Durum Hikayesi Denemesi – Acele Etme Geç de Kalma

Ben çıkıyorum, dedi titreyen gözlerle. Oysa onun katılığından geçiş yoktu. Git, dedi sessizce. Caddeden gelen seslerin ona verdiği ızdırabı farketti. Elini çantasına atıp bilinçsizce düğmelere bastı. Kulakları notlarla doluyordu ama o bunları düşünmüyordu bile. Midesindeki o yanma hissi yeniden başlamıştı. Düşündü, konuşmak; saatlerce konuşmak istiyordu. Ondan anlatmasını isteyecekti. Herşeyi! Müziği, okulu, Ankara’yı, Eskişehir’i, Bursa’yı, Antalya’yı ve hatta İzmir’i! Düşündü, birkaç gün oluyordu daha. Ezberlemişti ilk merhabasını. Önünden bir çift geçti. El ele tutuşmuşlardı. Çocuğun kıza bakışlarını gördü, aşk doluydu. Çocuk arada siyah saçlarını geriye atıyor; gülerek biraz da bağırarak kıza bir şeyler anlatıyordu.  Kızın yüzündeki masum ifade, bukle bukle saçları, bir an kulaklarında duyduğu müziği daha iyi anlamasını sağladı. Köşeyi döndü. Biraz ilerdeki bankamatikten para çekti. Arkasını dönüp giderken bir el omuzuna dokunup unuttuğu banka kartını uzattı ona.

Geriye dönmek istedi. “Git” diye tekrarladı aklında. Git, durma. Kulaklarına değen rüzgardan başka bir his yoktu içinde. Gülümsemek istedi ama midesini yakan o acıyla tanıştı yeniden. Artık iki şey hissediyordu. Yaşadığı hayatı düşündü bir yandan. Mutluluklarını, hayal kırıklıklarını düşündü. Bir şeyler yemem gerek dedi. Ama parası yoktu. Olduğu yerde beklemeye başladı. Birden para çektiğini hatırladı. Olmuyordu işte. Neden “evet” dememişti? Veda etmek bu kadar zor muydu ki? Oysa o ne hayaller kurmuştu. Tüm hayalleri o katılığa çarpıp parça parça olmuştu. Baktığı masumiyetin ardındaki o kesinlik, o çizgilerle belirlenmiş ruh onun cehennem azabı olmuştu. Dersini almıştı evet. Cesaretini yitirmişti.

Bir sokağa girdi. Yazıları, evleri çıkaramıyordu. Kafasını kaldırıp göğe baktı. Güneş batıyordu. Karanlığın birazdan bu sokağa da hakim olacağını düşündü. Vakti azdı. Etrafından geçen yüzlerin ona pek te dost olmadığı aşikardı. Karanlıktan ilk defa korktu. Karanlıkta olmaktan. Aydınlık ileride bir yerdeydi evet. Aceleyle yürüdü. Boğazındaki düğüm de yavaş yavaş çözülmeye başlıyordu. Korku. Ne zaman yarar sağlamıştı ki? “Acele ediyorum, neden?” diye sordu. Gideceğim yeri biliyor muyum ki? Bu esnada ne olduğunu bilemedi, gözü karardı. Rüzgarın değdiği kulakları ve yanan midesinden sonra şimdi yeni bir his daha vardı bedeninde; karnını delen bir metal. Ceplerinin yoklandığını hissetti. Hareketsiz kaldı. Zaten birşeyi yoktu. Bir kaç tekmeden sonra sesler kesildi. Ayağa kalktı hızla yürümeye başladı. Ama acısı izin vermiyordu. Etrafında kimseler yoktu ve o sesler yeniden başladı. Acelen mi, var diyordu birisi tükürükler saçarak suratına. Cevap veremeden karardı gözleri. Şunu duydu, “Acele etme çocuk, ama geç te kalma.”

Reklamlar

One response to “Durum Hikayesi Denemesi – Acele Etme Geç de Kalma

  1. ghostbuster

    Adamım yazdığın kısa durum hikayesi oldukça güzel olmuş…
    Fakat iyileştirilebilir bir iki yani olduğunu fark ettim.
    ilahı bakış açısıyla yazdığın bu hikayede ki kişi, biraz fazla hızlı
    hareket ediyor ve ‘anlattığın bir düşüncesinden’ çok çabuk
    sıyrılıyorsun ve birden o anki zamana geri geliyorsun…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s