Yeniden My Resort!

26/09/2009 at 19:26 (My Resort Hakkında) (, , , , )

Ulan Allah kimseye göstermesin be. Ne kötüymüş ya insanın blogunun kapanması!

Efendim 25 Eylül günü sabahında bloguma girmek isteyenler şu uyarı ile karşılaştı:

“Bu blog kullanma haklarını ihlal ettiği için askıya alınmıştır.”

WordPress blogumu kapatmıştı yani. Hem de uyarı bile vermeden. Daha sonra adamların kullanım şartlarını okudum. Cidden yazıyormuş oradada yanlış bir şeyler yaparsanız uyarmadan kapatırız, üyeliğinizi ya da blogunuzun içeriğini kaybedebilirsiniz diye.

Velhasıl, iki gün içerisinde üç dört defa mail attım WordPress’e. Hatamı söyleyin valla düzelticem abi diye. Sağolsun Mark diye birisi az önce mail atmış, abi Paylaşım & Download kısmını sil bak, diye. Sildim bende blogum geri geldi. Hem de hiç kayıp olmadan :)

Bu süreç içerisinde en büyük desteği veren insan Sercan‘a ve kurduğu ”proofhead.net” i engelleyen wordpress’i kınıyoruz.” Facebook grubuna üye olan tüm arkadaşlarıma ve destekçilere (Taner, Cansu, Merve, Nesli, İlker, Sercan, Volkan, Seval, Rabike, Funda, Merve, Deniz, Seda, Eskirock, Mert, Cenk, Ahmet, Tuğçe, Türker, Furkan, Mustafa, Murat, Viktoria, Sibel ve Damla) teşekkür ederim.

Kalıcı Bağlantı 8 Yorum

Blog’a Düzenleme Yapmak Şart

07/06/2009 at 13:42 (My Resort Hakkında) (, , , , , , , )

br

Evet, şimdi blogumu gözden geçiriyordum da gözüme pek çok eksiklik çarptı yahu! Mesela benim kategorilerim çok düzensiz. Yani bazen bende yazdığım bir yazıyı hangi kategoriye koyacağımı bilemiyorum. O yüzden öncelikli olarak kategorilerimi zenginleştirmem lazım. Sonra, bloguma üyelik sistemi koydum ama nedense pek fazla kişi ilgi göstermedi. Bunun sebebi muhtemelen farkedemiyor olmaları. O yüzden şu RSS ve mail yoluyla üyeliği destekleyen, kolaylaştıran bir çaba içerisine de girmem gerekecek.
Blogun ücretsiz olması çok kötü. Yani, pek çok kısıtlama var. O yüzden adam gibi HTML, Java Script vs. giremiyorum ki! O yüzden görsellerle çalışmam gerekecek. Bir yandan da şöyle adam gibi ve uygun fiyatlı bir hosting paketi arıyorum. Godaddy’e falan baktım ama, pek bir olay yok gibi.
Bedava blogun bir diğer dezavantajı eklenti yükleyememem. O da sıkıntı yaratıyor bazı durumlarda. Lan Java Script’i hatta bırak javayı da salt HTML’yi desteklese yine iyi benim için. Herifler kodlarda bile ayıklama yapmışlar! Diyeceğim sıkıntı yani sevgili okurum. Şu okul bir kapansın bakalım, neler olacak, neler yapabileceğim.

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Bir Gün İntihar Edersem;

18/05/2009 at 21:58 (Kategorisiz, Öylesine) (, , , , , , )

Eğer olurda bir gün intihar edersem;

  1. Kız yüzünden olmaz.
  2. Para yüzünden olabilir.
  3. Büyük bir utanç yüzünden olabilir.
  4. Cennete gidemem.
  5. Cehennem garanti olur.
  6. 18 kişi çok üzülür. (üşenmedim saydım)
  7. 10 kişi çok sevinir. (9 kişi de olabilir)
  8. Bütün internet hesaplarım sahipsiz kalır.
  9. Bloguma yazmaya en küçük kardeşim devam eder.
  10. Kitaplarım ve tüm DVD film arşivim küçük kardeşime kalır.
  11. Kıyafetlerim ortanca kardeşime kalır.
  12. Annem uzun süre dayanamaz yokluğuma.
  13. Müzisyenlik yönümden kimse hatırlamaz ama şakacı kimliğimle hatırlanırım.
  14. Cenaze namazım kılınmaz.
  15. Volkan’la Seval ağlarlar dayanamazlar :)
  16. Dilencileri Topluma Kazandırma projem yatar.

Yakında yeni bir başlıkta aklıma gelenleri ilave ederim. Daha çok uzun bir süre intiharı düşünmediğimden bunların gerçekleşme ihtimali şu an için yok, he he he :)

Kalıcı Bağlantı 1 Yorum

Düzelme Var

26/04/2009 at 22:34 (O An Yaşananlar) (, , , , , , , , , )

Dur lan, bugün bir şeyleri yoluna koymaya başladık gibi ya hayırlısı bakalım. Vokal problemini çözdük. Detaylı yazıyı yazacağım zaten. İyi bir gün oldu yani. Misafirim vardı onu aldım bir de :) Dayım bizde, gece yarısı onu yollayacağız. Haa, bu arada bugün Sağlık Pide’ye gittik. Yolda giderken bir tane sütyen askısı gördüm. Birisi atmış lan, çok komik :) Sağlık Pide’de 3 liraya tavuk döner + ayran var. Alper’le baya beğendik. Deneyin derim. Yalnız lavaşını Alper biraz ince buldu. Farkettiyseniz yazı biraz aceleye geldi, kusura bakmayın :) Detayları yazacağım. Bu arada, bu kaçıncı ara oldu lan, bu hafta sonu sırf kodlama ve tasarımla uğraştım. Bloga bir kaç yeni eklenti yükleyeceğim. Güzel olacağını düşünüyor, hepinizi sevgiyle kucaklıyorum :)

Proofhead kardeşiniz.

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Myspace Profilim

20/03/2009 at 22:27 (WEB & PC Mevzuları) (, , , , )

Profil Resmim

Profil Resmim

Lan malum bu müzik işlerinin içindeyiz şimdilik elle tutulur bir şeyler yapamasakta. İşte benim tahminen geçen sene Volkan’ın ısrarı ile açtığım Myspace profilimi yeniledim. Eski görünümü de iyiydi ama, bu yeni görünümünü bilerek yaptım. Zira aynı blog’um gibi oldu arka planı falan. İyi oldu kanımca. Girin bir de siz bakın, hatta myspace’iniz varsa ekleyin falan güzel olur yani :) Şu tasarım işini bir süre sonra template değil de kendim yapacağım. Az kaldı myspace’sin kod mantığını çözmeme. Haa bu arada çok acayip arkadaşlarım var be :) Orada kişisel bilgiler kısmını eski düzenden olduğu gibi aldım, onlara birkaç düzenleme yapabilirim yakın zamanda. Öyle işte. Lan bu arada işte adresi:

http://www.myspace.com/proofhead

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Live Spaces’te Son Başlık

20/02/2009 at 12:42 (My Resort Hakkında) (, , , , )

Tabi başlığı okuyunca n’oluyo ya, yoksa bırakıyor mu yazmayı gibilerinden düşüneniniz olabilir. Yok sevgili okurum, bırakmıyorum; işleri ilerletiyorum. Blogumu bu konuda daha gelişmiş bir altyapısı olan başka bir adrese taşıyorum. Ben bir yandan taşıdığım için yeni başlık açmıyorum. Ama sen değerli okurumu da bilgilendireyim dedim. Bak bu yeni yer çok süper olacak; mesela artık yorum yazmak için oturum açmana gerek kalmayacak! Buradan da ilan ettiğim de burayı artık kullanmayacağım. İşte yakın zamanda eklenecek başlıklar;
:: Piiz Konseri
:: Kulaklık
:: CD Player
:: Merlin 2008

Bu da buraya yazdığım son mesaj olduğu için, aslında acı-tatlı bir sevinç yaşıyorum. Kendine dikkat et sevgili okur; kısa zamanda görüşeceğiz :)

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Neden Yazıyorum?

18/02/2009 at 21:28 (Bakış Açılarım) (, , , , )

NOT: Bu yazı Deadquenn, Karakurum, Utku ve Savaşalp’e ithafen yazılmıştır.

Normalde böyle yazılar yazmayı seven birisi değilimdir ama bu sefer yazacağım. Bu yazıyı yazmamın sebebi, Deadquenn‘in bu soruyu sormasıdır. İnsanın içinde bazen boşluklar olur. Yani ne bileyim; nefret edecek birsini ararsın, sevecek birisini ararsın, anlatacak birsini ararsın. İşte benim ki bu son gruba dahil oluyor anlaşılan. Anlatmayı, konuşmayı çok seven bir yapım vardır. Bunu çoğu arkadaşım bilir. Bazıları şikayet eder; bazıları da, Savaşalp gibi bana eşlik eder, destek verir. Aslında tüm bu yazma muhabbetlerim lise hazırlık sınıfına dayanıyor. Ancak bu işi böyle internet ortamına dökmem üniversite hazırlıkta başladı. Şu duygu gerçekten insanı rahatlatıyor; içindeki herşeyi seni tanımayan, umursamayan insanlara anlatmak, sadece anlatmak. İçindeki o öfkeyi, bazen hüznü, bazen sevinci karşılık beklemeden paylaşmak inanılmaz rahatlatıyor insanı. İlk yazdığım yazı yanılmıyorsam yediğim bir aşk kazığıyla ilgiliydi. Vay be, o günden bu güne yüzlerce yazı yazmışımdır. Bazen izlediğim bir filmin etkisinde kalarak yazılar yazıyorum; bazen de dinlediğim bir şarkının. Bak bu aşağıdaki öykümsü yazı da hangi filmi hatırlamıyorum, izledikten sonra kendimi filmdeki elemanın yerine koyarak yazdığım bir yazıcık:

Bir anlık dalgınlığın sonucunda yitirilen güven duygusu, aslında insana pişmanlığın bazı durumlarda fayda sağlamadığını öğreten yegâne şeydir. Ellerimin altındaydı, ona ulaşmak için artik kilometreler kastetmem gerekmiyor; biraz daha öne eğilip dudaklarına uzanmam yetiyordu. Ne kadar da saf ve masum görünüyor kapattığında gözlerini. Aklında neler var kim bilir… Vücudumda yanan ateş onun ki ile birleşip artik beni yakmaya başladığında aklıma hücum eden o düşüncelerden nasıl da savunabildim onu. Kalbinizin yanında atan bir kalbin sesini duyabiliyorsanız onun nasıl minnettarlıkla çarptığını anlayabilirsiniz. Ve bir titreme sardı tüm bedenimi. Hangi korkunun eseri olduğunu anlayamıyordum. O da bu duruma belki şaşırarak, belki korkarak bir anlam vermeye çalışıyor; daha sıkı sarılıyordu bana. Tenime dokunuyordu, o hep sevdiğim elleri. Belki doğan güneş bizi ayıracaktı. İçinden dua mı ediyordu sabah hiç olmasın diye? İçindekileri fısıldıyordu bana; aklına kalbinin nasılda karsı çıktığını. “Hep sevdim seni” dedim korkarak, gözlerim yıldızlarda. Bana cevirdi basını ve ben ekledim bu sefer gözlerine bakarak: “Ve hep seveceğim…” Beklediğim yanıtı aldığımı dudaklarımdaki o tattan anladım…

Yazdığım yazıdaki çoğu duyguyu gerçekten tatmadım bile. Ama cidden o duygu baskını yazdırıyor insana. Bir de bak dikkat ediyorsundur, yazılarımda hep “lan”, “yuh” gibi sokak ağızları kullanırım. Bu benim yazıyı gerçekten konuşarak yazmamdan ileri geliyor. Konuşarak derken şaka yaptığımı sanma, ciddi anlamda karşımda biri varmışçasına konuşarak yazarım. Hatta annem çoğu defa “Birşey mi dedin?” diyerek gelir. Mutlu oluyorum ya yazdığım zaman. Etrafımda birisi canımı sıksın, ya da ne bileyim moralim bir duruma bozulsun hemen kağıt kalem ararım. Benim yazılarımın çoğu, galiba deneme türünde oluyor. Bazen de inceleme ve gezi yazıları yazıyorum. (Takip edenler Kamp yazımı hatırlayacaktır.) Hiç bir yazım “Kopyala Yapıştır” değildir. Bir tek Oylar Sabhankra’ya yazımı aynen resmi sitesinden aldım. Ancak onunda noktalama işaretlerini düzelttim. Bu arada dikkat etmişsindir sevgili okur; bu kardeşim yazım ve noktalamaya inanılmaz dikkat ediyor, önem veriyor.

Bu kadar yazabiliyorum, artık ne dersin; ne çıkarırsın bu yazıdan sana bırakıyorum. Ben bu yazıyı Eğlence kategorisine dahil edeceğim. Okur, hiç bir zaman bu kardeşini poposu yukarıda, artist bir tip olarak düşünme. Sevgi ve saygılar ;)

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

Ne Oluyor Bana?

18/02/2009 at 21:12 (Kategorisiz, Öylesine) (, , , )

NOT: Bu yazıyı yazarken “birinci ağızdan birinci kişiye hitap” yöntemi kullanılacaktır. Bu blogun takipçisi olanlar yadırgamayabilir de olurda ilk defa okuyorsanız şaşırmayın olur mu?

Sevgili okur,

Biliyorum uzun  süredir spacesimi yenileyemiyor; girdiler eklemiyorum. Ama bi sor neden? Allah seni inandırsın, zaman yok. Üstelik aha bak, vizelerim de başladı. Çok şükür ilk üç vize süperdi (Türk Sanat Müziği, Temel Bilgi Teknolojisi, İktisat). Ama bunlar beleş olanlar, asıl hardcore vizeler yarından itibaren başlıyor. Velhasıl, bunlara çalışıyorum. İnan zaman olmuyo. Haa, şimdi sen buradan sakın “Mesut artık yazmayı bıraktı; sıkıldı spacesinden” gibisinden düşüncelere kapılma. Aslında sıkılmadım da, üzülüyorum lan. Yani yazılarım okunuyor belki, ama yorum gelmiyor. Bak iki tane konuştuğum arkadaşım vardı. Bayan ABCD ve bayan VYZ. Lan o kadar uğraştım, VYZ’nin bir resmine bi kolaj yaptım. Onun benden böyle bir talebi olmadı ama resimini sayfasında görünce hemen kafamda canlandı resmin kolajlı hali. Neyse, ondan bu resmi burada da yayınlamak için izin istedim. Ancak tınlamadı, o zamandan beri cevap yazmadı. Tabi ben daha sonra başka bir yoldan o izni aldım. Bu arada isimlerini yazmıyorum. Ne olur ne olmaz, kızlar istemez diye. Aha bak yandaki resim, bahsettiğim kolaj çalışması. Resmin ilk hali biraz kalitesizdi ve sonradan farkettim ki eklediğim gül resmi de çok saçma oldu. Neyse, fena değil yine de. Bu arada etrafımda komik olaylar olmuyor değil. Aklıma gelmişken, EsKart’ım da kırıldı. Yeniletmedim daha. Yeniletmek 10 YTL imiş haberiniz olsun. Lan kart bildiğin bozuldu, makina tepki vermiyo :) Bir de çok pis bir parasal krize girdim. Kuruş param yok be. Napsam ne etsem, ne satsam, ne çalsam bilmiyorum :)

Helal bana be, 5 dakika da bu kadar yazdım. Okurum; yazım oldu uzun, diyorsan buraya kadar okudum, asıl sana helal olsun! Merak etme, ben yine devam edeceğim yazılar yazmaya. Vee, son bir bomba ile bitiriyorum: Topluma hizmet uygulamaları dersi için konusu “Hava Kirliliği” olan bir Rock şarkısı yaptık. Şanslısın, yakın zamanda dinleyeceksin. Sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

Mesut ÇİFTÇİ aynızamanda Proofhead

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın