Çevre Sorunlarına Öğrenci Yaklaşımları Sempozyumu – ODTÜ

Bakalım bu üç günü nasıl özetleyeceğim buraya. İstanbul‘da trende gözlerini kapatan açtığımda kendimi Ankara‘da buldum ve inmemize yaklaşık on dakika falan vardı. Evet başarmıştım ve yolu uykuya yedirmiştim. Sabah tren garına indik. ODTÜ‘den bir arkadaş bizi karşılamaya geldi. Diğer ekibimizin gelmesini beklerken garda ODTÜ’den gelen arkadaşımıza dedik ki ya biz çok yorgunuz, ölüyoruz eğer kalacağımız yer belliyse gidelim bir eşyalarımızı koyup öyle gelelim. Onlarda daha hazır değil diyince bizde yapacak birşey yok diyip bekledik. Diğer ekibimiz de gelince hep beraber ODTÜ’ye gittik. hayatımda ilk defa ODTÜ’ye gitmiştim. Ormanlık, ağaçlık bir yer 🙂

Mekana gittik, kaydımızı yaptırdık. Sunumların başlamasını bekledik, bekledik ama o yorgunluk bizi yendi. Biz de ne yapalım ne edelim derken kulüp başkanımız Elif, dümene geçti ve belki de hayatının sevap grafiğindeki en büyük sıçramayı yaptı. Konum itibariyle ODTÜ, Ankara’nın biraz dışında kalıyordu. Elif’in evi de Sincan‘da idi. Elif bizi aldı kendi evine götürdü. Yol, yorgunluğun etkisiyle epey acıklı ve ızdıraplı geçti. Ama eve vardığımızda arka bahçemden benzin çıkmış gibi (bakın petrol değil, direk işlenmişi benzin!) sevindim. Sırayla tuvalete ve banyoya girdik. Gerçi tuvalete sadece Oğuz‘la ben girdik. Lan nasıl mükemmel oldu varya off. Banyonun ardından yeniden espiri yapabildiğimi farkettim, ne biliyim birisi komik bir şeyler diyince gülebildiğimi falan farkettim.

Çevre Politikaları Atölyesi

Hemen ardından evden çıkıp doğru ODTÜ’ye yollandık. İlk oturumu kaçırmıştık ama ikinci ve benim de merak ettiğim Çevre ve Felsefe oturumuna yetişmiştik. Bu sunumlardan bir tek Ekofeminizm ilgimi çekti. Ancak sonradan onun da saçma bir temele oturtulduğu kanısına vardım kendimce. (Ekofeminizm, kadın ve doğa ilişkisini anlatan ve bu ikisinin çifte sömürüsünü dile getiren terim. ) Sunumlardan sonra çimlere oturduk ve Çevre Politikaları Atölyesi başladı. Güzel bir atölye, bir önce gittiğimiz Exitcom‘da çalışan bir çevre mühendisi olan Özlem’le tanıştım bu atölyede.

İlk günün akşamı kalacak yer problemi yaşandı ufak çaplı. Sonradan bazı tarafımızca ve onların tarafınca bazı gereksiz hareketler oldu. Bunlara girmeyeceğim, karşılıklı iki taraf da üzüldü. Ancak sonradan bunları hallettik. Sabahtan beri birşey yemediğimiz için artık açlığımız son haddindeydi. Saat gece 10 gibi yemeğe gidebildik. Yukarıda sözünü ettiğim arkadaş Özlem’le Hosta‘da karşılaştık. Birlikte yedik. Bu arada sevgili okur, Ankara’nın Eskişehir’e göre nasıl da pahalı olduğunu unutmuşum lan. Neyse yemekten sonra ben bizim ekibin diğer yarısına yanımdaki 1. sınıftan arkadaşları götürdüm. Sonra da Kızılay’da bir yerde bir kaç saat birlikte oturup bir durum değerlendirmesi yaptık.

Bahsetmezsem ayıp olur. Sempozyumun birinci günü Ali isiminde 10 numara bir arkadaşla tanıştık. Kendisi coğrafya bölümünde okuyormuş. Sağolsun gittiği güne kadar bizimle takıldı. O gece de yanımızdaydı. Neyse mekandan çıkıp yorgun beyinlerimizle kaldığımız yere döndük. Afyonluların Konukevi. Konum olarak da şansıma Ankara’nın tek bildiğim yerindeymiş, Özge Abla‘ların evin hemen yanında 😀 O gece Ali, ben ve Mustafa Kemal birlikte kaldık. Yorgunluktan hiçbir şeye dikkat etmedim valla. Yalnız klozetin sifonu çalışmıyordu. İhtiyacımı Ermanların odadan giderdim ertesi gün. (Böyle işe yaramaz bir detayı neden verdim ki?)

2. günün sabahı dinlenmiş olarak uyanıp tekrar ODTÜ’ye geldik. Sunumlar yapıldı yine. Bizim Murat’lar da sunum yaptılar. Helal olsun kendilerine. Bir de bugün yapılan bir tohum sunumu vardı. O çok kral olmuştu. Bir de Food, Inc. diye bir filmcik izledik. Hakikaten güzeldi, torrente attım hatta. Bugün de 2 farklı atölyeye katıldım. İlk atölye Organik Tarım mı? Endüstriyel Tarım mı? atölyesi oldu. Güzel şeyler öğrendim. Diğer atölye de Kentleşme ve Çevre atölyesiydi. Bu da güzel oldu kanımca. İkinci günün sonunda bu sefer organizasyona katılanlardan ayrı takılmak istemedik. Zira adımız kapris üniversitesine çıkmıştı 🙂 Kaprisliyiz lan biz. Neyse, Telwe denen bir yere gittik. Buranın bir alt katı var. Mükemmel bir yer. Zaten girdiğimizde sahnedeki herifler Street Spirit çalıyorlardı, Oğuz’la kendimizden geçtik. Sonra gittim istedim bir de Turn The Page çaldılar. Yuh dedim kendimce.

Fırfırsız 10 El Kazanan Adam!

Sonra dabtışakıstıs başladı. O ara ben de bir langırt masası gördüm. Bizimkilerle langırta başladık. O kadar ateşle ve zevkle oynadık ki sağdan soldan oyun teklifleri aldık. Hepsini de yendik. Yetkin’e buradan selamlar. Diskodan sonra sıra bir diğer canlı gruba geldi. Bu adamlarda piyasada dönen rock ne varsa çaldılar. Zıpladık atladık bildiğin. Erzurum, Mersin, Eskişehir ve Ankara durmadık yerimizde. Bu zıplamaların acısı ertesi gün ve hatta bugün de halen devam ediyor. Diyeceğim gece epey bir eğlendik. Sonra ekibimizi toplayıp ayrıldık. Kaldığımız yere dönüp Oğuzların mükemmel oyunu Köylü-Vampir-Büyücü isimli oyunu oynadık. Saat 4 gibi bitti. Yenildik vampilere. Sonra ben bizim birinci sınıflarla birlikte kaldım. Şunu da öğrendim: Uykusuzluk öldürür!

Sunum yaparken kaptırdığım bir an

Son gün nispeten daha bir yorgun uyandım. Ancak son gün olmasının verdiği dirençle kalkıp hazırlandık. Sonra işte gittik yine ODTÜ’ye. Candan‘la birlikte sunum yapmaktan vazgeçmiştik ancak tamamen hazırlıksız olarak Serbest Kürsü‘de yapalım madem dedik. Ancak dediğim gibi bu bir sunum olmadı. Etik üzerine yaptığımız çalışmadan ve tam da o esnada dağıtılan Çevre Denetim Yönetmeliği’nden konuştuk. Güzel oldu. Hoş oldu.

Bizden sonra bir arkadaş çıkıp ordumuzun güneydoğu ve doğuda byolojik silah kullandığına dair bazı iddialar ortaya attı. Bu beni çok rahatsız etti. Son olarak da bir sonraki ÇSOY Forumu’nun nerede yapılacağına karar verip ayrıldık ODTÜ’den. Zira vaktimiz yaklaşıyordu. Kızılay’da Anadolu Üniversitesi Konukevi‘ne (çok sağolsunlar) eşyalarımızı bırakıp çok yakında bulunan Burger King‘de yemek yedik. İşte o yemekten sonra benim bacağım ağrımaya başladı. Halen de ağrıyor.

Sonra Kızılay’da gezdik. 5 tane Jules Verne kitabı aldım. Sonra İhsan Oktay Anar‘ın Kitab-ül Hiyel‘ini de aldım nihayet. 5 liraya 3 tane plak aldım ve birisinden orjinal ispanyolca Çilli Bom çıktı 🙂 Flamenko tarzında, Ergin‘e dinleteceğim. Oğuz’a kitap alırken aşırı yakışıklı bir tiple karşılaştık. Herif, Zar Adam isimli kitabı şu cümlelerle özetledi: “Abi bi adam var. İki tene zar atıyo. Üç iki geliyo. Üçüncü binanın ikinci katına çıkıyo. Karıya tecavüz ediyo sonra öldürüyo.” Herifin aklında kalanlara bakar mısın 😀

Aldık verdik, gezdik tozduk. Sonra da soluğu garda aldık. Son kontrollerimizi yaptık. Aldığımız kitapları imzaladık birbirimize. Hızlı trene bindik ve döndük evimize 6 gün sonra nihayet. Tren garında Sercan karşıladı sağolsun. Minibüse binene kadar Sercan’la bir durum değerlendirmesi yaptım. Sonra eve geldim. Uyudum. Oh mis.

Reklamlar

3 responses to “Çevre Sorunlarına Öğrenci Yaklaşımları Sempozyumu – ODTÜ

  1. mesut koptum ya detaylar tam süper olmuş bilhassa :D:D

  2. i'm awesome now

    bak gene (: lan volkan ya da alper falan onları geçicem diye korktular da tehditmi ettiler seni benm adıma topic koymaman konusunda 😀

  3. meshugass

    adamım ya vallahi neden bilmem ama en çok fırfırsız langırt oyuncusunu ayakta alkışlayasım geldi :D:D

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s