Sabahattin Ali’nin İkizi

Lanet olsun içimdeki karanlığa. Hayatı betimlerken kullandığım tek renk siyah. Siyahın olmadığı her yerde ise o var…

Ömrü boyunca, yaşamak istemediği, hak etmediği bir hayatı yaşamak zorunda kalan Raif‘i betimleyen Sabahattin Ali‘nin de favorisi bu renk değil mi? Düşünsene, değeri yıllar sonra anlaşılacak leziz romanlar yazıyorsun, birileri sana iftiralar atıyor, sonra seni yurt dışına kaçıracak adamın ihanetine uğruyorsun; hayatın boyunca saplandığın karanlık, acı dolu hayatına yakışır bir şekilde bir ormanda öldürülüyorsun. Cesedini günler sonra buluyorlar. Ne büyük trajedi sevgili okur.

sabahattinaliSabahattin Ali’yi kahve fincanının yanına malzeme yapmadım hiç. Madonna‘yı neredeyse ağlamaklı okudum. O günden beri ne zaman görsem Sabahattin Ali’yi bir yerlerde, hemen tüm dikkatimi üzerine yöneltirim. Geçen gün bir mekanda Kafka Okur‘un bir sayısında Sabahattin Ali’yi gördüm yine. Kapakta şu fotoğrafı vardı. Yazmışlar uzun uzun hayatını. Eserlerini incelemişler. Orada yazanları okuyunca anladım ki, her kitabı kendisi (Okumadığım kitaplarını da incelemişler). Sonra şu aşağıdaki cümleleri çiviledi, mıhladı beni. Hissettiğin şeyi bu kadar detaylı, bu kadar açık açık ve ilginçtir bu kadar kısacık ve üstü kapalı anlatabilir misin sen sevgili okur? İşte Sabahattin Ali yapmış:

Sonra çıkıyorsun dışarı, bakıyorsun güneş hala tepede. Yıllardır kurduğun cümleyi bilmem kaçıncı kez kuruyorsun: “Ne yapalım, kısmet değilmiş…”

Beynimde aynı satırlar dönüp duruyor. Sonra anlamaya çalıştım, gerçekten ne düşünüyordu bunları söylerken diye, gözlerinin içine baktım siyah beyaz fotoğrafından uzun uzun. Mutlu görünüyor gibi, ama mutlu görünmeye çalışıyor gibi de. Sonra bu yüzü daha önce gördüğümü fark ettim.

adamlar

İlginç değil mi? Bir mesaj aldım, üzüldüm. Aklıma yukarıdaki cümleler geldi. Sonra beynim beni nerelere, nelere sürükledi. Bir gün Sabahattin Ali’yi anlatan bir film çekilirse ki adamın hayatı gerçek bir film senaryosu, muhakkak Russell Crowe‘u oynatmalılar. Yalvarmalı, yakarmalı, onu oynatmalılar.

Her neyse. Bizim bu müthiş karanlığımızla yoğurulan bir gece daha bitecek. Güneş belki de yarın…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s