Babamın Guatr Ameliyatı

Babam yaklaşık iki yıldır guatr rahatsızlığı çekiyordu. Hastalık ilk defa teşhis edildikten sonra, doktoru önce ilaçla tedavi yolunu denemeyi önerdi. Gerçi ameliyatı da önermiş olabilir ancak ilaç gibi bir alternatif varken babam da ameliyata çok sıcak bakmadı. O günden bu güne kadar, dönem dönem testler, tahliller yaptırdı, ilaç kullanmaya devam etti. Ancak hastalığı, iyileşmek şöyle dursun biraz daha ilerledi. Tabi o dönemleri bilirsin sevgili okur. Benzer hastalıklar yaşamış ya da bu hastalıkları yaşayanları tanımış kişilerin tavsiyeleri duyarsın hep. “Sakın ameliyat olma, ilaçla tedavi en iyisi”, “İlaçla vakit kaybetme, hemen ol iyileş”, “Ameliyat olsan da boş, hastalık tekrarlıyor” gibi tavsiyeleri duyuyorduk hep. Bizim durumumuz da bunlardan ikincisi oldu. İlaçla vakit kaybettik. Gerçi ilaç kullanmasaydı bu zamana kadar ne halde olurdu onu da pek kestiremiyoruz.

Doktorun en başında ortaya koyduğu ameliyat senaryosu gerçek oldu. Pazartesi günü, babamla görüştüm ve Perşembe günü ameliyat olacağını öğrendim. O hafta Perşembe ve Cuma günleri için izin aldım. Çarşamba günü hastaneye yatış yapıldı ve biz muhtemelen ertesi gün, Perşembe günü olacak ameliyat için beklemeye başladık. Ancak babamın doktoru Prof. Dr. Ercüment Paşaoğlu’nun tavsiyesiyle operasyon Cuma sabahına ertelendi. Perşembe günü ameliyat öncesi bir takım hazırlıklar tamamladı. Cuma sabahı saat tam 08.00’de babamı ameliyathaneye uğurladık.

Kimse düşmesin hastaneye, zor iş. Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde ameliyata giren hastaları beklemek için bir ameliyathane bekleme salonu yapmışlar. Burada pek çok hastanede olduğu gibi monitörden hastanın ameliyat durumunu izleyebiliyorsunuz. Ancak babamın tam dört saat süren ameliyatı boyunca bizim ekranda okuduğumuz tek ibare “Ameliyata alındı” ibaresiydi. Doğal olarak biz bu kadar uzun süreceğini tahmin etmiyorduk ameliyatın. Saat 12.00’de babamın ameliyat sonrası yoğun bakıma alındığını söylediler. Buraya bir takım gerekli malzemeleri götürüp teslim ediyorsunuz: Önden ilikli pijama, böbrek küvet, ıslak mendil, kağıt havlu, terlik ve doktorun gerekli göreceği bilumum malzemeler. İçeri girmeniz, yoğun bakımdaki hastayı görmeniz falan mümkün değil. Tüm bu bekleme süresinde yoğun bakım ünitesini telefonla arayıp hemşireden hastanın durumunu öğrenebildik. Nihayet saat 17.00’de babamı servise çıkardılar.

Boğazında yer alan iki kitle, tahmin edilenden büyük çıktığı için operasyon beklenenden uzun geçmiş. Yani Ercüment Hoca’nın bize söylediği bu şekilde. Ancak başarılı bir operasyon olduğunu da eklemiş adam sağ olsun.  Boğazdan iki tane tahliye aparatı koymuşlar. Burada biriken kan ve diğer sıvıları vakumlayarak çekiyor. Boğaza bağlı olarak duruyor bu aparatlar. Bepanthen Pastil isimli ilacı istediler. Boğazı ağrıdığı zaman alması gerekiyormuş. Hemşirelerin ve asistanların ısrarla bir şeyi tekrar edip durdular: Hastanın ellerinde, ayaklarında ya da dudak kenarlarında karıncalanma, uyuşma olursa hemen haber vermeliymişiz.

Babamın durumu şu anda gayet iyi. Ameliyatın üzerinden 48 saat geçti. Şu anda ben de hastane odasında, onun yanında yazıyorum bu tecrübeleri. Ameliyattan sonra annemlerle konuşmasını saymazsak, doktoru hafta sonuna rastlaması sebebiyle, hiç görmedik. Tiroit bezi tamamen mi alındı, bir kısmı mı alındı, yoksa sadece yabancı kitleler mi temizlendi bunu henüz bilmiyoruz. Detayları konuşamadık. Ben bu yazıyı burada boş boş otururken yazıyorum Umarım birilerine faydalı olur diye. Sağlıklı günlerin olsun sevgili okur. Kendine dikkat et.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s