Amorphis – Circle [2013]

Grubu düzenli olarak takip etmediğimden çıktığında çok şaşırdığım bir albüm oldu Circle. (Yazının hemen başında belirtmekte fayda var, bu yazıyı Amorphis‘i 2009 civarında tanımış, Silent Waters ayarındaki parçalarını çok seven bir kişi yazıyor. Ayrıca bu kişi Amorphis’in ilk dönemlerini de açıkçası son dönemlerini dinledikten sonra dinledi.)

Finlandiyalı grubun 11. stüdyo albümü Circle, toplamda 9 parça, bonus trackler’le 14 parça içeren bir çalışma. Açık konuşmak gerekirse Silent Waters (2007), Skyforger (2009) ve The Beginning Of Times (2011) albümlerinden çok daha iyi bir albüm olmuş. Albümde dinledikten sonra akılda kalan parça sayısı diğerlerine göre daha fazla. Bir de ben bu albümde yer yer brutal vokalleri ve clean vokalleri çok beğendim. Bu yer yerlerin hangi yerler olduğunu yazı boyunca belirtmeye çalışacağım. Yazıyı yazmadan önce yaptığım küçük araştırmalarda da albümle ilgili düşündüklerime benzer şeyler düşünen çok fazla insan olduğunu gördüm ve benim verdiğim puana yakın puanlar veren yorumları inceledim.

Albümün açılış parçası, Shades Of Gray, işte yukarıda bahsettiğim brutalliğin güzel bir örneği. Bir Amorphis klasiği olan clean vokallerin parçanın devamındaki gelişi ve melodinin kıvraklığı çok harika olmuş. Alışılmışın dışında olarak bu sefer albümdeki sözler Kalevala ile alakalı değil. Konsept olarak bu sefer, içindeki güçle bağlantı kuran ve kaderini değiştirecek gücü elde eden bir adamın hikayesi anlatılıyor.  Parçada üçüncü dakikadan sonra başlayan melodi tam bir Amorphis melodisi. Parçanın buradan yeni bir ivme kazanıp nakaratın gazıyla bitiyor.

Mission biraz sıkıcı başlasa da devamında gelen melodi gayet tatmin edici. (Melodi, melodi diyorum ya sevgili okur, onu da belirteyim, bu yazıyı yazan yazar metalin melodik tüm türevlerine bayılıyor.) Nispeten sakin bir parça olması sebebiyle Mission albümdeki ortalama parçalardan biri olarak geliyor kulağımıza. Ha, yeri gelmişken söyleyeyim, parçaların ortamala sürelerinin 5 dakika olması da bence çok pozitif bir durum.

The Wanderer, albümde en sevdiğim parça oldu. Bu parça albümden klip çekilen ikinci parça ayrıca. İlk klip çekilen parçayı yeri gelince söyleyeceğim. Klip olarak, en sevdiğim tarz olan “millet neyi nasıl çaldığımızı görsün abi” tarzı, yani bir performans klibi çekilmiş. Çok beğendim. Albüme daha da ısınmamı sağladı. Hele ki Tomi Koivusaari‘nin beyaz ESP gitarını çok çekici buldum. Parça gerek melodisi, gerek solosu ve gerekse melodik vokalleriyle bence albümdeki açık ara en iyi parça. Burada dikkat ettiğim bir detay oldu, albümde en sevdiğim parçaları grubun klavyecisi bestelemiş. Bu da benim metal müzikteki klavye etkisinin büyük bir fanatiği olduğumun kendime kanıtı oldu.

Narrow Path, gayet Finnish bir melodiyle başlıyor. Parçayı dinledikçe klavyenin etkisinin fazla olduğunu görüyoruz. Sonra açıp bakıyoruz ki bu parçayı da klavyeci, Santeri Kallio, bestelemiş 🙂 Ortalama bir parça olmuş. Kötü değil, tipik bir Amorphis parçası.

Hah işte bak, Hopeless Days‘e geldi sıra. İlk klip ve çıkış parçası olarak bu parçayı neden seçtiler anlamıyorum. Vokallerini beğenmediğim en başta. Ayrıca parçada melodiklik yok, albümdeki havayı yansıtmıyor. Yani grubun üyesi olsaydım çıkış parçası için buna asla oy vermezdim sevgili okur. Ayrıca klibi de öyle çok güzel değil. Albümün ilk çıktığı haberini aldığımda, Nuclear Blast‘in Youtube sayfasında görmüştüm, hemen bu parçayı açtım. Baktım ki gayet vasat bir parça, üzülmüştüm. Allah’tan albümü sonradan edinip de tamamını dinledim.

Nightbird’s Song, vokal olarak albümdeki en sert parça. Ortalarına doğru melodik acayip bir kısım başlıyor. İçime hiç sinmedi. Albümdeki ortalama parçalardan birisi kısaca. Yalnız şunu da ilave edeyim, vokal ve davul kaynaklı olarak albümdeki en sert parça olduğunu söyleyebilirim. Ha, yeri gelmişken davuldan da bahsedeyim. Albümün genelinde davul fena değil. Neden fena değil? Çünkü davulcu ekstra bir atraksiyona girmeden çalması gerekeni çalmış.

Into The Abyss, albümdeki bir diğer favori parça oldu benim için. Burada da vokal yine gayet güzel işler yapmış. Parçanın ana melodisi, gayet basit ama çok güzel lan. Şarkının 2.40’dan sonra girdiği hava da gayet hoş. Ama asıl sürpriz, 3. dakikanın hemen sonrasında başlıyor: Çok Sabhankravari bir klavye melodisi ve ardından güzel bir melodik solo ile parça inanılmaz parlıyor kulaklarda. Gazdan, ruhdan, tempodan bir şey kaybetmeden bitiyor parça. Sonra siz yine replay’e basıyorsunuz.

Enchanted By The Moon, intronun hemen sonrasında başlayan o kısım ve brutal vokalleriyle dikkat çekiyor. Ama o kadar. Nakaratlar çok sönük geçiyor bu parçada. Bir de nakarattaki tempo ile sözlerdeki temponun farklı olması fikri burada işe yaramamış görünüyor.

Bonuslar haricindeki parça listesinin son parçası olan A New Dawn, “çok yoruldunuz hadi azıcık dinlenin” havasında başlıyor. Eh, kapanışa uygun bir parça olmuş. Üç buçuğuncu dakikada işi klavyeye devşirmesi güzel bir düzenleme olmuş. Amorphis, melodik bir gruptur ve evet, melodik bir kapanış gerçekten başarılı olmuş.

Şimdi gelelim albümdeki bonus parçalara. Hatta durun albümün şarkı listesini vereyim önce:

No. Parça Süre
1 Shades of Gray 05:27
2 Mission 04:33
3 The Wanderer 04:43
4 Narrow Path 04:23
5 Hopeless Days 05:08
6 Nightbird’s Song 05:00
7 Into the Abyss 05:36
8 Enchanted by the Moon 05:32
9 A New Day 06:00
10 Dead Man’s Dream [Japonya Bonus Track] 04:03
11 My Future [Bonus Track] 07:11
12 Illusion [Bonus Track] 04:18
13 New Song [Japonya Bonus Track] 04:54
14 “His Story [Bonus Track] 04:33

Bunlardan Dead Man’s Dream, Amorphis’in en yüksek tempolu parçalarından birisiymiş. Yani fanların ortak kanaati o yönde. Parça nasıl derseniz, bana göre güzel. Özellikle nakaratları falan çok başarılı. Ha, bir de klavye solosu var. Onu da unutmayayım 🙂 Albüm orijinal parça listesiyle 46 dakika, bonus tracklerle toplam 70 dakika civarında çalma süresine sahip.

Albümün şöyle bir box-set’i var. Belki bir gün almak kısmet olur. O gün zaten bunu sen de duyarsın sevgili okur.

Sonuç olarak 10 üzerinden 7.5 bir albüm olmuş Circle. Dinlemekte fayda var. En azından The Wanderer’a mutlaka bir kulak verin derim ben. Hepinizi öpüyorum sevgili okur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s