Etiket Arşivi: koray

Cenk Önsoy’u Takip Etmek

Her biri farklı konular üzerine olan ve bu anlamda farklı hedef kitleleri de yaratabilmiş bir takım internet siteleri topluluğu oluşturmuş arkadaşım Cenk.

Elbette burada hepsini anlatmayacağım. Ama önceki gün yolladığı son çalışmasını çok beğendim ve sizlerle paylaşacağım.

Aslında bu çalışma başka bir çalışmadan alıntı. İngilizce versiyonunu görmüştüm ama Türkçe’sini de Cenk bizlere kazandırmış oldu. Aşağıdaki linke tıklayıp siteye girin. Komutlar zaten sizi yönlendirecektir.

http://sakinbiryeristiyorum.cenkonsoy.com/

Karikatür Muhabbeti

Son dönem de iyice popüler olmaya başlayan ve açıkçası epey de vakit geçirten karikatür – komedi sitelerinin bir örneğini de Cenk hazırlamış. Karikatür Muhabbeti isimli bu çalışmanın diğelerinden farkı ise siteyi sadece klavye kullanarak yönetebiliyor olmanız! Bu harika!

http://karikatur.cenkonsoy.com/

Maskenin arkasına saklanmak

Bir adamı takip etmeye başladığımda en ilgimi çeken yönü de fotoğraflar oluyor sevgili okur. Bu sefer de şanlıyım ki Cenk fotoğraf ve illüstrasyon ile uğraşıyor. Dolayısı ile bakacak ve incelenecek işleri çoğunlukta. Fotoğrafçıların kendilerine bir portfolyo oluşturup işlerini bu şekilde paylaşmalarını hep takdir etmişimdir. Cenk’in işlerinde en hoşuma giden yan tarafa koyduğum çalışmadır. Buradaki fikir gerçekten harika. Bu arada çalışmada gördüğünüz surat da içimizde Alper kardeşimden sonra en yakışıklımız olan Koray kardeşime aittir.

http://photography.cenkonsoy.com/portfolio

Son olarak şöyle de bir videosu var ki tadından yenmiyor :)

Mezun Oldum!

İki günlük sevinç gösterisinden sonra nihayet yazabiliyorum. Bu başlığı atabilmeyi tam 4 senedir bekliyordum lan! Evet, 20 ocak 2012 cumartesi günü, Anadolu Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü‘nden teorik olarak mezun oldum. Diplomamı falan daha almadım ama.

1. Sınıfta ben

Bu yazı sizlere benim normalde 8 dönem yani dört sene ama benim için 9 dönem süren Çevre Mühendisliği eğitimim hakkında bilgi vermek için hazırlanmıştır. İçerisinde çeşitli bilgi ve değerlendirmeler olacaktır. İlk olarak bu 9 dönem ve 4 yaz okulu boyunca aldığım dersleri listeledim aşağıya. Dersin adının önünde yazan kredisidir. Üzeri kırmızı ile çizgiliyse o dönem o dersten kalmışım demektir. Eğer dersin adı koyu ile yazılı ise o dersi AA ya da AB ile geçmişim demektir.

2007-2008 Güz Dönemi

  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Lanet ders.
  • 3,0    Technical Eng.I (Tek.İng.I): Ozan Hoca ile bu ders sayesinde tanıştım.
  • 6,0    Fizik I: Fizikten zaten nefret ederdim, bu dersle nefretim tavan yaptı.
  • 1,5    Fizik Laboratuvarı I: Resmen bir kabustu. Asistanlar bize pislikmişiz gibi davranıyorlardı.
  • 6,0    General Chemistry I( Genel K.): Eftade Hoca ile tanışma sebebimdir. Kimyayı hep sevmişimdir.
  • 2,0    Kültürel Etkinlikler: Hayatımın en kültürel dönemidir.
  • 4,0    Türk Dili: İhsan Oktay Anar‘ı bu ders sayesinde tanıdım.
  • 2,0   Atatürk İlke. ve İnk. Tar. I: Tarihi hep severdim, yine sevdim. Şaduman Halıcı‘ya hayran oldum.

2007-2008 Bahar Dönemi

  • 3,0 Introduction To Environmental Eng.: Garip bir dersti ama sevmiştim.
  • 6,0    Fizik II: Fizikten tamamen soğumuştum. Lanet etmiştim.
  • 1,5    Fizik Laboratuvarı II: Kabus Part. II idi. Gene aynı davranışlara maruz kalıyorduk.
  • 1,5    General Chemistry Laboratory: Çok sakardım lan ben.
  • 6,0  General Chemistry II(Genel K.): Kimyayı hep sevdim. Bu biraz zordu ama.
  • 4,5  Teknik Resim: Zakir Poyraz hocamın ellerinden öperim. Gayet keyifle geçtim bu dersi.
  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Ucu ucuna kalmıştım.
  • 2,0   Atatürk İlke. ve İnk. Tar. II: Şaduman Hoca bir efsanedir. Tarih II ise daha keyiflidir.
  • 4,5    Bireylerarası İletişim: Bu dersi AA ile geçmek hiç de zor değildi. Taa ki o talihsiz ana dek.

2007-2008 Yaz Dönemi

  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Param boşa mı gitti lan diye üzülmüştüm.

2. Sınıfta Alper ben Emre

2008-2009 Güz Dönemi

  • 2,0  Türk Sanat Müziği: Danyal Mantı hocamıza buradan sevgiler. Sağolsun varolsun.
  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): İllallah dedim!
  • 4,5    Fundamental of Infor.Tech: Hehe çok kolaydı lan :)
  • 2,0    Technical English II (Tek.İng.: Evet, yavaş yavaş mühendis mi olıuyorum sorusunu sormaya başlamıştım.
  • 3,0  Çevre Kimyası Laboratuvarı I: İşte. İşte benim en sevdiğim derslerden birisi. O raporlar meğer gelecek yılların habercisiymiş.
  • 4,5    Çevre Kimyası I: Çok iyi, çok sıkıntısız geçtim. Savaş Hoca‘ma saygılarımı iletiyorum.
  • 3,0  Economics (Genel İktisat): Mükemmel bir ders daha. Halen aklımdadır hocanın verdiği örnekler.
  • 3,5   Materials Science: Emrah Hoca bu okuldaki en kral hocalardan birisidir.
  • 3,0    Topluma Hizmet Uygulamaları: 100′den değil de 90′dan AA aldığıma üzüldüğüm tek derstir.

Topluma Hizmet Uygulamaları dersi için şarkı hazırlarken

2008-2009 Bahar Dönemi

  • 4,5    Çevre Mikrobiyolojisi: Mikrobiyolojiyi seviyorum.
  • 2,5  Çevre Mikrobiyolojisi Lab.: Mikrolaboratuvarını da sevdim. Yalnız bir kere hasta oldum Eşerşiya yiyerek.
  • 4,5   Environmental Chemistry II: Bu dersin kitabını çok severdim garip bir şekilde.
  • 3,0 Environ. Chemistry Lab. II: Laboratuvarları hep sevmişimdir. Bunu da sevdim.
  • 4,5    Ekoloji: Arzu Hoca ile tanışmamı sağlayan ders.
  • 4,5  Statics Strength of Materials: Turgut‘un çok büyük desteği ile geçtim. İlk vizeden sıfır alıp ikincisinden 60 alıp da geçtim.
  • 4,5 Linear Algebra and Numerical Methods: Ucu ucuna tırmalayarak, ite kaka geçtim. Ama geçtim! Erdem Hoca ile bu derste ilk defa tanıştık.

2008-2009 Yaz Dönemi

  • 6,0   Fizik II: Metin Hoca‘nın sayesinde fiziğe yeniden saygı duydum.
  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Sedat Hoca kraldır.
3. Sınıfta Murat ile girdiğimiz seçim

3. Sınıf Matra Projesi toplantısı

2009-2010 Güz Dönemi

  • 3,5   Computer Program. in Engineering: Matlab‘ı çok sevdim, çok  da rahat geçtim.
  • 6,0  Unit Operations and Proces. I: Çok zor geldi, öyle böyle zor gelmedi yani.
  • 4,0   Su ve Toprak Kirliliği: Serdar Hoca‘yı işte bu derste sevdim.
  • 3,0   Temel İşlemler ve Süreç. Lab.I: Laboratuvarları çok sevdim. Bu laboratuvar epey zorladı ama geçtim.
  • 3,0   Fotoğrafçılık: Güzel bir ders, tavsiye ederim.
  • 4,5  Hidroloji: Malesef bu derste birşey öğrenemedim. Ucu ucuna ancak geçebildim.
  • 6,0 Akışkanlar Mekaniği: Mantığını çözdüğümde final sınavı bitmişti.
  • 4,0    Almanca I: Sertan Gür‘ü bu sayede tanıdım. Ich bin Mesut.

Volkan'la birlikte aldığımız yegane ödül

2009-2010 Bahar Dönemi

  • 4,5    Su Temini ve Atıksu Uzaklaştırma: Yılmaz Muslu ve kitapları.
  • 3,0 Temel İşlem. ve Süreç. Lab. II: Efsane olup zirvede bıraktım, laboratuvar defterini kapattım.
  • 4,5 Air Pollution (Hava Kirliliği): Hava derslerini çok zor anlayabildiğimi keşfettim.
  • 4,5   Çevre Mühendis. Bilişim Tekno.: Serdar Hoca’dan tez almaya bu ders sayesinde karar verdim.
  • 4,5  Enerji Üretiminden Kaynaklanan Çevre Sorunları: Okul hayatım boyunca aldığım en iyi derslerden biriydi. Çok araştırıp çok şey öğrendim.
  • 3,0    İstatistik: Zorlanırım diye korkuyordum ama rahat geçtim.
  • 4,5   Termodinamik: Çok zor oldu ama geçebildim. Tabloların hastası oldum. Ayrıca Yunus Çengel‘in kitabına da hayran oldum.
  • 6,0    Temel İşlemler ve Süreçler II: Çok ağır geldi. Acayip geldi bu ders.

3. Sınıf Yaz Okulu Savaşalp Volkan Seval

2009-2010 Yaz Dönemi

  • 7,5    Calculus II (Genel Mat. II): Yazık oldu. Üzüldüm.

4. Sınıfın en yoğun zamanları

2010-2011 Güz Dönemi

  • 6,0  Unit Operations and Proces. I: Zorlandım ama affetmedim, çaat diye geçtim.
  • 6,0  Akışkanlar Mekaniği: Mantığını anladığımı söylemiştim. Rahat geçtim.
  • 6,0    Katı Atık Yönetimi: İşte en zorlayıcı ama bana en faydalı olan derslerden biri daha. Çok iyi bir deneyim oldu bana.
  • 4,5  Air Pollution Control: Hava derslerini anlayamadığımı keşfettim. Ama suç kitaptaydı ben de değil.
  • 4,0    Su Arıtımı Projesi: Zevkli derslerden birisiydi. Yusuf Hoca‘ya baba demeye başladık.
  • 4,5    Environmental Modelling: İlk vizeden 20 alıp ikinci vizeden 85 aldım. Öyle geçtim.
  • 3,5    Wastewater Engineering: Ben sevdim bu dersi sizi bilemem.
  • 3,0    Çevre Müh. Bitirme Projesi I: Hehe.
  • 3,0  Küçük Ölçekli Atıksu Arıtma Sistemleri: Bir diğer faydalı seçmelilerdendi bu ders de. Herkese tavsiye ederim.

Volkan ve Savaşalp

2010-2011 Bahar Dönemi

  • 4,5  Differential Equations): Tek seferde çaatt diye geçtim. Laplace ve Yılmaz Dereli sağolsun.
  • 6,0    Temel İşlemler ve Süreçler II: Affetmedim bu sefer. Çok onurlu geçtim.
  • 4,0    Atıksu Arıtımı Projesi: Bu ders de iyiydi.
  • 6,0   Çevre Yönetimi: Proje kısmı çok zorladı. Arcgis öğrendik biraz da, o açıdan iyiydi.
  • 3,5  Tehlikeli Atık Yönetimi: Fena değildi. Ama Katı Atık kadar sevemedim.
  • 3,0    Suların Yeniden Kullanımı: Kolay bir dersti. İkili dağıtım sistemi mantığını aklıma soktu.
  • 6,0    Çevre Müh. Bitirme Projesi II: Hahaha.
  • 4,5  Computer Aided Engineering Design: Kesinlikle alınması gereken bir ders. Otoket herkese lazım.
  • 4,5    Çevre Politikaları: Ethem Torunoğlu‘nu tanıma şansını elde ettim.

2010-2011 Yaz Dönemi

  • 7,5    Calculus II (Genel Mat. II): Ölüyordum az daha. havale geçirdim.

2011-2012 Güz Dönemi

  • 7,5    Calculus II (Genel Mat. II): Efsane oldum.

Buradaki tabloya baktığımda en başarılı yılımın son sınıf olduğu görülüyor. Hatta öyle ki son sınıfın ikinci dönemini 3.06 ortalama ile bitirmişim. O yaz Calculus II’den kalmasaymışım Onur Belgesi bile alabiliyormuşum. Her sene yaz okuluna gelmişim ama bir tek ikinci sınıfın yaz okulunun faydasını görmüşüm. Calculus I ve Fizik II derslerini bu yaz vermişim. Ayrıca ilk stajımı da o yaz yapmıştım. Son stajımı da 4. sınıfın yazında yapmıştım. Arkadaşlara tavsiyem stajlarını 2. ve 3. sınıfın yaz aylarında yapmalarıdır. Son senelerini mezuniyet telaşına bıraksınlar.

Bu dört yılda beni zorlayan dersler Calculus I, Calculus II, Temel İşlemler I ve Temel İşlemler II olmuştur. Bu dört ders benim dengemi o dönemlerde altüst etmiştir.

Serdar Hocamızla

Aşağı yukarı her hocamla aram çok iyidir. Her birine burada saygı ve sevgilerimi iletiyorum. Ancak danışman hocam olması sebebiyle Ülker Hoca‘nın, sonsuz yardımlarından dolayı Ozan Hoca’nın, yapı olarak çok benzediğimizi düşündüğüm için Serdar Hoca’mın yeri bende çok ayrıdır. Müfide Hoca‘nın da kimsenin açıkça dile getirmediği herşeyi üzerine basa basa söylemekten hiç çekinmediği ve mesleğimizi bu kadar savunduğu için yeri ayrıdır. Bölümümüzde

Ozan Hocamızla

istisnasız tüm hocalarımı sever, saygı duyarım. Şu dört senede en az sevdiğim dersler Fizik I, Fizik II, Calculus I, Calculus II, Hidroloji, Bireylerarası İletişim ve Hava Kirliliği Kontrolü dersleridir. Bu dersleri sevemeden geçtim. Kendimi olayın tamamen dışında hissettiğim tek ders ise Diferansiyel Denklemler dersi olmuştur. Zaman zaman Hava Kalitesi Kontrol dersinde de bu şekilde hissettiğim anlar oldu.

Bu dört yılda en keyif alarak geçtiğim dersler bitirme tezi, Katı Atık Yönetimi, Çevre Yönetimi’nin proje kısmı, Temel İşlemler Laboratuvarı II’nin projesi, Fotoğrafçılık, Almanca I, İnkilap Tarihi I ve II, Türk Dili, Teknik Resim, Temel Bilgi Teknolojileri, Türk Sanat Müziği, İktisat, Topluma Hizmet Uygulamaları, Mühendislikte Bilgisayar Uygulamaları, Bilgisayar Destekli Tasarım, Enerji Üretiminden Kaynaklanan Çevre Sorunları dersleri oldu. Unuttuğum bir iki ders olabilir.

Eğitimimi su konuları ağırlıklı olarak aldım. Tezimi de yine su ile çalışarak yaptım. Dolayısı ise sucu oldum. Sucu olmasam belki Katı Atık konularıyla çalışabilirdim.

2009 Bahar Şenliği

Okuldaki 5 senemde de Bahar Şenlikleri‘ne katıldım. Bunların son 3 senesinde çeşitli aksiyonlara girdik. Eğlendik epey. 201120102009 Son yılımızda yaptığımız tramvay halen bölümde durur :)

Beş buçuk yıllık üniversite hayatımın en süper zamanı hazırlık zamanıydı. Bir yıl boyunca hiçbir şey yapmadım. Hiçbir şey yapmadım diyorum! En zor ve

2010 Bahar şenliği: Sercan Merve ben

sıkıntılı zamanı da dördüncü sınıf zamanıydı. Çünkü zaten zor olan dördüncü sınıf derslerine ilaveten alttan Temel İşlemler ve Süreçler dersi ile Akışkanlar Mekaniği dersleri alıyordum. Yaz geldiğinde zihnen ve bedenen bitmiş tükenmiş durumdaydım.

2011 Bahar Şenliği Seda Ben Tramvay Alper Ahmet

Ben Akif Hoca Alper Volkan

Asistanlarımızın hepsi ile aram iyi olmuştur. Ancak halen daha Akif Hoca‘nın yeri bende ayrıdır. Hatta Alper’de de ayrıdır. Akif Hoca bizim Akif Abi’mizdir.

Bizim dönemin tek derli toplu fotoğrafı

Dört yıl içinde teknik gezilerimiz de oldu elbette. Bunlar içerisinde en iyileri İzaydaş Teknik Gezisi ile barajlara yaptığımız teknik gezi oldu.

Dört yılda en çok utandığım an Tehlikeli Atık vizesinden 5 aldığım zaman ile Kimya II dersinde Eftade Hoca’nın yerine o derslik Malzeme Mühendisliği’nden gelen bir hocanın bana kızması oldu. Öldüm yerin dibine geçtim.

2011 Mezuniyet Emre Turgut Ben Alper En İyi haber fotoğrafı ödülü.

En mutlu olduğum an ise Alper ve Emre ile birlikte Çevre Yönetimi dersinin sunumunda birinci olduğumuz an oldu. Emre’yi o kadar mutlu ve kontrolden çıkmış olarak görebileceğim bir başka an daha yoktur. Öğrenciliğimizin en mutlu dönemleri Alper, Selma ve Emre ve Turgut’la kantinde langırt oynadığımız zamanlardı. İş yükü olarak en yoğun olduğumuz zaman dördüncü sınıfın ikinci döneminde ilk vizelerden sonraki dönemdi. Benim moral olarak en bitik olduğum zaman dördüncü sınıfın yaz okulu zamanıdır.

2006 Yılı Hazırlık Ergin Ben Mert

Üniversite hayatımın en eski arkadaşları sırasıyla Mert, Ergin ve Volkan’dır. Birinci sınıfta da Alper’le tanıştım. İkinci sınıfta da Sercan’la ve Koray’la tanıştım. Sercan o zaman şişmandı.

Çevre Mühendisliği eğitimi öyle akılsız salakların söylediği “çevrede okusam 5 ortalama yaparım” gibi birşey değilmiş bunu gördüm sevgili okur. Zor yani hakikaten emek istiyor, hata kabul etmiyor. Sürekli çalışman lazım. Boşlasan olmuyor, bir vizeden düşük alsan sıkıntı oluyor, üstelik bizim bölümde devamsızlık da çok ciddi sorun. Adamın gözünün yaşına bakmıyor.

Mezuniyet için 240 kredi gerekiyor. Benim 255 kredim var. Bunu da ekstradan aldığım seçmelilere borçluyum. Evet, ben mezun oldum. Vatana millete hayırlı olsun.

Halkı selamlayarak bitiriyorum.

Yazdığım uzun yazılardan birisi oldu bu farkındayım. Hepsini okuyana da helal olsun :) Yorum olarak hepsini okudum yazan ilk beş kişiye Proofhead My Resort kupası vereceğim. Buraya kadar sıkılmadan okuyan eşe dosta okura sonsuz teşekkürler.

EKLEME: Facebook’tan da sevincime ortak olan herkese teşekkürler.

Herkes sağolsun varolsun

Proofhead FM, Ejderhalar, İtalya Filmi

İtalya dönüşü epey bir sıkıştı yine iş güç sevgili okur. Yapılması gereken çok fazla iş, çekilmesi gereken çok fazla dert var yine. Ama bu sıkışıklıkta dahi yine de kendime vakit ayırmaya önem veriyorum.

İtalya’dan geldiğim gün 1 TB‘lık harddiskimin çöktüğünü gördüm. İçerisindeki yüzlerce albüm gitmiş, binlerce klibim yalan olmuştu. Aşağı yukarı beş gündür parça parça da olsa bu albüm ve klipleri toparlamaya çalıştım yedeklerden. Ancak henüz yedeklemediğim bir klasörüm vardı. İçerisinde de yaptığımız işlerin tasarım dosyaları vs duruyordu. O klasörün gitmesi beni mahvetti. Neyse, yavaş yavaş da olsa telafi ediyorum.

FlatCast

Bir süredir 20 kadar arkadaşımla oluşturduğum bir sms listesinden şarkı isimleri paylaşıyorum. Bunu da bir radyo formatında yapıyorum. Komik oluyor bazen, bazen can sıkıcı oluyor, bazen listedekilerin de istek parça istediği falan oluyor. Listedekiler demişken kim bunlar hemen hatırlayalım: Alper, Ender, Erol, Sercan, İlker, Koray, Levent, Murat, Mustafa, Savaşalp, Ahmet, Merve, Aslan, Cihan, Ezgi, Halil, Orcan, Özge, Seval, Anıl ve Togay kardeşim. Uzun ama epey uzun süredir aklımda olan hatta bir ara Eskirock için denediğimiz ama sora bıraktığımız şu radyo yayını olayına girebilir miyim diye bir araştırma yaptım. Çok kısa sürede ücretsiz yayın yapmanıza izin veren bir siteye kayıt olup, yapmak istediğim şeyi yapabildiğimi gördüm. Yani bilgisayarımdan yaptığım yayını diğer bilgisayarımdan dinleyebildim :) Güzel oldu.

Ancak bazı sorunlarım var. Birincisi dinleyiciler bir eklenti kurmak zorundalar. İkincisi ise yayın kalitesi birazcık düşük. Her neyse, şimdi bir kamuoyu yoklaması yapıp belki de haftanın bir günü birkaç saatlik radyo programları yapabilirim. Eğlenceli olur. Çok fazla kişinin dinlemesine de gerek yok üstelik. SMS radyomdan takip eden kişiler ve belki birkaç kişi daha fazlası yeter de artar bile :)

Ejderhalar dedim. Dünya üzerinde bir ejderhanın yaşabilmiş olma ihtimali var mıdır acaba? Olsa süper olurmuş. Neyse, blogun üzerindeki reklam banner’ına güzel bir ejderha koyayım diyorum. Aslında kararsızım. Belki de kolaj yapmalıyım çeşitli fotoğraf ve çizimlerden. Bu konuda yardım bekliyorum. Bana 990×180 piksel genişliğinde bir görsel lazım.

Hayır, İtalya'da Pisa Kulesi'ni görmedim.

Ve İtalya filmi demişim. İtalya’da elbette videolar da çektim. Bunların çoğunun arka planında ben konuşuyorum. Ama kendi sesim bana çok komik geliyor sevgili okur. Bu video blog olayını da o yüzden bir türlü cesaret edip koyamıyorum. Neyse, bu İtalya’da çektiğim videolardan kısım kısım alıp Hope To Find‘ın bir şarkısının altına ekleyeyim diyorum. Ne yaparım, nasıl yaparım bilmiyorum. Deneyeceğim bakalım.

9 Mayıs Eskirock Metal Fest Vol. II

Sonbaharda yani 18 Ekim’de ilkini yaptığımız festivalin, ikincisini de geçtiğimiz 9 Mayıs günü yaptık sevgili okur. Bu yazıda da o gün olanları hem organizasyonu yapan kişi hem de bir müziksever gözüyle anlatacağım.

O gün saat 14.00 civarı Togay’la Volkan Karakedi Müzik’ten ekipmanları alıp getirdiler 222’ye. Bir önceki konserde çalıştığımız tonmaisterden farklı olarak bu sefer sağolsun başka bir arkadaş yardımcı oldu. Çok da iyi yaptı işini. Neyse, tonmaister mekana gelir gelmez hemen kurulmaya başlandı ekipmanlar. Davuldan sorumlu yaptığımız eleman gecikti biraz ama hızla kurdu onlarda. Ancak sonradan fark edecektik ki bu kurulum sadece kendi gruplarına has bir kurulummuş ve bizim için sıkıntı yaratacaktı.

Neyse, şehir dışından gelecek gruplar yavaş yavaş Eskişehir’e ulaşıp 222 Park’a gelmeye başladılar. Sağolsun Volkan’la Togay ilgilendiler bunlarla. O gün Halil ve ben biraz geç geldik çünkü okulda quiz ve sunumlarımız vardı. Davulda az önce bahsettiğim sıkıntılar yaşanacağı belli olunca ben ne olur ne olmaz diye kendi zillerimi getirmiş ve Karakedi Müzik’ten de ilave zil sehpası almıştım. İyi ki almışım.

Togay’la birlikte hemen Merchandise standımızı kurduk. Geçen seferdekinden daha güzel oldu bu sefer. Stantta gece Godspel, Sabhankra, Garmadh ve Fire and Forget gruplarının albümlerini satıldı. Ayrıca süper avantajlar sağlayan Eskirock Üye Kartı’da isteyenlere verildi. Bunlardan hariç bir de Buğra Toksoy’un Krevestreb Fanzin’ini sunduk. Kendisini kırmış ya da incitmiş olmalıyız ki silmiş arkadaşlarından :) Canı sağolsun.

Tüm hazırlıklar yapıldı ve kapı planlanandan yarım saat sonra açıldı. Sahneye ilk olarak yeni grup Anubis çıktı. Anubis grubunu sahnede izlemedim. Bir defa içeri geldiğimde We Will Rise’ı çaldıklarını anladım. Onunda davulları çok iyiydi. Vokalini cidden beğenemedim.

Bu gruptan sonra aslında sahneye Mosh çıkacaktı. Ancak gecikmeden dolayı Ankara’dan gelen dostlarımız Truck grubunun tren biletleri sıkıntıya girmesin diye 2. olarak sahneye Truck çıktı. Bu noktada Mosh grubunun vokalistine anlayışı ve özverisi için ayrıca teşekkür ederim. Önceki grubun ekipmanları sahneden sökülüp bu grubun kullanacakları takıldı. Yine bir zaman kaybı oldu. Truck’ı sahnede ilk defa dinleyecektim. Vokalleri Karahan’ı zaten biliyordum sahnede de izlemiştim. Ama özellikle Dağhan’ı merak ediyordum. Bence gayet iyiydiler. Pantera‘dan 5 Minutes Alone çaldılar ki ne çaldılar! Adamın gitar çalışı falan da gayet iyiydi. Truck cover ağırlıklı çaldı. Benim “benzinlik” dediğim parçalarını çaldılar ki süperdi. Ancak bir talihsizlik sonucu ki bunu da sonradan trampet sehpasından kaynaklandığını öğrendik, ayarlanırken nasıl gözden kaçmış bilmiyorum, grup çalarken trampetin alt derisi yırtıldı. Mecburen bir kesilme oldu. Ancak talihliymişiz ki imdada tonmaister abi yetişti. Hemen kendi ekipmanlarından bir trampet verdi. Biz de o esnada yırtılan derinin yenisini almak üzere Murat’ı Senkop Müziğe yolladık. Performansta 5 dakikalık bir duraksama olsa da grup aynı gazla 2 parça daha çaldı ve mükemmel bir şekilde sahneden indiler. Hepsine buradan emekleri için teşekkür ediyorum kendim ve organizasyon adına.

Truck grubunu uğurlarken Mosh sahneye çıktı. Burada da yine sahneye yeni baştan kurulum yapıldı. Mosh grubunu izlemedim. Bu arada konserden önce Kene grubundan bir elemanla sahneye çıkacaklarını söylemiştiler ve biz de o şekilde duyurmuştuk. Ancak öyle bir şey de olmamış. Bilgi vermediler, sebebini soranlar için söylüyorum.

Fire And Forget - Hande

Fire And Forget

Fire And Forget

Mosh’tan sonra benim acayip bir merakla beklediğim İzmirli dostlarımız Fire And Forget çıktı sahneye. Togay’ın grubu olmasından dolayı da ayrı bir sempati beslediğimiz grubun en dikkate değer özellikleri ise oryantal bir havası olması, bir hikayenin tümünü albümlerinde anlatması ve alışılmıştan farklı olarak bayan brutal vokal kullanmalarıdır. Introları başlayınca merakım iyice kabardı. Performans başlayıp Hande mikrofona haykırmaya başlayınca bu grubun iş yapacağını anladım ve işi gücü bırakıp oturup izledim. Grup zaten albüm kapaklarından şarkı sözlerine kadar Amerika’nın bu savaş ve işgal politikasını eleştirdiği için bir anda salondaki herkes aynı moda girdi. Handenin vokali olması gerektiği gibiydi. Yalnız solo gitaristleri çok iyiydi. Bu arada bas gitarı The Trusted’tan Tayfun çaldı. Davulda ise bugüne kadar gördüğüm en sakin, en rahat metal davulcusu vardı. Bu adamla arkadaş olacağım. Fire And Forget’in albüm lansman konseriydi bu konser ve bence gayet başarılıydı. Albümlerine de ilgi oldu. İnsanlar memnun kaldılar.

Godspel

Fire And Forget’ten sonra sahneye Godspelçıktı. Godspel konser öncesi özellikle davul ekipmanı konusunda sıkıntı yaşadı ancak tüm sıkıntıları çözmesini bildik. Kim olduğunu bilmediğim birkaç kendini bilmezin gruba sözle sataştığını, rockstar falan dediğini öğrendim sonradan grup haricindeki başka ağızlardan. İyi o gün o sinirle ve stresle ben duymamışım bu ‘gerçek metalcilerin’ satışmalarını. Neyse, Godspel tam bir lansman konserine yakışır biçimde hazırlıklarını yaparak sahneye çıktı. Çıkmadan önce sahnedeki davul ekipmanları sıfırdan kuruldu. Gruba olan ilginin büyük olduğunu biliyorduk ve biraz bunu performans esnasında da görecektik zaten. En süper metalciler ortamdan ayrıldıktan sonra,

Godspel - Yağız

grup son kontrollerini yaptı ve performansa başladı. Önceki performanslarından farklı olarak vokalistleri değişmişti. Yeni vokal Anıl’ı ben de dahil pek çok kişi başarılı buldu. Grup melodileri, soloları ve geçişleriyle yüzleri gülümsetti, tüyleri diken diken etti. Pek çok geçişlerinde daha parça devam ederken alkış aldılar, alkış sesleri parçayı bastırdı. Performansın ortalarında Ancient Love isimli parçalarında ciddi birkaç hata yapsalar da genel olarak performansları beğenildi. Grup sahneden indikten sonra insanlar grubun çıkardı Promo EP’yi satın almak için Merchandise standına koştular. Volkan, Halil, Togay ve ben söyleyebiliriz ki gecenin en iyi performanslarından birisiydi. Dinleyen kimse sıkılmadı.

Godspel sahneden indikten sonra sahneye çıkan gruplar arasında en deneyimli gruba sıra geldi. İstanbul’dan VOODOO MEDICINE! Grup en son çıktı. Takdir edersiniz ki seyirci sayısı epey azalmıştı ama inan bu beni mutlu etti sevgili okur. Çünkü bu kadar kaliteli bir müziği, bu kadar kaliteli bir performansı dinlemek için insanın bir şeyler feda etmesi gerekir, sabırlı olması gerekir bence. Aralarında benim de olduğum 50 kişilik bu sabırlı kitle son saniyesine kadar eğlendik. Hard Rock müziğin en gaz parçalarını birebire yakın kalitede çalan grup sahneden indiğinde inanın seyirciler üzerimize yürüdü inmesinler diye. Grup üyelerine ve aslında şehir dışından gelen tüm gruplarımızın üyelerine tekrar tekrar teşekkür etmek gerek. Hiçbir kapris çekmedik, hiç kimse sıkıntı yaratmadı. Voodoo Medicine’de gecenin şanssız gruplarındandı. Performansları başlamadan bass gitaristin gitarı bozuldu ve Godspel’den Ufuk’un gitarını aldı. Performans devam ederken davulcularının baget sıkıntısı oldu ama hemen hallettik. Voodoo Medicine’in internetten bulun profiline girip bakın. Adamlar sürekli bir yerlerde konserdeler. Ben şimdi anlıyorum neden olduğunu. Çünkü çok iyiydiler. Bu grubu metal grubu olarak değerlendirmiyorum. O yüzden gecenin en güzel performansı bu gruba aitti derken sakın beni yanlış anlamayın. Etkinlik aksaklık gedikliklere rağmen saat 01.30’u biraz geçe bitti.

Çekilişle iki şanslı Eskirock Üye Kartı sahibine Haggard Konseri bileti hediye ettik. Ayrıca kart sahibi tüm katılımcılar o gece evlerine 2.5 lira daha az bilet parası vermiş ve 3 grubun albümünü hediye almış olarak döndü.

Sıkıntılar oldu. Hem de ciddi sıkıntılar. Bu sebepten dolayı gece boyunca bize sıkıntı çıkartan, vaatlerini yerine getiremeyen gruplar ve kişilerle de bir daha çalışmama, çalıştırmama kararı aldık. Bir de konserden sonra birkaç kişinin Volkan’a ve bana yaptığı telkinlere uyarak bundan sonra grupları sahneye çıkarmak için muhakkak önceden dinleme kararı aldık. Böylelikle “Müzikalitesi olmayan grupları sahneye çıkarıp kaliteli müzik yapan insanları izlemeye mahkum etmeyin” diyen arkadaşımızın da temennisi gerçekleşmiş olacak.

Konsere katılım iyiydi. Geçen organizasyona göre katılım azdı ama konserin yarattığı kaynak ve etkilediği insan sayısı çok fazlaydı. Amacımıza ulaştık kısacası. Gece boyunca Volkan uzun süre sonra ilk defa fotoğraf çekti. Ayrıca Sercan’a ve Aygün’e de teşekkür ederim. Yakın dostumuz Serkan da Garmadh’a yaptığı inanılmaz 3 parça ile hem gönlümüzdeki yerini iyice sağlamlaştırdı hem de destek oldu. Çalışan herkese Alper‘e, Sercan’a, Koray’a, Merve’ye, Murat’a (adam ol), Savaşalp’e, Yunus’a, Halil kaptana, Togay’a (sen baya çalıyon), Volkan’a ve zerre kadar emeği geçen herkese teşekkür eder hepsini kucaklarım.

Ayrıca bu konser için sponsorlarımızı da unutmuyorum elbette. Karakedi Müzik, Hera Cafe‘ye en derin sevgi ve saygılarımla. Karakedi Müzik her daim ekipman tedarikçimiz olmuştur ve bugüne hep sorunsuz bir şekilde çalışmışızdır. Hera Cafe (Can Abi) ise neredeyse en büyük iş ortağımızdır. Özellikle ön satıştan çok fazla biletimizi satmıştır. Karşılıklı olarak sevgi ve saygımız her daim devam etmektedir.  Bir son teşekkürü de 222 Park’ta her daim bize destek ve yardımcı olan canımız ciğerimiz Özgür abimize ederek yazımı bitiriyorum.

Anubis -
Mosh – http://www.myspace.com/moshofficial
Truck – http://www.myspace.com/truckersfromhell
Fire And Forget – http://www.myspace.com/fireandforget_tr
Godspel – http://www.myspace.com/godspelband
Voodoo Medicine – http://www.myspace.com/voodoomedicine

NOT: Volkan’dan fotoğraflar gelmeye başladıkça güncelleyip yeniden yayınlayacağım bu yazıyı takip edin sevgili okur.

DÜZELTME 1: Büyük bir hayvanlık yaparak Alper’in adını yazmayı unutmuşum. Halbuki kendisi kapıda harikalar yarattı, üye karttı sattı. Bu can dostumdan çok ciddi özür diliyorum. Bu yaptığım yanlışın da bana bir 15 liralık karışık ızgara menüye mâl olacağını biliyor ve kabul ediyorum :)

Dragon Yarışları Antrenmanı

Dragon Ekibim

Bugün çok uzun süre önce kararlaştırdığımız ilk antrenmanımızı Sarısungur Göleti’nde gerçekleştirdik sevgili okur. Acayip ıslandık ama çok eğlendik ve gaza geldik.

Dinamo Kiev

Saat 13:30′da hareket noktamızdan hareket ederek belediyenin tahsis ettiği bir otobüsle gölete geldik. Hemen benim ısrarla “GEMİ” dediğim kanoyu suya indirdik. Hazırlıklarımızı yaptık ve ön eğitimimizi aldık. Sonra sıra geldi artık “DENİZE” açılmaya!

Senkronizasyon problemimiz çok oldu sevgili oldu. Bir de Atilla ve ben acayip su sıçrattık ekibimizin üzerine. Bu arada ekip demişken hemen yazayım; davulda Merva, Alper, Murat, Volkan, Sercan, Turgut, Ersil, Atila, Emre, Koray, Erman ve ben. Dümencimiz Erman o gün özel eğitim aldığı için yaptığımız iki antrenmanda dümencilerimiz organizasyondaki elemanlar oldu.

Three-Step Power Supply

İlk antrenmanımız takdir edersiniz ki çok komik ve sulu oldu. Ancak özellikle ikincisinin sonlarına doğru her birimiz birer korsan edasıyla asıldık küreklere. Bu kürek çekmek de öyle basit bir olay değil ha. Acayip tekniği falan var yani.

Aslında bunu uzun uzun anlatırdım ama o zevkin tamamen bana ait olmasını istediğim için seni videoyla yetinmeye davet ediyorum sevgili okur.

Bir Taşınma Hikayesi

Olan olmuştu artık. Martın ayazında başımız göğe doğru gezindik bir süre. Ancak nafile. Aradıklarımız telefonu açmıyor, açan da mantıksız fiyatları mantıksız ifadeler kullanarak söylüyorlardı. Kimisi 50 metrekarelik evinin gömme dolabını övüyor, fotoğrafına bakıp da farkedince de bir odasının kapısının olmadığını söylüyordu. Aynı densizler, 400 lira kira, 400 lira depozito ve muhtemelen ailesinden gelen kimbilir hangi genin azizliğine uğradığı için seyrek ve sigaradan sapsarı kesilmiş dişlerini göstererip 400 lira hava parasını gülerek peşin olarak istediğini ilave ediyordu.

Soğuğun artık iyiden iyide iliklerimize işlediği dakikalarda topluca ev aramayı bırakıp yakın zamanda çıkılacağını bildirdiğimiz eski eve döndük. Eski ev arkadaşına durum anlatılıp, hesap kitaplar yapıldı. Kim neyi alıp neyi almayacağını söylüyor ve şaşırılacak bir şekilde sükunet içerisinde konuşma devam ediyordu. Nihayet hesap kitap bitirildi. Eski ev arkadaşı kendi payına düşeni ödeyip odasına çekildi.

Akşamın ilerleyen saatlerinde binbir canın binbir delikte nefes aldığı o dakikalarda interneti bulan şahsın dedelerine rahmet okuyup memnuniyetimizi hem kendi kem de kafir lisanında dillendirdikten sonra yüzümüz biraz olsun güldü. Zamanımız az olduğu için artık lanet edip dünyadaki en büyük güce, mutluluğu daim eden, öfkeyi, kıskançlığı el üstünde tutan o varlığa paraya sığındık. Hemen arka sokaktaki emlakçıya gidip bulduğumuz ev ilanı için görüştük.

Evin yeri çok iyiydi. Yani benim tanıdığım bir konumdaydı. Temel ihtiyaçlara yakın olması da bir ayrı güzelliği idi. Bulunduğu kat itibariyle de tercihimiz sayılırdı. Bu emlakçı da mesleğinin kendisine kattığı insani değerlere tamamen bağlı olarak bu 2+1 evi bize 400 liraya kiraladı. Vicdanlı ve merhametli bir kimse olacak ki 400 liralık depozitoyu 4 taksite 300 liralık komisyonu da 2 taksite böldü. O gece yaptığı bu son işle ölmüşlerinin ruhu şad oldu. Bu masrafa hiç yokken bizi sokan iyi aile çocuklarını da alınlarından öptük.

Emlakçının sağladığı bir araçla hemen o gece evi gezdik gündüzün şerriden daha hayırsız olan o gecenin hayrına sığınıp. Evin konumu, apartmanın sakinleri, evin kullanılırlığı ve bilimum özellikleri fevkalade idi. Evi tuttuk.

Ertesi gün kağıt işlerini hallettik. Ancak aydınlıkta gördüğümüz evin karanlıkta gördüğümüz evden ufak tefek farklılıkları vardı. Karbonmonoksit cihazı yoktu, elektrik sistemi sorunluydu, banyoda duşakabinin altından su sızıyordu, çelik kapının lastikleri söküktü ve evin içindeki kapılardan iki tanesi çok kötü durumdaydı. Tüm bu eksiklik ve aksaklıkları emlakçıya bildirip, eski evdeki eşyaları toplamaya başladık. Kısmet bu ya eşyaları toplamak için eve dönerken apartmana taşınan birilerinin atılmak üzere bıraktığı onlarca koliyi gördük. Böylelikle kutu, koli arama derdimiz ortadan kalktı.

Eşyalar toplanıldı, kutular kapatıldı. Taşınmadan bir gece önce sağolsun bir dostumuz iş yerinden haftasonu mesaiye kalmayı göze alarak ticari bir araç getirdi. Tam 3 sefer yapıp kolileri ve ıvız zıvırın hepsini çektik yeni eve.

Taşınma günü geldiğinde, günlerdir insanın içini donduran, en babayiğite bile dededen kalma tumanlarını pantolon altından giydiren soğuktan eser kalmamıştı. Allaha inanlar şükürlerini sundular bu lütfundan dolayı; inanmayanlar da gülümsediler sadece. Üç gün önce en büyük lütufun internet olduğuna dair iddiaya tutuşan eli belindeler, o gün en büyük nimetin asansör olduğuna dair yemin billah ediyorlardı. Tüm eşyayı ama özellikle 4 büyükler çamaşır makinesi, buzdolabı, çekyat ve amortisörlü bazayı kolayca asansözle indirince herkesin keyfi yerine gelmişti. Daha sonra geriye kalan az buçuk eşyayı da kısa sürede indirdik. 20 liraya anlaşılan nakliyeci 5 dakika içinde kapıda oldu. Bizi gözüne kestirmemiş olacak ki adam arabayı caddeye yanaştırıp gözden kayboldu. Ancak iyiden iyiye gaza gelmiş bizler sadece 8 kişi olmamıza rağmen tüm eşyayı yaklaşık 10 dakika içerisinde kamyonete yükledik. 10 dakika sonra nakliyeci geldiğinde şaşkınlığını gizleyemedi. Hemen yeni eve geçtik. Yaklaşık 5 dakikada da eşyayı aşağı alıp sadece 25 dakika da 20 lira kazandığı için sevinen nakliyeciyle helalleşip yolladık adamı.

Bütün büyük parçaları taşıyıp yalnızca çekyatı aşağıda bıraktık. Kadim dostumuz olan o iki kişinin kısmetiydi bu parça da. Üç kıtada 600 sene hüküm sürmüş, elden ele adalet dağıtmış o şanlı imparatorlukla hiçbir alakası olmayan bu yiğitler son parçayı da çıkardıklarında artık taşınma işi haliyle son bulmuş oluyordu.

Acıkan karınları susturmak, açlığı da yalancıktan bastırmak üzere hemen 2.5 litrelik kolalar açıldı, tulum tulum mısır cipsleri misafirlere ikram edildi. O esnada yeni evde bulunan dost ademoğlu sayısı kafilerin şanlı efendi Fatih’in Konstantiniye’yi aldığı yıl 1453′ün rakamları toplamı olduğu için uğursuz saydıkları 13 ile aynı idi. Evet eve 13 kişi yardıma gelmişti. Yazı boyunca bilerek adlarını vermediğim o kişiler; Alper, Emre, Turgut, Volkan, Sercan, Murat, Koray, Merve, Burcu, B. Merve, Uğur, Savaşalp, Duran‘dı. Bu dostların hepsine tekrar tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Hepsi sağolsun, varolsunlar.

Eve eşyaları taşıyıp önceki ev sakinlerinin bıraktığı bir koltuğu ancak parçalayarak atabildikten sonra yerleşme kısmı başladı. Bu esnada eski ev arkadaşından bizim tenezzül edip aldığımız banyo aynasını, kimyacıların ölçüp en fazla 500 ml diyecekleri yumuşatıcının üçte birini ve bir gece hastalanıp apar topar acile götürürken taksiciye ödediği 15 lirayı geri istediğine dair bir mesaj aldık. Gülümseyerek bu işi de halledilecekler arasına yazdık.

Sonuç olarak taşındık sevgili okur.

Bugün Sercan’ın Doğum Günü!

Bugün şişmanlığıyla olduğu kadar, sevecenliğiyle, temiz yürekliliğiyle, kafa denkliğiyle tanınan, bir numaralı eşimiz, dostumuz, arkadaşımız Sercanımızın doğum günü! Tüm yurtta kutlanıyor bugün. Dün gece tam gece yarısı Adalar’ın mavi ışıklı aydınlatmasıyla ucuz pavyonları andıran bir cafe’sinden çekip aldık Sercan’ımızı. Koray, Özgür, Volkan, Merve ve ben, kapanmasına bir kaç saat kala Harabe Kafe‘ye geçtik. Güzel, eğlenceli bir gece oldu. Harabe kapatınca biz de ayrıldık mekandan.

Sercan’a içinden 9 tane kek çıkan Browni’den aldık. Üzerine de 9 tane mum diktik. Bu şişman artık ne yaptı ne diledi bilmiyorum. Hakkımızda hayırlısı olsun inşallah.

Google bile (!) Sercan’ın doğum gününe özel dodle yapmış lan! Aha da:

Google Sercan Doğum Günü Dodle'ı

Sercan kardeşimin yeni yaşı umarım kendisine uğurlu gelir. Ellerini büyük bir işkenceden kurtarır. Bu arada Sercan ne yapmış nerden bulmuş, çalmış mı çırpmış mı bilmiyorum, inanılmaz süper bir deri mont almış bir yerden. Çok beğendik, çok kıskandık. Siz de Sercan’ı gördüğünüz yerde onunla bir fotoğraf çektirin, dizi filmlerinize konuk oyuncu olarak falan çağırın. Sercan’ın bugünlerde yakaladığı bu inanılmaz çıkışa destek verin.

Ehliyet Almaya Ön Hazırlık

20 tane ben

Ön hazırlık dedim zira henüz kurs bile başlamadı. Evet nihayet ehliyet almaya karar verdim 22 yaşında. Hatta alabilirsem aldığımda yaşım 23 olacak.

Taşbaşı Sürücü Kursu‘na kaydolduk Seval‘le birlikte. Fiyatı 450 lira. Adam Kur’an’a el basabileceği garantisimi vererek kendi öz yeğenine de bu fiyattan yaptığını söyledi. Hadi bakalım. Daha sonra bazı belgeler istediler; sabıka kaydı, sağlık raporu (kan grubu kartını da almak gerekiyor), 12+4 adet vesikalık fotoğraf (12 tanesi kursa, 4 tanesi sağlık raporuna) ve öğrenci belgesi.

Öğrenci belgesini okuldan ücretsiz aldım bir sıkıntı olmadı. Öğrenci işlerinde tadilat olduğu için biraz sağa sola bakındım sadece. Sağlık raporunu Özel Sevinç Polikliniği‘nden beni şaşırtacak derecede tuhaf bir kontrolle aldık. Doktor bizi bir sandalyeye oturtup karşımızdaki aynadan arkamızdaki harfleri okumamızı söyledi. Sonra bunu tek gözle yaptık. Sonra renk körü müyüm değil miyim diye bir kağıdın üzerindeki 15 sayısını okudum (Koray olsa çuvallardı). Daha sonra lens ya da gözlük kullanıp kullanmadığımı sordu. Sonra iki kolumu öne doğru uzattım. Sonra da yumruk yaptım. Doktor hayırlı olsun diyerekten bitirdi kontrolü. Bir de kan grubu testi için kan verdik. Sonuçta rapor için 20 lira, test için de 5 lira verip çıktık. Bir sonraki durağım adliye oldu. Burada da sabıka kaydına 5 lira, dilekçeye de 25 kuruş verdim. Aman aklınızda kalsın adamın size söylediği saatte gidip alın. Ne erken ne geç. Sabıka kaydım temiz çıktı. Fotoğraf olayı için önce çoğalttırayım dedim elimdeki bir tanesini. 20 tanesini 15 liraya çoğaltıyorlarmış. Ben de ne olur ne olmaz diye bir önceki gece photoshop’ta benim vesikalığı A4′e 20 tane gelecek şekilde ayarlamıştım. Gittim onu A4 kuşe kağıda kabarık mürekkeple 1 liraya bastırdım. Tertemiz oldu. Sağlık raporuna ve kursa bu fotoğrafları verdim. Ehliyeti alabilirsem emniyet için yeni fotoğraf çektireceğim ama.

İşte ehliyet almak için gerekli herşey bunlar. 50 liraya halledebiliyorsunuz yani. Bunları dersler başlamadan kursa vermek gerekiyor. O işi de yarın halledeceğim. Hadi bakalım alabilecek miyim ehliyeti daha debriyak ortada olan mıydı diye soran ben :)

Dualarımız Kabul Oldu: Termodinamikten Geçtim

Birazcık ihmal ettim bu ara blogu kusura bakmayın. Şu an kendi hazırladığım çörçilimi yudumlarken yazıyorum bu mutlu haberi.

Bir süre önce “inşallah”larınıza sunduğum Termodinamik‘ten geçme hayalim gerçek oldu. DD ile geçmek yeterli olacakken DC ile geçtim hemde! Yalnız burada ufak bir detayı da gözardı etmişim. Ben finalden 40 almam gerekli diye hesaplıyordum. Meğer 30 alsam da geçiyormuşum. Final sınavından 34 alarak DC ile geçmeyi başarmış kardeşiniz anlayacağınız. Çok mutlu oldum ne yalan söyleyeyim. Yalnız Temel İşlemler 2‘den kalmışım ona çok üzüldüm. Kısmet n’apalım demekten başka bir şey gelmiyor elimden.

Yazın her sene olduğu gibi Yaz Okulu‘na gidiyor ve hayatımı kabusa çeviren Calculus İkilemesinin ikincisi olan Calculus II’yi alıyorum. Haa, yalnız da olmayacağım hani. Alper hariç neredeyse tüm arkadaşlar da orada olacak. Öbür taraftan da Sercan, Koray ve Yakup üçlüsü de yaz okulunda olacağından bu yazın dönemden pek farkı olmayacak. (Yakup şu metalica’yı hallet.)

Önceki ankette Mesut Termodinamik’tan geçsin dileğine inşallah diyen herkese teşekkür eder; bu başarıda katkısı olanları öperim. Saygılarla :)

Sahne, Beste, Eurovizyon, Finaller

Okuyucu, umarım böyle iki üç konuyu birleştirip yazdığım yazılardan sıkılmıyorsundur. Az daha dişimizi sıkalım şu finaller bir geçsin, ondan sonra yine ağzımızın tadıyla yazarız be :)

The Wolfman

Eh madem final dedik, finallerle devam edelim. Geldi dayandı yine o iki haftalık azap! Dua etmekten ki kefereyseniz öyle bir şansınız da olmuyor, ve ders çalışmaktan başka yapacak bir şeyinizin olmadığı bu zamanlar insanın hayatından teknik olarak 75 gün götürüyormuş! (kaynak: İsviçreli bilim adamları) Benim genelde sınav zamanı baş gösteren şu entellektüel yanım sayesinde cumadan beri bir kitap bitirdim ve iki film izledim. Hıyarım ben! Kitap, hepinizin bildiği gibi hayatımın yazarlarından olan İhsan Oktay Anar‘ın Kitab-ül Hiyel isimli romanıydı. Mükemmelden daha mükemmel bir eser! Okuyun, okutun. Filmlerden de ilki uzun süredir beklediğim ve nihayet bir şekilde izlediğim (ne şekilde olduğunu sormayın) “The Wolfman – Kurt Adam” filmiydi. Malum vampir – kurtadam efsanelerinin hastası olan bendeniz için harika bir film oldu. Bu filmde vampirler yok ama kurtadamlar var. Çok da kral oyuncular var. Anthony baba ve Elrond rolünde oynayan Hugo Weaving var bir kere. İzleyin kesin yani. Diğer film, aslında bu üç bölümlük bir mini dizi, Comanche Moon. Bunda da yine LOTR’dan bildiğimiz Eomer‘i oynayan Karl Urban var başrolde. Ama ben hiç sevmedim bu western’i. Hem de hiç! Ne amacı belli, ne başı belli. Bir kitaptan uyarlanmış. Demek ki kitap da işe yaramazmış.

Akif hocamız, abimiz, canımız

Kültür sanat aktivitelerim bunlar. Şimdi de müzik :) Geçen hafta sahneye çıktık uzun süre sonra. Tabi buna sahneye çıkmak denirse :) Bizim okulda uzun zamandan beri planladığımız Çevre Şenliği‘ni yaptık. Katılım görevli 30 kişi haricinde çok azdı ama olsun. En azından gelecek seneler için fikir vermiş oldu. Katılan herkese (sadece kantinin önünde otururlarken arka tarafa şemsiye taşımak için çağırdığımda ’30 kişi var görevli ödül alırken almasını biliyosunuz’ diyip yardım etmeyen ve yemek dağıtılırken gidip en önce alan o üç dört kişiyi dahil etmiyorum ki bir tanesini de epey severdim) teşekkür ederim. Doğan‘a, Levent‘e, Doğancan‘a, Melih‘e ve  Sefa‘ya ayrıca teşekkür ederim. Melih sağolsun elimizdeki amfi kısa devre yapınca hemen yenisini ayarladı. Doğancan’da sağolsun ekipmanlarıyla destek oldu. Teşekkür ederim tekrardan.

Sahne için 12 parça hazırlamıştık. Ama işte aksilikler falan olunca 5 tane çalıp indik. Bizden sonra Cadı Katı çıktı. Onları izlemeye kimse kalmadı. Gelin diye çağırılan grubu kimse dinlemedi. Biz de en son 5-6 kişi kalmıştık. O şekilde dinledik, eğlendik. Burada bir öz eleştiri. Belki de yaptığımız organizasyondaki en büyük hata: Organizasyondan arda kalanları toplamak için kimsenin ortada olmayışıydı. Ertesi gün temizlendi heralde. Ama dediğim gibi müzik sistemi hariç aksaklık olmadı. Bir sonraki sene için güzel bir tecrübe oldu. Açık havada çalmak çok zevkliymiş onu farkettim. Sonra bizim Akif Hoca‘yla Ömer Hoca‘nın gençlik yıllarında birer headbanger olduğunu keşfettik. O da güzel oldu valla.

Aha da biz

Müzikle ilgili bir küçük gelişme de İzmir’e Serkan‘a yolladığım beste oldu. Melodisini Serkan’ın yaptığı bir melodiye söz yazıp beste yapmıştım. Geçen gün istedi ve sağolsun geri aradı beğenmiş, kullanacakmış. Hadi bakalım ne çıkar ortaya. İnsan seviniyor tabi. Müzik bir ruhsa sözcükler de buna giydirilen beden oluyor. Bakalım ikimizin yaratacağı bu varlık neye benzeyecek :) (çarpılma garantili) Buradan hareketle Volkan‘la birlikte kaydettiğimiz pikipov‘a geri döndüm. Galiba bu yaz ona da birşeyler yapacağım. Hem artık Halil‘de kankamız olduğuna göre işimiz daha kolay.

Şu geçenlerde çektiğimiz daha doğrusu adam gibi çekemediğimiz kısa film bana yeni bir cesaret verdi, fikrimi Volkan’a anlatana kadar bekleyin.

Bu yaz yine arkadaşlarımın taşınma göçünme yazı olacak. Volkan, ev arkadaşları ayrıldığı için eve çıkacak galiba. Koray‘la ev arkadaşı da evi genişletecekler. Ve nihayet Sercan da eve çıkabilmek için son kozlarını oynayacak. Bu arada Sercan’a 30 lira borcum var. Bugün yarın icracılarla dayanır kapıma.

Yazın langırt masası yapıyoruz Sercan’la. Maddi manevi yardım bekleriz. Autocad bilen bir arkadaş elimdeki şu planları çizer mi? Ya da bana hızlandırılmış bir kursla Autocad öğretecek biri var mı? İhtiyacım olan şey istediğim uzunlukta bir çizgi çizebilmek, istediğim çapta bir daire çizebilmek, çizdiklerimi silebilmek, taşıyabilmek. Bu kadar işte. Lan mimarlıktan okuyan varsa bunu lütfen bana bir yardım edin.

Harbi Lena bu işte

Son olarak da bu yazıyı Eurovizyon hakkında yazarak bitireyim. Azerbaycan‘la aramızda yıllardır diğer ülkelerde görüp sövdüğümüz o puan dostluğunu görmek mutlu etti :) Almanya‘daki hatunun adının Lena olması içimde bir yerleri kıpırdaştırdı ama Almanya’nın karı meraklısı ülkelerce birinci yapıldığı da gün gibi ortada değil mi :) Yani ne bileyim İzlanda‘nın parçası iyiydi mesela. Ama yarım tonluk bir bayan söyleyince tabi aynı espirisi kalmıyor. Bizi temsil eden ve 2. olan maNga‘ya da tebrikler. Almanya’nın - kadın güzelliği – sayesinde elde ettiği yarışmanın pek çok kişiye göre birincisi oldular. Yalnız bu emo imajı ne lan? Allah aşkına o ne iş? Sevgili okur yavaş yavaş bitiyor Eurovizyon’da artık kimin kime oy vereceği belli resmen. Aklıma takılan bir nokta da, ulan bizden her sene Rusya’ya, Ermenistan’a, Yunanistan’a kim oy veriyor ya? Akrabalık falan mı var? Akrabalık varsa bize niye oy çıkmıyor? Her neyse, uzun bir yazı olmasın. Öpüyorum alayınızı :)