Atık Kavramına Yeni Bir Bakış: Beşikten Beşiğe!

Atık Kavramına Yeni Bir Bakış: Beşikten Beşiğe

Doğa ve Çevre Kulübü ile yaptığımız çalışmalardan bu ay kuşkusuz en önemlisi cuma günü düzenlediğimiz paneldi sevgili okur. Prof. Dr. Hulusi Barlas kulübümüzün konuğu olarak bizlere “Beşikten Beşiğe Atık Yaklaşımı” fikrini anlattı.

Prof. Dr. Hulusi Barlas, uzun yıllar İstanbul Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü‘nde öğretim üyeliği yapmış, bölüm başkanlığı da dahil olmak üzere pek çok idari görevde bulunmuş değerli bir bilim insanı ve mühendistir. Üniversiteden kendi isteği ile emekli olduktan sonra EPEA Türkiye direktörlüğü görevine gelmiştir (EPEA – Çevre Koruma Teşvik Ajansı).

Hulusi Hoca, cuma günü öğlenden önce fakültemize geldi. Panelin yapılacağı seminer salonumuza aldık kendisini. Saat 12.30 civarında da sunuşuna, daha doğrusu sohbetimize başladık 🙂 Yazının devamında bu sunuştan aldığım kısa notları bulacaksınız.

  • Bugün yapılan endüstriyel tasarımlar hep “daha az zararlıyı” elde etmeye yönelik. Ama bu beşikten beşiğe bakış açısında daha az zararlı değil, “yararlı” tasarımlar yapmak esas alınıyor.
  • Bugün bizim “Recycling” diye tanımladığımız olay aslında bir “downcycling” olayından ibaret. Kağıt mesela. Bir iki defa geri dönüştürüldükten sonra artık işe yaramaz oluyor ve mezara gidiyor. Bunun yerine artık iki yeni kavramı kullanmakta fayda vardır: Upcycling ve teknik çevrim.
  • Bu arada yazıda kullanacağım bazı terimler şunlar: mezar-deponi sahası, C2CCradle to Cradle (beşikten beşiğe), Cradle to Grave-Beşikten mezara
  • Yapılacak tasarımlarda doğa örnek alınmalı. Yeri geldiğinde israftan kaçınmamalıyız. Şöyle ki doğada da israf vardır. Burada hoca kiraz ağacı örneğini verdi. Kiraz ağacında milyonlarca çiçek açıyor. Bunların çok büyük bir kısmı toprağa düşüyor yani insan bakış açısıyla “ziyan” oluyor. Ama bu ziyanın da bir faydası var. Toprak besleniyor organik içerikle. Bir insan bir kiraz ağacı tasarlasa, mesela kaç meyve olacaksa o kadar çiçek olacak şekilde ayarlardı bu sistemi. Ama doğa böyle yapmamış. Bundan uygun şekilde esinlenmek gereklidir.
  • Hollanda hükümeti “beşikten beşiğe” tasarlanan ürünlere çok önem veriyormuş. Bunun için çok ciddi yatırım yapıp para harcıyormuş. hatta yakın zamanda Cumhurbaşkanımız da Hollanda’ya gittiğinde bu tasarımın temasını oluşturduğu bir yere ziyarette bulunmuş. (Adını da yazmışım da siz arayın bulun diye yazmıyorum 🙂 )
  • Beşikten Beşiğe tasarım konseptini oluşturan iki isim var: Alman kimyager Michael Braungart ve Amerikalı mimar Bill McDonough. Bunlardan Michael ve karısı çok ciddi Greenpeace militanlarıymış. Militan diyorum bakın özellikle.
  • Beşikten mezara tasarım paradigması: Take Make Waste (Al Yap At)
  • 1992 yılında Rio’da toplanan o meşhur Rio Konferansında ortaya çıkan “sürdürülebilirlik” kavramı, bugün ölmüştür. İte kaka götürülmeye çalışılmaktadır. İçi boşalmıştır hatta yalandır.
  • Beşikten beşiğe tasarım paradigması:
    :: Atık = Besin
    :: Güneşten gelen enerjiyi kullan
    :: Çeşitliliği destekle
  • Bu paradigmada, ürün biyolojik ya da teknik çevrime girebilecek şekilde tasarlanıyor. Bu sayede kaliteli ürünler ortaya çıkıyor. 1100’den fazla beşikten beşiğe tasarlanan ürün var şu an dünyada.
  • Eko-etkinlik arttıkça eko-verimlilik düşüyormuş. Bunu kafam almadı bir türlü.
  • Beşikten beşiğe bir ürün satın aldığınızda aslında bu ürün üreticiye ait oluyor. Siz bir çeşit sözleşme imzalayıp bu ürünün kullanma ömrü dolduğunda satın aldığınız üreticiye geri veriyorsunuz. Böyle o ürün üreticinin malzeme bankasına geri dönüyor, çöp olmuyor.
  • Hulusi Hoca, zaman zaman benim de anlattığım ancak şiddetli tepkiler gördüğüm bir konuya hakkında da fikrini belli etti. Artık çevre romantizmi ölmüştür, dedi. Haydi el ele verelim, koşalım, atlayalım, çevreyi koruyalım diye bir olay kalmamıştır artık, dedi. Utanmasam ayakta alkışlayacaktım.
  • Ekoinovasyon diye bir kavram var sevgili okur. Çevre mühendisiysen mutlaka buraya tıkla üç dakikalık bir inceleme ile bu konuyu öğren.
  • C2C Logosu

    Eğer yanlış anlamadıysam beşikten beeşiğe bir ürün tasarımı yaparken “ABC-X Kategorizasyonu” yapılıyor. Buradan ürünün, biyoçevrime mi yoksa teknik çevrime mi girebileceğini anlıyor tasarımcı.

  • Firmalar, üreticiler kafalarına göre beşikten beşiğe ürün üretcisi olamıyorlar. Bu konuda yeterli sertifikasyonları elde etmeleri lazım. Bu sayede firmalar belli bir oranda ya da tamamen beşikten beşiğe üretim yapabiliyorlar.
  • Beşikten beşiğe tasarım sonucu üretilen bir üründe C2C logosu bulunuyor. Ülkemizde böyle bir ürün yok malesef.
  • Bu arada Amway ürünleri ekolojik nitelikli bile değilmiş. Hulusi Hoca bu konuda çok sert konuştu. İnsanları kandırıyorlar dedi. Artık ne kadarı doğru ne kadarı yanlış takdiri size bırakıyorum. Yalnız ben de Hulusi Hoca’nın bu görüşüne kısmen katılıyorum. Bu kadar tertemiz ve doğal olamaz o ürünler.

Sonuç olarak gelip dinleyenin kazandığı, gelmeyenin ise kaybettiği bir panel oldu sevgili okur. Emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Levent açılış konuşması yapıyor

Prof. Dr. Hulusi Barlas

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s