Bu Dönem Boşluklar Vardı

Şu an bu yazıyı odamda, koşudan geldikten hemen sonra yazıyorum. Son noktayı koyup yayımladıktan sonra duşa gireceğim. Duştan sonra da bir şeyler atıştırırım belki. Gerçi pek iştahım da yok. Öğlen herhalde güzel yedim yemeği. Ekmeği azaltınca ve hatta yemeyince doyamıyorum bir türlü. Ancak anladım ki zaten olayın özü de asla doyarak kalkmamak imiş.

Emre ve ben

Şemre yoktu bugün. Öğlen konuşmuştuk akşam buluşuruz diye. Ama herifi aradığımda telefonu İnegöl‘den açtı 😀 Neyse, hazırlandım. Ama geçen haftalarda yaptığım enayiliği yapmadım bu sefer. Siyah spor ayakkabılarımı giymedim. Neden peki? Çünkü ayakkabının üzeri süet gibi bir malzemeden yapıldığı için, güneşli günlerde koştuğum piste serilmiş kırmızı toz (tuğla tozu) ayakkabının adeta rengini değiştiriyordu. Hadi yağmur yağdı, tozlar yatıştı diyelim. O zaman da ayakkabının üzerine bulaşması halinde temizlemesi mümkün olmuyordu. O yüzden halı saha kramponlarımı giydim. Hem temizlemesi daha kolay, hem de daha hafifler.

Müzik dinleyerek koşuyorum lan akşamları. Stadyumun etrafında üç beş tur atıyorum. En fazla da beş tur atabiliyorum koşarak. Bir iki tur da tempolu yürüyorum. Yürüyüşlerde epey gülüyoruz Şemre’yle. Yıllardır üzerime yapışan, göbek kısmında biriken hantallık sanki yavaş yavaş kalkıyor üzerimden sevgili okur. Pazartesi akşamıydı herhalde, yıllar sonra ilk defa basket oynadık hemen dibimizdeki saha da. Ha, bir de halı saha turnuvası olayına girdik kurum olarak. Hayatımda ilk defa adım yazılı bir formam oldu lan 😀 (Forma numarası 5!)

Bu hafta, 5 Haziran Dünya “Çevre” Günü kutlamaları vardı. Çarşamba günümü tamamen bu işe ayırdım. Herhangi bir aksaklık olmadan bitmesine sevindim. Sabah 9’dan öğleden sonra 3’e kadar aralıksız ayakta durarak kendime ait olan rekoru geliştirdim. Üstelik üzerimde siyah renk takım elbise vardı! “Çevre” günü kutlamaları olunca konu, ne bileyim kafam karıştı. Her neyse. Bu arada Eskişehir’deki olaylarda bizim Erman’ı, Erman Dolmacı‘yı da gözaltına almışlar. Konu ile ilgili haber şurada. Eylemler esnasında kuzenim Orbay da ciddi derecede biber gazından etkilendi. İlk gece patlak veren olayları ilk ağızdan onun sayesinde öğrenebildim.

Geçen hafta sonu olaylar daha yeni başlamışken bir de Dragon Yarışı olayı vardı. Cumartesi günü gece olanlardan habersiz ya da tam olarak ne olduğunu bilmeden yarış elemelerine gittik. Elemelerde kendi serimizde ikinci olduk. Ancak olaylar sebebiyle şehirdeki tüm duyarlı etkinlikler iptal edildiğinden final yarışları da iptal edildi ve bu seneki Dragon macerası da bu kadar sürdü.

Coming Back

Yıllardır beklediğimiz Anne

Bilecik’te günler garip geçiyor sevgili okur. Yazmak, çizmek hadi bir yana da bazen müzik dinleyecek vakit bile bulamıyorum. Ama aralara sıkıştırıp Supernatural ve How I Met Your Mother‘da sezon finallerini yaptım. Supernatural’da diğer sezonlara nispeten daha tırt bir sezon finali oldu. How I Met Your Mother’da da sekiz yıldır beklediğimiz anneyi gördük, minik minyon bir şey çıktı. Lily ile aynı segmentmiş hatun. Ben nispeten daha Robin‘e benzer diyordum. The Big Bang Theory‘de iki bölüm kaldı. Game Of Thrones‘da ise epey bir bölüm var 😀 Mutluyum, çünkü hepsini tek bir günde, çıldırmışçasına izlemek istiyorum. Bunun için halen biraz beklemem gerekecek. MEKTUPLAR isimli bir “edebi” çalışmaya başladım. Başladım, devam ediyor. Bakalım, içime siniyor.

Sabahları süt içiyorum lan. Çok pis alıştım. İçmediğim gün işim rast gitmiyor. Ha, bir de yıllardır adını koyamıyordum artık koydum: En sevdiğim kuruyemiş ceviz lan benim. Net: Ceviz. Geçen doktora gittim, alerji ilacı almak için. Bana yepyeni bir ilaç, daha doğrusu sprey verdi. Sıkınca genzinden kayıp ağzına tadı geliyor ama süper güçlü. Böyle bir rahatlık yok arkadaş. Dönem dönem alerjik rinitle ilgili yazılar yazıyorum. Hastalıkla ilgili son gelişmeleri anlatıyorum. Yakın zamanda üşenmezsem bir tane daha böyle yazı yazabilirim.

Çok yakında akıllı telefon piyasasına çok hzılı bir giriş yapıyorum oğlum. Beni takip edin. Çekinin, ürkün benden ve akıllı telefon hırsımdan 🙂 Telefon, melefon iyi de okulla ilgili çok ciddi sıkıntılar var. Ne yapacağımı bilmiyorum sevgili okur.

Birkaç plak aldım denk geldi de. Onlarla ilgili yazılar var. Epeydir yazamadım. Daha doğrusu yazmak istemedim. Şimdi o yazıları birer ikişer yazmak niyetindeyim. Hayatta beni hiç yalnız bırakmayan tek şey var: Müzik. En kötü zamanımda da en iyi zamanımda da müziksiz kalamadım. O yüzden bu yakın dostumla bu gece uyuyacağım. Şu an bunları yazarken Sabhankra çalıyor, Moonlight. Tüm gece uykusuzlarına, uykusu kaçanlara, gözleri şişenlere çalsın Sabhankra. Dinledikçe gözleri dolanlar, tüyleri diken diken olanlar, sizleri çok seviyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s