Pek Çok Boyutuyla Bir Trafik Kazası

22 Ekim 2013 günü, beş kişilik aile tarihimizin en korkutucu ve üzücü günüydü sevgili okur. Şu yazıda bahsettiğim üzere kardeşim ve babam bir trafik kazası geçirdiler. Babam kazayı hafif sıyrıklarla atlattı ancak kardeşim Mustafa yüzünden yaralandı. Yaklaşık 10 gün hastanede kaldıktan sonra eve çıktı. Bugün itibariyle kazanın üzerinden 19 gün geçti. Bu yazıyı yazma sebebim, öncesi ve sonrasıyla bu olaydan bir takım dersler çıkamak istememdir.

Büyük yeşil nokta kaza yeri

Söz konusu günün sabahında babam ve Mustafa evden saat 07.50 civarında çıkmışlar. babam, çocuğu okula bırakıp oradan işe gidecekmiş. Biz Eskişehir’de Batıkent‘te oturuyoruz. Genelde Batıkent’ten özellikle bizim oturduğumuz tarafı kullananlar Bursa-Eskişehir çevre yoluna çıkıp oradan bastırıp şehir içine giderler. Mahallenin içinde dolaşmazlar. Babam da o sabah aynısını yapmış. Evin önündeki bulvardan gidip sağa dönmüş ve çevre yoluna girmiş. Yola girdiği anda sabah güneşi bir anda gözünü almış ve neredeyse hiçbir şey göremez olmuş. Hızı 50 km civarında olduğu için (öyle hatırlıyor) görüşü sağlama almak için içgüdüsel olarak sağ şeride yanaşmış ve güm!

Sağ şeritte durmuş olan bir tır dorsesine sağ tarafından çarpmış. Bu çarpmanın etkisiyle ön solda oturan ve emniyet kemeri takmayan kardeşim kafasını konsola çarpmış. Ne olduğu bu noktadan sonra şüpheli, çünkü Mustafa hiçbir şey hatırlamıyor. Ama babamın anlattığına göre, babam hemen arabadan çıkmış. Önce Mustafa’nın bacaklarını kontrol etmiş. Sıkışmadığını görünce arabadan çıkarmış. Ancak Mustafa şokta olduğu için sürekli olarak arabaya geri dönmek istemiş. Orada bulunan biri babama yardım etmiş. Daha sonra babam 155’e haber vermiş. Sonrasında da ambulans gelmiş ve bizimkileri en yakın hastane olan Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne götürmüşler.

Saat 08.30’da babam beni aradı ben Bilecik‘te işteyken. Ben de apar topar Eskişehir’e doğru yola çıktım. Saat 10 gibi hastaneye ulaştığımda Mustafa’yı ve annemi gördüm. Mustafa’nın yüzü haricinde herhangi bir sıkıntısı yoktu. Beyinde bir hasar olmadığını da teyit etmiş doktorlar tomografi çekip. Sonra babamın yanına gittim. Başında ufak bir sıyrık vardı. Onun durumunun iyi olduğunu görünce tekrar Mustafa’nın yanına döndüm. İnsan böyle durumlarda aptallaşıyor sevgili okur. Murat‘la ne yapacağımızı bilmez bir halde beklemeye başladık. Bu esnada babamın iş yerinden arkadaşları ve kuzenim Orbay falan sağolsun epey bir yardımcı oldular bu hastanedeki kağıt işlerinde.

Mustafa’yı Osmangazi Üniversitesi Plastik Cerrahi ve Rekonstrüksiyon Bölümü‘ne sevk ettiler. Bindik bir ambulansa annem, ben, Orbay ve Mustafa sedyede yola çıktık. Burada Acil’e girdik önce. Mustafa’nın yüzüne hiç bir müdahele yapmadan, durumu incelediler. Sonra tekrar bir tomografiye soktular. Bu da temiz çıktı. Ancak çocuğun yüzündeki kemikler kırılmış. Bunu söylediler. Burada parçalanmış dudağını temizleyip sardılar ama dikmediler. Daha sonra servise çıkardılar Mustafa’yı.

Aynı akşam o servisteki bir doktor geçici bir dikiş attı Mustafa’nın üst dudağına. Yüzünde ödem ve şişlikler olduğu için hemen ameliyata alamayacaklarını söylediler. Cuma gününe kadar serviste bekledi Mustafa ve cuma günü ameliyata girdi. Tam 3,5 saat süren bir ameliyattan sonra Mustafa derlenip toplanan yüzü ile odaya alındı. Devam eden günlerde de kısım kısım alçı ve sargıları alındı. Bundan sonrası Mustafa’nın iyileşme aşamaları. Şimdi kaza anına geri dönelim.

Babam, yolun üzerinde duran bir tıra çarpmıştı. Şunu netleştirelim, bu kaza emniyet şeridinde olmadı. Bu kaza baya baya akan, en sağ şeritte oldu. Üç şeritlik yolun en sağında oldu, emniyet şeridinde değil. Zaten yolda eminyet şeridi de 1.5 metreden daha kısa. Normal şartlarda sıfır yanaşan bir arabanın bile yarısı dışarıda kalır yolda. Tır şoförü, dediğine göre, lastiği patladığı için orada durmuş. Herhangi bir uyarıcı işaret falan da tahmin edersiniz ki koymamış. Ha koysa da babam zaten göremezdi. Koskoca tırı farkedemedi. Ancak belki de yoldaki o üçgen reflaktöre çarpıp dururdu kendine gelip.

Şimdi bu olay mahkemelik oldu. Babam şikayetçi olmadı ama Mustafa şikayetçi oldu şoförden. Normalde Mustafa da olmazdı ama tırın şoförünün bize yaptığı bir yamuk oldu. Herif gözümüzün içine baka baka yalan söyledi. Babam kaza anında şoförü hatırlamıyor. Daha sonra hastaneye bu tırcı tayfasından bir grup adam geldiler. Babam şoför hanginizdi dedi. Yani zaten olup bitmiş bir olaydı, kalkıp özür dilemeye gelen bir adamı ne dövecek yer ve zaman değildi ne de biz öyle insanlar değildik. Sadece merak etmişti. Adamlardan biri şoförün yola devam ettiğini söyledi. Sonradan kaza tutanaklarına bakınca şoförün yola devam ettiğini söyleyen adamın bizzat şoförün kendisi olduğunu farkettik. Kaza yerindeki ekip, yol üzerinde kurallara uygun olarak durmayan tırcıya %70 kusur, babama da %30 kusur vermiş (ben bu kusur oranları 8 üzerinden verilir sanıyordum, % olarak vermişler). Tır şoförü, 2918 sayılı Kara Yolları Tafik Kanunu‘nun 84. Maddesi’nin k bendinde yer alan “Yerleşim birimleri dışındaki karayolunun taşıt yolu üzerinde, zorunlu haller dışında park etme veya duraklama ve her durumda gerekli tedbirleri almama” ibaresinden, babam ise aynı kanunun 52. Maddesi’nin b bendinde yer alan “Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak” ibaresinden dolayı kusurlu bulundu.

Şimdi kazanın polis tarafından çizilen krokileri şu şekilde:

Image Hosted by ImageShack.us

Tıklayın büyür

Mustafa’nın bu 19 günlük süreçteki durumu da şu şekilde:

Sırasıyla kazadan hemen sonra acilde, aynı gün Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, aynı günün akşamı, kazadan sonra 2. gün ameliyattan önce, ameliyattan sonraki gün, ameliyattan sonraki 3. gün, eve geldiği gün, kazadan sonra 18. gün

Arabamızın kazadan sonraki durumu da şu şekilde:

Image Hosted by ImageShack.usArabamız 2001 model bir Ford Focus‘tu. Kaskosu yoktu. Trafik sigortası vardı. Bu işlerden pek anlamıyorum gerçi, ama araba perte çıktı. Yani yalan oldu.

Şimdi gelelim bu yazının en önemli kısmına, yani bu kazadan çıkarılacak derslere:

1. Emniyet kemerinizi takın. 500 metre ötedeki bakkala bile gidiyorsanız emniyet kemerinizi takın. Yanınızda sizinle yolculuk edenlere de taktırın. Bu kazada kardeşim emniyet kemeri taksaydı, burnu bile kanamazdı.

2. Hava yastığı hayat kurtarır. Kardeşimin hayatını kurtardı.

3. Yılın hangi mevsimi, günün hangi saati olursa olsun muhakkak aracınızda Çin Malı bile olsa bir güneş gözlüğü bulundurun. İlla ki orijinal İtalyan Rayban olmasına gerek yok.

4. Benzer bir kaza geçirince panik yapmayın, soğuk kanlı olun. Bu yanınızdakilere de cesaret verecektir.

5. Yaralanmalı bir kaza olduğunda muhakkak ifadeniz alınacaktır. İfade vermeden önce mutlaka eşinize dostunuza, varsa bir avukatınıza danışın. Şikayetçi olup olmayacağınıza karar verin. İfade verirken de dürüst olun, çakallık yapmayın. Olayı olduğu gibi anlatın. Çakallık yaparsanız başınıza patlar.

6. Kasko yaptırın. Mutlaka kasko yaptırın. Üç lira beş lira lanet olsun, yaptırın.

7. Kardeşimde olduğu gibi bir estetik operasyon vs. gerektiren bir duruma düşerseniz siz ya da yakınınız, sakın aceleye getirmeyin. Böylece konuyla ilgili en iyi hekim, en iyi imkan ve koşulları elde etme fırsatını kaçırmamış olursunuz. Ayrıca alelacele yapılan bir estetik ileride sıkıntılara yol açabilir. Biz bu konuda şanslıydık.

8. Kaza ile ilgili herşeyi muhakkak iki kopya halinde saklayın. Raporlar, hastane raporları, sigorta poliçesi falan. Ne kadar evrak varsa hepsini saklayın, en az iki kopya.

9. Kazada yaralanan küçük bir çocuksa çocuğun ifadesini Çocuk Şubesi alıyor. Çocuğun yaralanma vs. durumuna göre ifade alma işlemi 10 gün sonra bile olabiliyor. O yüzden birileri işi aceleye getirmek isterse izin vermeyin.

Şu an kardeşim iyileşiyor. Giderek toparlanıyor. Kazaya dair hiçbir şey hatırlamıyor. Yüzü haricinde herhangi bir yerinde bir yaralanma ya da hasar olmamıştı. Yüzü de her geçen gün düzeliyor, şişlikleri iniyor. Ameliyatta yüzüne iki tane platin yerleştirildi, dümdüz olan burnuna yeniden şekil verildi. Avantajımız yaşının küçük olması oldu. Çocuğun gelişimi halen sürdüğü için platinleri alınacak ileride.

Çok zor zamanlardı sevgili okur. Yanımda yakınımda olan, arayan, mesaj atan, hastaneye gelen, gelemeyen herkese çok teşekkür ederim. Böyle zamanlarda insanın tanıdıklarının bu şekilde araması iyi oluyor. Aksi halde sürekli durumun üzücülüğüne saplanıp kalıyor insan. Herkese kazasız, belasız güzel günler dilerim.

Reklamlar

3 responses to “Pek Çok Boyutuyla Bir Trafik Kazası

  1. Mert Göksüzoğlu

    Geçmiş olsun kardeşim. Daha kötülerinden saklasın. Mustafa’nın iyileşmesine sevindim. Umarım en kısa zamanda hiçbir şeyi kalmaz tamamen iyileşir.

  2. Büyük geçmiş olsun. Umarım insanlar yazdıklarından ders çıkartırlar. Bir de artık Rusya’da zorunluluk olan ve benim de aracımda hobi olarak bulunmakta olan araç içi kayıt cihazının Türkiye’de zorunlu olması lazım.

  3. Burcu Erkul

    Mesut gerçekten üzücü bir olay büyük geçmiş olsun. Yazdıkların gerçekten çok faydalı herkes için.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s