Ankara’nın Korsan Turları

Geçtiğimiz ayın son gününde Ankara‘daydım. Bakanlık’ta bir toplantı vardı. Aynı günün sabahında Alper’le buluşup biraz sohbet ettikten sonra Konya Yolu üzerinde, Balgat’ta bulunan Ek Hizmet binasına, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü‘ne gittim.

Bakanlığımızın bu hizmet binasına daha önce hiç gelmemiştim. Kızılay’daki ana binaya birkaç defa gitmiştim, merkezi bir yerdi, ulaşım da çok kolaydı. Sağında solunda da epey güzel yerler vardı.  O yüzden orası bana daha sevimli geliyordu. Ancak bu bina, daha çok plazaya, iş merkezine benzeyen, basık bir yerdi. Sevemedim pek.

Burada, Güven Abi‘yle karşılaştım yıllar sonra. Ayaküstü muhabbet ettik biraz. Saat 10.00 civarında toplantı başladı. Öğle yemeğinden sonra toplantının ikinci kısmı başladı. Saat üçe doğru katılımcılar, katıldıkları illerle ilgili son talimatları aldıktan sonra toplantı bitti.

Birkaç gün öncesinden itibaren, hızlı trende yerler tamamen olmuştu. Zor bela gidiş için bilet bulabilmiştim ama dönüş için tek bir bilet dahi yoktu. Trene bilet olmadığı için tek şansım otobüstü, AŞTİ idi. Hemen yakında olmasını fırsat bilip taksiye atladım ve AŞTİ’ye gitmek istediğimi söyledim. Beş dakika sonra AŞTİ’ye ulaştık, ancak yolun karşısına geçiş mümkün olmadığı için, bir beş dakika daha yolculuk yapıp karşı şeride geçtik. Burada acemiliğime geldi. AŞTİ’nin karşısında inip, biraz riske girerek bariyerlerden atlayabilirdim. Böylece taksi parasını iki katı ödemek durumunda kalmazdım. Neyse, ki iki katı olarak ödediğim para da çok değildi.

AŞTİ’ye girdim. Sırasıyla tüm firmalara sordum ve Eskişehir’e tek bir bilet dahi kalmadığını öğrendim. Ertesi günkü 1 Mayıs İşçi Bayramı tatilini bilen ama çoğunluğu işçi-emekçi olmayan kitleler, üç günlük tatile gitmeye tercih ettiğinden, tüm yönlere tüm biletler doluydu. Yakındaki illere bilet bulmak ise imkansızdı. İşte tam bu umutsuzluk içerisindeyken, onu gördüm.

Yanar dönerli kırmızı renk ceketi, kot pantolonu ve mavi renk terliklerinden taşan parmaklarıyla yanıma bir adam yaklaştı. Eskişehir’e mi, diye sordu. Hangi firma, diye sordum. 30 kişilik özel araba abi, dedi. Abi dedi babam yaşındaki adam bana. Daha önceden Ankara’dan gelip gidenler hep anlatırlardı bu korsanları. Başka bir çarem yoktu Eskişehir’e dönebilmek için. Nereden kalkıyor, dedim. Adam tek cevap vermeden hemen şu aşağıda gördüğünüz kağıt parçasının üzerine çarpılar atmaya başladı 🙂 30 lira abi, biz götürücez perona dedi. Heh, dedim, süper.

bilent Saat 15.30’a kadar bu abi tek tük, toplumun her kesiminden vatandaşı toparladı, bu çakma biletlerden yazıp verdi. Nihayet bir işaret yaptı ve kalabalık bir topluluk halinde peşine düştük. Gittik, gittik, AŞTİ’nin dışına çıktık. Yol kenarında beklemeye başladık. Korsan ya, otogar’ın içerisine giremiyor araç. Neyse, çok bekletmediler bizi, araba geldi. Yarım otobüs, 30 kişilik. Kemal Sunal‘ın Atla Gel Şaban filminde minibüse doluşan yolcular vardı hani. Aynı o sahne, doluştuk arabaya. Neyse ki o çakma biletlerin üzerine koltuk numarası yazmışlardı korsan da olsa. Herkes yerine yerleşti ve korsan kaptanımız startı verdi.

Arabada tabiki muavin yoktu. İkram mikram da yoktu. Zaten bir şey yiyecek halde de değildim, sabırsızdım, bir an önce gitmek istiyordum. Yol boyu düşündüm sevgili okur. İçim sızlaya sızlaya düşündüm: Ulan farkında olmdan bu hızlı trene ne alışmışız be! Resmen ağırıma gidiyordu fazladan 1.5 saat yolculuk yapmak!

Polatlı’yı çıktık 1,5 saatte. Sivrihisar’a 10-15 kilometre kala Nasrettin Hoca Dinlenme Tesisleri‘ne girdik. Genelde daha az kurumsal firmalar, küçük tur firmaları ve korsan otobüsçüler mesafeye, süreye bakmaksızın bu tesise molaya girerler. Burada çalışan ve Sivrihisar’dan tanıdığım bir arkadaşımın dediğine göre, buraya otobüs ya da minibüsle gelip yolcu getiren kaptan şoförler, korsan dahi olsalar, bedava yemek yiyebiliyorlarmış. O yüzden Ankara’dan dandik bir firmayla Eskişehir’e dönüyorsanız %99 burada mola vereceksiniz demektir.

eskNeyse, akşam saat yediye doğru Eskişehir’e girdik. Burada da tabiki otogara giremedi araba. Otogarın arka kısmında durdu. Burada kaçak göçek indik ve bir iki dakika içerisinde adam bastı gitti.

Bu işin cezası çok yüksek. Yolda polis durdurunca hem yolcuya hem de şoföre ceza kesiliyor. Haydi bakalım 🙂 Peki suçlu kim burada? Fırsatçılar mı? Yoksa talebi görüp arzı boşveren otobüs firmaları mı? Yoksa evine, işine gitmeye çalışan vatandaş mı? Tabiki otobüs firmaları! Seferlerinin doluluğunu öngöremeyip, ek sefer koymayan, sonra da para kazanamıyoruz diye ağlayan otobüs firmaları. Hızlı trene yolcu kaptırdıkları kesin. Ancak bu dezavantaja rağmen, kendileri adına tek bir olumlu adım atmayan da yine onlar. Otogardaki korsan firmaları, simsarları görmüyorlar mı? Bir ek sefer koymak ne kadar imkansız olabilir ki? Ankara’dan Eskişehir’e gidip geliyorsanız muhakkak başınıza gelmiştir ve gelecektik bu durum. Ona göre tüm biletlerinizi mümkün olan en erken zamanlarda almakta fayda var. Yapabileceğiniz tek şey bu.

Neyse, bu da böyle bir tecrübeydi benim içim sevgili okur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s