İklim Değişikliği Hibe Programı 2017 – Ankara

ankar007

Evet sevgili okur, geçen hafta ben neredeydim? Ankara‘da! Ne yapıyordum orada? AB tarafından verilen birliğe katılım öncesi mali destek fonun aracılığıyla (IPA), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘na aktarılan hibeden, Bilecik olarak hazırladığımız proje sayesinde küçük bir pay alabilmeyi hak etmiştik çünkü. Ankara’da işte bu proje kapsamında alınan hibenin ne şekilde harcanacağı ve projenin nasıl yürütüleceğine ilişkin bir eğitim programına katıldık.

Hazırladığımız proje, iklim değişikliği alanında mevcut farkındalığın ortaya konularak, yapılacak çalışmalar sayesinde bu seviyeyi daha üst düzeylere çıkarmak ve konuya ilişkin bir takım sürdürülebilir yaptırımlarda bulunmak üzerineydi. Böyle süslü püslü ifade edince ne de güzel duruyor değil mi 🙂

ankara005

ankar003Salı günü Bilecik ekibiyle buluşup Ankara’ya gittik. Burada, Çukurambar tarafında Point Hotel‘e yerleştik. İlk gün pek bir şey olmadı. Ertesi gün bizzat Bakan’ın da katılacağı etkinlikte neler yapacağımızı konulup programladık. Çok yorgun olduğum için hemen uyudum. Ertesi sabah saat 07.30’da otelden servislere bindik ve bu sefer Sheraton Hotel‘e geçtik. Zira etkinliğe Bakan’ın ve Bakanlığın da üst düzey yöneticileri katılacağı için ilgi çok büyüktü. O kadar insanı alabilecek büyüklükte salon çok az sayıda otelde varmış.

ankar012

Ekibimiz

Saat 08.15 civarı kayıt yaptırıp fuaye alanına girdik. Burada hibe almaya hak kazanan 38 farklı projenin her biri için birer stant kurulmuştu. Kendi projemizin standını bulup yerleştik. Yaklaşık iki saat kadar bekledikten ve diğer 37 projeyi inceleyip o ekiplerle tanıştıktan sonra protokol geldi ve program başladı. Salonun tamamına yakını doluydu. Öyle ki Bilecik ekibinde Halk Sağlığı Müdürlüğü‘nden Mehmet Abi ve ben ön taraflarda oturmaya yer bulamadık. Unutmadan ekleyeyim, etkinlikte tam 6 yıl sonra kimi gördüm dersin? Burcu‘yu! Biricik sınıf arkadaşımı. İşte etkinlik başlayınca salonun arka kısımlarında Burcu, Mehmet abi ve ben birlikte oturduk. Etkinliği oradan izledik.

ankar010

Burcu ve ben

Etkinlikte çok değerli konuşmacılar yer aldı ve gerçekten çok önemli kitabi bilgiler verdiler. Şimdi bu konuşmacıları ve konuşmalarından aldığım notları aktarıyorum. Burada yer alan ifadelerin bazılarını ben özet halinde yazmış olabilirim. Rakamlarda ufak tefek hatalar olabilir ve konuşmacıların düşünceleri kendilerini bağlamaktadır.

Açılış konuşmasını NTV‘den tanıdığımız sunucu Simge Fıstıkoğlu yaptı. “İklim Değişikliği Sonumuz Olabilir mi?” sorusu üzerinden konuşmasına yön verdi. Salonu epey kontrolü altına aldı diyebilirim. Konuşmasından notlar:

  • Dünya’nın sıcaklığı ortalama 1,1 C artmıştır.
  • Bu yüzyıl içerisinde Dünya’nın sıcaklığının 1,8 ile 4 C arasından artması bekleniyor.
  • 2006 yılı Dünya tarihinin en sıcak yılı olarak ölçülmüş.
  • İklim değişikliği ve afetlerde en büyük husus hazırlıksız olarak yakalanmasının yol açtığı zararlardır.
  • Ülkemizde ölçülen en yüksek sıcaklık 2010 yılında ölçülmüş. Bu yıl yaklaşık 2 C’lik bir sapma olmuş.
  • Ülkemizde ölçülen en sıcak 5 yılın 3 tanesi, son 10 yıl içerisinde ölçülmüş.
  • Normalde atmosferde, CO2 derişimi 350 ppm’ler civarındadır. Ancak 2017 yılı mayıs ayında bu seviye 410 ppm olarak ölçülmüş.
  • Dünya’da iklim değişikliğine en çok yol açan faaliyetlerin sorumlusu Çin, Kore ve Amerika’dır.
  • İklim değişikliğinin küçük bir sonucu olarak ülkemizde alışık olmadığımız tropikal iklimler ve gün içerisinde radikal sıcaklık değişimleri gözlemliyoruz.
  • Yüksek basınç kuşağının daha kuzeye kayması bekleniyormuş. Bu da tropikal felaketlerin (hortum, sel vb.) yaşanması sonucunu doğurabilir.
  • Yine bir etki olarak, denizlerimizde aşina olmadığımız balık türlerinin çoğalmasından bahsetti ve ekledi “Artık alışık olmadığımız balıkları mı yiyeceğiz?
  • Bu yıl ülkemizde en çok orman yangınının yaşandığı yıllardan biriymiş. Burada çok dokunaklı bir şey ekledi. Haberleri, “Orman yangını sonucunda can kaybı yaşanmadı.” diye sunuyoruz. Can kaybı yaşanmadı. Öyle mi?
  • Bu arada, her şiddetli yağışın sebebi iklim değişikliği değildir. Örneğin kırlangıç fırtınası. Hatta bu fırtına saatli maarif takviminde bile yer alıyormuş. Bu tip yağışlar ve rüzgarlar oluşması beklenen olaylar. İşte asıl problem de beklenmedik olanlar.
  • Simge Hanım yine bir soru sordu: “Uluslararası kamuoyunun ülkeler üzerinde bir yaptırım gücü olabilir mi?”
  • Konuşmasını bitirirken ekledi, haberlerde yeterince teknik bilgi veremediklerinden dert yandı. İklim değişikliği konusunda bir şeyler yapmak için yalnızca iklim haberleri yapmak yeterli değildir.

gokhanaburSimge Hanım’dan sonra sıra ekranların tanınan yüzü ve hava durumu bültenlerini sevdiren adam, Gökhan Abur‘a geldi. Onun sesine, ses tonuna aşina olmayan yoktur değil mi? Onun konuşmasından aldığım notlar şu şekilde:

  • Kendisi meteoroloji yüksek mühendisi, 2004 yılında Kandilli Rasathanesi’nden emekli olmuş.
  • Abur’a göre iklim değişikliği kaçınılmaz bir durum.
  • Kapalı bir fanusa benzeyen atmosfer, ortalama 150 yıllık dönemlerde kendini yenileyebiliyormuş. Elbette bu herhangi bir baskı olmadığı durumda geçerli.
  • Fosil yakıtlardan kurtulmak gerekli ve bu iş için öncelikli bir tedbirmiş.
  • Atmosferin yapısında bulunan fazla karbondioksit buzullarda absorbe edilir. Bu şekilde bir diğer yutak ise denizlerdir. Zira bu ortamda CO2 ile beslenen mikroorganizmalar çok önemlidir. Ve yine bir diğer önemli CO2 yutağı da ormanlardır.
  • Buzulların erimeye başlamasıyla, buralarda absorbe edilen CO2 havaya karışır ve sıcaklığı arttırır.
  • İklim olaylarının ortaya çıkmasında okyanus akıntıları da çok önemlidir. Örneğin, gulf stream akıntısı yavaşlarsa çok soğuk bir kış yaşanır. Burada çarpıcı bir örnek: İngiltere ve Sibirya, aynı enlemlerde yer almalarına karşın, İngiltere’de gulf stream sayesinde iklim diğerine göre daha yumuşaktır.
  • Eğer bu akıntılar yavaşlarsa Arktik’ten soğuk hava gelir.
  • Son bin yılda iki tane mini buzul dönemi yaşanmış. Bunların ilki 1100-1200’lü yıllarda Avrupa’da yaşanmış ve toprağı donan derebeyleri daha ılıman iklimlerde toprak arama yarışına girişmişler. Bu da Haçlı Seferleri’ni başlatmış.
  • İklimin dünya tarihine etkisi her zaman çok önemli olmuş. Yine bir diğer mini buzul çağı da 1600-1700’lü yıllarda Avrupa’da yaşanmış ve bunun sonucunda da üretimin azalması ve yaşam kalitesinin düşmesiyle başlayan olaylar Fransız İhtilali’ni doğurmuş.
  • Dünya iklim tarihinden bir diğer çarpıcı detay: 1816 yılında dünyada yaz mevsimi yaşanmamış. Bunun sebebi de aynı yıl patlayan Tombora Yanardağı‘ndan kaynaklı çok yoğun kül tabakasının atmosferde birikip Dünya sıcaklığını azaltmasıdır. Volkanik patlama sonucu çıkan küller mezosfere kadar ulaşmış.
  • Tarihte ilk defa Osmanlı döneminde Boğaz donmuş. Oysa ki boğazın donması çok çok zor bir ihtimal. Zira boğazın yaklaşık 40 km. altında dünyanın en büyük yer altı nehri akıyormuş. Boğazın ikinci defa donması ise 1954 yılında olmuş.
  • 1929 yılında, İstanbul’da en düşük sıcaklık -13,8 C olarak ölçülmüş.
  • Gökhan Abur, asıl sıkıntının küresel iklim değişikliğinin ardından gelecek olan buzul çağı olduğunu söylüyor.
  • Bir bulutun yağış bırakabilmesi için iç sıcaklığının -10 C’nin altına düşmesi gerekiyormuş.
  • Geçmişte çok ütopik duran şehir selleri artık yaygın olarak yaşanmaya başladı. Her gün haberlerde görüyoruz.
  • Bursa’nın Mudanya ilçesinde doğal bir klima etkisi varmış. Şöyle ki, burası poyraza çok açık bir şehir. Şehri inşa ederken çok iyi düşünmüşler. Rüzgar şehrin içerisinden girip dolaşıp çıkıyor. Bu da doğal bir klima etkisi oluşturuyor.
  • İstanbul ilini yaşanabilir hale getiren iki önemli rüzgar: Lodos ve Poyraz.
  • İstanbul’un en büyük su havzası Ömerli Havzası’dır.
  • Abur, Bakan’a hitaben, şehircilik meteorolojisinin artık ele alınması gerektiğinin altını çizdi.
  • Karadan gelen rüzgar, bir engele çarparsa yükselip yaklaşık 9 kat mesafeye ulaşıyor. Örneğin İstanbul’da gökdelenler karayeli kestiği için bu rüzgarlar daha da şiddetleniyor.
  • Abur başından geçen bir anısını da ekledi. 2013 yılında Galatasaray – Juventus maçı oynanacakmış. Gökhan Abur, NTV Spor kanalıyla birlikte stada gitmiş. Stadın orta noktasında durduğunda karayelin stadın ortasına kadar indiğini fark ediyor. Yani stadın konumu yanlışmış! Ve tam da tahmin ettiği gibi 35. dakikada yoğun kar yağışı sebebiyle maç iptal ediliyor.
  • Abur sunumun sonuna doğru rakamlar verdi: Londra’da kişi başına düşen yeşil alan miktarı 28 metrekare, New York’da 20 metrekare ve İstanbul’da 2 metrekare. Ayrıca bu sorun saksıda ağaç yetiştirilerek çözülecek bir sorun da değil.
  • Abur sunumunun sonunda Belediyelere yönelik efsane mesajlar verdi. Verdiği mesajlar bizim de hep aramızda konuştuklarımızla aynıydı üstelik: Yalnızca üst yapıya önem vermeyin, atıksuyu doğru düzgün yönetin ve dereleri ıslah edin!
bakan

Bakan

Gökhan Abur’un bu güzel sunumundan sonra sahneye çok kısa konuşmalarla önce  Mehmet Selim Uslu (Merkezi Finans İhale Birimi Başkanı) ve ardından Gabriel Munuera Vinals (AB TR Delegasyon Başkanı – Elçi Müsteşar) çıktılar. Vinals, Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması‘nı halen meclisten geçirmediğinden bahsetti. (Yani imza attık ancak meclisten geçirmediğimiz için biz de henüz yürürlüğe girmedi.) Daha sonra sahneye Bakan çıktı ve kendisinden önceki sunumlar için teşekkür etti. Bakanın konuşmasından notlarım şu şekilde:

  • Buzulların erimesi sonucunda ortaya çıkan manzara insanoğlunu ürkütmelidir. Örneğin denizler, son yüzyılda yaklaşık 19 cm yükselmiştir. Bu hususta uluslararası işbirliği şarttır.
  • Önceden daha az üretip daha az tüketiyorduk. Dolayısıyla daha az atık oluşuyordu.
  • An itibariyle Dünya’nın ortalama sıcaklığının 1,1 C arttığı kabul ediliyor.
  • Bakan konuşması sırasında defalarca “vahşi kapitalizm” vurgusu yaptı.
  • Bakan, Kuran’dan bir alıntı yaparak Rum Suresi’nin 41. ayetini okudu: “İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır.”
  • Emanate hıyanet affedilmezdir. Çevre de bir emanettir. Hıyanet edilemez.
  • Kanuni bir gün sarayın bahçesinde gezerken bir ağacın karıncalar tarafından istila edildiğini ve ölmek üzere olduğunu görür. Önce ilaçlatmayı düşünür. Sonra karıncalar aklına gelir. O da hocası Ebu Suud’a bir mektup yazar. Aldığı cevap da en az yazdığı kadar kafiyelidir: Kanuni: Meyve ağaçlarını sarınca karınca, günahı var mı karıncayı kırınca? Hocası: Yarın Hakk’ın divan’ına varınca, Süleyman’dan hakk’ın alır karınca…
  • İklim değişikliğine yol açan faaliyetler bakımından Çin ve Hindistan birlikte %50, ABD %18, AB %15 paya sahipmiş dünyada. Ülkemizin payı ise binde 7.
  • Paris İklim Antlaşması’na biz ülke olarak imza attık. Ancak henüz meclisten geçirip yürürlüğe sokmadık. Bakan, çok net ifade etti: Bu anlaşma kapsamında ülkemize, finans ve teknolojiye erişim sağlanmadıkça antlaşma meclise getirilmeyecek. Çünkü ülkeler arasında adaletli bir paylaşım talep ediyoruz (finansman konusunda).
  • Bakanlığın 2023 hedefleri arasında, ülkemizde kurulması gereken arıtma tesislerinin %100 oranında kurulup devreye alınması da yer alıyor.
  • An itibariyle ülkemizde 253 istasyonda anlık olarak hava kalitesi izleniyor, 270 tane gemi atık alım istasyonu var ve 454 adet mavi bayraklı plajımız var.
  • Türkiye’ye, Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından 2012, 2014 ve 2016 yıllarında Ozon Tabakasını Koruma Onur Madalyası verilmiştir.
  • Bakanlıkta an itibariyle 3000 kişi çalışıyor. Yapılan bir proje sayesinde (Bakanlık ana yerleşkesinde) 4 ay içerisinde, 45 ton kağıt, 60 ton değerlendirilebilir nitelikte atık toplanmış. 45 ton kağıt toplanarak 766 tane ağacın kesilmesi engellenmiş.
  • Bakanlık, artık Belediyelere çöp kamyonu/vidanjör vermeyecek. Çevre Fonu’nundan verilecek yardımlar atıkların kaynakta ayrıştırılması projeleri için verilecek. Bakan çok defa altını çizdi.
  • Bakan son olarak, Donald Trump’ın Paris İklim Antlaşması’ndan çekilmesini eleştirerek, “yakışık alan bir tavır değil” yorumunu yaptı.final

Bakanın konuşmasının ardından toplu fotoğraf çekimi yapıldı. Yemekten önce Bakan tek tek stantları gezip projeler hakkında bilgi aldı. Biz de Bilecik ekibi olarak projemizi anlattık. Daha sonra yemeğe geçtik. Kısa bir süre sonra Burcu da bize dahil oldu. Öğle arasında Burcu’yla yakındaki bir kafede epey sohbet ettik. Hemen ekleyeyim, çok uzun süre sonra gördüğüm bir diğer arkadaşım daha vardı: Orcan. Sanayi Bakanlığı’nda uzman olarak çalışıyor. Yıllar vardı görmemiştim. Bu sayede görüşmüş olduk. Ve yine çok sevgili Erdem Abimi de bulup kucaklaştık. Eskişehir ahh.

ankar006

Öğleden sonraki oturum, günün en etkili sunumunu yapacak olan Prof. Dr. Levent Kurnaz‘la başladı. Levent Hoca sözünü esirgemedi. Rakamları gözümüze soktu ve salon gerçekten nasıl bir felaketin eşiğinde olduğumuzu idrak edebildi. Buyurun:

  • Levent Hoca, kendisinden önceki konuşmacıların buzul çağı düşüncesini reddetti. “Saatli marif takvimi, kırlangıç fırtınası gibi anlatımları boş verin” diye ekledi.
  • Dünya tarihinde son 12000 yıldır çok ciddi sıcaklık değişimleri olmamış. Biz medeniyeti de işte bu iklim şartlarına borçluyuz.
  • Dünya’da her gün Hawai’de bulunan bir istasyonda atmosferdeki CO2 derişimi ölçülüyormuş. Normalde 350 ppm olması gereken CO2 derişimi, sunumdan bir önceki gün 403 ppm olarak ölçülmüş. Ve son 800 bin yıldır da atmosferde hiç bu kadar (günümüzdeki seviyelerde) karbondioksit olmamış.
  • Svante Arrhenius‘un doktora tezi 1896 yılında “eh işte” denilerek kabul edilmiş. Bu tezle adam o yılda “Atmosferdeki CO2 oranı artarsa sıcaklık artar” tezini ortaya atmış. Sonra bu eh işte dedikleri adama 1903’te Nobel Ödülü vermişler. Ve aslında insanoğlu 1896 yılından beri CO2’nin artmasının atmosferdeki sonuçlarını biliyor.
  • Şu anda hedeflenen durum, Dünya’daki ısınmanın 2 C’nin altında tutulmasıdır. Burada bir hesap yaparsak Dünya’nın yaklaşık 816 milyar tonluk karbondioksit kotası kalmış. Her yıl Dünya’da 40 milyar ton karbondioksit salınıyor. Bu durumda da en geç 2037 yılında bu hedeflenen maksimum 2 C artış hedefi aşılmış olacak. Sıkıntı başlayacak.
  • Artık Dünya’da ancak 100 yılda bir görülebilecek felaketleri her sene görmeye başladık.
  • İstanbul’da yakın zamanda görülen sel felaketlerinin ilki 2009 yılındaki Ayamama Deresi olayı. İkincisi 2013 yılında Üsküdar’da meydana gelen sel ve sonuncusu ise bu yıl yaşanan sel.
  • Dünya’da sigortalı iklim zararları her yıl artmaktadır.
  • Dünya’da harddisk üreten üç firma var. 2015’te Tayland’da bu firmalardan iki tanesini su basınca o yıl hardisk fiyatları çıldırdı (ben de mağdur olmuştum o sene).
  • Amerika’ya Paris Antlaşması’nı imzalamıyor diye kızmak yersiz. Evet imzalamıyor ancak çözüm için teknoloji üretiyor.
  • Ülkelerin enerji ihtiyacını, büyüme hızıyla ilişkilendirmemek gerekir.
  • Çin ve Hindistan, Dünya’da en çok güneş ve rüzgar enerjisi planlaması yapan ülkelerdir.
  • Yatağan Termik Santrali her yıl 3.3 milyon ton karbondioksit salıyor.
  • Erişkin bir ağaç yılda 10 kg CO2 absorbe edebiliyor.
  • Meteoroloji bilimi en çok 21 gün öncesine kadar çalışabiliyormuş.

Levent Hoca’nın sunumu epey alkış aldı. Ben de hemen önümdeki sırada oturmasını fırsat bilip kendisini tebrik ettim. Sonrasında sahneye Bakanlık İklim Dairesi Başkanı Mehrali ECER çıktı. Sunumunda aldığım notlar şu şekilde:

  • Sınır tanımayan sorunlara tekil çözüm üretilemez.
  • Paris Antlaşması, uluslararası ölçekte en başarılı antlaşmalardan bir tanesi. Bu açıdan KYOTO protokolü 2020 yılında bitiyor ve ne yazık ki çok başarılı olamadı.
  • Paris Antlaşması, taraf ülkelere 100 milyar dolar yardım öngörüyor. Ülkeleri ise gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler olarak ikiye ayırıyor. Tahmin edin biz hangi gruptayız? Gelişmiş Ülkeler! Dolayısıyla yardım alamıyoruz. Peki sizce Çin hangi statüde? Gelişmekte Olan! Ve yardım alabiliyor. İşte ülkemizin karşı çıktığı haksızlık tam da bu.
  • Antlaşma kapsamında ülkeler, düşük karbonlu büyüme stratejileri hazırlayarak onaylayacak ve sunacaklar. Ve emisyon artış hızları da sınırlanacak.
  • Şu anda ülkemizin 1,2 GW güneş enerjisi, 6 GW rüzgar enerjisi ve 27 GW hidroelektrik kapasitesi var.
  • Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı, bizim yenilenebilir enerji yatırımlarımızı örnek gösteriyormuş. Dünya’nın en büyük ihalelerini yapmışız.
  • Ülkemizde şu an yaklaşık 700 tane çok kirletici kapsamda tesisin bacaları izleniyor bu sayede 200 milyon ton karbondioksit takip edilebiliyor.
  • Dünya Bankası’yla Karbon Piyasası’nın uygulanması yönünde bir projemiz varmış ve çok başarılı yürüyormuşuz. Bizi örnek gösteriyorlarmış.

Daire Başkanının sunumundan sonra son olarak bir panele geçildi. Burada dört farklı katılımcılar iklim değişikliği alanında görüşlerini beyan ettiler. Böylece etkinlik saat 17 civarında bitti. Yaklaşık 40 dakika otelin önünde bekledikten sonra da nihayet bir servis gelip bizi aldı ve otele döndük. O akşam yakındaki bir mekanda buluşup sohbet ettik. Ertesi gün neler olabileceğini konuştuk.

ankar004Ertesi gün sabah hibe eğitimi başladı. Hibe eğitimiyle ilgili kısmı çok detaylandırmayacağım. Daha önce hiç AB projesinde yürütücü ekipte olmamıştım. Olayın bu yönüne çok yabancıydım. Katılımcıların çoğu daha önce benzer projeler yürütmüşlerdi ve tecrübelilerdi. İlk günden gelen soruları duyunca bunu anladım.

Öğlen Alper ve Burcu’yla buluşup yemeğe gittik. Çok keyifli anlardı ne yalan söyleyeyim. hayatlar değişiyor, hayatlarımız… Öğleden sonra da gözlerim yuvalarından fırladı ne diyeceğimi bilemedim. Akşam üzeri yakınlardaki Taurus AVM‘ye gittik Mehmet Abi’yle. Öyle bir dolaştık. Tablete güzel bir çanta aldım. Sonra Alper geldi beni almaya otele. IKEA‘ya gittik. Eskişehir’in iki eksiği var sevgili okur: IKEA ve Dechatlon. Bu buluşma Alper ve benim için bir ilkti. Ona baktıkça yüreğimin derinleri sızladı durdu. Bunu çok candan bir mutlulukla kapattım.

ankar005

Cuma günü eğitimin son günüydü. Akşam 16’da eğitim bitti. Hemen ardından sertifika töreni oldu. Saat 18.15 trenine bilet almıştım. Tren garına erkenden gittiğimiz için bir buçuk saat orada bekledim. Alper geldi ayak üstü görüştük ve daha erken saatteki trenine bindi gitti. Yarım saat sonra ben de yola çıktım. Böylece Ankara macerası bitmiş oldu. Ya da yol boyunca ben öyle düşündüm. Oysa asıl macera döndüğümde başlıyormuş da haberim yokmuş.

ankar000

NOT: Program boyunca yan yana olduğumuz dostlar Mehmet Abi, Burçin Hocam, Pervin Hanım, İbrahim Müdürüm ve Arif Amca’ya teşekkürler, saygılar ve sevgiler.

ankar014

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s