İzmir Petkim Teknik Gezisi

Bir süre önce bölümdeki özellikle 3. ve 4. sınıftaki arkadaşların isteği ile İzmir Aliağa‘da yer alan Petkim Petrokimya A.Ş.‘ne teknik gezi talebinde bulunduk. Sağolsun onlar da talebimizi geri çevirmediler ve bize 22 Aralık Perşembe günü saat 13.30’da randevu verdiler.

Okulda yaptığımız toplantıda çoğunluk gezinin günü birlik yapılmasını isteyince biz de ona göre planımızı programımızı yapıp tüm evrak işlerini hallettik. Buna göre Perşembe saat 00.30’da Yunusemre Kampüsü önünden hareket edecek, sabah 07.00’de İzmir’de olacak. Saat 12.00’ye kadar serbest zaman verecek, 12’de Petkim’e dorğu hareket edecektik. Petkim’de işimiz bitince de geri İzmir’e dönüp gece yarısına kadar serbest zaman verecektik. Böylece gece yarısı İzmir’den hareket edip cuma sabahı 07.00 civarında Eskişehir’de olacaktık. Bu süper bir plandı. Ancak elbetteki planladığımız gibi gitmedi herşey.

Geziden bir gün önce okuldan arayıp verdiğimiz planın geçersiz olduğunu, bizi götürecek otobüsün cuma saat 02.00’de başka bir görevi olduğunu yani saat 01.00’de Eskişehir’de olmamız gerektiğini söylediler. Bunun üzerine ben de okulun Ulaştırma Birimi‘ne gidip detaylı bilgi aldım.

Özellikle bu zamanlarda yoğunluğun çok fazla olduğunu, bizi İzmir’e götürecek otobüsün de şu anda İstanbul’dan geldiğini, bizi Eskişehir’e bıraktıktan sonra tekrar yola gideceğini söylediler. Bu durumda otobüsün Aliağa’dan çıktıktan sonra tekrar İzmir’e dönmesinin mantıksız olduğunu çünkü yetişebilmek için İzmir’den saat 18.00’de çıkması gerektiğini söylediler. Aliağa’dan çıkıp gelirken Bursa üzerinden geçtiklerini, istersek Bursa’da otogar civarındaki alışveriş merkezlerinde bir süre vakit geçirebileceğimizi, yoksa otobüsün doğrudan Eskişehir’e geleceğini söylediler. Bunun dışında bir rota olamayacağını söylediler. Durum böyle olunca bizim acele edip 15 gün önceden verdiğimiz planın da programın da bir geçerliliği kalmadı. Ben de mecburen tamam dedim.

Neyse, perşembe gününün ilk saatlerinde Yunusemre Kampüsü’nüm önünde toplandık. Volkan da gelecekti ancak son anda gelmekten vazgeçti. Alper ile ben çıktık gittik kampüse. Saat 00.30 civarında otobüsümüz geldi. Toplam da 27 kişi olarak hareket ettik İzmir’e doğru. Ancak şu çok garipti ki bizden bu geziyi yapmamızı talep eden arkadaşlarımızın çoğu gelmemişti. Bunda elbette son dakika ortaya çıkan telafi vb durumların etkisi olduğunu biliyorum. Neyse, son dakika iptallerini saymazsak zaten 30 kişilik liste bildirdiğimizden çok sıkıntı çıkmadı.

Yolculuk güzel başladı. Hiçbir problem çıkmadı. Gittik önce Afyon‘da durduk. Bir süre sonra bu durduğumuz tesisin, Kolaylı Tesisleri, daha önce bir kere Volkan‘la Antalya’ya giderken, bir kere de Alper‘le Afyon’a gittiğimizde durduğumuz tesis olduğunun farkına vardım.

Yol boyunca şakalar, komiklikler biribirini izledi. Ezgi, Latife ve Gülşah‘a takıldım. Levent‘e asıldım, Orcan‘a nanik yaptım, Alper’e dil çıkardım. Acayiplikler oldu. yani.

Sonra bir yerde bir uyumuşum ki uyandığımda İzmir’de idim. Salaklaşmış bir halde uyanıp Alper’le birlikte Levent’in ardına takıldım. Dayımı aradım, ulaşamadım. Levent’le sahil boyunca ilerledik. Arkamı dönüp bir de baktım ki bizim kızlar da bizi izliyor 🙂

Alper

Neyse gezdik, dolandık, dolaştık, nihayet bize katılan gruptan Yetkin, sahilde bir yer gördüğünü, full kahvaltının 9 lira olduğunu, grup indirimi de olduğunu, sınırsız da çay olduğunu söyleyince, geri sahil kenarına döndük. Mekanın adı Sunset‘di galiba. Oturduk kısa aralıklarla diğer arkadaşlarımız da bize katıldı. Aşağı yukarı 20 kişi kadardık. Kahvaltımızı yapıp yaklaşık 1 saat kadar burada oyalandıktan sonra kimdi bilmiyorum, belki Yetkin’di, belki de Oğuz Beygo‘ydu, birisi Karşıyaka‘ya gitme teklifinde bulundu. Dayımı bir daha arayıp ulaşamayınca bu teklif çok mantıklı geldi 🙂

Hep beraber hareket edip yürüme mesafesindeki limana gittik. Burada bir Kent Kart alıp 1.75 TL değerindeki “transatlantik ücretini” 20 kişi için yüklettik. Transatlantiğe çok uzun süredir binmiyordum. Binince yine içimden “gemilerde talim var, bahriyeli yarim var” şarkısını söyledim. Süperdi. Alper’le sağlıklı yaşama inanıp birer de karışık meyve suyu içtik.

Yaklaşık 15 dakikalık bir yolculuktan sonra Karşıyaka’ya ulaştık. Hemen inip caddeyi geçerek Alper’in hadi binelim lan dediği aracın yaşlı ve engelliler için olduğunu farkettik. Neyse, limanın hemen karşısındaki caddeye dalıp yürümeye başladık.

ex Aflliction ve ben

Bir süre yürüdükten sonra karşıdan eski Affliction, yeni Pitch Black Process üyeleri Kerem ve Emrah‘ın geldiklerini gördüm. Togay bana Karşıyaka’da yaşadıklarını söylemişti. Aslına bakarsanız emin olamadım. Çok da emin olamadan Emrah’ın sırtına dokunup “Abi Affliction Emrah mısın?” dedim. Doğrudur, dedi. Hemen ayaküstü muhabbet ettik. Sağolsunlar, gördüğüm kadarıyla alçakgönüllü adamlar ikisi de. Hızlıca muhabbet edip, kendilerinin yeni grupla bir turne planları olduğunu öğrendim. Adamları uzun süre tutmadım. Sağolsun Alper de bir fotoğrafımızı çekti hatıra olaraktan sonra ayrıldık.

Karşıyaka'ya gelen ekip

Aynı caddenin sonuna gelince yağmur yağmaya başladı. Pek güzel oldu yağmur altında hızlı hızlı yürümek. Yağmur hemen dindi. Biz de limanın sağ tarafında bulunan bir heykelin yanında doğru yürüdük. Oralarda da biraz takılıp fotoğraf motoğraf çektirip yine limana döndük. Bu sefer Konak yönünde hareket edecek olan bir “gemiye” bindik. Bu gemide çok eğlendik. Oğuz Beygo martılarla şov yaptı. Oğuz amca vardı bir de bizim aile dostumuz. Onunla konuştum. Alper’le falan epey güldük eğlendik gemide. Nihayet hareket ettik. Bir süre sonra da Konak’a geldik. Yıllar önce bir kere geldiğim bu meydana yıllar sonra yine geldim. Meydandaki kulenin, caminin fotoğraflarını çektik. Güvercinlere arpa marpa attık. Sonra da yine ilerleyip kıyıda bir alışveriş merkezine gittik. Ama sadece tuvalet için. Burada işimizi halledip hemen otobüsle buluşacağımız yere geldik.

Saat geldi ve otobüse bindik. Yolda da iki arkadaşımızı alıp Aliağa’ya doğru yola çıktık. Yolda gene ben uyumuşum. O kısımlar çok bulanık. Yanlışlıkla önce liman girişinden girdik Petkim’e. Sonra rotayı düzeltip doğru kapıdan girip doğru yere geldik.

En büyük ortağı Azeriler olan bu firmanın girişinde Türkçe ve Azerice olarak Hoş Geldiniz yazıyor. Güvenlik acayip sıkı. Hepimizin kimliklerini kontrol edip daha önceden yolladığımız katılımcı listesi ile karşılaştırdılar. Daha sonra içeri alıp önce 25 dakikalık bir gene sunum yaptılar. Ardından da Çevre Yönetim biriminden bir çevre mühendisi bize şirketin çevre yönetim anlaşıyışı hakkında bilgiler verdi. Sorularımızı yanıtladılar ve saha gezisi başladı.

Petkim çok büyük bir alana kurulu sevgili okur. Otobüsümüze binip önce gezeceğimiz yere gittik. Burada önce atıksu arıtma tesisini gördük. Adamların çok ciddi yağ problemi var. Ancak dediklerine göre yağı ve gresi çok iyi arıtıyorlarmış. Ama KOİ değerleri daima çok yüksek oluyormuş.

Artıma tesisini dolaşıp yakma tesisine gittik. Burası elbetteki İzaydaş‘tan küçük bir yerdi. Kullandığı alan da daha azdı dolayısı ile. Şimdi burada teknik detaylara girmeyeceğim.

Yakma tesisini de gördükten sonra vedalaşıp dönüş yolculuğuna başladık. Ancak acayip acıkmıştık. Yemek için durmayı planladığımız hiçbir yerde duramadık. Uygun bir yer bulamadık. Aradan 1.5 saat geçtikten sonra artık iyice sabrım tükenmişti. Neyse ki Soma‘da uygun bir yer görüp hemen yanaştık. 25 kişi pide kebap salonundan içeri girince iş yeri sahibi mutlu oldu 🙂 Alper’le ben  kıymalı, bir kuşbaşılı pide aldık. Bir de sağolsun Latife’nin yiyemediklerini yedik. İki de ayran içtik 🙂 Salata malata derken 13 lira kadar hesap ödedik. İyice doyup otobüse bindik.

Otobüse binmeden önce şoförlerle rotamızdaki küçük bir değişiklik için bir istişare de bulunduk ama olumsuz yanıt aldık. Otobüse binip yarım kalan filmi bitirdik. Sonunda trene birşey olmadı ve treni durdurabildiler.

Ondan sonra gece çok acayip geçti yolda. Hiçbir yerde durmadan Eskişehir’e geldik. Yol boyunca olanlar yer yer komik, yer yer garip, yer yer şiddet doluydu. Yarı uykulu, yarı uyanık, yarı acayiptim yani. Güzel bir geri dönüş yoluydu. Kimse sorun çıkarmadı. Herkes uyumluydu, herkese çok teşekkür ederim bundan dolayı.

Otobüs Bursa yolu üzerinden gelirken Batıkent yol ayrımında Çamlıca‘da oturduğunu öğrendiğim arkadaşım Serhat‘la ben indik.  Ben kendi evime, Serhat da kendi evine doğru yollandık.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s