Önder’in İbretlik Aşk Hikayesi

naugthy_kiss__by_souqran-d9g346jÇalıştığı kafenin her türlü ihtiyacını çok yakındaki bir marketten temin ediyordu Önder. Bu işten nefret ediyordu. Her sabah, sokağın diğer ucundaki süpermarkete gidiyor, o gün için ne lazım olacaksa raflardan toparlıyor, tıka basa dolu dört torbayı sallana sallana taşıyordu. Vicdansızlar, fazladan bir torba daha vermiyorlardı. Sanki fazladan verecekleri her torba, hanelerine yazılacak bir günahtı. Önder her sabah, ancak bu lanet alışveriş ritüelini tamamladıktan sonra rahat bir nefes alabiliyordu. Ah, saat dört olsa dakika beklemeden tüyecekti ama işte, gelen gidenin arkası da kesilmiyordu. Tuhaf, insanlar ne kadar parasız olursa olsunlar, çay içmekten, tost yemekten alıkoyamıyorlardı kendilerini. Önder, kafenin müdavimi öğrencilere hayretle bakıyordu. Gerçekten tuhaf!

Önder, bu kafede işe başladıktan bir ay kadar sonra kafenin işletmecisi ona ertesi gün, sabah erkenden değil, öğle vakti gelmesini söyledi. Başta itiraz edecek gibi oldu Önder, sonra ses etmedi. Bir aydır her sabah erkenden uyanıp yollara düşmek, insanlar henüz yeni uyanıyorken alışverişe gitmek ve sonra da dükkan açmak canından bezdirmişti. Şimdi en azından öğlene kadar uyuyabilecekti. Ancak gece de çok geç saatte döneceği için gün içerisinde hiçbir şey yapamayacaktı. Olsun, zaten sabahları da çalışıyorken akşamları bomboş geçiyordu.

Öğlen geldiği ilk gün, Önder dikkat çekici bir şekilde gayet neşeliydi. Hatta kafenin işletmecisi Önder’in bu neşesini fark etmiş ve ilk defa Önder’e karşı bir patron sevecenliği sergilemişti. “Al bakalım şunu Önder, sana zahmet marketten iki kutu yarım yağlı süt alır mısın? Senin yerine sabaha geçen arkadaşın almayı unutmuş.” Önder’in neşesi biraz kaçar gibi olduysa da fazla üstelemedi. Patronun elinden yirmi lirayı kaptığı gibi sokağın başındaki süpermarkete gitti. Buraya son bir aydır sürekli sabahın köründe geldiği için marketi günün bu saatinde gördüğünde biraz şaşırdı. Market cıvıl cıvıldı, kasaların önünde kuyruklar uzanıyordu. Marketin her köşesinde insanlar alışveriş yapıyorlardı.

Önder, artık ezbere bildiği rafları geride bıraktı ve elinde iki kutu sütle kuyruklardan birine girdi. Sıra kendisine geldiğinde kısa boylu, bıkkın kasiyeri görmeyi umuyordu. Ancak öyle olmadı. Önder’in gözleri büyüdü. Kasiyerin önüne süt kutuları bırakıverdi şaşkınlıkla. Kız, gülümseyerek “Hoş geldiniz” dedi. Önder, söyleyecek kelime bulamadı. Saçma sapan bir gülümsemeyle kızın uzattığı poşeti açmayı dahil akıl edemeden elinde süt kutularıyla uzaklaştı. O gün gece olduğunda Önder eve koşarak gitti ve ertesi gün bir an önce işe gitmek için hemen uykuya daldı.

Ertesi gün öğle vakti kafeye geldi Önder. Sabahçı arkadaşını buldu. Sabah alışverişinde almayı unuttuğu bir şey olup olmadığını sordu. Çocuk, o sabah alınacak her şeyi eksiksiz aldığını söyledi ve ekledi: “Merak etme Öndercim, bugün markete gitmene gerek kalmayacak.” Önder içinden küfretti çocuğa. Tüm gün kafeden çıkıp markete gitmenin bir yolunu aradı. Aradığı fırsat gece saat on sırasında ayağına geldi. Müşterilerden bir tanesi o anda kafede olmayan bir tür kahve istedi. Patron Önder’e usulca sordu “Markette gidip bakabilir misin var mı diye?” Önder daha soru bitmeden kapıdan çıkmıştı bile. Markete yaklaştığında kalbinin deliler gibi çarptığını hissetti. Onu en son bu kadar çok heyecanlandıran şeyin ne olduğunu düşündü. Aklına bir cevap gelmedi. Marketin kapısından girip hemen kasalara doğru yöneldi. Dün gittiği kasaya yöneldi. Tam bu esnada kasadan kalkıp arkadaşlarına seslenen kızı gördü: “Kızlar iyi akşamlar, yarın öğlen görüşürüz.” Kız Önder’i fark etmedi ama Önder, elde ettiği bu yeni bilgiler sayesinde kendini hayatın sırrına ermiş bir evliya gibi hissetti. Demek ki bu kız öğlenleri geliyor ve gece saat onda çıkıyordu. Bunları düşüne düşüne kafeye döndü. Patronu hemen koluna girdi: “Aldın mı Önder? Var mıymış?” Önder şaşkınlıkla cevap verdi: “Ne aldım mı? Haa, evet kahve. Baktım, ne yazık ki o kahveden yoktu.”

İkinci hafta bittiğinde Önder kızın adını bile öğrenmişti. Her gün işe tam on iki de geliyor her akşam da saat onda çıkıyordu. Kafeye gelip giden öğrencilerden bir iki tanesi Önder’le samimi olmuştu. Önder bu çocuklara marketteki kızdan bahsedince çocuklar ara sıra markete gidip kızı gözetliyor, Önder’e kız hakkında bilgi sağlıyorlardı. Kızın adını da bu şekilde öğrenmişti hatta. Bir gün bu öğrencilerden birisi Önder’e yaklaştı ve marketi işaret ederek konuştu: “Önder abi, bizim sınıfta bir kızın babası o markette çalışıyor. Bu yüzden kız oradaki herkesi tanıyor. İstersen akşam o arkadaşımızı getirelim sen de tanış, aklındaki soruları sor.”

Önder heyecanla akşamı bekledi. Akşam öğrenciler dersten çıktıktan sonra dört kişilik bir grup halinde kafeye geldiler. Önder’in, daha önceden tanıdığı iki çocuğun yanında iki de kız vardı. Kızlardan biri uzun boylu, geniş yüzlü, ortalama güzellikte bir kızdı. Bir diğeri ise kısa boylu, şişman sayılabilecek bir fiziğe ve rahatsız edici bakışlara sahip bir kızdı. Önder, çocukların yanına gidip merhaba dedikten sonra ne içeceklerini sordu. Sonra bir an kısa bir an kısa boylu kızla göz göze geldiler. Hemen bakışlarını çevirdi ve mutfağa yöneldi. Gerçekten de kısa boylu kız, markette çalışanların hepsini tanıyordu. Önder’in sorduğu kızı da tanıyordu. Hemen kız hakkında bildiklerini sıraladı ama Önder’in en merak ettiği soruya cevap vermemişti: Bu kızın hayatında birisi var mıydı? Kısa boylu kız, Önder’e ona bir gün süre verirse öğrenebileceğini söyledi. Önder sevinçten havalara uçtu. Muhtemelen kızın hayatında kimse yoktu. Böylece Önder kısa sürede kıza açılabilecekti. Kısa boylu kız Önder’den telefonunu istedi, belki kızla konuşunca numarasını bile verebileceğini söyledi. Önder yutkuna yutkuna numarasını söyledi kısa boylu kıza.

Ertesi gün öğrenciler yine aynı saatte geldiler. Kısa boylu kız önceki günün aksine pek bir neşeli, pek bir sevimli gözüküyordu. Önder henüz yanlarına gitmişti ki kısa boylu kız hemen seslendi: “Çok üzgünüm. Sevgilisi varmış. Asla beni rahatsız etmesin dedi.” Önder, dünya başına yıkılıyormuş gibi hissetti. Yüzüne şaşkınlık ve hayal kırıklığının yüklediği bir tebessümle kafenin üst katına çıktı. Lavaboya girip çok uzun yıllar sonra ilk defa ağladı.

O akşam eve zar zor dönmüştü Önder. Aklı fikri darmadağındı. O esnada cep telefonunda yabancı bir numaradan gelen mesajı fark etti: “Uyudun mu?” Önder, ne yapacağını bilemez bir halde telefona bakıyordu. Bir mesaj daha geldi o anda: “Çok mu üzdüm seni bugün?” Önder hemen cevap yazdı: “Olsun, önemli değil. Şimdi mesaj atıyorsun ya o yeter de artar bile bana.” Nefesini tuttu ve beklemeye başladı. Saniyeler, dakikalar geçmedi. Ama başka bir mesaj gelmedi. O gece de uyumadı Önder. Bu heyecan bir süre sonra onda kalıcı bir hüzne ve giderek artan bir ızdıraba dönüştü. “Hayatında başka biri varmış! O zaman neden bana mesaj atıyorsun ki lanet!”

Ertesi gün Önder bir daha o markete gitmemeye yemin etti kendince. Kimseyle doğru dürüst konuşmadı. Patronu onu markete göndermesin diye dua etti durdu sadece. Akşamı zor etti. Birkaç gün daha böyle isteksiz ve bıkkın çalışmaya devam etti. Nihayet patronu Önder’i çağırıp iyice azarladı, kendine çeki düzen vermesini söyledi. Önder ne yapacağını iyi biliyordu. Patronuna ertesi gün gelmeyeceğini söyledi. İşi bırakıyordu.

İki ay geçti. Önder’in ızdırabı yavaş yavaş dindi. Kayboldu. Bir sabah yapacak bir işi olmadığını fark etti. Haftalardır gitmediği eski iş yerine gitmek geldi içinden. “Hem bu saatte patron da yoktur, bir çay içer kalkarım.” diye düşündü. Süpermarketi ise düşünmemeye çalıştı. Bir saat sonra, kafenin bahçesinde oturuyordu. Çayını yudumlarken eski çalışma arkadaşını gördü. Eleman yanına yaklaştı ve sevecenlikle kucakladı Önder’i. Yanına oturup muhabbete başladı.

“Önder neden bıraktın ki kardeşim? Ne güzel anlaşıyorduk.” Önder gülümsedi. “Aslında uzun zaman oldu, pek kimseye de anlatmadım ama ben aşık olmuştum. Karşılık bulamayınca dayanamadım. Kaçtım.” dedi. Eleman aniden bir kahkaha attı. “Abi sen ne yaptın? Karşılık bulamadığını nereden çıkardın? O kısa boylu kızın dediğine mi inandın sen yoksa?” Önder saç diplerinin terlediğini hissetti. Garip bir histir bu. Yalnızca dehşete düştüğünde böyle hissederdi. Eleman konuşmaya devam etti. “O senin samimi olduğun çocuklar geçen buradaydılar. Senden bahsediyorlardı. Kısa boylu bir kız vardı hani. Sen gittikten sonra birkaç defa geldi gitti seni sordu. Bu kız galiba sana aşık olmuş ve seni kandırmış, hatta sana mesaj bile atmış. Senin o markette aşık olduğun kızın sevgilisi falan  da yokmuş.”

Önder, o gün eve hayatında ilk defa sarhoş döndü. Duyduğu her lafa ilk anda inanıp, aptal bir kızın yalanları yüzünden kendi kendine ızdırap ettiği son aylarını düşündü. Okkalı bir küfür savurdu ve uyudu.

İşte bu  Önder’in ibretlik aşk hikayesidir. 60 kere maşallah.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s