
Posterim
Poster baskısı: Bir süredir yazıyorum buraya da Air Pollution dersi kapsamında yaptığımız bir proje vardı. Nihayet bitirebildik ve bu hafta posterini bastırdık okulda. Ancak okulda bedava bastırmamıza rağmen baskı çok kötü oldu. Dışarıda bastırmak da epey tuzlu olduğundan artık kötü falan idare edelim dedik. Yalnız acayip zevkli bir olay lan bu. Yani ne bileyim kaç gece uğraştım Photoshop’ta adam gibi bir şey olsun diye. Sonra gittim baskı makinesinden evladımın (abartıyorum) dünyaya gelişini izledim. Yalnız dediğim gibi makine mürekkebi şerit şerit basıyor acayip birşey yapıyor. Posterdeki tüm siyahlıklar acayip orangutan oldu! Yalnız fotoğraf kağıdına basyıyor, o yönü çok kral
Evet, artık benim de bir posterim var. Buradan grup arkadaşlarımı da (Alper, Selma ve Seval) teşenkkür ediyorum.
Biyodisk: Bu sene Temel İşlemler II Laboratuvarı kapsamında aldık bu projeyi de. Biyolojik azot giderimi. Biz, klasik reaktör metodunun dışında farklı bir yöntem; biyodisk yöntemini kullanmaya karar verdik. Sistemin imalatı için epey bir uğraştık. Bir dolu para harcadık. Sonunda bizim okulun torna atölyelerinden birisine gidip altın vuruşu yaptık ve sistemimiz çalışmaya hazır hale geldi. Bu noktadan itibaren Zülfikar Usta ile Kenan Abi’ye inanılmaz bir teşekkür borçluyuz. Dün başladık çalıştırmaya. İşin teknik detaylarına girmeyeceğim. (Google’da alakalı bir arama ile bu sayfaya geldiyseniz lütfen iletişim kısmını kullanıp benimle iletişin teknik detaylar için.) Geçen gün bir asistanımızın şu cümlesi beni fazlasıyla mutlu etti: “İşte not için birşeyler yapmayan bir grup! ” He he, biz öyleyiz işte
Şiir: Geçen gün Deadquenn‘in arşivinden çıkmış, yolladı sağolsun. Şu an geçerli olmayan bir kaç sözcüğünü silip veriyorum aynen:
Sen uzaklardaki bensin
Uzanamadığım ben
Ben seferdeyken sen arkamı bekliyorsun
Ben yataklara düştüğümde sen ayakta bekliyorsun
Ve sen beni istiyorsun; kendini görmek
Ben ise kaçıyorum sadece
Ne olduğunu, nasıl olduğunu umursamadan
Düşüm gerçek; elimde hem sadece o da değil
Kraliçe ayağa kalk ve bana bak
Elimden tut; toprağa sen dik tohumları
Nasıl olur önemli değil,
Gel sadece gözlerimin önüne
Belki yine kaçarım gözlerinden
Ama ruhum ortalıktayken ben ne kadar saklansam da
Ne kadar gizlesem de ayaklarımı
Rüzgâr açıyor tüm örtülerimi
Uyandırıyor soğuk içimde eserek,
Gelmiyor belki de gelmesini umduğum tren
Ben hiç binemiyorum hem de sen de yoksun
Metalin tadını, yağmurun kokusunu alıyorum içtiğim su da
Senin elinden diyorum kendime
Öyle olmadığını bile bile
Ve quenn ben ölüyorum;
Sen bunu bilmesen de, hiç fark etmesen de…

Kitab-ül Hiyel
Kitab-Ül Hiyel: İhan Oktay Anar, yazmış yine! Yapmış, sonuna kadar, dibine kadar ve hatta Allah’ına kadar İhsan Oktay kokuyor kitap! Yanlış anlamayın, bu yeni kitabı falan değil ama bir türlü okuyamamıştım. En son Ankara’dan bulup orjinalini ucuza almıştım. Okuyorum şu an ama doyamıyorum ya! Kitabın tanıtımını yapmayacağım; bu iş için özelleşmiş çok güzel bloglar, siteler var. Merak ederseniz göz atarsınız. Göz atın pişman olmayın:) Bu arada Hiyel, Osmanlıca mekanik bilimine verilen isim. Kitapta farklı mucitlerin yaşam öyküleri ve yaptıkları enterasan buluşlar ve bunları tanıtmak için verdikleri yer yer komik mücadeleler, Osmanlının çürümüş bürokrasi işlemleri anlatılıyor. Komik demişken heralde kitapta beni en çok güldüren şu detayı paylaşayım istedim:
“yoldan eşeğiyle geçen bir sakayı durdurup eline iki metelik sıkıştırdı. Adama maksemden eve derhal su getirmesini istedi. Çünkü Davud’a atacağı köteğe bir sınır koymak istemişti.” (anlayanlar
)

Sabhankra
Sabhankra Rock Station’da: Sanki MTV Müzik Ödüllerine çıkmışlar gibi yazdım demi
Bilmeyenler için Rock Station, Hicri Bozdağ abimizin 13 yıdır Ankara’dan Radyo Vizyon‘dan sunduğu bir metal müzik programı. Her hafta bir konsept yapan programın bu haftaki konsepti “%100 Türk Malı” idi. Anlayacağınız üzere yerli gruplarımızdan parçalar çaldı. Bundan bir kaç hafta önce kendisine Sabhankra çalabilir mi diye rica etmiştim ve gerekli materyali ulaştırmıştım. O da sağolsun kırmadı Sabhankra’mızın Our Kingdom Shall Rise isimli parçasını çaldı
Sonunda da selam yolladı. Lan nasıl mutlu oldum anlatamam
Sesimiz daha çok duyulacak, bekleyin ve görün.
Like this:
Be the first to like this post.