Bir Hayal Yazısı

(…) Okuyorum ve okudukça içimdeki o aşk kabarıyor. Göğsüme sığmaz oluyor. Ellerimi kalbimin üzerine koyuyorum ve o halde hissedebiliyorum atışını. Günler hep aynı geçiyor, zaman hep aynı saatin esiri. Uzamıyor belki mutluluklar, ama geceler öyle mi… Yılın bu zamanında gecelerin hükmü var üzerimde. Benim, senin ve hepimizin. Çok uzaklarda olmak gerekiyor kaçmak için. Oysa benim kaçacak ne yerim ve de zamanım var. Bu girdaptan kurtulamıyorum. Derin bir boşluk var ve aylardır düşüyorum içine. Zaman geliyor biraz daha yavaşlıyorum, seçebiliyorum benimle birlikte düşenlerin yüzlerini. Vakit geceye döndüğünde ise dört duvar kalıyor boşluğun içerisinde. Etrafımı saran bu dört duvar. O saate bakıyorum yine, güneşe daha bir ömür var. Bir ömür: Koskoca bir hüzün, bir mutluluk, bir yalan ve bir gerçekler  yumağı.

Gerçekten fark ediyorum, tek ihtiyacım bir parça kağıt ve bir kalem. Ben bu kadar naçiz iken, bu kadar az şeyi kabullenmişken ya kalem yazmıyor elimde ya da kağıt un ufak oluyor. Sonrası bildiğimiz hikaye. Sular çekiliyor, bulutlar dağılıyor ve kumların ortasında kalıveriyorum.

En zarif betimlemeleri kullanıyorum. Olduğum yerde duruyor ve gözlerimi kapatıyorum. Gördüğüm, anlattığım şeyler, yaptığım tasvirler bu dünyaya ait değiller. Hepsi  hayal ürünü. Hepsi kirlenmemiş bir dünyadan. Bu dünyaya ait değiller. Günlerce bu dünyayı anlatsam, günlerce bu dünyada anlatsam hayatımı, yalvarsam, tam yoluna girmişken her şey, ışıklar söndüğünde bir bakıyorum ki halen aynı yerdeyim. Bu dünya değişmiyor. O zaman gerçeği reddediyorum. Hayallerime sarılmamı kim engelleyebilir ki?

En büyük yazarların, en usta şairlerin hiçbir zaman anlaşılmak gibi bir kaygısı olmadı. Onlar bu dünyadan anlattılar, bu dünyadan yarattılar belki, ama kendi hayallerinden kestiler kalıplarını. Onları ancak ve ancak onların hayal dünyasına girebilenler anlayabildi. Gerçeğin kalıbı hiçbir zaman hayallere uymuyor sevgili okur. Düşündüğüm, hayal ettiğim kaç şey hayallerimdeki gibi oldu diye düşünüyorum. Cevap sıfıra yakın.

Karanlığa düşmüşken güneşi arayan mı daha zayıftır yoksa susuz yazlarda geceye hasret kalan mı? Gerçek dünyada zayıf olmak korkutmuyor beni. Hayallerim çok güçlü ve mutluluk orada. Köprüler kurmak gerekli. En derin düşlerle gerçeklik arasında. Sağlam köprüler kurmak gerekli. Gerçekten kopamayız belki ama düşlere sığınabiliriz.

Bu yazıyı geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da öldürülen Anadolu Leoparı için yazılmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s