Etiket Arşivi: savaşalp

Mezun Oldum!

İki günlük sevinç gösterisinden sonra nihayet yazabiliyorum. Bu başlığı atabilmeyi tam 4 senedir bekliyordum lan! Evet, 20 ocak 2012 cumartesi günü, Anadolu Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü‘nden teorik olarak mezun oldum. Diplomamı falan daha almadım ama.

1. Sınıfta ben

Bu yazı sizlere benim normalde 8 dönem yani dört sene ama benim için 9 dönem süren Çevre Mühendisliği eğitimim hakkında bilgi vermek için hazırlanmıştır. İçerisinde çeşitli bilgi ve değerlendirmeler olacaktır. İlk olarak bu 9 dönem ve 4 yaz okulu boyunca aldığım dersleri listeledim aşağıya. Dersin adının önünde yazan kredisidir. Üzeri kırmızı ile çizgiliyse o dönem o dersten kalmışım demektir. Eğer dersin adı koyu ile yazılı ise o dersi AA ya da AB ile geçmişim demektir.

2007-2008 Güz Dönemi

  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Lanet ders.
  • 3,0    Technical Eng.I (Tek.İng.I): Ozan Hoca ile bu ders sayesinde tanıştım.
  • 6,0    Fizik I: Fizikten zaten nefret ederdim, bu dersle nefretim tavan yaptı.
  • 1,5    Fizik Laboratuvarı I: Resmen bir kabustu. Asistanlar bize pislikmişiz gibi davranıyorlardı.
  • 6,0    General Chemistry I( Genel K.): Eftade Hoca ile tanışma sebebimdir. Kimyayı hep sevmişimdir.
  • 2,0    Kültürel Etkinlikler: Hayatımın en kültürel dönemidir.
  • 4,0    Türk Dili: İhsan Oktay Anar‘ı bu ders sayesinde tanıdım.
  • 2,0   Atatürk İlke. ve İnk. Tar. I: Tarihi hep severdim, yine sevdim. Şaduman Halıcı‘ya hayran oldum.

2007-2008 Bahar Dönemi

  • 3,0 Introduction To Environmental Eng.: Garip bir dersti ama sevmiştim.
  • 6,0    Fizik II: Fizikten tamamen soğumuştum. Lanet etmiştim.
  • 1,5    Fizik Laboratuvarı II: Kabus Part. II idi. Gene aynı davranışlara maruz kalıyorduk.
  • 1,5    General Chemistry Laboratory: Çok sakardım lan ben.
  • 6,0  General Chemistry II(Genel K.): Kimyayı hep sevdim. Bu biraz zordu ama.
  • 4,5  Teknik Resim: Zakir Poyraz hocamın ellerinden öperim. Gayet keyifle geçtim bu dersi.
  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Ucu ucuna kalmıştım.
  • 2,0   Atatürk İlke. ve İnk. Tar. II: Şaduman Hoca bir efsanedir. Tarih II ise daha keyiflidir.
  • 4,5    Bireylerarası İletişim: Bu dersi AA ile geçmek hiç de zor değildi. Taa ki o talihsiz ana dek.

2007-2008 Yaz Dönemi

  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Param boşa mı gitti lan diye üzülmüştüm.

2. Sınıfta Alper ben Emre

2008-2009 Güz Dönemi

  • 2,0  Türk Sanat Müziği: Danyal Mantı hocamıza buradan sevgiler. Sağolsun varolsun.
  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): İllallah dedim!
  • 4,5    Fundamental of Infor.Tech: Hehe çok kolaydı lan :)
  • 2,0    Technical English II (Tek.İng.: Evet, yavaş yavaş mühendis mi olıuyorum sorusunu sormaya başlamıştım.
  • 3,0  Çevre Kimyası Laboratuvarı I: İşte. İşte benim en sevdiğim derslerden birisi. O raporlar meğer gelecek yılların habercisiymiş.
  • 4,5    Çevre Kimyası I: Çok iyi, çok sıkıntısız geçtim. Savaş Hoca‘ma saygılarımı iletiyorum.
  • 3,0  Economics (Genel İktisat): Mükemmel bir ders daha. Halen aklımdadır hocanın verdiği örnekler.
  • 3,5   Materials Science: Emrah Hoca bu okuldaki en kral hocalardan birisidir.
  • 3,0    Topluma Hizmet Uygulamaları: 100′den değil de 90′dan AA aldığıma üzüldüğüm tek derstir.

Topluma Hizmet Uygulamaları dersi için şarkı hazırlarken

2008-2009 Bahar Dönemi

  • 4,5    Çevre Mikrobiyolojisi: Mikrobiyolojiyi seviyorum.
  • 2,5  Çevre Mikrobiyolojisi Lab.: Mikrolaboratuvarını da sevdim. Yalnız bir kere hasta oldum Eşerşiya yiyerek.
  • 4,5   Environmental Chemistry II: Bu dersin kitabını çok severdim garip bir şekilde.
  • 3,0 Environ. Chemistry Lab. II: Laboratuvarları hep sevmişimdir. Bunu da sevdim.
  • 4,5    Ekoloji: Arzu Hoca ile tanışmamı sağlayan ders.
  • 4,5  Statics Strength of Materials: Turgut‘un çok büyük desteği ile geçtim. İlk vizeden sıfır alıp ikincisinden 60 alıp da geçtim.
  • 4,5 Linear Algebra and Numerical Methods: Ucu ucuna tırmalayarak, ite kaka geçtim. Ama geçtim! Erdem Hoca ile bu derste ilk defa tanıştık.

2008-2009 Yaz Dönemi

  • 6,0   Fizik II: Metin Hoca‘nın sayesinde fiziğe yeniden saygı duydum.
  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Sedat Hoca kraldır.
3. Sınıfta Murat ile girdiğimiz seçim

3. Sınıf Matra Projesi toplantısı

2009-2010 Güz Dönemi

  • 3,5   Computer Program. in Engineering: Matlab‘ı çok sevdim, çok  da rahat geçtim.
  • 6,0  Unit Operations and Proces. I: Çok zor geldi, öyle böyle zor gelmedi yani.
  • 4,0   Su ve Toprak Kirliliği: Serdar Hoca‘yı işte bu derste sevdim.
  • 3,0   Temel İşlemler ve Süreç. Lab.I: Laboratuvarları çok sevdim. Bu laboratuvar epey zorladı ama geçtim.
  • 3,0   Fotoğrafçılık: Güzel bir ders, tavsiye ederim.
  • 4,5  Hidroloji: Malesef bu derste birşey öğrenemedim. Ucu ucuna ancak geçebildim.
  • 6,0 Akışkanlar Mekaniği: Mantığını çözdüğümde final sınavı bitmişti.
  • 4,0    Almanca I: Sertan Gür‘ü bu sayede tanıdım. Ich bin Mesut.

Volkan'la birlikte aldığımız yegane ödül

2009-2010 Bahar Dönemi

  • 4,5    Su Temini ve Atıksu Uzaklaştırma: Yılmaz Muslu ve kitapları.
  • 3,0 Temel İşlem. ve Süreç. Lab. II: Efsane olup zirvede bıraktım, laboratuvar defterini kapattım.
  • 4,5 Air Pollution (Hava Kirliliği): Hava derslerini çok zor anlayabildiğimi keşfettim.
  • 4,5   Çevre Mühendis. Bilişim Tekno.: Serdar Hoca’dan tez almaya bu ders sayesinde karar verdim.
  • 4,5  Enerji Üretiminden Kaynaklanan Çevre Sorunları: Okul hayatım boyunca aldığım en iyi derslerden biriydi. Çok araştırıp çok şey öğrendim.
  • 3,0    İstatistik: Zorlanırım diye korkuyordum ama rahat geçtim.
  • 4,5   Termodinamik: Çok zor oldu ama geçebildim. Tabloların hastası oldum. Ayrıca Yunus Çengel‘in kitabına da hayran oldum.
  • 6,0    Temel İşlemler ve Süreçler II: Çok ağır geldi. Acayip geldi bu ders.

3. Sınıf Yaz Okulu Savaşalp Volkan Seval

2009-2010 Yaz Dönemi

  • 7,5    Calculus II (Genel Mat. II): Yazık oldu. Üzüldüm.

4. Sınıfın en yoğun zamanları

2010-2011 Güz Dönemi

  • 6,0  Unit Operations and Proces. I: Zorlandım ama affetmedim, çaat diye geçtim.
  • 6,0  Akışkanlar Mekaniği: Mantığını anladığımı söylemiştim. Rahat geçtim.
  • 6,0    Katı Atık Yönetimi: İşte en zorlayıcı ama bana en faydalı olan derslerden biri daha. Çok iyi bir deneyim oldu bana.
  • 4,5  Air Pollution Control: Hava derslerini anlayamadığımı keşfettim. Ama suç kitaptaydı ben de değil.
  • 4,0    Su Arıtımı Projesi: Zevkli derslerden birisiydi. Yusuf Hoca‘ya baba demeye başladık.
  • 4,5    Environmental Modelling: İlk vizeden 20 alıp ikinci vizeden 85 aldım. Öyle geçtim.
  • 3,5    Wastewater Engineering: Ben sevdim bu dersi sizi bilemem.
  • 3,0    Çevre Müh. Bitirme Projesi I: Hehe.
  • 3,0  Küçük Ölçekli Atıksu Arıtma Sistemleri: Bir diğer faydalı seçmelilerdendi bu ders de. Herkese tavsiye ederim.

Volkan ve Savaşalp

2010-2011 Bahar Dönemi

  • 4,5  Differential Equations): Tek seferde çaatt diye geçtim. Laplace ve Yılmaz Dereli sağolsun.
  • 6,0    Temel İşlemler ve Süreçler II: Affetmedim bu sefer. Çok onurlu geçtim.
  • 4,0    Atıksu Arıtımı Projesi: Bu ders de iyiydi.
  • 6,0   Çevre Yönetimi: Proje kısmı çok zorladı. Arcgis öğrendik biraz da, o açıdan iyiydi.
  • 3,5  Tehlikeli Atık Yönetimi: Fena değildi. Ama Katı Atık kadar sevemedim.
  • 3,0    Suların Yeniden Kullanımı: Kolay bir dersti. İkili dağıtım sistemi mantığını aklıma soktu.
  • 6,0    Çevre Müh. Bitirme Projesi II: Hahaha.
  • 4,5  Computer Aided Engineering Design: Kesinlikle alınması gereken bir ders. Otoket herkese lazım.
  • 4,5    Çevre Politikaları: Ethem Torunoğlu‘nu tanıma şansını elde ettim.

2010-2011 Yaz Dönemi

  • 7,5    Calculus II (Genel Mat. II): Ölüyordum az daha. havale geçirdim.

2011-2012 Güz Dönemi

  • 7,5    Calculus II (Genel Mat. II): Efsane oldum.

Buradaki tabloya baktığımda en başarılı yılımın son sınıf olduğu görülüyor. Hatta öyle ki son sınıfın ikinci dönemini 3.06 ortalama ile bitirmişim. O yaz Calculus II’den kalmasaymışım Onur Belgesi bile alabiliyormuşum. Her sene yaz okuluna gelmişim ama bir tek ikinci sınıfın yaz okulunun faydasını görmüşüm. Calculus I ve Fizik II derslerini bu yaz vermişim. Ayrıca ilk stajımı da o yaz yapmıştım. Son stajımı da 4. sınıfın yazında yapmıştım. Arkadaşlara tavsiyem stajlarını 2. ve 3. sınıfın yaz aylarında yapmalarıdır. Son senelerini mezuniyet telaşına bıraksınlar.

Bu dört yılda beni zorlayan dersler Calculus I, Calculus II, Temel İşlemler I ve Temel İşlemler II olmuştur. Bu dört ders benim dengemi o dönemlerde altüst etmiştir.

Serdar Hocamızla

Aşağı yukarı her hocamla aram çok iyidir. Her birine burada saygı ve sevgilerimi iletiyorum. Ancak danışman hocam olması sebebiyle Ülker Hoca‘nın, sonsuz yardımlarından dolayı Ozan Hoca’nın, yapı olarak çok benzediğimizi düşündüğüm için Serdar Hoca’mın yeri bende çok ayrıdır. Müfide Hoca‘nın da kimsenin açıkça dile getirmediği herşeyi üzerine basa basa söylemekten hiç çekinmediği ve mesleğimizi bu kadar savunduğu için yeri ayrıdır. Bölümümüzde

Ozan Hocamızla

istisnasız tüm hocalarımı sever, saygı duyarım. Şu dört senede en az sevdiğim dersler Fizik I, Fizik II, Calculus I, Calculus II, Hidroloji, Bireylerarası İletişim ve Hava Kirliliği Kontrolü dersleridir. Bu dersleri sevemeden geçtim. Kendimi olayın tamamen dışında hissettiğim tek ders ise Diferansiyel Denklemler dersi olmuştur. Zaman zaman Hava Kalitesi Kontrol dersinde de bu şekilde hissettiğim anlar oldu.

Bu dört yılda en keyif alarak geçtiğim dersler bitirme tezi, Katı Atık Yönetimi, Çevre Yönetimi’nin proje kısmı, Temel İşlemler Laboratuvarı II’nin projesi, Fotoğrafçılık, Almanca I, İnkilap Tarihi I ve II, Türk Dili, Teknik Resim, Temel Bilgi Teknolojileri, Türk Sanat Müziği, İktisat, Topluma Hizmet Uygulamaları, Mühendislikte Bilgisayar Uygulamaları, Bilgisayar Destekli Tasarım, Enerji Üretiminden Kaynaklanan Çevre Sorunları dersleri oldu. Unuttuğum bir iki ders olabilir.

Eğitimimi su konuları ağırlıklı olarak aldım. Tezimi de yine su ile çalışarak yaptım. Dolayısı ise sucu oldum. Sucu olmasam belki Katı Atık konularıyla çalışabilirdim.

2009 Bahar Şenliği

Okuldaki 5 senemde de Bahar Şenlikleri‘ne katıldım. Bunların son 3 senesinde çeşitli aksiyonlara girdik. Eğlendik epey. 201120102009 Son yılımızda yaptığımız tramvay halen bölümde durur :)

Beş buçuk yıllık üniversite hayatımın en süper zamanı hazırlık zamanıydı. Bir yıl boyunca hiçbir şey yapmadım. Hiçbir şey yapmadım diyorum! En zor ve

2010 Bahar şenliği: Sercan Merve ben

sıkıntılı zamanı da dördüncü sınıf zamanıydı. Çünkü zaten zor olan dördüncü sınıf derslerine ilaveten alttan Temel İşlemler ve Süreçler dersi ile Akışkanlar Mekaniği dersleri alıyordum. Yaz geldiğinde zihnen ve bedenen bitmiş tükenmiş durumdaydım.

2011 Bahar Şenliği Seda Ben Tramvay Alper Ahmet

Ben Akif Hoca Alper Volkan

Asistanlarımızın hepsi ile aram iyi olmuştur. Ancak halen daha Akif Hoca‘nın yeri bende ayrıdır. Hatta Alper’de de ayrıdır. Akif Hoca bizim Akif Abi’mizdir.

Bizim dönemin tek derli toplu fotoğrafı

Dört yıl içinde teknik gezilerimiz de oldu elbette. Bunlar içerisinde en iyileri İzaydaş Teknik Gezisi ile barajlara yaptığımız teknik gezi oldu.

Dört yılda en çok utandığım an Tehlikeli Atık vizesinden 5 aldığım zaman ile Kimya II dersinde Eftade Hoca’nın yerine o derslik Malzeme Mühendisliği’nden gelen bir hocanın bana kızması oldu. Öldüm yerin dibine geçtim.

2011 Mezuniyet Emre Turgut Ben Alper En İyi haber fotoğrafı ödülü.

En mutlu olduğum an ise Alper ve Emre ile birlikte Çevre Yönetimi dersinin sunumunda birinci olduğumuz an oldu. Emre’yi o kadar mutlu ve kontrolden çıkmış olarak görebileceğim bir başka an daha yoktur. Öğrenciliğimizin en mutlu dönemleri Alper, Selma ve Emre ve Turgut’la kantinde langırt oynadığımız zamanlardı. İş yükü olarak en yoğun olduğumuz zaman dördüncü sınıfın ikinci döneminde ilk vizelerden sonraki dönemdi. Benim moral olarak en bitik olduğum zaman dördüncü sınıfın yaz okulu zamanıdır.

2006 Yılı Hazırlık Ergin Ben Mert

Üniversite hayatımın en eski arkadaşları sırasıyla Mert, Ergin ve Volkan’dır. Birinci sınıfta da Alper’le tanıştım. İkinci sınıfta da Sercan’la ve Koray’la tanıştım. Sercan o zaman şişmandı.

Çevre Mühendisliği eğitimi öyle akılsız salakların söylediği “çevrede okusam 5 ortalama yaparım” gibi birşey değilmiş bunu gördüm sevgili okur. Zor yani hakikaten emek istiyor, hata kabul etmiyor. Sürekli çalışman lazım. Boşlasan olmuyor, bir vizeden düşük alsan sıkıntı oluyor, üstelik bizim bölümde devamsızlık da çok ciddi sorun. Adamın gözünün yaşına bakmıyor.

Mezuniyet için 240 kredi gerekiyor. Benim 255 kredim var. Bunu da ekstradan aldığım seçmelilere borçluyum. Evet, ben mezun oldum. Vatana millete hayırlı olsun.

Halkı selamlayarak bitiriyorum.

Yazdığım uzun yazılardan birisi oldu bu farkındayım. Hepsini okuyana da helal olsun :) Yorum olarak hepsini okudum yazan ilk beş kişiye Proofhead My Resort kupası vereceğim. Buraya kadar sıkılmadan okuyan eşe dosta okura sonsuz teşekkürler.

EKLEME: Facebook’tan da sevincime ortak olan herkese teşekkürler.

Herkes sağolsun varolsun

Proofhead FM, Ejderhalar, İtalya Filmi

İtalya dönüşü epey bir sıkıştı yine iş güç sevgili okur. Yapılması gereken çok fazla iş, çekilmesi gereken çok fazla dert var yine. Ama bu sıkışıklıkta dahi yine de kendime vakit ayırmaya önem veriyorum.

İtalya’dan geldiğim gün 1 TB‘lık harddiskimin çöktüğünü gördüm. İçerisindeki yüzlerce albüm gitmiş, binlerce klibim yalan olmuştu. Aşağı yukarı beş gündür parça parça da olsa bu albüm ve klipleri toparlamaya çalıştım yedeklerden. Ancak henüz yedeklemediğim bir klasörüm vardı. İçerisinde de yaptığımız işlerin tasarım dosyaları vs duruyordu. O klasörün gitmesi beni mahvetti. Neyse, yavaş yavaş da olsa telafi ediyorum.

FlatCast

Bir süredir 20 kadar arkadaşımla oluşturduğum bir sms listesinden şarkı isimleri paylaşıyorum. Bunu da bir radyo formatında yapıyorum. Komik oluyor bazen, bazen can sıkıcı oluyor, bazen listedekilerin de istek parça istediği falan oluyor. Listedekiler demişken kim bunlar hemen hatırlayalım: Alper, Ender, Erol, Sercan, İlker, Koray, Levent, Murat, Mustafa, Savaşalp, Ahmet, Merve, Aslan, Cihan, Ezgi, Halil, Orcan, Özge, Seval, Anıl ve Togay kardeşim. Uzun ama epey uzun süredir aklımda olan hatta bir ara Eskirock için denediğimiz ama sora bıraktığımız şu radyo yayını olayına girebilir miyim diye bir araştırma yaptım. Çok kısa sürede ücretsiz yayın yapmanıza izin veren bir siteye kayıt olup, yapmak istediğim şeyi yapabildiğimi gördüm. Yani bilgisayarımdan yaptığım yayını diğer bilgisayarımdan dinleyebildim :) Güzel oldu.

Ancak bazı sorunlarım var. Birincisi dinleyiciler bir eklenti kurmak zorundalar. İkincisi ise yayın kalitesi birazcık düşük. Her neyse, şimdi bir kamuoyu yoklaması yapıp belki de haftanın bir günü birkaç saatlik radyo programları yapabilirim. Eğlenceli olur. Çok fazla kişinin dinlemesine de gerek yok üstelik. SMS radyomdan takip eden kişiler ve belki birkaç kişi daha fazlası yeter de artar bile :)

Ejderhalar dedim. Dünya üzerinde bir ejderhanın yaşabilmiş olma ihtimali var mıdır acaba? Olsa süper olurmuş. Neyse, blogun üzerindeki reklam banner’ına güzel bir ejderha koyayım diyorum. Aslında kararsızım. Belki de kolaj yapmalıyım çeşitli fotoğraf ve çizimlerden. Bu konuda yardım bekliyorum. Bana 990×180 piksel genişliğinde bir görsel lazım.

Hayır, İtalya'da Pisa Kulesi'ni görmedim.

Ve İtalya filmi demişim. İtalya’da elbette videolar da çektim. Bunların çoğunun arka planında ben konuşuyorum. Ama kendi sesim bana çok komik geliyor sevgili okur. Bu video blog olayını da o yüzden bir türlü cesaret edip koyamıyorum. Neyse, bu İtalya’da çektiğim videolardan kısım kısım alıp Hope To Find‘ın bir şarkısının altına ekleyeyim diyorum. Ne yaparım, nasıl yaparım bilmiyorum. Deneyeceğim bakalım.

Aynı Dolmuşa Binmek

Onlarca dolmuş arasından sabah bindiğim dolmuşa akşam eve dönerken de binebiliyorsam, aynı şoförün sürdüğü yani, bu benim çok şanslı olduğumu değil; tamamen umutsuz, karamsar bir hayat sürdüğümü gösterir sevgili okur.

Karamsar bir hayat sürdüğümün daha pek çok kanıtı var. Örneğin her akşam eve dönerken bir türlü dolmuşa huzurlu olarak binemiyorum. Lan ne bileyim sanki bir yerlerde bir şey eksik kaldı gibi hissediyorum.

Kantinde, yemekhanede falan hep sağa sola bakıp gülen kahkaha atan insanlara bakıp kızıyorum. Bir acayipleştim mal oldum sanki.

Bugün uzun süren parasızlığımdan bir nebze olsun kurtuldum. Bu durum biraz mutlu etti beni. Ama üzerimdeki bu durgunluğu yine atamadım. Sevdiğim insanlara sarıldım bende çaresiz n’apıyım.

İyi oldu ama. Yani biraz kafam rahatladı. Bugün aylar sonra mesaj hakkı aldım. uzun süredir mesaj atamadığım insanlara mesaj attım. Kimisi bir an önce konuşmayı kesmek istedi, uzatmadım ben de. Kimisinin kontoru yoktu uzun uzun çaldırdı. Kimisi canıma kurban olacağını söyledi :) Mesaj atmayı özlemişim lan. Valla insan acayip rahatlıyor. Konuşmak hakikaten beni korkutmaya başlıyor lan. Bunu farkettim. Gerçi bunun böyle olması bana bir ergen sevinci yaşatmadı, sonuç olarak konuşma kabiliyetimin artması, sivrilip ön plana çıkması lazım.

Dün Savaşalp aradı, çok sevindim ve mutlu oldum. Bugün facebook’ta çok uzun süredir konuşmadığım bir arkadaşımın durumuna yorum yaptım lan biraz da korkarak. Bir de baktım ki cevap vermiş ve beğenmiş. Lannasıl sevindim anlatamam.

Sabah yine aynı şey olursa yani okula gittiğim dolmuşla eve döndüğüm dolmuş aynı olursa, ve ben bu kadar olayın hareketin içinde bunu farkedersem önümüzdeki hafta için bir psikologa gideceğim.Hayatımda hiç gitmedim, çok merak ediyorum.

Bu aralar yeni bir uğraşım var. Şu yapbozu yapmaya başladım. Ne zaman biter bilmiyorum. Ama başladım. Bir ara bu yapboz olayı ile ilgili bir yazı yazayım diyorum sevgili okur. Bu gecelik böyle bitsin. Görüşürüz.

Dert Tasa Sıkıntı Var

Bunların hepsi var şu ara. Calculus II vizesinden gene 40 45 beklerken 13 alarak hayata küstüm sevgili okur. Umudum da hevesim de iyice kırıldı lan. Kantine gitmek istemiyorum. Kantine gidince de hemen işimi halledip kaçıyorum laboratuvara geri. Eskiden olsa öyle mi olurdu lan, fakültenin güzel kızlarına bakardım, Erol‘la muhabbet ederdim, milletin masada bıraktığı gazeteleri dergileri okurdum. Hem kişisel gelişimime katkıda bulunur hem de o anda açık Kral TV’den piyasada dönmekte olan şarkıların kliplerini göz ucuyla izlerdim. Lan artık kimse kalmayınca kantinin mantinin de tadı olmuyor. Herkes mutlu lan, bakıyorum herkes geçmiş Calculus’u, öff başka hiçbir dertleri yok. Krallar gibiler. Bir de bana bak lan.

Red Riding Hood

Geçen gün Red Riding Hood diye bir film izledim. Kırmızı Şapkalı kız masalına epey bir boyut kazandırmışlar, cidden beğendim. Çok iyi hedef şaşırtıyorlar. Bir de dürüst olarak söylemek gerekirse filmin başından beri erkek seyircilerin %90′ının istediği şeyin filmin sonunda olması ayrı bir kayda değer noktaydı. Amanda Seyfried‘ı buradan öpüyorum lan. Çok samimiyetle öpüyorum kendisini.

Tekirdağ Köfte

Dün Sercan‘ın Tekirdağ‘ın en iyi köftecisinden getirdiği Tekirdağ köfteleri ıslattık Volkanlar’da. Volkan yoktu, daha gelmedi, onun anısına da ben gece boyunca hep matkapla oynayıp durdum. Hırvastistan maçını izledik. Kalecimizi alnından öptük. Alper de öptü. Bu arada Sabhankra‘nın Moonlight‘ı klavye ve gitar olarak çıkardık sayılır sevgili okur. Çok yakında yeni süprizlere hazır ol. Acayip olacak.

Dün Sercan’ın interneti hızlı diye biriktirdiğim dizi bölümlerini indirdim onlarda. Lan hepsini benim taşınabilir harddiske attım. Eve geldim, harddiski bilgisayara taktım ve geri zekalı “BİÇİMLENDİRMENİZ GEREKİYOR ABİ AÇMAK İÇİN” hatası verdi. Yani ayıp lan. Deli oldum. Şu anda da halen File Scavenger programı ile harddiski tarıyorum. Bakalım kurtaracam lan umarım formata gerek kalmadan.

Dediğim gibi sıkıntı çok. Ama iyi şeyler de olmuyor değil. Mesela bakalım yakın zamanda ilk ödemeyi alacağız projeden. Borcumu harcımı düzeltip rahata ereceğim. Bir de Sercan’la Merve‘ye bir sözüm var bakalım onu yapacağım. Ha bir de Alf Kırtasiye‘den bir süredir biriktirdiğim DVD kapaklarını bastıracağım.

Sivrihisar’dan tanıdığım bir arkadaşım var, Sevinç. Kendisi THY‘de aşçı olarak çalışıyor. Biniyor uçağa, Dünya’nın dört bir yanına uçuyor. Önceki akşam konuştuk biraz, nasıl mutlu oldum anlatamam. Japonya’daymış şu an. Dedim ki hemen benim koleksiyonuma bir tane Japon günlük gazetesi getir. O da sağolsun çok daha fazlasını getirmiş bugün mesaj attı. Bu beni mutlu eden bir diğer olaydı.

Geçen gün tarayıcının driver’ını bulamadığımdan bahsediyordum ya buldum onu kurdum. Şu an sistem maşallah çok kararlı sevgili okur. Bu arada şu yazımda aldığımı söylediğim mouse bozuldu. Kendi kendine kapanıyor. Gittim bugün Teknosa‘ya garantiye yolladım, bakalım neler olacak.

Çok uzun süre önce sözünü verdiğim video blog olayına başlıyorum artık. Yarın ilk videoyu Alper’le çekeceğim. Kısacık videolarla haftada bir ya da iki defa sizlere cam açacağım.

Volkan’ı, İlker‘i ve Savaşalp‘i çok özledim. Epeydir bir araya gelemiyorum bu adamlarla. Hepsine sevgiler.

Bu arada Doğa ve Çevre Kulübü olarak salı günü gittik Levent‘le dilekçeleri teslim edip resmen göreve başladık. Haydi bakalım.

Okulum Uzadı!

Yakından takip eden okuyucularımdan birkaçı ve birkaç arkadaşım bir süredir bloga yazı yazmadığımı farkedip mesaj atmışlar sağolsunlar. Geçtiğimiz çarşamba gününden beri epey kötü şeyler oldu sevgili okul. Bu sebepten bilgisayardan uzak kalmak zorunda kaldım.

Geçtiğimiz çarşamba günü mezun olabilmek için son dersim olan Calculus II‘nin final sınavına girdim. 8 soru çözüp 40 puan aldığım takdirde dersi geçip mezun olabilecektim. Sınava 15 gün (bakın abartmıyorum) çalıştım. Levent‘le her gün soru çözdük. Zerre anlamadığım bir sürü konuyu anladım. Çıkmış sınav sorularını falan çözdüm. Sınava da girince bunun faydasını görüp (!) tam 12 soru çözdüm. Bu 12 soruyu çözdüğümden de o kadar emindim ki bitime yarım saat kala cevap anahtarını verip çıktım. Geçtim herhalde diye sevinirken içimden, neden bilmiyorum, dersin hocasının yanına gidip bir teşekkür etmek geldi. Sonuçta geçtiğim son ders olacaktı ya. Neyse, hoca sağolsun güleryüzle karşıladı beni. Mezuniyet durumum olduğundan cevap anahtarından alacağın nota bakalım, dedi. Sevgili okur, işte dehşete o an kapıldım. Benim 12 tane doğru diye yaptıklarımdan 5 tane yanlış çıktı. Bu beş yanlıştan dördü de bir doğrumu götürünce 6 yanlış oldu! Bu da 30 puan yapıyordu ve bu duruma göre okulum bir dönem uzuyordu. Yani bu hayatımı mahveden, Allah’ın belası Calculus yine herşeyi mahvediyordu. Böylelikle sadece 5 dakika önce mezun oldum sevinci yaşarken 5 dakika sonra bir dönem okul uzatma şokuna girdim. Oysa iki sene önce aynı gün Calculus I’i geçmiştim kaderin bir cilvesi olarak.

Ben bu şokla uğraşırken bir kötü haber yıllıklardan geldi. Yıllıklar acayip hatalarla doluymuş. Yazılarımın bir kısmı çıkmamış falan. İnsanlar hiç memnun değillermiş. Ama ben tabi okulun uzamasının şokunda olduğumdan umursamadım o anda. Daha can sıkıcı bir haber de organizasyonla alakalı olarak geldi. Onun detaylarını burada vermiyorum.

Okuldan eve döndüğümde çok kötü bir haldeydim. Annem teselli etti. Teselli aradığım herkes teselli etti sağolsun. Alper arayıp içimi bir nebze olsun rahatlattı. Evde duramayacağımı anlayıp Savaşalp‘le Duran‘a gittim Alper ve Sercan‘la birlikte. Burada yemek yiyip dışarı çıktık. Üniversiteden Alper’i yolcu ettikten hemen sonra midem bulandı ve gecenin o karanlık saatinde kuytu bir yerde yediklerimi çıkardım. Aynı gece hastalandım ve boğazlarım şişti. Gece boyunca uyuyamadım. Bir de geç saatlerde acayip moralim bozuldu acayip canım sıkıldı başka bir olaya. Buna da kızamadığım için içime atmak zorunda kaldım.

Perşembe sabahı sesim kısılmış olarak uyandım. Aynı gün staj yerime gittim. Staj dönüşü daha kötü olmuştum. Eve gelince terlemeye çalıştım biraz. Geceye doğru düzelir gibi oldum. Cuma sabahı hafif bir baş ağrısı ile uyandım. Ancak bu hafif baş ağrısının ardından hayatım boyunca yaşamadığım bir deneyim yaşayacaktım.

Devamında yaşananları da şu yazıda okuyabilirsiniz.

Annem Gitti

Annem ve kardeşim Kars‘a gitti. Çok yalnızım. Yapayalnızım sevgili okur. Bu yaz bu lanet yaz okulu ile kaldım bir başıma. Ne yapacağım?

Yazın Sercan ve Volkan ve Savaşalp ve İlker de olmasa Eskişehir’de çıldırırdım muhtemelen. Doğru lan. Onlarla takılırım bende.

Annemi çok severim sevgili okur. Küçük kardeşimi de çok severim. Şimdi onlar gidince ben de ortanca kardeşimi çok seveyim bari. Babam da evde bu arada. Yani işe gidiyor tabiki. Kardeşimin de çalıştığını ve eve gece geç geldiğini düşünürsem evde yalnızım demekki. Demek ki geçe gidebilirim eve.

Lan o kadar da yalnız değilim o zaman. Aha yazının gidişatı değişti.

Sevgili okur bu yaz annem yanımda olmasa da çok yalnız değilim. Tamam bu yazıyı boşa yazmış oldum. Halbuki yazıya başlarken aklımda bunlar yoktu.  Garip oldu.

MMF Mezuniyet Balosu 2011

Bu yazıyı yazmayı hiç istemiyordum aslında sevgili okur. Çok güzel bir geceydi ve bunu sadece orada olanlarla paylaşmak, hafızamda bırakmak istiyordum. Ancak sizi de seviyorum. O sebepten dolayı sadece satırbaşlarından bahsedeceğim. Bir sonraki sene bu yazıyı eğer bir Yıl Kom üyesi okursa belki faydalanabilir diye yazacağım.

Bu sene (2011) Anadolu Üniversitesi MMF, geleneksel mezuniyet balosunu Anemon Hotel‘de yaptı. Zira buradan çok iyi fiyat aldık. 55 liraya sınırsız yerli içkili bir organizasyon yaptık. Sınırsız yerli içki olunca sonlara doğru insanlar salonu emekleyerek dolaşmaya başladılar. Allahtan kimse salona kusmadı.

Saat 7′de kapılar açıldı ve insanlar gelmeye başladılar. Hocalarımız, arkadaşlarımız birer ikişer gelmeye başladı. Anemon’da Eskişehir Salonu’nda yaptık bu baloyu. Anemon’la çalışırken çok dikkatli olun, çünkü sizin verdiğiniz kişi sayısı üzerinden servis çıkarıyorlarmış. Yani oradaki görevliy sorduğumda fazladan tek bir dolma bile olmadığını söyledi. İşte o sebepten dolayı müzisyen ekibini sayıya dahil etmediğimizden sıkıntı yaşadık. Biz de dışarıdan birşeyler yaptırıp ekibe bunun parasını ödedik. İçecekleri de mekandan sağladık. Bunda da problem çıkarır gibi olsalar da hallettik.

Yemek yenirken çello çalan bir arkadaşımız da yemek müziği çaldı. Yemek müziği dediysem bildiğin klasik müzik işte. Zaten o anda çelloyla ya da kemanla ne çalsan giderdi. Bu arkadaş da aralarda Nothing Else Matters ve One‘ın başlarındaki Intro’ları çalarak fazlasıyla mutlu etti bizi.

Balo için SET grubunu ayarladık. Başlangıçtaki iki şarkıda sesin çok fazla olduğundan falan şikayet edildi. Birkaç kişi de beğenmediğini, böyle bir balo için uygun olmadığını falan söyledi. Ancak grup 3. şarkıda “Ya Mustafa” diye başlayınca birde herkes piste döküldü, böylece hocaların hemen önünde pisste onlarca kişi olduğu için bir duvar oluştu ve hocalar da sesten fazla rahatsız olmadılar. Grup bu şarkıdan hemen sonra bir mastika patlatınca zaten olay koptu gitti. Buradan SET grubuna ve Özgür Abi‘ye çok teşekkür ediyorum. Bu arada SET’in kendi programlarından farklı olarak son şarkıda Murat Abi gitara geçti, o da solakmış, Özcan Abi’de bir şarkı söyledi.

SET’ten sonra bizim Vecihi‘nin ayarladığı klarnet dabruka ekibi çıktı sahneye. Bu saatlerde millet iyice astronot olduğu için herkes birbiriyle oynuyordu. Bu arada sonlara doğru şefleri gittiğinden herhalde garson elemanlar millete içecek falan vermemeye başladılar. Bahşiş istiyorlardı herhalde. Bunlara şefinizle görüşeyim diyince bertaraf oluyorlar. Aklınızda olsun.

Ben hariç tüm YılKom ekibi

Alper acayip sarhoş oldu. Öyle böyle olmadı. Bir noktadan sonra ben daha fazla olamaz dedim. Daha çok oldu. Emre ve Turgut ama çakı gibi dimdik durdular. Gece bizim masada Dilek, erkek arkadaşı, Turgut, Emre, Merve, Selma, Alper ve tabiki ben vardım. Aslında Selma’nın masası arkadaydı ama o bizimle oturmayı tercih etti. Böyle son bir defa (Seval olmadan) tüm ekip bir arada oturmuş olduk. 4 seneyi birlikte geçirip birlikte noktalamış olduk. Gece kimseye belli etmesem de en eski arkadaşlarımdan hiç biri yoktu. Sadece Ergin ve Aygün vardı. Bu ikisiyle bol bol sarıldık, güldük, eğlendik. Ancak gözlerim hep Volkan‘ı, Savaşalp‘i ve Mert‘i aradı. Aynı masada oturacaktık gelselerdi Savaşalp ve Volkan. Ama olmadı.

Gece partinin devamında 222‘ye ücretisiz servis ayarladık. Ancak Alper iyice uçuşa geçtiğinden biz partiye gidemeden taksiye binip evlere döndük. Ancak Turgut, son bir bira içmek için 222′ye gitti. Helal olsun bu çocuğa :)

Yıllıklar için Burak Dijital‘le anlaştığımız için Özgür Dijital, baloya fotoğraf makinesi sokturmadı. Sokanlarınkini de içeride avladı. Ancak yine de sağolsunlar sürekli fotoğraf çekip çektiklerini de 3 liradan sattılar. O sebepten mekanda hiç fotoğraf çekemedik. İki tane fotoğraf aldım.

Aralarda güzel şeyler oldu, aklıma gelenler gelmeyenler var bir sürü. Çok şaaşaalı giyinip bence hiç güzel olmayanlar olduğu gibi, gayet sade giyinip gecenin en güzel kızlarından olanlarda vardı. Bizim Erman papyon takmış, süper de olmuştu.

O gece pek çok yüzü orada son kez gördüm. İşte bu şekilde düşününce biraz hüzünlü oluyor be sevgili okur.

Bu arada gecey katılarak bizi yalnız bırakmayan tüm hocalarıma da teşekkür ediyorum. Özellikle pistte de bizi yanlız bırakmayan Serdar Hoca‘mıza, Özlem, Hicran ve Burcu Hocalarımıza acayip teşekkür ediyorum.

9 Mayıs Eskirock Metal Fest Vol. II

Sonbaharda yani 18 Ekim’de ilkini yaptığımız festivalin, ikincisini de geçtiğimiz 9 Mayıs günü yaptık sevgili okur. Bu yazıda da o gün olanları hem organizasyonu yapan kişi hem de bir müziksever gözüyle anlatacağım.

O gün saat 14.00 civarı Togay’la Volkan Karakedi Müzik’ten ekipmanları alıp getirdiler 222’ye. Bir önceki konserde çalıştığımız tonmaisterden farklı olarak bu sefer sağolsun başka bir arkadaş yardımcı oldu. Çok da iyi yaptı işini. Neyse, tonmaister mekana gelir gelmez hemen kurulmaya başlandı ekipmanlar. Davuldan sorumlu yaptığımız eleman gecikti biraz ama hızla kurdu onlarda. Ancak sonradan fark edecektik ki bu kurulum sadece kendi gruplarına has bir kurulummuş ve bizim için sıkıntı yaratacaktı.

Neyse, şehir dışından gelecek gruplar yavaş yavaş Eskişehir’e ulaşıp 222 Park’a gelmeye başladılar. Sağolsun Volkan’la Togay ilgilendiler bunlarla. O gün Halil ve ben biraz geç geldik çünkü okulda quiz ve sunumlarımız vardı. Davulda az önce bahsettiğim sıkıntılar yaşanacağı belli olunca ben ne olur ne olmaz diye kendi zillerimi getirmiş ve Karakedi Müzik’ten de ilave zil sehpası almıştım. İyi ki almışım.

Togay’la birlikte hemen Merchandise standımızı kurduk. Geçen seferdekinden daha güzel oldu bu sefer. Stantta gece Godspel, Sabhankra, Garmadh ve Fire and Forget gruplarının albümlerini satıldı. Ayrıca süper avantajlar sağlayan Eskirock Üye Kartı’da isteyenlere verildi. Bunlardan hariç bir de Buğra Toksoy’un Krevestreb Fanzin’ini sunduk. Kendisini kırmış ya da incitmiş olmalıyız ki silmiş arkadaşlarından :) Canı sağolsun.

Tüm hazırlıklar yapıldı ve kapı planlanandan yarım saat sonra açıldı. Sahneye ilk olarak yeni grup Anubis çıktı. Anubis grubunu sahnede izlemedim. Bir defa içeri geldiğimde We Will Rise’ı çaldıklarını anladım. Onunda davulları çok iyiydi. Vokalini cidden beğenemedim.

Bu gruptan sonra aslında sahneye Mosh çıkacaktı. Ancak gecikmeden dolayı Ankara’dan gelen dostlarımız Truck grubunun tren biletleri sıkıntıya girmesin diye 2. olarak sahneye Truck çıktı. Bu noktada Mosh grubunun vokalistine anlayışı ve özverisi için ayrıca teşekkür ederim. Önceki grubun ekipmanları sahneden sökülüp bu grubun kullanacakları takıldı. Yine bir zaman kaybı oldu. Truck’ı sahnede ilk defa dinleyecektim. Vokalleri Karahan’ı zaten biliyordum sahnede de izlemiştim. Ama özellikle Dağhan’ı merak ediyordum. Bence gayet iyiydiler. Pantera‘dan 5 Minutes Alone çaldılar ki ne çaldılar! Adamın gitar çalışı falan da gayet iyiydi. Truck cover ağırlıklı çaldı. Benim “benzinlik” dediğim parçalarını çaldılar ki süperdi. Ancak bir talihsizlik sonucu ki bunu da sonradan trampet sehpasından kaynaklandığını öğrendik, ayarlanırken nasıl gözden kaçmış bilmiyorum, grup çalarken trampetin alt derisi yırtıldı. Mecburen bir kesilme oldu. Ancak talihliymişiz ki imdada tonmaister abi yetişti. Hemen kendi ekipmanlarından bir trampet verdi. Biz de o esnada yırtılan derinin yenisini almak üzere Murat’ı Senkop Müziğe yolladık. Performansta 5 dakikalık bir duraksama olsa da grup aynı gazla 2 parça daha çaldı ve mükemmel bir şekilde sahneden indiler. Hepsine buradan emekleri için teşekkür ediyorum kendim ve organizasyon adına.

Truck grubunu uğurlarken Mosh sahneye çıktı. Burada da yine sahneye yeni baştan kurulum yapıldı. Mosh grubunu izlemedim. Bu arada konserden önce Kene grubundan bir elemanla sahneye çıkacaklarını söylemiştiler ve biz de o şekilde duyurmuştuk. Ancak öyle bir şey de olmamış. Bilgi vermediler, sebebini soranlar için söylüyorum.

Fire And Forget - Hande

Fire And Forget

Fire And Forget

Mosh’tan sonra benim acayip bir merakla beklediğim İzmirli dostlarımız Fire And Forget çıktı sahneye. Togay’ın grubu olmasından dolayı da ayrı bir sempati beslediğimiz grubun en dikkate değer özellikleri ise oryantal bir havası olması, bir hikayenin tümünü albümlerinde anlatması ve alışılmıştan farklı olarak bayan brutal vokal kullanmalarıdır. Introları başlayınca merakım iyice kabardı. Performans başlayıp Hande mikrofona haykırmaya başlayınca bu grubun iş yapacağını anladım ve işi gücü bırakıp oturup izledim. Grup zaten albüm kapaklarından şarkı sözlerine kadar Amerika’nın bu savaş ve işgal politikasını eleştirdiği için bir anda salondaki herkes aynı moda girdi. Handenin vokali olması gerektiği gibiydi. Yalnız solo gitaristleri çok iyiydi. Bu arada bas gitarı The Trusted’tan Tayfun çaldı. Davulda ise bugüne kadar gördüğüm en sakin, en rahat metal davulcusu vardı. Bu adamla arkadaş olacağım. Fire And Forget’in albüm lansman konseriydi bu konser ve bence gayet başarılıydı. Albümlerine de ilgi oldu. İnsanlar memnun kaldılar.

Godspel

Fire And Forget’ten sonra sahneye Godspelçıktı. Godspel konser öncesi özellikle davul ekipmanı konusunda sıkıntı yaşadı ancak tüm sıkıntıları çözmesini bildik. Kim olduğunu bilmediğim birkaç kendini bilmezin gruba sözle sataştığını, rockstar falan dediğini öğrendim sonradan grup haricindeki başka ağızlardan. İyi o gün o sinirle ve stresle ben duymamışım bu ‘gerçek metalcilerin’ satışmalarını. Neyse, Godspel tam bir lansman konserine yakışır biçimde hazırlıklarını yaparak sahneye çıktı. Çıkmadan önce sahnedeki davul ekipmanları sıfırdan kuruldu. Gruba olan ilginin büyük olduğunu biliyorduk ve biraz bunu performans esnasında da görecektik zaten. En süper metalciler ortamdan ayrıldıktan sonra,

Godspel - Yağız

grup son kontrollerini yaptı ve performansa başladı. Önceki performanslarından farklı olarak vokalistleri değişmişti. Yeni vokal Anıl’ı ben de dahil pek çok kişi başarılı buldu. Grup melodileri, soloları ve geçişleriyle yüzleri gülümsetti, tüyleri diken diken etti. Pek çok geçişlerinde daha parça devam ederken alkış aldılar, alkış sesleri parçayı bastırdı. Performansın ortalarında Ancient Love isimli parçalarında ciddi birkaç hata yapsalar da genel olarak performansları beğenildi. Grup sahneden indikten sonra insanlar grubun çıkardı Promo EP’yi satın almak için Merchandise standına koştular. Volkan, Halil, Togay ve ben söyleyebiliriz ki gecenin en iyi performanslarından birisiydi. Dinleyen kimse sıkılmadı.

Godspel sahneden indikten sonra sahneye çıkan gruplar arasında en deneyimli gruba sıra geldi. İstanbul’dan VOODOO MEDICINE! Grup en son çıktı. Takdir edersiniz ki seyirci sayısı epey azalmıştı ama inan bu beni mutlu etti sevgili okur. Çünkü bu kadar kaliteli bir müziği, bu kadar kaliteli bir performansı dinlemek için insanın bir şeyler feda etmesi gerekir, sabırlı olması gerekir bence. Aralarında benim de olduğum 50 kişilik bu sabırlı kitle son saniyesine kadar eğlendik. Hard Rock müziğin en gaz parçalarını birebire yakın kalitede çalan grup sahneden indiğinde inanın seyirciler üzerimize yürüdü inmesinler diye. Grup üyelerine ve aslında şehir dışından gelen tüm gruplarımızın üyelerine tekrar tekrar teşekkür etmek gerek. Hiçbir kapris çekmedik, hiç kimse sıkıntı yaratmadı. Voodoo Medicine’de gecenin şanssız gruplarındandı. Performansları başlamadan bass gitaristin gitarı bozuldu ve Godspel’den Ufuk’un gitarını aldı. Performans devam ederken davulcularının baget sıkıntısı oldu ama hemen hallettik. Voodoo Medicine’in internetten bulun profiline girip bakın. Adamlar sürekli bir yerlerde konserdeler. Ben şimdi anlıyorum neden olduğunu. Çünkü çok iyiydiler. Bu grubu metal grubu olarak değerlendirmiyorum. O yüzden gecenin en güzel performansı bu gruba aitti derken sakın beni yanlış anlamayın. Etkinlik aksaklık gedikliklere rağmen saat 01.30’u biraz geçe bitti.

Çekilişle iki şanslı Eskirock Üye Kartı sahibine Haggard Konseri bileti hediye ettik. Ayrıca kart sahibi tüm katılımcılar o gece evlerine 2.5 lira daha az bilet parası vermiş ve 3 grubun albümünü hediye almış olarak döndü.

Sıkıntılar oldu. Hem de ciddi sıkıntılar. Bu sebepten dolayı gece boyunca bize sıkıntı çıkartan, vaatlerini yerine getiremeyen gruplar ve kişilerle de bir daha çalışmama, çalıştırmama kararı aldık. Bir de konserden sonra birkaç kişinin Volkan’a ve bana yaptığı telkinlere uyarak bundan sonra grupları sahneye çıkarmak için muhakkak önceden dinleme kararı aldık. Böylelikle “Müzikalitesi olmayan grupları sahneye çıkarıp kaliteli müzik yapan insanları izlemeye mahkum etmeyin” diyen arkadaşımızın da temennisi gerçekleşmiş olacak.

Konsere katılım iyiydi. Geçen organizasyona göre katılım azdı ama konserin yarattığı kaynak ve etkilediği insan sayısı çok fazlaydı. Amacımıza ulaştık kısacası. Gece boyunca Volkan uzun süre sonra ilk defa fotoğraf çekti. Ayrıca Sercan’a ve Aygün’e de teşekkür ederim. Yakın dostumuz Serkan da Garmadh’a yaptığı inanılmaz 3 parça ile hem gönlümüzdeki yerini iyice sağlamlaştırdı hem de destek oldu. Çalışan herkese Alper‘e, Sercan’a, Koray’a, Merve’ye, Murat’a (adam ol), Savaşalp’e, Yunus’a, Halil kaptana, Togay’a (sen baya çalıyon), Volkan’a ve zerre kadar emeği geçen herkese teşekkür eder hepsini kucaklarım.

Ayrıca bu konser için sponsorlarımızı da unutmuyorum elbette. Karakedi Müzik, Hera Cafe‘ye en derin sevgi ve saygılarımla. Karakedi Müzik her daim ekipman tedarikçimiz olmuştur ve bugüne hep sorunsuz bir şekilde çalışmışızdır. Hera Cafe (Can Abi) ise neredeyse en büyük iş ortağımızdır. Özellikle ön satıştan çok fazla biletimizi satmıştır. Karşılıklı olarak sevgi ve saygımız her daim devam etmektedir.  Bir son teşekkürü de 222 Park’ta her daim bize destek ve yardımcı olan canımız ciğerimiz Özgür abimize ederek yazımı bitiriyorum.

Anubis -
Mosh – http://www.myspace.com/moshofficial
Truck – http://www.myspace.com/truckersfromhell
Fire And Forget – http://www.myspace.com/fireandforget_tr
Godspel – http://www.myspace.com/godspelband
Voodoo Medicine – http://www.myspace.com/voodoomedicine

NOT: Volkan’dan fotoğraflar gelmeye başladıkça güncelleyip yeniden yayınlayacağım bu yazıyı takip edin sevgili okur.

DÜZELTME 1: Büyük bir hayvanlık yaparak Alper’in adını yazmayı unutmuşum. Halbuki kendisi kapıda harikalar yarattı, üye karttı sattı. Bu can dostumdan çok ciddi özür diliyorum. Bu yaptığım yanlışın da bana bir 15 liralık karışık ızgara menüye mâl olacağını biliyor ve kabul ediyorum :)

Bir Taşınma Hikayesi

Olan olmuştu artık. Martın ayazında başımız göğe doğru gezindik bir süre. Ancak nafile. Aradıklarımız telefonu açmıyor, açan da mantıksız fiyatları mantıksız ifadeler kullanarak söylüyorlardı. Kimisi 50 metrekarelik evinin gömme dolabını övüyor, fotoğrafına bakıp da farkedince de bir odasının kapısının olmadığını söylüyordu. Aynı densizler, 400 lira kira, 400 lira depozito ve muhtemelen ailesinden gelen kimbilir hangi genin azizliğine uğradığı için seyrek ve sigaradan sapsarı kesilmiş dişlerini göstererip 400 lira hava parasını gülerek peşin olarak istediğini ilave ediyordu.

Soğuğun artık iyiden iyide iliklerimize işlediği dakikalarda topluca ev aramayı bırakıp yakın zamanda çıkılacağını bildirdiğimiz eski eve döndük. Eski ev arkadaşına durum anlatılıp, hesap kitaplar yapıldı. Kim neyi alıp neyi almayacağını söylüyor ve şaşırılacak bir şekilde sükunet içerisinde konuşma devam ediyordu. Nihayet hesap kitap bitirildi. Eski ev arkadaşı kendi payına düşeni ödeyip odasına çekildi.

Akşamın ilerleyen saatlerinde binbir canın binbir delikte nefes aldığı o dakikalarda interneti bulan şahsın dedelerine rahmet okuyup memnuniyetimizi hem kendi kem de kafir lisanında dillendirdikten sonra yüzümüz biraz olsun güldü. Zamanımız az olduğu için artık lanet edip dünyadaki en büyük güce, mutluluğu daim eden, öfkeyi, kıskançlığı el üstünde tutan o varlığa paraya sığındık. Hemen arka sokaktaki emlakçıya gidip bulduğumuz ev ilanı için görüştük.

Evin yeri çok iyiydi. Yani benim tanıdığım bir konumdaydı. Temel ihtiyaçlara yakın olması da bir ayrı güzelliği idi. Bulunduğu kat itibariyle de tercihimiz sayılırdı. Bu emlakçı da mesleğinin kendisine kattığı insani değerlere tamamen bağlı olarak bu 2+1 evi bize 400 liraya kiraladı. Vicdanlı ve merhametli bir kimse olacak ki 400 liralık depozitoyu 4 taksite 300 liralık komisyonu da 2 taksite böldü. O gece yaptığı bu son işle ölmüşlerinin ruhu şad oldu. Bu masrafa hiç yokken bizi sokan iyi aile çocuklarını da alınlarından öptük.

Emlakçının sağladığı bir araçla hemen o gece evi gezdik gündüzün şerriden daha hayırsız olan o gecenin hayrına sığınıp. Evin konumu, apartmanın sakinleri, evin kullanılırlığı ve bilimum özellikleri fevkalade idi. Evi tuttuk.

Ertesi gün kağıt işlerini hallettik. Ancak aydınlıkta gördüğümüz evin karanlıkta gördüğümüz evden ufak tefek farklılıkları vardı. Karbonmonoksit cihazı yoktu, elektrik sistemi sorunluydu, banyoda duşakabinin altından su sızıyordu, çelik kapının lastikleri söküktü ve evin içindeki kapılardan iki tanesi çok kötü durumdaydı. Tüm bu eksiklik ve aksaklıkları emlakçıya bildirip, eski evdeki eşyaları toplamaya başladık. Kısmet bu ya eşyaları toplamak için eve dönerken apartmana taşınan birilerinin atılmak üzere bıraktığı onlarca koliyi gördük. Böylelikle kutu, koli arama derdimiz ortadan kalktı.

Eşyalar toplanıldı, kutular kapatıldı. Taşınmadan bir gece önce sağolsun bir dostumuz iş yerinden haftasonu mesaiye kalmayı göze alarak ticari bir araç getirdi. Tam 3 sefer yapıp kolileri ve ıvız zıvırın hepsini çektik yeni eve.

Taşınma günü geldiğinde, günlerdir insanın içini donduran, en babayiğite bile dededen kalma tumanlarını pantolon altından giydiren soğuktan eser kalmamıştı. Allaha inanlar şükürlerini sundular bu lütfundan dolayı; inanmayanlar da gülümsediler sadece. Üç gün önce en büyük lütufun internet olduğuna dair iddiaya tutuşan eli belindeler, o gün en büyük nimetin asansör olduğuna dair yemin billah ediyorlardı. Tüm eşyayı ama özellikle 4 büyükler çamaşır makinesi, buzdolabı, çekyat ve amortisörlü bazayı kolayca asansözle indirince herkesin keyfi yerine gelmişti. Daha sonra geriye kalan az buçuk eşyayı da kısa sürede indirdik. 20 liraya anlaşılan nakliyeci 5 dakika içinde kapıda oldu. Bizi gözüne kestirmemiş olacak ki adam arabayı caddeye yanaştırıp gözden kayboldu. Ancak iyiden iyiye gaza gelmiş bizler sadece 8 kişi olmamıza rağmen tüm eşyayı yaklaşık 10 dakika içerisinde kamyonete yükledik. 10 dakika sonra nakliyeci geldiğinde şaşkınlığını gizleyemedi. Hemen yeni eve geçtik. Yaklaşık 5 dakikada da eşyayı aşağı alıp sadece 25 dakika da 20 lira kazandığı için sevinen nakliyeciyle helalleşip yolladık adamı.

Bütün büyük parçaları taşıyıp yalnızca çekyatı aşağıda bıraktık. Kadim dostumuz olan o iki kişinin kısmetiydi bu parça da. Üç kıtada 600 sene hüküm sürmüş, elden ele adalet dağıtmış o şanlı imparatorlukla hiçbir alakası olmayan bu yiğitler son parçayı da çıkardıklarında artık taşınma işi haliyle son bulmuş oluyordu.

Acıkan karınları susturmak, açlığı da yalancıktan bastırmak üzere hemen 2.5 litrelik kolalar açıldı, tulum tulum mısır cipsleri misafirlere ikram edildi. O esnada yeni evde bulunan dost ademoğlu sayısı kafilerin şanlı efendi Fatih’in Konstantiniye’yi aldığı yıl 1453′ün rakamları toplamı olduğu için uğursuz saydıkları 13 ile aynı idi. Evet eve 13 kişi yardıma gelmişti. Yazı boyunca bilerek adlarını vermediğim o kişiler; Alper, Emre, Turgut, Volkan, Sercan, Murat, Koray, Merve, Burcu, B. Merve, Uğur, Savaşalp, Duran‘dı. Bu dostların hepsine tekrar tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Hepsi sağolsun, varolsunlar.

Eve eşyaları taşıyıp önceki ev sakinlerinin bıraktığı bir koltuğu ancak parçalayarak atabildikten sonra yerleşme kısmı başladı. Bu esnada eski ev arkadaşından bizim tenezzül edip aldığımız banyo aynasını, kimyacıların ölçüp en fazla 500 ml diyecekleri yumuşatıcının üçte birini ve bir gece hastalanıp apar topar acile götürürken taksiciye ödediği 15 lirayı geri istediğine dair bir mesaj aldık. Gülümseyerek bu işi de halledilecekler arasına yazdık.

Sonuç olarak taşındık sevgili okur.

İyileştim Gibi Lan Sanki

Sevgili okur bir haftadır beni halsiz kılan, başımı ağrıtan, sağımı solumu inleten, midemi müthiş bir kıvranma hissiyle yakan hastalığım bitti gibi sanki. Dün gidip doktordan ilaç milaç aldım. Bu sabah biraz daha iyiyim. Yataktan müthiş keyifle kalktım. Ancak yazılacak konuların epey biriktiğini görünce bunların her birini ayrı ayrı değil de aynı başlık altında yazayım dedim. Bu haftanın genel bir özeti gibi olacak bu yazı.

Dersin Kitabı

:: Bu hafta nihayet Çevre Politikaları dersine başladık. Süper bir ders oldu. En azından Alper, Emre ve ben böyle düşünüyoruz. Bu ders eğer bu şekilde konferans tadında geçerse epey eğlenceli olacak. Dersle ilgili aldığım onca notun arasında seninle şu notu paylaşayım sevgili okur. Ethem Hoca‘ya göre Çukurova yöresinin flora faunasını araştırmak istiyorsan Yaşar Kemal‘in romanlarını okuman yeterli :)

:: Çevre Yönetimi dersleri de nihayet başladı sevgili okur. Bu sene Çevresel Etki Değerlendirmesi raporunu hazırlayacağımız konuyu da seçtik: Doğalgaz Çevrim Santrali! Danışmanımız da Ozan Hoca oldu süper oldu. Aynı derste artık yepyeni bir yazılım da öğrenmeye başladık: ArcGIS.

:: Artık okuldaki CADCAM Laboratuvarı‘nda sorunsuz bir şekilde internete girebiliyorum. Bunun ne demek olduğunu MMF’de okuyan okurlarım anlayacaktır. Nasıl mı? Bir sonraki yazıyıda yazacağım.

:: Bu haftaki Tehlikeli Atık dersine de Turgut damgasını vurdu. Hoca evimizdeki tehlikeli atıklardan bahsediyordu. Antifirizin buna bir örnek olduğunu, toksik, aşındırıcı vs bir sürü özelliğinden bahsetti. Kokusu çok hoştur ancak asla koklanmamalıdır demişti ki bizim Turgut geriye dönüp “tadı da tuzlu lan” dedi. Bunu dedi. Tadı tuzluymuş, tadına bakmış parmağına dökülünce.

:: Hayatımda ilk defa USB’den işletim sistemi kurduk. Volkan‘ın laptopun harddiski yanmış, DVD sürüsü de ölmüştü. Yeni bir 2.5 inc harddisk alıp usb ile Windows 7 Ultimate 32 Bit kurduk. Tertemiz oldu makine. USB’den işletim sistemi kurarken şu adresteki talimatlara uyduk. Volkan’a aldığımız harddisk Seagate’in 160 GB’lık IDE 5200 rpm harddiski. Gittigidiyor‘dan 100 liraya aldık.

SENNHEISER HD407

:: Sercan‘ın en son soyduğu bankanın etkileri halen devam ediyor. Sercan’a gittik Koçtaş‘tan 45 liraya büyükçe bir kitaplık, 90 liraya da gayet havalı ve hoş bir “yönetici” koltuğu aldık. Ayrıca Sercan geçen gün cep telefonunu değiştirip gayet havalı bir model aldı. Dokunmatik elbette (artık bununda suyu çıktı), q klavyeli falan. Ayrıca bir de Volkan’ın I-POD’unu satın alacak. Yetmedi bir de bir yerlerden nasıl buldu nasıl etti bilmiyorum Sennheiser HD 407 marka bir kulaklık edinmiş. Allah daha çok versin.

:: Savaşalp‘in doğum günüydü sevgili okur. Müthiş bir akşam oldu. O gün o ortamda kimler mi vardı? Volkan, ben, Savaşalp, Duran (ki kendisine göre bıyıkları epey ön plandaydı), Gil, Dilara, Monica, Ayberk, Ayberk’in kız arkadaşı, Dilara’nın 3 tane arkadaşı ki Kıvanç’tı sanırsam çok iyi çocukmuş. Güzel eğlenceli, sen bilmesen de benim için ilklerin yaşandığı bir akşam oldu sevgili okur. Kardeşimin doğum günü yeniden kutlu olsun.

Anadolu Üniversitesi ÜYEP

:: Ufak kardeşimi ÜYEP programı dahilinde cumartesi günü seçme sınavına götürdüm. O hasta halimle sabah saat 9′dan öğlen 12′ye kadar okuldaydım. Eğitim Fakültesi’nde kardeşim sınava girerken ben, annem ve Merve birlikte Volkan Pastanesi’nde bekledik. Öldüm bittim. Aynı saatlerde Volkan da meğer kulüp yöneticilerine yapılan bir etkinliğe katılmış. Akşam öğrenecektim ki Volkan’ı bu etkinlik bitirmişti, çocuk epey halsizleşmiş olacaktı.

:: Artık AutoCAD‘de öğrenmeye başladık. Alper Hoca ile gayet emin adımlarla ilerlediğimize inanıyorum sevgili okur. Bakalım bu hafta ödev olarak kendi evimizi çizmemizi istedi. Ödev demişken bu hafta başladı lan gene ödevler mödevler, quizler falan. Off, ders çalışmak gerek!