Doğa ve Çevre Kulübü Bursa – Mudanya Teknik Gezisi

Tam 1 hafta önce bugündü sevgili okur. Finallerden önceki son bir kaçamaktı bu bizim için. Kulüpten arkadaşlarımız ve Alper ve Erol kardeşlerimle birlikte sabah 9’da Yunus Emre Kampüsü‘nde buluştuk ve hareket ettik. Alperle birlikte gidiş yolu boyunca Resident Evil 4‘ü izledik. Filmi beğendim beğenmesine de artık ne kadar daha uzatırlar, devamı nasıl olacak diye sıkıldım bir anlamda da . Yalnız filmle ilgili bir dikkat ettiğim olay da şudur ki, filmde Prison Break‘ten tanıdığımız Wenthworth Miller‘ın oynama sebebi sadece şu repliği söyleyebilmek için: “I know the way out!” Yuh lan 🙂

Neyse, yolculuğun sonunda Alper’in yol tarifleriyle varabildik Erikli Suyu İçme Tesislerine. Ve teknik gezimiz (!) yaklaşık 15 dakika içerisinde bitti. Evet bu kadar kısa sürdü. Neden böyle oldu peki? Zira meğer bizim Erikli’yi Nestle gelmiş satın almış. Bizim ülkemizin belki de en kaliteli bu içme suyunu kendisi üretip satıyor. Oradaki vardiya amiri sadece kendi konusu ile ilgili şeyleri biliyordu. Onun dışında tek bir şey bilmiyordu. Dolayısı ile sorduğumuz üç beş soruya da doğru dürüst cevap alamadık. Türkiye’nin en geniş pazar payı olan suyunun üretildiği tesisi sadece üretim hattı boyunca bir koridorun içerisinden yaklaşık 50 metre uzaktan görebildik. Gördüğümüz şeyler çok da bizi şaşırtan şeyler değildi. Önce suya herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığını sorduk klasik olduğu üzere. Kesinlikle hayır dediler. Daha sonra ozonla dezenfekte ettiklerini öğrendik. Petlerin dezenfeksiyonu  da kimyasallarla yapılıyormuş.

 

Erol ve Alperle

Neyse işte bildiklerimizin üzerine birşey öğrenmedik işin aslı. O açıdan çok zayıf bir teknik gezi oldu. Ne görevli kimseyi görebildik bir amir dışında, ne de bir teknik eleman. Eğer sorularımız varsa kimyagerlerden birisi gelip sorularımızı yanıtlayabilirmiş. Öyle dediler. Biz de yazar sonra yollarız sorularımızı dedik. Nestle satın aldığı için tesiste aldığınız nefesi bile izinle alıyorsunuz. Bu noktada çevre mühendisi arkaşlarımın hepsinin vakti geldiğinde Eskişehir’imizin güzide suyu Kalabak Suyu‘nun tesislerini görmelerini tavsiye ederim.

 

Çınar Izgara

Erikli’den sonra yolculuğun güzel kısmı başladı. Önce şehir merkezine gidip hakikisini değil ama hakikisine en yakın olan İskender’in yedik. Çınar Izgara diye bir mekan burası. Ulu Camii’nin hemen yanında. O kadar çok tereyağı dökmüşler ki etin tadını alamadan bitti yemek. Biz de artık n’apalım kader böyleymiş diyip ayrıldık. Mekan fena değil gibiydi ya bi de gidip siz görün bakalım. Erol kardeşimiz, Alper kardeşim, Hicran ve Özlem hocalarımız ve alt sınıflardan dört arkadaşımızla ki Özgün de bunların içinde aynı masada oturduk. Hemen arkamızda Candanlar oturuyordu. Şimdi neden böyle önemsiz bir detaya girdim inanın bilmiyorum bende.

 

Taş Mektep

İskenderleri yedikten sonra, neden seçildiğini bilmiyorum ve seçildiği için kimseyi eleştirmiyorum, Mudanya‘nın Trilye kasabasına doğru yola çıktık. Burası 1 saat içinde gezip görülebilecek, deniz kıyısında olan küçük bir yer. Kasabada artık yıkılma tehlikesi olan bir kilise ile bir papaz tarafından yaptırılmış olan

Alper ve Ben

kasabanın belki en eski ama hala en heybetli yapısı olan bir okul var. Bu okula da “Taş Mektep” diyorlar. Bakımsızlıktan artık bu da yıkılmaya yüz tutmuş vaziyette.

Kulüp başkanımız Gülsevin, burada 1 saatlik bir serbest zaman tanıdı bize. Alper ve Erol’la birlikte hızlıca bir kasaba turu yapıp hemen sahile indik. Sahilde yine Özlem ve Hicran hocalarımız, alt sınıftan arkadaşlarımız (ki bazıları Büşra, Gülin, Gamze idi) oturup çay içip çekirdek

Erol'la kilisenin yanında

çitleyerek zamanın dolmasını bekledik. Bu seneki 40 lira zamlı ilk öğrenim kredisini de burada çektik.  Ayrılma vakti geldiğinde yolculukla ilgili sıkıntılar da başlamış oldu burada . Saat başında hareket edeceğimizi söylememize rağmen ancak buçukta hareket edebildik. Otobüste yarım saat bekleyince bize eşlik eden şoförlerle başkanımız arasında ufak çaplı bir sıkıntı yaşandı. Sonradan halledildi ama.

Nihayet kasabadan hareket edebildik. Mudanya’ya gelene kadar bir çiş molası  problemi peydah oldu tüm otobüse. Bira içebildiğini kanıtlayanların çişi gelmişti doğal olarak. Mudanya’ya vardığımızda da tam olarak 2.5 saatlik bir serbest zaman tanındı bize. Biz yine ekibimizi bozmadan

Özlem Hoca - Ben - Alper - Hicran Hoca

Alper, Erol ve yanımızda iki hocamız olduğu halde sahildeki bir balık lokantasına daldık. Camın kenarına oturduğumuz için bizim kafileden de görenler içeri geldi. Bir süre sonra mekanı tamamen doldurmuştuk. Güzel de oldu. Ayıptır söylemesi hayatımda yediğim en güzel levreği ben burada yedim. Mükemmeldi lan! Gecenin sonunda en mutlumuz elbette ki acayip içten davranıyormuş gibi yapan ama 5 liranın hesabını yapabilen lokanta sahibi oldu 🙂 Sağolsun normalde 35 lira yazıyormuş içeceğe bize 30 yazdı. Bu arada fiyatları da yazayım da sevgili okur, Mudanya’da balık yemek istersen haberin olsun. Levrek kızartma 15 lira, salata 10 lira, tatlı 10 lira.

Masamız (Ceren çekti bu kareyi)

Ama dediğim gibi levrek müthiş lezzetliydi. Kafile saat ilerledikçe pamuk gibi olmaya başladı. Mekandan çıkarken en son herkes göbek atıyordu mesela.

Mekandan çıkıp hızımızı alamadık ve midye de yedik Alper, Erol ve ben. Saat 8’de buluşacaktık ama yine aynı zihniyet sayesinde yarım saat geç hareket ettik. Yol boyunca “yakışıklılıktan artık komaya girme derecesinde olan” bu zihniyet bize işkence etti. Bursa’dan Eskişehir’e dönüşhiç bu kadar çekilmez olmamıştı sevgili okur. En son şoför bile tepkisini dile getirdi. Ortam birazcık yumuşasın diye ufak bir mola verdik. Daha sonra sessizce Eskişehir’e doğru yol almaya başladık. Nihayet 11 gibi eve geldim sevgili okur.

Bu gezi dönüş yolunu saymazsak çok eğlendiğim bir gezi oldu kendi adıma. Erikli Suyun gösterdiği aşırı ilgisizlik canımı sıksa da bizim Kalabak Suyu’muzun kalitesini düşüp mutlu oldum 🙂 Ayrıca bu gezi de önemli bir insanla da tanışmış oldum. Hicran ve Özlem hocalarımızla olan samimiyet seviyemizi ciddi boyutlarda arttırdık. Erol kardeşimizin devrimci bakış açılarına şahit olduk mesela. O açıdan güzel oldu diyebilirim.

Herkese sevgi, saygı ve aşklar.

NOT: Siyah beyaz fotoğraf çekme fikri aşırı devrimci Erol’un fikriydi. Aksi belirtilmedikçe fotoğrafların tamamı Erol’a aittir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s