Kamuran Akkor – Boşver Üzülme Plağım

Belki inanmazsınız ama koleksiyonumdaki ilk plaklardan birisidir Kamuran Akkor‘un Boşver Üzülme uzunçaları. Yıllar önce İlker‘in bana yaptığı müthiş bir kıyaktır, unutulmaz bir hediyedir. O zamanlar üniversite sınavı için dershanedeydik İlker’le ve Batuhan‘la. Yıllardır devam eden dostluğumuzun temeli böyle atılmıştı. Bir sabah İlker bana babasının plaklarından bir tanesini aşırarak getirdiğini söyledi. Böyle gatefold bir Boney M. kabının içerisinde bir tane pikap matı ve Kamuran Akkor plağı. Boney M. kabından farklı bir plak çıkınca şaşırmış epey de gülmüştük.

Ben yıllar içinde bu arabesk ama pop altyapılı (tıpkı Gülden Karaböcek’e benzetirdim) plağı defalarca dinledim. Özellikle de matematik sınavlarına çalışırken 🙂 Kabı/kapağı olmayan bu plağım için yapabileceğim en işi şeyi yapıp onu bir zarfa ve pvc kılıfa koyup arşivledim.

Geçenlerde aklıma geldi, yahu ben bu plağa neden kendim kapak yapmıyordum ki? Hemen ismini aratınca, Gittigidiyor‘da bu plağın sadece kabını 50 TL’ye satan bir satıcı buldum. Şansıma bir de plağın yakın zamanda yeniden basıldığını gördüm. Yeni baskınının kapağını ise mükemmel bir çözünürlükte şipşak buluverdim. Eh gerisi biraz Photoshop ve 300 gr kuşe kağıda baskı…

Harika oldu. Yıllardır rafta öksüz bekleyen plak, Kamuran Akkor’un müthiş dekolteli kapağıyla adeta bir adım öne çıktı. Böylece zaten güzel bir öyküsü olan plağa bir öykü daha yazmış oldum. Yıllar sonra bir kere daha teşekkürler İlker.

Pentagram Tişörtü – Mgla Digipack

Bir süredir gribim ve çok ağır geçiyor. Doktora çalışmamla biraz ilgilenebilmek için izin almıştım ancak hastalık canıma okudu. Neyse ki bugün biraz kendime gelebildim. Küçük bir boşluk bulunca da bir süredir birikenleri yazayım dedim.

Pentagram Tişörtü

Birkaç ay önce, Facebook’taki Çılgın Koleksiyoncular Grubu‘ndan Abdullah isminde bir arkadaşım Pentagram‘ın Trail Blazer albümünün yüksek çözünürlüklü görselini istedi. Tişört olarak bastıracakmış. Kendisine yardımcı olacağımı söyledim. Elimdeki CD’den yüksek çözünürlükte tarama yaptım. Daha sonra da Photoshop’la bazı ufak tefek kusurları temizledim. Kendisine yolladım.

Birkaç hafta sonra sağ olsun, bastırdığı tişörtün fotoğrafını gönderdi. Harika olmuş! En güzel anlarına eşlik etmesi dileğiyle 🙂

Mgła – Age Of Excuse Digipack

MCA Productions isimli bir distrom var. Kendi halinde ufak tefek bir iş. Zamanında çok iyi albümleri basıp dağıtmışlığım var. Sonradan kendi fan-made işlerime döndüm. Arada paylaşıyorum hatta blogda da.

Çok sevdiğim Mgła‘nın, 2019’da çıkan Age Of Excuse isimli albümünü digipack formatında kendim için basmaya karar verdim. Bu tip baskılarda internette orijinal albümlerden yapılan kalıp dosyalı (.cue vb.) torrentlerden yararlanıyorum. Yani indirilen içerik orijinal cd’nin dijital olarak aynısı oluyor. Özellikle Ruslar bu konuda çok iyiler. Kartonet baskısı için kendi oluşturduğum bir kalıp var. O kalıba orijinal albüm görsellerinin yanı sıra kendi hoşuma gidenleri de ekleyebiliyorum. Örneğin bu baskıda, iç kısma şarkı sözlerinin yanı sıra Age Of Excuse plağından bir görsel ile bu albümden favori parçam ve çok sevdiğim “II“nin Youtube arka planını (ki albüm görselinin bir kısmı aslında) ekledim.

Bu üretimle ilgili en iyi şey Mgła’nın albüm tasarımlarının çok minimal olması. CD baskısı bile no-name CD’lerin üzerine grup adının basılması şeklinde yapıyor adamlar. Sadeliğin getirdiği bir ağırlık oluyor böylece grubun imajında. Sahnede de böyleler. Hoodie, deri ceket ve les paul gitarlarla efsane oluyorlar.

Anatolian Rock Revival Project

Youtube‘da keşfettiğim en iyi ve en sıra dışı müzik kanallarından birisi ve şu sıralar bana göre en iyisi: Anatolian Rock Revival Project. Yazıyı okumaya başlamadan önce hemen alttaki videoyu dinlemeye başlayın. Blogun en iyi keşiflerinden birini okumak üzeresiniz.

Anatolian Rock Revival Project (ARRP), özellikle 1964 ile 1980 yılları arasında yayımlanan, Türk Rock tarihinin az bilinen parçalarını duyurmak, bilinmesini sağlama amacıyla kurulan bir oluşum. Bir sanat projesi. Kesinlikle bir “kanalıma hoş geldiniz” projesi değil.

Her bir şarkı için çizilen eşsiz görsellerle yükleniyor videolar. Sakın Youtube’daki grup fotoğrafının üstüne yayın yapan sayfalarla karıştırmayın. Burada ciddi bir kaliteden bahsediyorum.

https://www.youtube.com/c/AnatolianRockRevivalProject

Söylediğim gibi, bu bir sanat projesi olduğu için renk ve müzik iç içe geçmiş haldeler. Özellikle Instagram hesaplarında öylesine müthiş görseller yer alıyor ki her biri ayrı ayrı poster olarak asılabilir. Kaldı ki patreon hesapları aracılığıyla da bunu yapıyorlar zaten 🙂

https://www.instagram.com/anatolianrockrp/

Şu an için (Ekim 2020) 150’den fazla şarkı, özgün çizimler eşliğinde yayımlanmış durumda. Bu liste her geçen gün genişliyor. Spotify listesini o yüzden veriyorum. Belki mobil versiyonda görünmeyebilir. Spotify’da aynı isimle aratınca bulabilirsiniz. Benim favorilerim Zafer Dilek‘in eserleri. Çocukluğu bu ülkede geçmiş herhangi birinin bilmemesi imkansız zaten. Listede tanıdık bir şeyler bulma şansınız biraz az. En başta bahsettiğim gibi, az bilinen, unutulmuş şarkıları keşfetmek için ise bire bir.

https://www.youtube.com/c/AnatolianRockRevivalProject

Yeni Bir Dolandırıcılık Yöntemi: Define Bulduk!

Bu ülkede “dolandırıcılık ve sahtekarlık” üzerine yapılan ar-ge’nin yarısını bilim ve tekniğe yapsaydık her şey belki de bambaşka olurdu. Bu ülkede “dolandırıcılar” kadar kısa sürede ve çözüm odaklı çalışsaydık ülkemiz bambaşka bir yerde olurdu. Ve bu ülkede “dolandırıcılar ve sahtekarlar” kadar yenilikçi ve teknoloji meraklısı olsaydık, bizler de bambaşka hayatlar yaşıyor olabilirdik.

Şunu iddia ediyorum: Cebinde telefonu olan herkes, dolandırılmaya bir adım daha yakındır. Sahip olduğumuz her iletişim kanalı da bizi dolandırılmaya ve kandırılmaya bir adım daha yaklaştırıyor ne yazık ki.

Yıllardır gördüğümüz, duyduğumuz dolandırıcılık yöntemlerine bir yenisi daha ekledi sevgili okur: Define bulduk, yardımın lazım. Geçen gün telefonuma tanımadığım bir numaradan şöyle bir mesaj geldi.

Bu kişiyi, bu telefon numarasını, bu bahsedilen köyü falan tanımıyorum elbette. Ama verdikleri bilgileri girince burada “Sart Antik Kenti” isminde bir antik kentin yer aldığı Google’dan hemen karşınıza çıkıyor. Numaramı nereden nasıl bulduklarını da bilmiyorum. Define işini hiç yapmadım ama çok sayıda defineciyle muhabbet ettim. Gerçekten define bulan birinin böyle bir mesaj atması imkansız.

Peki ne amaçlıyor bu herifler? Olur da cevap verirseniz, sizden saçma sapan bir masraf karşılığında küçük ya da büyük bir meblağ para isteyecekler. Örneğin, “Abi el altından bir eksper bulduk ama 100 dolar istiyor” gibi. Ya da işte “definede büyü varmış, hoca dua için 1000 lira istiyor” gibi. Ya da “Bir kuyumcu var 1500 dolar peşin alıp tüm altınları külçe haline getiriyormuş, böylece izi sürülemiyor.” Zaten bunların tuzağına düşecek kadar safsanız, bu parayı da “kaz gelecek yer” diye düşünüp gönderiyorsunuz.

Benden uyarması. Benzer mesajlar aldıysanız yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Efendi – 2020 Single’lar Yılı

“Bazen bir fırtınayla öldürürsün kaşifleri.”

Geride bıraktığımız hafta içerisinde Efendi, Neden Bilmem isimli yepyeni parçalarını yayımlayınca, uzunca bir süredir bloga grup hakkında yazı yazmadığımı fark ettim. Yazının sonuna eklediğim bir anketle birlikte, Efendi hakkında Türkçe yazılmış en uzun yazıyı yazdım. My Resort, Türkiye’de Efendi hakkında en çok yazan sitedir. Benim burada yazdıklarımı kaynak göstererek ya da göstermeden alıp yayımlayan çok fazla müzik sitesi de oldu hatta.

Bu yıl tüm Dünya’yı etkileyen pandemi süreci başta ekonomi olmak üzere günlük hayatımızın pek çok alanında etkisini gösterdi. Etkinlikler azaldı, iptal edildi ve hala süreç eskisinin yarısına bile ulaşamadı. Ancak tüm bu eve kapanma sürecinin bazı müzisyenler için avantaja dönüştüğünü fark ediyorum şimdi. Bu yıl çıkan bir birinden harika metal albümleri oldu. Galiba bazı müzik insanları, günlük hayatın sıkıcı rutinlerini pandemi “sayesinde” geride bırakınca ortaya çok kaliteli işler koyabiliyorlar.

Efendi, bu yıl üç parça yayımladı. Yılın tamamına neredeyse eşit zamanlamayla yayımlanan parçalar ise ayrı ayrı yorumlanmayı hak ediyor. Bu yazıda, Efendi cephesinden neler olup bittiğinden ve yeni şarkılardan bahsetmeye çalışacağım. Grubun solisti Utku ve gitaristi Alper‘le yaptığım telefon görüşmelerinde aldığım notlardan faydalanacağım 🙂

Bu yılın ilk çeyreğiydi galiba, Spotify‘dan grubun 2016 tarihli ilk albümü “Hangi Rüya“yı aratınca “bulunamadı” diye bir hata aldım. Grup üyelerine ulaştım. Belki sistemsel bir arıza vardır diye. Ancak sorunun kaynağı ilk albümün yapımcısı olan firma çıktı. İlk albüm Hangi Rüya’yı yayımlayan firma, Spotify’ın yıllık ücretini yatırmamış. Üstelik Spotify firmayı birkaç kere mail’le uyarmasına rağmen. Akıl alır gibi değil! Neyse ki grup elini taşın altına koyuyor ve yapımcının yapması gerekeni kendi yapıyor, bu ücreti kendisi ödüyor. Bu sorun böylece aşılıyor. Albüm yeniden Spotify’a yükleniyor ancak ne yazık ki eski reytingleri uçuyor. Bir de parça adlarında yazım hatası oluyor. “Ben Hep Öyle” isimli şarkı “Ben Hep Böyle” olarak yüklenmiş mesela 🙂 Youtube ve diğer platformlara da bu şekilde yansımış. İlk defa dinleyecek olan dinleyicilere uyarı, bu albüm 2020’de değil, tam dört yıl önce 2016’da yayımlandı.

Çok değil birkaç ay önce grup üyelerinin tamamı Eskişehir‘de yaşıyordu. Ancak yakın zamanda Alper Ankara‘ya taşındı. Ancak bu durum teknolojinin de sayesinde, grubun üretim sürecini hiç etkilemedi. Bu süreçte, kayıtların büyük kısmı Utku’nun ev stüdyosunda alındı. Davulların bir kısmı, vokal ve bass gitar kayıtları ise Ufuk Bulut Stüdyosu‘nda yapıldı. Miks ve mastering de de önceki çalışmalarda olduğu gibi Ufuk Bulut imzası var. Çok yaşasın.

Neden Bilmem, geçen hafta yayımlandı. Açıkçası ilk dinlediğimde bende çok easy-listen bir hava bıraktı. İngilizce yazdım kusura bakmayın. Kolay dinlenebilir desem olmaz, çünkü vermek istediğim anlam o değil. Parçayı değersizleştiriyorum gibi bir anlam çıkmasını istemiyorum. Parçanın tek sindiremediğim kısmı solosu oldu. Akustik düzenleme olarak yayımlanınca bunun acaba davullu bir düzenlemesi de gelecek mi diye bekliyorum. Bu single için hazırlanan kapak resmi Cem Kater‘e ait.

Sen Varsın Diye, şaşırtıcı bir şekilde sample davullarla kaydedilmiş. Efendi, bugüne dek, pek çok grubun aksine kayıtlarda davulları canlı olarak kaydederdi. Şarkıda ise altyapı olarak eklenmiş. Henüz ilk notayı duymuşken başlayan sözleriyle insanı hemen içine çekiyor. Birkaç yıl önce İstanbul’a gidişimizi hatırlıyorum. Orada grubun prodüksiyon şirketiyle birlikte birkaç demo dinlemiştik. Bu grubun kurulduğu ilk günden beri altını çizdiğim bir husus var. “Tüketilebilir” pek çok şarkının aksine, Efendi şarkılarında çok ön plana çıkan bir şarkı sözü kalitesi var. O gün prodüksiyon şirketinin de üzerinde ısrarla durduğu husus buydu. Tüm bu notalara bezenmiş kelimeler, Utku’nun en güzel şiirleri. Utku’dan sıkça duymayı beklediğimiz vokal oyunlarıyla bitiyor parça. Kapak çalışması Büke Sevindi‘ye ait. Kendisiyle ben de tanışmış misafiri olmuştum. Selamlar.

Ada. Efendi’nin bana göre en sıra dışı şarkılarından birisi. Tam bir vokal şöleni. İlk notalarını duyunca “yoksa siz de mi üçüncü yeni akımına dahili oluyorsunuz?” diye sormuştum. Synth destekli bir ana melodi, hemen ardından gelen neredeyse arabesk bir solo ile tamamlanmış. Saykodelik grupların bu kolajı sıkça yaptığını biliyoruz. Oysa bu parçada sözlerin hüznüyle bambaşka bir duygu seli başlıyor. “Yarın yokmuş, gemiler gitmiş, rüzgarda boğulmuş bir çiçek, denize düşmüş…” Şarkının neredeyse her sözü çerçevelenecek kalitede. Yazının ilk cümlesi gibi. Kapak resmi bizzat Utku tarafından çekilmiş.

Şimdi bir müjdeyle bitirelim. Yaklaşık iki hafta sonra yepyeni bir şarkı daha yayımlayacak Efendi. Bu yılın son şarkısı olacak bu da. Kişisel olarak, gruptan beklentim çok fazla. Aslında bu üç şarkı da bana göre müzikal bir evrimin işaretleri. Özellikle grubun sahip olduğu donanım ve kayıt imkanlarının bu dönüşüme katkısı olacağına eminim. Ve son bir beklenti: Bu şarkılar mutlaka plak olarak basılmalı. Çünkü Efendi şarkıları pikapta dinlenebilecek naiflikte olmalarının yanı sıra, ortalama frekanslarıyla plağa basılmak için en uygun aralıktalar.

Haydi bir anket yapalım şimdi. Varsayalım ki Efendi bir EP yani 45’lik çıkarmak istiyor. Bunun için iki şarkı seçmemiz gerek. Siz hangi şarkıları seçerdiniz? (Mobil cihazlarda anket görünmeyebilir)

https://www.instagram.com/efendi.band/

BKM Kitap İle Başarısız Bir Alışveriş

Daha önce yaptığım birkaç alışverişte hiçbir sorun yaşamamıştım oysa ki!

Geçen ay Head Bang‘in yeni sayısı çıktığında hemen BKM Kitap‘tan siparişimi verdim. Head Bang’le birlikte İş Bankası Modern Klasikler Serisi‘nden yeni çıkan Buzullar Arasında Bir Kış, ve birkaç başka kitabı da sipariş ettim.

İlk sipariş tarihi görülüyor

Bun bu siparişimi 7 Eylül‘de verdim. Head Bang 6’nın stoklara girmesi için birkaç gün daha beklemek gerekiyordu. Head Bang 6 sadece BKM Kitap’ta değil, ülkedeki tüm diğer kitapçılarda satışa girdi. Acele ediyordum çünkü derginin yeni sayısı aslında son sayısı olacaktı. Bunu bir an önce okuyup bloga bir değerlendirme yazmalıydım.

Ancak acele ettiğim bu sipariş hüsranla sonuçlandı. Tam 21 gün boyunca siparişim hep “hazırlanıyor“du. Üstelik bu süreçte müşteri hizmetlerinden yardım alamadım. Firmanın Instagram hesabından mesajlar attım. Doğru düzgün bir dönüş alamadım.

İptal Talebi Oluştur butonu çıkar çıkmaz iptal ettim

Nihayet üç hafta sonra uygulamada “İptal Talebi Oluştur” butonu çıktı. Hemen bu butona bastım. Yaklaşık 3-4 gün de siparişin iptal edilmesini bekleyerek geçti. Nihayet iptal edilince gidip başka bir siteden alacaklarımı alabildim.

Özetle, BKM Kitap’tan alışveriş yapacaksan aman dikkat et. Eğer alacağın kitaplara acilen ihtiyacın varsa sakın buradan alma. Benzer şekilde alacağın ürünle ilgili satış sonrası destek arıyorsan aman sakın buradan alma çünkü bir destek sunmuyor. Sürekli müzik çalan bir müşteri hizmetleri var. Robot. Gerçek insan sesi değil 🙂

Bir Devrin Sonu: Head Bang 6

Nisan ayında Çağlan Tekil‘in vefat haberini alınca şu yazıyı yazmıştım. O yazımda “Şimdi ardından Head Bang ne olur, yeni sayı yayımlanır mı, yoksa Baron’la birlikte bu efsane de ölümsüzlüğe doğru yelken açar mı bilmiyorum” diye eklemiştim. Head Bang, geçtiğimiz ay son sayısını yayımlandı ve ölümsüz diyarlara doğru yelken açtı. Artık Head Bang yok.

Şüphesiz, ülkemizde yayımlanan en kaliteli rock ve metal içeriğiyle Blue Jean yanında ek olarak verildiğinde de, ayrı bir dergi olarak çıktığında da ve yepyeni bir formatta bookazine olarak yayımlandığında da çizgisini ve kalitesini hiç bozmadı. 2000’li yıllarda ülkedeki rock ve metal hareketleri hep Çağlan Tekil’in ve ekibinin kaleminden takip ettim. Huzur içinde uyusun.

Head Bang 6, “No Death To Us” diyerek başlayıp “Don’t stop believin” diye bitiyor. Tekil’in hayattayken yarım bıraktığı çalışması yakın arkadaşları ve diğer yazarlar tarafından tamamlanıyor. Hatta bilgisayarını açamadıkları için yarım kalan ya da çıkartılan işler de oluyor. Bu yeni sayı 13 yıllık derginin 101. ve son sayısı olarak yine Karakarga Yayınları‘ndan çıkıyor. Önsöz’ü Doğu Yücel kaleme almış ve duygusal olduğu kadar eğlenceli de bir giriş yapıyor dergiye. Bu süreçte yaşananları özetliyor.

Derginin kapağında elbette o var. Üstelik Metalium‘un son albümü Tenebris için hazırlanan çok özel bir posterin aynısı bu kapak. 224 sayfalık bu “ansiklopedi“, son sayı olmanın ardına sığınmamış ve yine dopdolu olarak geliyor. Sayının büyük kısmı “ÇAĞLAN TEKİL DOSYASI” için ayrılmış. Baron’un hayatı üç bölümde (Laneth, Non Serviam, Blue Jean) ve bizzat şahitlerin anlattıklarıyla ele alınmış. Bu anılar bazen duygusal bazen ise cidden kahkahalarla gülünecek kadar komik.

Sonra bana göre derginin bir diğer önemli dosyası olan yaklaşık 25 sayfalık bir “Klasik Albüm: Pentagram – Pentagram” dosyası var ki açıkçası okumaktan en çok keyif aldığım dosya bu oldu.

Dediğim gibi içerik sadece Çağlan abi odaklı değil. Mayhem, Metalium, Amorphis, Paradise Lost, Horrocious, Knight Errant, Rötbrains, Mispyrming, Vovoid, Decaying Purity röportajlarının yanı sıra Doğu Yücel tarafından hazırlanan Hail Satan? ve Headbang’in Tarihi isimli yazılar ilk bakışta öne çıkan içerikler. Haa bir de 2010’ların en iyi metal albümleri listesi var ki muhakkak keşfedilecek bir iki albüm bulacaksınız. Burada sadece bir yazar tarafından Mgła‘ya yer verilmiş olması beni şaşırttı. 2015 ve 2019’da yayımlandığı iki başyapıtla bence çok daha fazla dikkati çekebilmeliydi.

Baron’un ardından gelen gerçekten güzel bir sayıyla Head Bang’e de veda ettik. Bu sayıda emeği geçen herkese, bir okur ve müzik dinleyicisi olarak teşekkür ederim. Kim bilir belki aynı ekip başka bir çatı altında yine buluşurlar. Çağlan Tekil’den kalan mirasın yok olup gitmesine izin vermemek için…

Jules Verne Koleksiyonumda Gelişmeler

Biliyorsunuz, iyi bir Jules Verne hayranıyımdır. Çocukluğumdan beri onun bütün kitaplarını toplamaya çalışıyorum. Bu konuda İthaki Yayınları‘ndan çıkan Jules Verne Kitaplığı ise adeta bir velinimet.

Blogun üst kısmında yer alan menülerde Jules Verne için özel bir sayfa bile ayrılmış durumda. Acaba hangi kitapları vardı diye düşünmek yerine, doğrudan burayı kontrol etmek çok daha pratik oluyor.

İthaki’den yeni kitap çıkmıyor artık. Toplamda 46 kitaplık seride benim de sadece üç eksiğim (41, 45, 46. kitaplar) kaldı. TÜBİTAK‘tan çıkan kitaplarda ise hepsi tam ama bir tane karton kapak versiyon ile bir tane ciltli versiyon eksik kaldı. Güzel Sarı Tuna‘yı ciltli olarak buldum ama şömizini kendim bastım. Aşağıdaki fotoğrafta, üst sırada olanlar ciltli, alt sırada olanlar ise karton kapaklı baskılardır.

İş Çocuk Klasikleri‘nden çıkan beş güzel cilt bir kenarda çok dikkat çekmeye devam ediyor. Bu artık tamamlanmış seri. Bunun yanı sıra İş Çocuk Kütüphanesi adı altında bu kitaplar yine eksiksiz metin basıldılar. İş Bankası, Jules Verne’ye bu ülkede en çok değer veren yayın evlerinin başında geliyor. Arunas Yayınları‘ndan çıkan ve çok çok kıymetli olan üç çizgi romanı da nihayet toplayabildim. Hatta Arunas’ın bu serisiden toplamda altı çizgi romanım var.

İnkilap ve Aka Yayınları‘dan çıkan Ferid Namık Hansoy çevirilerinde ise ne iyi ne kötü durumdayım. Bu seri çok önemli çünkü Jules Verne’i Türkçe’ye eksiksiz olarak kazandıran ilk çevirileri içeriyor. Sadece geçen ay iki yeni kitap daha ekledim bu gruba. Ancak internette yaptığım bir araştırmada, İnkilap Aka’dan çıkan ve henüz bende olmayan bir sürü kitabın olduğunu gördüm. Zamanla geçer mi elime bilemiyorum.

Şu durumda takip ettiğim en güncel seri İş Bankası Modern Klasikler Dizisi artık. An itibariyle altı kitap çıkmış durumda ve bunların arasında, kıyıda köşede kalmış üç kitap (Buzullar Arasında Bir Kış, Dr. Ox’un Deneyi, Zacharius Usta) ve diğer üç en popüler kitap yer almasına karşın, örneğin “Dünyanın Merkezine Seyahat” ya da “Balonla Beş Hafta” ya da “İki Yıl Okul Tatili” gibi kült eserler henüz basılmadı.

Son olarak farklı yayın evlerinden çıkan diğer kitaplarım (aslında koleksiyona başladığım zaman elimde olan kitaplar) aşağıda yer alıyor. Elinizde olan ve ihtiyacınız olmadığını düşündüğünüz Jules Verne temalı her türlü kitap, dergi, film ya da objeye talibim. Saygılar sevgiler. 

 

Sana Biraz Daha Yakınım

Bu ay dolunayla birlikte ve biraz da heyecanlı başladı. İlk defa ekvatoryal kundaklı bir teleskop kullanma fırsatım oldu çünkü 🙂 Üstelik kutusundan açıp sıfırdan kurarak! İşte karşınızda Celestron Powerseeker 127EQ! Tek üzücü tarafı benim olmaması. Sağ olsun Şevkiye, bir süre kullanmam için bana verdi. Uzun zamandır bu ay olduğu kadar net bir dolunay gözlemi yapmamıştım. Artık ne kadar özlediysem gecenin bir yarısı kendi kendime şiir bile okudum. Daha yakın olmak işte bana bunları yaptırıyor.

Kendi sahip olduğum AZ kundaklı teleskopta da açıkçası buna yakın bir görüntü alabiliyorum ancak ekvatoryal kundaklar görüntüyü sabitleme ve kolay takip açısından çok daha iyilermiş. Tek handikapı ise fotoğraf makinesi ile teleskopu bağlamaya yarayan T parçasının bulunmaması. Yok! Piyasada da yok yani, bulamıyorum.

Powerseeker 127 EQ’da ve diğer pek çok teleskopta, “finderscope” denilen üst dürbünle önce cismi kabaca bulup teleskopu o doğrultuda hedefliyorsunuz. Daha sonra teleskopun kendi okülerinden yani baktığımız kısmından fokus ayarı yaparak görüntüyü netliyorsunuz. Bu kundaklarda her eksende ayarlama işini manivela ve kollarla yapıyorsunuz ve teleskopun açısını sabitleyebiliyorsunuz. Teleskopun yanında verdikleri tripod gerçekten çok kaliteli. Teleskopun titremesini en aza indirmek için ağır bir tripod kullanmak ya da ağırlık bağlamak çok avantajlı oluyor.

Yazacak çok fazla şey var. Vakit buldukça yazmaya gayret ediyorum. Bu dönemin sonuna doğru artık doktora tezinin de büyük oranda bitmiş olması gerekiyor. Dolayısıyla özellikle yılın son aylarında birazcık aksama olabilir. Sonbaharı çok iyi değerlendirmek gerekiyor.

Koleksiyonlara çok iyi kitaplar geldi. Geride bıraktığımız ay kitaplar açısından harika geçti. Geçti kötü bir alışveriş deneyimim oldu ama olsun. Jules Verne koleksiyonumda çok iyi kitaplar elime geçti. Aralarında Head Bang 6’nın da olduğu üç tane çok iyi müzik kitabı ve birkaç roman aldım. Ve çok iyi birkaç albüm çıktı. Onları dinliyorum. Bunların her birini ayrı ayrı yazacağım hiç merak etmeyin. Kapanış senin için:

Üzerinde ne varsa yavaşça sıyrıl,
Bana gerçek seni göster, desenlerini;
Şu an içindeki her şeyi gösterme zamanı.
Tüm bağlarından kurtul,
Şimdi ve sonsuza kadar kendine izin ver,
Senin dışındaki her şeyi geride bırak.
Saklandığın kabuğunu bırak ve çizgilerini göster,
Ve seni oluşturan tüm şekilleri…

Scooter Aldım: Xiaomi M365

Mert Ekin doğduktan sonra hayatımız öyle ya da böyle bambaşka bir eksene oturdu. Her ne kadar alışkanlıklarımızı muhafaza etmeye çalışsak da en nihayetinde tüm zaman planlamamızı bebeğe göre yapmak zorunda kalıyoruz artık. Bu nokta da “daha fazla zamana” ihtiyaç duyuyoruz. Alışverişi, işe gidip gelmeyi, evi süpürmeyi, yemek hazırlamayı olabildiğince pratik hale getirmek için de elimizden geleni yapıyoruz.

Merve’nin iş arasında süt izni için eve gelip gitmesi için bir saati oluyor. Her ne kadar iş yeri eve yakın olsa da yürüyerek gidip gelmesi yarım saatten fazla zamanını alıyordu. Bu durumda koşar adım gelip emzirip koşar adım geri dönüyor, dolayısıyla o bir saatlik arada yorgunluğu iki katına çıkıyordu. İşte bu duruma bir nebze olsun son verebilmek için ulaşımda bana göre son 10 yılın en iyi icadı olan elektrikli scooterları araştırmaya başladım.

Xiaomi’nin elektrikli scooterları, okuduğum ve izlediğim pek çok incelemeden sonra aklıma yattı. Bu noktada bir karar vermek gerekiyor: Scooter’ımı ne amaçla ve hangi şartlarda kullanacağım? Bizim için bu koşullar şu şekildeydi: kısa mesafede hemen her gün kullanım, neredeyse eğimsiz yollar. Dolayısıyla Xiaomi M365’i (Mija) almaya karar verdik.

M365’in üst modeli olan M365 Pro, tırmanabildiği eğim, toplam menzil ve azami hız bakımından M365 modelinden daha üstün. Ancak dediğim gibi kullanım amacımız göz önüne alındığında, tüm bu ilave güç opsiyonlarına ihtiyacımız olmayacaktı. Keşke dedirten tek özellik, Pro modelde led ekranda aracın hızını görebiliyor olmamız. Ne yazık ki M365’te bunu görebilmek yalnızca cep telefonuyla mümkün oluyor. Dolayısıyla cihaza bir de telefon tutacağı almakta fayda var. Ancak sağlam bir telefon tutacağını henüz bulabilmiş değilim. Her ne kadar tam dolu bataryasıyla menzil olarak (30 km), pro sürümünün epey altında kalsa da (Pro’da 45 km) yaklaşık bir haftalık git gelden sonra nihayet şarj ettik. Ki şarja taktığımızda da %20’nin altına inmemişti batarya. Ekonomik modda kullanmak gerçekten şarj için ciddi avantajlı. Aracın lastikleri dolma değil, şişme lastik. Yoldaki ufak tefek engebelerde hissettirmiyor. Kutusundan yedek bir takım lastik ve şişirmek için gerekli pompa ara bağlantısı çıkıyor. Bir de şarj aleti var elbette. Katlandığı zaman taşıman için çok daha pratik bir hale geliyor.

scootervs

Piyasada epey bir yedek parçası (başta lastikler olmak üzere) satılıyor. Bir de M365’leri M365 Pro’ya yükseltmek için gerekli bir kit satılıyor. Bu sayede ekranı hız göstergeli led ekrana dönüştürüp yazılım sayesinde motoru biraz daha hızlı kullanabiliyorsunuz. Ancak bu uygulamalar elbette aracı garanti kapsamı dışına çıkartıyor. Benim ilk olarak almayı planladığım donanım güzel bir telefon tutucu.Araştırma sürecinde okuduğum en güzel kıyaslamalardan birisi şurada yer alıyor. Dediğim gibi kısa mesafeleri gidip gelmek istiyorsanız bu model fazlasıyla yeterli olacaktır. Ancak şehir içerisinde yapacağınız gezintiler için kullanmak gibi bir niyetiniz varsa Pro sürümünü tavsiye ederim. Yapmayı planladığım modifikasyonları blogda zaman zaman okuyacaksınız.