Seni Bulmak

Atım

Gün kararmadan çıkan son haberciyle yolladım mesajımı. Sarayın merdivenlerinden kendim uğurladım haberciyi ve o karanlıkta bile seçilebilen simsiyah atını. Gün yavaşça battığı, karanlık şehrime yayıldığı için cevabını ertesi gün bekliyordum. Çünkü senin ülkende haberciler gece ata binmezdi. Çıkacağımız uzun yolculuklardan önce son bir kere görmek istedim seni. Bu haberci de işte bu haberi taşıyordu sana. Ülkelerimiz yakın sayılmazdı ama yolladığım adam eğer zamanında ilk varış noktasına yetişebilirse, buradan mesajım bir güvercinle sana iletilebilecekti. Öyle ya biz çağımızda haberleşmeye çok önem veriyorduk. Çift kanatları ejderhalarımız ve iyi eğitilmiş uçanlarımızla uzakları yakın edebiliyorduk.

Gecenin karanlığında sarayımın penceresinden karanlığı kolaçan ederken uzaktan gelen o bembemyaz güvercin sanki yıllardır benim ülkemde uçuyormuş gibi ilişiverdi pervaza. Hemen atıldım üzerine, korkmadı hayvan, iyi eğitilmiş zira. Bacağına meşin iplerle tutturulmuş olan küçük keseyi farkettim ve çözüverdim. Güvercin döndü son bir kez baktı ve senin ülkene doğru kanatlandı. Evet, bu mesajı bizzat sen yazmıştın. Kağıdı sizin ülkenizde üretilen kalın kağıtlardandı. Yazarken odandaki o kırmızı boyalı masaya yaslanmış olmalısın, kağıdın arka tarafında boya izleri seçilebiliyordu. Ve en önemlisi adını tamamlarken yaptığın o müthiş harf kıvrımları ve kuyruklardı. Bu yazı kesinlikle senin ellerinden çıkmıştı. Mesajını bir solukta okudum. Kabul etmiştin teklifimi ve ertesi gün vedalaşmak üzere buluşacaktık.

Ülkelerimize eşit uzaklıkta bulunan o geniş düzlükte buluşuruz diye umuyordum. Sen geldiğinde her zamanki şekilde yerini belli edecektin. Her zaman yakılmaya hazır bekleyen ve yandığında bir tür mavi duman çıkaran ateş şeritlerimiz cebinde duruyor olmalıydı.

Ertesi sabah erkenden yola çıktım. Yol boyunca yanımda kıvrılarak ilerleyen o dereyi geçtiğim yeri hatırlarsın. Burada sular epey yükseldiği için geçebilmek için suların en sığ olduğu yeni bir yer bulmam gerekti. Dereyi geçtikten sonra geriye bir saatlik yolum kalıyordu. Ancak bu sefer de yolumu üç hokkabaz kesti. Bunların ikisi gözbağcıydı. Ancak gözbağcılardan korunmak için yazdırdığım o tılsım sol omzuma halen yapışık olduğundan büyüleri toz gibi dağıldı. Sonuncusu ise bana birşey yapmadı. Arkasına dönüp bakmadı bile. Galiba bunlar senin ülkenden geliyorlardı.

Buluşacağımız geniş düzlüğe geldiğimde etrafta senin dumanını göremedim. Kendi ateş şeridimi yakıp beklemeye başladım. Bir süre bekledim herhalde o sırada çıkan rüzgar yerimi sana yanlış gösterdi. Bu sefer rüzgarı önüme alıp atımı daha ileri sürdüm ve bir şerit daha yaktım. O geniş düzlükte bakılmadık ağaç arkası, girilmedik oyuk, gidilmedik fundalık bırakmadım. Ama sen yoktun. Gideceğimiz uzun yolculuklardan önce seni göremeyecektim. Böyle düşünürken uzaktan senin mavi dumanını gördüm ama kaybolmak üzereydi. Hemen atımı o yöne sürdüm ama yoktun. Cebimdeki son şeridi de burada yaktım. Şeritler tükenince umutsuzca ülkeme doğru geri döndüm. Seni görememiştim, ve sana vereceğim o anahtarı verememiştim. Çaresizce aradım seni, bir takım kimseler gördüm. Ama soramadım onlara.

Ejderhalar sadece ülkeler arasında para taşımak için ve savaşlarda kullanılıyordu. Bunun dışında ejderha kullanmak yasaktı. Bu yüzden sınırdaki düzlükleri saymazsak yeterince engebeli olan topraklarımızda atla yolculuk yapmak çok sıkıntılı oluyordu.

Büyük bir düş kırıklığı ile sarayıma döndüğümde dün gece gelen güvercinin pencereme tünediğini görüp koşar adımlarla sarayın dokuzuncu katındaki odama çıktım. Güvercin yine ürkmedi. Mesajını aldım yine o keseden. Bu sefer aceleyle yazdığını farkettim. Harflere kuyruk eklememiştin zira. Aslında hemen hemen aynı zamanda buluşma yerine gelmemize rağmen sen işaretlerimi görememiştin. Rüzgar ve ağaçlar buna engel olmuştu. Sen işaret vermek istediğinde ise cebinde tek bir kibrit ve kav kaldığını görmüştün ve tek bir ateş yakabilmiştin. Ama mesajın böyle bitmiyordu elbette. Güneş batmadan yola çıkarsam seni görebileceğimi söylüyordun.

Ben de öyle yaptım. Ahırımdan en hızlı atımı seçtim ve bu sefer senin ülkene doğru yola çıktım. Dün yolladığım son haberci ilk varış noktasına kadar bana eşlik etti. Sonrasında yola yalnız devam ettim. Gündüz keşfettiğim kısa yollardan atımı hızlandırdım ve ülkendeki cadılar kazanlarını yeni yakmaya başlarken sınırlarınıza girdim. Sarayına yöneldim. Önümden en önce biri olmak üzere ikişerli beş sıradan oluşan bir kafile geçti. Bu adamlar başlarını sağa sola sallıyorlar, eski bir dilde böyle alenen ibadet ediyorlardı. ben bu şaşkınlıkla beklerken sen göründün uzaktan. Hasretle kucaklaştık ve bu sefer senin ülkendeki hanlardan birine gittik. Burada seni kimse tanımıyordu.

Sen kadehini şarapla doldurdun. Bu iyi bir tercihti gerçekten. Ben ise ejderha nefesiyle eritilmiş olan o bitkinin tohumlarının suyunu içtim. Ve sana hayatında yepyeni bir kapıyı açacak olan o anahtarı verdim. Sen anahtarın üzerindeki her bir çizgiyi, çiziği, eğriliği dikkatle inceledin. Zira hepsinin ayrı bir hikayesi vardı. Budala birinin eline verildiğinde burun kıvırıp yere atacağı o anahtarı sen yüreğine bastırdın. Bu beni fazlasıyla mutlu etti. Şarabın bittiğinde kadehin altında kaderin yatıyordu. Şaşkınlıkla baktık kaderine. Görülenleri bir kenara atıp, görülmeyenleri gördük. Kaderinin o loş ışıkta gözümüze böyle parlak görünmesi benim kadar seni de heyecanlandırdı.

O gece senle aynı ülkede yaşayan bir dostuma misafir olacaktım. Seni sarayına kadar bıraktım. Çıkacağımız uzun yolculuklar öncesi vedalaştık ve sen gittin, boynunda az önce verdiğim anahtar sallanıyordu. Metalin soğukluğu seni rahatsız etmemişti. Son bir kere daha baktıktan sonra ardından, tepedeki o kaeye doğru sürdüm atımı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s