Proofhead Gaziantep’te! – 1. Bölüm

Şu geride kalan iki hafta ve önümüzdeki bir hafta inanılmaz yoğundum ve yoğun olacağım sevgili okur. Hem Fotoğrafçılık Bölümü’nün sınavları hem de doktora dersi sebebiyle bırak yazı yazmayı, doğru dürüst bilgisayar başına bile oturamadım. Geçen hafta sonum da birazdan okuyacağın Gaziantep gezisine gitti. Önümüzdeki haftanın ortasından itibaren rahatlayacağım ve biriken yazıları bombalayacağım. Söz.

Bu yolculuğa aslında bundan yaklaşık iki üç ay öncesinde, biraz da aceleyle karar vermiştik. Gaziantep’e yapılan günü birlik yolculukların epey revaçta olduğu bir zamandı. Alper’e dedim, “Madem bakalım ucuz uçak bileti bulursak biz de gidelim.” Gidiş için 19 Mayıs tarihini seçtik, neden bilmiyorum. Şansımıza tam da o tarihte ucuz bilet vardı. Böylece toplamda dört, son anda bize de sürpriz olan iki şirin ilaveyle, altı kişilik kafilemiz yola çıkmaya hazırdı. Hazırdı ama henüz yolculuğa çıkmaya iki aydan çok vardı. Böylece hayatın olanca dertleri arasında unuttuk gitti Gaziantep işi.

Bu ayın 10’u civarında, Alper’in sayesinde planımızı yeniden hatırlayıp hazırlıklarımızı yapmaya başladık. Gerçi tek günlük bir yolculuk için öyle etraflı bir hazırlık da yapmak gerekmedi. Sağ olsun Alper ve arkadaşları, hepimiz için konaklanacak yer de dahil tüm hazırlıkları yapmış, hedefleri belirlemişti.

gazin000Böylece Cuma akşamı Ankara’ya gitmek üzere yola çıktık. Trende yolculuk boyunca uyumayı planlıyordum ama olmadı, uyuyamadım. Ankara’da o gece konakladık. Toplam 4 saat uyuyabildikten sonra, ertesi günün ilk saatlerinde buluşup havaalanına gittik. Aracı park edip havaalanına girdik. Ziraat Bankası kredi kartımın şifre işlemlerini hallettim ATM görünce (Bu detayı neden yazdım bilmiyorum). Daha sonra uçuş için atanan kapıyı da bulduk ve burada Alper’in diğer iki arkadaşıyla buluştuk ve tanıştık. Kısa süre sonra uçağa yerleştik ve kalkışı beklemeye başladık. Planım yolculuk boyunca uyumaktı. Ancak 55 dakika süren uçuş boyunca gözümü bir an olsun kırpamadım. Okumaya devam et

Reklamlar

Köpek Balığı – Gillette Blue 3 – Yusuf Atılgan

Merhaba sevgili okur. Bu yazıda, birbirinden alakasız üç farklı gelişmeden bahsedeceğim. Yıllar önce bu şekilde çoklu yazıları daha sık yazardım. Kendime bir zaman boşluğu uydurdum ve eski günleri hatırlatan bir şarkı eşliğinde yazmaya koyuldum.

Köpek Balığım Öldü

kopekbaligiAkvaryumun en hızlı ve agresif sakinleri olan köpek balıklarımızdan bir tanesinin garip hareketlerini önceki akşam fark ettim. Küçük balık, tamamen yüzeyde yüzüyordu. Hatta buna yüzmek de denilemezdi. Kendini tamamen bırakmıştı suyun akışına. Birkaç ay önce ölen Japon balığım İmpuru, ölümünden önce aylarca bir ters bir düz yüzmüştü. Neler olduğunu anlamaya çalışırken tecrübeli akvaryumcum bana balığın şoklandığını söylemişti. Ve ne yazık ki şoka giren bir balığı düzeltmenin de bir yolu yokmuş. Balığın bir kere denge mekanizması bozulunca en nihayetinde hayatını kaybediyormuş.

Köpek balıklarımızı, Utku ve Hazal‘la birlikte almıştık. Dolayısıyla ikisinin adlarını vermiştik balıklara. Ancak çok benzediklerinden hangisi hangisiydi bilemiyorduk. Bir süre sonra bir tanesi giderek gelişmeye ve küçük boyutlu bir shark‘a dönüşmeye başladı. Okumaya devam et

İsmimiz Güneş’e Gidiyor!

missionsun

Burada gördüğün sertifika, NASA tarafından yürütülen Parker Solar Probe projesi kapsamında, insanoğlunun Güneş‘i araştırmak üzere yaklaşık 3 ay sonra, bu yılın sıcak yaz aylarında göndereceği ilk uzay aracında ismi yer alacak kişiler için düzenleniyor. Ve Güneş’e gidecek tam 1.137.202 tane isimden iki tanesi bize ait 🙂 Bu müthiş bir şey sevgili okur. İnsanoğlu’nun Güneş’e yapacağı en yakın görev, Parker projesi kapsamında gerçekleştirilecek. Bu yönüyle proje, NASA’nın son yıllarda hayata geçireceği en önemli projelerden birisi hiç şüphesiz.

Anti-Ram-Facing-View.pngTam olarak nerede gördüğümü hatırlamıyorum, ancak NASA’nın doğrudan Güneş’i incelemek üzere başlatığı bu proje kapsamında, başvuran herkesin isminin bir çip içerisinde Güneş’e gönderileceğini okudum. Bunun üzerine hemen proje için NASA tarafından oluşturulan internet sayfasına girip kayıt yaptırdım. Görev kapsamında yapılacak incelemeleri gerçekleştirecek uzay aracındaki özel bir çipin içerisindeki birkaç bit’lik kısımda “Mesut Proofhead Ciftci” yazacak 🙂 Bu yolculukta elbette ki, gönderilen aracın Güneş’e inmeyi bırak, güneşin birkaç bin kilometre yakınına bile gelmesi olanaksız. Ancak isminizin böyle özel bir şekilde atmosferin dışına çıkmasını sağlamak çok keyifli 🙂 Üstelik bir de, her başvuran için anı olması bakımından, özel üretilmiş numaralı bir sertifika – HOT TICKET – veriliyor.

Yukarıda da yazdığım üzere tüm Dünya’dan bu proje kapsamında ismi gönderilmek üzere 1.1 milyondan fazla kişi başvurmuş. Ülkemizden ya da hangi ülkeden kaç kişi başvurmuş onu bilemiyorum. Sitede böyle bir istatistik de yayımlanmamış. Belki de kalkış gerçekleştirildikten sonra bu istatistiki veriler paylaşılır. Son olarak, projeye ilişkin bilgilerin yer aldığı ve muhtemelen kalkış anının da zamanı geldiğinde canlı olarak yayımlanacağı sitenin adresi aşağıda yer alıyor:

http://parkersolarprobe.jhuapl.edu/

İlkyazım! Biricik Dolunayım!

dolnask02

Merhaba,

Bahar geldi artık. Hatta biraz da acele etti ve neredeyse yaza döndü yüzünü. Her sabah yalnız başıma, Eskişehir’in bahar sabahlarını adımlıyorum. Belki seneler sonra, bu şehre dair hatırlayacağım en güzel anları yaşıyorum bir başıma.
dolnask09Bu ay enfes bir dolunay var gökyüzünde. Üstelik ilginçtir, tam üç gündür öylece parlıyor. Fersah fersah uzakta ancak ışığı sıcacık, aydınlığı çok berrak. Baktıkça güzünü alamıyor insan. Sana çok yakınım biliyordum ama uzanıp dokunmak için bir hamle yapmıyordum. Yapmadım da. Döndüm ve geldim o küçük dünyama yine. Çirkinliğimi bağışla, inan içim seninle dolu.

Mor ve Ötesi büyük bir sürpriz yapmıştı hani geçen ay. Biriciğimiz, Sultan-ı Yegâh‘ımızı yeniden yorumlamıştı. İşte sürprizin büyüğü, bu teklinin plağa basılması oldu. Dayanamadım, sınırlı sayıda basılan kırkbeşliklerden bir tanesini sipariş ettim. Heyecanla beklemeye başladım. Şimdiye kadar aldığım en kaliteli kaliteli baskıya ve malzeme kalitesine sahip dış kabıyla çıktı geldi plağım.

Atilla İlhan, süper yazmış eyvallah da, Ergüder Yoldaş‘ın mucizesine her seferinde şaşırmak da neyin nesi? Bunca ay geçti, bir sana bakmaktan bir de bu şarkıyı dinlemekten bıkmadım.

dolnask03Bu tekli, ülkemizi yıllar sonra kaliteli baskı plaklarla yeniden tanıştıran, Rainbow45 Records tarafından 500 adet sınırlı sayıda yayımlandı. Ambalajda yer alan etikette de bu ibare yer alıyor. Bu noktada, Rainbow45’i bir kere daha tebrik etmek lazım. Çünkü ülkede plağa basılmayı hak eden ne kadar kaliteli albüm varsa birer ikişer yayımlamaya devam ediyorlar. Her ay muhakkak sitelerini (http://www.rainbow45records.com/)kontrol ediyorum. Plak koleksiyonculuğuyla ilgilenen herkesin de takip etmesinde fayda var. Çünkü ülkemizde plak basan firma sayısı çok az. Rainbow45’ten başka bir de Sony Music bu işi yapıyor ama açık söylemek gerekirse çoğu işi sırf para tuzağı, başka bir şey değil. Çok kaliteli materyaller sunamıyor.

dolnask01

Geçen hafta, dergileri düzenlerken OT‘un bir sayısında, bloga eklemek için işaretlediğim sayfaları fark ettim. İşaretlediğim dizelerin özellikle çizimleri beni benden aldı. “Neden herkes güzel olmaz?” diye soruyor. Neden herkes sen olmaz? Nedir seni, benim olarak gören her gözden çektiğim? “Seni görünce, aynı anda geçer aklımızdan aynı düşünce… Bir duvar gibi aramızdan.” El ayak çekildiğinde, karanlık bir gecede, sessizce bekleyen benim. Ne olur gözlerim kamaşsa ve kesilse soluk alış verişim?

Bu manzaraları eklemek artık geleneksel bir hal aldı. Belki aynı kareler diyebilirsin. Ancak yanılıyorsun. Her biri tam da o gün çekilen, o anı anlatan kareler. Hiçbir şey aynı kalmıyor. Bir sonraki dolunay, biraz daha yaşlanmış oluyor. Tıpkı büyüyen bir bebeğin fotoğrafını, her ay çekmek gibi düşün. Büyüyen yalnızca et ve kemik değildir onda. Düşüncelerdir, hislerdir ve en önemlisi içindeki o en gizli karanlıktır. Kendisiyle baş başa kaldığında duymaya başladığı o sestir, kendisidir. O hiç susmayan itiraftır. Sen de büyüyorsun dolunayım. Belki gökyüzünde, belki benim içimde…  Değişiyorsun, eskiyorsun, ama hiç bitmiyorsun. Biz göremiyoruz sendeki o tükenişi. Sahi, kim biliyor? Kaç kişiye fısıldıyorsun aklındakileri?

dolnask05

Ulus’a giden yol

dolnask06

Bariyer

Gün batımı

dolnask08

Gizli

Bir Anket: KAFA mı? OT mu?

Birkaç yıldır KAFA Dergisi‘ni takip ediyorum sevgili okur. Alper‘le birlikte Sercan‘ı ziyaret ettiğimiz şu tarihlerde ilk defa Sercan’ın şirket aracında görmüştüm KAFA Dergisi’ni. İlk birkaç sayfasını okuyunca da epey hoşuma gitmişti. Eskişehir’e dönünce Temmuz 2015’te, 11. sayısından itibaren almaya başladım. Yalnızca 13. sayısını almayı unuttum. Onun dışında bu ay (Nisan 2018) yayımlanan sayısı da dahil olmak üzere 11. sayıdan itibaren yayımlanan her sayısını aldım bu derginin. Tamamı olmasa da çoğunluğu kaliteli yazarlardan ve keyifli yazılardan oluşuyor. Her ay verdikleri poster ve kitap ayraçları da koleksiyonluk kalitedeler.

dergank25

dergank26

KAFA Dergisi – Nisan 2018

Okumaya devam et

Bir Bahar Dolunayı – Mart’ın Son Akşamı

mesutmatizDışarı müthiş bir hava var. Soğuk değil, tatlı bir esinti var sadece. Bunu söyleyince insanlar şaşırır ama, ben çok üşürüm. Soğuğa karşı öyle pek de dayanıklı değilim. Bu akşam işte öyle bir akşam. Kalabalığız epey. İstanbul var bir tane. Pek heyecanlılar. Oradan oraya savruluyoruz. Yollar, insanlar, mekanlar değişiyor, küçük ekibimiz hep aynı kalıyor. Gece bitip herkesle öpüşünce, başımı bir de kaldırıyorum ki sen! Dolunay, uzaklardaki bir çift göz, tüm şiirlerin ilhamı, tüm öykülerin kaynağı, Merhaba! Okumaya devam et

İyi Bir Münazara İçin İpuçları – 2

why-men-and-women-argue-and-how-to-stopŞu sıralar blogun en çok okunan yazılarından bir tanesi, bundan tam 7 küsür sene önce yazdığım İyi Bir Münazara İçin İpuçları isimli yazı sevgili okur. Dolayısıyla bu yazıya bazı eklemeler yapmak gerekti artık. Tıpkı bir önceki yazı gibi, bu yazıda da herhangi bir Kaynakça göstermiyorum. Çünkü yazacaklarımın tamamı benim kendi düşüncelerim ve nacizane tecrübelerimden çıkardığım sonuçlardır.

Münazara, toplumda yaygın olarak bilinen bir klişe fikir üzerine ya da dönem itibariyle ortaya çıkan bir soruna yönelik olarak geliştirilen, iki zıt düşüncenin bir birine üstün gelmeye çalışmasıdır. Bu esnada düşünce savunucuları, onları izleyen ve çoğu zaman kazananı da belirleyecek olan kitleye, toplayabildikleri delilleri sunmanın yanı sıra ikna kabiliyetlerini de sunmak zorundadırlar.

Bir önceki yazıda anlattığım yöntemler münazaranın genelinde kullanabileceğiniz tavsiyeleri içeriyordu. Bu yazı da düşünce savunma yöntemlerinden bahsetmeye çalışacağım. Okumaya devam et

Ekinoksu Üç Geçe Kıyamete Bir Kala

kıyametekinoksHayır, dedin. “Senin” kadar uzundu. Fakat içerisinde “senden” en ufak bir parça yoktu. Hayır… Elimi uzattım belki dokunursam yüreğine, iz bırakır parmaklarım diye. Sarıp sarmaladın kendini kürklere ve saklandın iğrenç bir duvarın ardına. Oysa sen değil miydin en soğuk kış günlerinde kollarını dolayan çırıl çıplak? Ah içim yanıyor. Ve o fotoğraf hala çerçevesinde asılı duruyor. Başımı göğsüne yaslayıp ellerin yüzümde gezerken, iki pembe yanak ve bir masum bakışla durduğumuz öylece. Kaldırmıyorum.

Bu öyküyü, bu gece için, senin için yazıyorum. Belki bir gün kitap olur ya da bir şarkı. Belki her gün dinlersin belki de kapağını bile açmazsın. Okumaya devam et

Akvaryumda Neler Oluyor?

akvary00

akvary04

Sunsun HW-602B

En son şu yazımda, zavallı Japonum, biricik İmpuru‘mun ölüm haberini vermiştim sevgili okur. İmpuru’nun ölümü, akvaryumla ilgili bir takım değişiklikler yaparak, kullandığım sistemlerde değişiklik yapma ihtiyacını doğurdu. Şansıma, Gökhan isminde bir arkadaşla tanıştım ve uzun süredir almayı istediğim dış filtre hakkında epey bilgi sahibi oldum sayesinde. Böylece aylar aylar önce Serdar Hoca‘mın tavsiye ettiği dış filtre sistemine nihayet geçiş yapabildim.

 

Sunsun HW-602B marka ve modelli ürün orta boyutlu akvaryumlar için çok ideal bir dış filtre. İnanılmaz sessiz çalışıyor. Eski sistemimde büyük bir iç filtre kullanıyordum. Özellikle misafir geldiği zamanlarda, motor gürültüsüne aşina olmadıkları için inanılmaz rahatsız oluyorlardı. Film vs. izlerken ne yalan söyleyeyim, ben de rahatsız oluyordum.  Okumaya devam et

İklim Değişikliği Nedir – Radyo Programı

ayıBir süredir “Faydalı Mevzular” kategorisi altında yazmadığımı fark ettim sevgili okur. Bu sebeple bu yazıda iklim değişikliği konusunda daha önce yaptığım bir işten bahsedeceğim.

Bilecik‘ten ayrılmadan hemen önce, Valilik’le birlikte yürüttüğümüz bir AB Projesi kapsamında yaklaşık 30 dakikalık bir radyo programına konuşmacı olarak katılmıştım. Bu projede, Bilecik ilinin iklim değişikliği konusundaki farkındalığının hangi seviyede olduğunun belirlenmesi ve mevcut seviyenin daha da arttırılabilmesi yönünde yapılacak çalışmaları da içeren bir takım etkinlikler planlamıştık. Bu etkinliklerden bir tanesi de, yerel olarak yayın yapan Bilecik FM isimli radyo kanalında iklim değişikliği, etkileri ve alınabilecek önlemler konularını içeren bir radyo programı düzenlemekti. Eskişehir’e tayinim çıkınca projedeki arkadaşlar sağ olsunlar, bende de bir hatıra olarak böyle bir program için konuşmacı olmamı istediler. Ben de bir ön hazırlık yaptım ve radyo programcısıyla birlikte aşağıda dinleyebileceğiniz programı kaydettik.

Yaklaşık 30 dakika süren programda yıllar içerisinde konuya ilişkin olarak biriktirdiğim pek çok materyali ve bilgiyi kullanmaya çalıştım. O açıdan, konunun meraklıları için faydalı olacağı kanaatindeyim. Bu programı ayrıca projenin resmi internet sitesi üzerinden, aşağıdaki linke tıklayarak da dinleyebilirsiniz.

http://bileciklim.org/radyo-programi/

Evet sevgili okur, kutsal olmayan bilgi kaynağı, Proofhead My Resort’ten bu gecelik bu kadar. Öpüyorum.