“O” Sıfatı, Çorum, Ahmet, Sercan

O gecelerde yaşayan, o rüzgarı hisseden ve o kapıdan ardına bakmadan çıkan o çocuğum ben. O zamanlarda yaşamış olsaydın sende, görebilirdin beni. O kızı sevmiyorum, diyince gülerdik birlikte. O çocukta beni iten bir şey var, derdim ve kahkahalara boğulurduk. Ama “hadi anlatsana o akşamı” diyince de gözlerim dolardı.

Yollar uzuyor peşim sıra. Uzaklara gidiyorum. O birkaç dakikalık konuşma, uzun süre sonra seni öyle görmek, daha da zorlaştırdı herşeyi. Kendime sordum, hayatı panik içerisinde yaşamak mı doğru olan? Yoksa herşeyi boşverip bir sana “doymaya” çalışmak mı? Bir seni duymaya çalışmak mı?

Çorum‘dayım sevgili okur. Aday Memur Eğitimi sebebiyle bu yıl Bakanlık yeni atanan tüm meslek gruplarından memurları burada, Anitta Hotel‘de topladı. Uzun bir eğitim olacak. Oda arkadaşım şu yazıda yakışıklı bir fotoğrafını gördüğün adam, Emre.

Sabah 07.45 treni ile önce Ankara’ya geçtim. Buradan da Emre ile buluşup önce AŞTİ‘ye geçtik. Kamil Koç‘un Rahat Hat arabası ile yaklaşık 3 saat 45 dakikalık bir yolculukla Çorum Otogar‘ına geldik. Kalacağımız otel hemen otogarın yanında olduğu için, yaklaşık 135 saniyelik bir yürüyüş sonucu otele vardık. Hiç beklemeden kayıt yaptırıp odaya çıktık. İkimiz de 01yorgunluktan bitap düştük ve öylece uyuyakaldık. Uyandığımızda Sinem‘i aradım. O da çıkıp gelmişti. Sinem’le lobide buluştuk. Sonra biraz oyalanıp yemeğe geçtik. Oteldeki ilk gün olmasından kelli, ciddi anlamda abartı bir yemek yedik. Sonra biraz otelde takıldık ve havanın güzel oluşuna daha fazla kayıtsız kalamayıp otelden dışarı çıktık. Hemen yakınlarda bir alışveriş merkezi ve üst katında Vatan Bilgisayar var. Oraya gittik. Bu arada netbookun şarj kablosunun prizle bağlantı kısmını unutmuşum. Yarın gidip buradan bir tane alacağım.

Nasıl bir şanstır bilmiyorum, Sinem’in de benim de cep telefonlarımız bozuldu. Benim yedek bir telefonum vardı. Sinem’in telefon benimkinden daha kötü halde olduğu için yedeği Sinem’e verdim. Yarın belki bir telefon alabiliriz Sinem’e.

Dün, Çorum’a gelmeden önce, Eskişehir’de işlerimi halledeyim dedim. Önce Ahmet‘le buluştuk. Uzun süredir görüşmüyorduk. Hakan‘la beraber geldiler. Buluştuk, gezdik dolaştık biraz. Ahmet, mezun olacağı için biraz buruk bir heyecan yaşıyordu. Neler yapacağına dair muhabbet ettik. Öğlene doğru ikisini de yolcu edip Orhan Abi‘nin yanına gittim. Orada otururken Sercan, Tuğba, Koray ve bir arkadaşlarını gördüm. Dershanede gözetmenlik işinden çıkıyorlardı. Bunlarla birlikte Adalar‘a doğru yürüdük biraz. Koray ve Tuğba yanımızdan ayrıldılar. Biz üçümüz de Espark‘a doğru yürümeye başladık. Sercan sağolsun Espark’ta benimle birlikte epey dolaştı. Orada işlerimizi hallettikten sonra rotamızı çarşıya çevirdik. Tam çarşıdayken annemden bir telefon geldi. Çok uzun süredir beklediğimiz üzere çamaşır makinemiz bozulmuştu.

camasirmak.jpgBabamla iletişim kurup buluştum çarşıda Sercan’a da veda edip. Arçelik‘ten şu model çamaşır makinesini aldık babamla. Bu makine 7 kg kapasiteli. Bir üst modeli var, 8 kg olan. Aralarındaki tek fark, 8 kg olan yorgan da yıkayabiliyor. Onun dışında birebir aynı. Dün birine anlattığım için yazıyorum. Makine çok çevreci 🙂 En üst enerji verimliliği sınıfında, A+++. Minimum su sarfiyatıyla çalışıyor. Ayrıca daha az çamaşır için daha az suyla daha kısa sürede yıkama yapabiliyor.

Birazdan uyurum herhalde. Buradayken, daha sık yazabileceğimi düşünüyorum bloga. Yarının hepimize güzellikler getirmesini ve “o” hasrete dayanabilme gücü vermesini diliyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s