Bir Bahar Dolunayı – Mart’ın Son Akşamı

mesutmatizDışarı müthiş bir hava var. Soğuk değil, tatlı bir esinti var sadece. Bunu söyleyince insanlar şaşırır ama, ben çok üşürüm. Soğuğa karşı öyle pek de dayanıklı değilim. Bu akşam işte öyle bir akşam. Kalabalığız epey. İstanbul var bir tane. Pek heyecanlılar. Oradan oraya savruluyoruz. Yollar, insanlar, mekanlar değişiyor, küçük ekibimiz hep aynı kalıyor. Gece bitip herkesle öpüşünce, başımı bir de kaldırıyorum ki sen! Dolunay, uzaklardaki bir çift göz, tüm şiirlerin ilhamı, tüm öykülerin kaynağı, Merhaba!

Haydi dedim, dayanamadım bir itiraf ettim. Önce anlamadı Halil Abi. Sonra gözleri büyüdü, “Neeeyyy ???” dedi, gecenin bir diğer yarısında. Fazla bir şey söylemedim. Şimdi bunu anlatıyorum çünkü aklım hala dün olan bitenlerde. Neyi nasıl okuduğunu, dinlediğini, konuştuğunu bilmiyorum artık. Tek umudum bu kumsala bir dalga vurmasın. Heba olacak onca emeğim.

Bu aralar okumak için çeşitli kitaplar bastırıyorum. Yanlış anlama, bunlar piyasadan satın alınabilecek kitaplar değiller. İnternette çevrim içi olarak yayımlanan bir kısmı da İngilizce olan içerikler. Hem çok kıymetli olduklarından, hem de kağıttan okumak daha zevkli olduğundan haftada birkaç tane böyle kitap bastırıyorum. Akvaryum için yeni bir proje yaptım. Ancak buraya yazmak için fırsat olmadı. Diğer bir yandan Açık Öğretim’in vize haftası yaklaşıyor. Henüz çalışmaya başlamadım. Bu dönem aldığım dersler geçen dönemin derslerine göre biraz daha uzun ve karmaşık. İlk vizelerden sonra bir değerlendirme yazısı yazarım.

dolunaysuper

Ay’ın Üzerinde Yaşamak

Geçenlerde 45 derece kesim aparatı aldım. Ne işime yaradı dersin? Çerçeveler yapıyorum. Elimdeki ahşap malzemeleri değerlendirerek kendim için çerçeveler yaptım. 45 derece kesim aparatı sayesinde köşeler bire bir örtüşüyor. Önceden bu işi her yapmayı denediğimde muhakkak bir köşenin açısını tutturamıyordum. Bir önceki dolunayda paylaştığım bir görsel vardı hani, “Ay’ın Üzerinde Yaşamak“. Onu çerçeveledim. Güzel de oldu. Göz önünde ancak bir o kadar da gözlerden uzak. Hani her sabah o son basamağı çıktığında gördüğün isim gibi. Hep orada, ancak kimse görmüyor.

Seninle şu şarkıyı keşfettiğimiz gün hala aklımda. Birbirimizden habersiz, belki de binlerce kere dinlemiştik. Ancak ben, o karanlık gecede başımı göğe kaldırıp yüzüne baktığımda anlamıştım her satırını. Gözlerimiz büyümüş, “seeen!” diye haykırdığında mest olmuştuk. Nasıl da yazılmış: “Başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegahın… Tende nemli yumuşaklığı, denizden gelen ahın, gizemli kanatları, ruhta ölüm karanlığının.” Her ay, yalnızca bir gece saltanatın sürüyor göklerde ve tam bir ay yüreğimde… Ruhumdaki ölüm karanlığının aydınlığı sensin. Sen, bu kilidin biricik anahtarısın.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s