İhsan Oktay Anar – Yedinci Gün

2007’de çıkan Suskunlar‘dan sonra tam 5 sene sürdü Yedinci Gün için bekleyişimiz. Bekleyişimiz diyorum zira İhsan Oktay Anar‘ı seven, okuyan, canı sıkıldıkça herhangi bir kitabını rastgele açıp ortasından okumaya başlayan hayran sayısı tahmin ettiğinizden çok daha fazla.

Yedinci Gün, yine klasik bir İhsan Oktay Anar düşü olmuş. İhsan Hoca, yine utanmadan sıkılmadan başrölü eline almış ve çok da iyi yapmış! Kitabın belki kaç sayfasına yüzümdeki o hayranlığı ifade eden tebessümle baktım hatırlamıyorum. Amat‘tan itibaren sürekli yükselttiği çıtayı bu kitapta aynı yerde tutmayı başarmış. Çok daha rahat yazdığını diğer kitaplardan farklı olarak çıkarabildim bu sefer. Şüphesiz bu ustalığın, erbaplığın bir amaresinden başka bir şey değildir.

Kitapta kendine ettiği onca bedduayı, hakareti okurken kahkahalar attım. Hiç bir tarih kitabının, hiç bir tarihçinin anlatamayacağı akıcılıkta bir Avrupa Tarihi‘ni bir felsefeci olan İhsan Hoca o kadar güzel anlatıyor ki kitabın son bölümünde, kitabı elinde tutan en bön insan bile bu ustalığa şapka çıkarmalıdır.

Hans-El, Gret-El, Mikael, Rafael ve Gabriel‘in adlarını okurken kendi kendime, İşte bunlar hep İhsan Oktay Anar, dedim. Suskunlar’dan alışkındık aşk hikayelerine. Bu kitapta İhsan Hoca bize bir değil iki aşk hikayesi anlatıyor. Bu kadar az sayfaya bu kadar çok şeyi nasıl sığdırabildiği de bir muamma doğrusu.

Tıklayınca “kocaman” oluyor

Biz, her kitapta yepyeni bir “ilmi” öğrendik. Puslu Kıtalar Atlası‘nda “lağımcı (tünelci)” olduk, Kitab-ül Hiyel‘de “makine mühendisi”, Amat‘ta en kaşarlısından “denizciler”, Suskunlar’da yedi düvele nam saldık “müzisyen” olduk ve bu kitap bizi artık göklere çıkardı; “pilot” olduk, havacılığı öğrendik. Öyle senede birkaç kitap yazan, hırkalı yazarlara inat, İhsan Hoca aralıklarla ama okuyucuyu doyuran; uzun süre de etkisini kaybettirmeyen kitaplar yayınlasın. Gerçek yazarlık budur. Gerçek yazarlık kaleminden dökülen her sözcüğe saatler harcamaktır bana göre.

Yukarıda da belirttiğim üzere bu kitap da klasik bir İhsan Oktay Anar romanı olmuş. Yine o Osmanlıca sözcükler, yine o hayret verici kurgu, yine o fantastik ögeler, yine o açık saçık ve bir o kadar komik anlatımlar ve yine o Osmanlı Devri! Kitabın geçtiği dönemler 2. Abdülhamit‘in İstibdat Dönemi ve Cumhuriyet’in ilk yılları bu arada. Yazılan her sözcüğün, girilen her şifrenin, okunan her duanın, edilen her bedduanın bir anlamı olduğu, ileride okuyacaklarımızla ilintili olduğu bir kurgu var yine. “Yedi Uyurlar” efsanesini alıp “İstihbarat Dairesi” memurları yapmaya kim cesaret edebilir? Üstelik yanlarındaki o köpek detayını bile es geçmeden.

Bugün bile halen tartıştığımız savaş, barış, ölmek, şehit olmak kavramlarını fantastik bir öyküye koymak kimin aklına gelirdi ki? Kimsenin söylemeye cesaret edemeyeceği şeyleri, üstelik adı “Yedinci Gün” olan bir kitapta söylemeye kim cesaret edebilirdi ki?

Dojira‘ya olan aşkıyla İhsan Sait, bu hayatta benim, hatta sensin sevgili okur. Dojira belki çok uzaklarda, ama ona kavuşma isteğinin gözümüzü kör ettiği o anın iğrençliğini, biz söylemeye çekinirken, İhsan Hoca kendi adını verdiği karakteriyle anlatabilecek kadar açık ve çekincesiz.

Ortalama bir insan tipi yaratıyor önce: Bulgur pilavı, kuru fasülye, turşu yiyen. Sonra bu adamı ulusun kurtuluşu ilan ediyor, tehlikeli bir şeyler sezmiş olacak ki bu adama “Reis-i cumhur” olma hakkından vazgeçeceğine dair kağıt imzalatıyor. İhsan Oktay Anar okuyucuları, bu ilginç çıkışlara hiç şaşırmıyorlar. Bembeyaz vücutlu kadınları kaba saba adamlara aşık ettirdiği zamanları tebessümle okuyoruz.

Kitabın pek çok blogda şimdiden yorumları, incelemeleri ve bin bir türlü eleştirisi şu anda mevcut. Rahatlıkla söyleyebiliyorum ki beklentilerimi karşılayan bir kitap oldu. Sonu en azından benim beklediğim şekilde bitti. Ortalama 40. sayfadan sonra zaten akıp gidiyor kitap. Bıçak gibi kesiliyor olay akışları, ama hoca bunun altyapısını belki 20 sayfa önceden verdiği için hiç abes gelmiyor insana.

“Suskunlar”ı bitirdiğimde İhsan Oktay Anar’ın ustalık eseridir demiştik. Yedinci Gün, bu ünvanı korumaya devam ediyor bana göre. İhsan Hoca daha iyisini yapana kadar galiba en iyisi bu!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s