Antalya Günlükleri 1. Gün – Papillon Ayscha Hotel

31718891Önümüzdeki hafta Pazartesi gününe kadar Antalya‘da olacağım sevgili okur. Bu bir haftalık sürecin tamamını da seninle paylaşacağım. Burada bulunma sebebim biri Orman ve Su İşleri Bakanlığı, diğeri de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından düzenlenen iki eğitim. Bu eğitimler atıksu mevzuatı ve su kalitesi izleme ile ilgili durumlar. Burada kaldığım süre içerisinde çok fazla teknik detaya girmeyeceğim. Onun yerine değerlendirmelerde bulunacağım.

İlk eğitimi Belek‘te Papilion Ayscha Hotel‘de Orman ve Su İşleri Bakanlığı 29-31 Ocak 2013 tarihleri arasında düzenliyor. Bu yazımda yolculuğumun ilk gününü ve otelde neler yaptığımı anlatacağım. 28 Ocak gecesi Sercan, Volkan ve Koray‘la birlikte Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü önüne çıktık. Saat gece 01.00 idi. Sağolsunlar üçü de beni uğurlamaya gelmişlerdi. Saat 01.00’de otogardan kalkan Kamil Koç Antalya arabasına almıştım biletimi. Kampüsün önünde beklerken ufak bir tedirginlik yaşadım, acaba beni almadan gitti mi diye. Sonradan otobüs çıktı geldi. O sırada köpeklerin saldırısından kaçınan bizler de rahat bir nefes aldık ve bizimkiler beni uğurlayıp gittiler. (Bu buluşmamız Sercan’ı hayatımda uzun yıllar boyunca son görüşüm olacaktı. Sercan’la bir sonraki karşılaşmamız kabuğunu kırmaya çalışan bir Anadolu şehrinin yeni açılmış bir süpermarketinde, yıllar sonra olacaktı. Önce bir birimizi tanımayacak, sonra benim kucağımdaki tosun oğlanı Sercan bana benzeteceği için beni de zincirleme olarak tanıyacaktı. Bu da onunla son defa görüşmemiz olacaktı.)

Otobüse saat 01.20 civarında bindim. Zaten uyumayı dört gözle beklediğim için herhalde bir yarım saat içinde uyudum. Gözümü açtığımda Afyon’da Kolaylı Tesisleri‘nde yarım saat mola vermiştik. Yine uyurum diyordum ki bir teyze epey yüksek sesle şikayetlerde bulundu. Uyutmadı beni. Neyse ki mola bittiğinde ben de yine uyumaya başladım. Sonrası da yok zaten. Gözümü açtığımda saat sabah 8 olmuştu. Ben sabah 7 civarında inerim diye planlarken saat 8 olmuştu ve halen yarım saatlik yolumuz vardı. Saat tam 08.35’de Antalya Otogarı‘na indim. Buraya en son şu yazımı yazdığım gün gelmiştik konsere. Hiç bir şey yapmadan bir 10 dakika bekledim. Yavaş yavaş kendime geldikten, elimin ayağımın uyuşukluğu geçtikten sonra ilçeler terminaline girdim. Gideceğim otel Belek’te olduğu için, önce Serik ilçesine, oradan da Belek beldesine geçmem gerekiyordu. Ben de öyle yaptım. Serik’e giden otobüse tam hareket edecekken saat 09.00’da bindim. Yolculuğun ne kadar süreceğini bilmiyordum. O yolculuk tam 1 saat sürdü ve saat 10.05’te bir yol kenarında indik iki kişi. Belek’e giden arabalar buradan geçiyormuş zira. Bu adamla tanıştık. Kendisinin de benimle aynı otele aynı sebepten gittiğini öğrendim. Daha sonra aynı otele farklı bir toplantı için giden iki kişiyle daha tanıştım ve dört kişilik bir grup olarak bindik Belek arabasına. 10.45 diye not almışım, işte o saatte indik minibüsten. Burada epey yağmur yağmış olacak ki yerlerde göletler vardı. Nihayet otele saat tam 11.00’de girdik.

Papillion Ayscha Hotel, müthiş bir otel sevgili okur. Görüntü, iç tasarım, tasarımdaki detaylar, hizmetleri ve personeli on numara, beş yıldız! Odamı tek kişilik istemiştim. Şansıma gayet güzel bir oda denk geldi. Odaya yerleşmeden önce tek tek tüm detaylarını fotoğrafladım. Bu işi neden yaptığımı Alper, Volkan ve Sercan biliyorlar. Daha sonra odaya yerleştim.

Saat 12.30’da yemek vakti geldi. Hemen koşarak gittim. Koştum yani. Yemekten sonra bir ağırlık çökmedi. Şaşırdım nasıl çökmedi diye. Bilakis uykum açıldı, kendime geldim. Biraz odada uyurum belki diye çıktım. Fakat tam o anda bir şey oldu. Sabahtan beri kapkara olan gökyüzü bir güneş açtı ki aklım almadı! Önce bir duş alayım dedim, sonra canım sıkıldı. Oturdum klip izlemeye başladım bilgisayardan. Saat biraz ilerledikten sonra Facebook’ta Ergin, Gamze ve Savaş Abi ile sohbete başladık. Savaş Abi bana inanılması güç bir jest yaptı.
Gözlerim doldu. Ağlamaklı oldum ve o ruh haliyle akşam yemeği için aşağıya indim.

Hayatımda yediğim en güzel çoban kavurmayı yedim yemekte. Gerisi önemli değil. Bu arada tüm restorant personeline 10 puan verdim, özellikle de adı Hüseyin olan personele samimiyeti için ayrıca 5 puan daha verdim. Yemekten sonra lobiye geçtim. Sabahtan beri içimi kemiren şeyi nihayet dile getirip rahatladım: Bu koskoca otelde yapayalnızdım. Bu duyguyla yukarı çıktım. İnternete girmeye çalıştım, sıkıntı yaratınca aşağıya geri indim.

Şu anda lobideyim ve bu satırları yazıyorum. Lobi, tahmini 40 metre uzunluğunda ve 15 metre genişliğinde ferah bir yer. Parlak ışıkları söndürdüler. Loş bir aydınlık var. Malarda mumlar yanıyor. Piyano çalan hoş bir hanım var. Gayet neşeli şeyler çalıyor. Ama kaç kişi dinliyor bilmiyorum. Otelde 3 tane futbol takımı var, kamp yapıyorlarmış. Bunlar Hırvat, Kazak ve Azeri futbol takımları. Her bir sporcu da takımlarına ait renklerde eşofmanları ile dolaşıyor ortalıkta. Bizimkinden farklı olarak iki bakanlığın daha eğitim ve toplantısı varmış otelde. Her yer küçük çocukla dolu. Dolayısı ile arada bir tamamen uyumsuzca çocuk çığlıkları yükseliyor. Ardından bir anne ya da baba “aaa çok ayıp” diyerek çocuğuna bakıyor, sonra dönüp muhabbetine devam ediyor. Oturma gruplarının dizilişleri biraz alakasız olsa da muhtemelen önceki etkinliklerden birbirlerini tanıdıkları için olacak, genel anlamda lobide bir kaynaşma var. Şu ana kadar kulağıma 5 farklı dil geldi: Türkçe, Angaralı Türhçesi, Azerice, Hırvatça ve Rusça. Kazaklar belki Kazakça da konuşuyorlardır. Ama Rusça bazı sözcükleri yakaladığım için Rusça yazdım. Azeriler ile Kazaklar anlaşabiliyorlar Rusça sayesinde. Otelde de genel olarak Türkçe dışında üç dil kullanılmış: İngilizce, Almanca ve Rusça.

Futbolcu gençlerin istisnasız hepsi ya “ayfonlarıyla” takılıyor ya da tabletleriyle. Arka masada Hırvatlar bir tür kağıt oyunu oynuyorlar. Duvarlarda garip seramik süslemeler var. Geldiğimden beri National Geographic WILD kanalı açık. Yalnızlığım aslında büyük bir avantaja dönüştü. İnanılmaz gözlem yapmaya başladım. Herkese eşit uzaklıkta sayılabilecek bir yerde, Kazak futbolcuların yanında oturuyorum. Buradan lobinin dörtte üçünü görebiliyorum.

Muhtemelen birazdan çıkıp uyurum. Yarın sabah eğitim başlıyor. sevgili okur. Yarından itibaren fotoğraf da ekleyeceğim. Bu seferlik idare et. Şimdilik bu kadar.

Kaldığık otelin web sayfası: http://www.papillon.com.tr/hotels.asp?hotelID=2&hotel=PAPILLON-AYSCHA—Belek

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s