin görüntüsünün altına “AKP Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkan Adayı” diye yazılmadı? Hadi madem yazmadınız, bu kişi neden bir şeyleri ispat etmeye çalışıyor? Avukat mı hukukçu mu? Hayır, İnşaat Mühendisi. Ve asıl soru neden sadece AKP adayı? Neden MHP adayı değil, DP adayı değil, CHP adayı değil de AKP adayı şahit gösteriliyor? Acaba bunun tam da bir hafta önce aynı kanalda yayınlanan Adaylar Anlatıyor adlı programınıza “AKP Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı“nın katılımı ile bir ilgisi olabilir mi? Bu arada, o haberin çıktığı gün “bedava” olarak Sabah gazetesi dağıtıldığını ve bunu bizzat bedava olarak alan bir arkadaşım olduğunu söyleyeyim mi? Yok söylemeyeceğim:) Ve süpriz: Gazetenin o günkü sayısında bu haber yer alıyordu.

Bence ortada bariz bir taraflılık var. Yılmaz Hoca’nın kendini savunurken söylediği gibi taraflı bir medya var. Ve ben elini vicdanına koyma taraftarıyım. Yılmaz Hoca kendi zimmetine para geçirdi veya geçirmedi bilemem. Ama yapmayın yahu, bu adam Eskişehir için kendi cebinden kaç para harcamıştır acaba? Bu yeni başlanan Gar projesinin planını yıllar önce kendi cebinden para verip çizdirmedi mi bu adam? Neden kimse o zaman çıkıp itiraz etmedi?

Sözün kısası ortada bir yanlışlık, bir taraflılık var. Bence kurumlar, insanlar, başkalarına çamur atarken, haklı ya da haksız olarak, kendilerine bir dönüp bakmalılar bu çamur onlara ne kadar bulaşmış diye. Valla ne olursa olsun, ben Yılmaz Hoca’yı hala seviyorum. Dediğim gibi hangi partiymiş, hangi görüşmüş umrumda da değil. Ben vatandaş olarak hizmet istiyorum. Bunu da yapacağına inanıyorum.

NOT: Bu yazıyı kaynak göstermek kaydıyla kullanabilirsiniz; ancak yazının tamamını kullanmak zorundasınız. Satır aralarını kullanmayınız. Bu yazı bir bütün olarak birşeyler ifade etmektedir :) Lan bu arada cidden bak, ben Yılmaz Büyükerşen’in adamı falan değilim :)

Facebook’ta Paylaş

Aşıp Coşuyoruz: IRAK’tan Ziyaretçi

Print Screen

Print Screen

My Resort’ümde bu aralar maşallah herşey yolunda gidiyor. Bir süre önce verdiğim Suudi Arabistanlı ziyaretçi haberinden sonra bir ziyaret de IRAK’ten geldi. Valla ne için, neden girmiş bilmiyorum ama IRAK’tan birisi benim blogumu görüntülemiş. Lan nasıl mutlu oldum yeminle. Gerçi belli olmaz, belki de bir Amerikan askeriydi :) Olsun, daha buraya kimler girecek sevgili okur. Bekle ve gör :)