Vay Be ÖSS – 2
Geçen sene şu yazıyı yazarken aslında içten içe bir beklenti içerisinde olduğumu farkettim tekrar okuyunca. Özellikle o sene yapılan %15′lik kontenjan arttrıma olayına canım epey sıkılmıştı. Ve sanki geçen sene ki artış yetmezmiş gibi, artış bu sene de devam etti. Evet, belki duymayanlarınız vardır. Tıpkı 2008 yılında yapıldığı gibi, 2009 ÖSS‘de de kontenjanlar devlet üniversiteleri için %15, vakıf üniversiteleri için %20 oranında arttırılmış.
Bu sene üniversite başvurularında kayda değer bir düşüş yaşandığı malum. Hatta YÖK Başkanı bile basın toplantısında bu durumu, ilginç bir durum olarak nitelendirip, sebebini araştıracaklarını söylemişti. Bana göre bu düşüşün sebebi pek çok adayın artık üniversite okumanın da bir işe yaramadığı düşüncesine yavaş yavaş inanması. Bilmiyorum, geçen seferde olduğu gibi bu sene de mezun vermeme gibi bir durum söz konusu mu? Bu düşüş ve kontenjan arttırımı sebeplerinden dolayı pek çok aday muhtemelen şu anda (ben bu yazıyı yazmaya başladığı da sınav başlayalı 15 dakika olmuştu) bu sene çok şanslı olduklarını düşünüyordur. Hatta nereden duyduğumu şimdi hatırlamıyorum, pek çok dersanede, öğrencilere bu sene üniversiteye girme şansının diğer senelere göre %30 daha fazla olduğu söyleniyormuş. Bu yüzdeyi nasıl buldular onu da bilmiyorum.
Arkadaşlarımla hep konuştuğumuz, hatta arada takıldığımız durum ise şu an üniversite okuyan çoğu gencin ki bende bunlardan birisiyim, boşuna okuduğunu düşünmesi. Birkaç belli başlı bölüm haricinde haksız da sayılmayız. İnsanlara Çevre Mühendisliği okuduğunuzu, Biyoloji Bölümü okuduğunuzu ya da ne bileyim Basın Yayın okuduğunuzu ve hatta Güzel Sanatlar’da okuduğunuzu söylediğinizde halen daha yüzlerindeki “hee, boşa okuyorsun yani” ifadesini görmeye biz alışalı çok oldu. Arkamızdan gelen alt devrelerimizde alışıyorlar. Ve aslında uğruna çalıştıkları üniversitenin, aslında hiç bir dertlerine çözüm getirmediğini gördüklerinde “Bunun için miydi?” diyiveriyorlar. Şu noktaya dikkat: Üniversiteyi kötülemiyorum, bana göre dünyanın en güzel şeylerinden birisi üniversite öğrencisi olmak. Ama sorun şu ki, biz galiba üniversitenin geleceğimize getirisini biraz fazla abartmış olarak, hatta geleceğimiz için tek yol olarak görüp geliyoruz kampüse. Üniversiteyi seviyorum çünkü burası bana, hayatta başka neler yapabileceğimi, hayatta daha başka nasıl başarıya ulaşabileceğimi öğretiyor. Bunu bir genelleme olarak almayın, benim okulumda ben bunları keşfedebiliyorum. Sizin okulunuzda durum sizin açınızdan nasıldır bilemem.
Üniversitenin bu müthiş kurtarıcılığı aslında bize yıllardır anne babalarımızın, daha da gerçekçi bir yaklaşımla çevremizin yansımalarından kaynaklanıyor. İlkokula giderken üniversiteli demek benim için öğretmenin bir alt seviyesiydi
Ortaokulda biraz daha ayaklarımın üzerine basıp, Bilgisayar Mühendisliği okuyucam ben!, diyebildim. İşte lise de bunun o kadar da kolay olmadığını keşfediverdim
Hepimizin yaptığı bir sorgulamadır bu: “Ulan bu kadar bilgisayar biliyorum, tam bilgisayar mühendisi olacak adamım ama çevre okuyorum
” ya da şunu hep söyleriz “Olum dört sene resim çizsem ben mimar değil, ressam bile olurum be!”. Bu noktada şunu farkettim: Benim yıllardır planladığım, annemin babamın hayal ettiği geleceğe aslında benim katkım çok az lan! Benim kaderimi ÖSYM belirliyor! Eskiden TV8′deydi, şimdi hangi kanalda bilmiyorum bir program vardı, Hayatımız Sınav diye. Bayılırdım lan o adama. ÖSS‘de bir şeyler bilmenin tek başına yetmeyeceğini ben bu amcadan öğrendim. Aklımda kalanlarla şöyle demişti; Sınav sabahı 100 tane Türkiye 1. si uyanır. Sonra girerler sınava, daha şanslı olan, o sabah moralini daha yüksek tutabilen, hastalanmayan, yolda gelirken canı en az sıkılan 1. olup çıkar sınavdan
Evet, şans diyordu amca.
Oturduğum çevrede Düz Lise’ye gidenlere kaybetmiş gözüyle bakardık. Onlar şanssızdılar. Neden? Biz Anadolu Lisesi’ydik çünkü. O zaman ki saçmalağımın şimdi farkına varabilmem bile mutlu ediyor beni. Meğer eğitim sistemimizmiş bizi ÖSS‘ye odaklayan:
- Abi ben Anadolu Öğretmen Lisesi‘ne gidecem.
- Niye ki lan?
- Olum ÖSS‘de çok deli ek puan veriyo!
- Abi herifin üniversite garanti zaten.
- Neden abi?
- Olum adam Fen Lisesi‘nde!
Yıllarca bu geyiği döndürmüşüz. Etkisinde kalmamak mümkün mü? Neyse yazı giderek uzuyor. Vayy be ÖSS, bak yine neler yazdırdın bana
Ömrüm olursa, seneye yeni bir ÖSS sınavında devam ederim
Hatam olduysa affola.
|
Bu yazıyı istediğiniz yerde yayınlayabilirsiniz fakat yayınladığınız yerde bu |









meshugass demiş ki,
15/06/2009 12:40
sayın çiftçi alt çizmeye devam ediyor
:D
mesudum çok haklısın valla yazını okurken bi daha gururlandım dedim bu eleman benm kral adamım
boşluklar okadar fazla ki, senin nerde olduğunun ne yaptığının o boşluklarca bi önemi yokmuşl gibi gösteriliyo hep..ama üniversite okuyan gençler (sen ben dahil) kendi yollarını çizsinler ilerlesinler boşluklara aldırış etmeden..yoksa bu memleket cidden adam olmaz daha….
(çok içten yazdım bunları gerçekten bu konularda doluyum zaten bilirsin..)
springggggggggggg demiş ki,
20/07/2009 16:23
yazınızı cok begendım sonuna kadar okudum ve okurken cok eglendım.ben bu sene unıversıte sınavına gırdım ve 19 mayıscevre muhendıslıgını ıstıyorum.ama aılem yuzunden tercıh yapmycm galıba.ne yapcagımı bılmıyorum ama yazınızı okuduktan sonra daha cok cevre muhendıslıslıgı okumak ıstıyorum:D
proofhead demiş ki,
20/07/2009 17:18
springggggggggggg, yorumun için öncelikle teşekkür ederim. Ne yaparsan yap, pişman olduğunda suçlayacak kimsen omasın. Verdiğin kararlardan ve sonuçlarından sadece sen sorumlu ol ve sadece sen etkilen. Çevre Mühendisliği istemen beni ziyadesiyle mutlu etti
Samsun 19 Mayıs’ta da arkadaşlarım var, güzel bir okul olduğunu söylediler. Anadolu Üniversitesi’ni de düşün derim
Sana tavsiyem şu yıllar geçtikçe üniversiteye gelen öğrencilerin de, üniversitelerin de kalitesi düşüyor. O yüzden fazla gecikme derim.
springggggggggg demiş ki,
21/07/2009 15:29
çok sagolun:Dbende yapcam zaten tercihimi.kendımıde geliştırecegıme ınanıyorum ve bu yuzden gıtmek ıstıyorum