
Büyükerşen vs ATV
Şahsen bir Yılmaz Büyükerşen hayranı olduğumu söyleyerek başlıyorum yazıma. Onun partisi, savunduğu siyasi görüş falan umrumda değil. Ben, gözümün gördüğü, Eskişehir’de yaşadığımız değişimin mimarı olduğu için; okuduğum Anadolu Üniversitesi’ni gerçek bir üniversite yaptığı için kendisine hayranım. Baştan söyleyeyim, ben bu yazıyı yazmakla herhangi bir gelir elde etmeyeceğim. Bu yazımla herhangi bir siyasi kurum ya da kuruluşa destek vermek de istemiyorum. Aynı şekilde bu yazımda hiçbir kuruluşu karalamak da istemiyorum. Ben sadece gördüğümü yazıyorum. Yorum yaparken lütfen bunu göz önünde bulundurun; küfür etmeyin, üzmeyin beni.
Bu yazımda, sadece ATV kanalının dün akşamki (23 Mart 2009) Ana Haber Bülteni’nde Yılmaz Büyükerşen’e yaptığı haksızlıktan bahsedeceğim. Bunu da tamamen tarafsız ve kendi gördüğüm, şahit olduğum gerçeklerle destekleyeceğim. Dün ana haber bülteninin haber kesitlerinde “Yılmaz Büyükerşen Neyi İtiraf Etti? Yaptığı Resmen Suç Olan Yılmaz Büyükerşen Kendini Nasıl Savundu? Az Sonra” diye bir kısım görünce, ekrana kilitlendim. Neyse, söz konusu haber çıktı. Doğru mu yanlış mı bilemem, Yılmaz Hoca belediyenin bazı işlerini belirli bir reklam şirketine yaptırıyormuş ve bu reklam şirketinde onun da hisseleri varmış falan filan. Olayın haber boyutuna pek girmek istemiyorum. İnternetten bulabilir, okuyabilirsiniz. Ancak ATV haber nedense Yılmaz Hoca’yı anlatırken o kadar düşmanca ifadelerle konuşuyor, Yılmaz Hoca’ya öyle ithamlarda bulunuyordu ki gerçekten inanamadım. Yılmaz Hoca suçludur ya da değildir, bunu bilemem. Buna karar veremem, olay mahkemede çözülür. Adalet karar verir, ama ATV’ nin yaptığında ben kendi kanaatimce taraflı bir habercilik gördüm. Haberde kullanılan ve aklımda kalan birkaç alıntı; “Eskişehir’de Büyükerşen İmparatorluğu”, “İletişim yeteneğini kullanarak Eskişehir’in Avrupa reklamını yapan”, “Açıkça yalan söylüyor”, “Kötü laflarını ATV haber olarak iade ediyoruz”, “Şıracının şahidi bozacı”, “Yaptığı ahlaksızlıktır” ve aklıma gelmeyen onlarca anlatım. Yani spikerin haberi anlattığından bariz Yılmaz Hoca’ya karşı bir öfke ile hareket edildiği çıkarılıyordur. İzleyenleriniz varsa anımsayacak, “Evet ya hakikaten” diyeceklerdir.
Şimdi gelelim Yılmaz Hoca’ya “AHLAKSIZ” diyen ATV haberin benim gözüme batan çıkıntılarına. Bir kere haberin seçime bir hafta kala çıkması bana biraz garip geldi. Madem tarafsız habercilik, araştırmacı habercilik diyorsunuz neden bunu daha önce farkedemediniz? Ha, elimizde belge yoktu diyorsunuz. Seçime bir hafta kala o kadar belgeler nereden temin edildi peki? Şey, biz kendimiz bulduk. Bu ülkede herkes, şirketlerin hesaplarını, belediye hesaplarını elini kolunu sallayıp bulabiliyor mu? Acaba bunda başka birilerinin parmağı olamaz mı? Haberde şahit gösterdiğiniz o kişi kimdi? “Açıkça suç” diyordu o şahıs bu olanlar için. Neden o kişinin görüntüsünün altına “AKP Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkan Adayı” diye yazılmadı? Hadi madem yazmadınız, bu kişi neden bir şeyleri ispat etmeye çalışıyor? Avukat mı hukukçu mu? Hayır, İnşaat Mühendisi. Ve asıl soru neden sadece AKP adayı? Neden MHP adayı değil, DP adayı değil, CHP adayı değil de AKP adayı şahit gösteriliyor? Acaba bunun tam da bir hafta önce aynı kanalda yayınlanan Adaylar Anlatıyor adlı programınıza “AKP Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı“nın katılımı ile bir ilgisi olabilir mi? Bu arada, o haberin çıktığı gün “bedava” olarak Sabah gazetesi dağıtıldığını ve bunu bizzat bedava olarak alan bir arkadaşım olduğunu söyleyeyim mi? Yok söylemeyeceğim:) Ve süpriz: Gazetenin o günkü sayısında bu haber yer alıyordu.
Bence ortada bariz bir taraflılık var. Yılmaz Hoca’nın kendini savunurken söylediği gibi taraflı bir medya var. Ve ben elini vicdanına koyma taraftarıyım. Yılmaz Hoca kendi zimmetine para geçirdi veya geçirmedi bilemem. Ama yapmayın yahu, bu adam Eskişehir için kendi cebinden kaç para harcamıştır acaba? Bu yeni başlanan Gar projesinin planını yıllar önce kendi cebinden para verip çizdirmedi mi bu adam? Neden kimse o zaman çıkıp itiraz etmedi?
Sözün kısası ortada bir yanlışlık, bir taraflılık var. Bence kurumlar, insanlar, başkalarına çamur atarken, haklı ya da haksız olarak, kendilerine bir dönüp bakmalılar bu çamur onlara ne kadar bulaşmış diye. Valla ne olursa olsun, ben Yılmaz Hoca’yı hala seviyorum. Dediğim gibi hangi partiymiş, hangi görüşmüş umrumda da değil. Ben vatandaş olarak hizmet istiyorum. Bunu da yapacağına inanıyorum.
NOT: Bu yazıyı kaynak göstermek kaydıyla kullanabilirsiniz; ancak yazının tamamını kullanmak zorundasınız. Satır aralarını kullanmayınız. Bu yazı bir bütün olarak birşeyler ifade etmektedir
Lan bu arada cidden bak, ben Yılmaz Büyükerşen’in adamı falan değilim
Facebook’ta Paylaş
Like this:
Be the first to like this post.