Anadolu’da Yaşam ve Ölüme Bakış

aktfiffels01Cumartesi günü, Hazal‘ın davetiyle, yıllardır adını duyduğum ancak bir kere bile kapısından içeri girmediğim bir dernekle, Aktif Felsefe Derneği‘yle tanışma fırsatı buldum. Burada, “Anadolu’da Yaşan ve Ölüme Bakış” isimli konferansa katılacaktık. Biraz gecikmiş olduğum halde saat 16.10’da dernek binasına gittim.

Derneğin binası Odunpazarı’nda, Vişnelik Mahallesi Gül Sokak’ta yer alan tripleks bir binadan ibaret. Bu binanın en alt katı atölye olarak, en üst katı kütüphane, orta kısımlar ise mutfak ve eğitim salonları şeklinde kullanılıyor.

Konferansa on dakika geç gitmeme rağmen, sağ olsun Hazal yer tuttuğu için kürsüye yakın bir yere oturabildim. Ve hiç konuşmadan, hemen notlar almaya başladım. Konferans Duygu ALKAN tarafından veriliyordu. Kendisi çok samimi ve sempatik bir üslupla sırasıyla önce Batı kültüründe, sonra Doğu, sonra Orta Asya ve en son da Anadolu kültüründe “ölüm” kavramını ve ölüme olan bakışa  dair saptamalarını aktardı.

Yazının bundan sonraki kısımlarında anlatılanlardan aldığım notları paylaşacağım. Aldığım notlarda ufak düzeltmeler yaptım. Bir de bahsedilen dizelerin yer aldığı şiirler için linkler verdim.

  • Nekropol – Mezarların bulunduğu alanlar
  • Bugün antik kentlere baktığımızda, eski evlerin sadece temelleri duruyor. Ancak mezarlar hep günümüze ulaşmış. Bunun en güzel örneği Eski Mısır mezarları olan piramitler. Yani buradan anlıyoruz ki yaşarken mezarını düşünmeyen hiçbir toplum yok.
  • Bir mevcut düzende, yaşamakla ilgili çok farklı eğitimler aldık. Fakat ölmekle ilgili hiçbir eğitim almadık, almıyoruz. Bu yüzden ölüm, modern dünyanın tabusudur. Ölüm, normal bir süreçtir. Bunu anlamakta zorlanıyoruz.
  • Psikolojide de en büyük korku olarak ölüm tanımlanır. Eğer herhangi bir şeyden korkuyorsak bunun da altında ölüm korkusu vardır.
  • Ölüm ve Yaşam, aynı madalyonun iki yüzüdür. Madalyonun “yalnızca bir yüzünü seviyorum” demek, asla diğer yüzünün gizlenebileceği anlamına gelmiyor.
  • Hoca güzel bir örnek verdi. Ki bu da bana başka bir kapı açtı. Eskişehir Arkeoloji Müzesi’nde beş bin yıllık bir mezar varmış. Bir küp şeklinde. Ölen kişi içerisine cenin pozisyonunda yerleştiriliyor. “Ölüm, yeni bir doğuma hazırlıktır” düşüncesiyle. Bugüne kadar farklı şehirlerde, bir sürü müze gezdim. Ama kendi şehrimdeki arkeoloji müzesine daha hiç gitmedim. Bunu en kısa sürede yapacağım.
  • Antik uygarlıklar, ölümden sonra da bilincin var olmaya devam ettiği anlayışına sahiptir.
  • Özellikle Eskişehir ve civarında, tümülüs yapıları çok meşhur. Bunlar da Friglerden kalma mezar yapılarıdır aslında. Buralara kişiler eşyalarıyla birlikte gömülüyormuş. Öldükten sonra da bu eşyalara ihtiyacı olacağı düşünülüyormuş.
  • Yine Eskişehir Arkeoloji Müzesi’nde, Roma döneminden kalma, kapı şeklinde bir mezar taşı varmış. Romalılar da ölümü, bir plandan, düzlemden, diğerine geçiş olarak görüyorlarmış.
  • Farklı kültürlerde farklı ölüm kitapları kaleme alınmış. Mısır’ın Ölüler Kitabı’nın ismi “Günışığına Çıkış Kitabı” olarak çevirilebilirmiş. Bir de Tibet’in Ölüler Kitabı var. Bununla ilgili de yapılan çalışmalar mevcut. Temel olarak bahsettiği geçişler ve evreler benzermiş.
  • Türk uygarlığı hakkındaki bilgiler en temel olarak Çin yazılı kaynaklarından öğreniliyor. Her ne kadar taraflı olsa da tarafsız gözlemler de varmış bu kaynaklarda. O dönem Çinliler yerleşik yaşadığı için tarihin kaydını tutmada da Türklerden çok daha iyiler. Göçebe yaşayan Türklerin böyle bir derdi de olmamış.
  • Orta Asya Şaman toplumlarında iki ruh inancı vardır. Bunlar, iki ruhtan bir tanesinin ölünce gittiğine, diğerinin ise ölümsüz olduğuna inanıyorlar. Ölümlü olan ruha “PO”, ölümsüz olana ise “HUN” diyorlar.
  • Ruhu, kuş olarak tasvir ediyorlar. Günümüzde de ölünce “uçtu gitti” dememizin sebebi buradan geliyor. Uçmak, ölmek anlamında.
  • Orta Asya Türkleri, savaşta ölmeyi onur olarak görüyorlar. Çin kaynakları böyle yazıyor. Ancak çadırında, yattığı yerde ölmeyi ise onursuzluk olarak sayıyorlar. Eğer kişi, ölüm karşısında büyük bir soğukkanlılık gösterebiliyorsa, bu da çok büyük bir erdem kabul ediliyor. Çünkü anlayışa göre ölüm, bu dünyadaki yaşamın devamıdır ve öldükten sonraki hayatının nasıl olacağını da bu hayatta yaptıkların ve yaşadıkların belirler.
  • Orhun Abideleri’nden olan Kültigin Anıtı’nda şöyle bir ibare yer alıyor: “Gökte, sanki canlıların arasındaymış gibi olacaksınız.
  • Anadolu’nun 1100-1200’lü yılları çok karışık, istila altında ve zor zamanların olduğu bir dönem. Çünkü Moğol İstilası var. İşte bu dönemde çok fazla bilge insan çıkıyor. Bunlardan ilki Hacı Bektaş-i Veli. İlk erenlerden kabul ediliyor ve bir silsile başlatıyor. İşte bu silsilenin dördüncü kuşağında da Yunus Emre yer alıyor.
  • Tasavvufta aşk kavramı ilahi bir aşkı temsil eder. Tasavvuf, insanı iki kısımdan ibaret inceler: Ten ve Can. Bunları da kendi aralarında basamaklandırır. Böylece elimizde toplam yedi basamak olur. Bunları aşağıdan yukarıya, birden yediye kadar numaralandırabiliriz.

Tıkla dev gibi olsun

  • Ak’li Külli, Doğu Felsefesi’nde de Tanrı’nın içimizdeki kıvılcımı olarak tanımlanır.
  • Bazılarının canı ölür, bazılarının teni ölür. Canı ölenin teni hayattadır ama gönlü hastadır. Tenleri ölüp canları yaşayanlar ise aşıklardır. “ H. Bektaş-i Veli
  • Can, kendini ve Rabbini tanımakla açılır.” H. Bektaş-i Veli
  • Tüm doğu ve batı öğretilerinde temel olan şey: Kendini tanı. Yunanistan’daki Delphi Tapınağı’nın girişinde de aynı söz yazıyor: Kendini Tanı. Doğu kültüründe, Konfüçyüs de aynı şeyi öğütlüyor: Kendini Tanı.
  • Yunus Emre’nin bire bir sözcük anlamı: “Aşk ile yıkanmış”. Yunmak, yıkanmak anlamında.
  • Hz. Muhammed’in bir sözü var ölümle ilgili: “Ölüm bir köprüdür. Dostu, dosta kavuşturur.” İşte bu hadisle ilgili olarak Yunus Emre’nin de bir şiiri var. Biz son dizelerini biliyoruz ama şiirin önceki dizelerinde bu hadise atıf yapıyor: “Dünyaya gelen göçer, Bir bir şerbetin içer, Bu bir köprüdür geçer, Cahiller onu bilmez. Gelin tanış olalım, İşi kolay kılalım, Sevelim sevilelim, Dünya’ya kimse kalmaz.” (http://yunusemresiirleri.com/siir/gelin-tanis-olalim.html)
  • Az önce yukarıda bahsettiğimiz yedi derecenin her biri, kendini şu şekilde ifade eder:

1.Ben acıktım
2.Ben yoruldum
3.Ben nefret ediyorum
4.Ben başarılı olmak istiyorum
5.Ben diğerleri için iyi bir şey yapmak istiyorum
6.Ben onunla birim

  • Bu derecelerden bir tanesi eksik. Son yedinci derece. Onu ya ben not almadım ya da hoca söylemedi. Bunu önümüzdeki hafta soracağım.
  • Bir ben var, benden içeri.” Yunus Emre
  • Hayat bir uykudur, ölünce uyanır insan. Sen erken davran, ölmeden önce uyan.” Mevlana
  • “Maya” sözcük anlamı olarak “yanılsama” demekmiş. Doğu kültüründe yaygın olarak kullanılıyormuş.
  • Herkes ölümden ürker. Sufiler ona bıyık altından güler… Zira zarar sedefe gelir. İçindeki inciye zarar gelmez.” Mevlana
  • Her canlının ölümü, ama bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.” Mevlana
  • Ölüm bizi, onu bir son olarak gördüğümüz için korkutuyor. Burada hoca İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı’nın önünden geçip “Her Nefis Ölümü Tadacaktır” yazısını görerek her gün 4. Levent’teki plazalarına giden çalışanların içinde oluşan can sıkıntısı duygusundan bahsetti. Muazzam bir tespitti bu bence.
  • Çok büyük düşünce adamlarının, felsefecilerin ilginçtir, doğum günleri değil, ölüm günleri anılıyor. Her yıl Mevlana’nın anıldığı ve 17 Aralık’ta kutlanan Şeb-i Aruz en güzel örneği. Bu açıdan ölümleri, onlar için yolculuğun başlangıcı sayılıyor.

Hazal’ın da teşvikiyle, bundan sonra da bu şekilde konferanslara katılacağım gibi görünüyor. Ben herkese de tavsiye ediyorum. Özellikle ücretsiz olarak sunulması, ilgi duyan ancak felsefenin engin denizinde yüzememekten, daha da kötüsü kaybolmaktan korkanlar için güzel alıştırmalar olacaktır. En azından benim için öyle oldu. Bu yüzden bir sonraki konferansın tanıtım broşürünü de yazının altına ekliyorum. Mutlu bir haftaya olması dileğiyle.

“Üzülme herkes ölür. Kimi toprağa kimi yüreğe gömülür. Üzülme, kaybettiğin her şey başka bir surette geri döner.” Mevlana

aktfiffels02

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s