Proofhead Antalya’da!

Uzun bir aradan sonra yine Antalya’dayım sevgili okur. Hava Yönetimi Mevzuatı Eğitimi kapsamında, Antalya Kemer’de Grand Haber Otel’deyim. Pazar günü Eskişehir’den Kemer’e direkt olarak giden tek otobüse, Pamukkale Turizm’in saat 13.30 arabasına bindim. Eskişehir İl Müdürlüğü’nden Yunus Emre ve Erdem Abi de bu eğitime gideceklerdi. Önceden herhangi bir plan yapmadan, otogarda buluştuk. Otobüsün hareket edene kadar muhabbet ettik. Erdem Abi, Iğdır Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne yeni atanan Eskişehirli bir arkadaşın da eğitime geleceğinden bahsediyordu. Yolculuk tam zamanında başladı. Son durak olan Kemer’e saat 21.00’de varacaktık. Ben, bu yolda geçecek süreyi nasıl geçireceğimi önceden planlamıştım.

Otobüs hareket ettikten kısa süre sonra henüz Seyitgazi ilçesine varmamışken, otobüste bir kadın rahatsızlandı. Ambulansı aradık hemen. Kısa sürede ambulans gelip kadını otobüsten aldı. Aklıma İlkan Abi geldi bu esnada. Okuyorsa kesin gülecektir. Rahatsızlanan kadını otobüsten ambulansa aktardıktan sonra yolculuğa devam ettik. Önce Penguen’nin son sayısını okuyup bitirdim. Daha sonra otobüsün görüntü kalitesi berbat Türkçe dublajlı film arşivine bir göz attım. Machete (Ustura – 2010) filmini hiç izlememiştim. Onu izledim. Filmin ortalarına doğru Afyon Otogarı’na girdik. Burada hiçbir özelliği, artı lezzeti olmayan sucuk dönerden yedik bizimkilerle. Çok fazla durmadık. Zaten dönerden sonra otobüs hareket etti. Filmi yeniden açıp izledim ve bitirdim. Filmden sonra havanın yavaştan karardığını fark ettim ve bir süredir okuduğum kitabı aldım elime. Şansıma kitabın süper keyifli bir kısmı gelmiş ve yaklaşık bir saatim de böylece gitmiş oldu.

Kitap okumaya ara verdim. Otobüsün içerisi çok gürültülü olduğundan kulağımda kulaklık vardı. Müzik açık değildi, sadece ses yalıtımı için kullanıyordum. Kulaklığı çıkarınca otobüsün içinin hala çok fazla gürültülü olduğunu fark ettim. Bir şeyler yazsam mı diye düşündüm. Ancak bu gürültüde yazmak çok da verimli olmayacağından yine otobüsün film arşivinden The Bank Job (2008) filmini açtım. Film cidden güzelmiş. Bittiğinde Antalya’ya girmiştik. Saat tam 20.00’de Antalya Otogarı’na girmiştik. Ancak hala Kemer’e yarım saat kadar yol vardı. Bu son yarım saatte hiçbir şey yapmadan gece karanlığına baktım durdum.

Nihayet Kemer Otogarı’na vardığımızda hiç vakit kaybetmeden bir taksiye atladık. Beş dakikada bizi otele getirdi. Kayıt işleminden önce resepsiyonun tavsiyesiyle akşam yemeğinin son kırıntılarına yetiştik. İyi ki böyle yapmışız, çünkü epey acıkmıştık. Yemekten sonra gidip otele kayıt yaptırdık. Yolda gelirken Yunus Emre ve Erdem Abi’nin aynı odada kalacaklarını öğrendim. Eğitime birlikte geldiğimiz Şube Müdürüm Talat Bey de benden daha erken saatte otele gelmiş ve single odaya rezervasyon yaptırmıştı. Ben içimden umarım oda arkadaşı olarak kafa dengi birileri denk gelir diye geçirmeye başladım. Bana rastgele bir oda verdiler. Odaya çıktım ve benden önce kimsenin gelmediğini gördüm. Acayip yorgun olduğumdan hemen duşa girdim. Duştan çıkınca odada ikinci bir çanta fark ettim. Kısa süre sonra da kapı açıldı ve içeri biri girdi.

16441_b

Hayat çok garip sevgili okur. Merhaba ben Mesut, dedim. Aaa, ben de Mesut, dedi. Erdem Abi’nin Eskişehir Otogarı’nda bahsettiği Iğdır Çevre Müdürlüğü’nden gelen arkadaştı bu kişi: Mesut Ahmet. Ailesi Eskişehir’de oturuyormuş. Kendisi de Iğdır’a yeni atanmış. Tanıştık, epey kafa dengi çıktı. Saat 23.00’e doğru uyudum. Sonrasını hatırlamıyorum.

Sabah saat 08.30’da acayip dinlenmiş olarak uyandım. Hazırlandık ve kahvaltıya indik. Burada Yunus Emre ve Erdem Abi’yle buluştuk. Mesut’la bunları da tanıştırdım. Kahvaltıdan sonra önce denizin kıyısına gittik. İlk defa bir plajın otelin dışında olduğunu gördüm. Ana kapıdan dışarı çıkıp yolun karşısına geçiyorsunuz. Karşıda plaj var. Deniz çok dalgalıydı. Bir halta yaramadı, geri döndük. Lobide beklemeye başladık. İlk defa internete burada girdim. Bir önceki gece internete girmeyi denediğimde, bu otelde odalarda internetin “ücretli” olduğunu öğrendim. İnternet yalnızca lobide ücretsiz. Ona da internet derseniz ayıp olur. Bu kadar yavaş bir internet ancak eskiden çevirmeli modemle girerdik, onlarda olurdu. Hani 100 kb.lık bir görsel indirdiğimizde indirme çubuğunun yavaşça dolmasını beklerdik. Aynı yavaşlık işte. Facebook’u açıyorsunuz, sayfanın kendine gelmesi bir buçuk dakika sürüyor.

Bu ölümüne yavaş interneti geride bırakıp saat 10.00’da eğitime girdik. Eğitimin teknik içeriklerinden bahsetmiyorum. Saat 12.30 civarı yemek arası verdiler. Restorana gittiğimizde kuyruğun kapıdan taştığını gördük. Zira o esnada otelde üç farklı kurumun tam dört farklı eğitimi vardı. Restoranda zor bela oturacak bir yer bulup beklemeye başladık. Baktık olacak gibi değil, ufak tefek doyurduk karnımızı. Bir sonraki ders saat 14.30’da başlayacağından yine lobide dönüş yolu alternatiflerini konuştuk.

Öğleden sonraki eğitim tam planlandığı saatte bitti. Erdem Abilerle ve Talat Bey’le vedalaşıp adaşımla odaya çıktık. Şortumuzu terliğimizi alıp havuza koştuk. Pek bir hevesle gittik ama apıştık kaldık. Bir grup havuzun yarısını işgal etmişti. Diğer grup da havuzun diğer yarısında kontrolsüzce eğleniyordu. Adaşımla fazla durmadık, tekrar odamıza çıktık. Bu yazıyı yazmaya başladım. Saat 19.00’da akşam yemeğini için aşağıya indik. Yemekten sonra iki saat kadar lobide takıldık. Yazıyı yazmayı bitirdim. Şimdi yayımlayacağım. Bakalım yarın neler olacak. Antalya’dan sevgilerle sevgili okur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s