70 Yıllık Osmanlıca Mektubun Çevirisi

Bu yazı şu yazımın devamıdır sevgili okur. Okumadıysan önce şu yazıma göz at.

Şimdi bir önceki yazıda yayımladığım görsellerin ne ifade ettiğini bu yazıda anlatacağım sevgili okur. Osmanlıca’dan tek bir harf dahi anlamadığım için de bunu Yahya Yeşilyurt hocamın sayesinde ve yardımlarıyla yapacağım.

Mektup Hopa’dan gönderilmiş.

Hasan Bey Kardeşim,

29-02-1956 tarihli mektubunu aldım. Çok sevindim.

On bir yıldır birbirimizi göremedik. Artık iyiden iyiye birbirimize hasret kaldık.

Hasan Bey, taptaze ve çok sıcak olarak aklımda ve gözümün önünde olduğun ve olduğunuz halde hesablıyorum. Oralardan ve sizlerden ayrıldığım 11 sene gibi uzun zaman geçmiş. Artık siz başta olmak üzere ahbablar ve dostları gözüm aramakta ve Gözüme doğmaktadır. O günler pek yakın. Mayıs sonunda yollar açılır. Ilk fırsatta beklerim. Hatta Hüsni ve Hasan kardeşlere de tenbih ederim seni alırlar. Mamafih mümkün olsa da Hazer’i de getirseniz, çok zevkli kaçardı. O mektuplarıma dahi zor cevab veren bu ricalı ağasına böyle selamımı söyleyiniz. Bu vesile ile bana selamı olan Deli İsmail ve Oruç Bey’e ve soran Arpaçaylı olursa cümlesine sevgi ve selamlarımı yollarım.

Emeklilik maaşının tahakkuk etmesine ve bil-hassa 424 lira bihayli maaş vereceklerine çok sevindim. Temiz niyetler ve maksadlarla vatan ve millet hizmetinde ne kadar haşr ve neşr olduğunu iyi bildiğim için senin için az dahi olan bu paraya çok sevindim ve senin hakkında iyi duyanlara da emin şekilde duyacaklarına eminim. Tekrar beyan-ı memnuniyet ider iken seksenden emekliliğe sevk edildiniz, ben burasını düşünüyordum. Acaba 70 den mi? Seksenden mi diye.

Burada arkadaşlara selamınızı söyledim. Bil-mukabele selamları vardır. Ağabeyime de selamını yazacağım. Evden eve ve size de hürmetleri yollarlar. Küçüklerin gözlerinden öperim. Size de hürmet ve sevgilerimi yollarım.

Aziz dostun.

Kardeşin Hakkı Aydın.

İfadeleri, kalıpları okudun değil mi sevgili okur? Nasıl hoş, nasıl kibar değil mi? İnsanın okudukça okuyası geliyor. Yahya Hocamla mektup üzerine biraz konuştuk. Ben açıkçası ellilerde, altmışlarda insanların halen Osmanlıca yazdıklarını bilmiyordum. Hatta yetmişlerde seksenlerde bile insanlar yazıyorlarmış. Eh tabi, Osmanlıca öğrenerek büyüyüp sonradan Latin harflerine geçince bunlar da haliyle bırakamamışlar eski harfleri.

Şu aşağıda gördüğünüz çok yıpranmış evrakı imzalayan kişi kim biliyor musunuz? Kazım Karabekir! Hasan Basri adlı kişinin (ki dedem olur) terfisiyle ilgili bir evrakmış bu da. 15. Kolordu karargahına hitaben yazılmış. Evrak çok yıprandığı için bir defa da okuyamadı Yahya Hoca. Ama en kısa sürede bunda da neler yazdığını çözecektir.

Yıllar öncesinden gelen bu evraklardan çıkan müthiş detaylara bayılıyorum sevgili okur. İlerleyen günlerde çok daha heyecanlı ve fantastik belgelerle karşında olacağım sevgili okur. Bekle beni 🙂

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s