Şubat Ayı – Dolunay Project – Moonlight

lightsbynightŞubat ayı ne güzel ay değil mi? Kısacık, çabucak. Şubat ayı dolunayı da bu aya yaraşır şekilde geldi geçti, kısacık ve buz gibi. Yazı gecikti farkındayım. Bunun sebebi Alper ve Yağızhan’la giriştiğimiz akustik projeydi. Çok uzun zamandır Alper’le aklımızda olan Sabhankra şarkılarını akustik yorumlama fikrine Yağızhan’ı da dahil ettik. İlk düzenlemeyi yaptıktan sonra kayıt ve montaj işini bir türlü beceremedik ama.

Ben de bir son dakika fikriyle hem yazılımın bir denemesini yapmak için, hem de işin ileri aşamalarında bizi nelerin beklediğini önceden kestirebilmek adına şu aşağıdaki videoyu yaptım. Sabhankra’nın en unutulmaz parçası, Moonlight’ı akustik olarak yorumladım. Çok kısa oldu, tadımlık. Farkındayım davul tonu ve senkronunda da problemler var. Ama yapabiliyor olmanın verdiği mutlulukla yükledim Youtube’a. Evet harika değil ama idare et işte 🙂

prens02Geçen hafta sonu, yine Küçük Prens sergisi vardı Adımlar’da hem de tam dolunayın çıkacağı günde: Küçük Prens’in Dil Serüveni adıyla. Geçen seneki sergiye göre epey bir geliştirmişler. Baskıların çeşitliliği artmış. Çok ilginç baskılar gördük. Mesela İspanyolca T9 sözlük açıkken yazılmış bir baskı ya da aynadan ters olarak okunabilen baskı… Mikro boyutta resimlendirilip basılmış kitaplar, üç boyutlu kitaplar ve baskısının yılına, özelliğine göre çeşitlenmiş onlarca kitap… Neden bilmiyorum, bir edebiyat müzesi neden böylesine romantik hissettiriyor? Bu sergiyle ilgili başlı başına bir yazı yazacağım. Söz.

prens01
prens03 prens04

Küçük Prens sergisini gezmenin en büyük ödülü de aylar sonra yeniden Volkan’ın ailesiyle buluşmak oldu. Volkan’ın babasını çok severiz. Bir ilkokul öğretmeninden ziyade, bir üniversite hocasına benzer. Duruşu, konuşması ve samimiyetiyle her zaman gönlümüzde taht kurmuştur. (Gerçi çok şükür, dört arkadaş her birimizin ailesinde şahsına münhasır anne ve babalarımız var.) İşte şimdi tüm bu iltifatları alıp ikiyle çarpın. O kişi de Volkan’ın annesi oluyor (üniversite hocası kısmını saymazsak). Rızvan teyzemizin Volkan’la devam eden komik mücadelesi yıllardır anlatageldiğimiz esaslı bir mücadeledir.

Uzun süre görüşemeyince, gelişmelerin de üzerinden yeniden geçmek gerekiyordu. Biz de öyle yaptık. Sonra omzuma biri dokundu: Serkan abi! Günün güzelliğine bakar mısın! Serkan abiyi de uzun süredir görmüyordum. Yarıyıl tatili sebebiyle Trabzon’dan gelmişti ve daimi adresi olan Adımlar Kitabevi’nde takılıyordu. Sağ olsun ayak üstü görüştük biraz.

Daha sonra, hem Serkan Abi’yle hem de Volkanlarla vedalaşıp eve döndük. Uzun süre sonra ilk defa o gece uykum kaçtı. Uyuyamadım ve hatta uyuyamadık. Aklıma gelen senaryoları bir türlü kovamadım. Başladım masallar yazmaya. Ellerini tuttum ve maceradan maceraya koştum. Sana neler oldu bilmiyorum ama ben çok yaralandım. Neyse ki kötüler hak ettikleri cezayı buldular. Zira benim masallarımda kötüler hep kaybederler. İyiler ise asla iyileşemezler.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s