Samsun Gezim

Hayatımda ilk defa Samsun’a gideceğimden ve bunu okulla yapacağımdan dolayı heyecanım olağanüstü seviyedeydi.

18 Mayıs’ta saat 18:00 de Yunus Emre Kampüsü’nün önünde toplanmamız gerektiğini bizim adımızı geziye yazdıran ancak daha sonra kendisi gelmekten vazgeçen arkadaşım Pelin’den öğrendim. Bana grup sorumlumuz Necla isminde bir arkadaşın telefonunu verdi. Neyse, Gümrah (ben Bülent diyorum sinir oluyor, Didem ve Canan’ım) verilen saatte belirtilen yerde olmamıza rağmen henüz otobüslerden haber yoktu. Sevgili okur ben o esnada heyecandan saate bakmayı unuttuğumdan saatin kaç olduğunu hatırlamıyorum, kızmayın:)

Otobüs numaramız 7 imiş. Necla’yı aradığımda gayet tatlı bir sesle bekleyin dedi. Neyse saat 7:30 civarıydı galiba, otobüse bindik ve şaşılacak şekilde istediğimiz yerde oturabilme fırsatımız ile oldu 🙂 Neyse, kaç numaraydı hatırlamıyorum, koridor tarafından nefret etmeme rağmen cam kenarını Cananıma verdim. Bu arada Alperler de 12 numaralı Mühendislik Fakültesi otobüsüne binmişlerdi Selma ile. Söylemeyi unuttum, ben Fen Fakültesi otobüsüyle gidiyordum. Zira, kaydettiren arkadaş Fen Fakültesi’nde olduğu için. Her neyse, saat 8:10 civarı çıktık okulun önünden. Her otobüs sebebini anlayamadığım bir şekilde 10 ar dakika, hatta 20, arayla çıktı. Biz topluca gidilir diye tahmin ediyorduk. Neyse, Saat 22:00 ye yaklaşıyordu ki, bizim otobüsler Sivrihisar’ı geçti. Caner’in amcasının Alabalık Tesisleri’nin oradaki köprüden geri dönüp önce TŞOF’a girir gibi yaptı, sonra saçmaladı, geri döndü gitti eski Tempo (yeni adını bilmiyorum) tesislerine girdi. Biz sövüyoruz tabii. Neyse, ben hemen tuvalete girdim. Çıkarken de para vermedim 😀 Bizim Gümrah gitti, gözleme yaptırdı. Hayatımda yediğim en dandik gözlemelerdi bunlar. Aha işte onlar. Bu da ben ve Bülent. Neyse, ister inanın ister inanmayın, saat gece 01:00 e kadar orada kaldık. Tam 4 saat! Sonradan öğrendik ki meğer bazı gruplara otobüs yetişmemiş, son anda otobüs bulunup kiralanmış. Bizde tüm grubun toplanmasını beklemişiz 4 saat. Demekki biz tesise girdiğimizde hala okulun önünde bekleyen gruplar varmış. Gece o kadar sıkıcı geçtiki anlatamam. Zırt pırt mola verdik. Ben de tuvalete gittim. Birinde yine para vermedim ama diğerinde yemedi 🙂 Bu arada kolanın bende bira etkis yaptığını kanıtlamıl oldum kendimce. Lan yalnız adını hatırlamıyorum, galiba Çorum’daydı bir dinlenme tesisinde durduk denyoların yaptığı anons şu şekildeydi; “Eskişehir’den Samsun yönüne giden Anadolu Lisesi öğrencileri, hareket saatiniz geldi, yerlerinizi alın” Tabii, ortalığı bir kahkaha tufanı almasıyla durumu toparlamak istediler ama bu sefer yaptıkları anons daha da yardı bizi. İlk anonsu kadın yapmıştı. İkinci kızgın bir erkek sesi yapıyor; ” Eskişehir, Afyon, Kütahya yönünden gitmekte olan üniversite öğrencileri araçlarınıza bininiz.” Öldük, öldük, öldük 😀 Sungurlu Ocaklı dinlenme tesisleriydi, şimdi aklıma geldi. Bu arada lanet olası telefonumun şarjı bitik olduğundan kapalı tutuyordum, yoksa bu anonsu kesin kaydederdim. Neyse lan, sabaha karşı bir kaç dakika uyudum galiba. Otobüste uyuyamamak gibi kötü bir huyum var benim. Millet nasıl uyuyor, hele bizim Didem, kız molalarda kalktı etrafına baktı ve uyudu. Tüm yolu uykuya verdi. Gece önemli birşey olmadı. Yalnız ben biraz büsküvi yedim ve kola içtim. Sabah saat 9 civarı Samsun’a girdil ancak bu seferde Samsun girişinde bekletildik. Sebep yine diğer otobülerin gecikmesiydi. Bu arada gece bize T-Shirt dağıtıldı, üzerinde Atatürk resmi olan ve izindeyiz yazan bir t-shirt. Ben büyük numara aldım ama yine de birazcık ufak geldi ne yalan söyleyim. Aha bu da t-shirt’im. Neyse, o esna’da bize tüm otobüsü yıkan haber verildi; Samsun Valiliği yapacağını yapmış ve tüm grubun izlemesine izin vermemiş. Sadece küçük bir grup alınacak ve maalesef biz o grupta değiliz dedi Necla. Hay dedik başlarız böyle işe. Sonra otobüsler stadın önünde durdu. Anam o ne? Kıyamet resmen:) Neyse, Didem dedi benim bir arkadaşım gelecek ama ne zaman geleceğini tam olarak bilmiyorum. Dedim ya olmaz böyle, gelin kaçak maçak girelim izleyelim. Diğer gruplara bayrak dağıttılar, bize vermediler sinir olduk. Neyse, araya karıştık ve stada girdik. Aklımda böyle yıkılan, hınca hınç dolu bir stadyum hayal ediyordum. Lan girdim o ne? Tırt :S Trübünler çok dolu değildi, monoton bir geçit töreni. İşin dahası bizim gruptan ayrı bir yere oturduk dördümüz. Neyse, izledik, sıkıldık, kameraya el salladık falan dedim daha gidelim artık. Sonra çıktık işte stadtan. Biraz stadın çevresinde dolaşıp bekledik Didem’in arkadaşını ve geldi sonunda, Kübra. Yanında da onun bir arkadaşı vardı. Nereye gitmek istersiniz dedi. Kimseye söz hakkı tanımadan “Bandırma Vapuruuuu” diye bağırdım. Sonra yürüyerek vapura doğru gitmeye başladık. Yolda paso konuştuk falan. Neyse, dedim yoruldum ben, oturalım. Ohh, oturduk Karadeniz’in kıyısına. Lan nasıl dalga çarpıyor, aklın almaz. Fotoğraf falan çektim üç dört tane. Ondan sonra dedim artık gidelim vapura. Gittik, lan o ne? Süper! Adamlar aynısını yapmış, birebir boyunda. Neyse, yavaş yavaş tırmandık, kuyruk var tabi, bindim içine. Kaptan köşküne bir baktım. Bismillah dedim Atatürk bana bakıyor. Yav o kadar gerçekçi ki… Foto yasak dedi, ama ben çektim gizlice mükemmel oldu lan. Neyse, Ordan makine dairesine indik, alt kısmı böyle müze gibi yapmışlar. Süperdi valla. Resimler, silahlar, mektuplar ve teknik bilgiler. Bu fotoğrafta manevi kızıyla birlikte Atatürk. Burada da silahları var. Neyse, zorla kopararak indim gemiden tabii inmeden 11Fen Alemi markasını da bastım bir resime. Aşağı kata inerken galoş giyiyorsun. Ben aldım hatıra diye yanıma 🙂 Bir de vapurun önünde fotoğraf çektirip ayrıldık. Sonra Kübra dedi ne yiyelim? Döner möner dediler. Lan manyak mısınız ne döneri? Döneri her yerde yersin dedim, yürü gidelim balık ekmek, midye uff. Çiftlik diye bir yer varmış iki dolmuşla gittik oraya. Çarşısını ben çok sevdim lan bide Samsun’un. Böyle dedeler  flüt çalıyo para falan topluyo (dikkat ettim bartıkları 5 notadan 2 si yanlış ama olsun). Çiftliğe gittik, 6 tane balık ekmek, 10 tane de midye. Oradaki abiyle iyi bir muhabbet geçti. Neyse, aldık gittik sahile. Lan yer bulamıyoruz, deli olduk. Bilmem ne gölü varmış, oraya gittik yer yok. Biz de hemen yakındaki demiryolunun yanında bulunan göle gir yere yumulduk. Cananım yine standardı gereği yarısını bıraktı. Gümrah ta bıraktı sağolsun. Aşağı yukarı 2 ekmek arasını götürdüm. Bülent’le Cananım midyeye ağızlarını sürmediler, diğer kızlar birer yediler. Galiba Kübra iki tane yedi, gerisini de malumunuz ben yedim 🙂 Neyse, daha sonra düştük sahil kıyısına. ben buraya Samsun Kordon’u adını taktım. Belki cidden böyledir de. Yürüdük boyunca kordonun. Lan o değilde arada yanımızdan faytonlar geçiyo, lan bu ne konu, yamuldum. Neyse, dedim lan napsak? Dediler Rus Pazarı var burada. Ee dedim Rus var mı? Yok dediler, boşver o zaman dedim. Didemle bitanecik dik dik baktılar, diğer kızlr güldü, Bülent’te derin derin düşündü. Tabii ben sonradan orada Rusların olduğunu Mert’ten öğrendim. İçimden kendime sövdüm, lan niye gitmedim diye. Hayır yanlış anlamayın, ben Rus hatun aramıyorum, Rus arıyorum:) Hoppa, yine dolmuştayız ve hatta ikinci dolmuştayız. Nereye? Teleferik. Tam yarım saat bekledik sıra gelsin diye. Geldi, bindik gittik karşı tepeye. Giderken süperdi. Vardı bir de baktım lan ne manzara! Oyalandık orada biraz. Sonra aşağı indik, tekrar iki dolmuş geldik stada. Hemen Migros’a girdik, yakınmış zaten. Çikolata falan aldılar, su aldılar kızlar. Tabii ben biliyorum, bunların yarısı yalan olacak yolda. Kafamdan acaba hangisini yesem diye plan yaptığımdan o migros faslını pek hatırlamıyorum. Neyse çıktık, sağolsun Kübra ve arkadaşı otobüslerin yanına kadar geldiler. Çok teşekkür ettim kendilerine. Gerçekten ikisini de çok sevdim. İnşallah buralara da yolları düşer de misafir ederiz. Otobüs tam kalkacak lan ayıptır söylemesi bir boşaltım ihtiyacı hissettim, bir boşaltım ihtiyacı hissettim anlatamam. Neyse, hemen oradaki Samsun Amatör Küme Klüpleri odasının tuvaletine koştum. Otobüsümüz şaşılacak şekilde denilen saatte 8 de kalktı. Otobüste bayrak dağıttılar. Ulan en başında vermedin ki, şimdi ne anlamı var… Neyse, bayrağımızdır diyerekten aldım katladım attım çantaya. Allah dedim lan nasıl bitecek yol? Gelirken bir dakika uyumadım ki, giderken nasıl olacak? Dediğim gibi işkenceyle geçti dönüş. Her tesiste durduk yine. Şöföre nasıl sövdüm varya. Lan millet indi bi ara leblebi bira falan aldı. Otobüsün arkada çekiyolar, yuh dedim. Lan zaten bi eleman vardı, ciddi sinir etti beni terbiyesiz herif. Uyutmadı tüm otobüsü. Neyse, tahmini Eskişehir’e bir kaç kilometre kala biraz uyu gibi oldum. Sonra hemen uyandık geldik çünkü saat 5:30 da yuhhh. Okulun önünde şarj yok, numara yok, bekliyoruz alperlerin otobüsü, en son alperi aradım şans eseri. Tam numarayı aldım şarj bitti. Bitanemin son diş şarjıyla nerdesiniz dedim, evdeyiz dedi. Kalktık hemen okulun yakınındaki alperlerin evine gittik. Saat 8:30 a kadar uyudum ve naptım? Kalkıp Teknik Resim dersine gittim. Yuh lan bana 🙂 Neyse, bu geziye ben 10 üzerinden 9 verdim. O bir puanı da organizasyonun berbatlığından kırdım. Bana tek eksi tarafı yorgunluk ve parasızlık oldu. Artıları ise daha fazla. Bir kere, bir insanı en iyi birlikte yolculuk yaparak tanırsın kavramı dendim. Sonuç olumlu oldu. Samsun’u gördüm. Atatürk’le, Kurtuluş Savaşı ile ilgili ilk defa bir anı gördüm. (Ben daha Anıtkabir’e ve Çanakkale’ye gitmedim.) Balık ekmek yedim süperdi, midyeler de fena değildi. Kübra ve arkadaşıyla tanıştım, insan daha birkaç saat önce tanıştığı birine ne kadar iyi ve samimi davranabilir onu gördüm. Samsun çarşısının bana çok değişik ve fantastik bir his uyandırmasının tadını çıkardım. Bir T-Shirt’im ve bayrağım daha oldu 😀 Umarım beğenirsiniz biraz uzun oldu ama okuyun ve yorum yapın 😀 Bu arada bu resimleri de hem fotogaleriye eklerim hem de siz tıklayıp bakın diye böyle listeli yazıyorum;
:: Samsun’da bir keklik (Hemen vapurun yanında)
:: Yanlış Çıkış (Çıkış diye içeri giren yolu gösteriyor)
:: Bandırma  Vapuru (Osmanlıca-Türkçe)
:: Vapurun önündeki heykel
:: Bandırma Vapuru Tüm Görünüş
:: Atatürk ve kurmayları
:: Tayfa abi ve ben
:: Çark
:: Tablo
:: Mektup
:: Atatürk ve manevi Mesut
:: Silahlar
:: Beylik Silahı
:: Pusula
:: Son Fotoğraf
:: Kaptan
:: Pervane
:: Balık Ekmek Mesut
:: Bayrak Direği ve Mesut

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s