Metal Invasion II

19/10/2009 at 22:53 (Konser & Festival Mevzuları) (, , , , , , , , , , , , , )

Metal Invasion II

Metal Invasion II

Bir insan tek günlük bir festivale neler bekleyerek gider? Elbetteki bu sorunun cevabı sahne alacak gruplarda gizlidir. Elbette ki o gece tanıdığınız bir grup vardır ve onu izlemeye ve yanında da diğerlerinin deyim yerindeyse tadına bakmaya gidersiniz. İşte bu gece benim için tadına bakmak şöyle dursun, tıka basa doyduğum bir gece olarak geçti. Hayal Kahvesi‘de buna şahit oldu.

Witness

Witness

Konserler tam da olması gerektiği gibi 6′da başladı. Önceki pek çok deneyimiz sonucu biz en erken 7′de başlar diye beklerken tam da saatinde başlaması güzel oldu. Ancak mekanın boşluğu gözden kaçmadı. İlk olarak Bursa’dan pek çoğumuzun tanıdığı trash metal grubu Witness çıktı. Grup, kendilerini evsahibi olarak hissettikleri için açılışı yaptıklarını söylediler. Witness’ın performansı çok iyiydi. Kendi şarkılarını çaldılar. Gecenin ilk grubu olmalarının tek kötü yönü, insanların azlığından dolayı ister istemez önlerin boş kalmasıydı. Bu arada yine kendi fikrim olarak söylüyorum, Witness’in davulcusu Ömer çok iyiydi. Özetle, Witness sahnedeyken ilginin biraz az olması sebebiyle bence hakettiği değeri göremedi. Helal olsun hepsine.

Serkan Abi

Serkan Abi

Witness Ömer

Witness Ömer

Akhuilon

A'khuilon

Gecenin ikinci grubu Eskişehirli melodik death metal grubu A’khuilon‘du. Grubun yanılmıyorsam ilk performansıydı. (Yanılıyormuşum, yorumlara bakınız.) Grup harika coverlar çaldı. Ama gecenin beni kahreden olayını da yaptılar. Dark Tranquillity‘nin Focus Shift‘ini çaldılar. Peki ben o esnada neredeydim? Arkada tuvalette Witness davulcusu Ömer ile konuşuyordum. Şarkının sonuna yetiştim. Çok bağırdım bir daha çalın diye ama çalmadılar. Canları sağolsun, daha çok izleriz diyorum.

Prime Object

Prime Object

Vee işte en başta dediğim şekilde, konsere gelme sebebim olan gruba sıra geldi. Aslında bu grubu tanıyalı belki bir hafta olmuyordur. Tamamen şans eseri dinlediğim 4 parçasının mükemmelliği ve sonrasında Eskişehir’e gelecek olmalarını duymam bu konsere gelme sebebimi sağlamlaştırdı:) Evet, üçüncü olarak sahneye İzmirli melodik death metal grubu Prime Object çıktı.

Prime Object Sedat

Prime Object Sedat

Grubun özellikle bayan vokal ve syntheiser altyapıları ile güçlendirip çeşitlendirdikleri müzikleri benim tam da hastası olduğum tarzın kendisidir. Melodileri bana Dark Tranquillity’i anımsatsa da grup üyelerinin In Flames‘i sevdiklerini öğrendiğim de ise epey bir mutlu olduğumu söyleyebilirim. Grup eğer hafızam ve müzik bilgim beni yanıltmıyorsa kendi parçalarınından oluşan bir set çaldılar. Bazı yerlerde mekandaki ses sisteminden dolayı bayan vokali duymakta zorlansak da, tamamı harika bir performanstı. Beklediğimden çok çok yukarıda çıkmıştı. Bu grupla ilgili bir diğer ilginç nokta davulcuları ve vokalistlerinin yeni olması. Davulcuları

Prime Object

Prime Object

Sedat, çok genç olmasına karşın 10 numara çaldı. Bu arada unutmadan söyleyeyim, gecede çalan davulcuların çoğu kendi yaşıtlarımdı. Yani 25 yaş altı :) Süper, bizim jenerasyon geliyor gümbür gümbür :) Prime Object o ana kadar ki en coşturan grup oldu. Evet, bunu rahatlıkla söyleyebilirim. (Lan hatta aklıma ilk etapta aklıma gelmese de çok kral birşey daha yaptılar, okumaya devam edin.)

UNdertakers

UNdertakers

Gecenin dördüncü grubu İstanbulluUndertakers oldu. Grubun vokalistini arkada maske takarken gördüm. Heyacan olsun biraz, diyerek beni güldürmeyi başarınca boynum iyiden iyiye ağrımaya başlamasına rağmen yine sahnenin önüne geçtim. Undertakers yıktı! Deyim yerindeyse hatta evet yerinde, Undertakers sahneyi yıktı! Vokalleri Arsen aşağı indi, ‘kafa salladı‘ seyircilerle :) Undertakers, süprizi sonda yaptı ve ne çaldı? Redneck

Undertakers uçuyor

Undertakers uçuyor

çaldı! Evet yaptılar bunu. (Hayır yapmamışlar, Redneck’i Prime Object çalmış, yorumlara bakınız. Bende oluyor böyle geçici hafıza kayıpları olsun lan :) ) Gerçi kimse Wall-Of-Death yap(a)madı ama olsun lan süperdi yinede. Undertakers’le ilgili bir not daha, davulcuları o kadar rahat, o kadar kasmadan çalıyordu ki cidden sinir oldum. Ulan insan hiç mi zorlanmaz be :)

Seyirci!

Seyirci!

Undertakers Arsen

Undertakers Arsen

Kene

Kene

Gecenin son grubu yine Eskişehirli Kene grubuydu. Grup bence gecenin en eğlendiren grubu oldu. Bassçılarının çalarken ki hareketleri, hatta bir şarkıda beni yaran vokali, vokalistlerinin çok iyi performansı ve şu an hatırlayamadığım çok harika bir şarkıları sebebiyle Kene iyiydi. Boynum ve belim ağrıdığından dolayı gruba gerilerden eşlik etsem de gruba önlerden çok fazla sayıda insan katıldı.

Kene

Kene

Kene

Kene

Ve gece saat 23:30′da bitti. Bu da güzel oldu, izlemeye gelenler her grubu dinlemiş oldu.

Organizasyonun en byük eksiği tanıtımın az yapılmış olmasıydı. Çünkü ben eminim ki zamanı ve fiyatı ile çok cazip bir etkinlikti ve herkes gelebilirdi. Gecenin en büyük ayıbı ise Hayal Kahvesi’nce yapıldı. Kene grubu sahnedeyken ve insanlar sahnenin önünde pogo yaparken mekanın sahipleri oradaki insanları hiçe sayarak sahne önüne masalar yerleştirdiler ve masaların üzerine rezerve yazıları koydular. Bunu grup sahnedeyken yapmaları ayıptan başka bir şey değildir. Acaba aynı şeyi bir Gökhan Özen konserinde de yaparlar mı diye aklımdan geçirmedim değil. Kene grubu sahneden indiğinde bizde toparlanmaya başladık. Bu esnada mekan görevlilerinin arkadaşlar boşaltın hadi club başlayacak uyarısı ile alelacele çıkmak zorunda kaldık. Hayal Kahvesi’ne önceden acırdım da yok abi haklıymış insanlar.

Gecenin benim açımdan güzel yanları; pek çok insan ve grupla tanıştım. Hiç hesapta yokken uzun süredir görmeyi istediğim İlkim Oulanem ile tanıştım. Witness ve Prime Object grubu üyeleri ile samimi sohbetler yaptık. Bu insanlarla aynı şeylerden dert yakındığımızı görmek beni mutlu etti :) Ha, şunu unutmadan söyleyeyim, çıkan tüm grupların üyeleriyle gayet samimi muhabbetler edebildik Volkan’la. Volkan bir de Pantera t-shirt’ü yakaladı:) Bende her gruptan gecenin hatırasına pena aldım. Koleksiyonum baya genişledi.

Gecenin üzücü bir olayı Witness’dan Serkan Abi’nin fotoğraf makinesinin çalınmasıydı. Çok üzüldüm.

Eskişehir’de giderek artan bu tip etkinlikler metal müzik severler için tanışma ve buluşma imkanları sunuyor. Eskişehir, giderek öne çıkıyor. Yazıyı Prime Object gitaristinin beni epey bir gaza getiren şu sözü ile bitireyim:

Eskişehir, Türkiye’nin Gotenburg’u!” (anlayana :) )

Grupların Myspace adresleri:

Witnesshttp://www.myspace.com/witnessthrashmetal

A’khuilonhttp://www.myspace.com/akhuilonband

Prime Objecthttp://www.myspace.com/primeobject

Undertakershttp://www.myspace.com/undertakers_tr

Kenehttp://www.myspace.com/keneband

Kalıcı Bağlantı 7 Yorum

Chaos Extreme Death Metal Fest 4

13/07/2009 at 21:40 (Konser & Festival Mevzuları) (, , , , , , , , , , , , , , , , )

Savaşalple

Savaşalp'le

Üzerimize düşen farzı yerine getirmek gerekiyordu ve bizde öyle yaptık :) Eskişehir Rock Topluluğu adıyla daha fazla kişinin katılmasını isterdik ama olmadı. 3 kişi; Savaşalp, Volkan ve ben gittik konsere. Volkan son dakikaya kadar gelemeyeceğim dedi ama sonunda dayandı ve katıldı bize. Saat 18:00′de kapı açıldı açılmasına da, saat 19:00′da başlayacak performanslar bir türlü başlamıyordu. Biz de o esnada Hayal Kahvesi‘nin bahçesinde beklemeye başladık.

Volkanla

Volkan'la

Rotten Dogs

Rotten Dogs

Saat 20:00′ye yaklaştığında ses kontroller yapıldı ve Ispartalı grup Rotten Dogs sahneye çıktı. Özellikle epey genç gözüken davulcuları ile kanımca iyi bir performans gösterdiler. Sepultura’dan çaldılar. (Savaşalp söyledi Sepultura olduğunu, ben pek tanımam.) Ancak sahne önünündeki 18 yaş altı çocukların buram buram özentilik kokan hareketlerinden dolayı ağır dinleyici (:)) arkalarda takıldı. ( Lan bu cümleyi okuyup artistlik yapan, yorum yapan olursa gözünün yaşına bakmam :) Cidden görseniz bana hak verirdiniz.)  O açıdan şanssızdı bu grup. Ayrıca bir kaç defa mikrofonun bağlantısı kesildi, vokalin haklı olarak sövmesini ağzını okumak suretiyle anladık. Grubun basçısının da gayet güzel vokal yaptığına şahit oldum. Grup bir şarkı daha söylemek istedi ancak malum zamanın kısıtlı olması, soundchecklerin gecikmesi gibi sebeplerden inmek sorunda kaldılar.

Suicide

Suicide

İkinci sırada Türk Death Metal‘inin öncü gruplarından Ankaralı Suicide vardı. Bunların davulcularını da özellikle izledim. Yalnız sonradan vokalleri Erkan Abi’nin akılları yerinden oynatan vokalleri ile tüm sahne onun etrafında dönmeye başladı. Yılların deneyimini konuşturdu Erkan abi. Yüzündeki o müthiş ifade adeta sözlerle bütünleşiyordu. Neyse yazıyı fazlaca edebiyat kompozisyonu yapmadan devam edeyim :) Suicide’da sahnenin önü doldu taştı. Pogo da ilk bu grupla başladı. Organizatör Murat ile yanılmıyorsam ismi Özgür‘dü, iki kişi başlattılar pogoyu :) Suicide’da cidden doyamadığımı hissettim. Bitirdiklerinde davulcunun fırlattığı bagetlerden birisini Volkan yakaladı ve bana verdi. Kardeşim benim :D Bu arada hayatımda ilk defa Suicide’ın bassçısında perdesiz bass gitar gördüm lan.

Human Harvest

Human Harvest

Suicide’dan sonra İzmir’den Human Harvest çıktı sahneye. Human Harvest’in cool basçısının sahneye sandaletle çıkmasını, ben ve Savaşalp süper bir mesaj olarak algıladık ve çok tuttuk. Bu grubun özellikle Nile tişörtü giyen gitaristlerini ben acayip tuttum. Davulcuları da gayet iyiydi. Gerçi tüm grup iyiydi lan. Cidden bak. Human Harvest, Slayer‘dan Death Skin Mask‘ı çalmaya başladığında ortama ayrı bir renk geldi. Performansın sonunda Nile tişörtü giyen o gitaristten gecenin anısına penasını rica ettim. Sağolsun verdi lan :) Bu arada Human Harvest’in vokalini önce herhangi bir alet kullanıyor sandım. Meğer herifin kendi orjinal sesiymiş :) Grup cidden iyiydi yani. Bu arada Volkan da dayanamayıp sahnenin önüne geldi.

Human Harvest’ten sonra bir süre hava almaya çıktık. Sonra üzerimizdeki tüm ağırlığı Black Omen‘dan süper insan Serkan Abi’nin masasına emanet bırakıp sahne önüne gittik. Zira UÇK Grind çıkıyordu! Açıkçası UÇK’yı bir kaç parçasıyla ve Savaşalp’in anlattıkları ile biliyordum. Sahnede en önde üç arkadaş başladık dinlemeye :) Vokal Tanju Abi hayatımda daha önce izlemediğim kadar enerjik bir vokalmiş! Adam atladı zıpladı sahnede. Sahneyle adeta boğuştu. Tabii bu da seyirciyi acayip, hatta duble acayip gaza getirdi. İşte ilk tekmeyi o zaman yedim! Yerlere düşenler, kayanlar, çarpanlar, ölenler, tekrar dirilenler… UÇK, deyim yerindeyse öttürdü sistemi! Grubun bassçısı ile direkt göz temasına geçtiğimizde ise olay ayrı bir keyif vermeye başladı. Justice‘de kafamı öndeki monitöre çarptım. O kadar! (Söylemedim Volkan size, bagetten sonra bunu da söylesem heralde gülmekten ölürdünüz, ben de iki cesetle n’apardım lan? ) Son şarkı beklendiği gibi Human Race Must Be Destroyed oldu. Bu esnada Tanju Abi, başlarına gelen üzücü bir hırsızlık olayından bahsetti. Sonra da grupça savundukları “İnsan ırkının yok edilmesi gerekir” felsefesinden bahsetti. Haklılar lan :) Bu şarkıda birkaç ay önce Black Tooth‘un yaparak bizi çılgına çevirdiği sahneye alma olayını yaptılar. Bassçının bizim Savaş’ı tutup çıkarması gruba karşı daha da bir sempati kazanmamızı sağladı, süper oldu. Son şarkıyı sahnede birlikte söyledik. Sonra bassçıları ile hemen küçük bir sohbete giriştik. Eskirock çıkartmalarından verdik. Karşılıklı destekleşme anlaşmaları yaptık. Volkan’la Savaşalp hatıra olarak adamın bilekliklerini aldılar. Daha sonra dışarda Savaş bir tişört, ben de kendime bir şapka, Volkan’la ikimize de birer arma aldım. Süper oldu yani. UÇK’nın performası gerçekten iyiydi. İstisnasız herkesin katıldığı headbangler oldu. Valla aklımda kalanlar bunlar.

Heretic Soul

Heretic Soul

Daha sonra aslında benim en çok merak ettiğim grup Heretic Soul sahneye çıktı. Grup tüm konserler boyunca en arkada masalarında oturmayı tercih etmişti ve neredeyse hiçbir performası izlememişti. En azından sahne önünde olduğum için ben göremedim. Ayrıca bunların Almanya’da sahneye çıktıklarını, headliner olduklarını, yaptıkları sponsorluk anlaşmalarını öğrendiğimden herhalde epey bir hevesle ve merakla performanslarını beklemeye başladım. Az önceki UÇK performansının vuruculuğundan olsa gerek salon epey boşalmıştı. Adamlar ilk şarkıyı neredeyse boş salona çaldılar. Sonradan salon dolmaya başladı ama sahne önünde nedense yine o ilk çıkan gruptakine benzer gereksiz bir kalabalık toplanmaya başladı. Bu esnada Savaşalp sahnenin önüne gidip, oradan dinlemeye başladı. Ben o esnada, o gece ilk defa yapılan wall-of-death‘e katıldığım için yaralanmıştım :) Savaş grubun bassçısına performanstan sonra penanı verirmisin diye sorduğunda çocuğun cevabı “Hayır veremem” olmuş. Şaşırdım, üzüldüm. Daha sonra ne bileyim sarmadı beni bu grup. Artık ayakta duracak halimiz kalmadığından terkettik Hayal Kahvesi’ni Amoral Vuslat‘ı dinleyemeden. Ayıp oldu Ali Abi‘ye ama. İçimden keşke Amoral en son değil de, Heretic’ten önce çıksaydı diye geçirdim. Burada Heretic Soul’un performansından kendi görüntülerimden bir parça var:

http://www.metacafe.com/watch/3053720/heretic_soul_live_at_hayal_kahvesi_eskisehir/

Evimize doğrı kör topal ilerlerken Volkan, bir death metal grubu kurmaktan bahsediyordu. Savaşalp tişörtten dolayı acayip mutluydu. Ben ise şunu bir kez daha anlamanın verdiği keyfi yaşıyordum: Seviyorum lan bu death metali!

Yazıda adı geçen gruplar:

1. Rotten Dogs: http://www.myspace.com/rottendogstr

2. Suicide: http://www.myspace.com/suicidefans

3. Human Harvest: http://www.myspace.com/humanharvestband

4. UÇK Grind: http://www.myspace.com/uckgrind

5. Heretic Soul: http://www.myspace.com/hereticsoul1

Bu yazıyı istediğiniz yerde yayınlayabilirsiniz fakat yayınladığınız yerde bu
sayfanın linkini vermek zorundasınız. Vermemeniz durumunda ayıp edersiniz. Ayrıca
emek hırsızlığı da yapmış olursunuz değil mi? Bu kadar tantanaya gerek kalmadan
siz en iyisi kaynak olarak buraya link verin kurtulun, rahat rahat yayınlayın.
Aklınıza bir şey takılırsa buraya tıklayıp bana ulaşın.

Kalıcı Bağlantı 5 Yorum

Chaos Extreme Fest II

11/04/2009 at 16:01 (Konser & Festival Mevzuları) (, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , )

Chaos Extreme Fest II

Chaos Extreme Fest II

Birkaç hafta öncesinden gitmeyi kararlaştırıp; konserden 3 gün önce Volkan, Savaş ve ben biletlerimizi aldık. 10 YTL idi bilet ayrıca bir bira da hediye :) Neyse, olay günü biz saat 7′de mekana gittik. Kapıda Black Omen‘dan Serkan abi ve Baran abi’yi görüp iyice mutlu oldum. Zira ben Eskişehir’den sadece Episode 13 katılıyor diye biliyordum. Sonradan farkettim ki meğer Black Omen logosunu değiştirmiş. Neyse, biraz oyalanıp içeri girdik. Bileklerimize birer mühür basıldı. Gerçi bu mühür gecenin ilerleyen saatlerinde terden silinecekti ama :) Biz Up’n Down adlı mekanın alt katına indiğimizde soundcheck’ler yapılıyordu. Ve o esnada Black Tooth‘tan canımız ciğerimiz Tuna abimizi gördük.  Black Tooth’un Eskişehir Episode‘unun kurucuları olarak bir süre muhabbet ettik bu alçak gönüllü adamla :) Yalnız

Savaş ve Ben

Savaş ve Ben

mekanın boşluğundan çok şikayetçiydi. O esnada Black Omen davulcusu Onur’u gördüm. Birkaç dakika muhabbet ettik. Neyse, zaman geçiyor; dj ardı ardına sağlam parçalar çalıyordu. En son In Flames’in Take This Life’ı çalarken sahneye Ankaralı grup Tahrip çıktı. Bu adamları ilk kez dinleyecektim. Türkçe sözlü hardcore yapan grubu gerçekten beğendim. Sahnenin önünde çok az insan vardı ve bence grup hakettiği ilgiyi görmedi. Bassçının gaz maskesi olayı hoşuma gitti. Grubu izlerken uzun süredir görmediğim arkadaşım Alkın’ı da gördüm. Birlikte epey bir kafa salladık :) Grubun ikinci şarkılarının

Tahrip

Tahrip

ortasında bassçı bir sorun yaşadı, bass’ı çıkardı amfiden; bu şanssızlığa rağmen iyi gittiler. Tahrip yanılmıyorsam 10 şarkı falan çaldı. Ben davulcularını acayip beğendim. Özellikle adamın örümcekmişçesine attığı atakları inanılmazdı. Gitaristin gitarı da bizim Alper’in gitarındandı :) Terörist isimli parçaları çok iyiydi. Adamlar teşekkür edip sahneden indiler ama daha önce de dediğim gibi daha fazla ilgiyi hakediyorlardı bence. Daha sonra yarım saatlik bir ara verildi. Biz bir sonraki grubun kim olduğunu merakla beklerken lan! Black Tooth hazırlanmasın mı? Biz adamları en son çıkar diye bekliyorduk ama onlar hazırlanıyorlardı işte. Onur abi valizini yanaştırmış; davulu hazırlıyordu. Bassçı Deniz zıplıyor; ayarlamalarını yapıyordu. Volkan’la sözleştik. En öndeydik; o fotoğraf çekecekti, ben de pogolarda onu koruyacaktım. Savaşalp ise kenarda durmayı tercih etti rahatsızlığından dolayı. Neyse, lan Tuna abi çıktı sahneye! O en

Tuna Abi

Tuna Abi

sevdiğimiz bandanalı haliyle :D İlk notalar ve ilk sözlerle birlikte biz başladık headbange! Lan 30 saniye sürmedi pogo başladı. Volkan öyle bir darbe aldı ki :) Neyse ilk parça bitti. Tuna abimiz, eline doladı mikrofonu; bizlere “pandik parmağı” olarak ta bildiğimiz orta parmaklarımızı havaya kaldırmamızı söyledi ve devam etti şu cümlelerle;

“Bu parmaklar Heavy metal öldü diyenler için ve metalciyim diye ortalıkta gezinip; buraya uğramayanlar için gelsin” Mekanın boşluğundan şikayet ettiğinden bahsetmiştim. Neyse sonrasında “Destroy” ile yıkım başladı. Ama ne yıkım! O esna da kendimi müziğin zevkine kaptırdığım için şarkı adı yazmayı bırakıp kaptırdım kendimi. Bu esnada Volkan sahnenin kenarına acayip sote bir yere kapağı atıp devam etti fotoğraf işine :) Goddamn It All‘ı da çaldılar. Belime öyle bir darbe aldım ki anlatamam. Sonraki şarkıya geçerken süper bir süpriz yapıp Black Omen vokalisti Karahan abi’yi de sahneye aldılar. Yesterday Don’t Mean Shit‘i söylediler. Şarkının ortalarına doğru Episode 13 vokalisti, değişmiş galiba, bir scream ile eşlik etti gruba. Süper oldu Allah canımı alsın. Bu şarkıda yorulduğum için kenardan dinledim iyi de ettim. Parçalar ardı ardına geliyordu. Drink Drive Go To Hell geldi. Bir anca Hicri Bozdağ’ın kolundaki aynı dövmeyi farkettim. Bu parçayı bilmiyordum. Adını konserden sonra aldığım playlistten öğrendim. Yeni parça :) Bassçı Deniz abi’nin kulağına uzanıp “bittiğinde penayı alırım abi” dedim. Tamamdır, dedi ve ardınan Iron Clad geldi o “dıdıt! dıtdıdıt dıdıt!” lı introsuyla. Ve biz dalgalanırcasına başladık sallanmaya! Sonrasında kopan wall of death’ler fena değildi ama sonunda pogoya dönmesi birazcık çakma oldu :D Olsun lan, ben artık pilim yavaştan tükenmeye başladığından yavaştan kenara çekildim. Savaşla kenardan izledik. Daha sonra adını bilmediğim bir parça çaldılar. Bunu playliste P.I.L. diye yazmışlar ama nedir bilmiyorum valla. Sonra Tuna abi’nin o tombul parmaklı elleri havada ” 5 ” yapmaya başlayınca daha şarkı başlamadan biz bağırmaya başladık. Evet, Five Minutes Alone başlıyordu. Lan mükemmel oldu; bir gerçekten Pantera’dan

Konserden Bir An

Konserden Bir An

dinliyormuş hissine kapıldım Bu esnada Hicri abi’nin bizim Volkan’a kartını verdiği gördüm. Volkan’la göz göze geldik; sonra benim o süper yaran pozumu çekti. Yine bilmediğim bir parça geldi ki, bu parçada Black Tooth’un kendi parçası Howlong :) Lan bu arada şimdi dikkat ediyorum da, bu parçaları hatırladığım kadarıyla hepsi süperdi. Albüm çıkınca süper parçalar olacak yav :) Why Waiting geldi sonra. Bu da Black Tooth parçalarından birisi ve myspace’lerinden dinlenebiliyor. Vee kapanış, artık marş haline gelen ve konser boyunca arkalardan birinin bağırıp durduğu WALK ile geldi. Lan Pantera yanlış koymuş bu parçanın adını. Jump olsaymış keşke :) O anda daha önce görmediğim duymadığım bişey oldu: Tuna abi sahne önünde kafa sallayan bizleri yani yaklaşık 25 30 kadar terli insan evladını sahneye çağırdı; baya bildiğin yanına lan :) Walk’ı tüm sahne davulcuya çarpmamaya dikkat ederek; bassçıyı çiğnemeden, Tuna abi’ye fazlaca yüklenerek söylemeye başladık :) Lan şarkı bitti. Hayatımın herhalde en eğlendiğim anlarından birisi de bitti. Daha sonra bassçıdan söz verdiği o penayı aldım. Sonra Savaşalp’le gidip tanesi 1.5 TL’ye iki şişe su aldık. Daha sonra sahneye Black Omen’ın çıkacağını öğrenince fazlasıyla sevindim ben. Neyse, Volkan’la Savaşalp kayboldu. Gecenin başından beri fotoğraf çeken Aygün’e, Hicri Abi’yle ve Black Tooth gitaristi Orcan Abi’yle fotoğraflarımı çektirdim. Sağolasın Aygün. Orcan Abi’den gecenin ikinci penasını da aldım :) O esnada Volkan ve Savaşalp’le yeniden buluştuk. Hicri Abi’ye grupla fotoğraf çektirmek istediğimizi söyledik. O da haber vereceğini söyleyip gitti. Lan o esnada hayatımda yaptığım büyük hatalardan birisini yapıp üst kata tuvalete çıktım. Lan bir de geleyim ne göreyim! Ne Volkan var ne Savaşalp! Black Tooth’la fotoğraf çektirmeye gitmişler. Lan nasıl koydu anlatamam. Daha sonra Tuna abiyi giderken görüp bir fotoğraf çektirdim. Ona diğer kimliğimi de söyledim. Sarıldık ve ayrıldık.

Ben ve Onur Abi

Ben ve Onur AKÇA

Ben ve Orcan Abi

Ben ve Orcan Abi

Ben, Tuna Abi ve Alkın

Ben, Tuna Abi ve Alkın

Neyse, Black Omen sahneye yerleşmeye başlayınca çocuklara veda edip sahne önüne, Karahan Abi’nin önüne geçtim. O esnada Black Metal sevemeyen Savaş ve Volkan üst kata kaçtılar :) Vee Black Omen başladı! Ama ne başlama! Black Tooth’un ardından pilim bitmişti ama Black Omen beni yedek batarya için zorluyordu! Her zamanki gibi sahne olaylarını acayip seviyorum bu Black Omen’ın. Bassçı Serkan abi ellerinde süper bir zincir aksam ve deri kıyafetlerle çıktı. Klavyecileri Tolgahan süper bir fötr şapka (genelde bu sihirbazlar giyer) ve aynı süperlikte kabarık yakalı bir kıyafetleydi. Karahan abi yüzüne örten

Black Omen

Black Omen

kukuletasıyla bir pelerin giyiyordu. grubun en eski iki elemanından olan Baran abi is her zaman ki gibi olanca etkileyici duruşu ile tam da karşımdaydı. Davulcuları Onur (lan şansa bak, Black Tooth’un da davulcusunun adı Onur) ise pek bir aksiyona girmemişti. Bu arada Onur gerçekten çok sevdiğim ve muhabbetinden keyif aldığım bir arkadaşımdır. Sevgili okurum Lise 2′den beri Black Omen seven bir insan olduğumu belirteyim hemen. Introlarının ardından ilk parça Reincarnational Meeting geldi. Güzel bir ısınma parçası oldu :) Ardından gelen parça ise bir türlü anlayamadığım o girişteki söz kısmıyla Damned Renaissance oldu. Epey bir sallandım bu parçada :) Ve ardından en sevdiğim 3 Black Omen parçasından birisi olan ve “Angels always deserve to die” vurucu girişiyle başlayan Elegy Of Infernal Angels geldi ama ne geldi! Karahan abiyle göz göze geldik bu cümleyi bağırırken :) Sonraki parça anlayabildiğim kadarıyla Enchanting Chaos Of My Frozen Mind oldu. Ama ben parçanın çok hoşuma giden o introsunu duyamadım. Zira tam da bu aralarda bir yerlerde bassçı Serkan abi bir sorun yaşadı. Sistem yavaştan çöküyordu anlaşılan :D Ve sıra geldi Black Omen’ın en damar parçasına: Curtains Of Imaginary Vortex! Parçanın o mükemmel yavaş girişi ve süper gelişmesi ve mükemmel sonucu her zamanki gibi çatlayana kadar kafa sallattı kalabalığa :) Bu şarkıda özellikle Karahan abi’nin sözleri bizzat jestlerle canlandırması iyice gaz verdi lan :) Under The Armageddon Sky‘ı da çaldılar. Bir sonraki parça ise diğer bir en sevdiğim 3 Black Omen şarkısından birisi olan BLACK CANDLE idi. İlk defa lise 2 de bu parça ile tanımıştım bu adamları :) Satırı satırına ezbere biliyorum bu parçayı. Her kelimesini Karahan abi ile birlikte söyledim. Hatta bir ara bana uzattı lan mikrofonu, o kadar! :) Bu esnada Impatience grubunun davulcusu Umut ile aynı grubun basçısı Gülay geldiler yanıma. Tabi onlar beni tanımıyorlardı ama ben tanıyordum :) Neyse, Black Omen sırasıyla Nergal And Ereshkigal ve Gate Of Darkness‘ı çaldı. Vee en sevdiğim Black Omen

Karahan Abi

Karahan Abi

parçasına sıra geldi. Hatta bir anlamda ben anons ettim lan parçayı. Karahan abi sıra son parçamızda diyince ben When The Sun Rises diye bağırdım. O da “Aynen öyle” diye tamamladı sağolsun. Artık şarjımın son demlerindeydim ama bu kopmama engel olmadı! Öldüm yeminle :) Neyse, grup bitirdi. Ben hepsine teşşekür ettim. Geçen Zedd’deki konserde isteyemediğim penayı bu sefer istedim Baran abi’den. Sağolsun o da kırmadı verdi. Şu da bir gerçek ki bu konser Zedd’dekinden daha iyiydi ve daha kaliteliydi. Black Omen için de unutulmaz bir gece olduğundan eminim :) Benim için de öyleydi.

Arkaya gittiğimde bizimkiler üst kattan inerek geldiler ve daha fazla dayanamayacaklarını söyleyip ayrıldılar mekandan. Haklılardı aslında daha üç grup çıkmıştı, çıkacak üç grup daha vardı ve ben de ölmüştüm resmen! Neyse, Episode 13 çıktı daha sonra. Onlar da en sevdiğim parçaları Pitch Black‘le başladılar. Hiç izlememiştim onları da, iyi oldu valla. 3 şarkılarını daha dinleyip Alkın’la ayrıldık mekandan. Saat 01:00 civarıydı.

Şimdi gece ile ilgili bazı notlar var;

:: Black Tooth tahminimce kişi azlığından dert ederek başladı konsere. Ama az ve öz sayıdaki dinleyici bence acayip sevindirdi Black Tooth elemanlarını. Az ama öz mesajı verdik.

:: Konser afişlerinde yazan bir içki bedava olayı kısmen hikaye. Zira verdikleri kupon 5 ytl değerinde ama bira 6 lira. Yani cepten 1 lira daha vermeniz gerekiyordu. Ayrıca su da 1.5 liraydı.

:: Konserde çok fazla çoluk çocuk vardı. Şimdi bana bi tarafların mı kalktı Mesut demeyin. Öyleydi cidden.

:: Black Tooth’un etrafında olan bir arkadaş vardı. Çok dikkatimi çekmişti dövmeleri falan. Küçük bir araştırma yapıp kendisini buldum.

:: Aygün ve Volkan onlarca fotoğraf çektiler. Aygün Black Omen ağırlıklı, Volkan’da Black Tooth ağırlıklı.

:: Gece sonunda elimde 3 tane pena oldu. Pena koleksiyonum giderek güzelleşiyor. Yalnız Volkan’ın bu penalardan haberi yok. Burayı okuyup öğrendiğinde muhtemelen sövecek bana :)

:: Black Tooth’un bu kadar samimi olması hepimizi çok sevindirdi. Aynı şekilde Black Omen’la da güzel diyaloglar içine girdim.

:: Tahrip grubunun ve Black Omen’ın bassta problem yaşaması çok enterasan oldu. Galiba amfinin girişinde bir problem vardı.

:: Bizim hazırlıktaki bir bayan hocayı da konserde gördüm dövmeli falan. Meğer gündüz hoca; gece metalciymiş :)

Yazıda adı geçen grupların myspace sayfaları:

Tahrip: http://www.myspace.com/tahrip

Black Tooth: http://www.myspace.com/blacktoothmusictr

Black Omen: http://www.myspace.com/blackomenturkey

Episode 13: http://www.myspace.com/episode13

Black Tooth Eskişehir Chapter: http://www.myspace.com/eskisehirblacktooth

Bunlarda geceden seçtiğim fotoğraflar. Özel sayfa yaptım ki yorum yazabilesiniz. Buraya tıklayarak hepsini görün hepsini!

Boynumun ağrısı 3 gün sürdü. İki gün de sesim kısık gezdim. Yazdığım en uzun yazılardan biris oldu bu yazım. Yazının gecikmesi Aygün’den playlistleri almam çok uzadığı için oldu. Çok eğlendim ama. Gene olsa gene giderim :)

Kalıcı Bağlantı 3 Yorum

Vaveyla Konseri

23/02/2009 at 19:53 (Konser & Festival Mevzuları) (, , , , , , , , , , , )

Birazdan anlatacağım bu konsere de 19 Şubat Perşembe günü ZIBAR’da dahil olduk:) Zira bizim grubumuzun vokalisti Corc, bu grupla bir seferliğine sahneye çıkıyormuş. Dedik biz de seyredelim. Gittik, epey de kalabalık gittik. Gecenin sonunda 11 kişiydik. Volkan, Savaşalp ve Sercan’ın arkadaşı Saba sonradan dahil oldular. İyiydi Vaveyla. Gitaristi Oğuz, çok iyi çaldı. Basçılarını biraz pasif buduk ama güzel gitti. Ya bi klarnet mevzusu oldu, çalamadı arkadaş. Zira cihaz bozukmuş. Sonradan tekrar denedi. Yok, verim alamadı bıraktı. Eğlendik. Bizim ayrılmamıza yakın Piiz’in iki elemanıyla Kaset grubunun basçısı ve gitaristi galiba, sahneye çıktılar birkaç şarkılığına. Dinleyemeden ayrıldık. Neyse, Corc’a olan vefa borcumuzu ödedik. Umarım mutlu olmuştur. Çaldıkları şarkılara gelince, valla liste tutmadım. Ama eski yeni karışık yaptılar. Yavuz Çetin çaldılar, Ajda Pekkan çaldılar, Demir Demirkan çaldılar, Erkin Koray çaldılar. Öle işte.

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Bedavaya Piiz Konseri

23/02/2009 at 19:34 (Konser & Festival Mevzuları) (, , , , )

Piiz Konseri

Piiz Konseri

Bak tarihi hatırlamıyorum kahretsin! Neyse, Burak sağolsun yine Eskişehir’e gelmişti. Buluştuk gezdik biraz. Sonra EsPark’a yolumuz düştü. Vee ne görelim? En alt katta adamlar bir sahne hazırlıyor. Lan dedik kim çıkıyor abi, hoppala: Piiz :) Daha yeni de başlıyor. Soundcheck hala devam ediyor. Neyse, hemen davulcunun üstüne, yani giriş katta yürüyen merdivenin yanına yuvalandık KeyB ile. Davulcuyu çok net görebiliyordum. Ben Piiz’i pek bilmediğim için grup hakkında detayları sağolsun Burak verdi. Davulcu iyiydi bak. Adam zaten geçici olarak çalıyormuş. 10 şarkı falan çaldılar çalmadılar, teşekkür edip indiler sahneden. İyi oldu yani. Daha önce mekanda izlememiştim abileri. Cidden güzel sahneleri varmış yani. Klavyeyi yalnız ben pek duyamadım. Basçı acayip bir tipti. Selami Şahin’in bir parçasını çaldılar Burağın dediğine göre. Ben pek bilmiyorum. Vazgeç Gönül’ü de çaldılar.  Ama alçak gönüllü heriflere benziyorlardı. Sonrasında Burağın içinin fotoğraf çektirmek için yanıp kavrulduğunu bilsemde yapmadık :D

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

28 Aralık Black & Death Metal Gecesi

18/02/2009 at 22:20 (Konser & Festival Mevzuları) (, , , , , , , , , , , )

Tamam, çok yaratıcı bir başlık bulamadım. Ama cidden dün geceyi nasıl anlatacağım; hangi benzetmeleri yapacağım bilmiyorum. Aygün’ün söylemesi sayesinde ayın 28′inde, yani dün yapılacak olan bu konserden haberim oldu. Neyse, çıkacak grupları da duyunca o an karar verdim gitmeye. Kendime ortak olarak ta Volkan’ı seçtim. Volkan, önceleri death ve black metal dinleyen ama son iki senedir ev arkadaşı Benan’ın sayesinde heavy metale gönül veren bir arkadaşım. Dedim yeniden başlar belki death dinlemeye :) Neyse, efendim araları geçiyorum ve mevzuya geliyorum. Parayı pulu ayarladık, zaten 7 liraydı bilet fazla kalın gelmedi, gittik mekanın kapısına. İkimizde daha önce gitmemişiz bilmiyoruz ki nerde! Neyse, bulduk bulduk. Dikkat edersen okurum, o kısmı da uzatmıyorum. Biraz bekledikten sonra içeri girdik. Mekan küçük bir yerdi ama underground falan hoşumuza gitti, ne yalan söyleyeyim şimdi. Mekanda bangır bangır müzik çalıyordu. Winamp’tan tabiki :) Yalnız parçaların hepsi özenle seçilmiş heavy metal parçalarıydı. Tabii bu durum en çok bizim Volkan’ın işine geldi. Adamlar sıradan Judas Priest (hatta tahmin ettiğimiz iki parçayı da Breaking The Law ve Painkiller), AC-DC, Black Sabbath falan çaldılar. Müzik giderek sertleşti. Saat 20:40 civarı ilk grup Impatience çıktı. Bu noktadan sonra izlenimlerimi grup grup anlatacağım.

IMPATIENCE: Gecenin ilk grubuydu. Sahnenin sol tarafından ritim gitaristleri Görkem’le burun buruna izledim konseri. Davulcuları çok iyiydi. Ama benim sahnede favorim gitarist Görkem’di. Acayip sempatik ve sevimli bir herif. Grubun şarkıları güzeldi. Yalnız vokalistin sahnenin altında duran kağıttan sözleri okuması biraz garipti. Ayrıca grubun tümüne baktığımızda vokalist pek bi eli yüzü düzgün kalıyordu. Yani dışarda görseniz “Abi bu herif kesin Clubber’dır” dersiniz o kadar. Tabii bu benim nacizane görüşüm. Elemanda sağlam scream vokal vardı hakkını yemeyeyim. Sahneden inerken gitarist ve davulcuların tebrik ettim. Performanslarına nacizane görüşüm 10 üzerinden 7 verdim. Puanı nerden kırdın peki Mesut? Vokalin sözleri okumasından kırdım. Bu arada grubun basçısı bayandı ve gecenin tek bayan müzisyeniydi. Ayıptır söylemesi sonraki iki grubu (Amoral Vusat ve Black Omen) yanyana izledik. Alçak gönüllü biri. Grup sahneden indikten sonra gittim ki Volkan bayılmış vaziyette :) Dedi, abi ben giderim birazdan. Ve hakikaten bir sonraki gruptan sonra Volkan’ı gitmiş olarak bulacaktım. Bu arada Black Omen ve Carnophage (gecenin headlinerı-son grubu-) davulcusu, bir süredir Myspaces’ten konuştuğum Onur ile de tanıştım. Gecenin güzel olacağının ilk sinyalleri bu oldu. Adam o kadar kafa, rahat ve dost canlısı göründü ki bana anlatamam. Bir süre muhabbet ettik, sonra ayrıldı. Daha sonra Onur’la da tekrar konuşacaktık.

AMORAL VUSLAT: Basçıları Ali abi önceden beri tanıdığım ilk konserlerinin afişi duvarımda asılı duran grup. Bir süredir sesleri çıkmıyordu. Meğer davulcuyu falan değiştirmişler. Grubu yine sahnenin en önünden, basçı Ali abinin önünden izledim. Performansları gayet iyiydi. Gecenin ilginç noktalarında biri Amoral Vuslat’ın davulcusu ve gitaristi ile bir önceki grup Impatience’nin davulcusu ve gitaristi aynı adamlar. Yani bu iki adam sahneden hiç inmedi desem yeridir. Ama tabii gruplar arasında 10 15 dakikalık boşluklar oldu. O arayı yine Winamp doldurdu :) Neyse, Amoral başladı. Melodik Death’ten Brutal Death metale döndüklerini vokalist söylemeye başlayınca anladım. Tamam lan, önceden de biliyordum. Ali abiyle konuşmuştuk performanstan önce. Abi acayip çaldılar. Hatta bir ara galiba Lamb Of God’dan bir parça çaldılar. Vokalist anons etti falan sahnenin önünü açın diye. Abi o ne poga? Lan millet manyak yemin ediyorum. Neyse, konumumu bozmadan takıldım ben. Dokunan olmadı Allah’tan. Vee, Amoral bestlerini çalmaya başladı: Lost Time. Lan yemin ediyorum, sahne önü bir ağızdan söylemeye başladık. Lan nasıl tutmuş parça! Amoral’ı bir kez daha tuttum içimde :) Ardından bir de Slayer’dan Blood Line’ı girdiler. Yıkıldı salon. Neyse, 7 yada 8 parça sonra indiler sahneden. Bu sefer başta yine davulcuları ve Ali abi olmak üzere hepsini tebrik ettim. Lan çok komik oluyor. Hepsi gayet sağlam ve komik adamlar. Amoral inince bende ufak bir heyecan başladı. Lise 2′den beri dinlediğim grubum Black Omen birazdan burada olacaktı canlı canlı.

BLACK OMEN: Ne yalan söyleyeyim benim için gecenin headlineri bunlardı. Aygün’le sahnenin önüne gittik. O makinasını hazırladı, ben de kendimi. En öndeyim yine. Amoral’ı izlediğim noktada. Önümde Serkan abi, ki kendisiyle üç beş defa otobüste dolmuşta falan karşılaşmışlığım, konuşmuşluğum vardır, ve grubun klavyecisi vardı. Serkan abi basçısı, Tolga’da klavyecisi oluyor Black Omen’in bu arada. Davulda da az önce konuştuğum Onur vardı. Lan küsmesin diğerlerini de yazayım: Elektro gitar Baran abi ve vokalist Karahan ki ben kendisine “DEV” lakabını taktım. Allah belamı versin, adam panzer! Neyse, yaklaşık 10 dakikalık bir soundcheck (ses kontrol)’ten ve klavye krizinin giderilmesinden sonra (lan klavyeden ses çıkmadı nasıl iş anlamadım) ki bu da tamamen mekanın denyoluğundan kaynaklanıyordu, konser başladı. Ama ne başlayış: “Angels alwasy deserve to die!” diye bir girdiler abiler… Bak parçayı tam hatırlamıyorum ya şimdi, şüpheye düştüm. Ama evet ya, “Elegy Of Infernal Angels” dı sanki. Neyse lan, Karahan ilk defa Eskişehir’de sahneye çıkıyormuş. Abi, gecenin belki de en çok kendini izlettiren, şarkıyı yaşatan vokalisti oldu. Brutal ve scream vokali öyle bir yapıyordu ki, ciddiyim hayran oldum. Serkan abi zaten önümüzde çalıyordu, klavyeciyle selamlaştık falan. Ya mükemmeldi. Vokalin bir ara sesini duyamaz olduk. Lan anlamadık arkadan mı kıstılar naptılar :) Yalnız ben en önde klavyeyi duyamadım. Meğer arka kolonlara verip, sahnedekileri kısmışlar. Şarkılarını, en çok ta Black Candle ve When The Sun Rises’ı hep bir ağızdan böğüre böğüre söyledik. Bu iki şarkı, Black Omen’in en eski şarkılarıdır. Neyse, 6 – 7 şarkı sonra Black Omen’i izlemiş olmanın mutluluğuyla “Kara Şeytan”lar sahneden indiler. Meğer gecem asıl o zaman başlıyormuş. O gece yanımda grubun ben lise 2′deyken çıkardıkları demosunu götürmüştüm. Gitarist Baran abi’yi gördüm birden. Hemen gittim, elini sıktım. Tebrik ettim. Demoyu söyleyip imzalayıp imzalamayacaklarını sordum. Olur, dedi. Demoyu görünce sevindiğini anladım. İmzaladı hemen sağolsun.Sonra açtı kapağı biraz konuştuk. O zaman ki kadrodan sadece kendisi ve basçı Serkan abi kalmıştı. İmzadan sonra dur bekle fotoğraf çekilelim dedi, çekildik lan :) Üstüne bir de “Yarın Myspaces’te görürsün resimlerimizi” dedi. Uçtum lan şerefsizim. Serkan abiyi de gördüm. Ona da imzalattım. Sonra grubun tamamıyla iki fotoğraf daha çektirip mutluluk sarhoşu bir vaziyette Carnophage’ı beklemeye başladım. Aha bak bunlar da resimlerimiz:

CARNOPHAGE: Headliner grup. Heriflerin davulcuları Black Omen’in davulcu Onur’du :) Onur gecenin sonunda 24 parça çalmış olacaktı. İzlediğim en öfkeli, en çok poga yaptıran grup. Yalnız sesleri iyi ayarlayamadılar. Basın sesi zınk zınk geldi. Gitarlar da bir ara iyice teneke gürültüsüne döndü ama dediğim gibi adamlarda ki o öfke, çaldıkları coverlar falan müthişti. İzletti yani. Onları da sahnenin tam önünden izledim. Aşağı yukarı tüm şarkılarda poga yapıldı. Tam yıttım kazasız belasız derken son pogada cüssesi devasa olan bir herif bir koydu bana, öldüm sandım yemin ederim. Bu arada Black Omen vokali Karahan’la yanyana izledik. Adam haribiden panzer ya! Hatta çıktı bir parça daha söyledi Carnophage ile. Carnophage bitirince sahnesini hemen basçısından ve elektrocusundan penalarını aldım.(üzeri Carnophage baskılıydı) Sonra sahneye çıkıp zillerini toplayan Onur’dan bagetlerini aldım. Aygün bir de fotoğrafımızı çekti. Tekrar tebrik edip, bu arada sırtından sular süzülüyordu, oradan ayrıldım yalnız başıma.

Gecenin Ardından: Muhtemelen oradan en mutlu ayrılan ben oldum. Nedenlerini sıralıyorum:

  1. Aşağı yukarı her grubun tüm elemanlarıyla tanıştım, konuştum.  Black Omen’la tam kadro! Hatta Onur’la baya bir konuştuk. Lan fotoğraf bile çektirdim. İlk grubun davulcu, gitarist ve basçısıyla; Amoral’ın basçısıyla (davulcu ve gitaristle zaten konuşmuştum); Carnophage’in bas ve vokaliyle tebrikleştik :D
  2. Gecenin sonunda elimde; imzalı bir albüm, Black Omen’la çekilmiş üç poz fotoğraf, iki pena ve bir çift baget vardı :D Penalardan birini beni evde bekleyen Volkan’ a verdim. 
  3. Tüm grupların üyeleri acayip alçak gönüllü ve kafa adamlar. Impatience’nin vokaliyle konuşmadım, nasıl biridir bilmem ama Black Omen ve Carnophage harbi bu alçak gönüllülük tanımına uydular. (Hele ki Onur :)
  4. Tüm performansları en önden izledim. Sahne şovu olarak bir numara yoktu ama sahne kostümü olayına bir tek Black Omen girmişti. Klavyecileri süperdi bu arada :)  
  5. Lan bu kadar hatırlıyorum ya. Bir dünya olay olmuştu ama… 
  6. Aha bak aşağıya da adı geçen grupların myspace adreslerini ve resimlerimi koyuyorum :D

Amoral Vuslathttp://www.myspace.com/amoralvuslat
Black Omenhttp://www.myspace.com/blackomenturkey
Carnophagehttp://www.myspace.com/carnophageturkey

Gecenin ResimleriFlash Olarak İzlemek İçin   Albüm Halinde İzlemek İçin

Vee Benim Olduğum Resimler (he he :) ) -

Baran Abi ve ben ve ilk Demoları
Tüm grup ve ben
Son fotoğrafım

Baran Abi ve Ben                 Tüm grup ve ben                 Son kez tüm grup ve ben (en sağdaki Onur)

Sonuç olarak, gittiğime asla pişman değilim. Harika bir geceydi. Gecenin en sağlamları Black Omen ve Amoral Vuslat’tı bence. Umarım yakın zamanda yeniden gelirler ve ben de gidebilirim. Daha buraya ekleyemediğim onlarca fotoğraf var Aygün’de. Onları da alınca eklerim.Buraya kadar okuduysan valla helal sana be okurum!

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Hayko Cepkin & Şebnem Ferah Konseri

12/02/2009 at 19:32 (Konser & Festival Mevzuları, Melodik Mevzular) (, , , , , , , )

Geç oldu yazmak için ama yazmadan duramazdım inanın. Konser 12 Mayıs günü İki Eylül Kampüsü konser alanında oldu. Biz normarle o bölgeyi Sivil havacılığın yanındaki çayırlık olarak ta adlandırırız. Neyse başlıyorum işte;
Sabah 9’da kalktım. Ders yok sanıyordum. Meğer varmış Smile Neyse, kısa bir telefon trafiğinden sonra saat 13:00-14:00 arası stüdyo ayarladık. Girdik, çaldık. İğrenç bir stüdyoydu. Kimse çalışmamış şarkılara. Oradan önce Esenlere gittik. Evde yoktular. Bizde Fincan Kafe’ye gittik. Sonra Esen aradı, onlarla tekrar buluştuk. Bu sefer yanımıza Mustafa’da geldi. Biz, Esen, Hicran, onların iki arkadaşı ve Mısdava Esenlere gittik. Esen’in doğum günüydü Akşam ki Hayko Cepkin & Şebnem Ferah konserine gidene kadar orada takılıp pasta yedik, kola içtik. Bu esna da bir kız daha geldi. Biz gidip Musti’nin fotoğraf makinesini aldık. Sonra hep birlikte çıktık evden. Tam 9 kişiydik. Benim EsKart’a 20 YTL yüklettik. Sonra bindik gittik benim kampüse. Zira konser İki Eylül kampusü’ndeydi. Biz gittiğimizde saat 6’yı geçmişti ve alan yarıyarıya dolmuştu. Ben, cananım, Mısdava ve Hicran bulunduğumuz noktadan ayrılmadık. Diğerleri koptu bizden. Saat tahmini 19:30-20:00 civarı Hayko çıktı. Biz ilk noktadan epey önlere geldik kaya kaya. Hayko’yu ilk defa izleme fırsatım oldu. Mısdava’nın 5 olmuştu Smile Alttan sample çalması kötü oldu yalnız. Mısdava’yla mükemmel fotoğraflar çektik. Aha bu da Hayko’nun playlisti;
1. Bertaraf Et: Açılışı yaptı, süperdi.
2. ???: Bu şarkının adını bilmiyordum
3. Fırtınam: Sevdiğim bir parça, güzel çaldılar.
4. Son Kez: Yine sevdiğim bir parça. Davulcu harikaydı. Bu parçada özel mikrofon ayaklığıyla yüzüne kırmızı boya fışkırttı Hayko.
5. Bilmezsin: Sadece dinledim.
6. Melekler: Sadece dinledim ve salladım Smile
7. 777: Baya zıpladık. Birde en iyi fotoğrafları bu parçayı söylerken çektik.
8. Ölüyorum: Güzeldi, fanları baya coşturdu. Davulcunun crashi devrildi ama adam hatasız devam etti.
9. Eller Aldı: Normalde pek beğenmem ama konserde iyiydi. Keşke klavyeleri Hayko’nun kendi çalsaydı.
10. Kaos: Resmen yıkıldı. Çoluk çocuk kulaklarını tıkadı.
11. Yalnız Kalsın: Beklediğim ve en sevdiğim parçası. Son kısmını konserden çok çok önce ezber biliyordum zaten Smile Hayko’yla birlikte böğüre böğüre söyledim. Önümüzdeki iki EMO’nun dönüp bana baktıklarını hatırlıyorum.
12. Bonus: Parçanın sonunda orjinalde olmayan twinleri koyan davulcuya bir kez daha hayran oldum.
13. Zaman Geçti: Uğursuz sayı ama süper kapanış…

Bu playlisti yazarken orada tanıştığım Hayko Fanı Ömer’in çok yardımı oldu. Sağolsun. Hayko’dan sonra alandaki yaş ortalaması giderek azaldı. Bir de Hayko’yla Şebo’yla alakası olmayan bir sürü adam vardı. Aşırıyakışıklılar, kekeşler, rapçiler, emolar… Artık daha fazla tahammül edemeyip Şebo’yu dinlemeden ayrıldık. Tam 5 dakika sürdü kalabalıktan çıkmamız. Alanın çok dışında bir yerde oturup Şebnem Ferah dinledik. Ama çok soğuktu. Şebo’nun duyabildiğim şarkıları;
1. Çakıl Taşları: Hep Okyanus’la başlardı, şaşırdım.
2. Can Kırıkları
3. Bir Kalp Kırıldığında
4. Perdeler
5. ???
6. Ben Şarkımı Söylerken

Sonra tam bir saat soğukta diğer kızları bekledik. Zar zor buluşup otobüs bulabildik. Dönüş tam bir felaketti. Bir daha böyle konserlere katılmamaya karar verdim. Gece arkadaşın evine gittik. Saat 2 de uyudum. Umarım bu yazdıklarımı okur ve yorum yaparsınız.

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın