Aylık Arşiv: Şubat 2012

Bugün Aksilikler Günüydü

 

Bugün çok aksilik oldu sevgili okur. Önce laboratuvardaki hassas terazi bozuldu. Sonra gittik baktık bozulmamış. Açtık kapattık düzeldi alet. Standart kütle ile ölçüm yaptım, çok iyi bir sonuç verdi. Dün aleti temizlerken üstündeki tablasını düşürmüştüm masaya, sonra taktım herhangi bir sıkıntı yaşamadım. Ölçümlerimi yaptım, tüplerimi falan hazırladım. Bu sabah Betüller açmaya çalışmışlar teraziyi, açılmamış, saçmalamış falan. Sonra Alper‘le baktık, ölçümde falan bir sorun yok. Zaten daha sonra hem standart kütle ile hem de Semra Hoca ile olan konuşmamız bir sıkıntı olmadığını teyit etti bana. Hayır aletin parası pulu sıkıntı, bir de inanılmaz zaman kaybı yaratacaktı. Allahtan olmadı öyle birşey. Ama bundan kaynaklı moral bozukluğum gün boyu devam etti. Hocamız ezelden beri çok kral olduğundan, en ufak bir tepki göstermedi bana. Kızsaydı falan herhalde 9 ml nitrik asit çözeltisini içerdim.

Bir diğer aksilik de Alper’in maaş kağıdında çıktı. Alper İtalya’dayken ki Alper İtalya’ya benim kadar sık sık gidip gelmez, bunun maaş kağıdını ben hazırlamıştım. Şimdi en hata yapılmayacak bir yerde ne olmuş nasıl olmuşsa hata yapmışım. Dolayısı ile Alper’in ve diğer herkesin maaşı gecikti. Zaten iki hafta geciken maaş bir de böyle gecikti. O da acayip canımı sıktı.

Şimdi sevgili okur, gördüğün üzere hatalar yapıyoruz. Hatalardan ders çıkarıyor muyuz? Evet. Mesela bu hassas terazi ile ilgili çok radikal kararlar almayı teklif edeceğim iş arkadaşlarıma. Ayrıca Alper’e de yine bir ufak hediye mediye artık Allah ne verirse birşeyler alırım.

Sabah çok komik bir şey oldu bu arada. Uygulamalı Matematik dersinde sınıf birbirinden habersiz olarak iki parçaya bölünüp zemin kattaki ve 1. kattaki amfilerde beklemeye başladık. Alper aşağıdan bana, nerdesin, diye mesaj attı. Ben de, dersteyim, dedim. O da, lan ben de dersteyim nasıl oluyor, dedi. Meğer hoca alt katta insanları görünce direk girip orada başlamış derse. Sonra herkes üst kata bizim olduğumuz sınıfa çıktı. Hoca da derse yeniden başladı.

Bu ara biraz psikolojik olarak gergin olduğumun farkına vardım bugün. Sercan‘la epey konuştuk, Merve‘yle epey konuştuk rahatladım. Bir de yarın yapacağım konuşmalardan sonra tamemen rahatlayacağımı düşünüyorum. Evet öyle yani.

 

Coğrafi Bilgi Sistemlerinde Yorumlama ve Analiz Teknikleri

Bu dönem bu dersi alıyorum yüksek lisansımda. Bugün derse başladık sevgili okur. Uzun süredir eğlenmediğim kadar eğlendiğim ve keyif aldığım bir ders oldu. Çok mutlu oldum.

Dönem ilerledikçe ne olur ne biter bilmiyorum ama şu an için bakış açım çok olumlu derse. Bu derste ARCGIS yazılımı ile çalışıyoruz. Dersin içeriği daha çok başlığından da anlaşılabileceği üzere günlük hayatta karşımıza çıkabilecek mesleki problemlere coğrafi bilgi sistemlerini kullanarak çözüm üretebilmek üzerine oluşturulmuş. Dersten hemen sonra gittim ilgili görevliden ARCINFO 10 yazılımını ve 1 yıllık lisansımı aldım :) Kral oldum.

Dersi veren Hakan hocamızı ben ilk defa tanıdım bugün. Ancak kendisiyle ilgili gözlemlerim ilk gün için gayet pozitif ve takdire değerdi.

Bugün derste bazı notlar tutum. Ancak üç şeyin altını çok iyi çizmişim. Bunlar hocanın sınıfta anlattığı anektodlardı.

Ayçiçeği form Brazil: Hoca bir kuruyemişçide görmüş bunu, ve artık bunu da gördüysem, çitlediğim çekirdek bile Brezilya’dan geliyorsa denilecek birşey kalmamış demektir, dedi. Çok hak verdim.

Kapı gibi tapu: Günlerden bir gün adamın biri elinde KAPI GİBİ BİR TAPU ile gelmiş dikilmiş. Evet, doğru adamın tapusu varmış, varmış ama arsanın nerede olduğunu kimse bilmiyormuş! Bu anektodu hoca, Türkiye’de her arsanın artık eşsiz bir numarası, kimliği olmalı diye ifade ederken anlattı. Tapu muhabbetinin aynısını bizzat biz de yaşadığımız için dikkatimi çok çekti bu durum.

Boruların yerini bilen adam: Hoca yine anlattı bunu, yarıldık gülmekten. Her yerde vardır böyle bir adam, yeraltında giden gelen boruların yerini bir tek bu adam bilir. Herhangi bir tamirat yapılacağı zaman bu adam bulunur getirilir. Adam emekliye ayrılınca, iş oldu mu yine çağrılır. Ama adam öldü mü mecburen kepçe ile ya allah girişilir ve bir boru muhakkak patlatılır. Burada da yine coğrafi bilgi sistemlerinin ne amaçlarla kullanılabileceğinden bahsediyorduk.

Bu dersten sene boyunca bana epey malzeme çıkacak gibi. Önümüzdeki hafta pazartesi yeni bir derse kadar görüşmek üzere :)

MobilogrenG ve Eskirock İşbirliği

 

Eskişehir Rock Topluluğu olarak Osmangazi Üniversitesi öğrencisi olan arkadaşlarımıza bir süpriz hazırladık!

Daha önce şu yazımda tanıttığım ESOGU MobilogrenG uygulaması ile Türkiye’de ilk defa bir underground metal konserine mobil ortamda reklam çalışması yapmış olduk. Bu hususta çok değerli dostumuz Ergin Karadağ‘a ve Eskişehirli yazılım devi ESTER‘e sonsuz teşekkür ederiz.

MobilogrenG uygulamasını kullanan arkadaşlarımız, bu uygulama içerisinde yer alan Promosyonlar menüsüne girerek Eskirock Metal Fest Vol. IV etkinliği ile ilgili olan duyuruyu okuyabilirler. Daha sonra yine aynı uygulama içerisinden hızlı bir şekilde bize ulaşabilir, konser için bedava ya da normalin çok altında fiyata bilet sahibi olabilirler.

Bu promosyon sınırlı sayıda olacağı için eğer Osmangazi Üniversitesi öğrencisi iseniz bir an önce programı kurup indirim fırsatından yararlanın!

Sadece bu etkinliğimiz için değil, ilerleyen zamanlardaki etkinliklerimizi de yine bu faydalı uygulama sayesinde takip edebilirsiniz.

İndirim fırsatından yararlanma hakkı elde eden arkadaşlarımız konser günü kapıda Osmangazi Üniversitesi Öğrenci Kimliklerini göstererek biletlerini alabilirler. Unutmayın, uygulamayı kullanarak kazandığınız indirimli ya da hediye bilet sadece sizin tarafınızdan kullanılabilir.

Uygulama ile ilgili tüm detayları http://www.mobilogreng.net/ adresinde bulabilirsiniz.

 

Uzaktaki Ben

 

Eski aşklar her zaman ağlatmaz insanı.

Uzaktan görünenleri yavaş yavaş seçebiliyordum. Gördüklerim netleştikçe kalbimdeki o sıkışma hissi de giderek şiddetleniyordu. Artık kalp çarpıntım göğüs kafesimi zorlamaya başlayınca perdeyi hışımla kapattım. Bir iki adım geriye yürüyüp koltuğa bıraktım kendimi.

Saç tellerimden, ayak parmaklarıma kadar öfke doluydum. Öyle ki çaresizliğim solduğum hava ile girip verdiğim hava ile çıkıyor; beni yaşatıyor ancak kıpırdamama izin vermiyordu. Üstelik çok da incinmiştim. Sevgim ihanete uğramış, belki de alaya alınmıştı.

Bedenen yorulmak bazen ruhunuz tükenmişse bir anlam ifade etmemeye başlıyor. Kendimden bile sakladığım onca şeyi, onca hüznü, daha fazla gizleyemiyordum. Soğuyup taş kesiliyorum bazen bunu unutmak için. Bazen de tutuşup alev alıyorum, eriyip aksın diye içimden. Ama olmuyor bir türlü, hissettiklerimi hissetmekten vazgeçemiyorum. Ve bunu artık ustalıkla saklayabiliyorum.

Uzaktaki ben, bugün yine seni gördüm. Tüm bunları gerçekten hissederek yazdım. Ucunu bucağını unuttuğun, o engin dünyanda üzerine bastığın bir gül oldum ben. Hep böyle olmayı tercih ettim. Dikenlerim acıtmasın diye seni, ben kendimi yerlere bıraktım. Oysa gökler benimdi. Gözlerin daha yakındı orada.

Ben de bir can idim, ama sen bunu hissetmeden ezdin beni. Damarlarım sıkıştı, kanlara bulandım ama sen habersizdin. Bugün sana hak verdim. Sen masumdun aslında. Belki de ben yanlış bahçelerde aradım aşkı. Belki de bendim sen olan, senin gibi olan. Görmeyen, duymayan ve hissedemeyen.

Üç defa düşünüp, bir defa yazdım. Umarım sen de bunu anlarsın.

 

Bugün Epey İş Çıkardım!

 

Bugün epey farklı işler yaptım, tamamını da bitirdim sevgili okur. Sırf kendi egomu tatmin etmek için şimdi bunları seninle de paylaşıyorum.

Sabah Selami Abi aradı, dün söz verdiğim ama eve geç geldiğim için yapamadığım internet sitesi işini bir çırpıda hallediverdim. Burada bir büyük teşekkürü de Sercan‘a yolluyorum. Neden bilmiyorum ama godaddy.com‘dan benim kredi kartım ile bi b.k alamıyorum. Neyse, yarın Sercan’la buluşup parasını vereceğim. Ha, ne yaptığımı soruyorsanız, çok basit bir işti. http://naturelpipo.com/

Vehici İmmenso‘ya benden istediği sponsorluk dosyasını yolladım. Çok mutlu oldu, beni de sevindirdi.

Doğa ve Çevre Kulübü‘nün pazartesi günü dağıtacağımız fotoğraflı kimlik kartlarını hazırladım. Eksikleri tamamladım. Baskıya gönderilecek tabakaları bitirip kulüp başkanımız Levent‘e yolladım.

Pazartesi günü yapacağımız üye toplantısı için basit bir afiş hazırladım. Tüm bunları internet sitemize de yerleştirdim. Kulübün sitesine yeni bir kısım daha ekledim. Ancak wordpress‘e bir türlü marquee kodunu yediremedim. Yarın bir daha deneyeceğim.

Eskirock Üye Kartı için başvuru yapanlara mail attım. Eğer siz de Eskirock Üye Kartı almak istiyorsanız yarın saat 15:00′de Adalar Hera Cafe‘ye gelin.

Annemle birlikte odamdaki fotoğraf çerçevelerini yeniledim sevgili okur. Eski birkaç fotoğrafı onarmak için aldım. Yeni fotoğraflar ekledim. Çerçevelerimi sağlamlaştırdım.

Kodak M1033 marka modelli fotoğraf makinemin driver‘ını geçen internette aradım. Saatlerce aramama rağmen saçma sapan sitelerle uğraştım. Bugün driver cd’sini buldum ve blogda daha önce makineyi alırken yazdığım yazıya ekledim driver linkini. Birilerinin işine yarar lan kesin. Gerçi upload halen devam ediyor. Ama bitecek birkaç dakikaya.

Cenk Önsoy’u Takip Etmek

Her biri farklı konular üzerine olan ve bu anlamda farklı hedef kitleleri de yaratabilmiş bir takım internet siteleri topluluğu oluşturmuş arkadaşım Cenk.

Elbette burada hepsini anlatmayacağım. Ama önceki gün yolladığı son çalışmasını çok beğendim ve sizlerle paylaşacağım.

Aslında bu çalışma başka bir çalışmadan alıntı. İngilizce versiyonunu görmüştüm ama Türkçe’sini de Cenk bizlere kazandırmış oldu. Aşağıdaki linke tıklayıp siteye girin. Komutlar zaten sizi yönlendirecektir.

http://sakinbiryeristiyorum.cenkonsoy.com/

Karikatür Muhabbeti

Son dönem de iyice popüler olmaya başlayan ve açıkçası epey de vakit geçirten karikatür – komedi sitelerinin bir örneğini de Cenk hazırlamış. Karikatür Muhabbeti isimli bu çalışmanın diğelerinden farkı ise siteyi sadece klavye kullanarak yönetebiliyor olmanız! Bu harika!

http://karikatur.cenkonsoy.com/

Maskenin arkasına saklanmak

Bir adamı takip etmeye başladığımda en ilgimi çeken yönü de fotoğraflar oluyor sevgili okur. Bu sefer de şanlıyım ki Cenk fotoğraf ve illüstrasyon ile uğraşıyor. Dolayısı ile bakacak ve incelenecek işleri çoğunlukta. Fotoğrafçıların kendilerine bir portfolyo oluşturup işlerini bu şekilde paylaşmalarını hep takdir etmişimdir. Cenk’in işlerinde en hoşuma giden yan tarafa koyduğum çalışmadır. Buradaki fikir gerçekten harika. Bu arada çalışmada gördüğünüz surat da içimizde Alper kardeşimden sonra en yakışıklımız olan Koray kardeşime aittir.

http://photography.cenkonsoy.com/portfolio

Son olarak şöyle de bir videosu var ki tadından yenmiyor :)

Fetih 1453

Fetih

Salı akşamı Eskişehir Özdilek AVM‘de bulunan Cinetime sinemasında yeni vizyona giren ve “En pahalı Türk yapımı” olarak tanıtılan Fetih 1453 filmini izledim sevgili okur. Bu yazımda filmle ilgili görüşlerimi anlatacağım.

Filme fragmanını izleyip gittim. Biletlerimizi aldıktan sonra salona yerleştik ve kısa süre sonra da film başladı. Şahin ile öykünün bağlanması hoşuma gitti en başta.

Filmi çok beğenmedim. Filmi izledikten sonra sadece ben mi böyle düşünüyorum diye biraz da internet araştırması yaptım. Benim eksik olarak gördüğüm yönleri başkaları da dile getirmişler. Tabi çok acımasız eleştiren de olmuş, yapıcı davranan da olmuş. Ben bu yazımda okuyacaklarınızı böyle bir çerçeve içerisinde anlatacağım.

Film devam ettikçe dijital olarak kurgulanıp montajlanan sahnelerin çokluğu beni çok rahatsız etti. Yani Türkiye’nin en pahalı yapımı, anlaşılan parayı dijital montaja harcamış. Film neredeyse yarı yarıya perde önünde çekilmiş. Üstelik bazı yerlerde o kadar kötüydü ki montaj, haftalık çekilen sitcom’lardaki araba sahnelerindeki gibiydi arka planlar. O açıdan hayal kırıklığına uğradım. Yeniçeri Ulubatlı Hasan‘ın bayrağı burca dikmeye çalışırken epey zorlandığı sahnede bu kısım bari montaj olmasın bari dedim ama yok, burası da dijitaldi.

Ulubatlı Hasan demişken, İstanbul’u fetheden sanki Ulubatlı Hasan’mış gibi anlatmış yönetmen. Ne alakası var yahu? Filmde Fatih‘in o yıllardır anlatılan dehasından çok birşey göremedim ben. Savaş sanki tamamen Ulubatlı Hasan’ın cesareti ve naraları ile örülmüş. Fatih sadece emir veren bir tip olarak anlatılmış. Bu anlatımı hiç beğenmedim.

Çok iddialı bir yapım çeksem herhalde en ufak ayrıntısına kadar düşünürdüm. Tarihi gerçeklerden şaşmazdım, konuşmasından kıyafetine ince eler, sık dokurdum. Bu filmde öyle olmamış. Adamlar İstanbul Türkçesi konuşuyor. Araya bir iki tane Osmanlıca ünlem katıp -bre- durumu kotarmaya çalışıyorlar. Yani filmin bu yönü sanki bir dizi aceleciliği ile hazırlanmış. Ya da Osmanlı Ordusu, hiç o bildiğimiz, düşündüğümüz şekilde değil. Hele bir Mora Savaşı sahnesi var. Siz ne olduğunu anlamadan başlıyor, kim Osmanlı, kim düşman, kim kazanıyor, kim kaybediyor belli değil. Yeniçerilerin birkaç yerde keçe başlıkları görülüyor. Osmanlı askerlerini canladıran figüranlar olmamış. Ne kıyafet olarak ne de dövüşme şekilleriyle Osmanlı’nın o efsane ordusu değiller. Bir kere mehter takımı yok! Lan yeniçeri demek mehter demek! Doğru dürüst yeniçeriler de olmadığından mehtere de gerek duymamış yönetmen. Bir de lağımcı ocağı var. Lağımcıların bu fetihteki rolünü ben bilmiyordum açıkçası, ama komik olmuşlar filmde. Yağlı vücutlar falan. Bununla da epey dalga geçilmiş ortamlarda.

Dediğim gibi daha yazılabilecek çok fazla şey vardır. Ancak ben yazmıyorum. Spoiler de ver vemek istemiyorum. Filmde olmuş dediğim olay müzikleridir. Müzikler de yer yer sürekli gaz modunda gidiyor, tempoyu bu şekilde yüksek tutmaya çalışmışlar, bir yerden sonra bayıyor. Bir de bağırış çağırış çok filmde. O da sıkıyor insanın canını.Bu filmin müziklerini iyi ki Fazıl Say yapmamış. Herife felaket gıcığım. Gerçi Fazıl Say da anladığım kadarıyla birazdan bahsedeceğim şeyden dolayı vazgeçmiş yapmaktan.

Filmde Papa, Bizans, dinsiz Türkler temaları yine olmazsa olmazlar arasında. Bizans’ın yıkılmadan önceki gün bile karılarla kızlarla alem yapılan bir yer olduğunun altı çiziliyor.

Malum Ulubatlı Hasan’ın var olup olmadığı bilinmiyor. Ama olsa bile bu yeniçerinin filmde anlatılışı çok uç olmuş. Bir kere yeniçeri olduğu halde Conan modunda geziyor yarı çıplak. Fatihle kankalar. Yani bir yeniçerinin padişahla bu kadar içli dışlı olması mümkün değildir değil mi? Ama filmde kanka bu ikisi. Ayrıca Ulubatlı, gayet diğer yeniçerilerin aksine, metalci görünen, sürmeli, uzun saçlı, gerektiğinde sevişen, nara atan acayip bir tipleme olmuş. Bizans’a yardıma gelen Latinlerin kumandanı rolündeki herife de acayip benziyor tip ve tarz olarak. Yani kim Türk ve müslüman, kim “gavur” anlayamıyorız dövüşürken.

Bir de hatun var. Absürd mavi renkte gözleri var, bir de derin göğüs dekoltesi var (Dilek Serbest‘miş adı). Topçu usta Urban‘ın üvey kızı rolünde. Bu kızı da ilk gördüğümüzde “gavur” sanıyoruz ama sonradan bunun da müslüman olduğu ortaya çıkıyor. Babası yaralanınca koskoca şahi topu bu kadın onarıyor. Burası senaryo gereği oluşturulmuş, tarihi bir dayanağı yok, dolayısı ile söyleyecek bir söz de yok. Ama orta okuldaki tarih öğretmenimizden beri istisnasız duyup öğrendiğimiz topları Fatih’in kendisi planlıyor, hatta etrafındakiler bu topları dökmek imkansızdır diyor falan. Şahi top denen bu devasalar, bir tane de değil üstelik, çok sayıda dökülüyor. Hatırlayın orta okul, lise tarih derslerinden İstanbul’un Fethi’ni kolaylaştıran sebepleri. Filmde bir tane top gösteriliyor. Bu da bir kere ateşleniyor doğru dürüst. Bu fetih tamamen Fatih’in yaratıcı zekası ve planlarıyla gerçekleştirilmiş. Filmde de keşke bu çok açık anlatılsaydı. Top konusunda tüm olay ustanın ve kızının marifeti ile yapılıyor filmde. Fatih sadece emrediyor.

Akşemsettin‘in filme çok geç girip neredeyse etkisiz eleman olduğunu gördüm. Filmde bu şekilde birkaç etkisiz eleman var sevgili okur. Biri de Fatih’in rüyasında gördüğü Osman Bey karakteri. Ne oluyor, ne olmuyor, demekten kendimi alamadım ben. Sonrasında çekilen sahne ise doğrudan Yüzüklerin Efendisi olmuş.

Fatih’le babası arasındaki tahta çıkıp geri inme, sonra tekrar çıkma hikayesi taht kavgası gibi gösterilmiş. Halbuki tahta yeniden geçmesini Fatih’in kendisi bizzat babasına emretmiştir. “Padişah sensen çık tahta ordunu yönet, padişah bensem emrediyorum, tahta çık” gibisinden birşeyler diyordu Fatih tarihte. Ama filmde bu yok.

Filmde pek çok sahne size tanıdık gelecek. Filmi izlediğinizde bunu çok rahat görebileceksiniz. Minastrit önündeki savaş sahneleri, kulelerin yakılıp devrilmesi, bir anda kapanan kalkanlar… Ben detay vermiyorum. Yılmaz Özdil toplayıp toplarlamış ve yazmış. Bu linke tıklayıp okuyabilirsiniz.

Osmanlıcı bir film olmuş. Osmanlı’ya övgü ve özlem duyanların muhakkak izlemesi gereken bir film olmuş. Gençlik kollarının muhakkak gitmesi gereken bir film olmuş. Destek verenlerle destek vermeyenler arasında çok keskin bir ayrım var bu filmde. Ben destek vermeyenler arasındayım. Türkiye’nin en pahalı yapımında filmin de yarısını dijital kurgu ile çektikten sonra parayı nereye harcamışlar merak ettim.

Film bu haliyle, Türkiye’nin en çok izlenen ve sadece iki kamera ve birkaç kıro ile çekilen Recep İvedik II‘yi neredeyse geçmek üzereymiş. İnşallah geçer de. Dünya’da da bu filme karşı gösterdiğimiz ilgi haber konusu olmuş. Verdiğim linkteki yazıyı okuyun. Benim bakış açım da bu şekildedir.

Sonuç olarak size filmi izlemeyin demiyorum. Bilakis izleyin. Sizlerin de yorumlarını bekliyorum.

Acayip Youtube Oyunları

 

Önceki gün Sercan paylaşınca ve Sercan’ın paylaşımının altına bir arkadaşı yorum yapınca haberim oldu bu iki Youtube oyunundan. Hemen oynadım, denedim ikisini de. Senle de paylaşayım dedim sevgili okur, belki oynarsın, vaktin vardır boşa harcayacak :)

THE DARK ROOM

Ekranda sürekli bu kafa var

İnanılmaz sinir bozucu bir ses tonu ve vurgu ile ekranda bir kafa size komutlar veriyor. Oyunu oynayabilmek için orta seviyede İngilizce bilmeniz lazım. Zira ekranda görünen kafa size atar yapıyor. Oyunda basitçe size karanlık bir odada bulunduğunuz söyleniyor. Ve yapabilecekleriniz hemen videonun sağında solunda beliriyor. Siz de bu seçeneklere tıklayıp ışığı yakmaya ya da odadan kurtulmaya çalışıyorsunuz. Aşağı yukarı 30 farkılı seçenek var, siz de bir döngü içerisinden kurtulmaya çalışıyorsunuz. Oyun 10 üzerinden 5 puanı hakediyor bence.

BBOY JOKER

Müzikleriyle, animasyonuyla ve tasarımıyla özgün ve mükemmel bir youtube oyunu! Bu oyunu Sercan’ın paylaşımının altına yorum olarak bir arkadaşı vermişti. Sağolsun, çok harika bir çalışmaya işaret ediyormuş meğer.

Joker vs Batman

BBoy Joker adlı oyunda Batman ve Joker karşımıza break dansçı olarak çıkıyorlar. Oyunun başında bizden karakterimizi seçmemiz isteniyor. Herhangi bir karakter seçtikten sonra bizim seçtiğimiz ve rakibimiz karşılıklı olarak atışmaya başlıyorlar, tabi dansederek!

Önce rakibimiz bir takım hareketler yapıyor ve üzerindeki tabelada bu hareketlerin kodu çıkıyor. Sıra bize geldiğinde bizim üzerimizdeki tabelada az önce rakibin yaptığı hareketlerin kodu çıkınca kırmızı butona basıyoruz ve kendi karekterimizin karşılık vermesini sağlıyoruz. Doğru hatırlamışsak eğer bir sonraki tur başlıyor ve rakip diğer hareketlerine başlıyor. Oyunu bu şekilde üç tur oynayıp rakibin hareketlerini doğru hatırlayabilirsek kazanıyoruz.

Oyundaki kodları aklımızda tutmamız gerekiyor

Bu oyunu oynamak için temel düzeyde İngilizce gerekiyor. Karakterlerin animasyonları, müzikler falan çok harika olduğundan oyun sarıyor gerçekten. Zaten kısa sürüyor. Mutlaka deneyin. Oyunun dört milyondan fazla kere oynandığını da ekleyeyim. Oyunun yapımcısı Patrick Boivin‘in profiline de bakmanızı öneririm.

Oyun 10 üzerinden 8.5 puanlık bence. Tek kötü yanı mantığının çok çok basit kalması. Yani o kadar uğraşıp animasyon ve müzik yapıldığını görünce biraz daha komplike olabilirmiş demekten alamıyor kendini insan.

 

Krvestrebzine’den Bir Çağrı

Yakın dostumuz Buğra herhangi bir beklenti içerisinde olmadan bir liste oluşturmuş. Bu listede günümüzde aktif olan neredeyse tüm Türk Metal grupları, dergileri ve organizasyonları yer alıyor. Elbette Buğra’nın unuttuğu isimler vardır. Örneğin Organizasyonlar kısmında Eskişehir Rock Topluluğu Eskirock‘ı unutmuş. Ama olsun, canı sağolsun. Benden de rica edince ben de verdiği mesajla birlikte aynen yayınlıyorum sevgili okur. Buğ

Yerli piyasımızın güzide gruplarının adreslerini, kısa bilgilerini buraya yazmamın sebebini az çok biliyorsunuzdur: DESTEKLEMEK. Bu sözcüğü yıllardır duyarız ama bir türlü kıskançlık ve entrikaların sonu gelmez. Çoğu grubun konserine gittim, izledim ve çoğun da kardeşim gibi gördüğüm insanların grubu. Bu pohpohlamak değil karşılıksız destek olmadır. Bu ülkede çoğu konser zor şartlar altında yapılmaktadır. Pek çok insan da klavye metalcisi olmuş, oturduğu yerden çamur atıp köstek olmaktadır. Buna dur demeli, gruplarımızı desteklemeliyiz! İnanın bana çoğu Türk grubu bir çok yabancı gruptan iyidir. Buna bir son vermeli Türk Metal piyasasını hak ettiği yere taşımalıyız! Grupların merchandisleri bulunmaktadır (tişört, albüm, demo vs). Bunları almalı ve desteklemeliyiz. Eğer Türk gruplarından bi b.k olmaz diyorsanız gölge etmeyin başka birşey istemem. Yok destekliyorum diyorsanız hadi el ele daha iyi işler çıkartmaya devam edelim!

1. Bu yazıya arkadaşlarınızı etiketleyin, ama dağıtırken, paylaşırken, izin alın…
2. Grubunun ismi yoksa iletişime geç, kaliteli işleri destekliyorum…

 Konser yapmayı düşündüğünüzde bu gruplara öncelik verin; 

  • Deathblow   (Trabzon – Grindcore)
    www.facebook.com/pages/Deathblow/147356355297005
  • Decayed Darkness (izmir – Black Metal)
    www.facebook.com/pages/Decayed-Darkness/132017250192957
  • Heretic Soul (Ist – Death Metal)
    www.facebook.com/hereticsoul1
  • Garmadh (Eskişehir- Folk Black Metal)
    www.facebook.com/GarmadhOffical
  • Yabgu (Izmir – Folk Black Metal)
    www.facebook.com/yabguband
  • Consume (Izmir -  Brutal Death Metal)
    www.facebook.com/pages/Consume/292647954131470
  • Makattopsy (Ist –  Slamming Brutal Death Grind)
    www.facebook.com/Makattopsy
  • Rigor Mortis (İzmir – Slam Brutal Death Metal)
    www.facebook.com/RM.Turkish.Gods
  • My Funeral is your Victory (Ankara- Deathcore)
    www.facebook.com/m.f.i.y.v
  • Thrashfire (Ankara – Thrash Metal)
    www.facebook.com/thrashbeerandviolence
  • Chopstick Suicide (Ist – Mathcore)
    www.facebook.com/chopsticksuicide
  • Kranthor (Ist – Death Metal)
    www.facebook.com/kranthor
  • Vortex Of Clutter (Ist – Death Thrash Metal)
    www.facebook.com/vortexofclutter
  • Fire And Forget (Izmir – Death Thrash Metal)
    www.facebook.com/F.A.F.Grup
  • Baht (Ist – Prog. Death Metal)
    www.facebook.com/bahttr.band
  • Ziggurat (izmir – Black Metal)
    www.facebook.com/pages/Ziggurat/101661461661
  • Soul in Torment (Ankara – Death Thrash Metal)
    www.facebook.com/pages/Soul-in-Torment/171069322934141
  • A.S.D.N.Y.S. (Ist – Black Metal)
    www.facebook.com/pages/ASDNYS/172913519444283
  • Anoreksi (Ist – Melodic Death Metal)
    www.facebook.com/Anoreksi
  • Unleash (izmir – Death Thrash Metal)
    www.facebook.com/unleashband?
  • Akhuilon (Esk - Melodic Death Metal)
    www.facebook.com/pages/Akhuilon/142812565731095
  • Dungeon of Wizard (Sakarya – Black Metal)
    www.facebook.com/DungeonOfWizard
  • Truck (Ankara – Southern Metal)
    www.facebook.com/truckersfromhell
  • Sirannon (izmir – Black Metal)
    www.facebook.com/pages/Sirannon/53164970684
  • Sabhankra (Ist – Death Thrash Metal)
    www.facebook.com/SabhankraOfficial
  • More Than Human (İst - Metalcore Deathcore)
    www.facebook.com/morethanhumantr
  • Implanted (Adana – Metalcore)
    www.facebook.com/implantedtr
  • Extreme Assault (Ist – Death Thrash Metal)
    www.facebook.com/ExtremeAssault
  • Gutfed (Ist – Slamming Brutal Death)
    www.facebook.com/Gutfed
  • Katran Kabir (Tekirdag – Prog. Death Metal)
    www.facebook.com/katrankabir

Konserlerde bu gruplar varsa kaçırmamaya çalışın;

  • DarkPhase (Ankara – Thrash Metal)
    www.facebook.com/DARKPHASE06
  • Cenotaph (Ankara – Brutal Death Metal)
    www.facebook.com/pages/CENOTAPH/36031860263
  • Uçk GRind (Ist – Grindcore)
    www.facebook.com/pages/UCK-GRIND/12842079537
  • Black Tooth  (Ankara – Southern Metal)
    www.facebook.com/blacktooth
  • Moribund Oblivion (Ist – Black Metal)
    www.facebook.com/MoribundOblivion
  • KaraKedi (Ankara -Heavy/Thrash Metal)
    www.facebook.com/karakediankara
  • Asafated (Ist – Death Metal)
    www.facebook.com/groups/31583723191/
  • Decimation (Ankara – Tech. Brutal Death Metal)
    www.facebook.com/DecimationTR
  • Hecatomb  (Izmir – Brutal Death Metal)
    www.facebook.com/pages/HECATOMB-Tur/51398161849
  • Self Torture (Ankara – Hardcore)
    www.facebook.com/pages/Self-Torture/113317435351965?sk
  • Tahrip (Ankara – Hardcore)
    www.facebook.com/Tahriptr
  • Forgotten (Ankara – Epic Folk Metal)
    www.myspace.com/forgottenankara
  • Carnophage (Ankara – Tech. Brutal Death Metal)
    www.facebook.com/pages/CARNOPHAGE/9765924066
  • Decaying Purity (Ist – Brutal Death Metal)
    www.facebook.com/decayingpuritytr
  • Black Omen (Esk – Melodic Black Metal)
    www.facebook.com/pages/Black-Omen/211434653327
  • Raven Woods (Ankara – Back Metal)
    www.facebook.com/pages/RAVEN-WOODS/201200223242031
  • Episode 13 (Esk – Melodic Black Metal)
    www.facebook.com/episode13official
  • Groza (Ist – Dark Metal)
    www.facebook.com/GrozaOfficial

 Kaliteli Underground Oluşumları Destekleyin;

  • The Sarcophagus (Ankara – Black Metal)
    www.facebook.com/pages/The-Sarcophagus/185927934760308
  • Sheltersiege (Ankara – Black Metal)
    www.facebook.com/pages/Sheltersiege/107582555969609
  • True Azazel (Ist – Black Metal)
    www.facebook.com/pages/True-Azazel/69512558139
  • Cosmic Funeral (Ankara – Black Metal)
    www.facebook.com/CosmicFuneral
  • Sorg Uten Tårer (Ankara – Folk Bıack Metal)
    www.facebook.com/sorrowwithouttears
  • Valefor (İzmir- DSBM)
    www.facebook.com/pages/VALEFOR/111424171863
  • Aaaarrghh (Ankara – Black Metal)
    www.facebook.com/aaaarrghh.black
  • Acrosome  (Ankara – DSBM)
    www.facebook.com/pages/Acrosome/107537219278355
  • Zenith Maudlin (Ankara – Black Metal)
    www.facebook.com/ZenithMaudlinOfficial
  • Ölüm (Ankara – DSBMl)
    www.facebook.com/death.dsbm
  • Ezayah (Bursa – Atmospheric Black Metal)
    www.facebook.com/Ezayah
  • Cragataska (Ankara - Experimental Black Metal)
    www.facebook.com/CragataskaOfficial
  • Sjeldne Fjell (Malatya – Porn GoreGrind)
    www.facebook.com/sjeldnefjelltr

Yeraltı Dergileri ve Organizasyon ;

  • Rock Station Radyovizyon FM (Ankara)
    www.facebook.com/pages/Rock-Station-Org/140162819342019
  • Miras Magazine (Ist – Heavy Metal Kültür Dergisi)
    www.facebook.com/groups/286483528074371/
  • Coffiender Fanzine (Bursa – Thrash Metal)
    www.facebook.com/pages/Coffinfeeder-Fanzine/236675369713005
  • Chaos Magazine (Esk – Black Death Metal)
    www.facebook.com/pages/CHAOS-Magazine/284959378212400
  • Full Metal Nights (Izmir)
    www.facebook.com/fullmetalnights
  • Extreminal Radio 

    http://radio.extreminal.com

  • Extreminal Webzine 
    www.facebook.com/extreminal 
  • Dark Day
    (Izmir) www.facebook.com/groups/6717392601/
  • Darphane Organizasyon (Ankara)
    www.facebook.com/DarphaneOrganizasyon
  • Hammervision Organizasyon (Ankara)
    www.facebook.com/hammervision
  • Old School Prod. (Ist)
    www.facebook.com/pages/OldSchool-Productions/300144286686848
  • Full Black (Ankara)
    www.facebook.com/pages/Fullblack/265186710191962
  • Zıd Müzik (Ankara) Tel: 0 312 425 68 04
  • Yolcu Live (Ankara)
    www.facebook.com/yolculive
  • Studyo Deep (Ankara)
    www.facebook.com/pages/Stüdyo-DEEP/313629922010864
  • If Performance Hall (Ankara)
    www.facebook.com/ifperformance
  • Deli Kasap Magazine
    www.facebook.com/delikasap
  • Eskişehir Rock Topluluğu Eskirock (Eskişehir)
    www.facebook.com/groups/eskisehirrocktoplulugu

NOT: Burada yer alan liste Buğra Krvestrebzine tarafından oluşturulmuş olup, herhangi bir şekilde iletişime geçmek isteyen olursa buraya tıklayabilir.

Sakın Açmayın: Dünya’nın En İyi Saklanan Sırları Ansiklopedisi

Yaklaşık bir haftadır elimde olan bir kitap var sevgili okur: Sakın Açmayın: Dünya’nın En İyi Saklanan Sırları Ansiklopedisi. Bu tip kitapları hep sevmişimdir. Yani az bilinen şeyleri anlatan genel kültür kitaplarını sürekli kitaplığıma katmaya çalışmışımdır.

Bu kitapda sır olarak nitelendirmek yanlış olsa da yine az bilinen ıvır zıvır pek çok şeyi anlatıyor. Ancak bunu gayet keyifli görsellerle yapıyor. İşte kitabın farkı da burada ortaya çıkıyor sevgili okur. Yani sadece yazıları okumakla sıkılmıyorsunuz, her biri çok başarılı olan görsellerle de epey oyalanıyorsunuz.

Kitapta yer alan bazı başlıklar şu şekilde: Piri Reis haritası, Siyah Giyen Adamlar kimlerdir, Yüce dolar, Zaman yolculuğu, Mary Celeste’nin gizemi, Tutankhamun’un laneti, Beyin yıkama, Karındeşen Jack kimdi… Yüzden fazla farklı konu ile bu tip işlere meraklı olan okurların dikkatini çekecek türde bir eser.

A5 Boyutunda

İtiraf ediyorum, bu kitabı önce internetten PDF olarak buldum. Şöyle bir göz gezdirdikten sonra gayet sardığını görünce hemen ALF Kırtasiye‘ye gidip bastırdım kitap olarak. Şu an elimde ve okuyorum :) Baskısı siyah beyaz olan bu kitaba cilt falan da dahil 6 lira ödedim. Süper oldu. Bu ara epey vakit geçirttiği için bloga yazayım dedim. Canınız sıkılırsa bir araştırın bulabilirsiniz belki.

Aşağıda kitaptan bazı sayfalar yer alıyor.

Dolar'ın gizemleri (tıklayınca kocaman oluyor)

Sihirbazlar (tıkla büyüsün, tıpış tıpış yürüsün)