Alper’in Yeni Evi

Dönem başından beri orada burada, kuytularda, köşelerde barınan, yatıp kalkan dostum; güzel insan Alper‘e nihayet bir ev bulduk. Pazar günü de onun taşınması işiyle meşgul olduk. Aslında ev taşıma işleri artık hayatımızın sıradan bir parçası olduğundan dolayı bunu yazmasam da olurdu ancak bu sefer anlatılmaya değer olay ev taşıma değil, bunun sadece küçük bir kısmında yaşadığımız komik olaylardı.

Sercan‘ın sınıf arkadaşı Bilge‘nin bir akrabasının eviymiş Alper’in tuttuğu ev. Ev sahibinden, depozito zart zurt yok. Kirası da 400 lira. Yeni bina olduğundan biraz ısınma sorunu olacak gibi duruyor ama bakalım. Sağolsun Bilge sadece eve aracı olmakla kalmamış, kendi evindeki kullanmadığı birkaç parça eşyayı da vermeyi teklif etmiş.

Buna benzer bir kamyonetti

Pazar günü saat 12.00’de evin önünde buluştuk Sercan, Alper ve ben. Alper’in ev arkadaşı Salih de ailesi ile kısa bir süre sonra geldi. Salihlerin kamyondan yatak, çamaşır makinesi, fırın ve birkaç parça koliyi yukarı çıkardık. Herşey sorunsuz, sıkıntısız halloldu.

Bir sonraki aşamada ise daha önce hiç gitmediğimiz bir yer olan Karabayır Bağları‘na gidip, Bilgeler’in evi bulup Alper’e vereceği çekyat yatak benzeri eşyaları alacaktık. Üç kişilik bu kamyonete dört kişi nasıl sığacağımızı düşündük önce. Salih şofördü. Yanındaki 2 kişilik koltuğa önce ben oturdum Salih’in yanına. Sonra Alper oturdu. En son da Sercan, Alper’in dizlerine oturdu ama nefes alamamaya başladı. Bir süre sonra biz de alamamaya başladık. Bu halde yola çıktık.

Hyundai marka kamyonete binip Kütahya Yolu‘na doğru hareket ettik. Öncesinde Alper arayıp bir yol tarifi almıştı. Buna güvenip devam ettik. Osmangazi Üniversitesi yol ayrımından Sazova‘ya doğru döndük önce. Sonra yanlış döndüğümüzü anladık. Yola devam edip bir U dönüşü yaptık. Geri dönüp bu sefer köprünün üzerinden Osmangazi Üniversitesi’ne doğru yol almaya başladık. Bu esnada Sercan’ın telefondaki GPS‘ten yardım aldık sözde. Ekranda görülen yolun sonuna bakmadan yine gittik Osmangazi Üniversitesi’nin oralarda bir yerlerde U dönüşü yaptık yine. Gerisin geri gelip bu sefer şehre doğru sürmeye başladık.

Bir süre gidince bu yolunda yanlış olduğunu anladık. Ancak çoktan İl Tarım, Gıda ve Hayvancılık Müdürlüğü‘nün önünde gelmiştik. Alper arabadan inip oradaki görevliye sordu aradığımız adresi. O adam da sağolsun bize tarif etti.

Meğer az önce üzerinden geçip gittiğimiz köprünün altından geçip hemen sağa dönmemiz gerekiyormuş. Zaten köprünün altından geçince aradığımız yerin gösteren bir tabela gördük. Tarımsal Araştırma Enstitüsü 6 KM diyordu levhada. Tam 6 kilometre yol yaptık. Sağlı sollu villalar gördük. Köpekler kediler gördük. Süper tepelerden geçtik. Buraları bana hep Sivrihisar‘ı anımsattı sevgili okur. Şaka maka çocukluğumu özlemişim ben.

Gittiğimiz rota. (tıklayınca büyür)

Epey bir yol gidip artık buradan ileride de ev mev olmaz diye düşünmeye başladıktan sonra gördük enstitüy: Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü. Burada hemen Bilge’yi arayıp evlerinin yerini öğrendik ve evi nihayet bulabildik. Burası mükemmel bir doğanın ortasında sessiz, sedasız, tepelerde çevrili acayip otantik bir yerdi. Tam bir piknik mabediydi burası. Gerçi bakış açısına göre de değişirdi.

Bizi Bilge’nin annesi, muhtemelen ablası (Bilge’den büyük görünüyordu) ve Bilge karşıladı. Hemen eşyaları arabaya yükledik. Salih güzelce sardı. Sonra dönüş yolculuğu başladı. Gelirken çektiğimiz sıkıntıdan bahsetmiştim. Bundan dolayı uyanık davranan Alper ve Sercan benden önce hareket edip kamyona oturdular. Bu ayazda kasaya oturamayacağıma göre bir tanesinin dizlerine oturmak icap ediyordu. Önce üzerlerine zıplamayı denedim, izin vermedi hırtlar. Neyse, bende çıktım üzerlerinden kayıp tam ortalarına oturdum. Neden bilmiyorum Alper epey saydı sövdü bana, ulan az önce ben böyle mi oturdum, diye. Her neyse gayet rahattım sonuç olarak. Sercan cam açmaya kalktı, soğuk geliyor diye açtırmadım. Alper yine sövdü. Bu esnada yine yanlış yola girdik. Alper iyice çıldırdı bana vurmaya başladı. Kafamı kamyonun tavanına çarptım. Sercan’ın suratı da cama yapıştı. Daha sonra gülme krizine girdik. Sercan yine nefes alamadı, ölüyordu.

Eski Doğum Hastanesi’nin önünden Kızılcıklı Caddesi‘ne girişi kaçırınca Salih bu sefer yine yok yere şehir içi trafiğine daldık. Çok rahatmışız gibi neredeyse 15 dakika daha ekstradan bu eziyete katlandık. Birkaç defa trafik polisinin önünden geçtik. En nihayetinde Sakarya Meydanı‘na çıkabildik. Oradan Seval‘e geçip Alper’e vereceği yatağı aldık.

O kadar yorulmuştum ki anlatamam. O noktada Alperler’den ayrıldım. Benden sonra neler oldu bilmiyorum.Ama şunu öğrendim, eğer Alper rahat olmayı umarken siz bir şekilde ondan daha rahat olursanız Alper sizi dövüyor.

Alper’in yeni evi hayırlı olsun. Bilge’ye ve Seval’e de yardımlarından dolayı ayrıca teşekkür ederiz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s