Konur Sokak Yaz Okulu Değerlendirmesi

06/07/2009 at 00:04 (Deneyimler & Projeler) (, , , , , , , , , , , , , , , , , , )

Bu yazıyı en güzel fotoğraflarıma bezeyeceğim :)

Bu yazıyı en güzel fotoğraflarıma bezeyeceğim :)

Geç de olsa yazmasam ayıp olurdu bu değerlendirmeyi. Burada sadece proje ile ilgili değil, benimle ilgili bir değerlendirme de yer alıyor.

:: Bu yaz okulu öncelikle bana mimarlık disiplini hakkında bilmediğim pek çok şey öğretti.

:: Bu yaz okulunda bol bol Photoshop alıştırması yaptım :)

:: Uzun süre sonra bilgisayar başında sabahlamanın verdiği o hazzı duydum :)

:: Nedense o bir haftalık süre boyunca şu iki şarkıyı defalarca dinledim; Dream Theater – Forsaken ve Dream Theater – These Walls

:: Kızılay‘ı artık epey biliyorum yav :)

:: Ankara dönerinin meşhurluğundan umudu kestim, tırt! Bir daha şu Aba Piknik, Hosta Piknik tarzı yerlere gitmeyeceğim. Ayrıca Ankara çok pahalı bir şehir kardeşim.

:: Şu bir haftada dinlemediğim ve görmediğim kadar devrimci gördüm, dinledim.Yeni şeyler öğrendim. Bildiğim şeylerin bazılarının da şüpheli olduğunu farkettim.

:: Ülkemizdeki diğer Çevre Mühendisliği bölümlerinin içeriği hakkında bilgi sahibi oldum. Ayrıca TMMOB Çevre Mühendisleri Odası ile acayip içli dışlı oldum.

:: Uzun süre sonra ilk kez canlı canlı türkü dinledim. İyi oldu bak bu.

:: Türkiye’de bürokrasinin nasıl lanet bir şey olduğuna tekrar tekrar kanaat getirdim. Herkesin yanlışın ne olduğunu görüp de neden birşey yapmadığına canlı canlı tanık oldum.

Vallaha gerçek!

Vallaha gerçek!

:: Yaptığımız projeye destek olan belediyenin asıl amacı neydi sorusunu sormaya başladım şu günlerde.

:: Hep merak ettiğim meşhur “Çin Çin Mahallesi“ni gördüm, ama onlar beni görmedi:)

:: Ankara Kalesi‘nde acayip film çekileceği kanısına vardım.

:: Kendini dinletmek istiyorsan bağırman gerektiğini anladım sunum yaptığımız gün.

:: Projenin sunumunu yaptığımız gün ortaya somut bir şeyler koyamadığımız için çok üzüldüm. Sonradan belediyenin bizim yaptıklarımızdan yararlanıp bunu yapacağını öğrenince biraz üzüntüm azaldı. Emeğimiz boşa gitmeyecek en azından, değil mi?

:: Halen daha keşke o bir hafta içerisinde en azından kaldırım işgalleri için elle tutulur birşey yapabilseydik diye hayıflanıyorum.

:: Şu soru çok hoşuma gitti: “Acaba Konur Sokak, solcuların kendini tatmin ettiği bir korunmuş bölge midir?” Öyle değildir diyorum ama sormadan da edemiyorum neden başka sokaklarda da aynı şeyler olmuyor? İnsanların kendilerini demokratik ve medeni bir biçimde ifade etmeleri, gördükleri eksiklikleri dile getirmeleri çok güzel ama bundan herhangi bir şekilde masum insanların canının yanmasını kabullenemiyorum yav.

:: Bir insanın nasıl,

hem ciddi bir mevki sahibi hem çok tatlı hem de çok samimi olabileceğini (Burçak Abla),

ilk bakışta insanın çekindiği ama perdeler kalkınca sımsıcak biri olabileceğini (Yeşim Hoca),

yıllarca hoca olarak görülürken bir anda sıkı bir arkadaşa, dosta dönüştüğünü (Ozan Hoca),

bütün meslektaşları ile aynı tutulmayacağına (mimarlık okuyan tüm arkadaşlar),

gerçekten içinden geldiği gibi, kasmadan davranabileceğine (Mustafa Kemal)

şahit oldum. Bunu daha da uzatabilirdim ama başka şeyler de yazayım.

:: Yaptığımız projenin sonunda aklıma gelen birkaç “şık ve ucuz fikirler”den birkaçı;

  • Sokakta var olan çöp kutusu problemi (sokakta çöp kutusu yok, daha doğrusu Kızılay’da hiç bir yerde yok) Eskişehir’de uygulanan geri dönüşüm torbası modeli ile çözülebilir. Böylelikle bu gayet ucuz ve içi çöp dolu çöp torbalarını kimse çalar diye ya da içine bomba koyar diye endişelenmeye de gerek kalmaz. Bu dediğim yöntem çok basit metal çerçevelerin içine yırtılması zor çöp poşetlerini tutturmaktan ibaret. Bunlar da belediye görevlilerince belli saatlerde toplanır.
  • Konur Sokak’ta hatta Kızılay’ın hiç bir yerinde engelli vatandaşlar için kolaylıklar yok. Özellikle Eskişehir’i bildiğim için bunu rahatlıkla söyleyebiliyorum. Konur Sokak’ta ki neredeyse hiçbir dükkana engellilerin yardım almadan girmesi mümkün değil. Ancak Mülkiyeliler Lokali, sadece bahçe girişindeki basamağı iptal edip rampa yaptırsa Konur Sokak’ta engellilerin engelsizce girip çıkabildiği yegane mekân olurdu.
Dua edenler: Tuğba ve Mustafa Kemal -------- Dua edilen: İmparator Jüstinyen anısına dikilen dikili taş!

Dua edenler: Tuğba ve Mustafa Kemal Dua edilen: İmparator Jüstinyen anısına dikilen dikili taş!

:: Projeye neden İnşaat Mühendisliği ve Şehir Bölge Planlamacılığı disiplinlerinden öğrencilerin katılmadığını o gün bu gündür hala düşünmekteyim.

:: Bu bir haftalık süre içerisinde Ankara’da iyi para harcadım. Ama aldıklarım belki size ıvır zıvır olarak gelebilir. Annem öyle dedi zira :) 4 tane 45′lik, bir tane de 33′lük plak aldım. 2 tane kitap (İhsan Oktay Anar‘ın kitapları) aldım. Haa, bir de imzalı kitabım oldu (Ötekilerin ‘Çevre’si).  3 tane de kaset aldım. Aklıma gelmeyen birçok şey var ama yazamıyorum.

:: Meşhur Hayri Plak‘a gittim ama birşey almadım.

:: Bu bir haftalık süre içerisinde 3 kilo aldım! Yuh bana.

:: Uzun süredir düşündüm, şimdi cevap veriyorum: Evet, işporta Konur’dan çıkartılmalı.

:: Konuştuğumuz, sokağın eski sakinlerinin düşüncesinin aksine Konur’u eski haline getirmek için bence halen geç değil.

:: Belediye bu sokak işgallerinin yasal olmadığını biliyor da neden yaptırım gücünü kullanmıyor?

:: Yaz okulu boyunca bence hepsi çok faydalı birçok sunum dinledik. Ama nedense ben halen daha Erdal Kurttaş‘ın yaptığı o sunumun etkisinden kurtulamadım. Neden acaba?

:: Bence faydalı mıydı bu yaz okulu? Evet öyleydi. Yine olsa gider miydim? Evet giderdim :)

2 Yorumlar

  1. Mustafa Özkan demiş ki,

    Benim bölümümle de ilgili, bu tip bir yaz aktivitesi olmasını isterdim. Saha çalışmamız olmazdı belki (saha? kimya?) ancak labda bütün sene boyunca gördüğümüz tüm teorik bilgiyi pratiğe çevirebilir ve ikinci seneye daha bilinçli gidebilirdim. Bunun yanısıra iyi bir yaz geçirmişsin gerçektende :)

  2. proofhead demiş ki,

    Yoğun oldu ama :D

Yorum Yapın