Etiket Arşivi: plak

Uzun Hikaye… Karışık

Hayatımda herşeye yeniden anlam verip, yeniden değerini ölçüp biçtiğim bir dönemdeyim yine. Bunu da doğrudan mezuniyetime bağlıyorum.Hala diplomamı alamadım orası ayrı bir sıkıntı konusu gerçi.

Tedirginim artık. Geçmiş kararlarımın beni geleceğe taşıayabileceğinden şüpheliyim sevgili okur. Mesela cimriyim. Üç kuruşun hesabını yapıyorum. çevremdeki herkese de bundan dolayı itici geliyorum. Üstelik bu öyle boğuyor ki insanları, böyle sürüp gitmez diyorlar. Ama ben mutluyum. İstediğim şeyi istediğim zaman yapabiliyorum. Yapmak istediğim ve beni mutlu eden şeyleri yani. Plak alıyorum mesela. Mutlu oluyorum. Lego alıyorum mesela mutlu oluyorum. O zaman ben cimri değilim. Ama hayır cimriyim. Çünkü birkaç işi birden yapmaya çalışıyorum. Cebimde param olmuyor ama cimri oluyorum. lan parası olmayan adam cimri olabilir mi? Olabilir. Misal ben.

İşte bu yukarıda okuduğun paragraf benim iç sesim. Kafam karmaşık anlayacağın sevgili okur.

Masumiyet hakkında yazdığım yazımı yeniden okudum da ne kadar sönük bir yazı olduğunu görüp kendime sövdüm az önce. Cimri olmadan önce yani. Filmi bugün online film izlenen bir siteden yine izledim. Yine doldum, yine gözlerim doldu, yine içim doldu lan. Ciddi anlamda çok iyi bir film. Şu an Kader‘i izlemeye elim varmıyor. Masumiyet, bendeki tüm o masum anıları canlandırdı. Bekir oldum. Zagor‘a sövdüm yine eve dönerken. Üzüldüm.

Başlık da zaten Bekir’in o meşhur iki lafından biri: Uzun hikaye, karışık. O karaktere bir saygı duruşu yollamak istedim. Bekir gibi düşünmeye çalışıyorum mesela. Bana da kurtuluş kaçıştaymış gibi geliyor.

Sürekli genişleyen bir dünyam var. Ama bir eksen genişliyor hep. Bir eksen de milim oynama yok. Eksenleri eş zamanlı olarak genişletebilsem rahat rahat kurulacağım hayatımın üzerine. Ama yok. Bendeki duruma göre ya hep ayakta kalmak zorundayım ya da hep yatmak.

Evet planlarım var kısa vadede. Önce şu diplomayı alıp yüksek lisansa başvuracağım. Sonra Ankara‘da bir takım işlerim var. Ve bir de İzmir işi var. Ayrıca başlayıp da devam edemediğimiz bir klip var ki çok içimi acıtıyor. Tüm bunlar için yeterli para bakalım nasıl gelecek :)

Para konusunda düşüncelerim, en büyük mutluluk kaynağının para ve biraz akıl olduğu şeklindedir. Akıl şarttır. Ama para çok daha gereklidir. Parasız akıl eskiden işe yararmış ama bizim zamanımızda yaramıyor artık. Saygılar.

Kill Bill II Soundtrack Plağı

Kill Bill II Soundtack Vinyl

Geçen gün hepsiburada.com‘dan alamayınca çok içime oturmuştu. Ama şans yüzüme güldü ve yakın bir fiyatta başka bir yerden buldum bu plağı. Hemen sipariş ettim ve bugün geldi.

Herhalde aldığım plaklar arasında beni en çok mutlu edenlerden birisi bu olmuştur. Zira benim için Kill Bill I ve II‘nin soundtrackleri çok çok değerlidir. Özellikle Kill Bill II’nin soundtracki her biri birbirinden süper parçalar içerdiği ve Ennio Morricone‘nun efsanevi L’ Arena parçasını içerdiği için çok daha değerlidir.

Aldığım plak sıfırdı yani iğne değmemişti. Dolayısı ile sesteki kayıp sıfırdı. Hemen taktım plakçalara eve geldiğimden beri dinliyorum. Özellikle L’ Arena’yı belki 5 kere dinlemişimdir. Dediğim gibi o kadar mutluyum ki böyle bir plağı nacizane arşivime katabildiğim için anlatamam!

İleride biraz param olursa Kill Bill I’in de soundtrack plağını arayıp bulacağım ve alacağım sevgili okur. Ve sen o zaman da bunu görebileceksin. Neyse şimdi bu yazının şerefine belki sonsuz kere bir L’ Arena diyoruz ve bu yazıyı bitiriyoruz:

Hepsiburada.com İle Bir Alışveriş

Geçen gün öyle boş boş hepsiburada.com‘da dolaşırken birden Kill Bill II Soundtrack albümünün plak versiyonunun 32 lira olduğunu gördüm. Tek bir saniye düşünmeden sepete attım. Ödeme kısmına geldim hemen. Taksit maksit yapıp alacaktım. Bir de baktım ki sipariş tutarı 50 TL’nin altında olunca taksit olayı olmuyor. Haydaaa diyerek iyi bari alacağım birkaç şey daha vardı onlarla 50′ye tamamlarım diyip birkaç parça birşey aldım. Böylece kargo margo dahil işte yaklaşık 60 liralık bir fiyat çıktı ortaya.

İlk siparişlerim (tıklayınca büyür)

Kill Bill II OST Vinyl

Olsun dedim, sonuçta Kill Bill II’nin soundtrackleri efsaneydi, üstelik plaktaydı! Hem de 32 lirayaydı! Alışverişi bitirip heyecanla beklemeye başladım. Aşağı yukarı bir gün boyunca ürün tedarikçiden bekleniyor durumunda kaldı siparişim.

Sonraki gün hepsiburada.com’dan bir mail geldi. Mail de Kill Bill II plağının tedarikçiden sağlanamadığımı, istersem bu ürünün siparişini iptal edebileceğimi, istersem de iptal etmeyip hediye çeki olarak kullanabileceğimi söylediler. Ben de cevaben plağı iptal etmek istediğimi ve paramı geri almak istediğimi söyledim. Bana bu işlemimi sipariş listesindeki iptal butonuna basarak yapabileceğimi söylediler. Ancak şöyle bir sıkıntı vardı ki sipariş listemde iptal butonu yoktu!

İptal teklifi (tıklayınca büyür)

Dekont iade (tıklayınca büyür)

Bakın bu noktada hepsiburada.com’un farkı işte ortaya çıkıyor. Tamam siparişler geç geliyor, bazen pahalı olabiliyor ama adamlar çok ciddi anlamda sizi kaale alıyorlar. Ben ekran görüntüsü alıp o butonun olmadığını söyledim ve ekran görüntüsünü yolladım. Ardından onlar bu iptal işlemini kendileri yaptılar ve bu plakın ücretini aynı anda kredi kartına yansıttılar. Kredi kartının dönem içi hareketlerini incelediğimde üst kısımda 60 liralık alışverişin 6 taksitinin ilki, bunun hemen altında da hepsiburada.com tarafından iptal ettiğim plağın geri ödemesinin ilk taksidi yer alıyordu.

İptal edlen sipariş

Yani evet, adamların hakkını yemiyorum, sorun çıktı ama kısa sürede çözüp paramı iade ettiler. Ancak kazançlı çıkan yine onlar oldu. Çünkü ben bir plağı taksitle alabilmek için yanına ıvır zıvır başka şeyler de aldım. Ve sonuç olarak hiç hesapta yokken plağı iptal etsem bile bunları yine almış oldum.

Coffinfeeder Distro İle Süper Alışveriş – 2

Bir önceki yazımda bahsetmiştim sizlere bu distro’dan. Bursa’dan Özgür isminde bir arkadaşımızın kendi imkanları ile sürdürdüğü bir oluşum bu. Türkiye’de çok kemik ve sınırlı bir kitleye daha çok hitap eden grupların albüm ve materyallerini satıyor. Sadece bu tip grupların değil, bilinen grupların da albümlerini çok iyi fiyatlara bulabiliyorsunuz sitesini incelerseniz.

Branch Davidian + GRG Split

Özgür’le arkadaşlığımız giderek samimileştiğinden geçmiş doğum günüm hatrına bir kıyak yapmak sağolsun. Türkiye’de sadece Özgür’de bulabileceğiniz 45′lik plaklardan 3 tanesini bana yollamış. Ülkemizdeki mevcut distrolardan plak satan da sadece Özgür’dür bu arada.

Number 9 Hard + Antiseptic Split

Coffinfeeder ile alışveriş yapmak son derece kolay ve güvenli. Kredi kartınız olmasına gerek yok. İster PTT’den havale yapın isterseniz de Ziraat Bankası’ndan Özgür’ün hesabına yatırın ücreti. Üstelik 10 lira üzeri alışverişlerde kargo da almıyor. Aldığınız ürünlerin yanına koyduğu hediyeler de cabası.

FanZui Xianh Fa + SS20 Split

FanZui Xianh Fa + SS20 Split

Kendisine farklı bir arşiv oluşturmak isteyenler için Coffinfeeder Distro iyi bir seçim olabilir. Bir göz atmanızda fayda var.

www.coffinfeederdistro.com

İki Süper Gülden Karaböcek 45liği!

Şu son zamanlarda beni en mutlu eden olaydır heralde sevgili okur :) Geçen gün Sercan‘ın kartını kullanıp sipariş ettiğim 2 tane Gülden Karaböcek 45lik plağı bugün geldi. Üstelik Yurtiçi Kargo‘nun el kadar CD kutusuna İstanbul’dan Eskişehir’e 7 lira aldığını düşünürsek; Sürat Kargo ile Balıkesir’den 4 liraya geldi.

Bu plaklardan “Bana Gerçekleri Söyle – Bir Dinle Sevgilim“, zaten benim plak koleksiyonuma başlama sebebimdir. Bu plak bende vardı yani. Ancak benden önceki sahiplerinin plağı epey hırpalamasından dolayı neredeyse hurdaydı. Geçen gün internette aynı plağın temizini görünce kaçırmadım aldım. Üstelik aynı satıcının elinde Gülden Karaböcek’in en bilinen parçası “Dilek Taşı“nın da plağı olduğunu gördüğümde hemen onu da aldım.

Bana Gerçekleri Söyle - Dur Dinle Sevgilim

Dilek Taşı

Yngwie J Malmsteen “Trilogy” Plağı Alan Adam!

Ön Yüz

Benim o sevgili okur :) Nasıl mutluyum bir bilsen keşke. Koleksiyona ciddi bir yatırım oldu bu. Bundan sonra böyle durup durup plağa yatırım yapayım diyorum. Tadı bir ayrı oluyor zira. Aşağıdaki ilanı görüp hemen davrandım aldım. İlanı aynen koyuyorum zira albüm hakkında da epey bilgi vermiş arkadaş sağolsun. Kargoyu da süper yapmış, sarmış sarmalamış. Ellerine sağlık. Yalana gerek yok Malmsteen’a hastası değilim; ancak özellikle Volkan’ın tavsiyeleriyle üç beş şarkısına aşinayım. İşte bu şarkıların çoğu da aldığım Trilogy albümünden parçalardı (Magic Mirror, Trilogy Suite). Biraz araştırdım ve gördüm ki bu albüm adamın cidden efsane albümlerinden biriymiş. Öyle de olduğunu görünce

Arka Yüz

2-3 dakika içinde karar verip aldım albümü. Hayrını görürüm umarım :) Yalnız sevgili okur, hayatımda gördüğüm en iyi albüm kapaklarından biri heralde bu albümün kapağıdır. Az önce plağı dinlerken de Orkun Abi‘ye hak verdim. (Çakma Malmsteen mevzusu)

———————————-SATILIK İLANI———————————————

*** YNGWIE J MALMSTEEN “TRILOGY” LP EMSALSİZ LP! ***

Kapak Kondisyonu: 10/9      Sleeve Condition: (NM)

Plak Kondisyonu   :10/9      Media Condition: (NM)

Albümün kapağı tertemiz. Sadece arka kapağında küçük bir etiket izi var. Kapakta mitolojik 3 başlı bir ejderhaya karşı Fender Stratocaster gitarıyla mücadele eden Malmsteen in  bir illüstrasyon resmi var. Plağı tertemiz. Performansı üst düzeyde kaliteli!
Üretim yeri : 1986 /  İSPANYA
POLYGRAM Inc. Lisansıyla, POLYGRAM IBERICA S.A.tarafından Madrid / İspanya da üretilmiştir.
“Trilogy”  Albümü 1980 li yılların tümüne damgasını vurmuş Efsanevi gitar virtüözü, Fender Stratocastor üstadı, “Yngwie J Malmsteen” in 3. stüdyo albümüdür.
Albümden 2 adet şarkı ayrıca single olarak da piyasaya sürülmüştür. Bu şarkılardan biri, albümün hit parçası canlı performanslarının vazgeçilmez şarkısı “You Don’t Remember I’ll Never Forget” şarkısı ve diğeri “Liar” şarkısıdır. Albümde 2 adette enstrumental şarkı bulunmakta. “Crying” güzel bir balladdır. Diğer parça ise albüme adını veren “TRILOGY SUITE OPUS 5  parçasıdır. Şarkı klasik partisyonlarla günümüz rock sound’unu aynı potata eritebilmiş Malmsteen’in dehasını konuşturduğu bir diğer parçadır.
Bu arada albümün, gizli güzeli “Dark Ages” parçasına özellikle son 30 saniyesine dikkat !…
Memorium: Malmsteen müzik kariyerine klasik müzik eğitimi alarak başlamış, Onun müzik anlayışı, Paganini, Johan Sebastian Bach, Deep Purple , Rainbow gitaristleri Ritchie Blackmore dan aldığı ilhamla ortaya çıkmış ve kendi dehasını da birleştirince sahneye bir virtüöz olarak çıkmıştır.

Ülkemize konser için 3 kere gelen Malmsteen, ilk konserini 1999 yılında Cemil Topuzlu (o dönemdeki adıyla Harbiye Açık Hava Tiyatrosu) da İstanbul Müzik Festivali kapsamında vermiştir.  (Ayrıca 2. karısı Ebru isimli bir Türk hanımdır. Bu da işin magazin boyutu).

Malmsteen müzik kariyerine onlarca altın, platin plak ve milyonluk satış rakamlarıyla Rock müzik tarihinin en başarılı gitaristlerinden biri olarak adını yazdırmıştır. Hala konserlerine devam etmekte ve genç gitaristlere ilham kaynağı olmaktadır.

—————————————————————————————————-

Albüm Şarkıları;
  • 1. “You Don’t Remember, I’ll Never Forget” (4:29)
  • 2. “Liar” (4:07)
  • 3. “Queen In Love” (4:02)
  • 4. “Crying” (5:01)
  • 5. “Fury” (3:54)
  • 6. “Fire” ( 4:09)
  • 7. “Magic Mirror” (3:51)
  • 8. “Dark Ages” (3:54)
  • 9. “Trilogy Suite Op: 5″ [instrumental] (7:13)eleman A
Grup üyeleri;
  • Yngwie J. Malmsteen – All Electric, Bass ve Acoustic Guitars ve Taurus Pedals
  • Mark Boals – Vocals
  • Jens Johansson – Keyboards
  • Anders Johansson – Drums
  • Bassline arrangement of 2nd Movement of Trilogy Part I assisted by Jens Johansson.

Bu videoda da efsanevi Trilogy parçasını bizzat çalarken görülüyor üstat. Hadi bakalım:

İki Yeni Plağım ve Manowar Kasedi

Bu ara plak koleksiyonuma biraz yatırım yapıp kendime iki tane long play plak aldım. İlk plağı çok da aramadan, Media Markt‘ta görüp aldım sevgili okur.

Manga – Şehr-i Hüzün

Tamamını olmasada yaptığı bir takım şarkıları ciddi anlamda başarılı bulduğum Manga grubunun ikinci albümü sınırlı sayıda plağa basılmıştı. Bunu okuduğumu iyi hatırlıyorum. İşte Media Markt’ta o plağı görünce hemen plağın ileride yapabileceği primi düşünüp aldım lan :) 10 TL’lik hediye çekim vardı onu da kullandım alırken. İyi denk gelmiş oldu yani.

Dire Straits - Dire Straits

Bir diğer plağımı da tamamen şans eseri olarak Pilot Bar‘da Çevre Modelleme dersinin ilk ödevini yaparken internetten birşeye bakarken aldım. Bir anda kendimi gittigidiyor‘da bir açık arttırmaya teklif verirken buldum:) 24.5 liraya Dire Straits‘in aynı adı taşıyan 1978 İngiltere basım long play plağını aldım. Bu albüm içerisinde bir klasik olan Sultans Of The Swing‘in de bulunduğu albüm. Ve elimdeki kopya çok iyi korunmuş neredeyse sıfır gibi :) Tekrar tekrar baktım yeni basım falan değil, taş gibi 78 basım :) O açıdan değerli bir parça oldu.

Manowar!

Son parça ise bir kaset. Geçen gün şans eseri yine denk geldi aldım hemen 1 liraya! Manowar‘ın en bilinen albümü Warriors Of The World albümünü 1 liraya aldım lan! Kaset maset, elimde orjinalinin olması çok harika değil mi:) Hemen sardım sarmaladım koydum arşivin derinliklerine.Volkan‘ın Blue Jean‘den kazandığı ile kıyaslanamasa da yine de güzel bir cevap oldu.

İki Süper Plak!

The Good, The Bad and The Ugly

Plak koleksiyonum yavaş yavaş ancak emin adımlarla genişliyor sevgili okur. Dün Savaşalplerde kaldım gece. Süper bir muhabbet ortamı oldu. Özlemişim valla. Duran‘a, Gil’e, Dilara’ya, Monica’ya ve Savaşalp’e tekrardan teşekkür ederim. Her neyse, bunların yeni taşındığı otantik evlerinden acayip şeyler çıkmış! Betamax kasetleri, plaklar, plakçalar, Sony Betamax oynatıcı ve bir piano! Gil’in kendisi de plak koleksiyoncusu olduğundan epey iyi olmuş burada buldu plaklar onun için. Sağolsun işte o plakların arasında yanda üstte gördüğünüz The God, The Bad and The Ugly filminin soundtrackinin olduğu plağı bana verdi. Hehe süper oldu lan, acayip sevindim.

Abudik Gubudik Twist

Bir diğer plağım da çok süpriz bir şekilde çok süpriz bir yerden elime geçti. Hemen hepiniz Abudik Gubudik Twist şarkısını bilirsiniz. En azından duymuş-sunuzdur böyle bir şarkı olduğunu. İşte o şarkının orjinal plağını buldum lan. Çok mutluyum böyle alakasız yerlerden alakalı şeyler bulduğum için :D

Ankara Kalesi Gezisi ve Ankara Mimarisi İncelemeleri

Tablet Pozu

Tablet Pozu

Bu yazıyı yazmak inanın zor olacak. Zira Yeşim Hoca mekanlar hakkında bilgiler verirken biz de kameraya kaydettik. Ancak o kamera kayıtları henüz elime ulaşmadı. O yüzden bende bu gezi ile ilgili bir albüm oluşturdum.

“Ankara Kalesi Gezisi” albümüne bakmak için buraya tıklayın!

:: Türk Milleti olarak “ziyan etmeme” politikasını cidden çok seviyormuşuz :) Bu ziyan etmeme olayından kastım şu: Kalede bir kaç tane cami var. Zamanın Türk ustaları tutmuş, artık kiliseden mi neredense bütün heykelleri, tabletleri sök, caminin duvarında kullan :) (Örnekler 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7)

:: Kaleden çıktıktan sonra aşağıya bir yerlere gözleme yemeye gittik. Orada hayatımın en iyi gözlemelerinden birisini yedim. Buranın bir güzel yanıda benim için bir cennet olması! Zira pek çok koleksiyoncu ve plakçı vardı bu enterasan yerde :) (Örnekler 1, 2, 3)

İçerisinde olduğum tek kare!

İçerisinde olduğum tek kare!

:: Dikilitaş özellikle ilgimi çekti. Üzerinde bir leylek yuvasının bulunması ve yapılış amacı süper :) Bu kentte epey Roma kalıntıları var. Bir de yol var Romalılar döneminden kalan. Peki biz ne yapmışız? Üzerine alışveriş merkezi yapmışız, yaa :) (Örnek 1, 2)

:: İlk Meclis Binası hiç beklediğim gibi çıkmadı lan. Ne biliyim insan bir düşünüyor, sonuçta Cumhuriyet’in ilk meclisi falan. Adam en azından sağında solunda askerler falan bekliyor bakınca ama yok. Hatta demeseler burası da ilk meclis diye, hayatta farketmezdim.

:: Ama İkinci Meclis Binası ilkine göre on numara! Cidden süper duruyor, böyle şaaşaalı şaaşaalı :) (Örnekler 1, 2)

:: Ankara’da konak yokmuş arkadaşlar. Bugün bilmem ne oğlu konağı, ne ağa konağı diye gösterdiklerinin hepsi çakma! Evet, Ankara’da konak türü mesken yokmuş.

:: Bu Ankara Kalesi’nde ne kadar çok çingene var lan! Sonradan Çin Çin Mahallesi‘ninde olay yerine yakın olduğunu görünce anladım durumu. Kısa bir süre kendimi Hindistan’da hissettim.

:: Ankara Kalesi’nde hediyelik eşyalar acayip pahalı. Haberiniz olsun.

:: Kalenin dışında Rahmi Koç Müzesi var ama nedense gezmedik yav. Orada kapının önünde tamamı demirden yapılma bir traktör var, süper. Abi ne varsa eskide var zaten :) (Örnekler 1, 2, 3)

:: Kentin içine indikçe pek çok yerde halen daha eski mimarinin özelliklerini taşıyan binalarla karşılaştık. Yanlış hatırlamıyorsam Erzurum Otel’i diye bir yer vardı. Şekli falan çok iyi ama maalesef kötü yola düşmüş…

:: Pek çok yerde pek çok başarısız restorasyon çalışması gördüm. Bir tanesinde pencerelere çift cam takmışlar :) (Örnek 1)

:: Keşke bizim apartmanda da şöyle bir kapı olsa be! (Örnek 1)

:: Kale girişinin hemen üstündeki bu kirişte yapılan sağlamlaştırma beni ürküttü, bir an üstüme düşse ne olur diye düşündüm. (Örnek 1, 2)

:: Ankara Kalesi, fantastik bir film çevirmek için fena bir yer değil :) Ayrıca acayip bir Hint Mahallesi havası var.

Yeniden Konur Sokak 4. Gün

Ankara’yı keşfetmeye, itiraf edeyim biraz da sevmeye başlıyorum. Bu sabah erkenden kalkıp dün halledemediğim yaz okulu harcı işini halletim. Bankaya gidip 1 Numara’yı alıp gişenin açılmasını bekledim. İşim bitince de Mimarlar Odası‘na döndüm.

Envanter Çalışması

Envanter Çalışması

Bugün bir orman mühendisinin sunumuyla başladık güne. Ahmet Demirtaş hoca, yıllarını bu işe vermiş değerli bir insan. Yaptığı sunumun ardından Konur Sokak’taki tüm ağaçların tespitini yapıp bir “Ağaç Envanteri” çıkardık. Bu çalışmada çok eğlendim, çok da şey öğrendim.

O esnada Koray ile Yakup geldiler. Yakup Eskişehir’den kalkıp gelmiş. Onları orada bırakıp biz binaya geçtik. Biraz daha çalıştık.

Bugün enterasan birşey daha oldu. Öğle yemeğinde karpuz-peynir-ekmek yedik. Çok iyi oldu be :) Yemek sonra bir toplantı daha yaptık.

Bugün binada işlerim bitince daha önceden toplanmış olan Merve, Koray, Yakup ve Burcu dörtlüsüne katıldım. Oradan ayrılışım çok kötü oldu.

Daha sonra Koray’ı bırakmadım, kafa dağıtmak için gidip 4 tane 45′lik plak ve İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası kitabını bu kez ikinci el aldım.(Geçen korsan aldım, hala içim cızlıyor)  İçim rahat. Akşam üzeri artık ceplerimden cüzdanım, telefonum, kalemim vesairem düşmeye başlayınca kendime bir ufak çanta aldım 10 liraya.

Akşama Mülkiyeliler Lokali‘nde yemek vardı. Bir kişilik yer ayırtmıştım Burçak Abla’nın izniyle. O yere de Koray’ı çağırdım. Tüm ekip çok eğlendik o gece Mülkiyeliler’de. Sonra Koray gitti.

Eğlenceye doyamayan bizler oradan kalkıp Nefes Bar isminde bir yere gittik. Bu mekanla ilgili yazıyı birkaç yazı sonra “Ankara Barları” başlığı altında yazacağım. Orada da epey güldük eğlendik. Saat 01:00′de otelde döndük. Ruslar yeni ayrılıyordu otelden. Valla Rusları falan düşünemedim zira yarın uzun bir gün olacaktı ve benim uyumam gerekiyordu :)

NOT: Bu yazımda 2,5 yıllık bir geleneği bozdum lan nedense :)