Category Archives: Eğlenceli Şeyler

Güldüğüm, güldürdüğüm ama düşündürme ihtiyacı hissetmediğim yazılar bu kategoridedir.

Proofhead: The Bıyıklı

Bıyık sahibi olmak, tüm korkularınızı yenmektir.

Bu fotoğrafı çekeli 4 ay oldu. Bugüne kadar paylaşmayı hiç düşünmedim sevgili okur. Bu gece bir arkadaşın blogunda bir tür psikolojik bunalıma ve bir takım çıkmazlara girdiğini okudum. Çok üzüldüm. O yüzden bir faydası olur belki diyerek bu fotoğrafımı “herhangi bir oynama yapmadan” yayınlamaya kadar verdim.

Proofhead” serisi olarak başlıyorum bu fotoğraflara. Hatta kategori olarak da “Devam Eden Seriler“e koyuyorum. Tüm bıyıklı kardeşlerime ve morali bozuk arkadaşlarıma gelsin. Tebriklerinizi yorumlarda bırakabilirsiniz. Bırakmasanız da niye bırakmadınız demem.

Süper Bir Uyanış: Gutmornink

Gutmornink Süheyl!

Bugün facebook akışımda farkettim bu blogu. Süheyl Gür paylaşmış blogunu, yeniden yayın hayatlarına başlıyorlarmış. Hemen açtım baktım bloga. Son zamanlarda karşıma çıkan en orjinal fikirli bloglardan birinde olduğumu anladım :) Süheyl Gür ve Orhan Jr Özdemir blogun yaratıcıları da.

Sühely Gür ile, Sertan Hocamın kardeşi olması sebebiyle tanışmıştım. Belki hafızası kuvveti okur kendisini şu yazımdan, hani şu acayip müziği yaptıklarını anlattığım yazımdan, hatırlayacaktır. Kendisini takip ettiğimden anlayabildiğim kadarıyla hayatımda tanıdığım az sayıdaki proje adamından birisi olarak yaşamını sürdürüyor.

Gutmornink Orhan!

Neyse gelelim GUTMORNİNK’e. Bu blogun yayın hayatının ilk kısmı biraz kısa sürmüş. Daha sonra yazarları askere gitmiş. Blog da askıda kalmış. Ama şimdi ikinci kısmına başlıyor. Blogun içeriği şu: Sabah uyanıyorsunuz, saçınız başını dağılmış, gözünüzde çapağınız, üstünüzde atletiniz üşenmiyor ve fotoğraf makinenizi ya da cep telefonunuzu alıyor fotoğrafınızı çekip buraya yolluyorsunuz. Bu kadar. Ne makyaj, ne fotoşop, hiçbir şey. O doğallığı arıyor blog :) Bundan dolayıdır ki ilk fotoğraflar yazarlara ait. Şimdi aşağıdaki linkten inceleyin bakın, erkekleri kızları görün. Yakın zaman da ben de yollamayı planlıyorum. Yayınlanırsa yine buradan duyururum.

Her biri birbirinin ayn bloglardan sıkılmaya başlamışken gutmornink iy ibir keşif oldu. Umarım bu sefer uzun ömürlü olur.

Gutmornink

Bilmiyoruz yeni birşey mi, ama derdimiz sabah uyandığınız gibi, gece yatmadan baş ucunuza koyduğunuz fotoğraf makinenizle, kendinize hiçbir müdahelede bulunmadan, hemencecik, yataktan kalkmadan (yere basmadan) fotoğrafınızı çekip bize yollamanız. (gutmornink@gmail.com) Biz de, gelen nadide eserlerinizi bu blogda yayınlayacağız… (Boyutlar 400×400 pixel i geçmesin ;) Katılımınız için şimdiden müteşekkiriz.

http://gutmornink.blogspot.com/

Cenk Önsoy’u Takip Etmek

Her biri farklı konular üzerine olan ve bu anlamda farklı hedef kitleleri de yaratabilmiş bir takım internet siteleri topluluğu oluşturmuş arkadaşım Cenk.

Elbette burada hepsini anlatmayacağım. Ama önceki gün yolladığı son çalışmasını çok beğendim ve sizlerle paylaşacağım.

Aslında bu çalışma başka bir çalışmadan alıntı. İngilizce versiyonunu görmüştüm ama Türkçe’sini de Cenk bizlere kazandırmış oldu. Aşağıdaki linke tıklayıp siteye girin. Komutlar zaten sizi yönlendirecektir.

http://sakinbiryeristiyorum.cenkonsoy.com/

Karikatür Muhabbeti

Son dönem de iyice popüler olmaya başlayan ve açıkçası epey de vakit geçirten karikatür – komedi sitelerinin bir örneğini de Cenk hazırlamış. Karikatür Muhabbeti isimli bu çalışmanın diğelerinden farkı ise siteyi sadece klavye kullanarak yönetebiliyor olmanız! Bu harika!

http://karikatur.cenkonsoy.com/

Maskenin arkasına saklanmak

Bir adamı takip etmeye başladığımda en ilgimi çeken yönü de fotoğraflar oluyor sevgili okur. Bu sefer de şanlıyım ki Cenk fotoğraf ve illüstrasyon ile uğraşıyor. Dolayısı ile bakacak ve incelenecek işleri çoğunlukta. Fotoğrafçıların kendilerine bir portfolyo oluşturup işlerini bu şekilde paylaşmalarını hep takdir etmişimdir. Cenk’in işlerinde en hoşuma giden yan tarafa koyduğum çalışmadır. Buradaki fikir gerçekten harika. Bu arada çalışmada gördüğünüz surat da içimizde Alper kardeşimden sonra en yakışıklımız olan Koray kardeşime aittir.

http://photography.cenkonsoy.com/portfolio

Son olarak şöyle de bir videosu var ki tadından yenmiyor :)

Acayip Youtube Oyunları

 

Önceki gün Sercan paylaşınca ve Sercan’ın paylaşımının altına bir arkadaşı yorum yapınca haberim oldu bu iki Youtube oyunundan. Hemen oynadım, denedim ikisini de. Senle de paylaşayım dedim sevgili okur, belki oynarsın, vaktin vardır boşa harcayacak :)

THE DARK ROOM

Ekranda sürekli bu kafa var

İnanılmaz sinir bozucu bir ses tonu ve vurgu ile ekranda bir kafa size komutlar veriyor. Oyunu oynayabilmek için orta seviyede İngilizce bilmeniz lazım. Zira ekranda görünen kafa size atar yapıyor. Oyunda basitçe size karanlık bir odada bulunduğunuz söyleniyor. Ve yapabilecekleriniz hemen videonun sağında solunda beliriyor. Siz de bu seçeneklere tıklayıp ışığı yakmaya ya da odadan kurtulmaya çalışıyorsunuz. Aşağı yukarı 30 farkılı seçenek var, siz de bir döngü içerisinden kurtulmaya çalışıyorsunuz. Oyun 10 üzerinden 5 puanı hakediyor bence.

BBOY JOKER

Müzikleriyle, animasyonuyla ve tasarımıyla özgün ve mükemmel bir youtube oyunu! Bu oyunu Sercan’ın paylaşımının altına yorum olarak bir arkadaşı vermişti. Sağolsun, çok harika bir çalışmaya işaret ediyormuş meğer.

Joker vs Batman

BBoy Joker adlı oyunda Batman ve Joker karşımıza break dansçı olarak çıkıyorlar. Oyunun başında bizden karakterimizi seçmemiz isteniyor. Herhangi bir karakter seçtikten sonra bizim seçtiğimiz ve rakibimiz karşılıklı olarak atışmaya başlıyorlar, tabi dansederek!

Önce rakibimiz bir takım hareketler yapıyor ve üzerindeki tabelada bu hareketlerin kodu çıkıyor. Sıra bize geldiğinde bizim üzerimizdeki tabelada az önce rakibin yaptığı hareketlerin kodu çıkınca kırmızı butona basıyoruz ve kendi karekterimizin karşılık vermesini sağlıyoruz. Doğru hatırlamışsak eğer bir sonraki tur başlıyor ve rakip diğer hareketlerine başlıyor. Oyunu bu şekilde üç tur oynayıp rakibin hareketlerini doğru hatırlayabilirsek kazanıyoruz.

Oyundaki kodları aklımızda tutmamız gerekiyor

Bu oyunu oynamak için temel düzeyde İngilizce gerekiyor. Karakterlerin animasyonları, müzikler falan çok harika olduğundan oyun sarıyor gerçekten. Zaten kısa sürüyor. Mutlaka deneyin. Oyunun dört milyondan fazla kere oynandığını da ekleyeyim. Oyunun yapımcısı Patrick Boivin‘in profiline de bakmanızı öneririm.

Oyun 10 üzerinden 8.5 puanlık bence. Tek kötü yanı mantığının çok çok basit kalması. Yani o kadar uğraşıp animasyon ve müzik yapıldığını görünce biraz daha komplike olabilirmiş demekten alamıyor kendini insan.

 

Sakın Açmayın: Dünya’nın En İyi Saklanan Sırları Ansiklopedisi

Yaklaşık bir haftadır elimde olan bir kitap var sevgili okur: Sakın Açmayın: Dünya’nın En İyi Saklanan Sırları Ansiklopedisi. Bu tip kitapları hep sevmişimdir. Yani az bilinen şeyleri anlatan genel kültür kitaplarını sürekli kitaplığıma katmaya çalışmışımdır.

Bu kitapda sır olarak nitelendirmek yanlış olsa da yine az bilinen ıvır zıvır pek çok şeyi anlatıyor. Ancak bunu gayet keyifli görsellerle yapıyor. İşte kitabın farkı da burada ortaya çıkıyor sevgili okur. Yani sadece yazıları okumakla sıkılmıyorsunuz, her biri çok başarılı olan görsellerle de epey oyalanıyorsunuz.

Kitapta yer alan bazı başlıklar şu şekilde: Piri Reis haritası, Siyah Giyen Adamlar kimlerdir, Yüce dolar, Zaman yolculuğu, Mary Celeste’nin gizemi, Tutankhamun’un laneti, Beyin yıkama, Karındeşen Jack kimdi… Yüzden fazla farklı konu ile bu tip işlere meraklı olan okurların dikkatini çekecek türde bir eser.

A5 Boyutunda

İtiraf ediyorum, bu kitabı önce internetten PDF olarak buldum. Şöyle bir göz gezdirdikten sonra gayet sardığını görünce hemen ALF Kırtasiye‘ye gidip bastırdım kitap olarak. Şu an elimde ve okuyorum :) Baskısı siyah beyaz olan bu kitaba cilt falan da dahil 6 lira ödedim. Süper oldu. Bu ara epey vakit geçirttiği için bloga yazayım dedim. Canınız sıkılırsa bir araştırın bulabilirsiniz belki.

Aşağıda kitaptan bazı sayfalar yer alıyor.

Dolar'ın gizemleri (tıklayınca kocaman oluyor)

Sihirbazlar (tıkla büyüsün, tıpış tıpış yürüsün)

Mezun Oldum!

İki günlük sevinç gösterisinden sonra nihayet yazabiliyorum. Bu başlığı atabilmeyi tam 4 senedir bekliyordum lan! Evet, 20 ocak 2012 cumartesi günü, Anadolu Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü‘nden teorik olarak mezun oldum. Diplomamı falan daha almadım ama.

1. Sınıfta ben

Bu yazı sizlere benim normalde 8 dönem yani dört sene ama benim için 9 dönem süren Çevre Mühendisliği eğitimim hakkında bilgi vermek için hazırlanmıştır. İçerisinde çeşitli bilgi ve değerlendirmeler olacaktır. İlk olarak bu 9 dönem ve 4 yaz okulu boyunca aldığım dersleri listeledim aşağıya. Dersin adının önünde yazan kredisidir. Üzeri kırmızı ile çizgiliyse o dönem o dersten kalmışım demektir. Eğer dersin adı koyu ile yazılı ise o dersi AA ya da AB ile geçmişim demektir.

2007-2008 Güz Dönemi

  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Lanet ders.
  • 3,0    Technical Eng.I (Tek.İng.I): Ozan Hoca ile bu ders sayesinde tanıştım.
  • 6,0    Fizik I: Fizikten zaten nefret ederdim, bu dersle nefretim tavan yaptı.
  • 1,5    Fizik Laboratuvarı I: Resmen bir kabustu. Asistanlar bize pislikmişiz gibi davranıyorlardı.
  • 6,0    General Chemistry I( Genel K.): Eftade Hoca ile tanışma sebebimdir. Kimyayı hep sevmişimdir.
  • 2,0    Kültürel Etkinlikler: Hayatımın en kültürel dönemidir.
  • 4,0    Türk Dili: İhsan Oktay Anar‘ı bu ders sayesinde tanıdım.
  • 2,0   Atatürk İlke. ve İnk. Tar. I: Tarihi hep severdim, yine sevdim. Şaduman Halıcı‘ya hayran oldum.

2007-2008 Bahar Dönemi

  • 3,0 Introduction To Environmental Eng.: Garip bir dersti ama sevmiştim.
  • 6,0    Fizik II: Fizikten tamamen soğumuştum. Lanet etmiştim.
  • 1,5    Fizik Laboratuvarı II: Kabus Part. II idi. Gene aynı davranışlara maruz kalıyorduk.
  • 1,5    General Chemistry Laboratory: Çok sakardım lan ben.
  • 6,0  General Chemistry II(Genel K.): Kimyayı hep sevdim. Bu biraz zordu ama.
  • 4,5  Teknik Resim: Zakir Poyraz hocamın ellerinden öperim. Gayet keyifle geçtim bu dersi.
  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Ucu ucuna kalmıştım.
  • 2,0   Atatürk İlke. ve İnk. Tar. II: Şaduman Hoca bir efsanedir. Tarih II ise daha keyiflidir.
  • 4,5    Bireylerarası İletişim: Bu dersi AA ile geçmek hiç de zor değildi. Taa ki o talihsiz ana dek.

2007-2008 Yaz Dönemi

  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Param boşa mı gitti lan diye üzülmüştüm.

2. Sınıfta Alper ben Emre

2008-2009 Güz Dönemi

  • 2,0  Türk Sanat Müziği: Danyal Mantı hocamıza buradan sevgiler. Sağolsun varolsun.
  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): İllallah dedim!
  • 4,5    Fundamental of Infor.Tech: Hehe çok kolaydı lan :)
  • 2,0    Technical English II (Tek.İng.: Evet, yavaş yavaş mühendis mi olıuyorum sorusunu sormaya başlamıştım.
  • 3,0  Çevre Kimyası Laboratuvarı I: İşte. İşte benim en sevdiğim derslerden birisi. O raporlar meğer gelecek yılların habercisiymiş.
  • 4,5    Çevre Kimyası I: Çok iyi, çok sıkıntısız geçtim. Savaş Hoca‘ma saygılarımı iletiyorum.
  • 3,0  Economics (Genel İktisat): Mükemmel bir ders daha. Halen aklımdadır hocanın verdiği örnekler.
  • 3,5   Materials Science: Emrah Hoca bu okuldaki en kral hocalardan birisidir.
  • 3,0    Topluma Hizmet Uygulamaları: 100′den değil de 90′dan AA aldığıma üzüldüğüm tek derstir.

Topluma Hizmet Uygulamaları dersi için şarkı hazırlarken

2008-2009 Bahar Dönemi

  • 4,5    Çevre Mikrobiyolojisi: Mikrobiyolojiyi seviyorum.
  • 2,5  Çevre Mikrobiyolojisi Lab.: Mikrolaboratuvarını da sevdim. Yalnız bir kere hasta oldum Eşerşiya yiyerek.
  • 4,5   Environmental Chemistry II: Bu dersin kitabını çok severdim garip bir şekilde.
  • 3,0 Environ. Chemistry Lab. II: Laboratuvarları hep sevmişimdir. Bunu da sevdim.
  • 4,5    Ekoloji: Arzu Hoca ile tanışmamı sağlayan ders.
  • 4,5  Statics Strength of Materials: Turgut‘un çok büyük desteği ile geçtim. İlk vizeden sıfır alıp ikincisinden 60 alıp da geçtim.
  • 4,5 Linear Algebra and Numerical Methods: Ucu ucuna tırmalayarak, ite kaka geçtim. Ama geçtim! Erdem Hoca ile bu derste ilk defa tanıştık.

2008-2009 Yaz Dönemi

  • 6,0   Fizik II: Metin Hoca‘nın sayesinde fiziğe yeniden saygı duydum.
  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Sedat Hoca kraldır.
3. Sınıfta Murat ile girdiğimiz seçim

3. Sınıf Matra Projesi toplantısı

2009-2010 Güz Dönemi

  • 3,5   Computer Program. in Engineering: Matlab‘ı çok sevdim, çok  da rahat geçtim.
  • 6,0  Unit Operations and Proces. I: Çok zor geldi, öyle böyle zor gelmedi yani.
  • 4,0   Su ve Toprak Kirliliği: Serdar Hoca‘yı işte bu derste sevdim.
  • 3,0   Temel İşlemler ve Süreç. Lab.I: Laboratuvarları çok sevdim. Bu laboratuvar epey zorladı ama geçtim.
  • 3,0   Fotoğrafçılık: Güzel bir ders, tavsiye ederim.
  • 4,5  Hidroloji: Malesef bu derste birşey öğrenemedim. Ucu ucuna ancak geçebildim.
  • 6,0 Akışkanlar Mekaniği: Mantığını çözdüğümde final sınavı bitmişti.
  • 4,0    Almanca I: Sertan Gür‘ü bu sayede tanıdım. Ich bin Mesut.

Volkan'la birlikte aldığımız yegane ödül

2009-2010 Bahar Dönemi

  • 4,5    Su Temini ve Atıksu Uzaklaştırma: Yılmaz Muslu ve kitapları.
  • 3,0 Temel İşlem. ve Süreç. Lab. II: Efsane olup zirvede bıraktım, laboratuvar defterini kapattım.
  • 4,5 Air Pollution (Hava Kirliliği): Hava derslerini çok zor anlayabildiğimi keşfettim.
  • 4,5   Çevre Mühendis. Bilişim Tekno.: Serdar Hoca’dan tez almaya bu ders sayesinde karar verdim.
  • 4,5  Enerji Üretiminden Kaynaklanan Çevre Sorunları: Okul hayatım boyunca aldığım en iyi derslerden biriydi. Çok araştırıp çok şey öğrendim.
  • 3,0    İstatistik: Zorlanırım diye korkuyordum ama rahat geçtim.
  • 4,5   Termodinamik: Çok zor oldu ama geçebildim. Tabloların hastası oldum. Ayrıca Yunus Çengel‘in kitabına da hayran oldum.
  • 6,0    Temel İşlemler ve Süreçler II: Çok ağır geldi. Acayip geldi bu ders.

3. Sınıf Yaz Okulu Savaşalp Volkan Seval

2009-2010 Yaz Dönemi

  • 7,5    Calculus II (Genel Mat. II): Yazık oldu. Üzüldüm.

4. Sınıfın en yoğun zamanları

2010-2011 Güz Dönemi

  • 6,0  Unit Operations and Proces. I: Zorlandım ama affetmedim, çaat diye geçtim.
  • 6,0  Akışkanlar Mekaniği: Mantığını anladığımı söylemiştim. Rahat geçtim.
  • 6,0    Katı Atık Yönetimi: İşte en zorlayıcı ama bana en faydalı olan derslerden biri daha. Çok iyi bir deneyim oldu bana.
  • 4,5  Air Pollution Control: Hava derslerini anlayamadığımı keşfettim. Ama suç kitaptaydı ben de değil.
  • 4,0    Su Arıtımı Projesi: Zevkli derslerden birisiydi. Yusuf Hoca‘ya baba demeye başladık.
  • 4,5    Environmental Modelling: İlk vizeden 20 alıp ikinci vizeden 85 aldım. Öyle geçtim.
  • 3,5    Wastewater Engineering: Ben sevdim bu dersi sizi bilemem.
  • 3,0    Çevre Müh. Bitirme Projesi I: Hehe.
  • 3,0  Küçük Ölçekli Atıksu Arıtma Sistemleri: Bir diğer faydalı seçmelilerdendi bu ders de. Herkese tavsiye ederim.

Volkan ve Savaşalp

2010-2011 Bahar Dönemi

  • 4,5  Differential Equations): Tek seferde çaatt diye geçtim. Laplace ve Yılmaz Dereli sağolsun.
  • 6,0    Temel İşlemler ve Süreçler II: Affetmedim bu sefer. Çok onurlu geçtim.
  • 4,0    Atıksu Arıtımı Projesi: Bu ders de iyiydi.
  • 6,0   Çevre Yönetimi: Proje kısmı çok zorladı. Arcgis öğrendik biraz da, o açıdan iyiydi.
  • 3,5  Tehlikeli Atık Yönetimi: Fena değildi. Ama Katı Atık kadar sevemedim.
  • 3,0    Suların Yeniden Kullanımı: Kolay bir dersti. İkili dağıtım sistemi mantığını aklıma soktu.
  • 6,0    Çevre Müh. Bitirme Projesi II: Hahaha.
  • 4,5  Computer Aided Engineering Design: Kesinlikle alınması gereken bir ders. Otoket herkese lazım.
  • 4,5    Çevre Politikaları: Ethem Torunoğlu‘nu tanıma şansını elde ettim.

2010-2011 Yaz Dönemi

  • 7,5    Calculus II (Genel Mat. II): Ölüyordum az daha. havale geçirdim.

2011-2012 Güz Dönemi

  • 7,5    Calculus II (Genel Mat. II): Efsane oldum.

Buradaki tabloya baktığımda en başarılı yılımın son sınıf olduğu görülüyor. Hatta öyle ki son sınıfın ikinci dönemini 3.06 ortalama ile bitirmişim. O yaz Calculus II’den kalmasaymışım Onur Belgesi bile alabiliyormuşum. Her sene yaz okuluna gelmişim ama bir tek ikinci sınıfın yaz okulunun faydasını görmüşüm. Calculus I ve Fizik II derslerini bu yaz vermişim. Ayrıca ilk stajımı da o yaz yapmıştım. Son stajımı da 4. sınıfın yazında yapmıştım. Arkadaşlara tavsiyem stajlarını 2. ve 3. sınıfın yaz aylarında yapmalarıdır. Son senelerini mezuniyet telaşına bıraksınlar.

Bu dört yılda beni zorlayan dersler Calculus I, Calculus II, Temel İşlemler I ve Temel İşlemler II olmuştur. Bu dört ders benim dengemi o dönemlerde altüst etmiştir.

Serdar Hocamızla

Aşağı yukarı her hocamla aram çok iyidir. Her birine burada saygı ve sevgilerimi iletiyorum. Ancak danışman hocam olması sebebiyle Ülker Hoca‘nın, sonsuz yardımlarından dolayı Ozan Hoca’nın, yapı olarak çok benzediğimizi düşündüğüm için Serdar Hoca’mın yeri bende çok ayrıdır. Müfide Hoca‘nın da kimsenin açıkça dile getirmediği herşeyi üzerine basa basa söylemekten hiç çekinmediği ve mesleğimizi bu kadar savunduğu için yeri ayrıdır. Bölümümüzde

Ozan Hocamızla

istisnasız tüm hocalarımı sever, saygı duyarım. Şu dört senede en az sevdiğim dersler Fizik I, Fizik II, Calculus I, Calculus II, Hidroloji, Bireylerarası İletişim ve Hava Kirliliği Kontrolü dersleridir. Bu dersleri sevemeden geçtim. Kendimi olayın tamamen dışında hissettiğim tek ders ise Diferansiyel Denklemler dersi olmuştur. Zaman zaman Hava Kalitesi Kontrol dersinde de bu şekilde hissettiğim anlar oldu.

Bu dört yılda en keyif alarak geçtiğim dersler bitirme tezi, Katı Atık Yönetimi, Çevre Yönetimi’nin proje kısmı, Temel İşlemler Laboratuvarı II’nin projesi, Fotoğrafçılık, Almanca I, İnkilap Tarihi I ve II, Türk Dili, Teknik Resim, Temel Bilgi Teknolojileri, Türk Sanat Müziği, İktisat, Topluma Hizmet Uygulamaları, Mühendislikte Bilgisayar Uygulamaları, Bilgisayar Destekli Tasarım, Enerji Üretiminden Kaynaklanan Çevre Sorunları dersleri oldu. Unuttuğum bir iki ders olabilir.

Eğitimimi su konuları ağırlıklı olarak aldım. Tezimi de yine su ile çalışarak yaptım. Dolayısı ise sucu oldum. Sucu olmasam belki Katı Atık konularıyla çalışabilirdim.

2009 Bahar Şenliği

Okuldaki 5 senemde de Bahar Şenlikleri‘ne katıldım. Bunların son 3 senesinde çeşitli aksiyonlara girdik. Eğlendik epey. 201120102009 Son yılımızda yaptığımız tramvay halen bölümde durur :)

Beş buçuk yıllık üniversite hayatımın en süper zamanı hazırlık zamanıydı. Bir yıl boyunca hiçbir şey yapmadım. Hiçbir şey yapmadım diyorum! En zor ve

2010 Bahar şenliği: Sercan Merve ben

sıkıntılı zamanı da dördüncü sınıf zamanıydı. Çünkü zaten zor olan dördüncü sınıf derslerine ilaveten alttan Temel İşlemler ve Süreçler dersi ile Akışkanlar Mekaniği dersleri alıyordum. Yaz geldiğinde zihnen ve bedenen bitmiş tükenmiş durumdaydım.

2011 Bahar Şenliği Seda Ben Tramvay Alper Ahmet

Ben Akif Hoca Alper Volkan

Asistanlarımızın hepsi ile aram iyi olmuştur. Ancak halen daha Akif Hoca‘nın yeri bende ayrıdır. Hatta Alper’de de ayrıdır. Akif Hoca bizim Akif Abi’mizdir.

Bizim dönemin tek derli toplu fotoğrafı

Dört yıl içinde teknik gezilerimiz de oldu elbette. Bunlar içerisinde en iyileri İzaydaş Teknik Gezisi ile barajlara yaptığımız teknik gezi oldu.

Dört yılda en çok utandığım an Tehlikeli Atık vizesinden 5 aldığım zaman ile Kimya II dersinde Eftade Hoca’nın yerine o derslik Malzeme Mühendisliği’nden gelen bir hocanın bana kızması oldu. Öldüm yerin dibine geçtim.

2011 Mezuniyet Emre Turgut Ben Alper En İyi haber fotoğrafı ödülü.

En mutlu olduğum an ise Alper ve Emre ile birlikte Çevre Yönetimi dersinin sunumunda birinci olduğumuz an oldu. Emre’yi o kadar mutlu ve kontrolden çıkmış olarak görebileceğim bir başka an daha yoktur. Öğrenciliğimizin en mutlu dönemleri Alper, Selma ve Emre ve Turgut’la kantinde langırt oynadığımız zamanlardı. İş yükü olarak en yoğun olduğumuz zaman dördüncü sınıfın ikinci döneminde ilk vizelerden sonraki dönemdi. Benim moral olarak en bitik olduğum zaman dördüncü sınıfın yaz okulu zamanıdır.

2006 Yılı Hazırlık Ergin Ben Mert

Üniversite hayatımın en eski arkadaşları sırasıyla Mert, Ergin ve Volkan’dır. Birinci sınıfta da Alper’le tanıştım. İkinci sınıfta da Sercan’la ve Koray’la tanıştım. Sercan o zaman şişmandı.

Çevre Mühendisliği eğitimi öyle akılsız salakların söylediği “çevrede okusam 5 ortalama yaparım” gibi birşey değilmiş bunu gördüm sevgili okur. Zor yani hakikaten emek istiyor, hata kabul etmiyor. Sürekli çalışman lazım. Boşlasan olmuyor, bir vizeden düşük alsan sıkıntı oluyor, üstelik bizim bölümde devamsızlık da çok ciddi sorun. Adamın gözünün yaşına bakmıyor.

Mezuniyet için 240 kredi gerekiyor. Benim 255 kredim var. Bunu da ekstradan aldığım seçmelilere borçluyum. Evet, ben mezun oldum. Vatana millete hayırlı olsun.

Halkı selamlayarak bitiriyorum.

Yazdığım uzun yazılardan birisi oldu bu farkındayım. Hepsini okuyana da helal olsun :) Yorum olarak hepsini okudum yazan ilk beş kişiye Proofhead My Resort kupası vereceğim. Buraya kadar sıkılmadan okuyan eşe dosta okura sonsuz teşekkürler.

EKLEME: Facebook’tan da sevincime ortak olan herkese teşekkürler.

Herkes sağolsun varolsun

Gece Yarısı Pikniği

Cumartesi günü saat 15.00 sularında Levent‘te oturup soru moru çözerken Sercan aradı sevgili okur. Alper ve Volkan‘la gaza gelip Bozüyük‘teki Türbin Mesire Yeri‘ne pikniğe gitmeye karar vermişler. Piknik denilince ayıptır söylemesi hemen akla gelen isimlerden olduğumdan ve dördümüz epeydir birlikte takılamadığımızdan önce biraz çekinsem de bu teklifi kabul ettim.

Yanlarına gittiğimde Özbesin Market‘ten yaklaşık 100 liralık alışverişi yapmışlardı bile :) Büyük boy yoğurdu küçük boyla değiştirmek dışında alışverişe bir katkım olmadı. Oradan hemen bizim eve geçip benim battal boy piknik setimi aldık. Daha sonra Bozüyük’e doğru yol almaya başladık. Saat 19.00′a geliyordu. Güneşin batışına doğru gidiyorduk. Gidiş yolculuğu gayet eğlenceli geçti sevgili okur. Gideceğimiz yer şimdiye kadar gittiğim en güzel piknik alanlarından birisiydi. Buz gibi bir su akıyordu. Suyun derinliği dizlere kadardı. Ortam çok güzeldi. Havası falan çok temizdi. Öyle bir yerdi işte.

Türbine geldiğimizde etrafta çok fazla insan yoktu. Hemen eşyalarımızı yerleştirip mangalı kurduk. Saat 19.40 civarı mangalı yakmaya başladık. Hayatımın en zor mangallarından birisi oldu. Ama en nihayetinde tutuşturdum sevgili okur, kaçamadı bende. Mangal kıvama gelince hemen tavukları attım. Mangal büyük olduğundan tüm etleri tek seferde pişirebildik. Bu esnada hava iyice kararmış ve artık fenerlerle idare eder duruma gelmiştik.

 
Fotoğraflara tıklayınca kocaman oluyorlar.

Bizim Volkan’ın ve Alper’in acayip bir köpek korkusu olduğunu öğrendim bu piknikte. Volkan iki üç defa köpek hırlayınca üzerime çıktı. İnsan valla birlikte kaldıkça tanıyor lan eşini dostunu :) Sercan’la benim “evcil olum bunlar ısırmaz” teorimize güvendik gece boyunca ne yalan söyleyeyim.

Yemekten sonra sırasıyla nargile, çekirdek, çay, ikinci bir yemek faslı yaptık. Gece yarısını yavaş yavaş geçmeye başladı saat. Süper keyifli bir muhabbet başladı. Volkan’ın Blackberry’deki şişe çevirme uygulamasıyla şişe çevirmece oynadık. Sonra saat 03.40 civarı tuvalet ihtiyacı baş gösterdi. Hemen yakındaki bir mescitdin tuvaletine gitmek üzere toplarlandık. Oturduğumuz yerin ışığını açık bırakırsak etraftaki köpeklerin gelmeyeceği teorisini attı Volkan ortaya. O an için acayip mantıklı geldi. Neyse toparlandık. Önemli eşyaları alıp arabaya bıraktık. Yiyecekleri de masanın üzerinde bıraktık. Hemen tuvalete gidip geldik. Lan geldik ki ne görelim! İtlerden biri içinde konserveler olan poşeti alıp kaçmaya çalışıyor. Çet, çöt falan bağırdık. Geri aldık konservelerimizi. Ama o anda 6 adet ekmeğin sırra kadem bastığını gördük! Ekmekler gitmişti!

Ekmekleri aramaya karar verdik. Tüm eşyları toplayıp yükledik arabaya. Sonra elimizde fenerler düştük koskoca piknik alanının içine. Her yeri aradık. Ne ekmek bulabildik ne de poşetini. Dolayısı ile ekmeklerimizi köpeklerin çaldığına kanaat getirdik. Ancak daha sonra Sercan’la tartışıp o gece ekmeklerimizi cinlerin aldığına karar verdik. Siz de şimdi düşünün. En mantıklısı bu değil mi? Evet.

Saat 05.00′de dönüş yolculuğuna başladık. Ancak tıpkı filmlerde olduğu gibi arabanın dört bir yanını sis sardı. Önümüzü göremez olduk. Yavaş yavaş gitmeye başladık. Alper de aksiyon olsun diye arabanın ışıklarını kapatınca ufaktan tırsmaya başladık. Sonra ben yıllar önce başıma gelen ürpertici bir olaydan bahsettim. Daha bir gerildik. Bu sisli havada yavaş yavaş giderken önümüze bastonlu birinin çıkmaması için dua ettik. Sonra mezarlığın önünden geçtik falan.

Nihayet çevre yoluna varıp ölümcül bir sisin içinde Eskişehir’e geldik sevgili okur. Müthiş yorucu ama çok keyifli bir geziydi ne yalan söyleyeyim :) İnşallah denk gelir de seninle de gideriz sevgili okur her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsan…

Öğrenci Panayırları

Uğur Vecihi Uçkun Ben

Her sene biraz daha kötüleşen panayırlar bu sene de daha kötüydü. Stand açanlar sadece çekirdek, erik, çiğ köfte ve benzeri yenilebilir eşyalar sattılar. Standlarda müzik çalınmadı ve elektrik verilmedi. Müziği hemen yanda bekleyen koca sahneden çaldılar.

Uğur Vecihi Alper

Biz de MMF olarak bir stand açtık. Sağolsunlar Uçkun, Uğur ve Vecihi kardeşlerimiz her zamanki gibi yine uğraşıp didindiler. Biz sabahtan Proje Fuarı’nda olduğumuz için ancak öğle arasında gelebildik. Kısa bir süre olsa da yardım edebildik. Hakiki çiğ köfte sattık, çekirdek ve dolma sattık. Vecihi gene farkını konuşturdu :)

Ülke bayrakları bilme yarışına katıldım. Bir tişört kazandım bu arada.

Standımız

Okula ilk geldiğim sene öğrenci panayırları iki gün sürerdi. İğneden ipliğe her şey de satılırdı sevgili okur. O günleri özlemle anıyorum ne yalan söyleyeyim. Bu düzen daha ne kadar sürer böyle bilmiyorum. Eskiden standlar Yunus Emre Kampüsü’nde açılırdı ve çılgınlar gibi de katılım olurdu. Ancak bu sene İki Eylül Kampüsü’ne açıldığı için gelen giden de pek olmamış. Üstüne bir de yağmur eklenince panayırın o şenlik havası sönmüş, zorunluluktan bekleyen insanlar kümesi oluşmuş. Bizim Doğa ve Çevre Kulübü’müz de bir stand açmış. Yanlarına pek uğrayamadım ama gördüğüm kadarıyla pasta börek vs satmış kızlar da.

Böyle geçti işte panayır sevgili okur. Eğlenemedik adam gibi.

Doğan SL & Fotoğraf Çekimi

A'khuilon

Bizim Volkan‘ın pek çok sıfatının yanında bir de A’khuilon Resmi Fotoğrafçısı diye bir sıfatı var. Grubun official fotoğrafçısı diye geçiyor. Hatta bu pazar konsere götürüyorlar. Her neyse, ben de Volkan’a bu ve bunun gibi bir takım fotoğraf işlerinde yardım ediyorum. Taşıma, ışık ayarı gibi konularda elim değiyor falan.

Dün de yine  grubun bir fotoğraf çekimi vardı. Grubun yeni elemanı Öztürk‘ün önerisi ile kalktık bilenler bilir, Üniversite Evleri diye bilinen yerin arkasındaki Kent Ormanı‘na gittik. Ormana gittik lan :) Her neyse, ormana giderken daha hesaplı olur diye Volkan’ın baba emaneti Doğan SL‘ini kullandık ve kendi çapımızda bir rekorun sahibi olduk: 8 kişi! Ortalama 75 kilodan 600 kilo! Hepimiz iri insanlar olduğumuzdan ciddi anlamda bir rekor bu sevgili okur. Öyle hemen okuyup geçme bu satırları, geri dön bir daha oku. Neyse, ön sağ koltuğa iki kişi; arkaya oturan 4 kişi, kucakta bir kişi ile ölmeden varabildik ormanın kıyısına.

Şunu farkettim ki ormanın kıyısındaki dubleks evler tam anlamıyla yaşanabilecek, harika, süper evler. Param olsa düşünmezdim heralde. Ya da kısa bir süre düşünürdüm. Neyse, ormanın içerisinde grup fotoğrafı için uygun olabilecek bulabildikleri her nesnenin önünde fotoğraf çekti Volkan. Kaya, ağaç, boşluk, daha büyük bir kaya, yol ayrımı falan. Ancak zaten öncesinde Volkan’la benim Esgaz‘a gidip 20 lira  açma kapama parası yatırmamız ve yaklaşık 150 kişilik bir sırayı beklememiz, bu esnada Volkan’ın bir kızı görüp aşık olması derken bir miktar gecikmemiz dolayısı ile günün kullanılabilir ışığını büyük ölçüde kaybetmiştik. Bu sebepten kelli çekebildiği kadar fotoğraf çekti Volkan. Sonra oturduk bir kaç lokma bir şeyler yedik. Sonra dönüş yoluna başladık. Bu noktaya kadar ben günün en bomba olayının Öztürk’ün 75 liraya yaptırdığı redingot‘u olduğunu düşünüyordum. (Canım çekti bu arada kendime yapabilir miyim lan acaba?) Ancak gerçek ve saf komedi meğer dönüş yolunda olacakmış.

Bu araba yanımızda durdu

Osmangazi Üniversitesi‘nden dönerken Hasan Polatkan Caddesi üzerinde bir ışıkta durduk. Yanımıza bir BMW Z4 geldi durdu. Otomatikman bizimkilerin hepsi o sıkışıklığa aldırmadan camlara yapıştılar. Hareket edince Volkan’ın çok ağırına gittiği için yolu ortalayıp adamın bizi geçmesine fırsat vermedi :) Sonra adam bir şekilde bizi geçip aynen bizim döneceğimiz istikamate gitmeye başladı. Biz de Mehmet‘in gazıyla takibe başladık 8 kişi bir tüplü Doğan SL’nin içinde. Neyse, doğum hastanesinin civarına geldiğimizde Volkan iyiden iyiye havaya girmiş BMW’nin yanında ara gazı falan vermeye başlamıştı. Tabi o esnada benim arkada gülmekten kasıklarım falan ağrımaya başlamıştı. Kırmızı ışıkta da BMW gelip yanımızda durunca Volkan son hamlesini yapıp yine ara gazı vermeye başladı ve efsanevi bir kalkışla Kızılcıklı Caddesi‘ne girdik. Sonra BMW’ye ne oldu göremedik :)

Kızılcıklı’da Öztürk’ü, Oğuz‘u ve beni hemen arabadan indirip gazlayıp gittiler. Biz de çay içtik :)

Bu yazıdan çıkarılabilecek dersler: Ormana fotoğraf çekmeye gitmeyin. Doğan SL, dayanıklı bir arabadır. 75 TL’ye redingot yaptırabilirsiniz.

İmam Ossurursa!

Seren Veren nedir lan?

Facebook‘un her geçen gün garipleşen, acayipleşen ve giderek de katlanılmaz bir hâl alan politikaları çileden çıkarmaya devam ediyor. Bu yazıyı facebook’un artık bana arkadaş olarak tavsiye ettiği ve “çakma” olduğu her halinden belli olan kişilerden bunalmış biri olarak yazıyorum.

Bu hesapları gerçek kişilerin hazırladığını sanmıyorum ve adım gibi de biliyorum. Bence bu hesaplar Facebook tarafından bir takım “kadın olsun nefes alsın yeter” felsefesine inan kişileri tavlamak için hazırlanmış; profil bilgilerinden koydukları fotoğraflara (ki en fazla 3 tanedir), üye oldukları gruplardan (swinger sevenler, kızkıza, choq hosh shey seni, altta ben olmam, bilmem ne gibi) yaşadıkları şehre kadar özenle seçilerek hazırlanan profiller. Bence bunların hazırlanmasındaki amaç sitede geçirilen sürenin arttırılarak reklamlara tıklanma olasılığını arttırmaktır. Ayrıca Facebook, var olan her hesap üzerinden reklamlarını yayınlıyor. Bu tip sahte hesaplarda da reklam yayınlayabileceği alan artıyor. Ama işte en başta dediğim “abaza avlama taktiği” işin asıl yüzü. Zaten Facebook, size bu tip insanları önerdiğinde girip profiline bakın, ya hiç arkadaşı yoktur ya da olan arkadaşlarının %99′u internet kafede webcam yardımıyla çektikleri kulaklıklı mikrofonla poz verdikleri fotoğraflarını koyan tiplerdir.

Şimdi koskoca Facebook’un erkek kullanıcılarının ve hatta bayanların da abazalıklarından faydalanma isteğini düşürsek bunu normal bir kullanıcının arkadaşının arkadaşlarına girerek oradan ortak bir arkadaşı olmayan bir kıza ya da erkeğe ekleme talebi göndermesini ben gayet normal buluyorum. Yani imam ossurursa cemat elbetteki :) Aklınızda oluşan sorunun cevabını vereyim, ben elbette böyle yapmıyorum :) Tanımadığım ve beni tanımadığına inandığım kimseyi eklemiyorum. Teşekkür ederim.

Asıl merak ettiğim, buradaki fotoğraf gerçekte kimin fotoğrafları? Acaba bu iş için ücret falan mı ödüyorlar? Yoksa bambaşka bir ülkedeki bir kullanıcının fotoğrafını gelip Türkiye’de mi gösteriyorlar? Facebook yapar mı lan bunu?