Yazıcıdan Tarayıcıyı Ayırmak

23/11/2009 at 21:56 (Deneyimler & Projeler) (, , , , , , )

Malın Orjinali Bu

Birkaç ay önce Ömer Abi, artık kullanmadığı için Lexmark X1190 model Yazıcı+Tarayıcı’sını bana vermişti. Zira bende de bunun bir üst modeli olduğu için yedek parça vs. yapabilirim diye. Ömer abiden getirdiğim cihaz sağlamdı ve bir eksiği yoktu.

Ancak benim makine sağlam olduğu için öylece bekliyordu. Geçenlerde Hüseyin‘e ders notlarını tararken farkettim ki makinenin boyutlarından dolayı koyabildiğim tek yer de, aslında o kadar işimi kolaylaştırmayan, çok ters bir konum. O zaman keşke makinenin tarayıcısı ayrı olsaydı diye düşünmüştüm.

Sonra aklımda bir şimşek çaktı :) Şimdi Ömer Abi’nin ve benim kullandığım cihazın tarayıcı özellikleri fena değil ama yazıcıları çok dandik. Kartuşları hemen bitti. Artı kağıt beslemesi falan bozuldu. İki makinede de aynı sorun yani. Bu arada bir ara not olarak vereyim Lexmark’ın bu tip üçü bir arada ürünlerini hele ki fiyatı 100 TL’nin altındaysa sakın almayın. Aman diyim!

Neyse, ben Ömer Abi’den aldığım makineden yazıcı sistem ile tarayıcı sistemi nasıl ayıracağımı kara kara düşünmeye başladım. Cihazı incelediğimde içimden bir ses bana tek bir devre üzerine iki cihazında bağımsız olarak bağlanabilir olacağını söyledi. Sonuçta cihaz Çin malıydı ve bu tip basite indirgenöiş bir üretim tam da Çinlilere göre bir işti :)

7 cm İnceliğinde!

7 cm İnceliğinde!

Büyük bir itina ile makineyi söktüm. Hatta birkaç yerde elimi kestim. Ve sonuç aynen dediğim gibi çıktı. Tarayıcı sistemini besleyen şey iki şerit bağlantı ve bir güç bağlantısı idi. Sonra bindir emekle bu sefer de cihazdan devresini söktüm. Dah sonra gerekli voltajı devrenin ilgili yerinden verip tarayıcı soketlerini de takıp USB ile devreyi bilgisayara bağladım. Çalışmadı! Neden? Sürücüsünü yüklememiştim çünkü :) İnternetten bulup yükledim hemen veee bingo! Cihaz çalıştı :)

Koskoca aletten tarayıcıyı ayırıp bağımsız olarak çalıştırabilmiştim işte :) Sonra devreyi ve bağlantıları bir kutu içerisine aldım. Şu an tertemiz duruyor valla :) İşim oldukça hemen oturduğum yerden çatır çatır tarıyorum :)

Kutu + Tarayıcı

Kutu + Tarayıcı

Güzel oldu, güzel. Bu arada yazıcı problemimi çözmek üzere de orta halli bir lazer yazıcı alayım diyorum. Siyah beyaz olsa bile yeter. Önerilere açığım.

Kalıcı Bağlantı 5 Yorum

Dostluk Kazandı!

16/11/2009 at 23:07 (Deneyimler & Projeler, Devamlı Seriler) (, )

Ben ve Murat

Ben ve Murat

Başlıktan da anlayacağınız üzere ben kaybettim :)

Evet, bir süredir devam eden Öğrenci Temsilciliği seçimlerinin 2. ayağı bugün yapıldı ve kardeşiniz seçimi kaybetti.

Seçimin sonunda toplamda 140 oy kullanılmıştı. Oy sayısı olarak seçim yine geçersizdi. Çünkü 340 kişilik bölüm olarak %50 çuğunluk sağlanamamıştı. Biz de Murat’la sandık açılmadan anlaştık. Kimin oyu daha az çıkarsa sayımdan sonra bir dilekçe ile adaylıktan çekilecekti ve 3. bir tura gerek kalmayacaktı.

Sandık açılıp oylar sayıldı. 61 oy bana ve 79 oy da Murat’a çıktı. Bunun üzerine ben de anlaştığımız gibi bir dilekçe yazıp adaylıktan çekildim ve üçüncü turun yapılmasına gerek kalmadan Murat bu yıl ki öğrenci temsilcimiz oldu. Hayırlı uğurlu olsun :)

Evet, geçen haftaki yazıma yorum olarak Kişisel Yazın‘dan Mustafa kardeşim “Eski kardeş Mesut daha iyi olacak senin adına” demiş. Öyle de oldu.

Eski kardeşiniz Mesut inanın hiç üzülmedi bu duruma :) Destek verenlere ve oy kullanan herkese teşekkür ederim.

NOT: Bugün 1. sınıflardan bir çocuğun aptalca düşüncesi, her ne kadar saygı duymam gerekse de, inanın canımı sıktı. Bizi temsil edecek insanları bilerek ve isteyerek seçmiyorsak kaderimizi de kabulleniyoruz demektir. İtiraz hakkımızı kendi elimizle çöpe atıyoruz demektir.

Kalıcı Bağlantı 7 Yorum

Seçime Doğru – 3

11/11/2009 at 21:40 (Deneyimler & Projeler, Devamlı Seriler) (, , , , )

Bu da bu yazı dizisinin son yazısı olacak. Zira seçimler yarın.

Bugün çok stratejik bir hata yaptım ve malesef yine 1. sınıfları denk getirip de konuşamadım.

Bugün canım o kadar sıkıldı ki gelişmelere. Ciddi anlamda soğudum lan bu işten. Aday olduğuna pişman ediyorlar insanı. Dün blog (hatta bu hafta) okunma rekorları kırıyor. Ama keşke böyle saçma sapan bir şey için değil de yazdığım daha önemli yazılar için okunsaydı.

Bu blogu 3 seneye yakındır yazıyorum ve daha bugüne kadar bir şey silmedim. Hata elbette yaptım ama hataları silmedim. Yazının altına veya hatanın yanına parantez içinde hatamı yazdım.

Bugün Doğa ve Çevre Kulübü‘nden aldığım mail aslında biraz üzdü beni, keşke acele etmeseymişim. Dün yazmıştım ya benim projemi yapmayı düşünüyorlarmış diye. Sevgili okurum meğer bu proje Yapı Kulübü‘nün bir projesiymiş. Valla bak. Etrafta benim gibi düşünen insanların olduğunu görmek mutlu etti. Atatürkçü Düşünce Kulübü‘ne attığım Küresel Isınmaya Karşı Fidan Dik projesi için teşekkür mailinin bir benzerini de Yapı Kulübü’ne atacam lan. Belki benim havuz projesini daha da geliştirebiliriz bu sayede.

Dediğim gibi bugünün son gün olması iyi oldu yoksa daha fazla tahammül edemeyecektim bu işe. Herkesin sana nefret dolu gözlerle bakması çok garip bir duygu lan. Ne bileyim selam verince yarım ağızla cevap vermeleri falan çok garip. Yoksa ben mi garibim?

Bugün 1. sınıflardan bir kızla konuştum. Adını bilmiyorum. Birinci sınıfların benden haberdar olmadıklarını öğrendim. Çok kötü oldu bu.

Sevgili okurum, yarın bu saatlerde ya yeni Öğrenci Temsilcisi olarak ya da eski kardeşin Mesut olarak hayatıma devam ediyor olacağım.

Herşey için sağol :)

 

Kalıcı Bağlantı 7 Yorum

Seçime Doğru – 2

10/11/2009 at 21:32 (Deneyimler & Projeler, Devamlı Seriler) (, , , )

Rektör Fevzi Sürmeli ve Biz

Bugün geç kalmak pahasına da olsa sabah erkenden iki tane afiş bastırdım. Öyle çok uğraşmadığım basit afişler oldu bunlar. Amacım insanlara önceden yaptıklarımız hakkında da fikir verebilmekti.

Fakültemiz Dekan Yardımcısı Süleyman Hoca‘mız gayet beğendi ve onayladı afişlerimizi. Daha sonra bunları bölüm sekreterliğinden izin alıp panoya ve sınıfın birinin kapısına astık.

Ancak bir süre sonra sınıfın kapısındaki afişin söküldüğünü gördük. Artık kim neden söktü bilemiyoruz. Birinci sınıflara halen ulaşabilmiş değiliz. Birlikte çalıştığımız arkadaşlar bir türlü dağıtamamışlar bildirilerimi.

Bugün akşam 18:00′de Doğa ve Çevre Kulübünün toplantısı vardı. Toplantıyı “meyve suyu içmenin zorunlu olduğu” Tepebaşı Belediyesi Gençlik Merkezi‘nde yaptılar. Hayatımda gördüğüm en fütursuz garson eşliğinde toplantıya başladık.

Toplantının ilerleyen kısmında kulübün dahiyane bir buluş yaparak benim Havuz Projesini yapacağını öğrendim ve toplantıyı terkettim. Süper :) Artık herkes niyetini belli etmiş oldu. Bu arada dün demiştim ya logolarını koydum diye itiraz etmişler beni şikayet edeceklermiş diye, meğer bu arkadaşların bazıları sınıf sınıf gezip “Kulüp olarak diğer arkadaşı” desteklediklerini söylüyorlarmış. Kimin yaptığı daha masum lan abaca :)

Neyse benim projeyi büyük bir dürüstlükle yapmak istemeleri önce canımı sıktı. Ama sonra düşündüm ve mutlu oldum.

Evet, istediğim oldu. İnsanları etkileyebiliyorum :)

Çok keyifli olacak lan.

Kalıcı Bağlantı 7 Yorum

Seçime Doğru – 1

09/11/2009 at 20:48 (Deneyimler & Projeler, Devamlı Seriler) (, , )

Mini bir seriye başlayayım dedim.

Bugün Perşembe ya da Cuma yapılacak seçimlerden önce propaganda yapabilmek için kalan çok az zamanın ilk günüydü.

Öğleden sonra bastırdığım tanıtım kartlarını dağıttım. Çok beğenen de oldu, gülen de oldu, şaşıran da oldu. Hatta Atihan, “Senin işin gücün yok mu” diye sordu. Ne bileyim tepkiler çok acayipti yani.

Bugün aday fotoğraflarımız asıldı. Ulan o kadar korkunç çıkmışım ki! Abicim verdiğim vesikalık o kadar kötü değildi be. Hortlak gibi çıkmışım. Gerçi Murat’da çok komik çıkmış. Sonra ikinci sınıflardan bazı arkadaşlar bizim fotoğraflara gülüyorlardı. Yanlarına gittim, dondu çocuklar :)

Birinci sııftakiler haklı olarak neden Mesut’un kendisi gelip bildirilerini dağıtmıyorlar gibisinden bir şikayette bulunmuşlar. Yarın hepsinin bir arada olduğu Kimya dersini bekliyorum :)

Valla dürüst konuşmak gerekirse kesin olarak bakamıyorum sonuca. Herşey olabilir. Ama şurası kesin ki eğlenceli olarak.

Seçimlerin cumaya alınması gibi birşey olabilir. Ama bu durumda 1. sınıflar oy veremezler, adamların dersleri yok o gün. Dur bakalım.

Bugünün tek moral bozucu olayı Doğa ve Çevre Kulübü‘nün logosunu bildirilerime koyduğum için itiraz ettiğini öğrenmek oldu. Beni şikayet edebilirlermiş ve hatta haklı bile çıkabilirlermiş. Şu anda bunda ne kötülük olduğunu anlayabilmiş değilim. Üyesi olduğum bir grubun logosunu koyabilmeliyim. Bu  onların da işlerine gelmez mi? Dur bakalım yarın niyetleri belli olacak.

Heyecanlıyım. Evet.

NOT: Lan bu arada evlenmedim tabiki manyaklaşmayın.

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Resmi Olarak Adayım!

08/11/2009 at 22:10 (Deneyimler & Projeler) ()

Evet, fakültenin sayfasında da duyurulmuş. Hayırlı uğurlu olsun :)

Tüm bölümlerin adayları

Yakışıklı bir fotoğraf eşliğinde ben!

Seçimler 12 Kasımda sabah 9′dan akşam 5′e kadar, bölüm sekreterliklerinde yapılacakmış.

Kalıcı Bağlantı 4 Yorum

Öğrenci Temsilcisi Adayı Oluyorum

06/11/2009 at 22:30 (Deneyimler & Projeler) ()

Hatta resmi olarak oldum.

Bu sene Çevre Mühendisliği Bölümü Öğrenci Temsilcisi adayı oldum lan. Seçilirsem temsilci olacağım.

Süper olacak lan. Aklımda var epey bir şey. Seçilememek o kadar üzmez beni, ama gruplaşma yüzünden kaybedersem çok koyar orası kesin.

Şikayet ettiğimiz çok şey var aslında. Yaşadığımız tüm eksiklikleri, deneyimsizlikleri bizden sonrakiler yaşamasın diye ve kaliteyi biraz daha yükseltebilmek için tamamı menfaatsiz pek çok proje var kafamızda.

Ama hiç birşey yapamazsak bile şu gruplaşma, her olaya, her aktiviteye sadece belirli kişilerin katılması, duyuruların iyi yapılmaması durumuna bir çözüm getireceğiz.

Bu yazı giderek bir seçim bildirisine dönüşmeye başladı. O işi okulda yapacağım için buraya taşımaya gerek yok.

Ama bu yazıyı okuyorsanız, Anadolu Üniversitesi’nde Çevre Mühendisliği okuyorsanız, birilerinin gewrçekten birşeyler yapmasını istiyorsanız oyunuza talibim.

Sevgilerle.

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

Dolandırılmadım; Dolandırdım!

29/10/2009 at 00:17 (Deneyimler & Projeler) (, , , , )

Makinenin Silinmemiş Hali

Yazının öncesi için lütfen bir önceki yazıyı okuyun. Spotçu, tahmin ettiğim ve tahmin ettiğiniz üzere bugün de gelmedi. Dün anası, avradı, 11 yaşındaki kızı üzerine yemin eden; namusu, şerefi üzerine söz veren, hatta az gelip yanındakileri de kendisine ortak eden spotçu bugün gelmedi. Dolayısı ile elimizdeki bozuk makine ile kalakaldık. Ne sağlam makine geldi ne de paramızı alabildik.

Olayın bizi demoralize eden kısmı işte buraya kadardı. Bu noktadan sonrası da dar gün dostu, büyük fikirlerin adamı babamın tavsiyeleri ile şekillenen olayının başka bir yönü. Şimdi abicim elimizdeki bozuk makinenin problemi şu:

Makine suyu alıyor, çeviriyor sağlı sollu, sıkıyor ama suyu boşaltamıyor. Yani pompası bozulmuş ya da tıkanmış. Makineyi internetten araştırdım. Makinenin markası ve modeli: Ariston Margherita 2000. Aynı makinenin 2. eline birisi 230 lira istemiş. Bir diğeri de 180 lira demiş. Peki biz kaça aldık? 110 lira! Evet. Şimdi bu durumda insanın aklına hemen “Ulan yaptırabilir miyiz acaba?” sorusu geliyor. Benim de geldi :) Eskişehir’de iki tane Ariston yetkili servisi var. Aradım ikisini de. İlkinde direk usta ile konuştum. Adam gayet açık, pompa arızalıdır, 50 lira tutar, dedi. İkinci servisi aradım. Orada da telefona bakan bayan sağolsun şu tavsiyeyi verdi: Makinenin altındaki su tahliyesini açın, muhtemelen tıkanmıştır, bir şey sıkışmıştır. Motor pompalayamıyordur. Hortumu da kontrol edin. Temizleyip tekrar çalıştırın. Sorun devam ederse bizi arayın. Değiştirme ücreti 80 liraymış.

Şimdi makine almaya karar verdiğimizde bu iş için ayırdığımız miktar 150 lira civarıydı. Pompa bozuksa ve yaptırırsak 160 liraya süper bir makinemiz olmuş olacak. Evet, şimdi düşünüyorum da lan biz dolandırdık herifi.

Ve durmadım, biraz daha araştırdım. Meğer insanlar özellikle bizim yaptığımızı yapıyorlarmış. Özellikle spotçular alıp tamir edip üç dört katına satıyorlarmış.

Sevgili okurum bu olaydan şunları çıkardım kendimce:

1. Dolandırıldığını anlamak gerçekten can sıkıcı bir durum.

2. En can sıkıcı durumu bile kendine lehine çevirebilmek, insanı inanılmaz mutlu ediyor.

3. Klasik ama, olaylara hep iyi yönünden bakabilmek lazım.

4. Spotçudan mobilya hariç birşey alma.

5. Şerefi ve namusu üzerine söz vermenin de artık geçerliliği kalmadı. Eskiden senet gibiydi lan.

5. Bu tip konularda sıkışınca babandan tavsiye al :) (Babam: Üniversite okuyon bi de, ulan makinenin zaten demiri 110 lira eder. Bırak sen arama, herif seni arasın. Uyanık ol azcık oğlum uyanık ol.)

Bunu da çok beğendiğim için veriyorum:

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

Proofhead In Da Staj Final

24/09/2009 at 20:20 (Deneyimler & Projeler, Devamlı Seriler) (, , , , , )

Bu yazım da stajımla ilgili yazacağım son yazı olacak.

Sevgili okurum yarın, 28 iş günü süren ilk yaz stajım bitmiş olacak. Yarın herhangi bir denetim olmayacağından kapatıyorum artık. Staja başlarken içimde ciddi bir endişe vardı. Zira duyumlarım pek de hoş değildi. Açıkçası bir şey yapamadan staj bitecek diye korkuyordum. Ama öyle olmadı :)

Öncelikle bu senenin en şanslı stajeri ben oldum. Zira ilk iki hafta hariç, hergün bir denetime; bazı günler iki, hatta Halil Bey ile çıktığımızda üç dört farklı işletmeye denetime gittik. Tam üç tane bileşik denetim gördüm. (Bileşik denetimler, normal denetimlerden daha kapsamlıdır ve tüm yönetmelikler uygulanır.) Stajım boyunca Sivrihisar’la Çifteler hariç, Eskişehir’in tüm ilçelerini gördüm. Anlayacağın okurum, kardeşin çok gezdi, çok el sıktı.

28 iş günü boyunca 20 farklı işletmeye denetime gittik. Çok farklı endüstrilerde çok farklı uygulamalar tanıdım. Denetimlerimiz de rezil olanlarda vardı vezir olanlarda. Bir de şaşırtanlar oldu. Senelerce Organize Sanayi’nin göbeğinde imalat yapıp, yıllardır Çevre Müdürlüğü’ne uğramayan bir işletme bulduk! Var daha ama anlatmayacağım.

Hıza bak!

Hıza bak!

Stajım esnasında zamanımın büyük kısmını stajerler için bir yer olmadığı için Evrak Kayıt odasında geçirdim. Burası süper bir yerdi. Sessizdi ve istediğim gibi çalışabiliyordum. Bir de burada internet çok hızlıydı. Önce bilgisayarı yenilettik. Sonra ben torrent kurdum buraya. Yemin ediyorum 400′le indirdim lan dünya kadar şey! Aha bak ispatı! Ki bu anlık bir hız değil.

Stajımın en eğlenceli anları İlker, Halit Abi ve Veysel Abi ile geçen zamanlarımdı. Stajımın en öğretici zamanları Halil Bey, Fatih Bey ve İsmail Müdürüm’le geçirdiğim kısımlardı. Gerçi şimdi Allah var ters düştüğüm kimse olmadı. Herkesle çok iyiydi aram ve sağolsun herkes de bana yardımcı oldu.

Kadir Abi sağolsun bir dvdwriter hediye etti koleksiyonuma. (Bozuk)

Sonuç olarak, güzeldi evet.

Kalıcı Bağlantı 2 Yorum

Proofhead In Da Staj

10/09/2009 at 23:48 (Deneyimler & Projeler, Devamlı Seriler) (, , , , , )

Bu yazıda da gittiğim denetimlerden bahsedeceğim. Acayip şeyler oldu.

:: Bir maden işleme tesisine gittik. Acayip bir yerdi. Karma karışıktı. Atıklar ortalıktaydı falan. Yahu bir de bu haberli denetimdi. Asitler falan yerlere sızmıştı. Ölüm saçıyordu! Yok lan bu son kısmı abarttım.

:: Ülkemizdeki neredeyse tüm madenler yabancılara satılmış yahut yabancı ortaklığındaymış. Bizim işletmeciler artık işleyecek maden bulamadıkları için yavaş yavaş kapatıyorlarmış tesislerini. Bizim Tarım Bakanlığı da yerli üreticiden almak yerine Çin‘den tarım ilacı, gübre falan ithal ediyormuş. Vee bu kimyasalların hepsi kalitesiz ve arsenikli mallarmış.

:: Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi‘nde bir fabrikada Arçelik‘in yan sanayisi olarak çalışıp senelerce devlete en ufak bir bildirim yapmadan çalışabilmek mümkünmüş lan. Bizzat örneğini gördüm.

:: Ulan daha hiç şöyle çatır çatır bir ceza yazmak nasip olmadı be. Hep uyardık yav.

Stajın bu geçtiğimiz haftası iyiydi baya. Hareketliydi. Yani sürekli denetime gittim falan. Çok öğreniyorum ya. Valla bak. Bu arada İlker’in bu hafta bitiyor lan stajı. Yalnız, yapayalnız kalacam lan. Üzgünüm o yüzden…

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Next page »