Etiket Arşivi: Godspel

Godspel’e Klip Çekiyoruz

Eğer bir aksilik olmazsa 3 haftalık bir süre sonunda Godspel‘in Stairway To Hell şarkısına klip çekmiş olacağız sevgili okur.

Deneme karalaması

Bu iş için Eskirock ekibinden Volkan Vardar destek sağlayacak. Ayberk Kaba kardeşimiz klibin içerisinde yer almasını planladığımız animasyon kısmı hazırlayacak. Şarkının mevcut halini klibe uygun olacak şekilde yeniden düzenlemeye başladık ve kısa süre içerisinde kaydedeceğiz.

Bugün Ayberk ile oturup neler yapılabileceği konusunda biraz fikir alışverişinde bulunduk. Bu esnada geçen gün Ceren Yıldırım tarafından çekilen bir fotoğraf üzerinden iki boyutlu olarak bir animasyon hazırlama olasılığı üzerinde durduk. Çok fazla detay vermek istemiyorum ama sürecin sonunda eğer aklımızdakileri üşenmeden ve herhangi bir aksiliğe uğramadan yapabilirsek ortaya hoş bir iş çıkacak gibi duruyor.

Bu yazıyı da kendime geleceğe bir not düşmek için yazıyorum. Sevgiler.

2011 Yılımın Değerlendirmesi

Evet sevgili okur. Tüm yıl boyunca bir sürü yazı yazdım. Sizler de okudunuz, yorum yaptınız. Hepinize teşekkür ederim. Bu yazımda da kısa notlar halinde bu senemi özetleyeceğim. Bunu aylar bazında yapacağım. Yazının sonunda bir takım istatistiksel bilgiler de vereceğim sizlere. Her ayda olan herşeyi buraya yazmayacağım elbette. Sadece bloga o zaman yazdığım başlıkları tarayıp en kayda değer olanları aktaracağım.

2011 OCAK:

Bu ay 15 yazı yazmışım. Daha pek çok güzel şey olmuş. Ama dördüncü sınıfın ilk dönemiydi ve çok fazla yorulmuştum. Çok iyi hatırlıyorum bunları.

2011 ŞUBAT:

Bu ay 29 yazı yazmışım. Şubat dolu dolu geçmiş sevgili okur. İkinci dönemin tüm temposu neredeyse bu ayda başlamış. Hatırlıyorum Alper’le epey hareketli zamanlar yaşamıştık. Bu dönemde yavaş yavaş Son Demler A.Ş.’nin de etkilerini hisseder olmuştuk.

2011 MART:

Mart ayında ödevden mödevden kafamızı kaldıramamışız sevgili okur. Bloga 14 yazı yazabilmişim. Bu yazıların da çoğunda üç dört günlük gelişmeleri özet şeklinde vermişim.

2011 NİSAN:

Nisan ayında toplamda 17 yazı yazmışım. Müzik dolu bir aydı. Ayrıca langırtta artık efsaneleştiğimiz bir dönemdi. Ayrıca diferansiyel denklemler dersinin moralimi feci halde bozduğu bir zamandı. Yalnızlıkla da bu dönemde tanışmışım.

2011 MAYIS:

Bu ayda 24 yazı yazmışım. Bu ayı çok net hatırlıyorum. Yine çok yoğundum. Alper’le tezimizi bitirmiştik bu ayda. Yine müzik dolu bir aymış. Alper, Emre ve benim tamamen yalnız kaldığım bir aydı. Yazın da yaklaşmasıyla stresimiz iyice artmıştı. Alper birkaç defa Turgut’u dövüyordu az daha.

2011 HAZİRAN:

Haziran ayında okul bitmiş, aldığım tüm derslerden geçmişim. Calculus II’den dolayı yaz okulunu beklemenin buruk bir heyecanı var. Arkadaşlarımın çoğu mezun olmuşlar. Bu ay toplam 17 yazı yazmışım. Bu ayda yollar iyice ayrılıp, ipler iyice koptu. Ancak daha sonra pişmanlıklar yaşayacaktık.

2011 TEMMUZ:

Bu ay 21 tane yazı yazmışım. Bu ay Antalya’ya falan da gitmişiz ya epey eğlenceli geçmiş. Yazın bu kısmı güzel geçmiş. Ancak bir sonraki ayın kabuslarla dolu olacağından hebersizmişim.

2011 AĞUSTOS:

Bu ay 18 yazı yazmışım. Başı güzel başlayıp sonu kötü biten bir ay olmuş. Bu ay okulu uzatmışım. O üzüntüyle tekrar staja başlamışım. Kötü bir ay olmuş.

2011 EYLÜL:

Bu ay yine 18 yazı yazmışım. Okul yeniden başlamış, hayatımda yeni bir dönem başlamış. Bir tek Calculus II dersi almışım. Yanına da iki tane yüksek lisans dersi almışım. Projede de çalışmaya başladım bu ayda. Ayrıca Doğa ve Çevre Kulübü’nde Başkan Yardımcısı oldum.

2011 EKİM:

Bu ay 20 başlık yazmışım. Ortalama bir dönem geçirmişim. Ayrıca bu ay içerisinde Volkan çok ciddi bir rahatsızlık geçirip bizi korkutmuştu.

2011 KASIM:

Kasım ayı nispeten güzel bir aydı. Artık hayat düzenim iyiden iyiye oturmuştu. Hayatımda Calculus II dersinden başka bir sıkıntı kalmadı. Bu ay 19 yazı yazmışım.

2011 ARALIK:

Bu yazı hariç Aralık ayında 21 yazı yazdım. Bu ay biraz sıkıntılı başlayıp güzel bitti Calculus sayesinde. Çok zor, ağır, yoğun, heyecanlı ve ilklerin yaşandığı bir yıl oldu bu yıl. Bu sene içerisinde en fazla okunma nisan ayında, en az okunma ise temmuz ayında olmuş. Ayrıca en çok okunan yazımı da yine bu sene içerisinde yazmışım.

Bir sene sonra ayn, bu seferde 2012 yılı için aynı yazıyı yazabilmeyi ümit ediyorum. Bu sene içerisinde gerçekleştirmeyi düşündüğüm hedeflerim var. Bunların bir kısmını paylaşmıyorum ama bir kısmını da sırf neler yapabilmişim diye kontrol edebilmek için yazıyorum. İşte hedeflerim:

  • Klavye çalmayı epey ilerletmek
  • İkinci bir yabancı dili temel düzeyde de olsa konuşabilmek (Almanca hariç)
  • Radyo yayınlarını düzenli hale getirebilmek
  • Godspel’in albümünü yayınlayabilmek
  • Alper’le planımızın yarısını tamamen halledebilmek
  • Doğa ve Çevre Kulübü ile Çevşen 3′ü efsane olacak şekilde organize edebilmek
  • Rock Kulübü ile AU Rock Konserleri Vol. II etkinliğini düzenleyebilmek.
  • Eskirock Metal Fest Vol. IV’ü yapabilmek
  • Kendime bir şekilde bir IPod Touch alabilmek :)

Sene bittiğinde bunların ne kadarını yapmış olacağımı göreceğiz hep birlikte.

Godspel – The Dream Of Independence Single Hakkında

Godspel - The Dream Of Independence Single

Bir süredir üzerinde çalıştığımız ve 10 Kasım’a yetiştirdiğimiz The Dream Of Independence isimli single’ımız yayında. Bu parça aramızdan ayrılışının 73. yıl dönümü anısına Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk‘e adanmıştır. Parçanın hayat bulması sürecinde destek veren herkese teşekkür ederiz.

Bu Single, Eskişehir Rock Topluluğu tarafından sınırlı sayıda digipack formatında basılmıştır. Edinmek isteyenler bana ulaşabilirler.

Şarkının kayıtları, miksaj ve masteringi Hope To Find grubundan Zafer Yüksel tarafından yapılmıştır. Vokal kayıtları Karakedi Stüdyosu‘nda Savaş Okan Okşit tarafından alınmıştır. Davullar Onur Çetinkaya ve Godspel tarafından hazırlanıp düzenlemeleri Sabhankra‘dan Savaş Sungur tarafından yapılmıştır.  Beste ve sözler Godspel’e aittir. Vokaller Efkan Kişi tarafından yapılmıştır. İngilizce çeviride Bilge Tunaboyu‘nun değerli katkıları için teşekür ederiz.

The Dream Of Independence

The gleam of hopes has been dimming
The sun seems to never rise
Our world is being dragged to the doom
God remains its silence and just watches

They take my soul, withstand
They consume my mind, rebel it
They don’t let me dissent my voices, never yield
Revolution

Every time i look behind me, a silhouette
And every time i look at the way, the same scene
That is not the first, but
We first keep silent and ain’t revolt

My eyes witness that bleak
And my helpless screams
Never forgive me and the world that causes this
For sovereignty of our freedom

it’s time to enlight, bring to light the reality
The world purifies from its mess
It’s the end of catastrophe
The sun’s rising over again
It’s the end of the nightmare
The griefs disappeared in eternity
Defeated the death

We have an ideal we can die for this sake
There is no power that can retain us

Beat the world and beat the death
Follow him to end of path
Dawn of blackened destiny
Just the kind of reality
Subdue the fear don’t hesitate
Gain the flawless victory
Justice is what he got
He is the man of dreams
Man of dreams…

Tüm sosyal ağlarda Godspel:

http://www.facebook.com/godspelband

http://www.facebook.com/godspelpage.offical

http://www.facebook.com/groups/Godspel/

http://www.lastfm.com.tr/music/Godspel

http://signmeto.roadrunnerrecords.com/artists/godspel

http://www.myspace.com/godspelband

http://www.reverbnation.com/godspeltr

Proofhead Antalya’da!

Menajerliğini yaptığımız Godspel grubunun Antalya‘da düzenlenecek olan Headbang Fest III isimli etkinlikte sahne alacak olması sebebiyle Antalya’ya gittik sevgili okur.

Bütün bir yılın sıkıntısı, stresi öyle iki günde atılmazdı ama en azından bir nebze olsun dertten tasadan uzaklaşmak ve çarşamba günkü Calculus II vizemden önce bir rahatlamak istedim.

Hemen planı programı yapıp cuma günü öğlen 12′de üniversitenin önünden bindik Pamukkale Turizm‘in Antalya arabasına. Biletleri 30 liraya internetten aldık Volkan‘ın Pamukkart’ı ile. Böylelikle 6 gidiş 6 dönüş biletiyle Volkan bir bilet hediye kazanmış oldu. 6 kişi dedim evet. Halil, Togay, Volkan, Ufuk, Ufuk’un arkadaşı Murat ve ben. Yağız, Ender ve Anıl bizden iki gün önce gitmişlerdi. Onur ise sınavından kelli pazar sabahı gelecekti.

Pamukkale’nin otobüsleri süper sevgili okur. Önünüzde dokanmatik ekranınız var; ister yerli yabancı ve tarzlara göre ayrılmış binlerce mp3′ü dinleyin; ister yerli yabancı klipleri izleyin; ister yerli yabancı ve tarzlara göre ayrılmış onlarca filmden birini izleyin ya da isterseniz Volkan’ların yaptığı gibi otobüsün içinde multiplayer oyun oynayın. Yemin ederim Volkan, Halil ve Togay tam 3 saat oynadılar.

Neyse, yolda bir turistik tesiste durduk. Turistik dediysem adı öyle yani. Otobüsle asfalttan ve sucuk ekmekle çaydan başka bişey yok. Sucuk ekmek de 6.5 lira. Tadı güzel ama 6.5 lira sevgili okur. İsmar‘da 3 kangal helal kesim sucuk 10 lira. Sucuğu yiyince midemde bi yanma hissettim. Akşam saat 7′de Antalya Otogarı’na indik.

Arabada klima çalıştığından serinceydik hepimiz. Otobüsten inince bi fırın kapağı açılma efekti yedim yüzüme. Ama dedim otobüsün yanındayım onun sıcaklığıdır diye. Otobüs çekip gittiği halde aynı his devam edince acı gerçeği anladım. Antalya çok sıcak! Saat kulesi gibi birşeyin dibinde oturan iki Rus gördük. Bu esnada Ufuk’la arkadaşı ayrıldılar bizden. Biz de hemen gidip dönüş biletlerimizi aldık. Kafamız rahat oldu. Daha sonra az önce bahsettiğim iki Rus hatunun oturduğu yerin hemen arkasına geçip Hande bacımızı beklemeye başladık. Hande geldikten kısa bir süre sonra (ki bu arada temiz 2 saat oldu) Ufuk çoktan eve gidip gelmişti. Bir minibüsle bizi otogardan aldı. Ufukların bu minibüsü 3 günlük Antalya ziyaretimizde ulaşım sponsorumuz olacaktı.

Otogardan sonra doğrudan kent merkezine indik. Arabayı yine fırından farksız bir katlı otoparka çekip meydanda ki su balesini izledik. Su balesi dediysem gözünüzde büyütmeyin, ışıklar ve fıskiyelerle yapılan bir olay, ben de yaparım. Daha sonra Anıl’la buluşup önce yemek yedik. Yemek için baya bi dolandık. Nihayet bir yer bulup oturduk. Burada bize Halil’in yakın arkadaşı Ebru da eşlik etti. Daha sonra pazar günkü konserin yapılacağı mekana geçtik. Mekanda bizi organizatör arkadaş Mustafa Ozan karşıladı sağolsun. Burada biraz laflayıp ayrıldık oradan. Halil, Togay ve Hande bir rock bara gittiler. Anıl’la biz de Anıllar’ın kaldığı pansiyona gittik. Burada Yağız ve Ender’le görüştük. Pansiyonun tuvalet & duş kabinleri inanılmaz küçük olduğu ve Volkan’la ben de şişman olduğumuzdan sığamayacağımız için burada kalmaktan vazgeçtik. O anda sağolsun Ufuk bizi evine davet etti. Pansiyondan ayrılıp ve artık sıcağa dayanamayarak adeta sürünerek Rock Bull isimli mekana geçtik. Buraya giderken Volkan tişörtünü falan komple çıkardı gariban sıcaktan.

Mekana giderken acayip yerlerden geçtik. Yokuşlar tırmandık, inişler indik. Nihayet bara geldik. Yorgunluktan ne konuştuğumuzu hatırlamıyorum. Bir süre oturduk ve Haliller ayrıldılar. Biz de biraz daha oturup kalktık Ufuk, Murat, Volkan ve ben. Yolda giderken niyeti bozup Konyaaltı plajına yöneldik. Gecenin o karanlığında sahilde oturmak mükemmel bir keyifmiş sevgili okur. Denize girenler, rüzgar falan… Midye yedik, çok güzeldi. Bir sonraki gün için ölümcül bir midye katliamı planladık. Az daha oturup nihayet Ufuklar’ın evine gittik.

Ufuk’un anne ve babası çok iyi insanlar. Sağolsunlar gecenin o saatinde annesi bizim için birşeyler hazırladı. Babası ile sohbet ettik. Daha sonra SKY Turk kanalında samuraylarla ilgili bir belgesel çıktı. Onu izledik. Beş Çember Kitabı‘ndan falan bahsettiler ki ben blogda daha önce yazmıştım bu kitabı. Daha sonra NTV‘de sürekli bir yerlerde bir şeyler yiyip puan veren adamı izledik. Ağzımızın suyu aktı gece gece.

Neyse gece uyuduk. Sabah uyandığımda klimanın genzimi mahvettiğini farkettim. Yutkundukça acıyordu boğazım. Sabah bilerek erken kalktık. Hazırlanıp çıktık ve Beach Club denilen yere minibüsümüz ile vardık. 6 numaralı SKY Beach‘di galiba, mekana geldik. Burada fiyat uygundu. Bir şezlong 5 lira. Ayrıca çalışan arkadaşlardan birkaç tanesi de Eskişehirli çıktı. Daha bir iyi oldu.

Antalya macerasının en keyifli kısımlarından biri işte bu denizdi. Deniz epey berrraktı ancak birden derinleşiyordu. Olsun dedik. Volkan hemen giremedi. Buzlu Ice Tea içti baştan 5 lira verip. Neyse ben de şöyle bir açılayım dedim. Lan ne mümkün! 5 metre gidiyorum bildiğin kesilip kalıyorum yorgunluktan. Deniz çabuk derinleştiği için de ister istemez panik oluyorum. Neyse dedim kendime. Sonra Volkan vurdu kendini Akdeniz’e. Deniz bir inler gibi oldu. Hakkını vereyim bizim şişman oğlan iyi yüzüyor. Ufuk’la kapıştılar ama yoruldu biraz. Onun dışında yarış marış hep tokatladı yani.

Daha sonra Halil’ler geldi aynı kadro. Onlar da cumburlop girdiler. Öğlen vaktini kesintisiz şemsiye altında geçirdik. Bu arada Togay ve Ufuk, Volkan’ı tavlada yenmediler, rezil ettiler. Çok şaşırdım.

Akşama doğru denize girdik çıktık bir baktık ki her yerimiz makine yağı olmuş! Lan bu ne dedik? Ben hariç neredeyse herkesin vücudunun bir kısmı komple yağa batmıştı. Oralardan bir tiner bulup temizlendik ve duş alıp ayrıldık plajdan. Halil’le Togay’ı Haliller’in evine bıraktık. Ufuk, Murat, Volkan ve ben de Ufuklara geçtik. Ufuk’un annesi sağolsun yine yemekler hazırlamıştı. Onları yedik. Sonra hemen çıktık. Zira Murat’ın denizdeyken kulak zarı patlamıştı! Ufuk’la Murat hastaneye gittiler. Volkan’la ben de Haliller’e gittik. Hemen birer duş alıp kendimize geldik. Biraz dinlenip yine Ufuklar’la buluştuk. Kaleiçi’ne gittik önce. Burada tam 20 dakika süren kesintisiz ve yer yer Volkan’ın taciz ettiği bir video çekimi yaptık. Bir önceki gece planladığımız üzere tam 300 midye aldık 70 liraya. Midyecilerin hepsi Mardinli. Üstelik hepsi de aynı köyden. Midyeleri alıp önce falezlerin yanında bir yere geçtik. Volkanlar burayı beğenmeyince minibüsümüze kadar yürüyüp bir önceki gece gittiğimiz kumsala gittik. Orada yedik midyeleri. Hayatımda bu kadar midye yememişimdir herhalde. Midye faslından sonra Hande ve Erdil‘le buluştuk. Gerçi buluşmadık. Onlar yanımıza geldi. Oturduk baya sohbet ettik. Sonrasında tüm ekip toparlanıp bu sefer kalmak için Haliller’e geçtik.

Halil’in abisi mükemmel bir insan. Sağolsun bizi inanılmaz güzel ağırladı. Gece televizyonda Hilal Cebeci‘yi izleyip uyuduk o yorgunlukla.

Pazar sabahı kentteki son sabahımızdı ve bu sabahın en güzel hareketi Halil’in abisinin hazırladığı efsane kahvaltı oldu. Mükemmeldi! Defalarca teşekkür ettik. O esnada televizyonda Neredesin Firuze‘yi izlemeye başladık vakit geçirmek için. En son Ufuk, o sabah gelen Onur’u da alarak mesaj attı aşağıdayım gelin diye. Ben de filmin sonunu Hande’ye söyleyip aşağı indim. Daha sonra yine ful techizat konserin yapılacağı mekana doğru gittik. Mekana gitmeden önce Onur’a akşam için dönüş bileti aldım.

(Bu cümlenin altında 10 parça fotoğraf yer alıyor. Görünmüyor ise proxy ayarınız yok demektir.)

imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com

Mekandaki konsere çeşitli sebeplerden çıkmama kararı aldık. Epey uzun bir yazı oldu ama buraya tıklayarak okuyabilir, daha sonra karşı tarafın yazıyı sadece benim yazdığımı düşünüp bana ettiği hakaretleri de okuyarak titreyebilirsiniz.

Mekandan ayrılıp Rock Bull isimli mekana döndük. Yanımızda bizim haricimizde Halil’in, Yağız’ın, Ufuk’un arkadaşları da vardı. Burada önceki gün bize eşlik eden Ebru’ya ilaveten Seda isimli bir arkadaşla tanıştık. Halil hakkındaki ürkütücü gerçekleri öğrendik! O andan taa otobüse binmemize 2 saat kalana kadar hep oradaydık. Ben yine video çektim, nohutlu pilav yedik, bilardo oynadık. Bu kısım da çok güzeldi ve bize özeldi.

Akşam ayrılma vakti gelince taa otoparka kadar yürüdük kitlece. Vedalaştık ve Ufuklar’a doğru yola çıktık. Ufuklarda son kez birşeyler yiyip hiç beklemeden otogara yetiştik. Otobüsümüze bindik ve dokanmatik lcd ekranlarımızı açtık :) Volkan’lar gene çıldırmış gibi saatlerce oyun oynadılar. Ben de az mp3 dinledim. Sonra bi uyudum bi uyandım Eskişehir’deyiz, Volkan omzumda uyuyor, boğazım kitlenmiş klimadan. Felaket olmuşum yani.

Neyse otobüsten bindiğimiz yerde yani kampüsün önünde indim sevgili okur. Volkan’ın ilk cümlesi “Allah’ım üşüyoruz çok şükür” oldu.

Fotoğrafları toplu halde imagebam’a yükledim. Açılmıyor falan diyorsa muhtemelen proxy ayarınız yoktur.

imagebam.comimagebam.com

imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com

Eskişehir Rock Topluluğu’ndan Headbang Fest III Hakkında Açıklama

Sevgili dostlar ve ilgilenen arkadaşlar,

Bu açıklamayı ortalıkta dolaşan ve dolaşması muhtemel yanlış duyumların önüne geçmek ve tarafların zarar görmesini engellemek adına yapmak gereği duyduk.

24 Temmuz 2011 tarihinde Antalya‘da Hayali Bar isimli mekanda düzenlenen Headbang Fest III isimli organizasyona kendi isteğimiz ile katıldık. Etkinliğin facebook sayfasından ilgili şahıslara mesaj atarak konser için menajerliğini yaptığımız Garmadh ve Godspel grupları için başvuru yaptık. Organizasyonu yapan arkadaşlarda Godspel grubunun kendileri için uygun olduğunu ve çıkmamızdan mutluluk duyacaklarını belirttiler sağolsunlar. Yalnız en baştan  grubumuza yol parası ve sahne ücreti ödeyemeyeceklerini, İzmir’den gelecek grupların da aynı şartla gelmeyi kabul ettiklerini belirttiler. Öbür şekilde olunca organizasyon yapan arkadaşlara bir şey kalmıyormuş. Godspel grubumuz 5 kişiden oluşmaktadır. Yol parası dahi almadan gidip bir yerde sahneye çıkmak pek çok yeni grup için katlanılmaz olsa da kabul etmek zorunda kalınan bir husustur malum.

Biz de Eskirock ekibi olarak madem Antalya’ya gidiyoruz, birkaç gün önceden gidip şehrin tadını çıkaralım diye konserden önceki cuma günü şehre gittik. Aynı gün konserin yapılacağı mekana gittiğimizde sağolsun organizasyon yapan arkadaş Mustafa Ozan bizi karşıladı. Mekan bugüne kadar katıldığımız pek çok metal organizasyonunda olduğu gibi küçük bir yerdi. İlgili arkadaşımız bize konser günü gerekli tüm donanımın sağlanacağını söyledi. Davulla ilgili olarak da china ziline kadar tüm detayların olacağının teminatını verdi. Konuşmanın devamında etkinliğin 15.00′de başlayacağını ve akşam 20.00 gibi biteceğini öğrendik. Arkadaşa bu saatin biraz erken olduğunu söylediğimizde aldığımız cevap “Türkiye’nin her yerinde metal konserleri gündüz yapılır” oldu.

Konser günü saat 12.00 civarında mekana önce grubumuzun vokali gitti. Ancak konsere 3 saat kalmasına rağmen en ufak bir hazırlık yapılmamıştı. Saat tam 15.00′de mekanda olduk. Tıpkı organizatör arkadaşımızın önceden belirttiği üzere katılımcıların çoğu 18 yaş altı arkadaşlarımızdı. Bu ilginin olması bizi bir açıdan sevindirdi zira bu arkadaşların bu yaşta bu müziğe ve kültüre bu denli ilgili olmaları ve Antalya’nın bunaltıcı sıcağında dahi simsiyah Megadeth, Metallica tişörtlerinden vazgeçemiyor olmaları güzeldi. Ancak aynı gençlerimizin ellerinde Efes Dark biralarla komaya girecek kadar sarhoş olup kendi sağlıklarına bu denli kayıtsız kalmaları da bizi üzdü. Elbette ki bunlar kişisel seçim ve tercihlerin bir sonucudur.

Saat 17.00 olmasına rağmen konser halen başlamamıştı. Organizasyonu yapan arkadaşa, en azından bir soundcheck alabilecek miyiz, diye sorduğumuzda arkadaşımız, stüdyoda almadınız mı, diye sordu. Biz sorumuzu yanlış anladı diye düşündük. Davul ekipmanı yetersizdi ve kros pedallara bastıkça davul öne doğru kayıyordu. Ancak çok daha önemli bir durum ise konser için gruplara sunulan tesisatın 8 kanallık bir mikser ve bir monitörden oluşmasıydı. Bu ekipman grubumuzun çalabilmesi için yeterli değildi. Bu sıkıntıyı dile getirdiğimizde de arkadaşımız bize kendi amfimizi kendimiz getirmemiz gerektiği ve Türkiye’nin her yerinde bu şekilde olduğunu söyledi. Grupların sıralamasını sorduğumuzda ise kötü gruptan iyi gruba şeklinde olduğunu söyledi. Bu şekilde biz ikinci sırada çıkarak sahne alan en kötü 2. grup olacaktık.

Aynı etkinlikte sahne alacak Yagbu grubunun yol parası kaynaklı bir sıkıntıdan sahne alamayacağını öğrendik. Daha sonra organizasyonu yapan arkadaşımıza Eskişehir’den grupla birlikte gelen Eskirock ekibini misafir etmesi konusunda bir sıkıntı olup olmadığını sorduk. Ancak hiç beklemediğimiz bir yanıt aldık. Organizatör arkadaşımız yol parası vermediği, performansı için ücret ödemediği ekip için bir de giriş ücreti talep edince artık o ana kadar kabullendiğimiz herşeyi bir kenara bırakmak durumunda kaldık. Arkadaşımız bu durumun yine Türkiye’nin her yerinde bu şekilde olduğunu söyledi bize. Biz bu ücreti vermeyeceğimizi zira bizim çok uzak mesafeden geldiğimizi, yanımızda bir kitle getirdiğimizi söyledik. Organizatör arkadaş da mekan sahibinin böyle bir şeye izin vermeyeceğini söyleyip “O zaman çıkamazsınız” gibi talihsiz bir telkinde bulundu. Biz de “çıkmayız” deyip vedalaştık. Topluluğumuz bünyesindeki hiç bir grubumuz sadece sahneye çıkabilmek için mantık dışı dayatmaları kabullenecek gruplar değillerdir. Ülkemizdeki hiçbir grubun da bu şekilde olmaması gerektiğine inanıyoruz.

Eskişehir Rock Topluluğu olarak, sahneye çıkardığımız hiç bir misafir grubumuza iyi kötü ayırımı yapmadık. Tüm gruplarımıza performanslarını kusursuz sunmalarını sağlayacak asgari şartları sağladık. Buna eksiksiz davul ekipmanları, amfiler, ışık sistemi dahildir. Şehir dışından gelen ya da şehir dışından elemanı gelen gruplarımızın etkinlik öncesinde geliş ve gidiş biletlerini temin ettik. Gruplarımızı şehrimize geldiklerinde karşılayıp, ayrıldıklarında uğurladık. Etkinlik günü gruplarımızın tüm ihtiyaçları ile ilgilendik. Bu konuda teminatımız da yine aynı etkinlerimizde sahne alan dostlarımız, arkadaşlarımız ve misafirlerimiz yani gruplardır.

Bizce Antalya’daki en büyük yanlışlık, organizasyonu yapan arkadaşların ki biz bunların bir tanesi hiç görmedik bile, kendi organizasyonlarını yerine göre sahiplenip yerine göre topu mekan sahibine atmalarıdır. Her eksikliği, olumsuzluğu Türkiye’nin her yerinde böyledir diye savuşturmak ise ülkemizde kaliteli organizasyon yapan dostlarımız için hakarettir.

Ancak yine de Eskirock ekibi olarak etkinlik sonrasında ya da oradan ayrılırken tarafımıza bir hakaret ya da kötüleme almadık. Bu konuda duyarlılığı için Antalya’daki arkadaşlarımıza teşekkür ederiz. Olayların bu şekilde gelişmesi bizi de üzmüştür. Organizasyon ekibine yakın çevrelerden grubumuzun Antalya’ya tatil yapmak için geldiği zaten sahneye çıkmayı düşünmediğimiz şeklinde duyumlar aldık. Bunlar bizi üzmüştür. Yanımızda 6 parça sahne ekipmanı ile Antalya sıcağına katlanmamızın sebebi tatil yapmak değil, oradaki müzikseverlere ulaşabilmektir.

Bu duyuruyu birkaç cümle halinde ve resmi sözcüklerle ifade etmek yerine daha samimi olduğuna inandığımız bu yazı ile yapmayı uygun bulduk. Eğer sevdiğimiz bu müzik adına birşeyler yapılmak isteniyorsa organizasyon yapanların %100 kâr hedefli iş yapmayı bırakmaları gerektiğine inanıyoruz.

NOT: Organizasyon’u yapan Mustafa arkadaşımız açıklamayı kendi adıma yazdığımı zannederek facebook’tan arkadaş olarak silmiş beni. Açıklama tüm Eskirock insiyatifinin ortak düşüncesidir. Beni sildiği için bana ettiği hakaretleri başka kanallardan öğrenmek zorunda kaldım. Siz aramakla uğraşmayın diye aşağıya ilave ediyorum. Bir de yazışmalarımızı yayınlamış. Onlara da bakın.

Eskişehir Rock Topluluğu’nun Antalya Headbang Fest III Hakkındaki Açıklamasına Zorunlu Cevap

24 Temmuz Pazar günü Antalya’da düzenlediğimiz konserle ilgili bazı yalan yanlış yapılan maksatlı açıklamaları ortaya çıkarmak için .. Facebook profili Mesut Proofhead Çiftçi olan Eskirock görevlisi ile önceden yaptığım konuşmalar print screen şeklinde açıklamada eklidir.

1.Bana mesaj atan Mesut Proofhead Çiftçi arkadaşa sadece Godpell grubunun uygun olduğunu değil Garmadh ile Gospell’den birini seçmesini ilettik.. Kendisi Godspell grubunu uygun buldu ve biz de özellikle beklettiğimiz sıraya kendilerini koyduk..

2.” Yol parası dahi almadan gidip bir yerde sahneye çıkmak pek çok yeni grup için katlanılmaz olsa da” diyen grubun ilerisi için neler düşündüğünü size bırakıyorum.

3.Metal konserleri Türkiye’de genelde gündüz başlatılıyor. Bunun nedeni katılan kişilerin 18 yaş altında olması, mekanların akşam programları olduğu için izin vermemeleri gibi nedenler. Özellikle Antalya’da metal seyircisi konusunda yaşadıklarımızdan dolayı saati erkene aldık. İzmir’de Befrock bünyesinde 2 sene boyunca 13’e yakın metal konserinde bulundum. Hepsinin başlama saati öğleden sonra 2 ya da 3’tü.. Buna Blacktooth,Uçk,Affliction,​Rampage’in aynı anda sahne aldığı [http://www.facebook.com/ev​ent.php?eid=63537334458] konser de dahil ! Arkadaşlarımız Türk Metal efsaneleri olduklarından (!) zamana bile içerleyerek açıklamaya koyma gereği duymuşlar..

4.Mekanda china ziline kadar davul ekipmanı olacağını söylemiştim. Mekanın işletmecisi ve sahibi ayarlanacağını söylemişti.. Antalya Headbang Fest II’de sorun yaşanan davulun da özellikle 2-3 kere söylememle kesinlikle değişeceği ieltilmişti. Konser günü davulun eskisi olduğunu görünce mecbur işletmeci ile alto zil arayışına çıktık ve kalan 4 grubun üstelik 1’i İzmirli Black Grubu Decayed Darkness çalabileceği ekipmanı sağladık. Davuldaki sorunlara rağmen gruplar katılan arkadaşları tatmin ettiler diye düşünüyorum.. Elimizden bu geldi.

5.Konserimize gelen bir arkadaşın çok içme ya da başka nedenlerden dolayı kötü vaziyete düşmesini bile dillerine dolamak nasıl bir “Metal Müzik” anlayışıdır takdirinize bırakıyorum.

6.Arkadaşlara soundcheck alabilirmiyiz stüdyoda almadınız mı dememin nedeni sahne alacak grupların o gün sabahtan stüdyo almalarıydı.. 2-3 gün önceden Antalya’ya gelen grubun stüdyo alma gereği duyacağını düşünmüştüm.

7. Sahne almadan önce her gruba soundcheck alma süresi verildi. Ayrıca amfi hakkında bir önceki gün ve konser günü mekana gelince amfiyi sorun yapmayan eleman yanındaki 6-7 misafirinin ücretsiz alınmayacağını duyunca bunu ileri sürmesi bambaşka bir ikiyüzlülük olsa gerek.. Önceki sahne aldıkları Kocaeli’nde içki bile verilmemesini bana söyleyip an azından içki isteyen kişi söylediği gibi tatil yapmaya değil konser vermeye gelseydi Decayed Darkness gibi çalıp birasını da içecekti. Misafirlerinin beleş girme konusunu söylediğim mekan sahibinin “ayıp olmasın o kadar gelmişler girsinler” sözü üzerine alabileceğinizi ilettim. 40 bilet kesilen konserde mekana bunu söylemeyi uygun bulmadığımdan başta alamam demiştim ki 6-7 kişi misafir olarak alınamaz . Misafirleri de beleşe alacağımızı söylememe rağmen bu sefer amfi istekleri dillendirildi. Zaten bu diyaloglar arasında kendileri “tatil yapmış oluruz” dediler ve çıkmadılar. Headbang Fest I’de yer alan Yabgu ve Metropolis grupları amfilerini kendileri getirmişti. Headbang Fest III’de sahne alan Decayed Darkness amfisini kendi getirdi. Amfi olayı önceden bildirilse diğer grup veya arkaşlardan ayarlanabilirdi. Konsere çıkmak isteyen grup 4 grubun çalabildiği -üstelik biri Antalyalı 7 kişilik senfonik metal grubumuz Spritual Chaos- mekanda bunu sorun etmeden sahne alabilirdi. Önceden amfi isteği hakkında bilgi de verilmedi.

8. “Organizatör arkadaşımız yol parası vermediği, performansı için ücret ödemediği ekip için bir de giriş ücreti…” diye başlayan cümleden kafa yapısını görebiliyorsunuz. Konserimizde sahne alacak gruplardan ücret istenmedi istenmez de hiçbir yerde. Yanlış anlaşılabilecek böyle bir söz hangi kasıt ile yazıldı bilmiyorum. Metal grubu bas gitar davul vokal ve kendi üyelerinden oluşur yanında misafirleri de buna dahil değil sanırım!! Ki misafirleri sonradan ücretsiz olarak alabileceğimizi söyledim.

9.Yabgu grubunun çıkmama nedeni konsere 3 gün kala geliş paralarını da karşılamamız isteğiydi. Maalesef bunu karşılayacak durumumuz yoktu. Sadece dönüşlerini karşılayacaktık. Her üyesi benim samimi arkadaşım olan Yabgu’nun böyle bir açıklamaya konu edilmesinden dolayı ayrıca özür dilerim. Bu özürü densiz ve ikiyüzlü açıklama yazanlardan dostlarım da ister sanırım !

10. Sahne alacak gruplar kötü iyi diye sınıflandırılmaz Metal piyasasında. Albüm,EP,beste ve hayran kitlelerine göre sıralama yapılır. Şehir dışı gruplar da; Antalya gibi metal müziğin yeni filizlenmeye başladığı şehirlerde el üstünde tutulur. İlk Headbang Festimizde Yabgu headliner olarak son çıkmıştı.Grubun son çıkması afişte en üste olması en sağlam headliner da denebilir olduğunu gösterir. Bunu Eskirock mensubu dostumuz bilmiyor sanırım. Decayed Darkness bestesi olan İzmirli Black grubu Godspell de EP’si olan sağlam gruplar. Onun için Yabgu’dan sonra 2. ve 3. sırada yer aldılar afişte.. Konserde afişe göre tersten çıkmaları albümlü besteli grupları sona koyma anlayışımızdan geliyor. Konser yapan herkes bu kuralı bilir. En kötü 2. oldukları için sondan 2.ye koymadık arkadaşları ! Antalyalı grupları da Antalya’daki kitlelerine göre afiş ve çıkış sırasına koyduk; itiraz da gelmedi. Bestesi olan grubu diğer cover yapan gruplardan ayırmak onlara kötü demek değildir. Antalyamızda bi elin parmağını geçmeyecek kadar olan (Sadistic Obsession, Spritual Choas, Scar That Prove, Savarona..] metal gruplarına yaptığımız konserlerin hepsinde yer verdik vermeye de 4. konserimiz ile devam edeceğiz !

Mesut Proofhead Çiftçi şahsında Eskirock adına yapılan çarpık, yalan ve kasıtlı açıklamayı üzüntü ile karşıladım. Metal müziğe ve gruplara kişisel olarak ne kadar destek verdiğimi bilmeyen yoktur. Metal Müzik gönül işidir. Her türlü zorluğa karşı sahne alıp çalmaktır. Yapılan konseri ücretsiz ve halka açık yapmayı ben de isterim ama bunun ses sisteminden mekan kirasına bilet basımına kadar türlü zorlukları var. Kabul ettiğimiz için konser yapıyoruz ama karşımıza böyle kişilerin çıkacağını tahmin etmiyoruz. İlk amacım para kazanmak olsa Metal Müziğe aşık olup konser düzenleme ihtiyacında olmazdım emin olun. Konserde yaşanılan bazı aksilikleri şahsımı ve Headbang Fest konserlerini aşağılayıp sözüm ona küçük düşürmeye çalışanların maskeleri açıklama ve aşağıdaki fotoğraflar ile düşecektir. Kimse bana konserin nasıl yapılacağını öğretmeye kalkmasın. Metal müziğe emek veren Antalyalı dostlarımla daha sorunsuz ve sağlam konserlerde görüşmek üzere..

Eskirock adını açıklama: http://proofhead.wordpress​.com/2011/07/29/eskisehir-​rock-toplulugundan-headban​g-fest-iii-hakkinda-acikla​ma/ [Mecburi Cevap niteliğindeki açıklama ve fotoğraflardan sonra arkadaş Eskirock adını bir daha kişisel olarak kullanabilecek mi merak ediyorum]

Antalya Headbang Fest düzenleyicilerinden M.Ozan Türkmen

Tıklatınca kocaman olur

Tıklatınca büyür

Tıklatınca kocaman olur

Extreme Metal Party 3 – 11 Haziran 2011 Kocaeli

Konser Afişi

11 Haziran Cumartesi günü sabahın bir köründe buluştum Yağız, Ender, Ufuk ve Ağrı’dan gelen Kabus grubu basçısı Emin ve arkadaşıyla. İki grup, Godspel ve Kabus, Kocaeli’ye gitmek üzere aynı tren ve aynı vagonda yolculuk edecektik. Kocaeli’de düzenlenen Extreme Metal Party 3’de Godspel de sahne alacaktı ki bu sahne grubumuzun şehir dışındaki ilk sahnesiydi. Gar’a gittiğimizde Onur ve Anıl da dahil oldu bize.

Trene yerleştik. Ufukla birlikte oturdum. Arkamızda Ender’le Yağız oturdular. Yağız doğrudan uyumaya başladı. Hemen önümde Kabus’un davulcusu Yusuf Selim ve bir arkadaş daha oturuyordu. Yan taraftaki tekli koltuklara da Onur ve Anıl oturdular. Bu halde yaklaşık 4.5 saat süren bir tren yolculuğuna başladık. Gündüz bir yere gitmek çok zevkli. Özellikle tren de inanılmaz zevkli. Kocaeli’ye gidene kadar da para harcadık sevgili okur. Erik aldı, simit ayran aldık, gazete, pişmaniye derken habire yedik anlayacağın.

İzmit Garı’nda indiğimizde bizi karşılamaya gelen ikisi bayan üç genç arkadaş gördük. Aramızdaki süperstar Ozan olduğundan bunlar direk Ozan’la muhatap oldular :) Bu arada bu konserimizi de Ozan’ın sayesinde ayarladık. Bu açıdan bir teşekkür borçluyuz kendisine.

Gideceğimiz yer yürüme mesafesindeydi. Yaklaşık 10 dakika yürüyüp Medusa Stüdyosu’nda geldik. (Adını yanlış yazmış da olabilirim.) Burası epey kalabalıktı. Burada Heretic Soul grubundan Sarp’ı ve basçılarını gördüm. Erhan’ı sordum, gelmeyecekmiş o gün. İçeri çok kalabalıktı dediğim gibi. Hatta iki tane rapçi bile vardı anlayamadığım bir biçimde. Bu mekana eşyalarımızı bırakıp (enstrümanlarımızı değil) yemek yemek üzere bir zamanlar Eskişehir’de de bir zamanlar var olan Katık isimli mekana gittik. Bu dürüm tavuk dönerler zaten artık metal konserlerinin resmi yiyeceği oldu. Yemek yiyip hesabı da ödeyip çıktık. Sonra konserin yapılacağı bar’a gittik. Burası tam da tahmin ettiğimiz üzere küçücük, kutu gibi bir yerdi. Üstelik bara gittiğimizde sırtımızda ekipmanla uzun süre kapıda bekledik. İçeri kimse alınmadı. Sonra Emin ve ben biraz söylendik falan da ekipmanlarımızı alıp en üst kata çıkabileceğimizi söylediler. Zom Bar isimli bu bar, esasen küçük sevimli bir yerdi. Ancak çok ufaktı ve bence bir metal konseri için çok da uygun değildi.

Konser için tam 8 grup çağırılmıştı ki bence bu sayı çok fazlaydı. Ses sisteminin bu kadar yükü kaldırıp kaldıramayacağı konusunda ciddi endişelerim vardı.

Konserler başlayana kadar üst katta, manzarası kötü bir terasta (şaka yapıyorum), beklemeye başladım. Kaç aydır Eskişehir’de olmasına ve Yağızlar’la takılmasına rağmen bir türlü konuşamadığım Ozan ile de işte o saatlerde muhabbet ettim. İran’daki hayatından falan bahsetti. Sonra aşağı indik zira konser başlayacaktı.

İlk grup Pure To Black, bayan vokal kullanıyordu ancak açıkçası pek başarılı bulmadım. Grubun daha alacağı çok yol var. Ancak grubun solo ve hatta ritim gitaristi Yiğit, grubun tamamen dışında inanılmaz bir performans ve ustalık sergiledi. Sonradan konuşunca gerçekten de bu arkadaşın profesyonele yakın bir şekilde bu işi yaptığını öğrendim.

Bu gruptan sonra sahneye çıkan grup Monogram talihsiz bir gruptu. Son parçalarında gitaristlerinin gitarı devre dışı kaldı. Grup üyeleri göründüğü kadarıyla yaşça da küçük arkadaşlardı. Kendi arkadaşları vardı sahne önünde, çaldılar ve moralleri bozuk bir şekilde indiler.

Daha sonra beyaz tenli bir eleman çıktı sahneye. Bu galiba organizasyondan bir arkadaştı. Salak gibi adını sormayı unuttum. Keşke sorsaydım çünkü anonsları bu arkadaş yaptı hep. Neyse ben bu yazının devamında kendisine anonsçu diyeyim bari. Hatta bu konserle ilgili kendisi de bir yorum yazmış şurada.

Anonsçu sahneye çıkıp “İstanbul’dan gelecek Veins of Violence grubu burada mı?” diye sordu. Ben bu soruya anlama veremedim. Herhalde elemanlar geldiler sağda solda bir yerde içiyorlar diye düşündüm. Meğer o grup hiç Kocaeli’ye gelmemiş ve o ana kadar kimse de fark etmemiş. Bizim organizasyonu düşündük hep beraber, gülümsedik sadece. Yağız’ın gözünden bir damla yaş süzüldü.

3. grup gelmeyince, 4. grup çıktı sahneye. Life Comes In Many Forms isimli bu oluşum iki Heretic Soul elemanı ile diğer 3 farklı arkadaşın bir araya gelerek oluşturduğu bir grup. Metalcore tarzında müzik yapıyorlar. Parçalarda acayip melankolik ögeler var. Beğendim yani. Takdir de ettim ayrıca. Bu arada davulcuları solak.

Vee sıra bize geldi. Godspel’imiz yavaş yavaş hazırlanmaya başladı. Hemen geçen konserde yaptırdığımız davul sticker’ı ile afişimizi astık insanlar kim olduğumuzu görsün diye. Sonra yerleştiler sahneye. Sahne inanılmaz küçük olduğu için önce Ender’i yukarı, davulun kenarındaki boşluğa yerleştirmeyi düşündük. Sonra sıkış tepiş de olsa herkesi sığdırdık sahneye. Bağlantılar yapıldı ve Godspel başladı çalmaya. Çalmaya başlayınca o ana kadar alakasız tepkiler veren seyircilerin hepsi şoke oldu. Anlaşılan iyi müzik yapıyorduk ki sahnenin önü bir anda doldu ve karıştı :)

Godspel sahnedeyken ben de videolarını ve fotoğraflarını çektim elimden geldiği kadar. Sonuçta benimki de 10 MP dijital bir fotoğraf makinesiydi, o sebepten dolayı fotoğrafların çoğu tırt oldu sevgili okur, affet. Grubun en sevdiğim şarkısı “Stairway To Hell” de film iyice koptu. Belime bir dirsek yedim yine.

Grubun ön dörtlüsü bence iyiydi. Anıl aralarda sözleri söylemektense kafa sallamayı tercih etti. Ender’le grubun aşırı yakışıklı olduğu kadar çekici de olan diğer gitaristi ki cümle alem kendisini Yağız diye tanır performans olarak çok iyiydi. Ufuk kardeşimin de hakkını vereyim ki Testament çaldıklarında (grup tek bir cover çaldı) back vokalleri inanılmaz gazdı. Ancak bence o gün grubun en iyisi Japonya’dan paraya kıyıp getirdiğimiz davulcumuz Onur’du. Aferin Japon. Aşağıda Stairway To Hell parçasının çok küçük bir kısmı yer alıyor. Neden peki çok küçük bir kısmı? Zira diğer büyük kısmında dayanamayıp headbang yaptım.

Godspel sahneden indiğinde Anıl acayip gaza geldi ve underground bir efsane olacak “Siz bizi azdırdınız Allah’ta sizi azdırsın” diye bağırdı. Ben içimden tövbe tövbe dedim, ayağımı da havaya kaldırdım. Ancak beni asıl mutlu eden izleyenlerden birisinin “Godspel bitirdi beyler, konser dağılsın” cümlesi oldu. Yaklaşık 40 dakika süren sahneden sonra acayip mutlu bir şekilde diğer grupları dinlemek üzere indik sahneden.

Bizden sonra organizatörün davul çaldığı ve Kocaeli’nin en eski deathcore gruplarından tam 1.5 yıldır (yanlış da duymuş olabilirim) müzik yapıyorlar diye anons edilen Chapel çıktı. Tarzın sevenleri için iyi bir grup olabilir ancak ben pek sevemedim ne yalan söyleyeyim. Millet epey coştu bu grupta da.

Bu gruptan sonra benim çok sevdiğim bir grup olan Chopstick Suicide hazırlandı sahneye çıkmak için. Bu grubu taa şu yazımı yazdığım gün dinlemiştim. O günden bugüne bir albüm ve bir EP yayınlamışlar, vokalist almışlardı gruba. O sebepten merakla beklemeye başladım. Grubun gitaristi ile de biraz sohbet ettim. Derken vakit geldi ve Chopstick Suicide çıktı sahneye. Mükemmeldiler. Gerçekten çok iyiydiler. Hep yeni parçaları çaldılar. Yeni EP’deki iki parçayı da çaldılar. En son parçaları ise Recycle Your People EP’sinden Trapped Between Dimensions oldu. Vokalistleri acayip enerjik, acayip yerinde duramaz bir biçimde söyleyince ben de dahil izleyen herkes sağı solu tekmelemeye başladı. Bir saniye düşürmediler tempoyu. Böyle bir şey olamaz. Merak ettiniz değil mi? İzleyin.

Chopstick Suicide sahneden inince gecenin son grubu Kabus yerleşti sahneye. Anonsçu bu sefer “Kabus grubu sahnedeyken poga yapılacak, insan gibi poga yapın” diye bir anons yaptı. Davullarını Haliller’in grubun eski davulcusu Yusuf Selim’in çaldığı grubu bekliyormuş meğer herkes. Kocaeli’de meğer ne kadar çok sevenleri varmış! Karnım iyiden iyiye acıktığı için grubun 2 parçasını kaydettim sonra Ender, Bilge ve Bilge’nin arkadaşıyla yemeğe gittik. Yemeğe dediysem iki sokak yukarıdaki tavuk dönerciye. Hayatımda yediğim en lezzetsiz tavuktu lanet herifler. Biz yemek faslını bitirip Zom Bar’a dönünce konser bitmişti. Kapıda birkaç fotoğraf çektirip hemen Gar’a hareket etmek için yola çıktık. Önce stüdyoya geçtik. Anıl’ın eşyalarını aldık. Sonra yürümeye başladık. Organizasyondaki arkadaşla konuştuk. Anlattığına göre 250 kişi bilet almış ama katılım az olmuş. 50 kişi yoktu zira konserde.

Gece saat tam 01.00’de trenimiz geldi. Gar’dan çok gürültücü bir ekip olarak trene bindik. O yorgunlukla öyle bir uyumuşum ki gözümü açtığımda saat 04.00’de Eskişehir’e gelmiştik. Sabah en erken minibüs saat 07.00’de olduğundan Anıl’ın evinde kaldım. Sonra eve geldim.

Konser’in fotoğrafları aşağıdadır. (ImageBam’a upload ettim çoklu bir şekilde. Bazen engellendi falan diyor. DNS ayarlarınızla oynayın düzelir. 8.8.8.8  ve 8.8.4.4 yapın açılacak. )

imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com imagebam.com

Bu yazıyı birkaç gün içerisinde yine okuyun. Performans videolarını da ekleyeceğim.

DÜZELTME 1: Godspel videosu eklendi.

Godspel – Black Mirror Promo EP

Godpsel - Black Mirror Promo EP

Yaklaşık 2 haftadır dinliyorum bu çalışmayı. Eskişehirli metal grubu Godspel‘in ilk çalışması olmuş. Bir grubun ilk çalışması olması sebebiyle olanca dikkatim ve eleştirel yaklaşımımla kulak verdim bu EP’ye. Promo EP diye basıldığından albüm habercisi diyebiliyoruz bu çalışmaya.

Albümün kapak çalışmasını ben yaptım. Kayıt, mastering ve miksajları da Ozan Demir tarafından yapılmış. Albümü de Eskirock Prodüksiyon basmış. Çok şık bir digipack kutuda geliyor albüm.

Toplam 4 parça içeren albümün açılış parçası “Catharsis” isimli enstrümental parça. Garip bir synt efekti ile başlıyor parça, sonra yavaş yavaş piyanoyu duyuyoruz. Bir intro olarak düşünmek yanlış olur bu parçayı. Gruba yaptığı tek atıf parçanın ortalarında başlayan o güzel melodiklik bence. Dijital bir kompozisyon olması sebebiyle de ses kalitesi çok başarılı olmuş.

Catharsis’in hemen ardından grubun ilk kaydettiği parça olan Ancient Love (Nihiliant) başlıyor. Grubun tarzının tam olarak adını koyamıyorum bu parçayı dinlerken. Yani progressive yanları da var, yoğun melodik yapı ve gitar kullanımı da var. Parçanın en sevdiğim kısmı 2.25′te başlayan o süper dokunaklı melodi. Sonrasında gelişen trafik ise bizi bu melodik yumuşaklıktan alıp daha sert daha “metal” bir yapıya götürüyor. Grubun en belirgin ve bence kendilerinin de ortaya çıkarmak istedikleri yanı sürekli olarak değişen parça gidişatları. Yani slow başlayan bu parça tam bir metal parçasına dönüşüyor derken sizi bambaşka bir melodi yakalıyor. Sonra kendinizi headbang yaparken buluyorsunuz. İşte  tüm bu söylediklerim Ancient Love’da var. Parçanın en kötü yanı vokalin bazı yerlerde adını koyamadığım bir şekilde garip çıkması ve drum machine ile yazılan davulların özellikle de hihat zilinin tonunun kötü olması.

Üçüncü parça promo’nun en iyi parçası: Stairway To Hell. Tam bir melodik death metal parçası gibi başlıyor. Hatta clean vokal girmese öyle bile sanabilirsiniz. Parçanın başında bizi karşılayan melodi çok başarılı ve parçayı götüren melodi de bu zaten. Vokal bir önceki parçaya göre çok başarılı bence. Efekt kullanılmadığı için ham sesi duyabiliyorsunuz tansiyonu biraz arttığında vokalin. Parça boyunca tempo bir an olsun düşmüyor. Tam bir konser parçası bu sebepten dolayı. Bu yazının sonunda en azından sadece bu parçayı dinle sevgili okur. Seveceğine eminim.

Albümün son parçası da tıpkı bir önceki parça gibi full gaz başlıyor. A Quiet Friday Night ismindeki bu parça neden bilmiyorum In Flames‘i anımsattı. Yani yine bir melodik death kalıbı var parçada. Parçada ayrıca bir kuzey havası var. Parçanın ortasında başlayan bir org kısmı var. Grubun hangi üyesi düşündü bu kısmı bilmiyorum ama mükemmel oturmuş. Ve işte tam bu melodiden sonra yukarıda bahsettiğim o olay yine oluyor ve gidişat birden bire yine değişiyor. Acayip damar bir melodi başlıyor. Bu melodi deliler gibi aşık olduğunuz birini uzaktan gördüğünüzde kulaklarınıza verilse tahminim ağlarsınız :) Bu yavaş gidişat elbetteki bir distortion ile bozuluyor ve Godspel bu tonla Promo EP’sini bitiriyor.

Godspel

Promo’yu dinledikten sonra hikayenin devamı albümde diyor Godspel. Yazının başında dediğim gibi çok yeni bir grup. Buna rağmen albümünü çıkarmaya hazırlanıyor. Konserlerinde hep beste çalıyor. Adını koyamadığımız tarzı ile başta ben olmak üzere pek çok müzikseverin beğenisini kazanıyor. Black Mirror’un dağıtımı serbest olduğundan aşağıya linkini verdim.

Albümün en büyük eksiği davulların drum machine ile yazılması. Tonları çok daha iyi olabilirdi. Bunun dışında bir ilk çalışma için başarılı kesinlikle.

Grup kadrosu:

Yağızhan  – Solo Gitar
Ender – Ritim Gitar
Ufuk – Bass
Onur – Davul
Anıl – Vokal

Grup, kadrosuna bir de bayan vokal katmak istiyor ve ilgilenenlerden mesaj bekliyor.

Grup hakkında detaylı bilgi: http://www.reverbnation.com/godspeltr

BLACK MIRROR PROMO EP INDIR

15 Mayıs 2011 – Haggard Konseri

Tek bir şarkısının adını bildiği bir grubun konserinde ne kadar eğlenebilir insan? Bu soruya belkide aklımızda oluşan ilk cevap az eğlenir olacaktır. Ben de öyle düşünüyordum Haggard konserine kadar. 222 Park‘tan Özgür Abi‘mizin mükemmel kıyağıyla bu konsere katılmaya karar verdik.

Aynı günün akşamında konserden birkaç saat önce bir sonraki gün “En Başından Türk Rock Tarihi” isimli paneli gerçekleştirmek üzere İstanbul’dan Türk Rock piyasasının yakından tanıdığı isim Güven Erkin Erkal konuğumuz olarak Eskişehir’e geldi. Kendisini karşıladık ve hemen oteline yerleştirdik. Otelde işlerimizi halettikten sonra Güven Abi’yi Barlar Sokağı‘nda bir arkadaşının yanına bırakıp biz de hazırlıklarımızı yapmak üzere evlerimize döndük.

Konserin kapı açılışına 2 saat varken Volkan, Yunus ve ben mekana gittik. Özgür Abi ile konuştuk bir süre. Sonra yavaş yavaş eş dost gelmeye başladı. Halil de geldi ardından. Halil yalnız bizimle kısa bir süre takılıp eski bir arkadaşının yanına geçip bizi sattı adi herif :)

Vokal Gitar Asis

Konseri beklerken Togay‘ın gelemeyeceğini öğrenip hemen Sercan‘ı çağırdık sözümüz vardı. Bekleme aşaması süper geçti sevgili okur. Önce girdik kaçamak bakışlarla soundcheck’i izledik 15 dakika. Sonra biri geldi bizi kovdu :) Dışarıda beklerken kimlerle görüşmedik ki… Hope To Find‘dan dostlarımız abilerimiz ve hala tabları yollamayan Erdem Abi ile eşi; Black Omen’dan Serkan Abi ve Tolga kardeşimiz ve tabiki de Godspel :) Güven Abi de mekana geldikten sonra içeri geçtik ve 23.30′da çıkmasını beklediğimiz grup saat gece yarısını 5 geçe sahneye çıktı.

Yazının başında dediğim gibi Haggard dinlerim evet, ama sadece bir şarkılarını ismen biliyorum. Grubun parçaları çok uzun ve senfoni gibi olduğundan oturup bu parça şuydu falan diye öğrenme gereği duymadım hiç. Ben de olan birkaç albümleri de winamp’tan sırayla çalıyor işte. İsmen bildiğim tek parça “Chapter III: Awaking The Centuries” isimli parçalarıdır yani.Bundan yaklaşık 2 ay önce grubun “Awaking The Gods: Live In Mexico” DVD’sini edinmiştim. DVD’deki performansları süper ötesi sevgili okur. Bu konser bu dvdnin de etkisinde kalarak izleyeceğim bir konser olacaktı benim için.

Grup mükemmel bir başlangıç yaptı. Sahnede tam 12 kişi izledik. Davulcu, iki gitar, bas gitar, klavye, üç keman, bir viyolonsel, bir yan flüt, bir soprano ve bir obua çalan müzisyen vardı sahnede. Bunlardan özellikle yan flüt çalan Catalina’ya salondaki tüm erkekler aşık olacak, hayatımızı, yuvamızı, okulumuzu feda edip yanına göç edecek duruma gelecektik.

Grubun şişman vokalisti ve gitaristi Asis Nasseri cidden mükemmel bir müzisyenmiş sevgili okur. Yani yarattığı tüm o kompozisyonları izleyince üstünü üstlük bir de soprano vokalin insanı alıp götüren danslarına uydurunca gözlerinizi müziğin akışının sizi tahrik ettiğine şahit oluyorsunuz farkında olmadan. Kemancıların ve üflemeli takımının gitaristlerden hiç de aşağıda kalmayan o mükemmel kafa sallama ritüelleri dinlediğiniz melodilerin ardında gizlenen asıl duyguyu her bir şarkıda başka bir şekilde ortaya koyuyordu. Ben bu düşüncelerde grubu izlerken grubun kısa boylu solo gitaristi birden “bluetoothlu” gitarıyla dalıverdi seyircilerin arasına. Ardından da şişman olan ama boyuyla bunu süper kapatan bass gitarist geldi. Bu adamlar geze dolaşa çaldılar o parçayı.

Victory parçasında Asis, bayan seyircilerden parçanın vokallerine eşlik etmelerini istedi. Ancak hanım kızlarımız bağırmaya çekinince adam parçayı çalmadı. Evet. İki üç parça çaldıktan sonra çaldı.

İşte o melek!

Yan flüt çalan hatun, Catalina, öldürdü bizi sevgili okur. Çok değerli abimiz Güven Abimiz bile bizi onayladı gece sonunda. Sercan bir ara gözlerimin dolduğunu falan söylese de ben inanmıyorum Sercan’a. Çok güzeldi kız sahnede. Volkan’ın çektiği 700′e yakın pozdan temiz 400 tanesinde bu kızı çektiğini söylersem anlarsınız herhalde.

Grup inanılmaz ve bazen de insanı sinir eden bir rahatlıkla çalıyordu sahnede. Viyolonsel çalan sarı saçlı abi, süper karizmasıyla ve elinde enstrümanla gitaristlerin yanına gelişleriyle acayip puan topladı. Gitar vokal Asis de özellikle Sercan’a şişmanların da karizma olabileceğini kanıtladı. Solo gitarist çizgi sakallarıyla bir garipti ama iyiydi. Davulcuları grubun en farklı görüntüye sahip üyesiydi. Ama iyi çaldı herif. Yalnız kick davulun tonunu gökgürültüsü gibi ayarlaması bir noktadan sonra ben de şu fikri uyandırdı: Bu davulla twin atarken ritim kaçırsan da çok belli olmaz. Bassçıyı çok beğendim. Adam acayip sevimli bir tipti, tam Alman’dı. Keman çalan iki hatundan bir tanesi neredeyse topuklarına değecek kadar uzun sarı saçlarıyla bizi aldı götürdü bu diyarlardan. Aklımıza Yüzüklerin Efendisi’ndeki Galadriel geldi lan. Bir acayip olduk. Volkan’ın dediğine göre piyano çalan takkeli amca süper sarhoştu.

Grup son parça olarak benim adını bildiğim o parça Awaking The Centuries’i çaldılar. Süper de çaldılar. Sonra grup sahneden indi gitti. Lan ne oluyo falan dedik önce. Sonra bari dışarıda kaçırmayalım derken gitar seslerini yeniden duymaya başladık. Grup tekrar sahneye çıktı. Vokal “sizi kandırdık ehe” vari bir konuşma yaptı. Çok hareketsiz ve tepkisiz olduğumuzu söyledi. Bir parça daha çaldılar. Bu sefer cidden indiler sahneden ve bu süper konser sona erdi.

Catalina'nın imzası

Konserden sonra bekleyip konserden önce bastırdığım posteri imzalattım elemanlara. Bir mutlu oldum ki sormayın sevgili okur.

Konserden ufak notlar vereyim:
:: Asis, grup üyelerini tanıttı performansın ortalarına doğru. O esnada çaldıkları parça Metallica‘nın Sad But True‘su oldu.
:: Bir yerde neden gaza gelmiyorsunuz gibisinden birşeyler söyleyip Slayer – South Of Heaven‘ın girişini çaldı, söylemeye başladı. Ama “Before you see the light, you must die” diyip bitirdi ve kendi parçalarına geçitler.
:: Bununla da kalmayıp Pantera‘dan da birşeyler çaldılar yine böyle. Onu da yarım kestiler.
:: Güven Erkin Erkal’ın söylediğine göre bu konser İstanbul’dakinden daha iyi olmuş. Hem samimi bir ortam hem de performans olarak.
:: Konserin sonunda kendi adıma yaptırdığım bir posteri imzalattım gördüğüm her elemanına. Süper oldu.
:: Yazı boyunca kullandığım görseller (poster imzası hariç) Volkan Vardar tarafından çekilmiştir.

kişi başına bin 370 kg petrol eşdeğeri birincil enerji tüketimi ile 69′uncu sırada yer alabildi

9 Mayıs Eskirock Metal Fest Vol. II

Sonbaharda yani 18 Ekim’de ilkini yaptığımız festivalin, ikincisini de geçtiğimiz 9 Mayıs günü yaptık sevgili okur. Bu yazıda da o gün olanları hem organizasyonu yapan kişi hem de bir müziksever gözüyle anlatacağım.

O gün saat 14.00 civarı Togay’la Volkan Karakedi Müzik’ten ekipmanları alıp getirdiler 222’ye. Bir önceki konserde çalıştığımız tonmaisterden farklı olarak bu sefer sağolsun başka bir arkadaş yardımcı oldu. Çok da iyi yaptı işini. Neyse, tonmaister mekana gelir gelmez hemen kurulmaya başlandı ekipmanlar. Davuldan sorumlu yaptığımız eleman gecikti biraz ama hızla kurdu onlarda. Ancak sonradan fark edecektik ki bu kurulum sadece kendi gruplarına has bir kurulummuş ve bizim için sıkıntı yaratacaktı.

Neyse, şehir dışından gelecek gruplar yavaş yavaş Eskişehir’e ulaşıp 222 Park’a gelmeye başladılar. Sağolsun Volkan’la Togay ilgilendiler bunlarla. O gün Halil ve ben biraz geç geldik çünkü okulda quiz ve sunumlarımız vardı. Davulda az önce bahsettiğim sıkıntılar yaşanacağı belli olunca ben ne olur ne olmaz diye kendi zillerimi getirmiş ve Karakedi Müzik’ten de ilave zil sehpası almıştım. İyi ki almışım.

Togay’la birlikte hemen Merchandise standımızı kurduk. Geçen seferdekinden daha güzel oldu bu sefer. Stantta gece Godspel, Sabhankra, Garmadh ve Fire and Forget gruplarının albümlerini satıldı. Ayrıca süper avantajlar sağlayan Eskirock Üye Kartı’da isteyenlere verildi. Bunlardan hariç bir de Buğra Toksoy’un Krevestreb Fanzin’ini sunduk. Kendisini kırmış ya da incitmiş olmalıyız ki silmiş arkadaşlarından :) Canı sağolsun.

Tüm hazırlıklar yapıldı ve kapı planlanandan yarım saat sonra açıldı. Sahneye ilk olarak yeni grup Anubis çıktı. Anubis grubunu sahnede izlemedim. Bir defa içeri geldiğimde We Will Rise’ı çaldıklarını anladım. Onunda davulları çok iyiydi. Vokalini cidden beğenemedim.

Bu gruptan sonra aslında sahneye Mosh çıkacaktı. Ancak gecikmeden dolayı Ankara’dan gelen dostlarımız Truck grubunun tren biletleri sıkıntıya girmesin diye 2. olarak sahneye Truck çıktı. Bu noktada Mosh grubunun vokalistine anlayışı ve özverisi için ayrıca teşekkür ederim. Önceki grubun ekipmanları sahneden sökülüp bu grubun kullanacakları takıldı. Yine bir zaman kaybı oldu. Truck’ı sahnede ilk defa dinleyecektim. Vokalleri Karahan’ı zaten biliyordum sahnede de izlemiştim. Ama özellikle Dağhan’ı merak ediyordum. Bence gayet iyiydiler. Pantera‘dan 5 Minutes Alone çaldılar ki ne çaldılar! Adamın gitar çalışı falan da gayet iyiydi. Truck cover ağırlıklı çaldı. Benim “benzinlik” dediğim parçalarını çaldılar ki süperdi. Ancak bir talihsizlik sonucu ki bunu da sonradan trampet sehpasından kaynaklandığını öğrendik, ayarlanırken nasıl gözden kaçmış bilmiyorum, grup çalarken trampetin alt derisi yırtıldı. Mecburen bir kesilme oldu. Ancak talihliymişiz ki imdada tonmaister abi yetişti. Hemen kendi ekipmanlarından bir trampet verdi. Biz de o esnada yırtılan derinin yenisini almak üzere Murat’ı Senkop Müziğe yolladık. Performansta 5 dakikalık bir duraksama olsa da grup aynı gazla 2 parça daha çaldı ve mükemmel bir şekilde sahneden indiler. Hepsine buradan emekleri için teşekkür ediyorum kendim ve organizasyon adına.

Truck grubunu uğurlarken Mosh sahneye çıktı. Burada da yine sahneye yeni baştan kurulum yapıldı. Mosh grubunu izlemedim. Bu arada konserden önce Kene grubundan bir elemanla sahneye çıkacaklarını söylemiştiler ve biz de o şekilde duyurmuştuk. Ancak öyle bir şey de olmamış. Bilgi vermediler, sebebini soranlar için söylüyorum.

Fire And Forget - Hande

Fire And Forget

Fire And Forget

Mosh’tan sonra benim acayip bir merakla beklediğim İzmirli dostlarımız Fire And Forget çıktı sahneye. Togay’ın grubu olmasından dolayı da ayrı bir sempati beslediğimiz grubun en dikkate değer özellikleri ise oryantal bir havası olması, bir hikayenin tümünü albümlerinde anlatması ve alışılmıştan farklı olarak bayan brutal vokal kullanmalarıdır. Introları başlayınca merakım iyice kabardı. Performans başlayıp Hande mikrofona haykırmaya başlayınca bu grubun iş yapacağını anladım ve işi gücü bırakıp oturup izledim. Grup zaten albüm kapaklarından şarkı sözlerine kadar Amerika’nın bu savaş ve işgal politikasını eleştirdiği için bir anda salondaki herkes aynı moda girdi. Handenin vokali olması gerektiği gibiydi. Yalnız solo gitaristleri çok iyiydi. Bu arada bas gitarı The Trusted’tan Tayfun çaldı. Davulda ise bugüne kadar gördüğüm en sakin, en rahat metal davulcusu vardı. Bu adamla arkadaş olacağım. Fire And Forget’in albüm lansman konseriydi bu konser ve bence gayet başarılıydı. Albümlerine de ilgi oldu. İnsanlar memnun kaldılar.

Godspel

Fire And Forget’ten sonra sahneye Godspelçıktı. Godspel konser öncesi özellikle davul ekipmanı konusunda sıkıntı yaşadı ancak tüm sıkıntıları çözmesini bildik. Kim olduğunu bilmediğim birkaç kendini bilmezin gruba sözle sataştığını, rockstar falan dediğini öğrendim sonradan grup haricindeki başka ağızlardan. İyi o gün o sinirle ve stresle ben duymamışım bu ‘gerçek metalcilerin’ satışmalarını. Neyse, Godspel tam bir lansman konserine yakışır biçimde hazırlıklarını yaparak sahneye çıktı. Çıkmadan önce sahnedeki davul ekipmanları sıfırdan kuruldu. Gruba olan ilginin büyük olduğunu biliyorduk ve biraz bunu performans esnasında da görecektik zaten. En süper metalciler ortamdan ayrıldıktan sonra,

Godspel - Yağız

grup son kontrollerini yaptı ve performansa başladı. Önceki performanslarından farklı olarak vokalistleri değişmişti. Yeni vokal Anıl’ı ben de dahil pek çok kişi başarılı buldu. Grup melodileri, soloları ve geçişleriyle yüzleri gülümsetti, tüyleri diken diken etti. Pek çok geçişlerinde daha parça devam ederken alkış aldılar, alkış sesleri parçayı bastırdı. Performansın ortalarında Ancient Love isimli parçalarında ciddi birkaç hata yapsalar da genel olarak performansları beğenildi. Grup sahneden indikten sonra insanlar grubun çıkardı Promo EP’yi satın almak için Merchandise standına koştular. Volkan, Halil, Togay ve ben söyleyebiliriz ki gecenin en iyi performanslarından birisiydi. Dinleyen kimse sıkılmadı.

Godspel sahneden indikten sonra sahneye çıkan gruplar arasında en deneyimli gruba sıra geldi. İstanbul’dan VOODOO MEDICINE! Grup en son çıktı. Takdir edersiniz ki seyirci sayısı epey azalmıştı ama inan bu beni mutlu etti sevgili okur. Çünkü bu kadar kaliteli bir müziği, bu kadar kaliteli bir performansı dinlemek için insanın bir şeyler feda etmesi gerekir, sabırlı olması gerekir bence. Aralarında benim de olduğum 50 kişilik bu sabırlı kitle son saniyesine kadar eğlendik. Hard Rock müziğin en gaz parçalarını birebire yakın kalitede çalan grup sahneden indiğinde inanın seyirciler üzerimize yürüdü inmesinler diye. Grup üyelerine ve aslında şehir dışından gelen tüm gruplarımızın üyelerine tekrar tekrar teşekkür etmek gerek. Hiçbir kapris çekmedik, hiç kimse sıkıntı yaratmadı. Voodoo Medicine’de gecenin şanssız gruplarındandı. Performansları başlamadan bass gitaristin gitarı bozuldu ve Godspel’den Ufuk’un gitarını aldı. Performans devam ederken davulcularının baget sıkıntısı oldu ama hemen hallettik. Voodoo Medicine’in internetten bulun profiline girip bakın. Adamlar sürekli bir yerlerde konserdeler. Ben şimdi anlıyorum neden olduğunu. Çünkü çok iyiydiler. Bu grubu metal grubu olarak değerlendirmiyorum. O yüzden gecenin en güzel performansı bu gruba aitti derken sakın beni yanlış anlamayın. Etkinlik aksaklık gedikliklere rağmen saat 01.30’u biraz geçe bitti.

Çekilişle iki şanslı Eskirock Üye Kartı sahibine Haggard Konseri bileti hediye ettik. Ayrıca kart sahibi tüm katılımcılar o gece evlerine 2.5 lira daha az bilet parası vermiş ve 3 grubun albümünü hediye almış olarak döndü.

Sıkıntılar oldu. Hem de ciddi sıkıntılar. Bu sebepten dolayı gece boyunca bize sıkıntı çıkartan, vaatlerini yerine getiremeyen gruplar ve kişilerle de bir daha çalışmama, çalıştırmama kararı aldık. Bir de konserden sonra birkaç kişinin Volkan’a ve bana yaptığı telkinlere uyarak bundan sonra grupları sahneye çıkarmak için muhakkak önceden dinleme kararı aldık. Böylelikle “Müzikalitesi olmayan grupları sahneye çıkarıp kaliteli müzik yapan insanları izlemeye mahkum etmeyin” diyen arkadaşımızın da temennisi gerçekleşmiş olacak.

Konsere katılım iyiydi. Geçen organizasyona göre katılım azdı ama konserin yarattığı kaynak ve etkilediği insan sayısı çok fazlaydı. Amacımıza ulaştık kısacası. Gece boyunca Volkan uzun süre sonra ilk defa fotoğraf çekti. Ayrıca Sercan’a ve Aygün’e de teşekkür ederim. Yakın dostumuz Serkan da Garmadh’a yaptığı inanılmaz 3 parça ile hem gönlümüzdeki yerini iyice sağlamlaştırdı hem de destek oldu. Çalışan herkese Alper‘e, Sercan’a, Koray’a, Merve’ye, Murat’a (adam ol), Savaşalp’e, Yunus’a, Halil kaptana, Togay’a (sen baya çalıyon), Volkan’a ve zerre kadar emeği geçen herkese teşekkür eder hepsini kucaklarım.

Ayrıca bu konser için sponsorlarımızı da unutmuyorum elbette. Karakedi Müzik, Hera Cafe‘ye en derin sevgi ve saygılarımla. Karakedi Müzik her daim ekipman tedarikçimiz olmuştur ve bugüne hep sorunsuz bir şekilde çalışmışızdır. Hera Cafe (Can Abi) ise neredeyse en büyük iş ortağımızdır. Özellikle ön satıştan çok fazla biletimizi satmıştır. Karşılıklı olarak sevgi ve saygımız her daim devam etmektedir.  Bir son teşekkürü de 222 Park’ta her daim bize destek ve yardımcı olan canımız ciğerimiz Özgür abimize ederek yazımı bitiriyorum.

Anubis -
Mosh – http://www.myspace.com/moshofficial
Truck – http://www.myspace.com/truckersfromhell
Fire And Forget – http://www.myspace.com/fireandforget_tr
Godspel – http://www.myspace.com/godspelband
Voodoo Medicine – http://www.myspace.com/voodoomedicine

NOT: Volkan’dan fotoğraflar gelmeye başladıkça güncelleyip yeniden yayınlayacağım bu yazıyı takip edin sevgili okur.

DÜZELTME 1: Büyük bir hayvanlık yaparak Alper’in adını yazmayı unutmuşum. Halbuki kendisi kapıda harikalar yarattı, üye karttı sattı. Bu can dostumdan çok ciddi özür diliyorum. Bu yaptığım yanlışın da bana bir 15 liralık karışık ızgara menüye mâl olacağını biliyor ve kabul ediyorum :)

5 Gündür Ne Yapıyorum?

Geçtiğimiz hafta cuma gününden beri Alper ve Emre‘de kalıyorum. Vizeler biter bitmez eşyalarımı toplayıp geçtim. Bu 5 gün herhalde hayatımdaki en yoğun zaman dilimlerinden birisiydi. Dolayısı ile yazacak o kadar çok şey birikti ki anlatamam. O sebepten dolaayı bu gecemi tüm bu yazıları yazmaya adıyorum sevgili okur. Yani bu yazıdan sonra şu yazıları okuyacaksın:

  • Dragon Yarışları 2. Antrenman ve Eleme Yarışı
  • Monitörüme böcek girmiş
  • II. Vizeler: 5N1K
  • Tez İçin Arazi Çalışması
  • Rainbow Cafe‘den mektup
  • Bahar Şenlikleri 2011
  • Eskirock Metal Fest Vol. II
  • Garmadh – Katastrope (Remastered Edition)
  • Godspel – Black Mirror

Bu arada saçlarım epey uzadı gibi sevgili okur. Hayatımda ilk defa bu kadar uzattım saçlarımı. Ancak halen çok şekilsiz duruyor saçlarım. Saç uzatanların da yakından bildiği o döneme girdim. O yüzden bere taşıyorum yanımda sırf sabahları falan saçlarım kırılsın, yağlansın da biraz daha düzgün dursun diye.

Endüstriyel metal” kavramını düşünüyorum kafamda ancak pek de bir şey çağrıştırmıyor kafamda sevgili okur. Yani endüstriyel metal grupları arasında bir bağdaştırma, benzerlik arayışına giriyorum ama nafile.

Dream Theater‘ın eski davulcusu Mike Portnoy salaklık edip gruptan ayrılınca grup da yeni bir davul arayışına girmiş. Üstelik bulmuşlar da. Üstelik bunu da 3 bölümlük bir dizi halinde internete koymuşlar. Üstelik ben de bu yirmişer dakikalık 3 videoyu high definition olarak indiriyorum!

Yazacak çok şey birikti.