D@bbe 2: Olmamış :(

D@bbe 2
388@O, bu sene 2. filmi ile yeniden izleyici karşısına çıktı. Bizde sağolsun Alper’in süprizi ile bu filmi izlemeye gittik.
Dabbe ilk Türk yapımı korku filmi olarak duyrulmuştu. Pek çok kişi memnun kalmasa da ben beğenmiştim o filmi. Yani filmin etkisinde birkaç gün kaldığımı itiraf edebilirim. Dabbe 2′den de aynı etkiyi, hiç olmazsa birazını bekleyerek girdim salona.
Buradan sonrası spoiler!
Film enterasan bir sahne ile başlıyor. Kanı kurumamış ceylan derisi bir parşömene sarmal bir şekilde yazılmış bir duyuru ile ürperiyorsunuz önce. Yani ben üreperdim ve içimden film güzel olacak diye geçirdim. Üç beş dakika kamera ile dönüyorsunuz, birşey okuyor alt ses.
Sonra film başlıyor ve bitiyor. Lan? Ee? Yok abi, anlatacak bir nokta bulamıyorum. Tüm filmde 5 kişi oynuyor, tüm film bir evin alt katında çekilmiş ve sonlara doğru bahçeye de çıkıyorlar. Bir tek İncinur Daşdelen‘nin oyunculuğunu beğendim. Helal olsun. Safa Zengin de tecrübeden kurtarıyor, diğer oyuncular n’olur kusura bakmayın ama oyunculuk olmamış.
Filmde aslında beğendiğim yerler de yok değil. Fight Club‘ı izleyenler hatırlar. Filmin içinde geçen saniyelik görüntüler vardı. Bir anda adam görünüp kayboluyordu ya da epey iddalı bir şeyler görünüp yok oluyordu. İşte bu filmde de öyle birkaç sahne var, güzel olmuş.
Benim nacizene görüşüm, korku filmi sesle, efektle falan korkutmamalı be. Dabbe’de ürperdiğiniz tüm anlarda işi ses efektleri yapıyor. Hakkını da vereyim uğraşılmış. Ama konu tırt. Duhan, duman falan ? Senaryo korkutmuyor insanı.
Bir güzel nokta, Hasan Abi (yönetmen Hasan Karacadağ) halen daha Windows XP kullanıyor. Helal olsun gerçekten. Amerikan filmlerinde gördüğümüz o kişiye özel işletim sistemlerinden kullanmamış, bilindik tanıdık birşey kullanmış, bu da belki filme bir artı katmış. Bir yerde Windows’un başlama sesi vardı ki onu bulup yüklemek lazım yeminle.
Dediğim gibi emek verilmiş filme ama olmamış. Oyuncular yanlış, senaryo boş, biraz da ilk filmin etkisiyle adamların akıbetini ta baştan kestirebiliyorsunuz.
Spoiler bitti!
İncinur Daşdemir’in ilk sinema filmiymiş tebrik ederim. Hem güzelliği hem de diğerleri arasında bana göre parlayan oyunculuğu ile ileride de kendisini görmek isterim ben şahsen. Bu arada 85′liymiş.
Özetle 10 üzerinden 6 vereyim. Efektlere falan emek verilmiş, İncinur Daşdemiş çok güzel ama yeterli değil. Hasan Abi az daha geliştir kendini.
NOT: Bunları izlemek şart kategorisinde yayınlıyorum bu yazıyı. Ama başka çarem olmadığı için. Bir de başka sitelerde film çok beğenilmiş. Oradaki yorumları da okumanızı tavsiye ederim.
Orta Dünya Ben Geldim!

The Lord Of The Rings Extended Edition
Dün gece nihayet uzun süredir planladığımız o aktiviteyi yaptık. Alper, Selma, Volkan, Emre, Koray, Merve ve ben Volkanlar’da Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin ilk iki filminin extended versiyonunu projeksiyonla izledik:) Bilenler bilir, normal versiyonlar 3 saat; extended’ları ise 4 saat. İkinci film bittiğinde saat 6 olmuştu
O yüzden 3. filme başlayamadık. Gerçi bunda hepimizin uyuklamaya başlamasının da etkisi yok değil.
Ama sevgili okur, o zevki anlatamam lan sana. Aragorn, bildiğin Volkan’ın odada! Orta Dünya’nın içindeyim sanki. Bu arada extended versiyonlar muhteşem izlemeyenler için. Normal filmde göstermedikleri o kadar çok önemli ayrıntı var ki anlatamam. Herbirini üç beş defa izlememe rağmen dün yine bir sürü unuttuğum yer gördüm filmlerde. Bir de şunu Volkan’la teyit ettik, Frodo‘nun sahneleri çok sıkıcı be. Valla bak.
Ayrıca dün oha dedirten bir olay daha oldu. Hatta Yuh Dedirten Olaylar diye bir kategorim olsa bu olay oraya kesin girerdi bak. Dün Volkan’ın aşırı sorumluluk sahibi neticesinde projeksiyonu son dakikada ayarlayabildik. Kiraladığımız yerde makinenin gelmesini beklerken, adamlara sorduk telefonu varsa arayın da kaçta geleceğini öğrenelim diye. Adam dedi yalnızca kimlik alıyoruz. Ben de Alper’e tamamen bilinçsizce lan dedim kim almışsa kimliğine bakalım belki tanıyoruzdur, diye. Güldük falan. Koskoca Eskişehir’de binlerce öğrenci ve onlarca projeksiyon kiralayan yer olmasına rağmen bizim alacağımız projeksiyonu kiralayan ve bizim gelmesini beklediğimiz kişi kim? Sercan! Yuh lan
Demek ki benim şaka ile söylediğimiz şeyi yapsak adamın kimliğine baksak Sercan’ı görecektik. Tesadüfün bu kadarı gece gece kopardı bizi.
Velhasıl güzel bir gece oldu sevgili okurum. Herkese nasip olur inşallah.
Neler İzliyorum Ben Böyle?
Madem tatili bulduk dedim, başladım bir sürü filmdir, dizidir izlemeye. Sürekli olarak izlediğim dört dizi var şu anda.

Crusoe
Bunlardan ilki Crusoe diye tek sezonu çekilmiş ve bitirilmiş bir dizi. Adından tahmin edebileceğiniz üzere dizinin konusu ıssız bir adada mahsur kalan Robinson Crusoe‘nun hayatı. Dizi fena değil ama senaristlerin iki de bir de geçmişe dönmesi falan çok sıkıcı oluyor izlerken. Bir an önce bitsin de şimdiki zamana dönelim diyorsunuz izlerken. Sonra Robinson’un adası aynı anda pekçok yerinde pek çok olayın döndüğü bir ada. Yani aynı anda sahilde korsanlar gemi tamir ediyor, başka bir yerde yamyamlar insan yiyor ve Robinson’la Cuma- evet Cuma’da var- oyun oynuyor. İzleyince anlayacaksınız demek istediğimi. Şu an dizinin 8. bölümündeyim ve 5 tane kadın göründü dizi boyunca. Bunların birisi çocuk, diğer dört kadın da çok güzel laf aramızda. Neyse özetle, izlediğim kadarından bir çıkarım yaparsam 10 üzerinden 6,5 veririm. Evet.

Merlin
İzlediğim diğer üç dizi de Merlin, South Park ve How I Met Your Mother. Bu dizileri pek çoğunuz gibi bende haftalık takip ediyorum. Bunlardan favorim elbette South Park
Ama ne yalan söyleyeyim Merlin’i bu sezonunu ilk sezondan daha çok sevdim ben. How I Met Your Mother ise hafiften sıkmaya başladı. Artık sadede gelseler hiç fena olmaz kanımca. Ancak yukarıda da dediğim gibi South Park süper gidiyor
Dizinin galiba bir sezonu daha yapılıp bitirilecekmiş. İnanın 13 sezonu var ve ben halen daha doyamıyorum
Mutlaka izlemediğim bir bölümle ilgili Facebook‘ta hergün videolar çıkıyor. Merve‘yi

South Park
de South Park’la tanıştırdım o süper oldu ama
Son zamanlarda izlediğim filmlere gelince onların sayısı çok fazla değil. Yeni filmler değil, sadece vakitsizlikten izleyemediğim filmler. Tamamı Blu-Ray kalitede olduğundan keyif alarak izledim.

Crank 2
Crank 2 – High Voltage, G. I. Joe Rise Of The Cobra, Ice Age Dawn Of The Dinosaurs ve The Recruit. Bunlardan ilki olan Crank 2′de olayı fazlaca abartmışlar. Ayrıca ne bileyim bu filmde biraz küfürü ve cinselliği abartmışlar gibi geldi. Sevemedim. İkinci film G.I. Joe’yu ise istemeye istemeye izlemeye başladım. Ama film görsel efekt açısından süper çıktı. Sevdim yani. Ice Age yine aynı Ice Age
Sıkılmadan izledim.

The Recruit
Bilerek en sona yazdığım The Recruit – Çaylak ise neden şimdiye kadar izlemedim diye kendime sövdüren bir film oldu. Sercan’dan almıştım bunu. Ve izledikten sonra Al Pachino‘ya bir kere daha hayran oldum lan. Harika bir filmdi harika! Hakkını yemeyim Colin Farrell‘de 10 numara oynamış. Bu arada filmdeki Layla karakterini canlandıran Bridget Moynahan‘a aşık oldum. Yeni favorilerimden birisidir kendisi artık. Her neyse, izlemediyseniz izleyin. The Great Al Pachino döktürmüş yine!
Son olarak neyi izledim biliyor musunuz? Şu fragmanı. Siz de izleyin. Sinemaya gelince de hep beraber izleriz
Süper olacak!
Merlin Yeniden Başlıyor!

Merlin
Belki hatırlayacaksınız bu diziyi. Daha önce de bahsetmiştim. Hastası olduğum dizi Merlin 2008, uzun bir aradan sonra 2. sezonu ile başlıyormuş. Az önce gördüm nasıl mutlu olduğumu anlatamam!
BBC One‘da 19 Eylül’de başlayacakmış. Muhtemelen bir iki güne düşer torrente. Altyazısıyla falan iki haftaya izlemiş olurum tahminim. Uzun süre bekledikten sonra açıkçası ümidim kalmamıştı. Ama Anthony Head‘in “Yakında başlıyoruz” müjdesini aldıktan sonra, nihayet bugün de tarihini öğrendim.Yeni sezondaki bölümler daha karanlık olacakmış. Hadi bakalım.
İnternette birkaç çakma fragman dolaşıyor. Hepsi 1. sezondan alınmış karelerden oluşuyor. İnanmayın
Diziyi hiç bilemeyenler için, böyle Zeyna, Herkül tadında, fantastik bir dizi. Yani bildiğimiz Merlin hikayesini farklı bir dille anlatıyor. Güzel de anlatıyor.(Bu arada Zeyna indiriyorum, lan acayip özlemişim be.)
Dizinin resmi sitesine bir göz atın: http://www.bbc.co.uk/merlin/#
Ben Bu Kadar Çok Lego Görmedim!
Takip ettiğim bir blogda buldum bu videoyu. Aşık oldum resmen ya! Arkada çalan 8 bitlik müzik desen mükemmel, stop motionla çekilmiş o süper! Ben bayıldım ve sizlerle de paylaşmak istedim. Savaş’ın da bu tip denemeleri vardı. Aklıma gelmiyor değil, benzer birşey yapmak.
Süper!
Osmanlı Cumhuriyeti

Film Fragmanı
Bu filmi ilk defa dün izledim ve hayran kaldım. Gerçekten Ata Demirer‘in oyunculuğu tam da beklediğim gibiydi. Forumlarda biraz araştırdım. İnsanlar bu film hakkında çok acımasız eleştiriler yapmışlar, filmi beğenmemişler. Valla diğer insanlar ne düşündüler, nasıl düşündüler bilmem ama ben gayet beğendim filmi.
————————-Bundan sonrasında filmle ilgili bilgiler vereceğim. İzlemediyseniz okumayın. —————————-
Bir kere filmin başlangıcı çok güzel. Yani Atatürk‘ün olmaması durumunda ülkenin ne halde olacağı konusu cidden işlemeye değer bir konu. Gani Müjde‘yi tebrik etmek lazım. Özellikle filmde pek çok yerde (en güzeli de final sahnesinde) Atatürk’e atıfta bulunuluyor. Bence filmi bir komedi filmi olarak düşünmek ve izlemek hata. Yani yapımcı şirketin de fragmanlarda vs. bunu böyle yansıtması kötü olmuş. Çünkü film A.R.O.G gibi ya da Recep İvedik gibi salt komedi bir film değil. O açıdan gerçekten içerisinde herşeyi bulabileceğiniz bir film. Aşk var, komedi var, dram var, tarih var. Bazı anlar geliyor ki hayatın o buz gibi gerçekliği olanca soğukluğuyla yüzünüze çarpıyor. Bazı noktalar da ise (en azından bana öyle oldu) içtenlikle gülümsüyorsunuz. Film de bir an var ki gerçekten beni çok etkiledi. Yazıyı yazdıktan sonra açıp tekrar izleyeceğim, o kadar! Memleketin uzak bir kasabası olan Ankara Kasabası‘nda Kuğulu Göl Kıraathanesi‘nde geçiyor bu olay. İzleyenler hatırlayacaktır Amerikan askerlerinin bir Türk’ü “çakı” taşıdığı için alnından vurduğunu ve sonrasında olanları. Kanımca Ata Demirer’in en iyi filmiydi bu. Gerçi şu an hatırlamıyorum başrolünü oynadığı başka bir film var mı? Yan rollerde vardı. “Neredesin Firuze?“, “Vizontele Tuuba” vardı.
Ata Demirer’in film boyunca padişahın yaşadığı o ezikliği seyirciye de hissettirmesi çok başarılı. Yani bir noktadan sonra “Ulan acaba şimdi ne olacak ta bu adam yine rezil olacak?” diyorsunuz. Yeri gelmişken, filmdeki espiriler, komik durumlar öyle göstere göstere değil, bazen aniden çıkıveriyor karşınıza. Kaçırmazsanız güzel espiriler var. Bazen de gayet hoş bir şekilde ince bir mizahla veriliyor. En azından ben öyle anladım. Ha, bu arada filmde Sezen Aksu da var. Filmin bir diğer güzel yönü, Vildan Atasever filmde o kadar güzel ki! Gerçekten büyüledi beni güzelliği!
Tüm film boyunca herşey güzeldi. Yalnız final sahnesi çok zayıftı. Yani 7. Mehmet‘in tahtı bırakması, sonra Asude‘nin aylarca konuşmadığı Mehmet’e tam da İstanbul’dan ayrılırken katılması, üstüne üstlük hamile olduğunu söylemesi falan bana çok aceleye gelmiş gibi geldi. Allah’tan Gani Müjde az önce dediğim gibi Atatürk’e bir gönderme yapmış da filmi bir hayal kırıklığı ile bitirmemiş.
————————-Bundan sonrasını filmi izlemeyenler de okuyabilir —————————-

Mesaj Atmayı'da Öğreniyor
Final sahnesinin sonunda gördüğümüz 15 – 20 saniyelik görüntü benim için gerçekten süpriz oldu. Ve bu yazıyı yazmama sebep oldu. Eğer bu kısım olmasaydı tahminim bu filme hiç değer verilmeyecekti. Gerçi beklenen ilgiyi görmedi ama bunun da azı olacaktı. Malum biz halk olarak (ben de dahil) mutlu sonlu filmlerin hastasıyız. Bu filmle ilgili anlatacaklarım bitti.
Mutlu son demişken aklıma geldi. Ulan düşünüyorum, Tolkien acaba Yüzüklerin Efendisi‘ni kötü bir sonla bitirseydi ne olurdu? Yani ne bileyim, Sauron hobbitlerin hepsini öldürüp yedikten sonra yüzüğü alsaydı, sonra sırayla Boramir, Faramir, Aragorn‘u harcadıktan sonra tüm seyirci gözlerini son umut olarak Gandalf’a çevirseydi. Sonra Gandalf tırsıp Elflerle birlikte uzak diyarlara kaçsaydı? Nasıl olurdu lan?
Gerçek Stand-Up !
Başlığa takılıp kalanlar, ulan stand-up’ın sahtesi de mi oluyormuş demekten kendilerini alamayacaklardır. Kastettiğim şey, bugün bu işi profesyonel olarak yapanlar, herkesin de bildiği üzere yazılmış senaryolar, önceden belirlenmiş öyküler üzerinden gidiyorlar. Yani şovmenin tüm oyunlarında aynı espriler farklı sıralarda yapılıyor. Bunu zaten hepimiz biliyoruz. Ama bu videoda izleyecekleriniz öyle değil.
İşte gerçek stand-up bu! İşte hazırlıksız güldürü sanatının en yüce örneği! Bilenler zaten müptelasıdır, bilmeyenler için geliyor: Cüppeli Ahmet Hoca Big Bang Deneyini yorumluyor!
Bu video ile ilgili yazılmış çok güzel bir yazıyı da şuradan okuyabilirsiniz.
En İyi South Park Bölümü
NOT: Dirilişimin bir hediyesi olarak yazıyorum bu yazıyı. Herşey çok güzel olacak!
Bugüne kadar onlarca South Park bölümü izledim, böylesini izlemedim! Evet, South Park hayranları için geliyor bu yazı biraz da. Daha önce favorim 10. sezonun 8. bölümü “Make Love, Not Warcraft” adlı bölümdü. Ama beşinci sezonun ilk bölümü “Scott Tenorman Must Die” adlı bölüm, benim bugüne kadar izlediğim en zekice ve beni en çok “ohaaa” dedirten bölüm oldu. Olay pek çoğumuzun kahramanı Eric Cartman’ın başında geçiyor. Gerçekten dizinin yazarlarını tebrik etmek lazım. Gerçi biraz geç olur. Zira South Park’ın şu an da yanılmıyorsam 12. sezonu bitti. Valla nereden bulursunuz, nasıl yaparsınız torrent’ten mi indirirsiniz artık bulup izleyin şu bölümü. Şaka lan şaka, aha bak aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:
http://www.southparkzone.com/episodes/501/Scott-Tenorman-Must-Die.html
Cidden süper ya
Ara ara ben yine güzel bölümleri yazarım.
Bat “a” ristler (!)
Lan yutüpünde boşboş gezerken buldum. Süperler yeminle. Yani bu enstrümanın bu tip amaçlarla kullanılması hoş bir durum. Benden tüm davulcu arkadaşlara ve Savaşalp’e gelsin. Aa dur lan, Alper’e de gelsin. Alpo, kıymetimi bil be:) Şimdi ben TOP3 listesi yaptım kendi nacizane değer yargılarımla:
3. Numara: Baterist değişimi
2. Numara: Baterist Emre
1. Numara: Baterist Harun
Ayrıca bu arkadaşa doyamayanlar için daha “PURE” bir video geliyor:







