Gaziantep Restorant’ta Bir Biftek

Cuma gecesi, Alper‘le birlikte hayatımızın üniversite son sınıfta koridorda yürürken 1.5 dakika içerisinde nasıl değiştiğine en çok anlam veremediğimiz gece oldu. Farkındayım komplike bir anlatım oldu, anlamayı zorlaştırdım ama neyse. Anlam veremedik, biz nereden nasıl geldik lan diye baktık birbirimize mayışık gözlerle. Oraya kadar olanlar ise “fallarda” çıkacak şeyler olduğundan anlatmıyorum.

Evet cuma gecesi diyordum. Arzu Hoca‘mızın profesörlük kadrosu nihayet gelmişti ve hocamız tüm çalışma ekibimizi bir kutlama yemeğine davet etti. Biz de Alper’le bir gece önceden yemek yemeği bırakıp bu müthiş davet için sabırsızlanmaya başladık. Yemek Adalar‘daki meşhur Gaziantep Restorant‘ta olacaktı.

Bütün proje ekibi olarak saat 19.00’u biraz geçe mekanda buluştuk. Arzu Hoca ve eşi Fuat abimiz çoktan gelmişlerdi. Hemen bize ayrılan masaya geçip bir hoşgeldiniz muhabbetine başladık. Biz masaya tamamen yerleştikten sonra mekanın sahibi olan Kadem Bey gelip masamıza oturdu. Meğer Arzu Hoca’nın çok yakın tanıdığıymış. Gecenin ilerleyen saatlerinde Kadem Bey’le çok derin ve keyifli sohbetlerimiz olacaktı.

Garson geldi ve önce ne içeceğimizi sordu. Ne yiyeceğimizi değil bakın. Herkes ne içecekse söyledi ve gason tek kelime etmeden uzaklaştı. İşte bu küçük detay bize garsonun işinin ehli olduğunun bir kanıtı olarak göründü. Gerçekten de kısa süre sonra masanın üzeri gelen mezelerden taşmak üzereydi. Haydariler, patlıcan salataları, mükemmel tadı olan beyaz peynir dilimleri, az önce pişirilip hemen servis edilen sıcak pideler, kavun, brokoli salatası, zeytinyağlı dolma, mezgit dilimleri ve daha aklıma gelmeyen bir sürü meze masanın üzerinde kendine yer bulamıyordu. Hepsi çok güzeldi evet, ama beyaz peynir yok mu… Lan o beyaz peynir neydi öyle yav. Vay arkadaş dedim yerken her lokmada.

Yemekten hemen önceki öfkeli halim

Meze ile karnımızı doyurduğumuzda herhalde 40-45 dakika geçmişti. Karnımızı doyurduğumuzda dediğime bakmayın Alper’le ben hep bir tarafımıza yatarak yediğimiz için midenin diğer kısmı boş kalır. Evet ve nihayet o an geldi ve ana yemeği sipariş ettik. Alper’le birlikte birer buçuk karışık ızgara söyledik. Bu siparişi vermemizde hocamızın oğlu Hamza‘nın tavsiyesi çok etkili oldu. Önce içimden lan acaba bir buçuk beni keser mi diye geçirdim ama sonra yine içimden kesmezse Fuat Abi’nin yediğinden yerim dedim.

Çok emin olmamakla birlikte galiba yemek gelene kadar geçen süre içerisinde verdik hocamıza profesörlük hediyesini. Fuat Abi’nin nasıl mahcup olduğunu görmeliydin sevgili okur 🙂 Fuat Abi’nin mahcubiyeti ile hocamızın hediyemizi beğenmesi gecenin en güzel anlarından birisiydi.

Fuat abinin mahçup olduğu an

Yemekler nihayet geldiğinde Alper masadaki tüm peçeteleri yanına topladı ağzının akan suyunu silmek için. Ahmet ise gözlerini kapatmış içinden dua ediyordu. Yemeğe başlamadan önce masadaki herkesin tek tek gözlerine baktım: Arzu Hoca’nın, Fuat abinin, Merve’nin, Ahmet’in, Alper’in, Hamza’nın, Cem’in, Narin’in, Özlem’in ve Esengül’ün. Sonra yemeği soğuyor lan diyip yemeğe başladım.

Şimdi bildiğimiz karışık ızgaralardan çok farklı olarak bu karışık ızgarada yediğiniz her bir parça et çok lezzetli. Yani istisnasız hepsi çok lezzetli. Yanında da öyle abartlı salata falan filan yok. Sadece soğan var. Tabakta kuzu şiş, tavuk şiş, tavuk kanat, pirzola, biftek ve köfte vardı. Hepsini bir kenara bırakırsak Biftek ile köfte hemen yenilip bitirilemeyecek kadar güzeldi lan. Biftek bittiğinde gözlerim doldu o yüzden.

Gaziantep Restorant, 1952 yılından beri varlığını sürdüren Eskişehir’in şu an için en eski iki işletmesinden, markasından birisi. Dolayısı ile bir miktar “kalın” bir mekan. Yani biz bir davette olduğumuz için hesabın detaylarına dair en ufak bir fikrim yok. Ama en azından şunu söyleyebilirim ki her zaman olmasa da özel günlerde gelip bir karışık ızgara yenir. Verilen paranın her kuruşunu hizmet ve lezzet olarak alırsınız burada çünkü.

Yemekten kısa bir süre sonra masaya cevizli tahin servis edildi. Ardından da meyve tabağı geldi. Tabi bunlar artık hep sohbetin yanında yiyilip içilecek şeyler olacaktı. Yemekten kısa bir süre sonra Esengül, Özlem, Cem ve eşi izin isteyip kalktılar. Fuat abi de izin verdi 🙂

O dakikadan sonra masada dönmeye başlayan muhabbet giderek koyulaştı. Ben özellikle bu dakikalarda Fuat abinin yeni açtığı mobilya dükkanının yerini öğrenmeye çalıştım. Fuat abi ve Hamza’nın baba oğul karşılıklı şakaları görülmeye değerdi. Belki en görülmeye değer şey ise hocamızın mutluluğuydu. Sonra biz de yavaş yavaş mutlu olmaya, kaymaya başladık. Çıkıp dükkanın önünde fotoğraf çektirdik.

Gece Hamza’nın koltukta uyuyakalmasıyla son buldu. Başlığa yazdığım o bifteğin tadı hala damağımdayken vedalaştık Arzu Hoca’yla, Fuat abiyle ve Kadem Bey’le. Hocamızın profesörlüğünü bir kere daha kutlayıp herşey için teşekkür ettik. Bu güzel gecenin yılda en az üç dört defa yaşanması için sessizce dua ederek uzaklaştım mekandan.

Reklamlar

2 responses to “Gaziantep Restorant’ta Bir Biftek

  1. anlatımlarında gizli şakalara ve öykülemeye yer vermeye başlamış olman beni ziyadesiyle tedirgin etti 🙂 ayrıca bazı bilgiler eksik kalmış, kalsın.

  2. İnşallah bir daha ki hepimizin iiyi bir işi olunca kutlama yemeği olur:))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s