Black Omen – Psytanalysis

Çok uzun süredir beklediğimiz bir albüm nihayet geçtiğimiz haftalarda çıktı sevgili okurlar. Albüme yorum yazmak için grubun promo yollamasını beklemeden gidip hemen aldım ve dinleyip iyice benimsedikten sonra sizler için bu yazıyı hazırladım.

Her şeye en baştan başlayacak olursak, Eskişehirli ilk dönem Melodik Black Metal ve bu albümden itibaren de tarzını giderek Dark Metal‘e kaydıran emektar grubumuz Black Omen, diskografisinin 3. stüdyo albümü Psytanalysis‘i nihayet çıkardı. Grubun bundan önce yayınlanan iki stüdyo albümü ve bir de demosu var.

Black Omen, Eskişehirli metal dinleyicisi için Episode 13 ile birlikte her zaman vazgeçilmez olmuştur. Belki de yaşadıkları onca probleme rağmen yıllardır sapasağlam ayakta kalmaları ve giderek güçlenen müzikal yapıları sebebiyle hala rağbet görüyorlar ve konserleri ilgiyle izleniyor. Kalitelerini ifade ederken kaç yıldır müzik yaptıklarından ziyade, nasıl müzik yaptıklarını anlatıyorlar. Ben de dahil tüm Black Omen fanlarını da etkileyen bu samimiyet oluyor zira.

Psytanalysis, çıkması yılan hikayesine dönen bir albüm aslında. Grubu en azından sürekli olarak takip ettiğim için önce çok kısaca bu albümün hikayesine değineceğim. Piyasamızdaki tüm kaliteli metal grupları gibi Black Omen da albümünü bastıracak bir firma bulamadı öncelikle. Yurtdışı firmalarının teklifleri de gruba cazip gelmediği ve grubun hayranları artık iyice yeni albümden ümidi kesmeye başladığı için verilebilecek en cesur kararı verdi grup ve albümü self-release dediğimiz formatta, yani firma bağımsız olarak kendi adları altında çıkardılar. Bir anlamda kendi şirketleriyle çıkardılar. Bu bence artık tüm metal gruplarının cesurca tercih etmeleri gereken bir yol. Bu arada şunu da hemen ilave edeyim, bir albümü self-release olarak yayınlamakla boş cd’ye çekip üzerine cam kalemiyle isim yazıp zarfta dağıtmak tamamen farklı şeylerdir. Self-release olayında grup matbaada bastırdığı albümünü, kalite olarak firma baskılarından farksız olarak, kendisi dağıtır.

Albümün artwork’ü Moon Ring Design isimli stüdyo ile hazırlanmış. İnternet sitelerini incelediğimizde adamların Dünya’nın dört bir yanına kapak tasarımı yaptıklarını görüyoruz. Zaten açıkça söylemek gerekirse Black Omen’ın en iyi albüm kapağı da bu olmuş diyebiliyoruz.

Albümde 10 parça yer alıyor. Açılış parçası Eternal In Nothingness hiç beklenmedik bir şekilde yüksek tempoyla başlıyor. Parçanın hemen devamından anlıyoruz ki bu melodik yapısıyla tipik bir Black Omen parçası ancak çok büyük ve albümün de tamamına yansıyan bir farkla: gitarlar gayet ön plana alınmış.

Shadows Over Existence, albümde en sevdiğim ikinci parça ve albümün de ikinci parçası. Black Omen’ın melodiyi klavye temelli değil, bu sefer gitar temelli olarak oluşturduğunun en büyük kanıtı. Evet, bir gitar parçasından söz ediyorum, orta kısımlarda başlayan solosuyla ve devamında gelen melodik kısımlarla albümde diğer albümlerle en keskin ayrımın yapıldığı bir parçadan. Tears Of Hatred, özellikle davul partisyonlarıve klavyenin ani yükselen tonları ile yine sevilen bir parça olmuş albümde. Bu parçada da yine baskın olarak duyduğumuz ses gitar sesi. Dikkat ettiyseniz iki paragraftır bu gitar sesine vurgu yapıyorum çünkü Black Omen özellikle bundan önceki iki albümüyle bir takım kesimlerce klavye grubu olarak lanse ettirilmeye çalışılıyordu. Tabiki bu asılsız bir çıkıştan ve grubu üç parçasından ibaret sananların düşüncelerinden öte bir şey değil. Her neyse, bu albümde işte gitarların daha baskın olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz.

Spring Rains, bu albümde de duymayı beklediğim yine tipik bir bayan vokalli ve soft Black Omen parçası olmuş. Aslında tüm albümlerdeki sırf bu parçaların varlığı bile grubun yaptığı ve yapmayı hedeflediği müziğin tanımı olabilir. Buradaki vokali Gamze O’Kaya yapmış. Hemen ardından başlayan The Secret is Once Found Out, 30. saniyeden itibaren yakaladı beni. Bir kaç yerde Serkan Abi‘nin bass’ı göz kırptı kulaklarıma 🙂 Genel melodisi bence çok başarılı parçanın, kim bulduysa tebrik etmek lazım.

Ve, altıncı parça Ancient Town, bana göre albümün en iddialı parçası. Girişindeki klavye olsun, devamında gelen vokal olsun ve söz kısmına kadar devam eden orkestrasyon olsun bence çok başarılı hepsi. Karamsar bir havayla devam eden parça bence ortalarında bir yerde başlayan bir soloyla birden bire aydınlanıveriyor. Bu parçanın sahip olduğu atmosferin yanın da bir özelliği de ortaya çıkma şekli. Parça Serkan Abi’nin (grubun basçısı) gördüğü bür rüyayı senaryolaştırmasıyla ortaya çıkmış. Parçanın soz sözleri “The deads are free now” diye bitiyor ve hemen ardından kaliteli olduğu kadar damar bir piyano solosu başlıyor ve parça böylece bitiyor. Black Omen, bunca yıldır hiç klip çekmedi. Bence bu parçalarına bir klip çekmeliler.

Losses Of Destruction, melodik yapısıyla bana biraz albümün kolajı gibi geldi. Ortalama bulduğum bir parça bu. Beast In The Necropolis‘in, karmaşık davul trafiği çok ilgimi çekti. Hazır yeri gelmişken belirtmekte fayda var. Black Omen bu albümde tüm davulları canlı olarak çalıp kaydetti. O açıdan özellikle davulların dikkatle dinlenip o şekilde değerlendirilmesi gerekir.

Albümdeki en uzun parça Breathless Call, bana önceki Black Omen albümlerini hatırlattı özellikle yoğun klavye altyapısı ile. Bu parçanın tek kusuru ortalarından itibaren parçanın sonuna kadar bir tekrara girmesi bence.

Albümün son parçası, küçük bir süpriz de sayılabilecek, Nocturnal Tears II (Autumn Version). 2005’teki ilk albümden tanıdığımız bu inanılmaz melodiyi, 7 sene sonra bu sefer başka bir editle duymak beni o kadar mutlu etti ki anlatamam. Bu hüzünlü melodi bana hep mutluluk verir nedense. Albümün belki bu hisle bitmesi grubun istediği bir şey değildi, ama benim için çok anlamlı oldu. Mutlu oldum. Sonbahar hep kaybettiklerimin mevsimi olacak değil ya!

Özetle söyleyecek olursak, grubun en iyi albümünü elimde tutuyorum şu an. Müzikal olarak en bana göre en aştıkları, müzikalite olarak da en başarılı kayıtları olmuş Psytanalysis. Klasik Black Omen çizgisini bozmayan, sertleşeceğim diye kaliteden ödün vermeyen başarılı bir albüm olmuş. Çıkışı uzun süre beklendi. Özellikle Eskişehirli metal müzikseverler olmak üzere, alınıp arşivlenmesi şart bir albümle karşı karşıyayız. Böyle bir tarz icra edip üç tane albüm basan grup sayısı o kadar az ki, çıkan her albüm bence desteklenmeli. Elbette Facebook’a destekleyin yazmak yerine konserlere gitmek, bilet/merchandise için para ödemek, albüm satın almak gerekli.

Black Omen’ın bu albümdeki kadrosu şu şekilde:

  • Serkan Kaya – Bass
  • Onur Özçelik – Davullar
  • Tolga Uz – Klavye
  • Baran Akalın – Gitarlar
  • Karahan Karaoğlu – Vokal

Albüm Ankara’da  Deep Stüdyoları‘nda Ünsal Özata tarafından kaydedilip düzenlemiş. Mastering ve miksaj da yine aynı isim tarafından yapılmış. İç kartonette özellikle beni çok mutlu eden bir detay daha var. Ne olduğunu söylemiyorum, merak ediyorsanız albümü satın alabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s