Ahmet’ten Tiyatro Oyunu

24/12/2009 at 22:02 (Kategorisiz, Öylesine) (, )

Sol En Baştaki Ahmet

Az önce gördüm. Mutlu oldum. Sivrihisar’dan arkadaşım Ahmet, Sakarya’nın Hendek ilçesinde okumakta. Kendisi şurada verilen bir habere göre güzel bir oyunda oynamış. Oyun da çok beğenilmiş, pek bir övülmüş.

Ahmet’in daha önce de bu tip organizasyonlarda yer almışlığı, tiyatroculuğu vardır. Oyunu izleyemedim ama eminim ki güzeldir. Şimdi böyle haberi falan okuyunca insanın içi bir hoş oluyor. Aklına eski günleri geliyor.

Neyse tebrik ederim Ahmet’i.

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Gölgelerin Gücü Adına!

23/12/2009 at 21:21 (Kategorisiz, Öylesine) (, , , , )

Şaşırıyorum ey hayat ve sen şaşırtmaya devam ediyorsun beni.

Mutlu ediyorsun beni. Hiç ummadığım şekillerde. Duymayı aklımın ucundan bile geçirmediğim şeyleri duyuruyorsun.

Onlarca kere baktırıp göstermiyorsun da; avuçlarımın içine düşürüveriyorsun. Sonra da salaklaştırıyorsun beni.

Ne acayipsin lan sen? Valla bak, bana senaryolar yazdırıyorsun, başrollerde oynatıyorsun, hatta yönetmen bile yapıyorsun beni. Sen de bir kenarda durup izliyorsun. Sponsor gibisin.

Mutluyum ama. Günüme gölge düşürdün sevindirdin beni. O zaman ben şimdi rapor yazayım, ödev yapayım değil mi?

NOT: Su ve Toprak Kirliliği ile Bilgisayar Programlama derslerinin ikinci vizelerinden çanı ben çaldım :) Mutluyum. Ama diğerlerinden çuval giydiğimi düşününce bu hevesim biraz da olsa kursağımda kaldı. Turgut naber lan :) Yılbaşından sonra kendime nihayet bir LCD alıyorum bu arada. Onu da alınca yazarım elbette.

Kalıcı Bağlantı 3 Yorumlar

İyiki Doğdun Seval :)

21/12/2009 at 22:11 (Kategorisiz, Öylesine) (, )

Diğer parçalara duyrulur:)

Okuldaki yegane sıra arkadaşım, derdimi çeken, gereksiz hareketlerime katlanan, dünyada görüp görebileceğim en temiz  kalpli insanlardan birisi, canım dostum Sevalim bugün doğum günün senin. İyiki doğdun, iyiki karşıma çıktın sen. Görüşebildiğimiz zamanlar her sene biraz daha azalsa da, birbirimize karşı sevgimiz, yakınlığımız ve güvenimiz giderek artıyor değil mi:)

Aklımda şöyle gerilere gidiyorum da paylaştığımız şeylerin çokluğu beni şaşırtıyor, düşündürüyor ve mutlu ediyor. Bugün senin doğum günündü ve ben yapmam gereken belki de hiçbir şeyi doğru dürüst yapmadım. Belki umursamadın sen ama bunun beni nasıl üzdüğünü anlatamam. Umarım seni şu an benden, bizden daha çok mutlu ediyorlardır :)

Doğum günün kutlu olsun. Uzun yıllar mutlu bir hayat sürmen dileğiyle. Hep birlikte tabiki :)

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Beyn.org’da Çekiliş Var!

14/12/2009 at 18:50 (Kategorisiz, Öylesine) (, , )

beyn.org

Takip ettiğim en eski bloglardan Barış’ın blogu beyn artık iyiden iyiye kurumsallaştı :) Beyn, bu sene bir yılbaşı çekilişi düzenliyor. Her ne kadar şanssız olduğumu bilsem de ben de katılayım dedim. Hediyeler gerçekten çok hoş, siz de göz atın.

Bu yazıyı yazarak Beyn’den bir çekiliş hakkı daha kazanmış oldum :)

Barış’ın bende bir de hoş anısı var. Birgün Beyn’de Barış’ın Eskişehir’e geleceğeni öğrendim. Ertesi gün okudum ki meğer adam benim en samimi arkadaşımın evine, Savaşalp’e gelmiş kalmış :) Kendim de Ankara’ya gittiğimde görüşmek istedim ama kısmet olmadı.

Neyse dediğim gibi siz de katılın. Belki size çıkar, bana da dua edersiniz. İşte bu da bakmanız gereken adres:

http://beyn.org/beynden-yilbasi-cekilisi/

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

Teker Teker Gelin!

01/12/2009 at 22:10 (Kategorisiz, Öylesine) (, , , , , , )

Sevgili okurum, on günlük bir tatilin ardından inan insanın bırak ders çalışmayı, eline kalem alası gelmiyor. On günlük tatilim boyunca ciddi anlamda uyudum! Evet, hiçbir şey yapmadım üstelik :)

Eee bunun acısı da ilk günden çıktı sağolsun :) Bugün Temel İşlemler dersinden hcoa haftaya üç soruyu ödev verdi. Ayrıca aynı dersten yarın bir saat telafi koydu ve bir de quiz var :) Perşembe günü de deney raporu teslim etmemiz gerekiyor. Daha elimizi sürmedik ona da.

Bugün meğer ben staj sunumu yapıyormuşum :) Haberim yok! Allahtan haftaya ertelediler. Bir de onun için sunum hazırlayacağım. Ne kadar güzel değil mi!

Merak ediyorum nereye kadar dayanabilirim diye. Bu arada yarın Rektör Seçimlerini protesto etmek için bir eylem olacakmış. Sevgili okurum, bir tanıdıktan bu konuyla ilgili bir mail aldım. Bu olaya da artık başka bir açıdan bakabiliyorum.

Gelemeyecekler artık...

Gelemeyecekler artık...

Ve haftaya kötü bir haberle başladım bugün. Dark Tranquillity gelmiyormuş. Konserler iptal edilmiş. Resmi sitelerinde yazdıklarına göre adamların bu işte hiçbir kabahat yokmuş. Havaalanından dönmüşler o kadar :) Organizatörlerin ağzına yüzüne tüm bir Drak Tranquillity severlerin gerekli muameleyi yapmasını ne kadar da çok isterim lan şu an! Ve ben bu iptal haberini konser için gerekli parayı toparladıktan sonra bileti almaya gittiğimde öğrendim. Çok kötü oldum.

Neyse okurum, şimdi yalancıktan da olsa ders çalışmam lazım. Canım hiç istemiyor lan. Bugün seni gördüm ayrıca. Belki de günün en güzel anıydı o an.

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

1. Vize Haftasının Ardından

06/11/2009 at 22:45 (Kategorisiz, Öylesine) (, , , , , , , , , , , )

Tanıdık geldi mi:)

Bu yazıyı yazmak için erken aslında. Zira vize haftası halen daha bitmedi. Yarın Almanca I sınavı var. Ama Sertan Hoca’nın bir krallık yapacağını umduğum için o sınavın fazla zorlayacağını sanmıyorum.

Sürekli okurun bileceği üzere kardeşiniz her vize ve sınav haftalarından sonra o haftanın ve sınavlarının yorumunu yapar. Bu yazıda da bunu bulacaksınız.

Pazartesi ilk sınavım olan Akışkanlar Mekaniği sınavı vardı. Deyim yerindeyse hatta evet yerinde, çuvalaldım. Baya baya hemde. Çalışmadım yeteri kadar. Ayrıca sınava girince herşey allak bullak oldu beynimde. 20′yi geçeceğimi zannetmiyorum. Bu sınavdan sonra aynı gün Su ve Toprak Kirliliği sınavım vardı. Akışkanlar’da s.çtığım için hırslanıp bu sınava o arada baya çalıştım. Evet, sınav güzel geçti. Serdar Hoca epey kıl tüy sormuş ama olsun. Fena değildi. 60′ın altında alırsam ayıp olur.

Salı günü sınav yoktu ama çarşamba günü en baba sınavım vardı: Temel İşlemler ve Süreçler. Bu sınava çok çalıştım. Baya çalıştım. Yani çalıştım evet. Sonra girdim sınava. Başta çok kötü oldum lan. Korkudan yeminle. Sonradan kendimi sakinleştirip çözmeye başladım. Her soruya cevap verdim. Cidden bende merakla bekliyorum. Çok iyi gelmeyecek ama heralde ortalama bişey gelir.

Perşembe Hidroloji sınavım vardı. Bu derse de çalıştım ama heralde yeteri kadar çalışmadım ki sınav çok da iyi geçmedi. ama bir soruyu çok acayip bir şekilde çözdüm. Bakalım hoca puan verecek mi lan. Merakla bekliyorum

Bugün diğer bir kazık sınav vardı. Bizim MATLAB dediğimiz Bilgisayar Programlama dersi sınavı. Erdem Hoca‘nın sınavları meşhur olduğundan sınavdan önce “İyi çalışın, kalakalırsınız” demişti. Lan o kadar çok çalıştım ki buna. Hatta bilgisayara MATLAB kurdum evde. Ordan uygulama yaptım. Sınava girdim. Sonuç? KALAKALDIM…

Bakalım sevgili okur, yarın ne olacak Almanca ‘da.

Bu hafta malum sınav falan, yoğunluktan yazamadım. Güzel şeyler oldu bu hafta. Bölümümde Öğrenci Temsilciliği’ne aday oldum. Bakalım lan, kazanabilecek miyim. Bununla ilgili detaylı bir yazımı şuradan okuyunuz.

Yarın Merviş’in doğum günü. Önümüzdeki hafta seçim propagandası yapmamız lazım. Bugün bir selam beni ne kadar mutlu etti öyle :) Bir de bugün hayal mi gördüm, yoksa eski bir tanıdık bizim kampüse hazırlık mı okumaya geliyor?

Yanıtlar bir sonraki sayıda. Öperim hepinizi :)

Kalıcı Bağlantı 5 Yorumlar

İki İyi Haber = Bir Kötü Haber

05/10/2009 at 21:52 (Kategorisiz, Öylesine) (, , , , , , , , , )

Güne kaç aydır II. taksitini yatırmadığım Açıköğretim Fakültesi harcımın 273 TL olduğunu öğrenerek başladım. Beklediğimin çok altında çıktığı için sevindim. Demek ki 6 ayda neredeyse hiç faiz gelmemiş. Zaten almadağım bir hizmetin parasını ödeyeceğim, bari az olsun lan :) Bu birinci iyi haber oldu.

Daha sonra okula gidip Zerrin Hoca’dan staj raporlarının teslim tarihinin bir hafta uzatıldığını öğrenip epey bir sevindim. Bu ikinci iyi haber oldu. Gerçi sonrasında Zerrin Hoca okuldan çıktıktan sonra beni gayet üzen bir şey oldu ama onu saymıyorum.

Öğlen alt sınıflardan ve daha sonrasında teyit ettirdiğim Ozan Hocamdan kasımda Antalya’da yapılacak olan kongreye gidilmeyeceğini, okulumuzun bir türlü ısınamadığım Doğa ve Çevre Kulübü‘nün süper (!) bir koordinasyonla ve ayrımcılıkla (evet çekinmeden bunu söylüyorum) her zamanki isimleri İzmir’de yapılacak olan “Su Kongresi”ne götüreceğini öğrendim. Kafamdaki herşeyin allak bullak olduğu andı bu evet.

Şu aralar okuldan en nefret ettiğim zaman. Zira yine okulun bursuna başvurma zamanı geldi ve yine herkes gizli gizli bursa başvurup, kimseye bir şey söylemiyor. Bende üç senedir yaptığım gibi, bu sene de başvuracağım. İhtiyacım olduğu için çıkacağını pek zannetmiyorum.

Bugün nacizane davul geçmişimde önemli bir karara vardım. Arkadaşım Onur’un bana aylar önce tavsiye ettiği kick tekniğine geçiyorum.

Bu şarkı da rahmetli Zeki Müren’den canımı sıkan herkese geliyor. Alın ulan!

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Okuldan Korkmak

30/09/2009 at 18:49 (Kategorisiz, Öylesine) (, , , )

Bugün hissettim bunu uzun süre sonra. Öyle görünüyor ki bu sene bizim bölümün en zor senesi olacak. Tamamı zor, çok acayip matematik ve fizik gerektiren derslerim var. Bugün Mühendislikte Bilgisayar Programlama diye bir derse girdik. Programlama falan diyince biraz heyecanlandım. Ama ders, MATLAB programını kullanmak üzerineymiş. Ona bozuldum biraz. Geçen seneki Lineer Cebir dersini kıl payı geçtiğimi düşünüyorum da, orada kurtulduğum matrisleri burada nasıl çözeceğim bakalım.

Ulan bu Temel İşlemler ve Süreçler dersi amma sıkıcı bir ders yav. Ders ağır ve zor, orası kesin de, bu sıkıcılık neden ki? Neyse bakalım o ne olacak.

Bugün akşam ders bitiminde yine bir umutlandım ama umudum kısa sürdü. Ve artık bende umursamamaya karar verdim lan. Valla bak, yetti artık yav. Erol’u bekliyorum artık :)

Alper’le döndük okuldan. Yol boyunca düşündüm lan, içimdeki bu sıkıntının sebebi nedir diye. Tamam bir üstteki paragrafta yazdığım ve büyük olasılıkla tek kelimesini anlamadığın o paragraf da moralim bozdu ama esas sebebini buldum lan. Uzun süre sonra ilk defa okul benim gözümü korkuttu. Ciddi ciddi korktum lan nasıl yapacam da bu seneyi bitireceğim diye. Tüm o zor dersler, bir o kadar zor ödevleri, kısa sınavları falan. Of of, çok çalışmam lazım lan.

Kalıcı Bağlantı 3 Yorumlar

Rene Higuita

24/09/2009 at 19:24 (Kategorisiz, Öylesine) (, , , , , )

rene higuita

rene higuita

Geçenlerde Burki‘nin paylaştığı bir video sayesinde yeniden hatırladım bu Kolombiyalı efsane kaleciyi. Yaptığı kurtarışla futbol literatürüne geçen bu kaleciyi ilk defa o zaman araştırmaya karar verdim.

Öncelikli olarak mutlaka ki herkes bir şekilde izlemiştir o efsane “scorpion kick” hareketini. Bu hareketi izleyince insanın aklına ulan insan maçı böyle riske atar mı hiç diye geliyor. Bir kere şunun altını çizmekte fayda var. Rene Higuita, profesyonel bir kalecidir. Ayrıca o hareketi yaptığı anda yan hakem ofsayt bayrağını zaten kaldırmıştır. 1994′te İngiltere ile Kolombiya arasındaki özel bir maçta, bir pozisyonda top ofsayta düşmüş, yan hakem bayrağını kaldırmış, bunu gören Higuita kendisine doğru gelen topu havaya sıçrayıp topukları ile vurarak uzaklaştırmıştır. Bu hareketin etkisiyle tüm stadyum kitlenmiş, seyirciler coşmuş; hakem de yine süper bir şekilde bu gazı kesmemiş, oyunu devam ettirmiştir. Maç 0-0 bitmiştir.

Bu hareketten sonra Rene Higuita’nın milli takımdan uzaklaştırıldığı da söyleniyor. Burada herkes Higuita’yı takımı riske atmakla suçlamıştır. Ancak bence Higuita’yı haklı çıkaracak sebepler vardır;

1. Durum zaten ofsayttır; yan hakem bayrağı kaldırmıştır. Eğer gol olsaydı bile sayılmayacaktı.

2. Oynanan maç özel bir maçtı; herhangi bir kayıp yoktu.

3. Bu hareket sayesinde bu maç tarihe geçti.

4. Kolombiya’da bir önceki sene Dünya Kupası’nda Escobar isimli bir oyuncu topu kendi kalesine attı diye mafya tarafından kurşuna dizilmişti. Higuita, bu yaptığı hareketle ne kadar cesur olduğunu ve  futbolun böyle güzel bir oyun olduğunu, hem oynayanın hem de izleyenin zevk alması gerektiğini ispatladı.

Ekşi sözlük‘te birisi yazmış. Çok hoşuma gitti. Adam şu an Türkiye’de oynanan “kazanalım da nasıl olursa olsun” mantığına kesinlikle karşı çıkmış, tıpkı benim gibi. Yıllardır diyorum, Türkiye ligini izlemek bana keyif vermiyor. Mantık aynı çünkü.

Yeni Higuita

Yeni Higuita

Higuita, yaptığı hareketler kurtarışlarla olduğu kadar attığı gollerle de nam salmış bir kaleciydi. Dünya’nın en golcü 4. kalecisiymiş. Epey de golü var. Zaten böyle golcü kaleciler neden hep Güney Amerika’dan çıkar lan? Hatta Higuita, kariyerini bitiren hatayı da yine bir futbolcuyu çalımlarken yapmıştır. Çalımlayamamıştır; golü yemiştir. Higuita, 94 Dünya Kupası’ndan önce uyuşturucu ile (kokain :) ) yakalanmış, (hatta yanılmıyorsam maça da kullanıp çıkmış) hapis yatmıştır. Bunu öğrendikten sonra insan yaptıklarına anlam verebiliyor tabiki :)

Higuita yakın bir zamanda kendine çeki düzen vermiş; şimdi bir ikinci lig takımında oynamaktadır. Şeklini de düzelmiştir yanda gördüğünüz üzere. Şu an 40lı yaşlardadır ve halen kalecilik yapmaktadır.

Kalıcı Bağlantı 2 Yorumlar

Diyanet’ten 10 Numara Mesaj!

28/08/2009 at 18:51 (Kategorisiz, Öylesine) (, , )

Diyanetin Hazırlattığı Afiş

Diyanet'in Hazırlattığı Afiş

Dün bizim evin yakınına yapılan yeni caminin önünden geçerken farkettim. Bu sene Diyanet İşleri Başkanlığı, Ramazan dolayısı ile bazı afişler hazırlatmış. Paylaşım, sevgi ve dostluk temasının işlendiği, gerçekten insanın içini ısıtan bu afişleri caminin kapısına asmış imam. Ama afişlerden bir tanesini öyle bir beğendim ki gerçekten Diyanet’i can-ı gönülden tebrik ederim. Verdiği mesajı da sonuna kadar desteklediğimi açıkça belirtiyorum.

Afişte gördüğünüz üzere Iron Maiden tişörtü uzun saçlı bir genç başında takkesi beyaz sakalları ile yaşlı bir ihtiyara sarılmış. İhtiyar gencin gözünde “Huysuz, inatçı hacıı” olmaktan çıkmış, genç ise ihtiyara göre “pis satanist böcü” değil. Süper! Mutlu etti beni bu afiş. Ramazan bitmeden çalar, asarım duvarıma :)

Not: Diyanet’in genelde metale yabancı insanların bile iyi kötü adını duyduğu Metalica grubunu neden tercih etmeyip de Iron Maiden’ı tercih ettiğini de ayrıca düşündüm. Lan yoksa, neyse.

Kalıcı Bağlantı 3 Yorumlar

Next page »