Yine, Yeni, Yeniden Bursa’dayım!
Evet, yine şok bir kararla son dakikada Bursa’ya gittim. Ancak bu sefer yalnız değildim, ailecek gittik bizim arabayla. Planımız, tercih zamanı yaklaşan kardeşimi bir süredir bulunduğu Bursa’dan dayımın yanından alıp eve getirmekti. Hem bu sayede annemler kuzenin yeni doğmuş kızını ve dayımgili de göreceklerdi. Süper olacaktı yani. Oldu da
Cumartesi akşama doğru Bursa sınırlarına girdik. Bu arada şunu da ek bilgi vereyim, meğer cumartesi günü 2009′un en sıcak günüymüş
Bursa’da dayımlar her zamanki geleneklerini bozmadan bizi yine planladığımızdan bir gün sonra dönmeye ikna ettiler. Dayımın bu yeteneği beni oldum olası büyülemiştir zaten
Cumartesiden pazartesiye süper bir ziyaret oldu. Kuzenimle önceki Bursa ziyaretimde gittiğimiz, ancak tadına bir türlü doyamadığım Saklıkent‘te tekrar gittik. Her neyse sevgili okur, işte bu iki günlük ziyaret sebebi ile blogtan epeydir uzak kaldım. Bir de bir önceki yazımda 3. sıradaki yorumu yapan herif cidden beni acı acı düşündürdü. Yani benim anlatmak istediğim şeyin o kadar dışında bir tepki vermiş ki şaşırdım kaldım lan. Neyse, öyle işte.
Farkettim ki bu Bursa’yı seviyorum arkadaş. Eskişehir’den sonra en çok Bursa’yı seviyorum hatta
Kuzenimin küçük kızı Sude’yi buradan öpüyorum çok içimden geldi.
Şok Bursa Ziyareti!
Hayatımda verdiğim en acil kararlardan birisi oldu bu. Cuma gecesi saat 22:05′te bilgisayar başında otururken Bursa’dan kuzenim aradı. Telefonu kapattığımda Bursa‘ya gitmeye ikna olmuştum. Hemen hazırlanıp evden çıktım ve 23:00′teki Kamil Koç Bursa arabasına 22:59:50′de biletimi aldım, 15 liraya. Tam 10 saniye kala
Otobüs yaklaşık 2 saat 25 dakikaya Bursa’ya gitti. Kuzenim Ferhat ve eşi sağolsunlar gece saat 2′ye yaklaşırken beni almaya geldiler.
Gecenin bu köründe gitmiş olmam zaten yeteri kadar ilginçti. Yolda bir de Vodafone‘da çalışan bir baz istasyonu teknisyeni ile tanıştım, Enes. Bu yüzden yol o kadar da uzun gelmedi. Enes’in iddiasına göre baz istasyonları insana bizim bildiğimiz kadar zarar vermiyormuş. Zira zaten yüksekte oldukları için insanları görmüyormuş. Dolayısıyla parklarda vs olmasının bire sakıncası yokmuş. Ancak şöyle bir şeyde ekledi, ne kadar doğrudur bilemem tabi, bu baz istasyonlarının kullandığı çanağın önünde çiğ eti 15 dakika tutmak eti pişiriyormuş. Aklım karıştı tabiki. Ama gece gece kafa yormadım.
Sabah ilk iş olarak kuzenimin, yeni doğan kızının vermiş olduğu babalık gazıyla açtığı fabrikaya gittik. Kuzen küçük bir tekstil atölyesi ile işe başladı. Şimdi biraz da riske girip en yakın arkadaşıyla ortaklaşa bu fabrikayı açmışlar. Valla gittim gördüm mekan güzel. İnşallah hayırlı olur.

Süper oldu valla
Şimdi geliyoruz ziyaretim benimle ilgili kısmına. Uzun süredir kafamda bir kamuflaj alıp bunu hem kapri hem de pantolon olarak kullanma fikri vardı. İşte bu isteğime Bursa’da nail oldum
Eskişehir’de Esnaf Sarayı‘ndan 25 liraya aldığım pantolonu kuzenimle çalışan bir tekstil ustasının yardımıyla çok amaçlı bir hale dönüştürdüm. Hatta bu yazıyı yazarken de o kapri hala üzerimde. Gerçi şimdi çıkarıp fotoğrafını çekeceğim buraya koymak için.
Kamuflaj işini halletikten sonra abimin birlikte iş yaptığı bir bayana gittik. Bu bayan nakış işi ile uğraşıyor ve askeriyeye rütbe dikiyor. Deposuna girdiğimde çıldırmak üzereydim! Yer gök kamuflaj kumaşları kaynıyordu
Özel ilgimden bahsedince sağolsun aşağı yukarı her renkten bir parça verdi. Ayrıca bir toptan da bir pantolon çıkacak kadar kesti verdi. İhya oldum Allah canımı alsın ki! Bizim dükkana dönene kadar dua ettim lan hayrına valla bak.
Öğlenden sonra Kestel ilçesinin ücra bir köyüne gittik. Köyde kimse yoktu lan! Orada bir adamla bazı resmi işleri (imza, kontrat vs) halletti kuzenim. Daha sonra o dağ yolundan sallana sallana, mahvolarak, suyumuz sıkılarak geri döndük Bursa’ya. Akşamı da bu yorgunluk sardı valla. Gece erkenden uyudum. Sabahına da saat 08:00′de bindim geldim güzel Eskişehir’ime
Oh be! Akşama da Chaos Fest 4‘te gideceğim Savaş’la
Aha bu da biletim:

Chaos Fest IV - Death Metal
DVD Rafı Aldım
Blogumda Bursa gezimin etkileri hala sürüyor!

Rafın Dörtte Biri
Yakın çevrem benim DVD ve CD arşivcisi olduğumu bilirler. Hatta pek çok kimse beni bu yönümle tanımıştır. Böyle olunca artık evimdeki CD ve DVD’ler aşıp coşmaya, hatta taşmaya başlamıştı. Bursa’dayken Öner abimle birlikte IKEA‘ya gittik. IKEA, ev dizaynı ve dekorasyonu üzerine bir mağaza. Aklınıza KOÇTAŞ gelmiştir muhtemelen. KOÇTAŞ’tan farklı olarak mobilya ağırlıklı bir mağaza burası. Samimi söylüyorum, IKEA’nın Bursa şubesi, şimdiye dek gördüğüm en büyük mağazalardan birisi. Kuzenimle burada gezmeye, mobilyaları, ofis çözümlerini incelemeye başladık. Özellikle IKEA konseptiyle oluşturulmuş 22 m², 35 m² ve 55 m²’lik ev dizaynlarına epey ilgi gösterdik. Bunlardan 35 m²’lik benim acayip hoşuma gitti. Düşünsenize 35 m²’lik bir kutuda 4 oda var. Ve herşey o kadar mükemmel tasarlanmış ki hiç bir eksik yok, artılar var. Tam bana göre diye geçirdim içimden.
Her neyse, geleyim bu yazıyı yazma sebebime. Lan uzun süredir aklımda benim tüm DVD’leri, CD’leri alacak işlevsel bir raf alma fikri vardı. IKEA’da tam da aradığımı buldum. 20 cm genişlik ve derinliğinde, 2 metre yüksekliğinde bir CD&DVD rafı. Her bir bölmesinin yüksekliği ayarlanabiliyor üstelik. Ancak fiyatı 60 liraydı. Pahalı geldi. Biraz daha dolaştım. Aynı modelin değişik renklisi (siyah üzerine beyaz dantel desenli
) 30 liraydı. Kuzene dedim, Abi 10 lira ver alayım bunu ben. Sağolsun verdi ve aldım bende. Malum bu tip yerlerde aldığınız mobilyalar portatif oluyor. Bir kutuda kolumun altında eve getirdim. Bursa’dan Eskişehir’e getirirken birazcık sıkıntı oldu gerçi. Otogara giderken taksinin camlarını açıp ön camdan ve arka camdan kollarımızı dışarı uzatıp tutmak suretiyle taşıdık dayımla. Eve geldiğimde oturup kurdum, güzel de oldu.
Bu arada IKEA’nın gittiğimiz mağazasında bizi şoke eden bir kampanya vardı be. İki adet sosisli + sınırsız içecek yalnızca 1.5 lira! Şaka mı lan dedim, yok değilmiş. Kuzenle 6 tane sosisli aldık 4.5 liraya. İçecek sınırsız ya, 3′er bardak ta kola içtik. Gerçi ben son aldığım sprite’ı içemedim ama olsun. Yolu düşen herkese tavsiye ederim.
Merak edenler için aldığım mal bu: http://www.scribd.com/doc/10302023/IKEA-Benno-2009
Bursa Çıkarması
Bu yaz ki 7 günlük tatilimin 4 gününü Bursa’da oturan dayımlarla geçirmek istediğimden dolayı geçtiğimiz salı günü Bursa’ya gittim. Takip eden okur zaten hatırlayacaktır.
Bu sefer ki Bursa gezim diğerlerine oranla daha bir dolu geçti be:) Aileye yeni bir birey daha katıldı
Kuzenimin bir kızı oldu, adı Sude Gül. 4 günlük ziyaretimin büyük kısmı Sude Gül’ü sevmek ve izlemekle geçti. Daha 5 günlük bir bebeği öpmek pek doğru olmayacağından uzaktan uzağa dakikalarca izlemek yeterli geliyor. Kuzenin dükkanına bir de ses sistemi yaptım. Lan altından kalkamam falan dedim ama yaptım be. İyi de oldu hani. Artık geleneğe dönüştüğünden “Hadi Mesut hazır geldin, bir de format atıver benim makineye” dedi. Ben de uzun süredir denemek istediğim özel bir Windows XP sürümünü kurdum. Birkaç hata dışında iyi yapmış elemanlar.

2003'te 596 yaşındaymış.
3. günün akşamı kuzen ve arkadaşları ile Tarihi Çınaraltı diye bilinen bir yere gittik. Burada ki 600 yaşındaki çınar ağacının altında çay içtik. Ağaç devasa! Uzun süre acaba bu ağacın kökü cehenneme uzanmış mıdır diye geyik yaptık. Benim kuzen, acaba bunun bir dalından kaç tane kürdan çıkar diye derin(!) hesaplara girince kalktık
Bu arada burada çayı demlikle getiriyorlar, o süper bak. Bir demlik 7 TL. Yüksekçe bir yer olduğu için püfür püfür valla. İnsan keyif alıyor.

Dalların kalınlığı ortalama bir ağaca eşit

Cidden kalın bir ağaç

Baya kalın...

Detaylı bilgi yazıyor ama okunmuyor

Ben - Kuzenim - İsmail Abi
Daha sonra Uludağ’a biraz daha tırmanıp araçla “Saklıkent Kafe” diye acayip

Armutlar ve üzerine oturdukları
yüksekte ama acayip te havalı bir mekana gittik. Çimlerin üzerinde armutlarda oturuyorsunuz. Bursa aşağıda uzanıyor. Hava estiği için garsonlar çaydan önce battaniye veriyor
Burada da birer çay içtik. Yalnız ben çayı döktüğümden pek birşey anlamadım, o kötü oldu.

Günbatımı
Dağ havası inanılmazdı. O gece bebek falan da ağlamış ama öyle bir uyumuşuz ki kuzenle ikimizde duymamışız. Bursa’ya bir sonraki gidişimde de kesin gideceğim her iki mekana da. Sizinde yolunuz düşerse uğrayın.
Daha sonra son gece de ayıptır söylemesi dayımların yeni evin terasında bir mangal yaktık. O da süper eğlenceli oldu. Bu sabah ta erkenden çıktım geldim Eskişehir’e.
NOT: Şimdi Alper’den mesaj geldi Bursa’da neden beni aramadın, ayıp ettin diye. Brocuğum Allah belamı versin ki vakit olmadı kardeşim. Burada yazdığım gün hariç Panayır’da kaldım hep. Bebeğin yeni doğmasından ve kuzenimin de işte olmasından dolayı evde bulunmam gerekti hep.
Finallerin Sonu ve Bu Yaz İçin Planlarım
Malum finaller biteli epey oldu. Geçen dönemlere göre bu finallerin pek parlak geçtiğini söyleyemem
Lineer Cebir finalinden 19 alarak bir anlamda kalmayı garantiledim. Ekoloji ve Çevre Mikrobiyoloji finallerim aynı (60) geldi. Bu derslerim de BA düştü. Statik Mukavemet dersine gelince, haa bak süper oldu bu ders. Malum ilk vizesi sıfır geldi. 2. vizeden 60 aldım. Vee finalden de 70′i koyunca ödevlerle falan ortalama 51 geldi
Bu da muhtemelen CC olur. N’olur olsun lan
Çevre Kimyası Laboratuvarı finalinden 95 alarak hayatımda ikinci defa çancı oldum. Çok kişi bana sövse de bu dersim AA geldi. Şimdi durum böyle.
Bu yaz benim için dopdolu geçecek. Birazdan Bursa’ya gideceğim. Cuma günü Bursa’dan gelirim inşallah. Eğer bir sakatlık olmazsa da sonraki pazartesi Ankara’ya gidiyorum 1 haftalığına süper bir olay için. Eğer gidersem zaten yazarım buraya merak etme sevgili okur. Ankara’dan 29 Haziran’da dönüyorum veee YAZ OKULU! Bir buçuk ay kadar yaz okuluna gideceğim. Bir aksilik olmazsa başımın belası Calculus I ve Fizik II alıp vereyim artık diyorum. Yaz okulunun bittiği hafta benim için tatil başlamıyor
Staj başlıyor! Evet, taa ki okulun açılacağı haftaya kadar aralıksız staja gidiyorum. Anlayacağınız bu yaz tatil matil yok bana. Kısmet lan n’apalım. İnşallah herşey yolunda gider de değer bu kadar koşuşturmacaya. Amin.
Neyse şimdi ben hazırlanayım, birazdan Bursa’ya doğru yola çıkacağım.
Çok Pahalı Be!
Bugün Aras Kargo ile iki paket yolladım. Birisi 10 kg ağırlığında bir koli. İstanbul’a yolladım. Lan 18,5 lira tuttu be. Diğeri de benim Bursa’daki kuzen için bastırdığım 350 adet kartvizitti. Bunu da Bursa’ya 9 liraya yolladım. Lan hadi koli neyse de, sizce ufak bir poşet için9 lira çok fazla değil mi? Ne biliyim. Ben böyle düşündüm yani. Neyse, kargoya 30 lira vermek epey koydu bana, hayırlısı.
Bursa’dan Geldim
Az önce odaya girdim ve hemen yazıma başlıyorum. Güzel bir tatil oldu. Tabii, birkaç can sıkıcı olay da olmadı değil hani. Başlıklar halinde anlatmak daha keyifli olur herhalde;
:: Otobüste Önümde Sevişen Çift: Lan giderken oldu bu! Mezitler diye bir yer var. Baya baya öpüşmeye başladılar. Muhtemelen herif öpüşmektende fazlasını yapıyordu da ben görmedim. O değil, kızla göz göze geldik!
:: Kuzenimin Satışı ve Bursa Keşifleri: Sözde bana sinirlenen kuzenim tarafından Bursa’nın göbeğinde terkedildim! Bende Alper’i aradım; akşama kadar takıldık, eğlendik. Baya da süper oldu. Sonra gece dayımlara geçmem gerekti. Bu sayede bu metro olayını falan epey bir çözdüm
Kolaymış yani. Haa bak lan unutuyordum, Alper’e bir teşekkür borcum var. Uzun bir süre sonra midye yedim sayesinde ![]()
:: Hasta Oldum!: Olacağı buydu, hasta da oldum! Bir gün yattım. Önce kuzenin dikim atölyesinde kumaş tozundan hapşırmaya başladım. Ertesi gün acayip bir kırgınlık ve baş ağrısı ile uyandım. Şansa bak.
Proofhead Bursa Yolunda
Lan daha dün Sivrihisar’dan geldim. Bu sefer de rotayı Bursa’ya çevirdik
Hadi bakalım. Muhtemelen yarına kadar ölmeyeceğimden yarın öğlene kadar Bursa arabasına binmiş olmayı ümit ediyorum. Hadi bakalım. Eğer denk gelirse daha önce de binmiş olduğum Kamil Koç’un RaHat arabalarına bineceğim. Bu sefer 20 yıllık geleneği bozup önce amcamlara gideceğim. Eğer planlarımız tutarsa kuzenim garajdan alacak beni; bakalım neler olacak. Lan o değilde bir yerden çok komik bir de tehdit geldi. Dur bakalım sonu ne olacak, merakla ve korkarak (!) bekliyorum
Bursa’daki diğer kuzenim, abim Ferhat ta yeni bir iş yeri açtı. Ona sözüm vardı logo için. Şimdi bir yandan da onunla uğraşıyorum. Bu arada ders seçimleri yaklaşıyor; inan daha ne yapacağım, ne seçeceğim bilmiyorum. Hadi bakalım hayırlısı diyelim. Neyse, Bursa’da olduğum süre içerisinde internet bağlantısı bulamayacağım gibi geliyor. O yüzden ben ortalama bir hafta kadar uzaklaşmış olacağım. O zamana kadar kendinize iyi bakın
Mutlu Haberler
Flash Belleğimi Buldum
“Küfür Ettim Çünkü” kısmından kaybettim diye ilan ettiğim flash belleğimi buldum lan
Meğer eşofmanımın cebindeymiş. Tabi üzerimden çıkarıp direkt dolaba attığımdan bulamamışım. Annem buldu ve bana acayip bir süpriz yaptı. Lan altı üstü 1 GB lık Kingston marka bir bellek ama ne biliyim işte aramızda hoş bir bağ var
Hayatımda İlk Defa Çancı Oldum
Sevgili okur; bu sayfalardan defalarca şu kardeşinin başarısızlık hikayelerini okudun (Calculus mesela). Ama bu sefer bu kardeşin ne yaptı? Üç yıllık yüksek öğrenim hayatında ilk defa çancı oldu. Hemde 96 ile! Lan TBT de dediğimiz “Temel Bilgi Teknolojileri” dersinin (ders İngilizce ama tam adını hatırlamıyorum şimdi) ilk vizesinden aldım bu notu. Şimdi kızma, 100 bekliyordum ama kısmet değilmiş. Olsun lan, her ne kadr şimdi sınıf bana sövüyorsa da, ben mutluyum. Bu duyguyu ilk kez yaşadım hayatımda
Bursa’ya Gittim
30 YT’ye patladı yol ama değdi
Bu Kamil Koç’un “RaHat” arabalarıyla gidip geldik. Alper ile birlikte gittik. Arabalar cidden çok rahat. Kuzenimin yanına gittim. Ayıptır söylemesi kendisi bir tekstil atölyesi açtı. Onu bir ziyaret ettim hem de kafamı dağıttım iki günlüğüne. Alper ile yolculuk ta epey zevkli oldu. Çok güldük; sandviç yedik falan, iyiydi yani. Aha bak bu linkten Rahat Hat arabaları hakkında detayları okuyabilirsiniz.























