Ben Ne Rüyalar Gördüm!

Dün gece uzun süre sonra süper kurgulu bir rüya gördüm. Önce bu rüyanın ortaya çıkmasında etkili olan faktörleri yazıyorum: Özgür Abi ile yaptığım telefon konuşması ve Volkan‘ın telefonunda gördüğüm tesisatçı isimli oyun. Evet, şimdi rüyaya geçebilirim.

Rüyamda Özgür Abi beni yeni açtıkları otele davet ediyor. Otel konum olarak bugün Eskişehir’de yeni yapılan The Merlot Otel‘in yerinde. Burada beni misafir edeceğini söylüyor. Gerçekten de beni mükemmel bir odaya alıyorlar. Hayatımda gördüğüm en geniş yatakta uyuyorum. Ertesi sabah uyanıyorum, otel odasını hiç gezmediğimi farkediyorum. Meğer ben bir kral dairesinde kalıyormuşum! İç içe bir sürü oda görüyorum. Ancak en arka odaya geçtiğimde burayı normal bir ev odası gibi buluyorum. Boya kovaları var yerlerde. Badana fırçaları falan var ve bu odaya açılan üç tane kapının üzerine otelin amblemi bulunan şeritler çekmişler. O an odanın içerisinde bulunan bir masanın üzerinde bir takım dini kitaplar görüyorum. Biraz daha ileride üzerinden henüz biri kalkmış gibi duran bir yanında tespih, diğer yanında da ninelerin taktığı kahverengi şallara benzer bir örtü duruyor. O anda şu hisse kapılıyorum: Ben bu odada yalnız değilim.

İçimden Özgür Abiye kızıyorum. Beni neden böyle bir odada konaklattı diye. Otel, sanki tadilat ve yapım çalışmaları devam ediyormuş gibi duruyor çünkü. Üstüne üstlük, tanımadığım biriyle gece aynı yerde kalmışım, haberim yok. İçimde, üzerinde otelin amblemi bulunan şeritlerle kapatılan kapıları açmaya yönelik bir merak uyanıyor. En baştaki kapıyı açıyorum. Eski tip bir tuvalet çıkıyor karşıma, tesisat yerlerde, her yer fayans kırığı, hemen kapatıyorum kapıyı. Ulan diyorum beş yıldızlı otelin odasının içindeki manzaraya bak. Madem yetişmedi işler, açmasaydınız oteli. Diğer kapıyı açıyorum ve korkudan ağlamaklı oluyorum: Çünkü odada sıra sıra dizilmiş on kadar çocuk ranzası var ve hepsi örümcek ağlarıyla kaplı. Yırtılmış duvar kağıtları, yerde sökülmüş kaplamalar ve duvarlarda çocukların çizdiği resimler. Odanın camları tahta perdelerle kapatılmış. O anda içimde bir his peydah oluyor: Meğer burası eskiden bir yetimhaneymiş ve restore edip otele çevirmişler!

Son kapıyı açmak için hamle yaptığımda içeriden kapıya gümm diye birşey çarpıyor ve ben artık korkudan altıma işemek üzereyken kral dairesinden kaçıyorum. Aşağıya lobiye iniyorum. Otelin müşterleri bir yandan otele geliyorlar. Beni Özgür Abi görüyor ve “Hayırdır Mesutcum?” diye soruyor. Abi diyorum, yetim yurdu muydu burası? Evet, diyor, senin kaldığın odada hepsi yangında ölmüş.

Rüyanın bundan sonrası yok. İyi ki de yok zaten. Sabah sol bacağım uyumuş bir şekilde kalktım yataktan. O kadar kasılmışım.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s