2 Günde Nasıl 1+1 Ev Alınır?

Bütün hikayemiz Ahmet‘in beni hafta başında arayıp Azerbaycan‘da oturan amcasının oğlu Yağız‘ın Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü‘nü kazandığını söylemesiyle başladı. Yağız, yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının girebildiği özel bir sınava girmiş. Bu sınavın sonuçları Türkiye’deki sınavdan çok sonra açıklandığından çocuğun herhangi bir devlet yurdu için başvuru şansı kalmamış.

Neyse, salı günü öğleden sonra Espark‘ın yanındaki Kahve Diyarı‘na gidip Ahmet, İlksen yengesi ve kuzenleri Yelenda ve Yağız’la buluştum. Kayıt işlemlerinin ardından yol boyunca bulabildikleri kadar yurt, apart vs ilanı toplamışlar. Bunlara baktık birlikte. Bir takım kriterler belirleyip aralarından elemeye başladık. Yağız tek kişilik bir odada kalmak istiyordu.

Kalktık, önce üniversiteye yakın olan yurtlara ve apartlara bakmaya başladık. Ancak Eskişehir’de bayan öğrenciler için çok fazla apart ve yurt imkanı olmasına rağmen, Erkek öğrenciler için bu sayı biraz daha kısıtlıdır. Neyse, epey bir yer gezdikten sonra hali hazırda hiç bir yurtta tek kişilik oda kalmadığını; hakkını yemeyelim, tek kişilik odası olan yurtların da çok fahiş fiyatlar talep ettiğini gördük. İşte o dakikalardaydı aklımıza 1+1 ev alsak acaba nasıl olur diye düşmeye başladı.

Yağız’ın babası Azerbaycan’daydı, dolayısı ile önce kendisi ile görüştük. Ercan amcanın da bu fikre dünden razı olduğunu anladık yaptığımız uzun görüşmeler sonucunda. Bir özel apartla da görüştükten sonra zaten hava kararmıştı artık. Yanımızda Ahmet, Yağız, Yelenda ve yengesi oldu halde yemek yemeye gittik. Acıkmıştım, epey de acıkmıştım üstelik.

Biz yemek yerken Ercan amca internetten Eskişehir’de bulunan 1+1 evleri araştırıyordu. Aynı araştırmanın bir benzerini biz zaten gün içerisinde yapmıştık birkaç emlakçıya gidip. Telefona habire mesajla ev ilanları gelmeye başlamıştı Azerbaycan’dan. Bu ilanlarda yazan numaraları ben aramaya başladım. Ancak aradığımız evlerde hep bir sıkıntı çıkıyor, ya evin yeri ilanda belirtilenden farklı oluyor, ya içerisinde kiracısı oluyor ya da bambaşka sıkıntıları ortaya çıkıyordu. Hem yorgunluk hem de bir hayal kırıklığı açıkçası üzerimize çökmüştü. Yemekten sonra bir değil, ikişer çay içip aradığımız bu ilanlardan ikisinde bahsedilen evleri, hemen yanımızdaki Aytaç Caddesi üzerinde oldukları için görmeye gittik. Gece karanlığında, el yordamıyla bulduk adeta evleri. Ev sahiplerini arayıp ertesi gün için randevu aldık.

Saat iyice geceye doğru yaklaşırken Ahmet’le birlikte kuzenlerini ve yengesini Uluönder‘deki Ali Güven Turizm Otelcilik ve Meslek  Lisesi Uygulama Oteli‘ne yerleştirdik. Biraz daha oturduktan sonra nihayet gece yarısı bizim eve varabildik. Ahmet en son 5 sene önce gelmişti bize. Ahmet’in iPhone‘a şarj aleti bulmak için koleksiyonlarımı epey bir karıştırdık ama bulamadık. Artık nereye koyduysam, çok alakasız bir zamanda ortaya çıkmasını beklemeye başladım bile. O yorgunlukla bir de oturup Real Madrid Barcelona muhabbeti yaptık Ahmet’le. Sonra ben uyuyakalmışım. Uykumda da epey sayıklamışım diyor Ahmet.

Ertesi sabah 9’da uyanıp yarım saat sonra evden çıktık. Önce otele gidip Yağızları aldık. Sonra tramvaya binip dün sözleştiğimiz eve doğru yürümeye başladık. Bir süre sonra evi gezdirecek olan adam, ev sahibi değil emlakçı, geldi. Evi gezdik. Beğendik, beğenmediğimiz tarafları da oldu. Ama genel olarak olumlu bir kanı oluştu. Ancak ev ile ilgili ciddi bir sıkıntı vardı, o da evin iskanı henüz alınmamıştı. Emlakçı en fazla üç hafta içerisinde çıkacağını söylüyordu. Aile, Yağız’ı burada bırakıp Azerbaycan’a döneceği için iskan meselesi ciddi bir sorundu. İleride oluşabilecek bir sıkıntıyı Yağız’ın hem yaşı hem de tecrübesizliği sebebiyle halledebilme şansı yoktu.

Saat öğlene doğru yaklaştığında son fiyatı ve işin olurunu konuşması için topu Azerbaycan’daki Ercan amcaya attık. Biz de Kahve Ateşi‘ne oturup beklemeye başladık. Bu esnada Ahmet’in kuzeni Gonzales Onur‘dan falan bahsettik, epey güldük. Azerileri ve Azerbaycan’ı konuştuk falan. Saat 1’e doğru ben okula gitmek üzere yanlarından ayrıldım.

Saat 4’te okuldaki işim bitince yine buluşmak üzere bu sefer söz konusu 1+1 eve gittim. Bu ev, Aytaç Caddesi’ndeki fırın ve caminin arasındaki sokaktaki standart bir 1+1 evdi. Genişce sayılırdı. İki yanı da açıktı ve güneş alıyordu. Ön kısmında bir camı caddeye bakıyordu. Tek duvar tipi bir mutfak diğer emsallerinde olduğu üzere evin giriş kısmındaydı. Banyo da cadde tarafında konuşlandırıldığından güneşin eve girebilmesi için banyo kapısına iki buzlu cam takılmıştı. Odalardan birinde ilk bakışta kullanışsız havası veren bir gömme vardı ancak çok iyi bir tasarımla buranın da avantaja dönüştürülebileceği kesindi.

Neyse, eve vardığımda herhalde kendi aralarında sözleşmiş olacaklar, bana evi satın almaktan vazgeçtiklerini söyleyip şaka yaptılar. Ben de hiç bozuntuya vermeyip “Tamam o halde, haydi yurt bulalım” dedim. Sonra Ahmet, işin aslını anlatıp bu iskan meselesi yüzünden biraz tedirgin olduklarından bahsetti. Ev sahibinin teklifi ve razı olduğu fiyat şuydu: 66 bin liralık evi 60 bin liraya satacak, paranın 55 bin liralık kısmı satışta ödenecek, geri kalan kısmı da iskan çıktıktan sonra ödencekti. Yani bir nevi teminattı bu. Ayrıca satışta, tapuda herhangi bir masrafımız da olmayacaktı. Emlakçıya komisyon vs. de ödemeyecektik. Bu makul bir anlaşmaydı. Önce bir notere gidip bu sözleşme için onayı olabilir mi diye sorduk. Ancak noterde fikir aldığımız bir vatandaş bize bunun çok da mantıklı olmayan ve riskli bir anlaşma olduğunu söyledi. Bunun üzerinde sabırlar iyice tükendi ve Ercan amca da bize bu iş uzayacağını ve gidip yurtla görüşüp anlaşmamızı söyledi. Yolda giderken de Eskişehir’deki bir yatırımın cazipliğine dayanamamış olacak ki evin ada ve parsel numarasını istedi. Bu numaraları emlakçıdan alıp ilettim. Eskişehir’den bulduğumuz bir bağlantı sayesinde evin durumunu sordurduk. Ancak aldığımız yanıt şaşırttı bizi: İskana henüz başvurulmamıştı bile!

Emlakçının önünde olduğumuz halde kaldırıma çöküp kaldık yorgunluktan. İşler iyice sarpa sardı anlayacağınız. İki gündür bir cümle aile efradının bizleri “iki günde ev alınmaz” diye uyardığını hatırladım o dakikalarda. Alınmaz mıydı lan yoksa?

Ümitlerin tükenip sinirlerin bozulduğu o son anda ev sahibine son bir teklif yapmak üzere bu sefer emlakçıya arattık ev sahibini. Ve oldu! Lan bir anda yüzümüzde çiçekler açtı 🙂 Ev sahibine satışa 50 bin lira, iskan çıktıktan sonra 10 bin lira vermek üzere anlaştık. Herhangi bir masrafımız da olmayacaktı yine. Hemen bu gazla emlakçıyla ön satış sözleşmesi benzeri bir anlaşma yaptık. Kaporo olarak 500 lira bırakacaktık. Emlakçı sözleşmeyi hazırlamaya başladı. Satış için anlaştığımız fiyatı sordu bize. 60 bin lira diyince adamın gözleri büyüdü “Nasıl ya? Olamaz” dedi. İşte o an sevgili okur, işte o an içimden “Aha işte bu iş şimdi oldu, hem de kârlı bir iş oldu” dedim. Emlakçı bize inanamayıp ev sahibini bir daha aradı ve bu fiyatı teyit etti. Anlaşmayı imzaladık. Ben de şahit olarak imzaladım 🙂

Sonra kafamız rahat, gönlümüz hoş, yine yemek yemek üzere dün gittiğimiz Sağlık Pide‘ye gittik. Yemeğimizi yedik, çayımızı içtik. Gece yarısına İstanbul’a bilet almış olan Yağız, ablası ve annesini Eskişehir’de gezdirmeye başladık. Espark, Adalar, İki Eylül, Hamamyolu derken tramvaya binip bir de Kent Park‘a götürdük. Birkaç gün önce hep beraber oturduğumuz Rosa Luna isimli mekana gittik yine. Rosa Luna’nın anlamı üzerine tartıştık. Ahmet “Gül Bahçesi” anlamına geldiğini söyledi. Ben de İtalyanca “Kırmızı Ay” demek olduğunu iddia ettim. Şimdi kontrol ettim ve ben haklı çıktım.

Burada yine epey bir sohbetten sonra saat 10.30 civarında Yağız, Yelenda ve İlksen teyzeyi otogara bırakıp biz de eve gelmek üzere tramvaya bindik. Eve geldik, yemek yedik ve yattık.

İki günümüz, yürüdüğümüz kilometrelerce yol, terleyip attığımız litrelerce sıvı, içtiklerimiz, yediklerimiz o gece hepimizin rüyalarına girdi. Ama en kârlı da ben çıktım. Yepyeni, on numara insanlarla tanıştım. Ahmet’le çok uzun bir süre sonra uzun uzun muhabbet edebildik.

Eğer bir gün siz de ev alacak olursanız bana da haber verin sevgili okur 🙂

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s