Bir Asa Bulma Hikayesi

IMF6100_8025Aslında bu hepimizin hayata başladığımız andan itibaren bildiğimiz ve içerisinde olduğumuz bir dünyadır. Daha ilkokul sıralarında öğreniriz asaların varlığını ve sırlarını. Biraz daha büyüdüğümüzde asa tarihi ve asa teknolojileri derslerini alırız. Hepimizin aşina olduğu, tecrübe ettiği bir yoldur bu. Dolayısı ile bu giriş sizi hiç şaşırtmıyordur.

Ancak asalar konusunda en büyük sıkıntı, hepimizin de bildiği üzere, karşımıza ne zaman çıkacaklarını bilmiyor olmamızdır. Kütahya’da 95 yaşında hayatını kaybeden Alaattin Dede’nin son nefesini vermeden 5 dakika önce yıllarca aradığı asasına kavuştuğu haberi geçtiğimiz günlerde basına yansımıştı hatırlarsanız.
Pek doğal olarak bildiğimiz üzere Dünya’da bir asaya kavuşmanın üç yolu vardır: Rüzgar, Ateş ve Deniz. Bu kaynaklar tamamen kendi Tanrılarının idaresindedir ve insan kaderinden bağımsızdır. İnsan kaderiyle bir asanın kendi “talihi” tek bir noktada kesişir: Buluşma anı. Buluşma anından sonra asa artık bulanın bir parçasıdır ve kendi talihi yok olmuştur demektir.

Zaten bildiğimiz bu detayları atlayıp, asıl konuya yani benim 25 yıldır beklediğim asamı nasıl bulduğuma gelelim. Yukarıda da saydığım üzere asalar üç şekilde sunulur: Rüzgar, Ateş ve Deniz. Ben çocukluğumdan beri bir Rüzgar asası istemişimdir. Deniz asalarını da severim ancak ateş asalarına hiç bir zaman ilgi duymamışımdır. Rüzgar asalarının en güzel yanı bulunmalarının en kolay; şekillerinin ise en güzel asalar olmasıdır. Ancak dezavantajları ise büyü yapmak için epey güçlü şekilde sallamak gerektiğidir.

Ateş asaları biçim olarak en korkutucu asalardır ve bulunmaları en zor asalardır. Zira bu asalar ancak yanmış bir ormanda bulunur ve bulduğunuz asa da kısmet yanmıştır. Rüzgar ve Deniz asalarını sürekli yanınızda taşıyabilirsiniz ancak Ateş asalarını her ayın 14’ünde toprağa gömmeniz gerekir.

İşte hikayemiz, geriye kalan son türde olan asalar, Deniz asaları ile devam ediyor. Deniz asaları biçim olarak Rüzgar asaları kadar güzel olmasa da büyü yapması en kolay ve hareketleri en zarif olan asalardır. Tek dezavantajları diğerlerine göre daha kırılgan olmalarıdır. Benim de 25 yıldır beklediğim asam bir Deniz asası imiş meğer.

asa1Rüzgarın koparıp savurduğu dallara ve ateşin yakıp kavurduğu dallara inat denizin sürekleyerek taşıdığı dallardan biçimlenir Deniz asaları. Denizde kopan her fırtınadan sonra kıyıdan toplamak oldukça kolaydır. Elbette ki sizin asanız yalnızca size gözükecek ve kendi talihini yok edecektir.

Yeni bulunan bir asa yeni doğmuş bir bebektir ve yeni doğmuş bir bebek gibi yaşadığından yani çalıştığından emin olmayı gerektirir. Yeni bulunan bir asa ile ilk gün sadece tek bir büyü yapılır. Elbette ki bu büyü nispeten hafif bir büyü olmalı; kesinlikle bir lanet olmamalıdır. Bu durum bir suç olmasının yanında asanın da kaldıramayacağı bir yük olup parçalanmasına yol açacaktır. (Yalnızca bir defa bir ateş asası yeni bulunduktan hemen sonra yapılan bir lanete dayanabilmiştir.)

Bir hafta önce Antalya Kemer’de bir eğitim programına gitmiştim. Eğitim boyunca sanki içime doğmuş gibi sürekli olarak sahilde dolaştım. Denizde taş sektirdim, kumlara isimler yazdım. Denize olan bu bağım her geçen gün güçlendi. Son gün artık veda etmek için son defa sahile çıktığımda bir önceki gece patlayan fırtınanın izlerini çok açık görebildim sahilde. İşte orada kumların üzerinde duruyordu. 25 yıl boyunca tek bir gün bile aklımdan çıkarmadan aradığım asam işte orada, sap kısmı biraz kuma gömülmüş biçimde duruyordu. Heyecanlandım ama kendimi kaybetmedim. Eğilip yerden aldım bir hamlede. Ben elime alır almaz üzerindeki en küçük kum taneleri bile düştü üzerinde, tertemiz oldu. Asam bir Deniz asasıydı. Kim bilir belki de onlarca yıl denizde sürüklendi, nereden nasıl koptu geldi bu sahile, benim bulmam için.

Asayı elime alıp deniz doğrultunca Deniz tam da beklediğim gibi tepki verdi, dalgalar bir anda sahile çarptı ve ayakkabılarım su içinde kaldı. Ancak bu umrumda bile değildi. Denizin tuzuna iyice doymuş olan ağaç güçlenmişti ve gücü artmıştı. Sap kısmındaki kabuklar sapa sağlamdı. Bir kaç yerinde ufak ezikler vardı ancak bunlar ejderha kabuğu törpüsü ile kolaylıkla düzeltilebilirdi. Alper’e zamanında çok öğütlemiştim asanı bulduğunda törpü işini kendin yap, para verme diye. İşte ben şimdi tam olarak o şekilde yapacaktım.

Asayla yapacağım ilk büyü ne olmalı diye düşündüm. Yıllardır asayı bulmayı planlamıştım ama bulunca yapacağım ilk büyünün ne olacağını hiç düşünmemiştim. Bir süre düşünüp “şimşek büyüsü” yapmaya karar verdim. Şimşekleri severim ne de olsa. asayı sağ elime alıp ileri doğru savurdum ve “fulgurus” diye bağırdım. Ancak hiç bir şey olmadı. Önce korktum acaba bulduğum sadece basit bir dal parçası mı diye. Belki de sadece kendi asasını değil, başkalarının asalarını da görebilen bir “mimlando” idim. Mimlando olmak güzel olabilirdi ancak ben şu halimle gayet mutluydum. Sonra birden aklıma Deniz asalarının büyü hareketlerinin zarif olduğu geldi. Asamı üç parmağımla tutup sol elimi arkaya ve havaya kaldırarak bu sefer daha sakin bir ses tonuyla “fulgurus” dedim. Çok güçlü ama etkisi kısa süren bir yıldırım fırlayıverdi asadan! İşte 25 yıllık özlemin nihayet son bulmuştu. Hem de ortalama asa bulma yaşının çok altında bir yaşta!

asa2

Asaları biçimlendirirken kullanabileceğiniz çok az madde vardır. Altın sicim, ejderha kabuğu, insan gözyaşı ve Dodo kuşu tırnağı. Eh, Dodo kuşlarının soyları çoktan tükendiğine göre yeni tırnak bulmak artık imkansız. Eski tırnaklardan hala sağlam kalan bir kaç düzinesi ise Dünya’da muhtelif yerlerde astronomik rakamlarla satılıyor. altın sicim ve ejderha kabuğu ise bulunması daha kolay maddeler. Ben de var mesela. Gözyaşı için de pekala bir insan bulabiliriz(Benim tavsiyem kendi gözyaşlarınızı kullanmamanız yönünde.)

Asanın özellikle sap kısmındaki bazı ufak tefek yerleri törpüledikten sonra yıllardır biriktirdiğim gözyaşlarıyla güzelce yıkadım ve cilaladım. Yıllardır biriktirdiğim parayla aldığım altın sicimi sap köküne doladım. Evde olmadığım zamanlar asamı kollaması için bekçisinin önüne bıraktım. Eskişehir’de odamda benim geleceğim günü heyecanla bekliyor artık. Darısı sizlerin başına 🙂

buyucu

Reklamlar

2 responses to “Bir Asa Bulma Hikayesi

  1. emin duman

    bu büyüleri ve ejderha kabuğu törpüsünü fln nerden alabiliriz????

  2. emin duman

    bide büyüler için kitapmı kullanıcaz yoksa çeşitili kaynaklardan bilgimi toplucaz bilgi verebilirmisin lütfen???

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s