Category Archives: Bit Pazarı

Neyi nereden kaça aldım, sattım? Ne almak istiyorum? Hepsi bu kategoride.

Numerik Tuş Takımı Aldım

Laboratuvarda yaptığımız tablo işlerinin yoğunluğundan dolayı belirli dönemlerde rakamlarla akraba oluyorum sevgili okur. Netbookumda numerik tuş takımı yok. Dolayısı ile tek bir sıra halinde dizili olan rakamları ve matematiksel sembolleri, ok tuşlarını kullanmak çok zor oluyor. Vakit kaybettiriyor.

Ben de bu sorunu minimize etmek adına gittim kendime harici bir numerik tuş takımı aldım. Üstelik epey de fonksiyonlu bir şey oldu. Everest KB-970 20 marka modelli tuş takımını 15 TL‘ye aldım. 20 tuş var alette. Rakamların yanı sıra backspace, space, enter, + – / * virgül, çift sıfır ve num lock tuşu var. Num lock tuşunun avantajı şu ki num lock kapatıldığında ok tuşlarını kullanabiliyorsunuz tablolarda. Backspace ve space tuşlarının varlığı ise çalışırken laptop klavyesinden tamamen kurtarıyor sizi.

LED TV Aldık: Samsung 40D5500

Samsung 40D5500

Yaklaşık 4 ay önce 55 ekran tüplü televizyonumuz bozulunca babam inatla evdeki 37 ekran televizyon ile idare edebileceğini gösterdi sevgili okur.

Bu direnci nihayet geçen hafta kırıp babamı artık bir led tv almamız gerektiğine ikna ettim. LCD değil, özellikle LED TV araştırmaya başladım. Aklımda sadece iki marka vardı: Samsung ve LG. Şu an kullanmakta olduğum lcd monitörüm de Samsung markalı ve çok  memnunum. Hem panellerinin kalitesi hem de kullanış bakımından neredeyse problemsiz olmaları yüzünden Samsung’a ağırlık verdim araştırırken. LG ise (Samsung ile birlikte) USB’den pek çok formatı tanıyabilen TV’ler üretiyordu ve yine kaliteli televizyonları vardı.

Her neyse yaklaşık 5 gün boyunca internette araştırma yaptım sevgili okur. Uygun modeli buldum ama stok bulamadım. Stok buldum ama uygun fiyat bulamadım derken pek çok sıkıntı çıktı.  Bir modeli çok beğendim ancak onun da boyutu fazla büyüktü. Televizyondaki bu boyut problemini öncelikle çözmem gerektiğine karar verdim.

Oturduğumuz odanın metrekaresini hesapladım. Ayrıca televizyonu amayı düşündüğüm duvarın da alanını. Ayrıca gelecek yıllarda nasıl bir hayat yaşayacağımızı da düşündüm. Tüm bunları evdeki yaş ortalamasına bölünce ortaya sonuç çıktı: 40 inçlik bir televizyon (101 cm ekran) almalıydım.

Ekran boyutunu belirledikten sonra sıra televizyonda aradığım diğer özellikleri belirlemeye gelmişti. Bir kere mutlaka Full HD olmalıydı yani çözünürlüğü 1920*1080 olmalıydı. 3D özelliği olmasını ben kendim istemedim. Çünkü şu an piyasada 3D diye satılan çoğu televizyon gerçekte 3D olmayıp normal yayınları 3D’ye çeviriyor. Bu mantıkla çalışan bir 3D ise şu an için fiyatı arttırmaktan başka bir işe yaramıyor. Tepkime süresi bir diğer önemli parametre oldu benim için. Bu süre ne kadar düşükse televizyonun özellikle Playstation gibi konsollara olan bağlantısında hızlı sahnelerde ayırma gücü çok daha iyi oluyor. Resim gösterim hızı dediğimiz bir diğer parametre daha var ki bunun da olabildiğince yüksek olması istenir. Eğer televizyonla sadece normal uydu yayınlarını izleyecekseniz 50 hertz yeterli oluyor, ancak bluray filmler izleyecekseniz en az 100 hertz olması gerekiyor bu değerin.

En önemli parametre ise televizyonun sahip olduğu USB, HDMI ve diğer alternatif bağlantılar. USB sayısının ve HDMI sayısının fazla olması kısa vadede bir anlam ifade etmese de uzun vadede düşününce gayet gerekli bir durum.

Ve son olarak Smart TV özelliği.  Televizyon internete bağlanabilmeli, yazılımını güncelleyebilmeli ve belli başlı internet ortamlarından medya oynatabilmeli.

Bunların hepsini sağlayan bir LED TV’yi bulmak çok zor oldu ama nihayet İstanbul Bilişim A.Ş. sayesinde muradıma erdim. O televizyon: Samsung 40D5500 oldu sevgili okur.

Önce fiyatını yazayım, 12 ay taksitle ayda 130 liraya aldım televizyonu. Yanında da altın uçlu HDMI kablo ile duvara askı aparatı, ücretsiz kurulum ve kargo hediye geldi.

TV’nin en dikkate değer özelliği USB üzerinden neredeyse tüm dosya formatlarını oynatabiliyor olması sevgili okur. Nedir bu formatlar: AVI, ASF, MKV, MP4, 3GPP, VOR, VOB, PS, TS, RMVB, FLV, DivX 3.11, DivX 4.x, DivX 5.1, DivX 6.0, XviD. Hepsini de denedim çalışıyor taş gibi! Mesela pc’de izlemek için indirdiğimiz 174 mb‘lık sitcom dizilerden bir tanesinin bölümünü flash belleğe atıp tv’de izleyeyim dedim. Sonuç: Harika! Üstelik Türkçe altyazı desteği de cabası!

Netbook’umu HDMI kablo ile bağladım televizyona. Normalde 11.3 inç olan masaüstüm direk 40 inç oluverdi :) Ve görüntünün kalitesi çok başarılı sevgili okur. Dolayısı ile görüntü ile ilgili tüm detayları test ettim.

Televizyonda 2 tane USB, 4 tane HDMI, anten girişi, RGB girişi, scart bağlantısı, wireless adaptör girişi, dijital ses çıkışı ve henüz çözemediğim iki tane daha çıkış var. İnternet bağlantısını unutuyordum az kalsın! Evet, televizyon internete bağlanabiliyor, Youtube benzeri sitelerden video izleyebiliyorsunuz. (Smart TV özelliği bunvar ancak televizyonu tamamen bir web tarayıcısı gibi kullanamıyorsunuz, her siteye bağlanamıyor.) Wireless bağlantı ile ya da ethernet bağlantı ile aynı ağdaki kişilerin paylaşım klasörlerindeki filmleri izleyebiliyorsunuz.

Televizyonun tepkime süresi 2,4 ms. Yineleme hızı ise 100 hertz. Yalnız bunun yarısı donanımsal, yarısı yazılımsal. Genişiliği (panelin) 95 cm, derimliği 3 cm, yüksekliği 58 cm ve ağırlığı da 17 kg.

Televizyonu İstanbul Bilişim’den aldıktan sonraki gün kargoya verildi. Bir sonraki gün de eve getirildi. Kurulum için Samsung’u aradım, eve servis geldi ancak ürün yurtdışı ürün olduğu için kuramayız diyip gittiler. Meğer İstanbul Bilişim firmasının her ilde kendi servisleri varmış. Hemen aradım ve kendi servisleri akşama randevu verdiler. Ben evde yokken de gelip kurmuşlar sorunsuz bir şekilde.

Standart uydu yayını kalitesi

USB’den harddiskde okuyabilen bu televizyonu alırsanız harici bir medya oynatıcı kutu vs almanıza gerek kalmayacaktır. Bir de malum şimdi uydudaki kanalların pek çoğu HD yayın yapmıyor. Yapanları izlemek için de HD özellikli uydu alıcısı almanız gerekecek. Ancak ben o uyum sorununu yaşamadım. Televizyonda 4:3 modu var isterseniz buna ayarlayıp normal kare görüntü seyredebiliyorsunuz. Ya da televizyon bunu ayarlıyor 16:9‘da izleseniz bile görüntü bozulmuyor. Şunu da söyleyeyim pek çok kanalda görüntüdeki bozulmayı farketmiyorsunuz bile. Bazı kanalların yayınları çok kalitesiz oluyor sadece.

Ülkemizde bu modelin çok kullanıcısı var. Özellikle donanım haberde sırf bu modelle ilgili olarak bir kullanıcı kulübü bile oluşturulmuş. Bu aralar aklınızda bir LED TV alma fikri varsa mutlaka bu ürüne de göz atın derim :)

Bizzat Samsung’un sitesinde verilen teknik özellikler listesini link vs ölür, kaybolur diye pdf yaptım. Listeye buraya tıklayıp doğrudan bakın derim.

Hepsiburada’dan Kulaklık Aldım

Philips SHS 3200

Yaklaşık iki yıldır kulaklık tercihim Philips SHE-2550 modelini oluyordu sevgili okur. Bir kulaklık aşağı yukarı bir yıl gidiyordu ve o sürenin sonunda bir temassızlık oluşuyor ve kulaklıklardan biri devre dışı kalıyordu. Her neyse bu sene de aynı sorunu yaşayınca bu sefer farklı bir model alıp onu deneyeyim dedim kendime.

Yine Philips SHS-3200 modelini uzun süredir görüyordum. Birkaç defa da deneme şansım olmuştu. Ses kalitesi olarak gayet yeterliydi bu kulaklık. Ancak sıkıntısı dinlediğiniz müziğin sesini olduğu gibi dışarı vermesiydi. Şimdi bu yeni tasarımla o sorunu büyük oranda çözmüşler diye okudum. Malum eve gidip gelirken sürekli toplu taşıma araçlarını kullandığımdan günümün aşağı yukarı 1 saati dolmuşta, otobüste geçiyor. Bu sürede müzik dinliyorum ama diğer insanları rahatsız etmekten de nefret ediyorum. Önceki kulaklıklarım bu açıdan çok iyiydiler ancak onlar da bass sesleri yutuyorlardı.

Neyse, her zamanki gibi hepsiburada.com’dan kulaklık fiyatlarını araştırdım. SHS-3200 modelinin piyasadaki en ucuz fiyatını hepsiburada.com‘da buldum. İşin ilginç tarafı nedendir bilinmez, piyasadaki en ucuz fiyatı bulduğunu iddia eden fiyat arama motorlarının hiçbirisinde hepsiburada’nın reklamları çıkmıyor. Her neyse, ürünü 16 TL’ye satın aldım. Kargo parasıyla 20 liraya geldi çıktı ürün 2 içinde. Ürün geldikten sonra bu sefer de mağazaları dolaşıp baktım aynı kulaklığın fiyatına. Gördüm ki buralarda da fiyat 25 TL’den aşağıda değil.

İyi bir kulaklık almışım. Diğer kulaklığımda 20 ses seviyesinde dinlediğim parçaları bunda 17 ses seviyesinde dinleyebiliyorum, üstelik basslar da çok net duyuluyor. Çengel olayı sayesinde davul çalarken de kullanılabilir, kulaktan çıkma sorunu yok zira. Eğer bu aralar alacaksanız tavsiye ederim herkese.

EasyCap USB Capture Kart

Easycap USB 4 Kanal Capture Kart

Geçen konserde Ufuk‘un kamera ile kaydettiği görüntüleri alabilmek için internetten bir capture kart sipariş ettim sevgili okur.

Bu cihazı önce Volkan‘ın el kamerası ile denedim. Ama cihazın girişlerinin benim capture kart ile alakası yoktu. Ben de 25 liralık bir aleti boşuna aldığım içim acayip canım sıkıldı. Ancak Ufuk’u aradığımda el kamerasının Volkan’ın kameradan farklı olduğunu öğrendim. Daha eski bir modelmiş ve halen şansım var kartın uyum sağlaması için.

Neyse eve geldim. Cihazı önce Discman‘ime bağladım. Discman dönemlerinin sonunda aldığım bu cihaz VCD de oynatabildiği için görüntü kaynağı olarak bunu kullanmaya karar verdim. Neyse, capture aletini netbook’a bağladım. Daha sonra 4 kanallı capture kartın ilk kanal bağlantısını vcd’ye bağladım. Ses kablosunu da taktım ve çalıştı!

Daha sonra dijital uydu alıcısından da görüntü alabilir miyim diye deneme yaptım. Sonun gene olumlu oldu. O an uydudan, kanalda ne varsa netbook’umdan izleyebiliyorum sevgili okur. İzleyebiliyor ve kaydedebiliyorum.

Aradaki kablo trafiği biraz karmaşık yalnız. Uzatma kablolarına ihtiyaç duyabilirsiniz. Cihazla beraber bir de yazılım geliyor. Bu yazılım bir güvenlik kamerası yazılımı görevi görüyor. Dört farklı görüntü kaynağından aynı anda görüntü alabilir, bir kanaldan da ses alabilirsiniz. Yazılımın ayarlarına erişiebilmek için, çıkış yapabilmek için, kayıt vs yapabilmek için bir paralo belirlemeniz isteniyor. O açıdan yazılıma başarılı diyebilirim.

Aleti aldım. Bunu da buraya not düşmek istedim. Bir gün olur da bunun driver’ına falan ihtiyacınız olursa bana ulaşabilirsiniz İletişim kısmından.

Güneş Gözlüğüm

 

Yirmi beş yıllık insanlık tarihimde nihayet ben de bir güneş gözlüğü aldım sevgili okur. Geçen yaz yaşadığım o göz sulanmalarını ve kaşıntılarını bu yaz yaşamamak için biraz da Merve‘nin ve Sercan‘ın gazıyla ve hatta yer yer Alper‘i de kıskanarak kendime bir güneş gözlüğü aldım. Daha önce ihtiyaç duymadım ama anlaşılan gözlerim hassaslaşıyor.

Espark‘ta Atasun Optik diye bir yer var. Burası galiba fiyat ve kalite olarak da iyi bir yer ki epey adını da duymaya başladım bu son zamanlarda. Neyse girdik buraya. Dükkanda en baştan en sona sırasıyla ucuzdan kazığa doğru gözlükler sıralanmış.

Şimdi benim kafa yapım büyük ve yuvarlak olduğu için taktığım gözlükler de karpuza gözlük takılmış gibi durur genelde. Camları büyük olunca ya da küçük olunca sırıtır yüzümde. Bir de bu gözlüğün orta kısmı nedendir bilmiyorum benin alnıma denk geliyor. Yani burnumun çatısında durması gereken yer alnıma değince de komik oluyor haliyle. Ben önce satıcı hanıma bu durumu anlattım, o da satıcılığın veridiği rutinlikle “tüm müşterilerimiz aynı şeyi söylüyor” dedi. Ancak ne kadar haklı çıkacağımı dakikalar sonra anlayacaktı.

En baştan denemeye başladık gözlükleri. Yok ulan bir tane yakışmıyor! En baştaki sıradan bir gözlük fena değil gibi geldi gözüme onu elimize aldık ve sona doğru ilerleyemeye başladık. Geldik, geldik, geldik. Satıcı kız da artık ben taktıkça gülüyor, bazen zor tutuyordu kendini. Aralardan bir iki tane daha gözlük çıktı ama hepsi ya çerçeveleri çok komikti ya da alnıma değiyordu. En son bir RayBan’den bir model uydu suratıma. Ancak bunun da camları kahverengi idi. ben siyah renk istediğim için bunu da almadım.

En baştan beri elimde gezdirdiğim gözlük böylece benim güneş gözlüğüm oldu. 69 liraya beklediğimin ve ayırdığım paranın çok altında bir gözlük alınca mutlu oldum. Üstelik iki yıl da garanti veriyor. Hele ki eve gelince bizimkiler de beğenince epey bir mutlu oldum. Hele hele bir de laboratuvardakiler de beğenince dört köşe oldum.

Şimdi siz hepiniz, benim bu yazıyı güneş gözlüğümle çektirdiğim bir fotoğrafla süslememi bekliyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Ama en azından gözlüğün bir fotosunu koyayım da Volkan görsün.

Fakir.

 

Kill Bill II Soundtrack Plağı

Kill Bill II Soundtack Vinyl

Geçen gün hepsiburada.com‘dan alamayınca çok içime oturmuştu. Ama şans yüzüme güldü ve yakın bir fiyatta başka bir yerden buldum bu plağı. Hemen sipariş ettim ve bugün geldi.

Herhalde aldığım plaklar arasında beni en çok mutlu edenlerden birisi bu olmuştur. Zira benim için Kill Bill I ve II‘nin soundtrackleri çok çok değerlidir. Özellikle Kill Bill II’nin soundtracki her biri birbirinden süper parçalar içerdiği ve Ennio Morricone‘nun efsanevi L’ Arena parçasını içerdiği için çok daha değerlidir.

Aldığım plak sıfırdı yani iğne değmemişti. Dolayısı ile sesteki kayıp sıfırdı. Hemen taktım plakçalara eve geldiğimden beri dinliyorum. Özellikle L’ Arena’yı belki 5 kere dinlemişimdir. Dediğim gibi o kadar mutluyum ki böyle bir plağı nacizane arşivime katabildiğim için anlatamam!

İleride biraz param olursa Kill Bill I’in de soundtrack plağını arayıp bulacağım ve alacağım sevgili okur. Ve sen o zaman da bunu görebileceksin. Neyse şimdi bu yazının şerefine belki sonsuz kere bir L’ Arena diyoruz ve bu yazıyı bitiriyoruz:

Hepsiburada.com İle Bir Alışveriş

Geçen gün öyle boş boş hepsiburada.com‘da dolaşırken birden Kill Bill II Soundtrack albümünün plak versiyonunun 32 lira olduğunu gördüm. Tek bir saniye düşünmeden sepete attım. Ödeme kısmına geldim hemen. Taksit maksit yapıp alacaktım. Bir de baktım ki sipariş tutarı 50 TL’nin altında olunca taksit olayı olmuyor. Haydaaa diyerek iyi bari alacağım birkaç şey daha vardı onlarla 50′ye tamamlarım diyip birkaç parça birşey aldım. Böylece kargo margo dahil işte yaklaşık 60 liralık bir fiyat çıktı ortaya.

İlk siparişlerim (tıklayınca büyür)

Kill Bill II OST Vinyl

Olsun dedim, sonuçta Kill Bill II’nin soundtrackleri efsaneydi, üstelik plaktaydı! Hem de 32 lirayaydı! Alışverişi bitirip heyecanla beklemeye başladım. Aşağı yukarı bir gün boyunca ürün tedarikçiden bekleniyor durumunda kaldı siparişim.

Sonraki gün hepsiburada.com’dan bir mail geldi. Mail de Kill Bill II plağının tedarikçiden sağlanamadığımı, istersem bu ürünün siparişini iptal edebileceğimi, istersem de iptal etmeyip hediye çeki olarak kullanabileceğimi söylediler. Ben de cevaben plağı iptal etmek istediğimi ve paramı geri almak istediğimi söyledim. Bana bu işlemimi sipariş listesindeki iptal butonuna basarak yapabileceğimi söylediler. Ancak şöyle bir sıkıntı vardı ki sipariş listemde iptal butonu yoktu!

İptal teklifi (tıklayınca büyür)

Dekont iade (tıklayınca büyür)

Bakın bu noktada hepsiburada.com’un farkı işte ortaya çıkıyor. Tamam siparişler geç geliyor, bazen pahalı olabiliyor ama adamlar çok ciddi anlamda sizi kaale alıyorlar. Ben ekran görüntüsü alıp o butonun olmadığını söyledim ve ekran görüntüsünü yolladım. Ardından onlar bu iptal işlemini kendileri yaptılar ve bu plakın ücretini aynı anda kredi kartına yansıttılar. Kredi kartının dönem içi hareketlerini incelediğimde üst kısımda 60 liralık alışverişin 6 taksitinin ilki, bunun hemen altında da hepsiburada.com tarafından iptal ettiğim plağın geri ödemesinin ilk taksidi yer alıyordu.

İptal edlen sipariş

Yani evet, adamların hakkını yemiyorum, sorun çıktı ama kısa sürede çözüp paramı iade ettiler. Ancak kazançlı çıkan yine onlar oldu. Çünkü ben bir plağı taksitle alabilmek için yanına ıvır zıvır başka şeyler de aldım. Ve sonuç olarak hiç hesapta yokken plağı iptal etsem bile bunları yine almış oldum.

RAM Aldım, RAM Satıyorum

Uzun süredir para biriktiriyordum sevgili okur. Amacım bilgisayarımı yenilemekti. Yavaş ama emin adımlarla yapıyorum bunu.

Geçen gün hem masaüstü bilgisayarıma hem de netbook‘uma ram aldım. Bu aralar neden bilmiyorum ama Hepsiburada.com‘da aradığım ürünlerin fiyatları çok uygun. Kargo geç geliyor yalnız. Aldığım 3 parça ürünü tek tek yolladılar.

Netbook Ram'i

Netbook’um için 41 liraya Kingston 4 GB 1333Mhz DDR3 Notebook Ram; ve masaüstü bilgisayarım için de 56 liraya Kingston 2 GB 800MHz DDR2 Ram aldım. Masaüstümde şu an 4 GB ram oldu. Netbook’umda da 1+1 GB ram vardı. Bu yeni aldığımı takınca şu an 5 GB ram oldu. Netbook’um HP dm1010 st modeli ve 5 GB rami destekliyor. İşletim sistemini de yakın zamanda 64 bit Windows 7 Ultimate yapacağım.

Şimdi tabi bu yeni ramleri takınca söktüğüm ramler satılığa çıktı :) Netbook’tan söktüğüm 1 GB’lık Samsung ram’i orjinal parça olduğu için bir süre satmayı düşünmüyorum. Masaüstünden söktüğüm 1 GB’lık Kingston marka ram ise satılık. Orjinal kutusu ve kağıtları da duruyor üstelik. Bunu 25 liradan satıyorum. Almak isterseniz konuşalım, fiyatı ucundan bükebiliriz.

Aşağıdaki linklerden satın aldığım ürünleri görebilirsiniz. Gerçi fiyatları şimdi biraz zamlanmış. Ben bu iki ram’i ve bir de Rusça Parmak Sözlüğü toplam 100 liraya aldım kargo dahil.

::http://www.hepsiburada.com/Liste/ProductDetails.aspx?productId=bd190055&categoryId=47

:: http://www.hepsiburada.com/Liste/ProductDetails.aspx?productId=bd72719&categoryId=47

Yeni Donanımlarım ve Windows 7 64 Bit

Bilgisayarımın ekran kartı, güç kaynağı ve işletim sistemini değiştirdim sevgili okur.

Önceki ekran kartım olan Palit GeForce FX8500 GT 512 MB hem artık yetersiz kalıyordu performans olarak hem de fanı bozulduğu için bilgisayarı açtığımda elimle kasanın içerisinde fanını döndürüp başlatmak zorunda kalıyordum. Kartın ortalama sıcaklığı 55 derece civarındayken fan bazen kendiliğinden durunca sıcaklık 80 derecelere kadar çıkıyordu. Bu da resmen felaket demekti. O yüzden artık iyice sinirlenip babamla durumu konuştum ve yeni bir ekran kartı almamız gerektiğini anlattım. Sağolsun babam bu konularda önce bir parlar sonra da git al der. Bu sefer de öyle oldu, canı sağolsun.

Powercolor HD 5670

Ekran kartını çok uzun süre araştırıp nihayet Sercan‘la karar verip aldık. Powercolor HD5670 2GB 128Bit DDR3 modelini beğendik. Ben bilgisayarda oyun oynamadığım için bu bana çok rahat yeterli olabilecek bir karttı. Yalnız bu ekran kartı için güç ihtiyacı olarak minimum 400 Watt ile çalışır diyordu. Lan benim power supply zaten max 400 watt’a çıkabiliyordu. Sonra biraz forumları araştırdık. Bazıları 350 watt ile biraz daha yüksek modelleri kullanabildiklerini söyleyince bizde bir cesaret oldu ve hepsiburada.com‘dan kargo dahil 157 TL‘ye o an için piyasanın en ucuz fiyatını görüp 12 taksite aldık. Ancak siparişin onaylanması tam bir gün sürdü. 2 gün de tedarik sürecinde bekledi sipariş. Nihayet kargolandı ve aldıktan 4 gün sonra geldi elime. Paketin üzerinde harici güce ihtiyaç duyar, minimum 450 watt ile çalışır yazıyordu. Hemen korkarak taktım pc’ye. Lan! Değil çalıştırmak, ekran kartının fanı dönmedi bile.

Meğer bu ekran kartlarının güç ihtiyacı için harici bir güç kablosu oluyormuş power supply’larda. Benim eski nesil power’ımda yoktu böyle bir kablo. Dolayısı ile artık tüm işaretler bana yeni bir power almam gerektiğini söylüyordu.

High Power Performance 550 Watt

Buna biraz direndim. Ama oturup +/- tablosu yapınca karşıma şu sonuç çıktı. Bilgisayarımda zaten güç yetersizliğinden kaynaklı bazı sorunlar yaşıyordum zaman zaman ve performansa da yansıyordu. Ayrıca zaten artık tüm yeni sistemler minimum 450 watt üzerinden tasarlanıyordu. Yine hepsiburada.com’a bakınca High Power Performance 550W Aktif PFC 12cm Fanlı Power Supply (HP-550-A12S) isimli güç kaynağını gördük Alper‘le. Bu da kargo dahil 133 TL idi. Yapılacak en mantıklı hareketi yapıp bunu da 6 taksite aynı fiyata aldık. Ürün hemen onaylandı ancak bu da yine tedarik sürecine girdi. Bu sefer çok uzun sürdü. Araya bayram girdi ve nihayet bugün sabah geldi güç kaynağım. Böyle canavar gibi, dev gibi bir şey :) Kocaman bir fanı var ve fan kasanın içine üflüyor. Gerçek 550 watt güç kaynağında çılgınlar gibi çıkışlar vardı. 3 tane ide çıkışı, 6 tane sata çıkışı, 2 tane ekran kartı güç çıkışı ve diğer gerekli çıkışlar. İnanılmaz sessiz bir güç kaynağı bu arada.

Sistemin bu parçalarını yenileyince uzun süredir saçmalayan Windows XP‘me de veda etme vaktim geldiğini farkettim. Hazırlıkları yapıp formata başlamaya karar verdim. Ancak bu sefer de sorun şuydu: Yıllarca 32 bit bir hayat yaşadıktan sonra acaba yine Windows 7 Ultimate 32 bit mi kursaydım yoksa 64 bit mi? Bu noktada da yardımıma değerli arkadaşlarım koştular. Serkan Demirci, Mert Coşkun ve Ayberk Kaba‘nın tavsiyelerini harmanlayıp 64 bit kurma kararı aldım. İlerleyen dönemde de 3 GB olan ramimi yükseltmeye karar verdim.

64 bitlik Windows 7 Ultimate çok iyi sevgili okur. Şu an için sıkıntı çıkartan bir tek scanner’ın driver’ı oldu. Bakalım bulabilecek miyim driver… Onun dışında şimdilik herşey çok iyi ve stabil. Nazar değmez umarım lan.

Media Markt Doğum Günü

Biz

28 Ekim’i 29 Ekim’e bağlayan gece Media Markt‘ın doğum günü olduğu için yine süper indirimler gecesiydi. Biz de yine tüm ekip (Volkan kardeşimiz olmadan) ben, Sercan, Merve ve Alper saat 04.00′de gidip beklemeye başladık Espark‘ın yanında. Soğukta üşüdüğümüz kısımları hızlıca geçiyorum. Nihayet içeri girdiğimizde semt pazarından bozma bir Media Markt gördük. Tüm elemanlar bağırıyor, insanlar koşturuyor, bir birine çarpanlar pardon bile demeden plazma televizyonlara sarılıyor, cep telefonlarından onar tane alıyor, fotoğraf makinelerini bedavaymış gibi topluyorlardı. Yani eğlenceliydi aslında sevgili okur :)

Ne alacağımızı bile bilmeden çıldırmış gibi sağa sola saldırdık. Ben aslında ekran kartı alacaktım ama fiyatlarında hiçbir değişme olmadığını gördüm. Bunun üzerine en büyük eksiklerimden biri olan Tefal üçlü Tava Seti’nden aldım. Bunlar hani ocağa koyduğunuzda ortası kıpkırmızı olan cinsten tavalardı. Orjinal Tefal yani. Normal satış fiyatı 100 lira olan tavaları 50 liraya aldım. Sonra normal satış fiyatı 80 lira olan Tost makinesini 30 liraya aldım. Çıkarken bir de netbook için çanta aldım 20 liraya.

Geçen sene de gelen Sercan ve Alper, geçen seneye göre dorğu dürüst indirim olmadığını söylediler. Bu arada 42 inçlik LG marka plazma televizyon 999 liraydı. Ben bu televizyonu HD Ready diye almayı hiç düşünmedim. Ancak 600 Hz olduğunu görünce acaba diye bir aklımdan geçmedi değil. Olabilirdi yani. Neyse artık.

Bu arada Merve de epey alışveriş yaptı. Kendine 99 liraya 14 MP bir fotoğraf makinesi aldı. Yine 99 liraya Arçelik marka mikrodalga fırın aldı. Tefal’in üçlü tava setinden aldı o da.

Sercan 9 liraya 4 GB’lık bir hafıza kartı aldı ve nihayet alışverişi tamamlayıp çıktık. Hiç aklımda yokken bana tost makinesi ve tava aldıran Media Markt’a da buradan sevgilerimi iletiyoru :)

Seneye mi? Seneye yine kuyruğa girip bu sefer plazma televizyon alacağım. Çünkü akıllandım.

Bu arada fotoğrafın bu kadar kaliteli (!) olmasının sebebi de Sercan’ın süper sonik ultrovizyonik hüptirik cep telefonunun yine her zamanki gibi lazım olduğunda şarjının bitmesi üzerinde benim gariban Samsung E250′ye muhtaç olmamızdır.